İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/651 E. 2026/387 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/651
- Karar No
- 2026/387
- Karar Tarihi
T.C. ... 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas - Karar No: 2025/651 Esas - 2026/387 T.C. ... 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2025/651 Esas KARAR NO : 2026/387 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R
DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 04/08/2025 KARAR TARİHİ : 22/04/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 15/05/2026 Mahkememizde görülen yukarıda yazılı davanın yapılan açık yargılaması sonunda; DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde, 31/01/2025 tarihinde davalı ...'ün sevk ve idaresindeki 3... .... .... plakalı araç ile müvekkiline ait ... plakalı aracın karıştığı maddi hasarlı trafik kazasında, kaza tespit tutanağına göre davalı sürücünün kusurlu olduğunu, müvekkilinin servis taşımacılığı işiyle iştigal ettiğini ve kaza nedeniyle aracının yaklaşık 25 gün onarımda kalarak ticari faaliyetini sürdüremediğini, bu sebeple ciddi bir kazanç kaybına uğradığını, uğranılan zararın miktarının bilirkişi marifetiyle tespit edilmesi gerektiğini, ... .... .... K. sayılı ilamına göre de araç mahrumiyet bedeline hükmedilmesi gerektiğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, HMK'nın 107. maddesi uyarınca şimdilik 100,00 TL ticari kazanç kaybı bedelinin kaza tarihi olan 31/01/2025 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan tahsilini talep etmiş, 01/04/2026 tarihli talep artırım dilekçesiyle 100,00 TL olan talebini 17.300,00 TL artırarak 17.400,00 TL'ye yükseltmiştir. CEVAP : Davalılar vekili cevap dilekçesinde, davanın zamanaşımına uğradığını, kazanın oluşumunda müvekkillerinin bir kusuru bulunmadığını ve dosyada kesinleşmiş bir kusur raporu olmadığından öncelikle kusur oranlarının belirlenmesi gerektiğini, davacının servis taşımacılığı yaptığını ve tacir olduğunu ispatlayamadığını, tacir sıfatına sahip olsa dahi ticari zararını yalnızca ticari defterleri ve fatura gibi yazılı delillerle kanıtlayabileceğini ancak dosyaya bu yönde somut bir delil sunmadığını, bu durumun talebin reddini gerektirdiğine dair emsal mahkeme kararları bulunduğunu, davacının iddia ettiği 25 günlük onarım süresinin fahiş olduğunu, zira davacının kendi sunduğu ekspertiz raporunda dahi onarım süresinin 10 gün olarak belirtildiğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla ticari kazanç kaybından sigorta şirketlerinin sorumlu olduğunu ve davanın Axa Sigorta'ya ihbar edilmesi gerektiğini savunarak davanın reddini talep etmiştir. DELİLLER : Arabuluculuk son tutanağı, trafik kazası tespit tutanağı, 15/01/2026 tarihli bilirkişi raporu, 09/03/2026 tarihli bilirkişi ek raporu ve tüm dosya kapsamı. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, trafik kazası nedeniyle oluşan ticari kazanç kaybı zararının tazmini istemine ilişkindir. 31/01/2025 tarihinde davalı ...'