İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/71 E. 2025/866 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/71
- Karar No
- 2025/866
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/71 Esas - 2025/866 TÜRK MİLLETİ Adına Yargılama Yapmaya ve Hüküm Vermeye Yetkili T.C. ANKARA GEREKÇELİ KARAR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/71 KARAR NO : 2025/866 ...
DAVA :İtirazın İptali / Genel Kredi Sözleşmesinden Kaynaklı DAVA TARİHİ : 29/01/2025 KARAR TARİHİ : 11/12/2025 KARAR Y.TARİHİ : 19/12/2025
Mahkememizde görülmekte olan "İtirazın İptali" davasının yapılan açık yargılaması sonucunda, aşağıdaki karar tesis edilmiştir. I-İDDİALAR 1. Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili banka ile dava dışı ... arasında imzalanan kredi sözleşmelerine istinaden borçlu firmaya kredi kullandırıldığını, bu sözleşmeleri ... müşterek borçlu, müşterek-müteselsil kefil sıfatı ile imzaladığını, kredi borç ve faizlerinin ödenmesi için düzenlenen ve borçlulara tebliğ edilen ihtarnameye rağmen borç ödenmediğinden borçlarını ödemede temerrüde düşen borçlular aleyhine .... sayılı dosya ile ilamsız takibe başlandığını, ancak borçlu vekili tarafından takibe itiraz edildiğini, itiraz üzerine takibin durduğunu beyanla; itirazların iptali ile, 13.410.619,14-TL nakit 222.480.-TL Gayrinakit Banka alacağı üzerinden takibin devamuna; asıl alacağa takip tarihinden itibaren işleyecek %97,5 temerrüt faizi, BSMV ve ferileri ile birlikte tahsili ve asgari %20 icra inkâr tazminatırır davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II-SAVUNMALAR 2. Davalı vekili cevap dilekçesinde; öncelikle görev ve yetki itirazında bulunduklarını, bu doğrultuda görevsiz ve yetkisiz mahkemede açılan davanın reddi gerektiğini, söz konusu dava zamanaşımı süresi içerisinde açılmadığından davanın usulden reddi gerektiğini, bu doğrultuda zamanaşımı defi ve hakdüşürücü süre itirazında bulunduklarını, davaya konu icra takibinin dayanağı olan takip talebinde yer alan borçlulardan yalnızca biri açısından itirazın iptali davası ikame edilmiş olup talep itirazın iptali olduğundan ve her iki tarafın da ayrı ayrı takibe itiraz ettiği göz önünde bulundurulduğunda ve diğer borçlunun davalı müvekkilin yetkilisi olduğu şirket olduğu göz önünde bulundurulduğunda hukuk garabetine sebebiyet vereceğinden davanın husumet yönünden reddi gerektiğini, ihtarnamede ödeme süresi olarak kararlaştırılan sürenin hukuka aykırı olduğunu, takip talebinde yer alan borçlu ..... takip dayanağı belgede hiçbir şekilde yer almamakta olup davacı kötüniyetli bir şekilde tahsil kabiliyetinin artması amacıyla müvekkil şirkete karşı icra takibi başlattığını, takip talebinde belirtilmiş olan temerrüt faizi oranının açıkça hukuka aykırı olduğunu, ticari temerrüt faizi oranı % 48,00 olup davacı bankanın gabin niteliğinde müvekkille dikte ettiği %97.5 faiz oranı açıkça hukuka ve hakkaniyet aykırılık teşkil ettiğini, nitekim sözleşme ile anapara faizi miktarı, yasal oranın %50'sini; temerrüt faizinde ise %100'ünü aşamadığını, ancak takip talebinde yer alan faiz oranı yasal ticari temerrüt faiz oranının %100'ünden fazla olduğunu, icra takibinin faiz oranı açısından da hukuka aykırılık teşkil ettiğini, bu doğrultuda takip talebine konu temerrüt faiz alacağının da hukuka aykırılık teşkil ettiğini, müvekkilinin kefil sıfatıyla imza atmış olduğu kredi sözleşmesi esnasında müvekkil tarafından öngörülemeyecek