İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/734 E. 2025/872 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/734
- Karar No
- 2025/872
- Karar Tarihi
T.C. ... 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/734 Esas - 2025/872 T.C. ... 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2025/734 KARAR NO : 2025/872
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Taşınır Kira Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 24/09/2025 KARAR TARİHİ : 03/12/2025 K.YAZIM TARİHİ : 04/12/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Taşınır Kira Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Taraflar tacir olup yapılan işin nev'i ticari iş olduğundan görevli mahkeme Asliye Ticaret Mahkemeleri Uyuşmazlığa esas sözleşmede ... Mahkemeleri ve icra daireleri yetkili kılınmış olup yetkili mahkeme ... Ticaret Mahkemeleri olduğunu, müvekkili şirket cephe platformu imalatçısı olup müvekkili şirket ile müteahhitlik işleri yapan davalı/borçlu taraf arasında cephe platformu kiralamaya ilişkin ticari ilişki gerçekleştiğini, taraflar sözleşme yapmış bu sözleşme kapsamında müvekkili şirket tüm edimleri yerine getirmesine ilgili cephe platformlarını kusursuz bir şekilde teslim etmesine rağmen davalı borçlu sözleşmede yazılı bedelleri ödemediğini, davalı tarafından 28.06.2025 tarihinde yalnızca 100.000 TL ödeneme yapılmış ardından hiçbir ödeme gerçekleştirilmediğini, davalı borçlu cephe platformu kullanımı nedeniyle müvekkili şirkete; EHP2025000000306 Fatura No'lu 156.000 TL bedelli fatura (Haziran ayı kullanım bedeli), EHP2025000000307 Fatura No'lu 156.000 TL bedelli fatura (Temmuz ayı kullanım bedeli) borçlanmış olup Müvekkil şirketin Davalı'dan 212.000 TL alacağı bulunduğunu, ancak, davalı borçlu belirtilen ticari ilişkiye aykırı olarak yukarıda detaylı olarak belirtilen faturalara dayalı borçlarını ödemediğini, davalı/borçlu işbu faturaların içeriğine ve tutarına ilişkin herhangi bir itirazı söz konusu değil iken, faturaların vadesi geldiğinde hiçbir haklı gerekçesi bulunmadığı halde fatura bedellerini ödemekten imtina ettiğini, borçlu tarafından borcun ödenmesi ve taraflar arasında ticari ilişkinin devam edebilmesi için borçluyla defaten görüşmeler gerçekleştirildiğini, ancak, yapılan tüm görüşmeler sonuçsuz kalmış ve müvekkil alacaklarının tahsili amacıyla icra takibi başlatılması zarureti doğduğunu, davalı/borçlu tarafından ödenmeyen alacaklara ilişkin ... 2. Genel İcra Müdürlüğün'nün 2025/52669 E. no'lu dosyası ile fatura alacağına dayalı ilamsız icra takibi başlatıldığını, müvekkilince başlatılan, fatura alacaklarına ilişkin haklı ve hukuka uygun icra takibine borçlu tarafından itiraz edildiğini, borçlu, ödeme emrine mesnetsiz bir şekilde itiraz ettiğini, borçlunun itirazının haksız ve dayanaksız olduğunu, borçlu/davalı, öncelikle borca dayanak olan sözleşmeyi kabul etmiş 28/06/2025 tarihinde 100.000 TL kısmi ödemede bulunduğunu, davalı/borçlu, müvekkili şirkete borçlu olduğunu ve satın almış olduğu ürünlere ilişkin fatura bedelini ödemesi gerektiğini bildiği halde tamamen kötü niyetli olarak süreci uzatmak istediğini, bu borcu ödemeye yetecek ekonomik gücü olduğunu, sadece haksız yere itirazda bulunarak, ödeme sürecini uzatmak, zaman kazanmak maksadıyla hareket ettiğini, davalının 212.000,00-TL yönünden borçlu olmadığına yönelik itirazları hukuki dayanaktan yoksun olup, haksız itirazın iptali gerektiğini, mahkeme tarafından alınacak uzman bilirkişi raporu ile tarafların ticari defter ve muhasebe kayıtlarının incelenmesi halinde; davacı müvekkili şirketin alacaklı olduğu ve itiraz eden şahsın borçlu olduğu tespit edileceğini, müvekkilinin alacaklı olduğu tutar belirli olduğunu, alacak likit alacak niteliğinde olduğunu, davalı (borçlu) taraf, zaman kazanmak amacıyla tamamen yersiz ve haksız olarak borca kısmi