İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/749 E. 2026/783 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/749
- Karar No
- 2026/783
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/749 Esas KARAR NO : 2026/783
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 16/10/2025 KARAR TARİHİ : 12/10/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; Müvekkil şirket, ... adresinde yer alan otelin işletmecisi olduğunu, davalı şirket ise https://www...com/ adlı internet sitesi, mobil uygulamalar ve platformlar üzerinden online olarak otel rezervasyonları yapan ve satan bilinen ismi ile ... isimli aracı bir şirket olduğunu, taraflar arasında 02/04/2024 tarihli sözleşme bulunduğunu, söz konusu sözleşmeye göre davalı taraf, sözleşme kapsamında belirtilen online platformlardan, müvekkili şirkete ait otelde konaklamak isteyen misafirlerine rezervasyon yapabildiğini, bu şekilde konaklama yapan otel misafirlerinin konaklama ve hizmet bedelleri, sıklıkla, davalı şirkete ait olan online platformlar üzerinden rezervasyon işlemi ile birlikte davalı şirket tarafından tahsil edildiğini, tahsil edilen bu tutarlardan, davalı şirketin komisyon bedeli düşüldükten sonra müvekkil şirket tarafından davalı şirkete faturalandırma yapıldığını, bu şekilde yapılan 2024 yılına ait faturalar davalı şirkete bildirildiğini ve ödeme talep edilmiş olmasına rağmen, konaklaması müvekkil şirket otelinde yapılmış olan ve konaklama bedeli davalı şirket tarafından tahsil edilen, konaklama işlemlerine ilişkin olarak müvekkil şirket tarafından davalıya, komisyon ücretleri de düşülerek faturalandırma yapıldığını, ancak söz konusu faturalar davalı tarafından bugüne kadar ödenememiş olması dolayısıyla ....İcra Müdürlüğü'nün 2025/... esas sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, davalının takibe itiraz ettiğini, bu nedenle itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; davacı şirket, işletmekte olduğu konaklama tesisi olan Wond House isimli otelin odalarının müvekkili şirketin sahibi olduğu internet sitesi üzerinden satışının yapılması için müvekkili şirket ile anlaştığı ve taraflar arasında internet ortamında online olarak sözleşme akdedildiği, faturanın tebliğ edilmiş olması ve itiraz edilmemiş olması, hizmetin tam ve eksiksiz vermiş olduğunu kanıtlamadığını, hatta karine ahi teşkil etmediğini, hizmetin verildiği hususundaki ispat yükünün davacı tarafta olup davacı bugüne kadar bu iddiasını destekler hiçbir kanıt sunmadığını, ayrıca, müvekkili şirketin davacıdan olan komisyon alacakları ve fatura alacaklı mevcut olduğunu, bu alacaklar yönünden de takas-mahsup talebinin bulunduğunu, davacının ve müvekkilinin ticari defter ve kayıtları üzerinde inceleme yapılmasına ve yapacak inceleme neticesinde haksız davanın reddine, kötü niyetli olan davacının %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmolunmasına karar verilmesini talep etmiştir. ARAŞTIRMA; 1-....İcra Müdürlüğü'nün 2025/... esas sayılı dosyasının incelenmesinde, davacı şirket tarafından davalı şirket aleyhine toplamda 109.918,55 TL alacak üzerinden takip başlatıldığı, ödeme emrinin davalı şirkete 18/03/2025 tarihinde tebliğ edildiği, davalı borçlu şirketin 20/03/2025 tarihinde takibe itiraz ettiği görülmüştür. 2-Davacı tarafça sunulan taraflar arasında düzenlenen sözleşme dosyamız arasına alınmıştır. 3-Üsküdar Vergi Dairesi Müdürlüğü ve Maslak Vergi Dairesi Müdürlüğü'nün cevabı yazısı ile tarafların 2024 ve 2025 yıllarına ait BA ve BS formları getirtilmiştir. 