İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/764 E. 2025/663 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/764
Karar No
2025/663
Karar Tarihi

T.C. ........ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/764 Esas - 2025/663 TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. ........ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2025/764 KARAR NO : 2025/663

...............x..........x........... x.....x.........x............x ............x..............x........... .x...............x..................x

DAVA : İflas (Doğrudan Alacaklı Tarafından Talep Edilen İflas (İİK 177)) DAVA TARİHİ : 17/10/2025 KARAR TARİHİ : 11/11/2025 KARAR Y. TARİHİ : 27/11/2025 Mahkememizde görülmekte olan İflas (Doğrudan Alacaklı Tarafından Talep Edilen İflas (İİK 177)) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı şirket bünyesinde işçi olarak çalışmakta iken 30.06.2022 tarihinde işyerinin kapanması nedeni ile iş akdine son verildiğini fakat kıdem tazminatı, yıllık izin alacağı, fazla mesai ücret alacağı, UBGT ücreti ve ücret alacağının müvekkile ödenmediğini, bu alacakların tahsili amacı ile 31.03.2023 tarihinde .......... 1. Asliye Hukuk Mahkemesinde (İş Mahkemesi sıfatıyla) işçilik alacaklarının ödenmesi talepli dava açıldığını, Mahkemenin 09.10.2023 tarihli 2023/106 Esas ve 2023/361 Karar sayılı ilamı ile toplam 17.416,35-TL işçilik alacağına kesin olarak hükmedildiğini, 31.10.2023 tarihinde ilamın takibe konulduğunu ve ........ 5. Genel İcra Müdürlüğünün 2023/224998 sayılı dosyası ile 07.11.2023 tarihli icra emri gönderilmesine rağmen davalı tarafından ödeme yapılmadığını, icra dosyasında davalı şirketin güncel bakiye borç miktarı 64.706,99 TL olduğunu, icra dosyası muhtevasında davalı şirketin banka hesaplarına haciz konulmasına rağmen davalı şirket, şirkete ait banka hesapları kullanmadan başka hesaplar aracılığı ile hileli bir şekilde ticaret hayatını devam ettirdiğini, davalı şirkete karşı yapılan bütün takiplerin sonuçsuz kaldığını, bu nedenlerle davalı şirketin doğrudan iflasını talep ettiklerini, müvekkiline uzun süredir tedavi gördüğünü, bu süreçte hem çalışamadığını hem de davalı şirket tarafından alacağını alamadığından mağdur olduğunu, müvekkilinin alacağına kavuşabilmesi için dava masraflarını dahi ödeyecek durumu olmadığını beyan ederek adli yardım talebinin kabulünü, davalı şirketin iflasını talep etmiştir. CEVAP: Davalı yana dava dilekçesi tebliğ edilmemiştir. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE HMK’nun harç ve avans ödenmesi başlıklı 120. maddesinde; "(1) Davacı, yargılama harçları ile her yıl Adalet Bakanlığınca çıkarılacak gider avansı tarifesinde belirlenecek olan tutarı, dava açarken mahkeme veznesine yatırmak zorundadır. (2) Avansın yeterli olmadığının dava sırasında anlaşılması hâlinde, mahkemece, bu eksikliğin tamamlanması için davacıya iki haftalık kesin süre verilir.” hükmü getirilmiştir. Anılan maddenin gerekçesinde ise: “Madde ile, dava açılırken yargılama harçlarının mahkeme veznesine yatırılması zorunluluğu düzenlenmiştir. Maddede ayrıca, 1086 sayılı Kanunda yer almayan, yeni bir düzenleme yapılarak, her türlü tebligat ücretleri, keşif giderleri, bilirkişi ve tanık ücretleri gibi giderleri karşılayacak tutarın, avans olarak davacı tarafından dava açarken yatırılması zorunluluğu