değişiklikler meydana gelmiş olup kendisinin kredi sözleşmesinin asıl tarafının konkordato altına gireceğini öngörmesinin söz konusu olmadığını, bahsi geçen kredi sözleşmesinin asıl tarafı ... sayılı dosyası kapsamında konkordato altında olduğunu, bu doğrultuda müvekkilin belirli ticari yükümlülüklere uyulacağına duyduğu güvenle ve bu şartla yapmış olduğu (iddia edilen) kefalet sözleşmesinden sorumlu olmasının söz konusu olmadığını, söz konusu kredi sözleşmesi genel işlem koşulu mahiyetinde olup sözleşmede yer alan hususların açıkça dürüstlük kurallarına aykırı olduğunu beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III-TARAFLARIN ANLAŞTIKLARI ve ANLAŞAMADIKLARI HUSUSLAR A. Taraflar Arasında Uyuşmazlık Bulunmayan Hususlar 3. Taraflar arasında ... ve teminat sözleşmesi akdedildiği hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. B. Taraflar Arasındaki Uyuşmazlık Konuları 4. Takip konusu kredilerin hangi sözleşme kapsamında kullandırıldığı, kefaletin Sözleşme ve Yasa koşullarına uygun olup olmadığı, gayri nakdi krediler yönünden kefilleri de kapsayıp kapsamadığı, muacceliyet ve temerrüdün gerçekleşip gerçekleşmediği, hangi tarihte gerçekleştiği, akdi ve temerrüt faiz oranlarının sözleşme ve hukuka uygun olup olmadığı, talep edilen asıl alacak, işlemiş faiz ve masrafların Kanun ve taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine uygun olup olmadığı, takip tarihi itibariyle asıl alacak ve işlemiş faiz alacağının ne kadar olduğu ve davacı tarafın gayri nakit alacağı bulunup bulunmadığı noktalarında toplanmaktadır.
IV-ÇEKİŞMELİ VAKILAR HAKKINDA TOPLANAN DELİLLER 5. ....olduğu, 11.885.034,21.-TL asıl alacak, 1.525.189,93.-TL temerrüt faizi, 395,00.- TL pos aidatı olmak üzere toplam 13.410.619,14.-TL alacağın tahsili amacıyla 03.01.2025 tarihinde icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin davalı borçluya 08.01.2025 tarihinde tebliğ edildiği, davalının asıl alacağa, tüm ferilerine itirazı üzerine takibin durduğu, işbu davanın İİK m. 67 uyarınca yasal süresinde ve itirazın iptali istemi ile açıldığı anlaşılmıştır. 6. ....'ye kefil olarak keşide edilen ihtarnamede özetle; kredi sözleşmesinden doğan ve 24.09.2024 tarihinde kat edilerek muaccel hale gelen 1.1.702.125,48 TL nakit ve 333.720,00.- TL gayrinakit borcun ihtarnamenin taraflarına tebliğinden itibaren 1 gün içinde ödenmesi aksi halde tahsili için yasal yollara başvurulacağının ihtar edildiği, ihtarnamenin dava dışı asıl borçlu ....UETS adresinde 18.10.2024 tarihinde tebliğ edildiği, davalı ....kendi imzasına 28.09.2024 tarihinde teslim edildiği görülmüştür. 7.... yevmiye numaralı ihtarnamesinin incelenmesinde; davacı banka tarafından, dava dışı asıl borçlu ... ve dava dışı müşterek borçlu müteselsil kefil ... no'lu kredi kartı nedeniyle 26.12.2024 tarihi itibariyle Bankaya 553.818,61-TL borçlu bulunduğu, söz konusu tutarın 1 gün içinde ödenmemesi halinde yasal yollara başvurulacağının ihtar edildiği, ihtarnamenin dava dışı asıl borçlu .....'nin UETS adresinde 03.01.2025 tarihinde okunduğu, davalı ... 07.01.2025 tarihinde teslim edildiği görülmüştür. 8. Dava konusu Genel Nakdi ve Gayrinakdi Kredi Sözleşmesi'nin incelenmesinde; Davacı banka ile dava dışı asıl borçlu ... .... arasında, 05.07.2023 tarihli 20.000.000,00.- TL tutarlı "Kredi Çerçeve Sözleşmesi" sinin asaleten imzalandığı, davalı ... söz konusu sözleşmeyi el yazısı ile kefalet türüne "müteselsil", kefalet tutarına "20.000.000,00.