İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2026/1352 E. 2026/1033 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2026/1352
- Karar No
- 2026/1033
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2026/1352 Esas KARAR NO : 2026/1033
DAVA : Sıra Cetveline İtiraz (İflas Tasfiyesinde Düzenlenen Sıra Cetveline Yönelik Kayıt Kabul Ve Terkin Talebi (İİK 235)) DAVA TARİHİ : 20/10/2020 KARAR TARİHİ : 02/11/2026
Mahkememizde görülmekte olan Sıra Cetveline İtiraz (İflas Tasfiyesinde Düzenlenen Sıra Cetveline Yönelik Kayıt Kabul Ve Terkin Talebi (İİK 235)) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirketin davalıfmüfliş şirketten 6 adet çek ve 11 adet fatura karşılığı 218.150,00 TL alacakları olduğunu, sıra cetvelinde 28. sırada kayıtlı olduklarını, alacak taleplerinin reddedildiğini, alacaklarının tamamının kayıt kabulüne karar verilmesi gerektiğini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde; Müflis şirketin 18.09.2019 tarihinde iflas ettiğini, dosyanın ...esas sayılı dosyası ile yürütüldüğünü, davacı şirketin iflas masasına 28. nolu kayıt ile 218.500,00 TL alacak kayıt isteminde bulunduğunu, sunulan belgelerin alacağı teşvik edici nitelikte olmaması ve yargılamayı gerektirmesi gerekçesiyle talebin reddedildiğini, davacı tarafın sunmuş olduğu çeklerin ve faturanın alacağın varlığını tek başına kanıtlamaya yeterli olmadığını, tarafların BS-BA formları ve sevk irsaliyelerinin incelenmesi gerektiğini ve davanın reddi gerektiğini savunmuştur. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Mahkememizce daha önce verilen karar İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi'nin... Esas ve ...Karar sayılı kararı ile bilirkişi raporunun iflas idaresi vekiline tebliğ edilmediği gerekçesiyle kaldırıldığı anlaşılmakla Mahkememizce dosyanın yeni esasa kaydı akabinde bilirkişi raporu iflas idaresi vekiline tebliğ edilmiş, iflas idaresi vekili tarafından rapora karşı itiraz dilekçesi sunulmuştur. Davacı sıra cetveline kayıt kabul talebine ilişkin olup, davacı açmış olduğu davada; müflis ile davacı arasındaki ticari ilişki kapsamında davacının müflise karşı kesmiş olduğu faturalara istinaden müflis tarafından davacıya çeklerin verildiğini ancak çeklerin karşılıksız çıktığı gibi tahsil edilemediğini çeklerden kaynaklı alacaklarının sıra cetveline kaydını talep ettiği anlaşılmaktadır. Mahkememizce alınan bilirkişi raporu ile davacının ticari defter ve kayıtları incelenmiş olup davacının defterlerinin usul ve yasaya uygun tutulduğu yasal süresi içerisinde açılış ve kapanış onaylarının yapıldığı sahibi lehine delil vasfına haiz olduğu tespit edilmiştir. Davacının defter ve kayıtlarına göre; davacı ve davalı arasında 2018 ve 2019 yılında ticari ilişki bulunduğu davacı tarafından kesilen faturaların davacı defterine işlendiği, davalıdan alınan davaya konu 218.150,00-TL tutarlı çekin davacı kayıtlarına işlendiği, davacının kayıtlarına göre iflas tarihi itibariyle çekler dışındaki banka aracılığı ile yapılan ödeme mahsup edildiğinde davacının davalıdan 218.721,94-TL alacaklı olarak göründüğü tespit edilmiştir. Davalının incelenen defterlerinin de iflas tarihine kadar usul ve yasaya uygun tutulduğu yasal süresi içerisinde (iflas tarihine kadar) açılış ve kapanış onaylarının yapıldığı sahibi lehine delil vasfına haiz olduğu tespit edilmiştir. Davalının incelenen defterlerine göre davacı tarafından kesilen faturaların davalının defterlerine işlendiği gibi davalı tarafından davacıya verilen çek kayıtlarının da davalı defterlerine işlendiği, davalı defterinde yer alan 451,42-TL nakit ödeme kaydından kaynaklandığı ancak bu ödemenin davacı defterinde görünmediği, davalı tarafından da söz konusu ödemeyi ispatlar belgenin sunulmadığı diğer farkın ise 119,74-TL kayıt farkından kaynaklandığı, bunlar haricindeki tüm kayıtların birbirini teyit ettiği ve taraf defterlerinin uyuştuğu anlaşılmıştır. Davacının defterlerinde görünen 218.721,94-TL davalı borcundan