4-Üsküdar İlçe ... Müdürlüğü'nün cevabı yazısı ile davacı şirketin 2024 yılı ... bilgilerinin dosyamız arasına alınmıştır. Mahkememizin 19/01/2026 tarihli celsesinde, alacak ve borç durumunun tespiti amacıyla dosyanın mali müşavir bilirkişiye tevdi edilmiş olup alınan bilirkişi raporunda özetle; davacı şirket tarafından takip konusu faturaların düzenlendiği 2024 yılına ilişkin yevmiye defteri ve defteri kebir XML içeriklerinin incelemeye sunulmadığı, davacı tarafından 2025 yılına ilişkin e-defter/ yasal defter XML dosyaları sunulmuş ise de, takip konusu faturaların 2024 tarihli olduğu, ayrıca 2025 yılı yasal defter kayıtlarında davalı şirket, ... VKN veya takip dayanağı ... seri numaralı faturalarla takip edilebilen davalı cari hesabının tespit edilemediği, bu nedenle taraflar arasındaki borç - alacak durumunun davacı yasal defterlerinden belirlenemediği, bu nedenle yapılan hesabın yasal defterlerden doğrudan tespit niteliğinde olmayıp, takip dayanağı faturalar, vergi dairesi BA/BS karşılaştırmalı alış satış analizi ve .../... panel kayıtları üzerinden yapılan mali hesap niteliğinde olduğu, söz konusu hesaplamanın delil değeri ve kabulünün mahkemenin takdirinde bulunduğu, takip dayanağı 11 adet e-arşiv faturanın mal/hizmet toplamının 98.141,57 TL, KDV toplamının 9.814,16 TL, konaklama vergisi toplamının 1.962,82 TL ve ödenecek tutar toplamının 109.918,55 TL olduğu, .../... panel kayıtlarında davacı tesise ilişkin 18 adet kesin rezervasyon kaydı bulunduğu, kayıtların ödeme bilgilerinde online ödeme/tahsil edildi/faturanız işlendi ibarelerinin yer aldığı, rezervasyon kayıtları toplamının takip faturalarını destekler nitelikte olduğu, ancak her bir fatura ile her bir rezervasyonunu birebir eşleştiren ayrıntılı mutabakat tablosu bulunmadığından bu husustaki mahkemenin takdirinde yer aldığı, Üsküdar Vergi Dairesi'nin 2024 yılı karşılaştırmalı alış - satış analizinde davacı tarafından ... alış yönünden 2 belge ve KDV hariç 9.633,65 TL tutar bulunduğu, davalı fatura örnekleri sunulmadığından söz konusu tutara genel KDV oranı %20 uygulanarak KDV dahil 11.560,38 TL tutarın davacı takip faturaları toplamından mahsup edildiği, bu kapsamında 12/03/2025 takip tarihi itibariyle hesaplanan asıl alacağın 98.358,17 TL olduğu, takipte talep edilen tutar, davalı takas - mahsup itirazı, BA/BS kayıtlarında görülen davalı faturalarının hukuki niteliği, fatura ve .../... panel kayıtlarının delil değeri, icra inkar, kötü niyet tazminatı ve sair hukuki değerlendirmelerin mahkemenin takdirinde olduğu yönünde görüş bildirildiği görülmüştür. Tarafların itirazları doğrultusunda defter ve ticari kayıtlara ilişkin inceleme günü verilmesine müteakiben bilirkişiden ek rapor alınmış olup, düzenlenen ek raporda özetle; takip konusu 11 faturanın 98.141,57 TL mal/hizmet ve 9.814,16 TL KDV tutarının 61 ve 77 numaralı yevmiye maddelerinde bulunduğu, toplam 107.955,73 TL'nin davalı cari hesabına değil, toplu kasa kayıtları karşılığında işlendiği, 1.962,82 TL konaklama vergisinin ilgili maddelerde görülmediği, 43 ve 44 numaralı faturaların kök rap dökümündeki 12/11/2024 tarihine karşılık defter açıklamalarında 04/11/2024 tarihinin yazılı olduğu, bu iki faturanın tutarlarının uyumlu olduğu, dava konusu tutarların kasa hesabına borç kaydedildiği, ancak bu kayıtları destekleyen tahsilat belgesi bulunmadığı, alıcılar hesabı yerine kasa hesabı kullanılmasının muhasebe kayıt hatasından