itiraz ettiğini, davalı borçlu; müvekkili şirket ile aralarında yapmış oldukları sözleşmeye aykırı davranarak defalarca arama yapılmasına faturaların kesildiğinin belirtilmesine rağmen ödeme yapmadığını, icra takibi eklerindeki dayanak belge olan faturaların muhteviyatına dayalı bir itirazda bulunmayarak tevilli olarak ikrar ettiğini, davaya konu edilen alacak likit olduğunu, Hukuk Genel Kurulunun kararlarında benimsendiği üzere; “alacağın gerçek miktarı belli ve sabit ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmekte veya bilinmesi gerekmekte ve böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesi mümkün ise başka bir ifadeyle, borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise” alacak likit olduğunu, davaya konu fatura alacaklarının Hukuk Genel Kurulu tarafından yapılan likit alacak tanımına uygun olduğu, tüm şartları taşıdığı tartışmasız olduğunu, taraf ticari defter ve muhasebe kayıtları üzerinde alanında uzman bilirkişilerce yapılacak inceleme sonucunda; müvekkili şirket defterlerinin usulüne uygun olarak tutulduğunu, davalının fatura edilen ürün bedelleri nedeniyle müvekkili şirkete borçlu olduğu, bu fatura borçları karşılığında müvekkili şirkete davalı tarafça herhangi bir ödeme yapılmadığı tespit edileceğini, bu nedenle mahkemece; davalı borçlunun itirazının iptaline, takibin tüm alacak tutarları yönünden devamına ve davalı borçlu açıkça kötü niyetli hareket ettiğinden itiraz edilen takip tutarının %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatının davalıdan alınarak tarafa ödenmesine hükmetmesi gerektiğini, borçlular farklı şirket isimleri ile muvazaalı şekilde borçlanarak ticaret yapmaktayken daire satışlarını gerçekleştirerek çok büyük gelir elde ettiğini, görünürde inşaatı devralan şirket yetkilisi Naci Özdemir görünürde devraldığı önceki firma sahibinin yurt dışına kaçtığını tarafımıza telefon konuşmasında belirttiğini, aynı şekilde davalı borçlu da mal kaçırma amacıyla hareket ettiğinin açık olduğunu, işbu sebeple müvekkilinin alacağını güvence altına almak amacıyla ihtiyati haciz talep etme zorunluluğu doğduğunu, 01.01.2019 tarihi itibariyle getirilen ticari uyuşmazlıklar hakkında zorunlu arabuluculuk kapsamında arabuluculuk yoluna müracaat edildiğini, arabuluculuk görüşmeleri sonucunda anlaşma sağlanamadığını, açıklanan nedenlerle ve fazlaya ilişkin tüm dava ve talep haklarımız saklı kalmak kaydı ile; Davanın kabulüyle davalı/borçlunun takibe yapmış olduğu itirazlarının iptaline ve ... 2. Genel İcra Müdürlüğünün 2025/52669 esas sayılı icra dosyası üzerinden takibin alacak miktarı yönünden devamına, davalı/borçlu aleyhine itiraz edilen takip konusu alacağın %20’ından aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, davalı borçlu şirket hakkında İhtiyati Haciz kararı verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: İşbu davanın hukuka aykırı olup davanın reddi gerektiğini, söz konusu sözleşmeye ve icra takibine ilişkin belgeler incelendiğinde, sözleşmenin davacı tarafından hazırlanmış standart bir metin olduğunu, ancak müvekkili şirket adına tek imza ile imzalanmış olduğu tespit edildiğini, tek imzanın altında şirket kaşesi bulunmakla birlikte çift imza şartına uyulmadığını, HMK M.17-18 uyarınca yetki sözleşmesi tacirler arasında yazılı olarak yapılabileceğini, fakat bu yetki sözleşmesinin geçerliliği, sözleşmenin usulüne uygun olarak imzalanmış olmasına bağlı olduğunu, sözleşme geçersiz ise, yetki anlaşmasının da geçersiz olduğunu, faturalar incelendiğinde, davacı tarafından 100.000 TL’lik depozito dışında 212.000TL tutarında kira bedeli faturası kesildiği görüldüğünü, bu faturalarda hizmetin verildiğine dair herhangi bir açıklama bulunmamakta; ayrıca fatura tarihleri sözleşmede belirtilen kira dönemi ile örtüşmediğini, davacı, yetki ve temsil şartlarına uyulmayan bir sözleşmeye