- TL" ve kefalet tarihini "05.07.2023" yazarak müteselsil kefalet verdiği görülmüştür. Davacı banka ile dava dışı asıl borçlu ....yararına 2004 sayılı İİK m. 289/1 hükmü uyarınca 20.02.2025 tarihinden itibaren başlamak üzere 1 yıl süreyle kesin mühlet kararı verildiği görülmüştür. 10. ....yararına 14.03.2025 tarihinden itibaren başlamak üzere üç ay süre ile geçici mühlet kararı verildiği görülmüştür. 11. Mahkememizce dosya üzerinde bankacı bilirkişi marifetiyle inceleme yaptırılmış olup alınan raporun sonuç kısmında özetle; davacı banka ile dava dışı asıl borçlu .....'nin davacı banka nezdinde kullanmış olduğu nakdi kredilerin ekstreleri ve diğer banka kayıtlarının incelenmesi sonucunda 24.09.2024 kat tarihinde gecikmeli ödeme tespit edilemediği, şube yetkilisi tarafından Genel Müdürlük kararı ve talimatı doğrultusunda ihtar çekildiğinin beyan edildiği, bu durumda 24.09.2024 kat tarihi itibariyle davacı bankanın, dava dışı asıl borçlu ....olan alacağını talep etme hakkının doğup doğmadığı ile ilgili hukuki takdirin mahkemenin takdirinde olduğunun değerlendirildiği, dava dışı kredi borçlusu şirket hakkında 20.09.2024 tarihinde, 24.09.2024 kat tarihinden önce geçici mühlet kararının verilmiş olduğu, banka kayıtlarında 20.09.2024 geçici mühlet tarihi itibariyle de kredi borçlusu şirketin gecikmeli ödeme bilgisine rastlanmadığı, diğer taraftan davacı bankanın konkordato oylamasında olumlu olumsuz oy kullanıp kullanmadığı ile ilgili tespit yapılamadığı bildirilmiştir. V- DELİLLERİN TARTIŞILMASI, YARGILAMA ve GEREKÇE 12. Dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için girişilen takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. 13. Öncelikle genel ve özel dava şartlarının değerlendirilmesi gerekmekte olup itirazın iptali davasının hak düşürücü süre içerisinde açıldığı ve diğer dava şartı noksanlıklarının da bulunmadığı değerlendirilerek esasın incelenmesine geçilmiştir. 14. Esasa yönelik olarak davalı borçlunun borç tutarına, faiz tutarına, faiz oranına yönelik itirazları aşağıdaki şekilde değerlendirilmiştir. 15. Genel kredi sözleşmesini kefil olarak imzalayan davalı borçlunun kefaletin geçerliliği resen nazara alınması gerektiğinden bu yönden bir değerlendirme yapılması gerekmiştir. 16. Davacı banka ile dava dışı asıl borçlu .....'nin ilk 3 yıl münferiden şirketi temsile yetkili müdürü olduğu tespit edildiğinden eş muvafakatinin alınmasına ilişkin TBK m. 584 hükmünün 3. fıkrası (Ek fıkra: 28.3.2013-6455 S.K. / m.77) gereğince gerek olmadığı tespit edildiğinden; kefaletin TBK m. 583 hükmü ve 584 hükümlerine uygun olarak tesis edildiği görülmüştür. 17. Davalı yanca borçlu şirket hakkında konkordato mühleti verildiğinin ileri sürülmesi üzerine sözkonusu yargılamaya ilişkin dosyalar ilgili Mahkemelerden celp edilmiştir. 18.....yararına 14.03.2025 tarihinden itibaren başlamak üzere üç ay süre ile geçici mühlet kararı verildiği görülmüştür. 19. .... yararına 2004 sayılı İİK m. 289/1 hükmü uyarınca 20.02.2025 tarihinden itibaren başlamak üzere 1 yıl süreyle kesin mühlet kararı verildiği görülmüştür. 20. Davalı borçlunun asıl borçlu şirket hakkında konkordato mühleti verildiği yönündeki iddiasının değerlendirilmesi gerekmiştir. 21. 2004 sayılı İİK'nın "Konkordato Talebi" başlıklı 285. maddesi "Borçlarını, vadesi geldiği hâlde ödeyemeyen veya vadesinde ödeyememe tehlikesi altında bulunan herhangi bir borçlu, vade verilmek veya tenzilat yapılmak suretiyle borçlarını ödeyebilmek veya muhtemel bir iflâstan kurtulmak için konkordato talep edebilir." şeklinde düzenlenmiştir. 