kaynaklanabileceği, mevcut belgelerle fiili tahsilatın veya kayıt hatasının kesin olarak doğrulanamadığı, bu nedenle seçenekli hesaplamada kasa kayıtlarının ayrıca ödeme olarak düşülmediği, 9.633,65 TL komisyon tutarının davacı defterinde davalı adına kaydının ve mahsubunun bulunamadığı, kök rapordaki 11.560,38 TL kesintinin bu tutara %20 KDV eklenmesiyle hesaplandığı, fatura örnekleri bulunmadığından KDV oranı ve tutarının belge üzerinden doğrulanamadığı, dava konusu hizmet bedellerinin davalıdan istenebileceğinin ve fatura bedellerinin ödenmediğinin mahkemece kabulü halinde, komisyon mahsubu yapılmazsa davacının 109.918,55 TL, komisyonunun %20 KVD ile birlikte 11.560,38 TL olarak mahsubu kabul edilirse 98.358,17 TL asıl alacaklı olacağı, mahsubun yalnızca 9.633,65 TL üzerinden kabulü halinde ise asıl alacağın 100.284,90 TL olacağı, davacının komisyonlarının daha önce kesildiği yönündeki açıklamasının kabulü halinde yeniden komisyon indirimi yapılmayacağı, kök rapordaki 98.358,17 TL sonucunun kesin cari hesap bakiyesi olarak değil, belirtilen koşullarla komisyon mahsubunun kabulüne bağlı tutar olarak düzeltilmesi gerektiği yönünde görüş bildirildiği görülmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE; Dava, davacı tarafından davalı aleyhine .... İcra Müdürlüğü'nün 2025/... esas sayılı takip dosyası ile faturaya dayalı alacak istemine dayanılarak başlatılan ilamsız icra takibine davalı tarafından yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkememizce icra dosyası, taraflara ait Ba-Bs formları, dosya arasına alınmış, ticari defterler incelenmiş ve diğer tüm deliller toplanmıştır. .... İcra Müdürlüğü'nün 2025/... esas sayılı takip dosyasının celp edilerek incelenmesinde; davacı takip alacaklısı tarafından davalı takip borçlusu aleyhine 109.918,55-TL üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığı, takip dayanağının 2024 yılına ait faturalar olduğu, davalı borçlu tarafından takibe süresi içerisinde itiraz edilmesi nedeniyle takibin durduğu görülmüştür. 2004 Sayılı İİK 67. maddesi gereğince itirazın iptali davalarının görülüp hükme bağlanabilmesi için geçerli bir icra takibi bulunması, süresinde borca itiraz edilmesi ve 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılması dava şartı niteliğindedir. İtirazın iptali davası icra takibine sıkı sıkıya bağlı, itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir (YHGK. 2017/19-1634 Esas - 2018/633 Karar sayılı ilamı). Somut olayda davacı tarafın iddiası davalı ile aralarındaki sözleşme ve ticari ilişki kapsamında, davalıya ait online platformdan müşterilerin davacıya ait otele rezarvasyon yaptıkları ve otelde konakladıkları, konaklama ücretinin davalı tarafından tahsil edildiği ve tahsil edilen tutarlardan davalının komisyon bedeli düşülerek davacının davalıya faturalar düzenlediği ancak fatura bedellerinin davalı tarafından ödenmediği hususlarına dayanmaktadır. Davacının dava dilekçesi ekinde aralarındaki sözleşme ve düzenlenen fatura örneklerini dosyaya sunmuştur. Davalı cevap dilekçesinde, aralarındaki sözleşmeyi ve ticari ilişkiyi kabul etmekle birlikte davacıya borcu olmadığını, kendisinin davacıdan komisyon ve fatura alacakları bulunduğunu savunmuştur. Bu kapsamda, davacı tarafın sözleşme ve ticari ilişki kapsamında, davaya konu faturalar kapsamında davalıdan alacaklı olduğunu ispat etmesi gerekir. Davacı tarafın dava dilekçesi ile ticari defterlere delil olarak dayandığı görülmektedir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanun' da