İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/708 E. 2026/493 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/708
- Karar No
- 2026/493
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/708 Esas - 2026/493 TÜRK MİLLETİ ADINA YARGILAMA YETKİSİNİ KULLANAN
T.C. ANKARA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2025/708 Esas KARAR NO : 2026/493 .............. .................... ................................. ............................................ ..................................................... ............................................................ DAVA : Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 23/09/2025 KARAR TARİHİ : 17/07/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 07/08/2026
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili kurum sorumluluğundaki hizmet binaları ve açık alanların Temizlik ve Destek Hizmetleri işinin davalılar ............ İş Ortaklığı tarafından sözleşme kapsamında yerine getirildiğini, ancak sözleşme kapsamındaki Uludağ Misafirevine beklenen talebin gerçekleşmemesi ve Sayıştay Raporunda da bu duruma yer verilmesi üzerine ilgili sözleşme hükümleri uyarınca 01.04.2016 tarihi itibarıyla iş eksilişine gidildiğini, söz konusu yerleşkede görev yapan ve iş akitleri feshedilen 20 taşeron işçisinin işçilik alacaklarının müvekkil kurum tarafından ödenmesinin uygun bulunduğunu, bu kapsamda hizmet alımı personeli olarak çalışmakta iken işten ayrılan dava dışı işçi ...............’a 4857 sayılı İş Kanunu’nun 112. maddesi ve ilgili mevzuat hükümleri uyarınca 08.04.2016 tarihinde 1.434,63 TL (Net) ihbar tazminatı ödendiğini, bu ödemeye ilişkin damga vergisinin ise 10,97 TL olduğunu, iş anahtar teslimi verildiğinden ve sözleşme hükümleri ile Hizmet İşleri Genel Şartnamesi uyarınca personel ile ilgili tüm yükümlülüklerden yüklenicinin sorumlu olduğunun açıkça düzenlendiğini, dava dışı işçinin müvekkil kurumla bir hizmet sözleşmesi bulunmayıp davalıların işçisi olduğunu, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ile Yargıtay 13. ve 23. Hukuk Dairelerinin istikrarlı ilamları ve Sayıştay Başkanlığı Genel Değerlendirme Raporları uyarınca, müteselsil sorumluluk kapsamında ödeme yapan asıl işverenin, ödediği işçilik alacakları ile masrafları alt işverenlere kendi dönemleri oranında rücu hakkının sabit olduğunu, aksi durumun kamu zararına yol açacağını, netice olarak; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, müvekkil kurumca ödenen 1.434,63 TL ihbar tazminatı ve 10,97 TL damga vergisi olmak üzere toplam 1.445,60 TL tutarın, ödeme tarihi olan 08.04.2016 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı İş Ortaklığından müştereken ve müteselsilen rücuen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı taraf yasal süresi içerisinde cevap dilekçesi sunmamıştır. DELİLLER: 01/06/2026 tarihli bilirkişi raporunda özetle; yerleşik Yargıtay uygulamalarında; asıl işveren tarafından işçiye yapılan işçilik alacağı ödemelerinin, taraflar arasındaki sözleşme hükümleri doğrultusunda alt işverene rücu edilebileceği, ihbar tazminatından iş sözleşmesini fesheden veya feshe sebebiyet veren son alt işverenin sorumlu olduğu, dava dışı işçi ...............’ın 05.01.2015-31.03.2016 tarihleri arasında davalı ........ İnş. Taah. Ltd. Şti. & ........... Sosyal Hizmetler Ltd. Şti. İş Ortaklığı bünyesinde çalıştığı, çalışma süresi ile hizmet sözleşmesi süresinin örtüştüğü, iş akdinin 01.04.2016 tarihinde projedeki iş eksilişi sebebiyle davalı İş Ortaklığı döneminde feshedildiği, davacı kurum tarafından dava dışı işçiye 08.04.2016 tarihinde 1.434,63 TL net ihbar tazminatı ödendiğinin banka dekontu ile sabit olduğu,10,97 TL tutarındaki damga vergisi ödemesine ilişkin dekont bulunmadığı, ancak damga vergisi yasal bir kesinti olup net ihbar tazminatı ödemesinin brütleştirilmesiyle hesaplanan kamusal bir yükümlülük olduğu, yasal orana göre hesaplanan 10,97 TL'lik damga vergisinin de net ihbar tazminatının ayrılmaz bir parçası olarak kamusal bir ödeme olduğu ve rücu sorumluluğu kapsamında yer aldığı, davalılar "........... Sosyal Hizmetler Bilg. Dan. İnş. Tekstil San. ve Tic. Ltd. Şti." ile "Tasfiye Halinde ........ İnş. Taah. Elek. Elektro. Tıbbi Malz. Paz. Tem. Gıda Mak. Bakım Onarım Tekstil San. ve Tic. Ltd. Şti.", davacı idare ile akdedilen hizmet alım sözleşmesini İş Ortaklığı bünyesinde imzaladıkları, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun adi ortaklık hükümleri ve kamu ihale mevzuatı gereğince iş ortaklığını oluşturan şirketlerin sözleşme kapsamındaki tüm borç ve yükümlülüklerden ötürü idareye karşı müştereken ve müteselsilen sorumlu oldukları, davacı Türkiye Elektrik Dağıtım Anonim Şirketi Genel Müdürlüğü tarafından dava dışı işçiye ödenen net ihbar tazminatı ile bu ödemeye bağlı yasal damga vergisi dahil olmak üzere 08.04.2016 tarihinde toplam 1.445,60 TL tutarında ödeme yapıldığının tespit edildiği bildirilmiştir. GEREKÇE: Dava, rücuen tazminat istemine ilişkindir.
4857 sayılı İş Kanunu'nun 2/6. maddesinde, “Bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren-alt işveren ilişkisi denir. Bu ilişkide asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumludur,” hükmü bulunmaktadır.
Öte yandan, 6552 sayılı Kanun ile 4857 sayılı İş Kanunu'nun 112.maddesine eklenen 8. maddenin gerekçesinden, alt işveren işçilerinin hak kazandıkları kıdem tazminatının alamamalarının büyük sorun olduğu, alt işverenlerin her yıl değişmesinin bu şirketlerde çalışan işçilerin bir yıllık çalışma şartını sağlamalarını zorlaştırdığı, aynı şekilde kıdem şartını yerine getirse dahi işçilerin kıdem tazminatlarının birçok alt işveren tarafından ödenmediği, herhangi bir uyuşmazlık durumunda alt işverene ulaşılamadığı, özellikle kamu sektöründe iş alan alt işverenlerin işçilerinin hak ettiği kıdem tazminatlarının ilgili kamu kurum ve kuruluşu tarafından doğrudan işçinin banka hesabına aktarılarak sorunun çözümleneceğinin öngörüldüğü anlaşılmaktadır. 4857 sayılı İş Kanunu hükümlerine göre, alt ve üst işverenin, işçiye karşı dış ilişkide birlikte sorumlu olmasına, hatta İş Kanunu'nun 6552 sayılı Yasa ile değişik 112.maddesi uyarınca işçinin kıdem tazminatını üst işveren kamu kurumunun ödemesi gerekmesine rağmen, iç ilişkide tarafların serbest iradeleri ile düzenlemiş oldukları sözleşme hükümleri kendilerini bağlayacaktır. Taraflar arasındaki hizmet alım sözleşmesi, tarafların birbirlerine karşı hak, borç ve yükümlülüklerini düzenlemekte olup, işçiye karşı yükümlülüklerin düzenlendiği İş Kanunu hükümlerine aykırılığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Bu açıklamalar ışığında somut dosya incelendiğinde; taraflar arasında düzenlenen Hizmet Alım Sözleşmeleri, genel ve idari şartnameler incelendiğinde, ilgili maddelerinin; - Sözleşmelerin 9.10. maddesinin “... ..., firmanın uhdesinde yapılan hizmetler ile ilgili herhangi bir biçimde ödeme yapmak zorunda kaldığı taktirde ödenen miktar ferileri ile birlikte yükleniciden tahsil edilecektir," 10.3. Maddesinin; "Hizmetin ifası için yüklenici tarafından istihdam edilecek tüm personelin her türlü ücretleri yüklenici tarafından ödenecektir," 10.4.Maddesinin; " "Personelin özlük hakları ile ilgili SGK Bölge Çalışma Müdürlükleri, Vergi Daireleri ve sair ilgili resmi mercilere karşı her türlü prim, vergi ve benzeri ödemelerden yüklenici sorumlu olacaktır. Yüklenici bu hususta ilgili mevzuat hükümlerini tam ve eksiksiz uygulamakla yükümlüdür." 