getirilmiştir. Bu avansın yetmemesi durumunda ise tamamlanması için davacıya kesin süre verileceği hususu hüküm altına alınmıştır. Avans miktarının, davanın türü ve özelliklerine göre her yıl Adalet Bakanlığınca ilân edilecek tarifeye göre belirleneceği, maddede yer almıştır. Maddede yapılan bu düzenlemeyle, gerekli masrafların zamanında yatırılmamasından dolayı davaların gecikmesinin önüne geçilmesi amaçlanmıştır” ifadelerine yer verilmek suretiyle, her türlü tebligat ücretleri, keşif giderleri, bilirkişi ve tanık ücretleri gibi giderleri karşılayacak tutarın, avans olarak davacı tarafından dava açarken yatırılması zorunluluğu getirildiği vurgulanmıştır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun delil ikamesi için avans başlıklı 324 maddesinde ise “(1) Taraflardan her biri ikamesini talep ettiği delil için mahkemece belirlenen avansı, verilen kesin süre içinde yatırmak zorundadır. Taraflar birlikte aynı delilin ikamesini talep etmişlerse, gereken gideri yarı yarıya avans olarak öderler. (2) Taraflardan birisi avans yükümlülüğünü yerine getirmezse, diğer taraf bu avansı yatırabilir. Aksi hâlde talep olunan delilin ikamesinden vazgeçilmiş sayılır. (3)Tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyeceği dava ve işler hakkındaki hükümler saklıdır.” hükmü getirilmiştir. Anılan madde gerekçesinde de: “Harç ve avans ödenmesi” başlıklı 125 inci maddede davacının dava masraflarının karşılığı olarak avans ödemesi öngörülmüştür. Bu avans, davacının delillerinin toplanması için yapılması gereken harcamaları da kapsar. Bu maddede ise daha çok davalının delillerinin toplanması için ödenmesi gereken avans düzenlenmiştir. Öte yandan davacının avansı yönünden “Dava şartları” başlıklı 119 uncu maddede hüküm getirilmiştir. Davacının avansı yatırmış olması dava şartlarındandır. Şu hâlde davacı avansının yargılamanın devamı sırasında yetersiz kalması hâlinde, uygulanacak hüküm, bu maddeden ziyade 125 inci madde hükmüdür…” ifadelerine yer verilmek suretiyle, gider avansının davacının dava masraflarının karşılanması amacıyla delil avansının ise daha çok davalının delillerinin toplanması amacıyla getirildiği vurgulanmıştır. 03.04.2012 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanan Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yönetmeliğinin 45. maddesinde: “(1) Davacı, yargılama harçları ile her yıl Bakanlıkça çıkarılacak gider avansı tarifesinde belirlenecek olan tutarı dava açarken mahkeme veznesine yatırmak zorundadır. Gider avansı, her türlü tebligat ve posta ücretleri, keşif giderleri, bilirkişi ve tanık ücretleri gibi giderler için davacıdan alınan meblağı ifade eder. (2)Adli yardım talebiyle açılan dava ve işlerde adli yardım konusunda bir karar verilinceye kadar harç, gider ve delil avansı alınmaz. Kanunlardaki özel hükümler saklıdır. (3)Gider avansının yeterli olmadığının dava sırasında anlaşılması halinde, mahkemece bu eksikliğin tamamlanması için davacıya iki haftalık kesin süre verilir. Dava şartı olan gider avansının yatırılmaması veya tamamlanmaması halinde, dava, dava şartı yokluğundan reddedilir. (4)Taraflardan her biri ikamesini talep ettiği delil için mahkemece belirlenen avansı, verilen kesin süre içinde yatırmak zorundadır. Delil avansı, tarafların dayandıkları delillerin giderlerini karşılamak üzere mahkemece belirlenen kesin