söz konusu farklar mahsup edildiğinde (davalı lehine) davacının defterlerine göre de davalının borcu 218.150,78-TL olarak tespit edilmekte olup bu bedel de davaya konu alacak kaydı ve çek miktarına isabet etmektedir. Davalı müflis tarafından davacıya verilen çeklerin tahsil edilmediği ve karşılıksız çıktığı sabit olup, davacı tarafından kesilen faturaların da davalının kendi defterine işlendiği ve yine davalının defterine göre davaya konu 218.150,00-TL toplam tutarlı çeklerin davalı tarafından davacıya verildiğinin davalının kendi ticari defter ve kayıtları ile ispatlandığı anlaşılmakla davacının alacağını ispat ettiği anlaşılmıştır. Nitekim İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi...E., ... K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır: "6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu ve Yargıtay'ın yerleşik hale gelmiş emsal kararlarına göre; faturayı alan tarafın söz konusu faturayı ticari defterlere ve muhasebe kayıtlarına işlemesi faturayı düzenleyen tarafın alacağının varlığına ilişkin olarak lehine delil teşkil eder. Fatura sözleşmenin kurulması safhasıyla ilgili olmayıp sözleşmenin ifası safhasıyla ilgili olduğundan, faturanın sözleşmeyi değiştirir nitelikte olmaması ve sözleşmeye uygun biçimde düzenlenmesi gerekir. Bu nedenle, sözleşmeye aykırı düzenlenmiş faturaya itiraz edilmemesi aleyhe sonuç doğurmaz. Ancak fatura kabul edilerek ticari defterlere işlenmiş ise, faturadaki miktar kadar iş bedeli bulunduğunu iş sahibi kabul etmiş sayılacağından ticari defterlere itibar edilerek iş bedeli miktarı belirlenir. Ticari defterlerin kesin delil olması da bu sonucu gerektirir. Zira, faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması birbirinden farklıdır. Fatura karşı tarafça ticari defterlerine kayıt edilmiş ise burada delil olan fatura değil ticari defterlerdir. Ticari defterler uyumlu olmadığı için lehe delil değeri bulunmasa dahi, karşı çıkılan faturanın ticari deftere kayıt edilmiş olması halinde ticari defter aleyhe delil oluşturacaktır. Bu durumda ,takip konusu faturaların davalının ticari defterlerine işlenmesi faturayı düzenleyen tarafın alacağının varlığına karine teşkil ettiği kabul edilmelidir. Zira, Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır (TTK 21/2). Süresi içinde itiraz edilmeyerek kesinleşen ve ticari defterlere de işlenen faturadaki alacakla illgili olarak sonradan iade faturası düzenlenmesi, borçtan kurtulmayı sağlayan ve alacağı tartışmalı hale getiren geçerli bir araç değildir. İtiraz süresi geçtikten sonra, iade faturası kesilmesi alacağın varlığını ortadan kaldıran bir sonuç doğurmayacaktır. Bu haliyle davalı tarafın icra takibine konu faturadan kaynaklı borcu olmadığı yönündeki istinaf talebi yerinde görülmemiştir." Yargıtay 6. Hukuk Dairesi de ...E., ... K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır: "Faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması ise birbirinden farklıdır. 6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddeye göre faturaya itiraz edilmemiş ise içeriği kesinleşir ise de akdî ilişkinin yazılı delillerle ispatı gerekir. Fatura ticari defterlere kayıt edilmiş ise artık faturanın delil olmasıyla ilgili bu maddeye değil ticari defterlerin delil olmasıyla ilgili TTK'nın 222. maddeye bakmak gerekir. Ticari defterlere kaydedilmiş fatura akdi ilişkinin varlığını kanıtlar. Faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimse ise, bu faturanın mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılır ve fatura nedeniyle mal veya hizmet almadığını, bu faturadan dolayı borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir. Mahkemece yapılan bilirkişi incelemesi neticesinde; davacı tarafından davalının faturalarına itiraz edilmediği, davalının faturalarının tamamının davacının ticari defterlerine işlendiği, protokol tarihi itibariyle tarafların ticari defterleri incelendiğinde ise, protokol kapsamında yer alan çeklerin davalı şirket