ticari defterlerle ispata ilişkin hükümlere yer verilmemiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 222. maddesi “Ticari Defterlerin İbrazı ve Delil olması” başlığı altında ticari defterlerle ispata ilişkin hükümler getirmiştir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu 222. Maddesinde; "(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. (2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. (3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (Ek cümle:22/7/2020-7251/23 md.) Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz." hükümlerine yer verilmiştir. Yargıtay uygulamasına göre; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 222. maddesi gereğince; ticari davalarda, yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda, ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasa'da delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delildir (Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 26/09/2018 tarih 2018/2696E. 2018/3431K. sayılı ilamı). Türk Ticaret Kanunu faturayı tanımlamış değildir. Ancak kanun faturanın düzenlenmesi hakkında bazı kurallara yer vermiştir. Fatura tanzim edilmesinin öncelikli koşulu, tacirin ticari işletmesi bağlamında mal satmış, üretmiş, bir iş görmüş veya bir menfaat sağlamış olmasıdır. Bu koşul, faturanın nitelik itibarıyla sözleşmenin ifa safhası ile ilgili bir belge olmasının da gereğidir. Dolayısıyla taraflar arasında bir sözleşme olmadan gönderilen belge, faturanın şekil şartlarını taşısa bile, gerçek anlamda bir fatura olmayıp, öneri (teklif) niteliğinde bir yazıdır. Şüphesiz, taraflar arasındaki sözleşmenin hukuken geçerli olması gerekir. Bu anlamda batıl bir sözleşmeye dayanılarak gönderilen faturaya süresi içinde itiraz edilmemesi, fatura içeriğinin kabul edilmiş sayılması sonucunu doğurmaz. Fatura içeriğinin kabul edilmiş sayılmasına ilişkin karinenin uygulanması temel borç ilişkisi doğuran bir sözleşmenin varlığı halinde söz konusu olabilir. Taraflar arasında sözleşmenin bulunup bulunmadığı hususu çekişmeli ise, ispat yükü kuralları çerçevesinde öncelikle sözleşmenin varlığı ispat edilmelidir (Özçelik, Volkan; Fatura İçeriğinin Kabul Edilmiş Sayılması, TBB Dergisi 2018 (138), s. 212 vd.). Faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması birbirinden farklıdır. 6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddeye göre faturaya itiraz edilmemiş ise içeriği kesinleşir ise de akdî ilişkinin yazılı delillerle ispatı gerekir. Fatura ticari defterlere kayıt edilmiş ise artık faturanın delil olmasıyla ilgili bu maddeye değil ticari defterlerin delil olmasıyla ilgili TTK'nın 222. maddeye bakmak gerekir. Bu nedenle ticari defterlere kaydedilmiş fatura akdi ilişkinin varlığını da kanıtlar. Faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimse, bu faturanın mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılır ve fatura nedeniyle mal veya hizmet almadığını, bu faturadan dolayı borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir. Bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır (6102 Sayılı TTK 21/2). Tarafların BA ve BS kayıtlarında dava konusu faturaların kayıtlı olması halinde tarafların ticari defterlerinin incelenmesine gerek yoktur. Zira münazaalı hususlar bizatihi tarafların kayıtları ile ispatlanmış kabul olunur. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 19/11/2015 tarih 2015/3302 Esas 2015/12272 Karar sayılı ilamı).