süre içinde ödemeleri gereken meblağı ifade eder. Taraflar birlikte aynı delilin ikamesini talep etmişlerse, gereken gideri yarı yarıya avans olarak öderler. Taraflardan biri avans yükümlülüğünü yerine getirmediğinde, diğer taraf bu avansı da yatırabilir. Delil avansını yatırmayan taraf, o delilin ikamesinden vazgeçmiş sayılır. Tarafların üzerinde tasarruf edemeyecekleri dava ve işlerle, kanunlardaki özel hükümler saklıdır…” hükmü getirilmiştir. Yönetmeliğin 45. maddesinde gider avansı ve delil avansı birlikte düzenlenmiş olup, gider avansının, her türlü tebligat ve posta ücretleri, keşif giderleri, bilirkişi ve tanık ücretleri gibi giderler için davacıdan alınan meblağı ifade ettiği, davacının, her yıl Bakanlıkça çıkarılacak gider avansı tarifesinde belirlenecek olan tutarı dava açarken mahkeme veznesine yatırmak zorunda olduğu, delil avansının ise tarafların dayandıkları delillerin giderlerini karşılamak üzere mahkemece belirlenen kesin süre içinde ödemeleri gereken meblağı ifade ettiği vurgulanmıştır. Bir davanın açılmasıyla başlayan yargılama faaliyetinde, karara ulaşmak bakımından, mahkeme ve taraflarca yapılması gereken belirli işlemler bulunmakta olup, her işlemin belli bir zaman aralığında yapılması gerekmektedir. Usul hükümleri ile normatif bir değer kazanan bu zaman aralıklarına süre denilmektedir. Böylece usul işlemlerinin yapılması zamansal olarak tarafların ya da mahkemenin arzularına, inisiyatifine bırakılmamış olmaktadır. ........ Bölge Adliye Mahkemesi 24. Hukuk Dairesi'nin 19/10/2022 tarih, 2021/782 Esas, 2022/1162 Karar sayılı kararında belirtildiği üzere, kesin süreye ilişkin ara kararının verilmesiyle karşı taraf lehine usulü kazanılmış hak doğmaktadır. Bu ilkenin doğal sonucu, yargısal kesin süreyle sadece tarafların değil, hakimin de bağlı olduğu, dolayısıyla hakimin bu tür bir ara kararından dönmesinin hukuken geçersiz bulunduğudur. Kısaca; ister kanun, ister hakim tarafından tayin edilmiş olsun, kesin süre içerisinde yerine getirilmeyen bir işlemin, bu süre geçtikten sonra yerine getirilmesi olanaklı değildir. Öte yandan, 6100 sayılı HMK'nun 94. maddesi uyarınca kesin süreye ilişkin ara kararının hiçbir duraksamaya yer vermeyecek biçimde açık olması taraflara yüklenen yükümlülüklerin, yapılması gereken işlerin neler olduğunun ve her iş için yatırılacak ücretin hiçbir şüpheye yer vermeyecek şekilde açıklanması gerekir. Ayrıca verilen sürenin amaca uygun, yeterli ve elverişli olması, kesin süreye uymamanın doğuracağı hukuki sonuçların açık olarak anlatılması ve anlatılanların tutanağa geçirilmesi, bunlara uyulmaması durumunda mevcut kanıtlara göre karar verilip, gerektiğinde davanın reddedileceğinin açıkça bildirilmesi suretiyle ilgili tarafın uyarılması gerektiği her türlü duraksamadan uzaktır. Bazı hallerde kesin sürenin kaçırılması, o delile veya hakka dayanamamak gibi ağır sonuçları birlikte getirmekte, davanın kaybedilmesine neden olmaktadır. Böyle bir durumda, geciken adaletin adaletsizlik olduğu düşünülerek, davaların uzamasını veya uzatılmak istenmesini engellemek üzere getirilen kesin süre kuralı, kanunun amacına uygun olarak kullanılmalı, davanın reddi için bir araç sayılmamalıdır. Bu cümleden olarak, kesin sürenin amacına uygun olarak kullanılması ve yeterli uzunlukta olmasının yanı sıra, tarafların yargılamadaki tutumları