10.9. Maddesi; "Yüklenici çalıştırdığı işçilerin kıdem, ihbar, senelik izin parası vb. ödemelerden doğrudan sorumlu olup, bu riskleri gözönüne alarak teklifini verdiği kabul edilir. Bu hususta İdarenin hiçbir sorumluluğu yoktur. Yüklenici bu hususu peşinen kabul eder." şeklinde düzenlenmiştir. Yukarıda açıklanan hizmet alım sözleşmesi hükümlerine göre, davalı yüklenicilerin, dava dışı işçi ...............'a yapılan ihbar tazminatı ve damga vergisi ödemesinden işçiyi çalıştırdığı dönemle orantılı olarak hükme esas alınan bilirkişi raporunda hesaplanan tutar üzerinden sorumlu olduğu sonuç ve kanaatine varılmıştır. 23/01/2026 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair 7573 sayılı Kanun'un 6.maddesi ile 22/05/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanunu'na eklenen geçici 12.maddesinde" 10/9/2014 tarihli ve 6552 sayılı İş Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması ile Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılmasına Dair Kanunun 8 inci maddesinin yürürlüğe girdiği 11/9/2014 ile 15/10/2019 tarihi arasında (bu tarihler dahil) 4734 sayılı Kanunun 62 nci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi uyarınca imzalanan ihale sözleşmeleri kapsamında alt işverenler tarafından çalıştırılan işçilere kamu kurum ve kuruluşları tarafından yapılan kıdem tazminatı ödemelerinden alt işverenlere rücuya konu tutarların söz konusu ihale sözleşmeleri kapsamında geçen kısmının tahsilinden vazgeçilir.” hükmü yer almaktadır. Davalı yüklenici şirketin dava dışı işçiye ödenen kıdem tazminatından sorumluluğunun bulunmadığı, sadece ihbar tazminatından sorumluluğunun olduğu, bu suretle hesaplanan rücu alacağının söz konusu yasa değişikliği kapsamına girmediği anlaşılmıştır. Davacı taraf ödeme tarihinden itibaren faiz talep etmiş ise de; Yargıtay 6.H.D.'nin emsal 03/06/2024 tarih ve 2024/1619-1902 E/K sayılı kararı ile de belirlendiği üzere; talep edilen bedele borçlunun bir ihtar ile temerrüde düşürüldüğü tarihten itibaren faiz istenebileceği, davacı tarafından davalının davadan önce TBK'nın 117. maddesi hükmüne uygun olarak miktar ve ödeme talebi içeren bir ihtarname ile temerrüde düşürüldüğüne ilişkin kayıt/delil sunulmadığı dikkate alınarak,hükmedilen alacağa dava tarihinden itibaren avans faiz işletilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Açıklanan nedenlerle; 1-Davanın KABULÜ ile, 1.445,60 TL'nin dava tarihi olan 23.09.2025 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen müştereken alınarak davacıya verilmesine, 2-Alınması gerekli 732,00 TL harçtan peşin alınan 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60 TL harcın davalı iş ortaklığını oluşturan davalılardan müteselsilen alınarak hazineye irat kaydına, 3-Davacı tarafından yatırılan 615,40 TL peşin harcın davalı iş ortaklığını oluşturan davalılardan müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 4-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirmiş bulunduğundan AAÜT uyarınca belirlenen 1.445,60 TL vekalet ücretinin davalı iş ortaklığını oluşturan davalılardan müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacı tarafından yapılan 10.898,30 TL ( ilk yargılama gideri, bilirkişi ücreti, başvurma harcı, vekalet harcı, posta gideri olmak üzere) yargılama giderinin davalı iş ortaklığını oluşturan davalılardan müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 6-Davacı tarafından yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde iadesine, 7-6325 Sayılı Kanunun 18/4-14 maddesi gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanacak olan 4.700,00 TL arabuluculuk giderinin davalı iş ortaklığını oluşturan davalılardan müteselsilen tahsili ile Hazineye irat kaydına,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı davalı tarafın yokluğunda kesin olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 17/07/2026
YARGILAMA GİDERİ DÖKÜMÜ: Bilirkişi Ücreti : 7.000,00 TL Posta Masrafı : 3.195,40 TL Başvurma Harcı : 615,40 TL Vekalet Harcı : 87,50 TL