Tarafların ticari defter kayıtları incelenerek uyuşmazlık hususunda SMMM bilirkişiden rapor aldırılmasına karar verilmiş, bilirkişi raporunda özetle; "davacı şirket tarafından takip konusu faturaların düzenlendiği 2024 yılına ilişkin yevmiye defteri ve defteri kebir XML içeriklerinin incelemeye sunulmadığı, davacı tarafından 2025 yılına ilişkin e-defter/ yasal defter XML dosyaları sunulmuş ise de, takip konusu faturaların 2024 tarihli olduğu, ayrıca 2025 yılı yasal defter kayıtlarında davalı şirket, ... VKN veya takip dayanağı ... seri numaralı faturalarla takip edilebilen davalı cari hesabının tespit edilemediği, bu nedenle taraflar arasındaki borç - alacak durumunun davacı yasal defterlerinden belirlenemediği, bu nedenle yapılan hesabın yasal defterlerden doğrudan tespit niteliğinde olmayıp, takip dayanağı faturalar, vergi dairesi BA/BS karşılaştırmalı alış satış analizi ve .../... panel kayıtları üzerinden yapılan mali hesap niteliğinde olduğu, söz konusu hesaplamanın delil değeri ve kabulünün mahkemenin takdirinde bulunduğu, takip dayanağı 11 adet e-arşiv faturanın mal/hizmet toplamının 98.141,57 TL, KDV toplamının 9.814,16 TL, konaklama vergisi toplamının 1.962,82 TL ve ödenecek tutar toplamının 109.918,55 TL olduğu, .../... panel kayıtlarında davacı tesise ilişkin 18 adet kesin rezervasyon kaydı bulunduğu, kayıtların ödeme bilgilerinde online ödeme/tahsil edildi/faturanız işlendi ibarelerinin yer aldığı, rezervasyon kayıtları toplamının takip faturalarını destekler nitelikte olduğu, ancak her bir fatura ile her bir rezervasyonunu birebir eşleştiren ayrıntılı mutabakat tablosu bulunmadığından bu husustaki mahkemenin takdirinde yer aldığı, Üsküdar Vergi Dairesi'nin 2024 yılı karşılaştırmalı alış - satış analizinde davacı tarafından ... alış yönünden 2 belge ve KDV hariç 9.633,65 TL tutar bulunduğu, davalı fatura örnekleri sunulmadığından söz konusu tutara genel KDV oranı %20 uygulanarak KDV dahil 11.560,38 TL tutarın davacı takip faturaları toplamından mahsup edildiği, bu kapsamında 12/03/2025 takip tarihi itibariyle hesaplanan asıl alacağın 98.358,17 TL olduğu, takipte talep edilen tutar, davalı takas - mahsup itirazı, BA/BS kayıtlarında görülen davalı faturalarının hukuki niteliği, fatura ve .../... panel kayıtlarının delil değeri, icra inkar, kötü niyet tazminatı ve sair hukuki değerlendirmelerin mahkemenin takdirinde olduğu" yönünde görüş bildirildiği görülmüştür. Mahkememizin 23/06/2026 tarihli ara kararı ile, tarafların kök rapora beyan ve itirazları değerlendirilerek mahkememizce defter inceleme günü verilerek uyuşmazlık hususunda ek rapor aldırılmasına karar verilmiş, defter inceleme günü taraflara tebliğ edilmiştir. Düzenlenen ek bilirkişi raporunda özetle; "takip konusu 11 faturanın 98.141,57 TL mal/hizmet ve 9.814,16 TL KDV tutarının 61 ve 77 numaralı yevmiye maddelerinde bulunduğu, toplam 107.955,73 TL'nin davalı cari hesabına değil, toplu kasa kayıtları karşılığında işlendiği, 1.962,82 TL konaklama vergisinin ilgili maddelerde görülmediği, 43 ve 44 numaralı faturaların kök rap dökümündeki 12/11/2024 tarihine karşılık defter açıklamalarında 04/11/2024 tarihinin yazılı olduğu, bu iki faturanın tutarlarının uyumlu olduğu, dava konusu tutarların kasa hesabına borç kaydedildiği, ancak bu kayıtları destekleyen tahsilat belgesi bulunmadığı, alıcılar hesabı yerine kasa hesabı kullanılmasının muhasebe kayıt hatasından kaynaklanabileceği, mevcut belgelerle fiili tahsilatın veya kayıt hatasının kesin olarak doğrulanamadığı, bu nedenle seçenekli hesaplamada kasa kayıtlarının ayrıca ödeme olarak