İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/612 E. 2026/385 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/612
- Karar No
- 2026/385
- Karar Tarihi
T.C. ...12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas - Karar No: 2025/612 Esas - 2026/385 T.C. ANKARA 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2025/612 Esas KARAR NO : 2026/385 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R
DAVA : Tazminat (Özel Sigorta Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 21/07/2025 KARAR TARİHİ : 22/04/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 15/05/2026 Mahkememizde görülen yukarıda yazılı davanın yapılan açık yargılaması sonunda; DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde, 13/03/2025 tarihinde müvekkiline ait ... plakalı araca, davalı ... Sigorta A.Ş. tarafından Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası poliçesi ile sigortalanan ... plakalı aracın sürücüsünün tam kusurlu eylemiyle arkadan çarparak maddi hasarlı trafik kazasına sebebiyet verdiğini, kaza nedeniyle müvekkilinin sıfır olarak aldığı aracın onarım gördüğünü ve ikinci el piyasa değerinde ciddi bir düşüş yaşandığını, oluşan değer kaybı miktarının tespiti uzmanlık gerektirdiğinden ve müvekkilce belirlenemediğinden HMK'nın 107. maddesi uyarınca davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığını, davalı sigorta şirketine yapılan arabuluculuk başvurusunun, ... .... .... Esas sayılı ilamı uyarınca, sigorta şirketini riziko hakkında bilgilendirdiği ve bu nedenle sigorta şirketine ayrıca yazılı başvuru yapma dava şartının yerine getirilmiş sayılması gerektiğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 100,00 TL değer kaybı tazminatının kaza tarihi olan 13/03/2025 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 12/03/2026 tarihli talep artırım dilekçesiyle 100,00 TL olan talebini, 19/12/2025 tarihli bilirkişi raporu doğrultusunda 45.000,00 TL'ye yükseltmiştir. CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde, müvekkil şirketin yerleşim yerinin İstanbul olması nedeniyle HMK'nın 6/1. maddesi uyarınca mahkemenin yetkisine itiraz ettiğini, davacının dava açmadan önce müvekkil şirkete usulüne uygun bir başvuruda bulunmaması nedeniyle dava şartı yokluğu bulunduğunu, alacağın belirlenebilir olması nedeniyle HMK'nın 107. maddesi kapsamında belirsiz alacak davası olarak açılmasında hukuki yarar bulunmadığını ve zamanaşımı def'inde bulunduklarını, esasa ilişkin olarak ise kazaya karışan ... plakalı aracın müvekkili şirket nezdinde ZMMS poliçesi ile sigortalı olduğunu ve sorumluluklarının sigortalının kusuru ile kaza tarihi itibarıyla geçerli olan 300.000,00 TL'lik poliçe limitiyle sınırlı olduğunu, kaza sonrası yapılan ekspertiz raporuna istinaden davacıya 27/03/2025 tarihinde 19.700,00 TL maddi hasar ödemesi yapıldığını, değer kaybı talebinin yerinde olmadığını, zira aracın geçmiş hasar kayıtlarının incelenmesi gerektiğini ve sigortalı sürücüye atfedilebilecek bir kusur bulunmadığını, haksız fiilden kaynaklanan uyuşmazlıkta davacının poliçe tarafı olmaması ve sigortalı aracın hususi olması nedenleriyle talep edilen avans faizinin yersiz olduğunu savunarak, öncelikle davanın usulden, aksi halde esastan reddine karar verilmesini istemiştir. DELİLLER : Arabuluculuk son tutanağı, 13/03/2025 tarihli trafik kazası tespit tutanağı, davalıya ait ZMMS poliçesi, hasar dosyası, 19/12/2025 tarihli makine mühendisi bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı. . DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, trafik kazası nedeniyle araçta meydana gelen değer kaybı zararının tazmini istemine ilişkindir. 