dayanarak icra takibi başlattığını, bu haksız talebini sürdürerek itirazın iptali davası açtığını, bu durum icra ve iflas kanunu’ndaki kötü niyet tazminatına ilişkin hükümlerin somut olayımızda uygulanmasını gerektireceğini, izah edilen nedenlerle; Haksız, yersiz ve mesnetsiz huzurdaki davanın reddine, ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin yetkisizliğine karar verilerek dosyanın yetkili Adana Asliye Ticaret Mahkemesi'ne gönderilmesine, davacı yanın haksız davayı ikame etmesi nedeniyle %20 kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE; Taraflar arasındaki uyuşmazlık konularının, cephe platformu kira sözleşmesine dayalı alacağın tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali davası olduğu anlaşıldı. 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı TTK'nın 5/1.maddesi uyarınca, ticari davalara bakmak görevi, asliye ticaret mahkemesine aittir. Ticari davalar, mutlak ve nispi ticari davalar olarak ikiye ayrılmaktadır. Nispi ticari davalar, TTK'nın 4/1.maddesinin ilk cümlesinde tarif edilmiş olup, her iki tarafın da "Ticari işletmesiyle ilgili hususlardan kaynaklanan" hukuk davalarıdır. Mutlak ticari davalar ise tarafların tacir olup olmadıklarına ve uyuşmazlığın tarafların ticari işletmeleri ile ilgili bulunup bulunmadığına bakılmaksızın yasa gereği ticari dava sayılan uyuşmazlıklardır. TTK'nın 4/1-a ve devamı bentlerinde yazılan uyuşmazlıklar ile diğer kanunlarda ticari dava olduğu belirtilen uyuşmazlıklar, mutlak ticari davalardır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanun'unun (HMK) 1. maddesine göre, "Mahkemelerin görevi, ancak kanunla düzenlenir. Göreve ilişkin kurallar, kamu düzenindendir." 114/c maddesine göre, mahkemenin görevli olması dava şartıdır. 115. maddesine göre, "Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir." Dolayısıyla görev konusunun, mahkemelerce her aşamada resen gözetilmesi gerekir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4. maddesine göre, bir davanın ticari dava sayılması için uyuşmazlık konusu işin taraflarının her ikisinin birden ticari işletmesiyle ilgili olması ya da tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesiyle ilgili olup olmamasına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunu veya diğer kanunlarda o davaya asliye ticaret mahkemesinin bakacağı yönünde düzenleme olmalıdır. Diğer taraftan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/II. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira, Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. Taraflar arasında cephe platformu kira sözleşmesi imzalandığı davacının kiralama sözleşmesi kapsamında alacağın tahsili için icra takibi başlattığı davalının itirazı üzerine eldeki itirazın iptali davası açılmıştır. Somut olayda uyuşmazlık 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 299. maddesi ve devamında düzenlenen kiralama sözleşmesine ilişkindir. HMK.’nun 4/1-a maddesinde; kira sözleşmesinden kaynaklanan alacak davaları da dahil olmak üzere tüm uyuşmazlıkların Sulh Hukuk Mahkemesinde görülüp çözüme kavuşturulacağı hükme bağlandığından mahkememizin görevsizliğine karar verilerek aşağıdaki şekilde hükmün tesisi yoluna gidilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere, 1-DAVANIN MAHKEMEMİZİN GÖREVSİZLİĞİ NEDENİYLE USULDEN REDDİNE, 2-Kararın kesinleşmesi ve iki haftalık yasal sürede talep edilmesi halinde dosyanın görevli ... Sulh Hukuk Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 3- Yargılama giderleri ve vekalet ücretinin HMK.323 ve 331 maddeleri uyarınca görevli ve yetkili mahkeme tarafından değerlendirilmesine, Dair davacı tarafın yüzüne karşı davalı tarafın yokluğunda, kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık sürede verilecek dilekçe ile istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.03/12/2025