ün kullandığı, diğer davalı şirkete ait tırın, davacıya ait park halindeki servis minibüsüne çarpması sonucu maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiği, davacı vekilinin, kazada davalı sürücünün tam kusurlu olduğunu, müvekkilinin aracının onarımda kaldığı süre boyunca servis taşımacılığı işini yapamadığını ve bu nedenle ticari kazanç kaybına uğradığını ileri sürerek bu zararın tazmini istemiyle bu davayı açtığı, davalılar vekilinin ise kazada müvekkillerinin kusurunun bulunmadığını, davacının ise yasak yere park etmesi nedeniyle kusurlu olduğunu, davacının tacir olmasına rağmen ticari kazanç kaybını ticari defter ve kayıtlarıyla ispatlayamadığını savunarak davanın reddini talep ettiği görülmüştür. 6098 sayılı TBK'nın 49/1. maddesine göre kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 3. maddesinde işleten, araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehni gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişi olarak tanımlanmıştır. Aynı Kanun'un 85. maddesi hükmüne göre bir motorlu aracın işletilmesinden doğan zarardan o aracın işleteni sorumlu olur. Bu maddede düzenlenen sorumluluk hali tehlike sorumluluğudur. Araç mahrumiyet tazminatı istemi yönünden yapılan değerlendirmede; kural olarak haksız fiilden kaynaklanan tazminat davalarında gerçek zarar ilkesi geçerlidir. Zarar gören, ancak haksız fiil sebebiyle uğradığı gerçek zararını haksız fiil sorumlularından isteyebilir. Yargıtay'ın yerleşik uygulamalarına göre, davacı tarafından araç kiralandığına dair belge veya ödeme belgeleri sunulmasa dahi, hâkim zararı belirleyebilir. Bu durumda mahkemece, davacı aracında oluşan hasarın niteliğine göre makul tamir süresinin belirlenmesi ve bu süre içinde davacının aracını kullanamamaktan doğan zararının (ikame araç bedeli) tespiti gerekir. Davacı, ticari kazanç kaybı talebini ticari defterleri gibi kesin delillerle ispatlayamamış olsa da, ticari aracını kullanamaması nedeniyle uğradığı zararın varlığı açıktır. Bu zararın, aracın mahrum kalınan süre boyunca emsal bir aracın kiralama bedeli üzerinden hesaplanması, gerçek zarar ilkesine uygun düşmektedir. Makine Mühendisi Adli Trafik Uzmanı bilirkişi İbrahim Ütebey tarafından düzenlenen 15/01/2026 tarihli raporda, davalı sürücü ...'ün kavşakta doğrultu değiştirme manevrasını tehlike arz edecek şekilde yaparak KTK'nın 67/a ve 84/f-j maddelerini ihlal etmesi nedeniyle kazanın oluşumunda %75 oranında kusurlu olduğu, davacı Veysel Kavlak'ın ise aracını kavşak köşe başına, duraklamanın yasak olduğu yere park ederek KTK'nın 60/d ve 61/a maddelerini ihlal etmesi ve davalı sürücünün manevrasını kısıtlaması nedeniyle kazanın oluşumunda %25 oranında kusurlu olduğu, hasarlı aracın makul onarım süresinin 15 gün olacağı, ticari kazanç kaybının ise davacının ticari defterleri üzerinde mali müşavir bilirkişi marifetiyle tespit edilmesi gerektiği belirtilmiştir. Aynı bilirkişi tarafından düzenlenen 09/03/2026 tarihli ek raporda, kusur oranları ve onarım süresine ilişkin tespitler tekrarlandıktan sonra, mahkemenin ara kararı uyarınca davacının 15 günlük tamir süresi için eşdeğer ikame araç yoksunluk kaybının, yapılan piyasa araştırması ve hesaplamalar neticesinde toplam 17.400,00 TL olacağı bildirilmiştir. Davacı vekili 26/01/2026 tarihli bilirkişi raporuna karşı beyan ve itiraz dilekçesinde, bilirkişi tarafından müvekkiline atfedilen %25 oranındaki kusur değerlendirmesinin hatalı olduğunu, kaza tespit tutanağında da sabit olduğu üzere müvekkilinin kazada kusursuz olduğunu, ayrıca mahkemenin ticari taksi kazancının sorulmasına yönelik ara kararının, müvekkilinin aracının servis aracı (C plaka) olması nedeniyle hatalı olduğunu beyan etmiştir.