13/03/2025 tarihinde davacıya ait ... plakalı araç ile davalı ... Sigorta A.Ş. tarafından ZMMS poliçesi ile sigortalı ... plakalı aracın karıştığı maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiği, davacı vekilinin, kazada sigortalı araç sürücüsünün tam kusurlu olduğunu, bu nedenle müvekkilinin aracında oluşan değer kaybı zararının tazmini istemi ile bu davayı açtığı, davalı vekilinin ise yetki, zamanaşımı, dava şartı yokluğu ve hukuki yarar yokluğu itirazlarında bulunduğu, esastan ise sigortalı sürücünün kusurunun bulunmadığını, talep edilen zararın fahiş olduğunu savunarak davanın reddini istediği görülmüştür. İşletenin sorumlu olduğu zararların belirlendiği 2918 sayılı KTK'nun 85. maddesinde "Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar." düzenlemesi, aynı Kanun'un 91/1. maddesinde ise "İşletenlerin, bu Kanunun 85 inci maddesinin birinci fıkrasına göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur." hükmü yer almaktadır. 2918 sayılı KTK'nun "Zorunlu mali sorumluluk sigortası dışında kalan hususlar" başlıklı 92. maddesinde ZMMS kapsamı dışında kalan hususlar sayılmış olup, bu haller dışında sigortacı, sigortalı aracın sebep olduğu zararlardan sigorta sözleşmesi kapsamında, sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında ve sigorta limiti ile sorumludur. Değer kaybı tazminatı istemi yönünden yapılan değerlendirmede; meydana gelen kaza nedeni ile araçta değişen parçalar veya yapılan onarım nedeni ile meydana gelen değer kaybı gerçek zarar kalemleri arasında sayılır. Araçta meydana gelen değer kaybı gerçek zarar kalemleri arasında bulunmakta olup, trafik sigortacısı meydana gelen değer azalmasından sorumludur. Anayasa Mahkemesi'nin 17/07/2020 tarih ve 2019/40 Esas, 2020/40 Karar sayılı kararı ile 2918 sayılı Kanun'un 90. maddesindeki "Genel Şartlar" ibaresinin iptal edilmesiyle, değer kaybının ZMMS Genel Şartları'na göre hesaplanmasının yasal dayanağı kalmamış olup, gerçek zarar ilkesi gereğince değer kaybının, Yargıtay'ın yerleşik uygulamaları dikkate alınarak kaza tarihindeki serbest piyasa koşullarına göre, aracın kazadan önceki hasarsız ikinci el piyasa değeri ile onarılmış haldeki ikinci el piyasa değeri arasındaki farka göre belirlenmesi gerekir. Makine Mühendisi Adli Trafik Uzmanı bilirkişi İbrahim Ütebey tarafından düzenlenen 19/12/2025 tarihli raporda, davalı sigorta şirketine sigortalı ... plakalı aracın sürücüsü Fatih Kapiz'in, önünde duraklama halinde olan davacı idaresindeki ... plakalı araca arkadan çarptığı, bu eylemiyle 2918 sayılı KTK'nın 52/b-c, 56/c ve 84/d maddelerinde düzenlenen kuralları ihlal ederek kazanın oluşumunda %100 oranında asli kusurlu olduğu, davacı sürücü Yasin Sürücü'nün ise herhangi bir kural ihlali bulunmadığından kusursuz olduğu; davacıya ait 2024 model Cupra Leon marka aracın kaza tarihindeki hasarsız piyasa rayiç değerinin 2.020.000,00 TL, onarıldıktan sonraki piyasa değerinin ise 1.975.000,00 TL olduğu, bu nedenle araçta meydana gelen reel değer kaybının (2.020.000,00 TL - 1.975.000,00 TL) 45.000,00 TL olarak hesaplandığı bildirilmiştir. Davacı vekili 19/12/2025 tarihli bilirkişi raporuna yönelik olarak verdiği 05/01/2026 tarihli beyan ve itiraz dilekçesinde, raporda müvekkilinin kusursuz, karşı taraf sürücüsünün ise tam kusurlu olduğunun isabetli bir şekilde tespit edildiğini, ancak müvekkile ait araçta meydana gelen