İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2026/41 E. 2026/846 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2026/41
Karar No
2026/846
Karar Tarihi

T.C. Ankara Batı 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2026/41 Esas - 2026/846 T.C. Ankara Batı 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR TÜRK MİLLETİ ADINA

ESAS NO : 2026/41 KARAR NO: 2026/846

HAKİM : KATİP :

DAVACI : VEKİLLERİ: DAVALI : VEKİLİ :

DAVA : İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 22/07/2025 KARAR TARİHİ : 22/10/2026 K. YAZIM TARİHİ : 03/11/2026

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Ankara Batı İcra Müdürlüğü’nün ...... Esas Sayılı takip dosyası ile borçlu-davalı şirket tarafından Müvekkili şirket’ten iş sağlığı ve güvenliği konusunda alınmış olan hizmet nedeniyle ödenmeyen ücretlerin ödenmesi yolunda işbu takibe giriştiklerini, davalı borçlu Şirketçe, ödeme emrine itiraz edildiğini, müvekkili şirket tarafından, davalı borçlu tarafa iş sağlığı ve güvenliği konusunda hizmet verildiğini, davalı borçlunun itirazında her halükarda haksız konumda olup, icra takibine de, zaman kazanmak ve icra takibinden kurtulmak maksadı ile kötüniyetli olarak itiraz ettiğini beyan ederek, fazlaya ilişkin dava ve talep haklarımız saklı kalmak üzere, davalı borçlunun haksız ve hukuka aykırı kötüniyetli itirazının iptali ile takiben devamına, alacağın %20'sindan aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama gideri ve ücreti vekaletin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı cevap dilekçesinde özetle; Öncelikle mahkemenin yetkisine itiraz ederek yetkili mahkemenin Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu belirterek mahkememizin yetkisine itiraz etmiş, beyan dilekçesi ile taraflar arasında iş sağlığı ve iş güvenliği konusunda akdi ilişki mevcut olmakla birlikte takip alacaklısının taraf hizmetini tam ve gereği gibi sunmadığını, öte yandan davacı tarafın takip talebinde müvekkili firmayı tememrrüde düşürülmeden avans faiz talep etmesinin yasaya uygun olmadığını beyan ederek davanın reddine, yargılama giderlerinin davacı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER : Ankara Batı İcra Müdürlüğünün ..... esas sayılı takip dosyası, ticaret sicil kayıtları, tarafların ticari defter ve belgeleri, BA-BS formları, 30/07/2026 tarihli bilirkişi raporu ile tüm dosya kapsamı. GEREKÇE : Dava, hizmet sözleşmesinden kaynaklı faturalara dayalı olarak başlatılan icra takibine yönelik itirazın iptali istemine ilişkindir. Ankara .... Asliye Ticaret Mahkemesinin 19/11/2025 tarih ....... E-K.sayılı ilamı ile yetkisizlik kararı verilerek gönderilen dava dosyası mahkememiz esasının yukarıda belirtilen sırasına kaydedilmiştir. Ankara Batı İcra Müdürlüğünün ..... E. sayılı takip dosyasının incelenmesinde; Davacı (alacaklı) şirket vekili tarafından davalı (borçlu) şirket aleyhine 13/11/2024 tarihli ödeme emri ile toplam 49.069,74 TL alacağın tahsili amacıyla ilamsız icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin davalı borçluya tebliğ edildiği, davalı vekilinin 15/11/2024 tarihli dilekçeyle itirazı üzerine icra takibinin durdurulduğu, eldeki davanın 22/07/2025 tarihinde yasal bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır. Davacı şirket, icra takibine de konu ettiği faturalardan kaynaklanan toplam 49.069,74 TL bakiye alacağının davalı tarafından ödenmediğini iddia etmekte, davalı şirket ise takip dosyasına sunduğu dilekçeyle davacıya herhangi bir borcunun bulunmadığını savunmaktadır. Taraflara ticari defter kayıtların dosyaya sunumu veya bulundukları yerin bildirilmesi için kesin süre verilmiş, davacı vekili tarafından müvekkili şirketin ticari defterlerinin bulundukları adres bildirilmiş, meşruhatlı davetiye tebliğine rağmen davalı tarafça ticari defter ve kayıtlar dosyaya sunulmadığı gibi bulundukları yerle ilgili olarak da herhangi bir bildirimde bulunulmamıştır. Uyuşmazlığın çözümü bakımından dosyaya kazandırılan 30/07/2026 tarihli bilirkişi raporunda özetle; "...Ticari işlerden dolayı tacirler arasında çıkan uyuşmazlıklarda, ticari defterlerin kesin delil niteliğinde bulunduğu, davalının cevap dilekçesinde yer alan numaranın defalarca aranmasına rağmen defter belgelerin görülmesi ile ilgili olarak randevu alınamadığı ve e-defter beratlarının tarafımıza gönderilmediği, davacının yasal defterleri incelendiğinde dava konusu faturaların defterlerine kaydedildiği, faturalara karşılık ödeme alınamadığı, davacının son fatura düzenleme tarihi olan 25.08.2023 tarihi itibari ile davalıdan 36.612,90 TL alacağı olduğu..." yönünde görüş ve kanaat bildirilmiştir. Uyuşmazlık, davacı yanın takip çıkışı kadar davalıdan alacaklı olup olmadığı hususundadır. Dava konusu alacak, faturaya dayalı hesap alacağına dayanmaktadır. Fatura düzenlenmesi tek başına muaccel bir alacağın varlığını ispata yeterli değildir. Davacının aynı zamanda malın teslim edildiğini/hizmetin ifa edildiğini ispat yükü altındadır. Fatura düzenlenmesi için öncelikle taraflar arasında akdi bir ilişkinin bulunması gerekir. Bunun için de öncelikle taraflar arasındaki sözleşmesel