ile süreye konu işlemin özelliğinin de göz önünde bulundurulması gerekir. (Benzer ilkelere YHGK’nun 18.02.1983 gün 1980/1-1284, 1983/141; 22.11.1972 gün 8/832, 935; 13.10.2010 gün 2010/17-510-485; 28.04.2010 gün 2010/2-221-241 ve 28.03.2012 gün 2012/19-55-2012-249 sayılı kararlarında da değinilmiştir.) Bu yasal düzenlemeler göstermektedir ki, taraflar; dinlenmesini istedikleri tanık ve bilirkişinin veya yapılmasını istedikleri keşif ve sair işlemlerin masraflarını, mahkeme veznesine yatırmaya mecbur olup, hakim tarafından verilen sürede gerekli masrafı vermeyen tarafın talebinden sarfınazar ettiği kabul edilir. Hakimin, bu masrafların yatırılması konusunda verdiği sürenin kesin olduğunu usulünce karara bağladığı hallerde, kesin süreye uymayan tarafın bu delile dayanma olanağı kalmaz. Kesin süre tarafların yanında hakimi de bağlayacağından uyulmaması halinde, gereğinin hakim tarafından hemen yerine getirilmesi gerekir. Mahkememizin 20/10/2025 tarihli ara kararı ile; "Davacı tarafın adli yardım talebinin REDDİNE, Davacının ödemesi gereken 615,40 TL başvuru harcı ile 615,40-TL peşin harç olmak üzere toplam 1.230,80- TL harcın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta kesin süre içeresinde yatırması, aksi halde Harçlar Kanunun 30 ve HMK. 150 maddesi uyarınca dosyanın işlemden kaldırılacağının ihtarına, ihtarın kararın davacı vekiline tebliğ suretiyle yerine getirilmesine, Davacı vekiline; dosyada gider avansı bulunmadığından HMK 114/1-g ve 115 maddeleri uyarınca 1.500,00 TL gider avansın iki hafta kesin süre içinde yatırılması, aksi halde davanın dava şartı yokluğu nedeniyle reddedileceğinin ihtarına," karar verildiği, kararın 27/10/2025 tarihinde davacı vekiline tebliğ edildiği görülmüştür. Davacı vekili 09/11/2025 tarihli dilekçesi ile; dava harcını 10/11/2025 tarihinde yatırdıklarını ancak gider avansının yatırılamadığını gider avansının süresi içerisinde yatıramayacaklarından davanın usulden reddine karar verilmesini talep etmiştir. Bu itibarla Mahkememizce davacı yana 1.500,00 TL gider avansını yatırmak üzere 2 hafta kesin süre verildiği, belirtilen ara kararın 27/10/2025 tarihinde tebliğ edildiği, kesin sürenin ise HMK'nun 92 ve 94. maddelerine göre 10/11/2025 tarihinde sona erdiği, her halükarda davacı vekilince gider avansının yatırılmayacağı ve davanın usulden reddine karar verilmesinin talep edildiği, kesin süreye ilişkin ara kararda belirtilen ihtarata rağmen kesin süre içerisinde belirtilen gider avansının ödenmediği anlaşılmakla İİK'nun 287. maddesi gereğince davanın usulden reddine karar vererek aşağıdaki gibi hüküm kurmak gerekmiştir. KARAR : Ayrıntılı gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere, 1-Davanın USULDEN REDDİNE, 2-Alınması gerekli 615,40 TL karar ve ilam harcı peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA, 4- Davacı tarafından yatırılan gider avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde HMK 333. maddesine uygun şekilde davacıya iadesine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, kararın tebliğinden, itibaren iki hafta içinde ........ Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 11/11/2025

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2025/764, K. 2025/663, T. 11.11.2025, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-764-e-2025-663-k-0b8fee7a42fe