değer kaybı zararının raporda hesaplanan 45.000,00 TL'nin üzerinde olduğunu, bu nedenle rapordaki hesaplamanın eksik olduğunu ve aleyhe olan bu tespiti kabul etmediklerini beyan etmiştir. Bu açıklamalar ışığında dosya kapsamı değerlendirildiğinde, 13/03/2025 tarihli trafik kazası tespit tutanağı, davalıya ait ZMMS poliçesi, mahkememizce dosyaya uygun, ayrıntılı ve gerekçeli görülerek hükme esas alınan 19/12/2025 tarihli makine mühendisi bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; 13/03/2025 tarihinde davacıya ait ... plakalı aracın durur vaziyette iken, davalı sigorta şirketi tarafından ZMMS poliçesi ile sigortalı ... plakalı aracın sürücüsünün dikkatsiz ve tedbirsizce arkadan çarpması sonucu maddi hasarlı trafik kazasının meydana geldiği, kazanın oluşumunda davalı sigorta şirketinin sigortalısı araç sürücüsünün 2918 sayılı KTK'nın 84/d maddesi uyarınca %100 oranında asli kusurlu olduğu, davacı sürücünün ise kusurunun bulunmadığı, kaza nedeniyle davacının 2024 model aracında meydana gelen hasarın onarıldığı, ancak aracın hasar kaydına sahip olması, onarım ve boya işlemlerine maruz kalması nedeniyle ikinci el piyasa değerinde düşüş yaşandığı, hükme esas alınan bilirkişi raporunda bu değer kaybı zararının, aracın kaza öncesi ve sonrası piyasa değerleri arasındaki fark dikkate alınarak 45.000,00 TL olarak hesaplandığı, davalı vekilinin yargılamanın başında ileri sürdüğü yetki ve zamanaşımı itirazlarının yasal dayanaktan yoksun olması nedeniyle ön inceleme aşamasında reddedildiği, davacının dava açmadan önce arabuluculuk yoluna başvurmasının KTK'da öngörülen sigortacıya başvuru şartını yerine getirdiği, bu nedenle davalının temerrüde düşürüldüğü tarih olarak arabuluculuk son tutanağı tarihinin esas alınması gerektiği, uyuşmazlığın haksız fiilden kaynaklanması nedeniyle talep edilen ticari avans faizi yerine yasal faize hükmedilmesinin hakkaniyete uygun olacağı anlaşıldığından aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın kabulü ile, 45.000,00 TL değer kaybı tazminatının 24/06/2025 arabuluculuk son tutanağı tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 2-Kabul edilen 45.000,00 TL üzerinden binde 68,31 oranında hesaplanan 3.073,95 TL karar ve ilam harcının, 615,40 TL peşin harç, 3.075,00 TL tamamlama harcı toplamı olan 3.690,40 TL harçtan düşümü ile artan 616,45 TL harcın karar kesinleştiğinde ve istek halinde yatırana geri verilmesine, 3-Davacı tarafından yatırılan 615,40 TL başvuru harcı, 615,40 TL peşin harç, 87,50 TL vekalet harcı, 3.075,00 TL tamamlama harcı olmak üzere toplam 4.393,30 TL harçtan, davacıya geri verilmesine karar verilen 616,45 TL harcın düşümü ile kalan 3.776,85 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-Davacının karşıladığı 120,00 TL tebligat gideri, 6.000,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 6.120,00 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A maddesinin 13. fıkrası uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 4.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 6-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca kabul edilen 45.000,00 TL üzerinden takdir edilen 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Karar kesinleştiğinde taraflardan alınan avansın harcanmayan kısmının re'sen yatırana iadesine, Dair davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı vekilinin yokluğunda, dava değeri itibarı ile kesin olarak verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 22/04/2026
¸ e-imzalıdır ¸ e-imzalıdır