22. İİK'nın "Kesin mühletin rehinli alacaklılar bakımından sonuçları" başlıklı, 295. maddesi ise "Mühlet sırasında rehinle temin edilmiş alacaklar nedeniyle rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlatılabilir veya başlamış olan takiplere devam edilebilir ancak bu takip nedeniyle muhafaza tedbirleri alınamaz ve rehinli malın satışı gerçekleştirilemez." hükmünü içermektedir. 23. Yine İİK'nın "Kesin mühletin sözleşmeler bakımından sonuçları" başlıklı, 296. maddesinde "Sözleşmenin karşı tarafının konkordato projesinden etkilenip etkilenmediğine bakılmaksızın, borçlunun taraf olduğu ve işletmesinin faaliyetinin devamı için önem arz eden sözleşmelerde yer alıp da borçlunun konkordato talebinde bulunmasının sözleşmeye aykırılık teşkil edeceğine, haklı fesih sebebi sayılacağına yahut borcu muaccel hâle getireceğine ilişkin hükümler, borçlunun konkordato yoluna başvurması durumunda uygulanmaz. Sözleşmede bu yönde bir hüküm bulunmasa dahi sözleşme, borçlunun konkordatoya başvurduğu gerekçesiyle sona erdirilemez. Borçlu, tarafı olduğu ve konkordatonun amacına ulaşmasını engelleyen sürekli borç ilişkilerini, komiserin uygun görüşü ve mahkemenin onayıyla herhangi bir zamanda sona erecek şekilde feshedebilir. Bu çerçevede ödenmesi gereken tazminat, konkordato projesine tabi olur. Hizmet sözleşmelerinin feshine ilişkin özel hükümler saklıdır." düzenlemesi bulunmaktadır. 24. Taraflar arasındaki genel kredi sözleşmesinin 4. maddesinde “Temerrüt ve Muacceliyet" halleri düzenlenmiştir. 4. maddenin bütününde müşterinin konkordato ilan etmesinin hesapların muacceliyeti sonucuna doğuracağına dair açık hüküm bulunmamaktadır. 4. maddede genel olarak borçların vadesinde ödenmemesi ve sözleşmedeki taahhütlere aykırılık hallerinde hesapların kat edilebileceği düzenlenmiştir. 25. Sözleşmenin 4. maddesinin 4.1.3 fıkrasında “keşide ettiği senetlerin protesto olması veya çeklerin karşılıksız çıkması mali yükümlülüklerini yerine getiremeyeceğini ilan etmesi, borçlarının ödeme acze düşmesi, alacaklılarına ödeme planı yapmayı teklif etmesi veya yapması, iflas, iflas ertleme talebinde bulunması veya tasfiye takibine maruz kalması, yahut herhangi bir aktifi üzerinde haciz veya benzeri işlem yapılması, tasfiyeye gitmesi, herhangi bir mahkemede tasfiyeye yönelik dava açılması yahut rapor sunulması” muacceliyet sebebi olarak gösterilmiştir. Konkordato talebi, zaten borçlarını, vadesi geldiği hâlde ödeyemeyen veya vadesinde ödeyememe tehlikesi altında bulunan herhangi bir borçlu, vade verilmek veya tenzilat yapılmak suretiyle borçlarını ödeyebilmek veya muhtemel bir iflâstan kurtulmak için konkordato talep etmektedir. Taraflar arasındaki sözleşmeye göre asıl borçlu şirketin konkordatoya başvurmasının açıkça sözleşmeyi fesih hakkı vermediği anlaşılmaktadır. 26. Öte yandan taraflar arasındaki kredi sözleşmesinde; asıl borçlu şirketin konkordato başvurusu nedeniyle bankaya hesapları kat ederek sözleşmeyi fesih yetkisi tanıdığı takdirde İİK'nın 296. maddesinin de dikkate alınması gerekecektir. Zira İİK'nın 296. maddesinin açık bir fesih yasağı niteliğinde olup taraflar arasındaki sözleşmede bu yöndeki bir hükme yer verilmiş olmasının anılan kanun hükmü karşısında uygulama yeri bulamayacağının kabulü gerekmektedir. 