Davalılar vekili 04/02/2026 tarihli bilirkişi raporuna karşı beyan ve itiraz dilekçesinde, kusur oranına yönelik tespiti kabul etmediklerini ve ATK Trafik İhtisas Dairesinden rapor alınmasını talep ettiklerini, davacının ticari kazanç kaybını ticari defter ve kayıtları ile ispatlayamadığını, bu nedenle davanın reddi gerektiğini bildirmiştir. Davacı vekili 30/03/2026 tarihli bilirkişi ek raporuna ilişkin beyan dilekçesinde, ek raporda ulaşılan sonuçların dosya kapsamındaki delillerle uyumlu, gerekçeli ve denetime elverişli olduğunu, raporun hüküm kurmaya elverişli olduğunu ve davalarının haklılığının sabit hale geldiğini beyan etmiştir. Davalılar vekili 30/03/2026 tarihli bilirkişi ek raporuna karşı beyan ve itiraz dilekçesinde, kusur oranına yönelik tespiti kabul etmediklerini ve ATK'dan rapor alınması taleplerini yinelediklerini, davacının talebinin ticari kazanç kaybı olmasına rağmen bilirkişi tarafından taleple bağlılık ilkesine aykırı olarak ikame araç bedeli hesaplandığını, bu iki zarar kaleminin farklı olduğunu, davacının ticari kazanç kaybını ticari defterleriyle ispatlayamadığını, bu nedenle davanın reddi gerektiğini ileri sürmüştür. Bu açıklamalar ışığında dosya kapsamı değerlendirildiğinde, trafik kazası tespit tutanağı, mahkememizce dosyaya uygun ve gerekçeli görülerek hükme esas alınan 15/01/2026 tarihli bilirkişi raporu ile 09/03/2026 tarihli bilirkişi ek raporu ve tüm dosya kapsamına göre; 31/01/2025 tarihinde davalı ...'ün kullandığı, diğer davalı şirkete ait tırın, davacıya ait park halindeki servis minibüsüne çarpması sonucu maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiği, kazanın oluşumunda davalı sürücü ...'ün kavşakta usulsüz manevra yapması nedeniyle %75 oranında, davacının ise aracını kavşak içine yasak yere park etmesi nedeniyle %25 oranında kusurlu olduğu, davacının ticari kazanç kaybı talebini ticari defter ve kayıtları ile ispatlayamamış ise de, haksız fiillerde geçerli olan gerçek zarar ilkesi uyarınca, ticari aracını kullanamamaktan kaynaklanan zararının varlığının kabulü gerektiği, bu zararın, aracın onarımı için gerekli olan ve bilirkişi tarafından 15 gün olarak belirlenen makul süre boyunca emsal bir aracın kiralama bedeli üzerinden hesaplanmasının hakkaniyete uygun olduğu, bilirkişi ek raporunda bu şekilde yapılan hesaplama ile davacının toplam zararının 17.400,00 TL olarak belirlendiği, davalıların %75 kusur oranına göre sorumlu oldukları miktarın (17.400,00 TL x %75) 13.050,00 TL olduğu, davalılar vekilinin, davacının talebinin ticari kazanç kaybı olduğu, ancak hesaplamanın ikame araç bedeli üzerinden yapıldığı ve taleple bağlılık ilkesine aykırılık oluştuğu yönündeki itirazının, davacının talebinin özü itibarıyla aracını kullanamamaktan kaynaklanan zararın tazminine yönelik olduğu ve bu zararın en somut ve objektif olarak ikame araç bedeli ile belirlenebileceği anlaşıldığından yerinde olmadığı anlaşıldığından aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın kısmen kabulü ile, 13.500,00 TL kazanç kaybının 31/01/2025 kaza tarihinden itirabren işleyecek 3095 sayılı Kanun'un 2/2. maddesinde belirtilen şekilde değişen oranlarda avans faizi ile birlikte davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 2-Kabul edilen 13.500,00 TL üzerinden binde 68,31 oranında hesaplanan 922,18 TL karar ve ilam harcından 615,40 TL peşin harç, 295,50 TL ıslah harcı toplamı olan 910,90 TL harcın düşümü ile eksik kalan 11,28 TL harcın davalılardan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından yatırılan 615,40 TL başvuru harcı, 615,40 TL peşin harç, 87,50 TL vekalet harcı, 295,50 TL ıslah harcı olmak üzere toplam 1.613,80 TL harcın davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 4-Davacının karşıladığı 500,40 TL tebligat gideri, 6.000,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 6.500,40 TL yargılama giderinin, kabul / talep oranına göre hesaplanan 5.043,41 TL'sinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, geri kalan 1.456,99 TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 5-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A maddesinin 13. fıkrası uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 4.700,00 TL arabuluculuk ücretinin, kabul / talep oranına göre hesaplanan 1.053,45 TL'sinin davacıdan, 3.646,55 TL'sinin davalılardan alınarak hazineye gelir kaydına, 6-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca kabul edilen 13.500,00 TL üzerinden takdir edilen 13.500,00 TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 7-Davalılar kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca reddedilen 3.900,00 TL üzerinden takdir edilen 3.900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, 8-Karar kesinleştiğinde taraflardan alınan avansın harcanmayan kısmının re'sen yatırana iadesine, Dair davacı vekilinin yüzüne karşı, davalılar vekilinin yokluğunda, dava değeri itibarı ile kesin olarak verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 22/04/2026
¸ e-imzalıdır ¸ e-imzalıdır