düşülmediği, 9.633,65 TL komisyon tutarının davacı defterinde davalı adına kaydının ve mahsubunun bulunamadığı, kök rapordaki 11.560,38 TL kesintinin bu tutara %20 KDV eklenmesiyle hesaplandığı, fatura örnekleri bulunmadığından KDV oranı ve tutarının belge üzerinden doğrulanamadığı, dava konusu hizmet bedellerinin davalıdan istenebileceğinin ve fatura bedellerinin ödenmediğinin mahkemece kabulü halinde, komisyon mahsubu yapılmazsa davacının 109.918,55 TL, komisyonunun %20 KVD ile birlikte 11.560,38 TL olarak mahsubu kabul edilirse 98.358,17 TL asıl alacaklı olacağı, mahsubun yalnızca 9.633,65 TL üzerinden kabulü halinde ise asıl alacağın 100.284,90 TL olacağı, davacının komisyonlarının daha önce kesildiği yönündeki açıklamasının kabulü halinde yeniden komisyon indirimi yapılmayacağı, kök rapordaki 98.358,17 TL sonucunun kesin cari hesap bakiyesi olarak değil, belirtilen koşullarla komisyon mahsubunun kabulüne bağlı tutar olarak düzeltilmesi gerektiği" yönünde görüş bildirildiği görülmüştür. Bilirkişi raporu taraflara usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş, mahkememizce alınan rapor dosya kapsamına uygun, denetime elverişli ve kanaat verici bulunmuştur. Mahkememizce davalı tarafa ticari defterlerini ibraz etmek üzere usulüne uygun bildirim yapılmasına rağmen davalı tarafın ticari defter ve belgelerini incelemeye esas olmak üzere mahkemeye ibraz etmediği görülmüştür. Somut olay değerlendirildiğinde, davacı tarafın ticari defterlerinin incelemeye sunulduğu, defterlerin kapanış onayının yer almadığı, takip konusu 11 adet faturanın davacının ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, tutarların muhasebe hatası yapılarak kasa hesabına borç kaydedildiği, ancak herhangi bir tahsilat kayıt ve belgesinin bulunmadığı anlaşılmıştır. Davacı tarafın incelenen ticari defterlerinde alacak kalemlerinin bu defterlerde kaydedilmiş olması tek başına alacağın varlığına veya fatura içeriği mal ve hizmetlerin teslimi konusuna delil oluşturmamaktadır. Ancak, Mahkememizce 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 83. Maddesi ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu 222/3 gereğince, ticari defterlerin incelenmesine karar verilmiş ise de usulüne uygun ihtarata rağmen davalı tarafça ticari defterlerin ibraz edilmediği görülmektedir. Ayrıca, bilirkişi raporunda da yer verildiği üzere davacı tarafça takip konusu edilen faturaların ba-bs bildirimleri ile karşılıklı olarak vergi dairesine bildirildiği, ba-bs kayıtlarında davalı tarafından davacıya düzenlenmiş KDV dahil tutarı 11.560,00-TL olan 2 adet fatura bulunduğu tespit edilmiştir. Takibe ve davaya konu faturaların davalının bağlı olduğu vergi dairesi müdürlüğüne BA formları ile bildirilmiş olması nazara alındığında fatura içeriği malların veya hizmetin davalıya teslim edildiğinin ve davalı yanın sözleşme kapsamında bu teslime bir itirazının bulunmadığının kabulü gerekmektedir. Yine, davalı tarafından davacıya düzenlenen KDV dahil tutarı 11.560,00-TL olan 2 adet fatura kapsamında da söz konusu faturaların davacı tarafından kabul edildiği anlaşılmaktadır. (Yargıtay 19. HD' nin 2015/12329 E., 2016/6138 K. ve 2014/11846-15110 E.K. sayılı kararları da bu yöndedir.) Buna göre, davacı ile davalı arasındaki ticari ilişkinin varlığı, davacı tarafın davalı ile aralarındaki ticari ilişkiden nedeniyle dava konusu KDV dahil toplam tutarı 109.918,55-TL olan 11 adet fatura kapsamında davalıdan alacaklı olduğu, davalının da davacıya düzenlediği KDV dahil tutarı 11.560,00-TL olan 2 adet fatura kapsamında davacıdan alacaklı olduğu, davalının