kayıtlarında 05.10.2016 tarihinde kayıt altına alındığı, davalı kayıtlarında protokol tarihi itibariyle görülen borcun protokol tutarı ile uyumlu olduğu tespit edilmiştir. Dosyanın tetkikinde; sözleşmede imalat bedelinin malzeme + %22,5 kâr şeklinde belirlendiği, cari hesaba göre davalı tarafından düzenlenen faturaların davacıya gönderildiği, bu faturaların her iki tarafın defterlerine kaydedildiği, 04.10.2016 tarihli protokolde de bakiye borcun 1.457.000 TL olarak taraflarca kabul edildiği tespit edilmiştir. Bu durumda davacının borçlu olduğu anlaşılmakla davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulü hatalı olmuş, bu nedenle kararın bozulması gerekmiştir." Bu suretle tüm dosya kapsamı değerlendirildiğinde; davacı tarafından davaya konu çeklerden kaynaklı olarak davalı müflisten toplam 218.150,00-TL alacaklı olduğunu davalının ticari defter ve kayıtları ile ispatladığı, anlaşılmakta olup, davalı iflas idaresi vekili tarafından mal tesliminin incelenmesi gerektiği ve ispatlanması gerektiği iddiası ile rapora itiraz edilmiş ise de davacı tarafından kesilen faturaların davalı defterine işlendiği ve süresinde faturaya itiraz edilmediği gibi ödeme için davacıya çek verildiği bu suretle davacının davalı kayıtları ile alacağını ve teslimi ispatladığı aksini ispat yükünün davalı üzerine geçtiği, davalı tarafından malların teslim alınmadığının ispatlanamadığı gibi davacı elindeki çeklerin de ödenmediği anlaşılmakla davalının rapora itirazına itibar edilmemiştir. Yine davalı tarafından bilirkişi raporuna itiraz edilerek banka yolu ile yapılan ödemenin çek bedelinden mahsubu gerektiği iddia edilmiş ise de hem davacı hem davalı defterine göre davalının 2018 yılından davacıya borcunun 56.772,00-TL olduğu, 2019 yılında iflastan önce davacı tarafından davalıya 217.845,02-TL tutarlı 11 ayrı fatura kesildiği 2018 ve 2019 yılı davacının toplam alacağının 274.617,02-TL olduğu bu miktardan banka yolu ile yapılan 56.447,00-TL ödeme mahsup edildiğinde davalının davacıya borcunun 218.150,02-TL olduğu dolayısıyla banka yolu ile yapılan ödemenin bilirkişi raporundaki mahsubunun usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmakla davalının itirazına itibar edilmemiştir. Davacının iflas tarihi itibariyle davaya konu çeklerden kaynaklı olarak müflisten 218.150,00-TL alacaklı olduğunu ispatladığı ve bu miktarın sıra cetveline kaydı gerektiği anlaşılmakta olup, davacının tüm talebinin reddedildiği anlaşılmakla davacının davasının kabulü ile davaya konu 218.150,00 TL davacı alacağının ... 1.İflas Müdürlüğünün eski ... - yeni... İflas sayılı dosyasında iflas tasfiye işlemleri yürütülen müflis ... Tic. A.Ş.'nin iflas masasına davacı alacağı olarak kayıt ve kabulüne karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM; Ayrıntısı ve yasal gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KABULÜNE, Buna göre; davaya konu 218.150,00 TL davacı alacağının ... 1.İflas Müdürlüğünün eski ... - yeni... İflas sayılı dosyasında iflas tasfiye işlemleri yürütülen müflis ...Tic. A.Ş.'nin iflas masasına davacı alacağı olarak KAYIT VE KABULÜNE, 2-Harçlar yasası uyarınca alınması gereken 732,00 TL harçtan, peşin yatırılan 54,40 TL harcın düşümü ile geri kalan 677,60 TL harcın davalıdan alınarak hazineye İRAD KAYDINA, 3-Davacı tarafından yapılan 54,40 TL Peşin harç ve 54,40 TL başvurma harcı 1.000,00 TL bilirkişi ücreti ve 278,50 TL posta gideri olmak üzere toplam 1.387,30 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 4-Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden yürürlükte bulunan A.A.Ü.T'ye göre 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 5-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde davacıya İADESİNE, Dair; Gerekçeli mahkeme kararının taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde istinaf yolu açık olduğuna dair davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı 02/11/2026
Katip ... ¸e-İmzalıdır.
Hakim ... ¸e-İmzalıdır.