ilişkinin varlığının kanıtlanmış olması gerekir. Davalının sözleşmesel ilişkiyi inkâr etmesi durumunda davacının öncelikle aralarındaki akdi ilişkiyi yani hizmet ilişkisini ispat etmesi gerekmektedir. Bu nedenle, bir hizmet ilişkisinde davacı taraf sattığı hizmetin niteliği ve ifasını, davalı taraf ise yaptığı ödemeleri usulüne uygun bir şekilde ispat etmek zorundadır. Her ne kadar davalı tarafça BA, davacı tarafça BS formuyla dava konusu faturalar bildirilmemiş ise de; dava konusu faturaların miktarları itibariyle bildirme sınırının altında kaldığı anlaşılmıştır. Bu itibarla dava konusu faturalar yönünden Ba-bs formu bildirme zorunluluğu bulunmadığından bu husus davacı aleyhine değerlendirilmemiştir. Davalı yana verilen kesin süreye rağmen defter ve kayıtlar sunulmadığından ve adresi de bildirilmediğinden yapılan ihtar uyarınca davacı defterlerinin açılış ve kapanış onaylarının yapılmış olması ve davacı lehine delil olma vasfına haiz olması hususları gözetilerek davacı defter ve kayıtları HMK madde 222/3 (Değişik:22/07/2020 - 7251/23.m.) uyarınca davacı lehine delil olarak kabul edilmiştir. (Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 06.12.2021 tarih ve 2021/421 E., 2021/2017 K. sayılı ilamı:"...bb-) Ticari defterlerin sahibi aleyhine delil olması: TTK'nın 222/4. maddesi gereğince açılış ve kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları sahibi aleyhine delil olur. Ticari defterleri aleyhine delil olarak kullanan taraf defterlerindeki kayıtların aksini iddia ve ispat edebilir. Ancak karşı tarafın kendi aleyhine delil olan ticari defterlerindeki kayıtların aksini sadece kesin delillerle ispatı gerekmektedir. Yine bir tarafın ticari defterlerinin tamamı kanuna ve usulüne uygun tutulmakla birlikte içerdikleri kayıtlar yönünden karşı tarafın iddialarını doğrulaması halinde bu kayıtlarda sahibi aleyhine delil teşkil eder. Örneğin, satım sözleşmesinde satıma konu faturanın alıcı defterlerinde kayıtlı olması faturaya konu emtianın ve faturanın alıcıya teslim edildiği iddiası bakımından defter sahibi aleyhine teşkil eder. Bunun aksini defter sahibinin başkaca kesin delillerle ispatı gerekir..."şeklindedir.) Davacının lehine delil olarak kabul edilen defter kayıtları gereğince hukuki ilişkiyi, hizmetin ifasını ve alacağının varlığını kanıtlaması karşısında davalı yanın iddia edilip ispatlanmış bir ödeme savunması bulunmamaktadır. Bu itibarla alınan bilirkişi raporuyla tespit edildiği üzere davacının takip tarihi itibariyle davalıdan 36.612,90 TL kadar alacaklı olduğu, davalının itirazının haksız olduğu ve iptalinin gerektiği, davalıyı temerrüde düşürücü bir belge dosya kapsamında bulunmadığından işlemiş faiz isteminin haksız olduğu sonuç ve kanaatine varılmakla davanın kısmen kabulüne, Ankara Batı İcra Dairesinin ...... esas sayılı takip dosyasına davalı borçlu tarafından yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, alacak miktarı likit olduğundan ve davalı takibe haksız itiraz ettiğinden alacak miktarının %20'si kadar icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KISMEN KABULÜ İLE ; Davalının, Ankara Batı İcra Müdürlüğünün ...... esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın iptaline, takibin işlemiş faiz olmaksızın 36.612,90 TL asıl alacak üzerinden devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, 2-36.612,90 TL asıl alacak üzerinden hesaplanacak %20 icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 4-Harçlar Kanunu gereği alınması gereken 2,501,03 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 837,99 TL harcın mahsubu ile bakiye kalan 1.663,04 TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, Zorunlu arabuluculuk kapsamında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddesi gereği ödenecek ve Arabuluculuk AÜT'nin Birinci Kısmına göre taraf sayısı gözetilerek belirlenen 4.600,00 TL'nin, 3.432,25 TL sinin davalıdan, 1.167,75 TL sinin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, Davacı tarafından yatırılan 837,99 TL peşin harç, 615,40 TL başvuru harcı, 87,50 TL vekalet harcı olmak üzere toplam 1.540,89 TL harcın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 5-Davacı tarafından sarf edilen 9.000,00 TL bilirkişi ücreti, 752,50 TL tebligat ve posta gideri olmak üzere toplam 9.752,50 TL yargılama giderinden davanın kabul ve red oranına göre takdir edilen 7.276,73 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, artan gider avansının karar kesinleştiğinde davacıya iadesine, 6-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince davanın kabul oranına göre takdir ve hesap edilen 36.612,90 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 7-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince davanın red oranına göre takdir ve hesap edilen 12.456,84 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, miktar itibariyle kesin olmak üzere karar verildi. 22/10/2026

Katip ..... e-imza Hakim .... e-imza

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2026/41, K. 2026/846, T. 22.10.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2026-41-e-2026-846-k-552efc7489fb