alacağı mahsup edildiğinde davacının davalıdan bakiye alacağının 98.358,17-TL olduğu, tarafların karşılıklı ba-bs kayıtları ile ispatlanmıştır. Davalı söz konusu bakiye borcu ödediğine dair herhangi bir delil sunmamıştır. Bu nedenle, davanın kısmen kabulüne, .... İcra Müdürlüğünün 2025/... esas sayılı takip dosyasında davalının yaptığı itirazın kısmen iptali ile, takibin 98.358,17-TL asıl alacak ve asıl alacağa takip tarihinden itibaren avans faizi uygulanmak suretiyle devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine karar vermek gerekmiştir. Davacı vekili, itirazın iptali talebi ile birlikte icra inkar tazminatı talebinde bulunmuştur. Borçlu aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için likit ve belirlenebilir bir alacağın mevcut olması gerekmektedir. Likit bir alacaktan söz edilebilmesi için, ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması, böylece borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Buna göre davalı borçlu tarafından fatura ve ba-bs kayıtları ile sabit olan alacağın tereddütsüz bir şekilde likit ve belirlenebilir olması nedeni ile davalı borçlu aleyhine kabul edilen alacak miktarı üzerinden %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM;Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere; 1-Davanın KISMEN KABULÜNE, .... İcra Müdürlüğünün 2025/... esas sayılı takip dosyasında davalının yaptığı itirazın kısmen iptali ile, takibin 98.358,17-TL asıl alacak ve asıl alacağa takip tarihinden itibaren avans faizi uygulanmak suretiyle DEVAMINA, fazlaya ilişkin talebin REDDİNE, 2-Kabul edilen asıl alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ÖDENMESİNE, 3-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gerekli 6.718,85 TL harçtan davacının yatırmış olduğu 1.327,55 TL harcın mahsubu ile artan 5.391,20 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-Davacı tarafından yatırılan 1.327,55 TL peşin harç ve 615,40 TL başvurma harcı olmak üzere toplam 1.942,95 TL'nin davalıdan alınması ile davacıya verilmesine, 5-Davacı tarafından yapılan 10.155,00-TL yargılama giderinin kabul ret oranına göre hesaplanan 9.086,98 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, geriye kalan tutarın davacı üzerinde bırakılmasına, 6-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri olmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 7-7155 Sayılı Kanun ile değişik 6325 sayılı Hukuki Uyuşmazlıklarda Arabuluculuk Kanunun 18/A maddesinin 14. fıkrası uyarınca arabulucuk ücreti olan 4.600,00 TL'nin kabul ret oranına göre 4.116,21 TL'sinin davalıdan, geriye kalan 483,79 TL'sinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 8-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca kabul edilen tutar üzerinden hesaplanan 45.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 9-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca reddedilen miktarı geçemeyeceğinden hesaplanan 11.560,38-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 10-Kullanılmayan avansın kararın kesinleşmesinden sonra yatıran tarafa geri verilmesine, Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 341 vd. maddeleri gereğince (5235 sayılı Kanunun 2. maddesi de dikkate alınarak) davacı vekilinin ( e duruşma) yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde mahkememize verilecek veya başka bir mahkeme aracılığıyla gönderilecek dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ilgili Hukuk Dairesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere açıkça okunup usulen anlatıldı.12/10/2026
Katip ... ¸e-imzalıdır
Hakim ... ¸e-imzalıdır