27. Mahkememizce yaptırılan bilirkişi incelemesi kapsamında düzenlenen raporda davacı bankanın borçlular yönünden düzenlemiş olduğu kat ihtarnamesi tarihine kadar gecikmeli bir ödeme tespit edilemediği, geçici mühlet tarihi olan 20.09.2024 tarihinde de gecikmiş bir ödeme bulunmadığı tespit edilmiştir. Ayrıca sözleşmedeki diğer muacceliyet hükümleri açısından da dava dosyasına sunulan hesap ekstreleri ile hesap kat ihtarnamesi incelendiğinde hesap kat tarihinde, vadesi gecikmiş alacak olmadığı gibi başka bankalar veya alacaklılar tarafından takip yapıldığına ilişkin bir belge de bulunmamaktadır. 28. Bu şartlarda, İİK'nın 296. maddesinin açık bir fesih yasağı hükmü niteliğinde olduğu dikkate alındığında davacı bankanın hesapları kat ederek sözleşmeyi fesih etmesinin taraflar arasındaki sözleşme hükümleri ve İİK'nın 296. maddesine aykırı olduğu sonucuna varılmaktadır. Hal böyle olunca, İİK'nın 296. maddesine göre (ve banka alacakların tahsilinde gecikme olmadığından) asıl borçlunun sırf konkordatoya başvurulması nedeni sözleşmenin sona erdirilemeyeceği kanaatine varılmıştır. Zira genel kredi sözleşmesi, “borçlunun taraf olduğu ve işletmesinin faaliyetinin devamı için önem arz eden bir sözleşme” niteliğindedir. Genel bankacılık uygulamaları ve teamülleri ile ticari hayatta bankaların bir şirket hakkında takibe geçmesi diğer bütün alacaklıların takibe geçmesine yol açmakta böylece borçlunun işletme faaliyetinin devam etmesinde büyük olumsuzluk yaratmaktadır. Bu nedenle genel kredi sözleşmesi, borçlunun taraf olduğu ve işletmesinin faaliyetinin devamı için önem arz eden bir sözleşme niteliğinde olduğu değerlendirilmiştir. 29. Belirtilen nedenlerle; İİK'nın 296. maddesindeki açık yasaklayıcı hükme göre sözleşmenin feshi geçersiz olup borç muaccel olmadığından davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
VI-HÜKÜM 1-Davanın REDDİNE, Karar ve İlam Harcı 2-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40.-TL harcın, peşin ve derkenar ile alınan 229.019,85.-TL harçtan düşümü sonrası fazla alınan 228.404,45.-TL harcın karar kesinleştikten sonra ve talep halinde yatırana iadesine, Yargılama Giderleri ve Gider Avansı 3-Arta kalan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, 4-HMK'nun 333. maddesi gereğince varsa artan gider avansından kalanının karar kesinleştiğinde yatırana İADESİNE, 5-Arabuluculuk Kanunu 18A/13 maddesi uyarınca karar tarihinde yürürlükte bulunan Arabuluculuk Asagari Ücret Tarifesi uyarınca 4.600,00.-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
Vekalet Ücreti 6-Davalı taraf kendini vekille temsil ettirdiğinden A.A.Ü.T. 3,13 maddeleri gereğince hesaplanan takdiren 1.128.318,57.-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı tarafa ödenmesine, Dair davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı taraf yokluğunda yapılan inceleme sonucunda HMK 345. maddesi gereğince kararın tebliği tarihinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde kararı veren ..... buraya gönderilmek üzere istinaf edenin bulunduğu yer İlk Derece Mahkemesine verilecek dilekçe ile .... yasa yolu açık olmak üzere 11/12/2025 tarihinde oy birliği ile verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 11/12/2025
...
BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, AYRICA FİZİKİ OLARAK İMZALANMAYACAKTIR. "5070 sayılı kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15 uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur"