İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/7 E. 2026/762 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/7
- Karar No
- 2026/762
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2025/7 Esas KARAR NO :2026/762
DAVA:Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (Alacak) DAVA TARİHİ:02/07/2021 KARAR TARİHİ:07/10/2026
Mahkememizde görülmekte olan Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (Alacak) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Dava dışı temlik eden ... Bankası A.Ş. tarafından davalıya Genel Kredi Sözleşmesi ile kredi kullandırıldığını, bu kredi sözleşmesinden doğan borcun teminatı olarak ... ... Şubesinde kayıtlı bulunan 14-10-2004 /... Ruhsat Tarih ve Sicil Numaralı ... Markalı 2005 Model .../4 Tip ... Motor No'lu ... Şasi No'lu ... plakalı taşıt davalı tarafından temlik eden bankaya rehinedildiğini, yapılan uyarılara rağmen davalı tarafın, Genel Kredi Sözleşmesinden doğan borçlarını ödememesi üzerine davalıya ... 2. Noterliği'nin 22.12.2009 tarihli ... yevmiye numaralı hesap kat ihtarnamesi keşide edildiğini, davalı Genel Kredi Sözleşmesinden doğan borçlarını süresinde ödemeyince temerrüde düşmüş ve temlik eden banka tarafından alacağının tahsili için .... İcra Dairesinin 2010/... esas sayılı dosyasından borçlu hakkında icra takibi başlatıldığını, borçlu haksız ve kötü niyetli olarak borca itiraz ettiğini, söz konusu alacak ....Noterliği 04.06.2014 tarih ... yevmiye numarası ile müvekkili şirkete devir ve temlik edildiğini, haksız itiraza karşın borçlunun itirazının kaldırılması için .... Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2015/... esas sayılı dosyası ile itirazın iptali davası açıldığını, yargılama sonucunda 28.01.2016 tarihli karar ile İİK 67 maddesi gereğince itirazın iptali davası yasal 1 yıllık süre içinde açılmadığından hak düşürücü süre nedeniyle davanın reddine karar verilerek kesinleştiğinden bakiye alacak yönünden huzurdaki davayı açma zarureti doğduğunu, öncelikle borçluya karşı yukarıda dosya bilgileri mübrez işbu dosyayı ikame edebilmek adına 17.05.2021 tarihinde dava şartı olan arabuluculuğa başvurulduğu, İstanbul Arabuluculuk Bürosu 2021/... Büro 2021/... Arabuluculuk Dosya Numarası ile 21.05.2021 tarihinde yapılan son oturumda anlaşma sağlanamadığını, bunun üzerine de işbu davayı açma zarureti hasıl olduğunu, tutanaklar e-imza ile imzalanmış olduğundan UYAP üzerinden e-imzalı olarak dosyaya sunulduğunu, temlik Eden bankanın kayıtları incelendiğinde davalının dava dışı temlik eden bankaya dolayısıyla temlik alan müvekkile borçlu olduğunun sabit olduğunu, delil listemizde sunduğumuz Hesap Özeti-Cari Hesap Ekstresi-Borç Bakiyesi bu hususun ispatına yönelik olduğunu, ayrıca davalı-borçlunun borcunu ödemediğini, müvekkili temlik alana borçlu olduğu temlik eden bankanın kayıtları incelendiğinde de ortaya çıkacağını, İcra dosyası celbedildiğinde de dosya kapak hesabının ödenmediğini, davalının bu krediden dolayı borçlu olduğunu, delil listemizde sunduğumuz Temlik Eden Banka Kayıtları ve Bilirkişi İncelemesi bu hususun ispatına yönelik olduğunu, bu nedenle fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla toplam alacak tutarı olan 43.123,16 TL ye 22.12.2009 tarihinden itibaren banka tarafından dava konusu kredi alacağına uygulanan %80 oranında uygulanacak ticari temerrüt faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesi beyan ve talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı vekilinin 26/07/2021 tarihli dilekçesi müvekkili şirkete 01/09/2021 tarihinde tebliğ edildiğini, ve akabinde UYAP’tan vekaletname göndermişsek de, kalemce UYAP kaydım ancak 06/09/2021 tarihinde yapılabilmiş ve dosyayı incelediğimizde dava dilekçesinin müvekkiline 14/08/2021 tarihinde Tebligat Kanunu’nun 35.maddesine göre tebliğ edildiği anlaşıldığını, Davalı şirket, dava dışı ... A.Ş.’nin müvekkili aleyhine başlattığı ....İcra Dairesi’nin 2010/... sayılı icra dosyasını (takip konusu alacağı ... A.Ş.’den temlik almak suretiyle) takibe devam ettiğini, İcra takip dosyası; müvekkilinin davacıya (...’ndan temlik aldığı kredi dosyası ile alakalı olarak) kredi borcu olduğu iddiası ile başlatıldığını, takip dosyasına yapmış olduğumuz itirazdan sonra, ... Yönetimi A.Ş. dosyayı itirazlı bir şekilde ... A.Ş’den temlik almış, itiraz sebebiyle icra takibi durdurulduğunu takip alacaklısı ... Yönetimi A.Ş., 1 yıllık dava açma süresi geçtikten sonra İstanbul 6.Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2015/... E., 2016/... K. sayılı dosyası ile İtirazın İptali davası açıldığını, açılan davanın rededildiğini, üst Mahkemenin onaması ile, karar 04/08/2020 tarihinde kesinleştiğini, İlgili karar ile; icra dosyasına yapmış olduğumuz itirazın iptali, süresi içinde dosya alacaklısı tarafından talep edilmediği için, artık müvekkilinin itirazının alacaklı yanca kabul edildiğine karar verildiğinini anlaşıldığını, davacı, işbu dava ile, aynı alacak iddiasına dayanarak yeni bir talepte bulunarak bu nedenle mükerrerlik itirazında bulunmak mecburiyetimiz hasıl olduğunu, Davacı, 11/04/2008 tarihinde kullanılan kredinin ödenmediği iddiasında bulunduğunu , her ne kadar söz konusu kredinin ödenmediği iddiasıyla icra takibi başlatmış ise de; dosya borcuna itirazımız üzerine 1 yıl sessiz kalarak ve itirazın iptali davası açmayarak borçlunun itirazını kabul etmiş olan davacı, aradan 13 yıl geçtikten sonra aynı alacak iddiasını tekrarlamak suretiyle işbu haksız ve mesnetsiz davayı açtığını, Müvekkili şirketin davacıya herhangi bir borcu bulunmamakla birlikte; var olduğunun kabulü halinde dahi, aradan 10 yıllık zamanaşımı süresi geçtikten sonra, talep edilebilirliği bulunmadığını, alacak iddiasında bulunduğu ....İcra Dairesi’nin 2010/... sayılı dosyası ise, işlemden kaldırıldığını, müvekkili yıllarca dava tehdidi altında bırakılması, yasalarca kabul edilen maddeler mucibince, engellenmekte olduğunu, açıklanan sebeplerle, dava zamanaşımı süresi dikkate alınarak, açılan davanın öncelikle usulden reddine karar verilmesini, Müvekkilinin taşıt kredisi borcunun tamamını ödemesine rağmen aracı üzerindeki rehnin kaldırılmaması ve itirazımıza rağmen bir yıldan uzun süre yeddieminde rehin altında tutulması sebebiyle, rehnin kaldırılması ve uğranılan zararın karşılanması istemiyle; ....Asliye Ticaret Mahkemesi’nin ... sayılı dosyası ile ... Yönetimi A.Ş. aleyhine dava açıldığını, derdest olduğunu, müvekkilinin daha sonra kullanmış olduğu kredilerin borcunu da ödendiğini, yukarıda açıklanan sebeplerle, davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini, beyan ve talep etmiştir. Dava, dava dışı temlik eden banka ile davalı arasında akdedilen Nakdi ve Gayrinakdi Kredi Sözleşmesi ve Taşıt Rehni Sözleşmesi kapsamında ödenmeyen borçların tahsiline ilişkin alacak davasıdır. Mahkememizin 2021/... esas sayılı dosyasında 21/12/2021 tarihinde 2021/... karar sayılı kararında "...Dava dilekçesi incelendiğinde, dava temlik eden bankanın eldeki davaya konu alacağa ilişkin ... 2. Noterliği 22/12/2009 tarih ve ... yevmiye numaralı hesap kat ihtarnamesi keşide ettiklerini ve davalının borçlarını süresinde ödememesi üzerine alacağın tahsili için .... İcra Dairesinin 2010/... esas sayılı dosyasında takip yapıldığını belirtmiştir. Bahse konu takip dosyası celp edilerek incelenmiş olup takibe konu edilen kredi alacağı ile eldeki dava konusu kredi alacağının davacının da dava dilekçesinde belirttiği üzere aynı olduğu, takip tarihinin 02/02/2010 olduğu, borçluya çıkarılan ödeme emrinin iade döndüğü ve yeniden ödeme emri tebliğe çıkarıldığı veya tebliğ edildiğine dair takip dosyası içeriğinde belge bulunmadığı, davalı borçlunun 27/04/2012 tarihinde borca itiraz ettiği, borca itiraz dilekçesinde de ödeme emrinin tebliğ edilmediğini beyan ettiği, borçlunun itirazının iptali için temlik alan davacı tarafından .... Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/... esas sayılı dosyasında 27/04/2015 tarihinde itirazın iptali davası açıldığı, .... Asliye Ticaret Mahkemesince yapılan yargılama neticesinde 2015/... esas 2016/... karar sayılı kararında; alacaklı ... Bankası vekilinin 05/06/2012 tarihli dilekçesi ile borçlu vekilinin itiraz dilekçesini 23/05/2012 tarihinde tebliğ aldıklarını beyan ettikleri ve bu tarihten itibaren dava tarihi olan 27/04/2015 tarihi itibariyle itirazın iptali davasının açılabileceği 1 yıllık hak düşürücü sürenin dolduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği, .... Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/... esas 2016/... karar sayılı kararının Yargıtay 19.HD 2017/3331 esas 2018/5269 karar sayılı ilamı ile onanması ve Yargıtay 19. HD 2019/1273 esas 2020/150 karar sayılı karar düzeltme isteminin reddi kararı üzerine 30/01/2020 tarihinde kesinleştiği görülmüştür. Yukarıda anıldığı üzere eldeki dava ödenmeyen kredi alacağının tahsili talebine ilişkin olup, alacağın dayanağı kredi sözleşmesine ilişkin olduğundan ... 2.Noterliği 22/12/2009 tarih ve ... yevmiye numaralı hesap kat ihtarnamesi dikkate alındığında borcun muaccel olduğu tarih itibariyle uygulanması gereken 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 125. maddesi uyarınca 10 yıllık zamanaşımı söz konusudur. Yargıtay 11.HD 10/06/2020 tarih ve 2019/5069 esas 2020/2777 karar sayılı ilamında; "...itirazın iptali davası açılması için öngörülen 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmadığından bahisle reddine karar verildiği, verilen kararın kesinleştiği, süresi içerisinde açılmayan bir davanın, zamanaşımını kesen bir sebep olarak ileri sürülemeyeceği ve dava konusu alacağın dava tarihinden önce zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir..." denilmekte olup, bahse konu Yargıtay ilamının incelediği ... BAM 20.HD 11/07/2019 tarihli 2019/862 esas 2019/805 karar sayılı ilamında ise; "...taraflar arasında görülen itirazın iptali davasının, bir yıllık hak düşürücü süre içinde açılmadığı için reddine karar verildiği, söz konusu dosyada esas hakkında verilen bir karar bulunmadığından işbu dava yönünden kesin hüküm teşkil etmeyeceği, dava konusu edilen ... alacağının, .... maddesi uyarınca ... yıllık zamanaşımına tabi bulunduğu, davacının ... yıllık zamanaşımı süresinde icra takibine girişildiği, itiraz üzerine itirazın kaldırılmasının talep edildiği, bu talebin reddi üzerine itirazın iptali davasının açıldığı ve itirazın iptali davasının da bir yıllık hak düşürücü süre içinde açılmadığı için reddedildiği, HGK'nın 18.09.2013 tarih, 2013/169 esas, 2013/1365 karar sayılı ilamında da açıklandığı üzere reddedilen davanın zamanaşımını kesmeyeceği, öte yandan TBK'nın 158. (BK'nın 137. md.) maddesinin de somut olaya uygulanması koşullarının gerçekleşmediği, bu haliyle davanın zamanaşımına uğradığı anlaşılmakla, davacı ve davalı vekillerinin istinaf başvurularının esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir..." denilmektedir. Yukarıda alıntılanan emsal kararlardan anlaşıldığı üzere itirazın iptali davası, açılması için öngörülen 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmadığından bahisle verilen ve kesinleşen red kararına göre süresi içerisinde açılmayan bir dava, zamanaşımını kesen bir sebep olarak ileri sürülemeyeceği gibi HGK'nın 18.09.2013 tarih 2013/169 esas 2013/1365 karar sayılı ilamında da açıklandığı üzere reddedilen davanın zamanaşımını kesmeyeceği anlaşıldığından ....Asliye Ticaret Mahkemesinde görülen itirazın iptali davasının zamanaşımını kesmeyeceği anlaşılmıştır. Yargıtay 11.Hukuk Dairesi 24/01/2013 tarih 2011/12619 esas 2013/1079 karar sayılı ilamında; "...zamanaşımının icra takibiyle kesilmesi halinde takibe ilişkin her işlemden sonra yeni bir sürenin başlayacağı hükmünü haizdir. Başlayacak yeni sürenin, asıl zamanaşımı süresi kadar olduğu izahtan varestedir... İcra takibinin itiraz üzerine durması halinde, alacaklının kesilen ve yeniden başlayan zamanaşımı süresinin tekrar kesilmesini ve yeni bir sürenin başlamasını teminen yapabileceği tek işlem, itirazın iptalini veya kaldırılmasını dava etmekten ibarettir. Söz konusu işlemlerin, istikrar kazanan Yargıtay uygulaması ve doktrince de benimsenen “uyuşmazlığı ileriye götüren işlemler” niteliğinde olduğu açıktır..." denilmektedir. Somut olay bakımından, dava dışı temlik eden bankanın davalı aleyhine .... İcra Dairesinin 2010/... esas sayılı dosyasında 02/02/2010 tarihinde takip başlatması üzerine zamanaşımı süresi kesilmiştir ve 02/02/2010 takip tarihi itibariyle yeni bir 10 yıllık süre işlemeye başlamıştır. Alıntılanan Yargıtay 11.Hukuk Dairesi 24/01/2013 tarih 2011/12619 esas 2013/1079 karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere İcra takibinin itiraz üzerine durması halinde, alacaklının kesilen ve yeniden başlayan zamanaşımı süresinin tekrar kesilmesini ve yeni bir sürenin başlamasını teminen yapabileceği tek işlem, itirazın iptalini veya kaldırılmasını dava etmekten ibarettir. Rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takipte 7 gün içerisinde takibe itiraz edilebilecek olup, takip dosyasında borçluya çıkarılan ödeme emrinin iade döndüğü ve yeniden ödeme emri tebliğe çıkarıldığı veya tebliğ edildiğine dair takip dosyası içeriğinde belge bulunmadığı, davalı borçlunun 27/04/2012 tarihinde borca itiraz ettiği, borca itiraz dilekçesinde de ödeme emrinin tebliğ edilmediğini beyan ettiği tespit edildiğinden ve her ne kadar ödeme emri tebligatı yapılmadan itiraz edilmişse de, İstanbul BAM 22.HD 04/05/2017 tarih 2017/561 esas 2017/699 karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere borçluya ödeme emri tebliğ edilmese de borçlunun itiraz hakkı doğduğundan ve ödeme emrinin tebliği halinde bu tebliğ ile İstanbul BAM 21.HD 19/02/2019 tarih 2018/2749 esas 2019/256 karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere ödeme emrinin tebliği ile başkaca itiraz ve şikayet sebepleri sunma imkanı doğduğundan, ödeme emrinin tebliğinden önce itiraz edilmesine engel bulunmamaktadır. Takibe itiraz edilmesi halinde takibin kesinleşmesi için itirazın kaldırılması veya itirazın iptaline karar verilmesi gerekmekte olup, itirazın kaldırılması veya itirazın iptali halinde rehnin paraya çevrilmesi aşamasına devam edilebilecektir. Takip dosyasında davalı borçlunun itirazı ile takip durduğu halde rehinli aracın muhafazası ile paraya çevrilmesine yönelik işlemler yapılmışsa da itiraz üzerine duran takibin, itirazın kaldırılması veya itirazın iptali seçeneklerinden biri ile kesinleştirilmeden takibe devam edilemeyeceğinden takip dosyasında alacaklının uyuşmazlığı ileriye götüren, alacağın tahsiline yönelik son işleminin icra takibi başlatılması olduğu tespit edilmiştir. Bu durumda dava konusu alacağa ilişkin .... İcra Dairesinin 2010/... esas sayılı dosyasında takip başlatması üzerine takip tarihi olan 02/02/2010 tarihinde zamanaşımı süresi kesildiğinden ve 02/02/2010 takip tarihinden itibaren 10 yıllık süre tekrar işlemeye başladığından, yukarıda açıklandığı üzere ....Asliye Ticaret Mahkemesinde görülen itirazın iptali davası zamanaşımını kesmediğinden ve borca itiraz üzerine duran takip sonrasında eldeki davaya ve takibe konu alacağın tahsiline ilişkin herhangi bir işlem yapılmadığından, Mahkememizin işbu dosyasındaki alacak davası 02/07/2021 tarihinde açıldığından ve takip tarihi olan 02/02/2010 tarihinden, dava tarihi olan 02/07/2021 tarihine kadar 10 yıllık zamanaşımı süresinin geçtiği.." gerekçesiyle zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmiş, verilen kararın davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine dosya istinaf incelemesi için İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ilgili hukuk dairesine gönderilmiştir. İstanbul BAM 12. HD 11/12/2024 tarih 2022/453 esas 2024/1814 karar sayılı ilamında; "...Zamanaşımı bakımından uygulanması gereken 818 sayılı BK'nın 126. maddesi uyarınca "bu kanunda başka suretle hüküm mevcut olmadığı takdirde, her dava on senelik müruru zamana tabidir." Somut olayda davalının temerrütünün oluştuğu 25.12.2009 tarihinden itibaren işleyecek 10 yıllık zamanaşımı süresinin sonu 25.12.2019 tarihine denk gelmektedir. Ancak 818 sayılı BK'nın 133/2 (TBK 154/2) maddesinde zamanaşımını kesen sebepler arasında dava açılması ve icra takibi başlatılması zamanaşımını kesen sebepler arasında sayılmış olup, aynı kanunun 136. (TBK 157) maddesi uyarınca dava veya icra takibi yoluyla kesilmiş olan zamanaşımı süresi, yargılamaya ilişkin her işlemden ya da icra takibinde alacağın takibiyle ilgili her işlemden sonra yeniden işlemeye başlayacaktır. Somut olayda davacı alacaklı tarafça başlatılan icra takibine itiraz üzerine açılan itirazın iptali davasında .... ATM’nin 2015/... esas sayılı dosyasında mahkemece davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiş ve karar Yargıtay incelemesinden geçerek 30.01.2020 tarihinde kesinleşmiştir. Süresinde açılmamış olan ve mahkemece de bu sebeple reddedilen dava nedeniyle zamanaşımının kesilmesi söz konusu değildir (Yargıtay HGK'nın 2013/15-169 esas 2013/1365 karar sayılı, Yargıtay 11. HD'nin 2019/5069 esas 2020/2777 karar sayılı ilamı). Ancak davacı alacaklı tarafça davalı aleyhine .... İcra Dairesinin 2010/... esas sayılı dosyasında 02/02/2010 tarihinde rehinin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibi başlatılmış olup, bu tarih itibariyle kesilen 10 yıllık zamanaşımı süresi yeniden işlemeye başlamıştır. Alacaklının haciz isteme hakkı bir yıllık süreye tabi olup, bu hak ödeme emrinin tebliği tarihinden itibaren bir yıl geçmekle düşer. Alacaklı, bir yıllık süre (İİK 78/2) içinde haciz talebinde bulunmaz veya bir yıl içinde yaptığı haciz talebini geri alıp da (aynı) bir yıllık süre içinde yeniden haciz talebinde bulunmaz ise, takip dosyası işlemden kaldırılır (İİK 78/4). Bu halde takip dosyası yalnız işlemden kaldırılır, yoksa icra takibi düşmez. İcra hukukunda takibin yapılmamış sayılmasına dair bir kurum bulunmadığından icra takibi derdest kalmakta devam eder. Bu halde alacaklı yenileme talebinde bulunmak suretiyle aynı takip dosyasında haciz isteyebilir (İİK 78/5). Takip ilama dayalı değil ise, yeniden başvurma harcı ve peşin harç alınır ve bu harçlar borçluya yükletilemez. Hemen belirtmek gerekir ki, bu durumda borçluya yenileme tebliğ edilir. Yeniden ödeme emri tebliğ edilmez (Yargıtay HGK’nın 15.05.2013 gün ve 2012/13-1395 E., 2013/703 K. sayılı ilamı). İcra takibinin takipsiz bırakılmasına ilişkin İİK'nın 78. maddesi ile düzenlenen dosyanın işlemden kaldırılması kurumu, HMK'da düzenlenen "dosyanın işlemden kaldırılması "kurumu ile benzerlik gösterir. Ne var ki İİK'da işlemden kaldırılan dosyanın "açılmamış sayılmasına" yönünde bir düzenleme mevcut olmadığı gibi, icra dosyasının yenilenme süresine ilişkin bir düzenleme mevcut değildir. İcra takibinin son bulması ise ancak borçlunun talebi ile zamanaşımı nedeniyle icranın geri bırakılması kararına yönelik, İİK'nın 33/a maddesi uyarınca 7 günlük süre içinde dava açılmaması halinde gerçekleşecektir. Eldeki davada icra takibinde davalı adına çıkarılan ödeme emri tebliğ edilememiş ancak, davalı borçlu tarafından 27.04.2012 tarihinde ödeme emrine itiraz edilmiştir. Bu tarihe kadar icra takibinin işlemden kaldırılması söz konusu değildir.Takip sürecinde alacağın tahsiline yönelik, takibi ileriye götüren her takip işlemi zamanaşımını kesecektir. Bu doğrultuda icra takibinde davacı alacaklı vekilince 16.04.2012 tarihinde rehinli aracın kıymet takdirinin yapılmasının talep edildiği, 30.05.2013 tarihinde araç üzerine haciz ve yakalama şerhi konulmasının talep edildiği, 31.05.2013 tarihinde fiili haciz için ilgili icra dairesine talimat yazılmasının talep edildiği, 09.05.2014 tarihi itibariyle de kıymet takdirinin borçluya tebliğinin talep edilmiştir.Ödeme emrine itiraz ile birlikte 27.04.2012 tarihinde takibin durdurulması işlemi ile yeniden işlemeye başlayan 10 yıllık zamanaşımı süresi, işbu davanın açıldığı 02.07.2021 tarihi itibariyle dolmamıştır. Kaldı ki bu işlem sonrasında da yukarıda açıklanan zamanaşımını kesen nitelikte takip işlemleri yapılmıştır. Bu nedenle dava konusu alacak zamanaşımına uğramamış olup, mahkemece yargılamaya devam edilmesi gerekirken davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi doğru bulunmamıştır..." gerekçesiyle Mahkememizin ... karar sayılı kararının kaldırılmasına kesin olarak karar verildiği, kaldırma ilamı üzerine dosyanın MAhkememizin ... esas sırasına kaydedildiği görüldü. Bankacılık alanında uzman bilirkişi 03/07/2026 tarihli raporunda özetle; takdiri ve nihai karar Sayın Mahkemeye ait olmak üzere, davacı temlik eden banka ... Şubesi tarafından 20.12.2008 tarihinde 46.000,00 TL.lık yıllık % 27 akdi faiz oranı üzerinden taksitli ticari kredi açıldığı, ödemelerde aksama olması nedeniyle davalı şirket hakkında ....İcra Müdürlüğü 2010/... e dosyasında yıllık %80 faiz oranı üzerinden icra takibi yapıldığı, raporun dava sürecine ilişkin 3. maddesinde açıklandığı üzere, icra takibine karşı açılan itirazın iptali davasının reddi nedeniyle huzurdaki davanın alacak davası olarak açıldığı, icra takibi devam ederken davalı şirketin bankaya ve icra dosyasına toplam 25.478.65 TL.lık ödeme yaptığı, dava konusu alacağın 04.06.2014 tarihinde davacı banka tarafından tüm icra dosyası kapsamında davacı şirkete temlik edildiği, davacı şirket tarafından takip talebinde asıl alacağı 41.214.96 TL olarak talep etmesi de dikkate alınarak 22.12.2009 tarihinden dava tarihine kadar (takip talebinde belirtilen yıllık %80 faiz oranı üzerinden temerrüt faizi talep edilmesi nedeniyle) toplam 382.200,06-TL temerrüt faizi hesaplandığı, yapılan 25.478.65 TL. tahsilatın hesaplanan faizden mahsup edilmesi sonucu dava tarihinde temlik alan şirket alacağının 41.214,96TL asıl alacak ve 356.721.41 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 397.936.37 TL olarak hesaplandığı, davacı şirket asıl alacağının 41.214.96 TL kabulü halinde dava tarihinden itibaren de ödeme yapılıncaya kadara yıllık %80 faiz oranı üzerinden faiz yürütüleceği tespit ve rapor edilmiştir. Tüm dosya kapsamı birlikte incelendiğinde ve değerlendirildiğinde; Temlik Eden Bankanın ... Şubesi ile davalı ... Ltd Şti arasında 27.02.2006 tarihinde 13.000,00-TL limitli Genel Kredi sözleşmesi imzalandığı, sözleşmeyi ... ile ...'ın müşterek borçlu ve müteselsil kefil olarak imzaladığı, daha sonra 22.03.2006 tarihinde 125.000-TL limitli ikinci Genel Kredi sözleşmesi imzalandığı, sözleşmeyi ... ile ...'ın müşterek borçlu ve müteselsil kefil olarak imzaladığı, Sözleşme limitinin 29.05.2007 tarihinde 6.000 TL, 21.09.2007 tarihinde 15.000-TL arttırıldığı, 11.04.2008 tarihinde Banka ile Davalı Dalya Sigorta arasında 25.000,00-TL limitli GKS imzalandığı, sözleşmeyi ... ile ...'ın müşterek borçlu ve müteselsil kefil olarak imzaladığı, söz konusu sözleşme 2008 yılında önce 18.00,00-TL, 20.08.2008 tarihinde 12.000,00-TL arttırılmak suretiyle limiti 55.000,00-TL'ye, 19.12.2008 tarihinde 30.000,00-TL arttırılmak suretiyle 85.000,00-TL'ye yükseltildiği, temlik eden banka ile davalı şirket arasında 23.02.2009 tarihinde açılan taksitli krediye karşılık 2005 Model ... Marka ... plakalı aracı rehin etmesi nedeniyle Taşıt Rehni Sözleşmesi imzalandığı, sözleşmeyi Dava dışı ... ile ...'ın da imzaladıkları, 04.06.2014 tarihli Alacak Temliki Sözleşmesi ile ... Bankası AŞ'nin dava konusu alacak dahil olmak üezre alacaklarını gayrikabili rücü olarak ... AŞ'ye devir ve temlik ettiği, dosyaya temlik sözleşmesi ve vekaletnamenin sunulduğu, ... Şirketinin 19.10.2015 tarihinde ... Sicil nolu ... Yönetim Şirketi ile birleştiği, ... Yönetim Şirketinin de 09.01.2019 tarihinde ... Yönetimi Şirketi ile birleşerek kapandığı ve alacağın ... Yönetim AŞ takibine geçtiği, harca esas değer olarak 43.123,16-TL gösterildiği ve talebin ise dava dışı temlik eden banka ile davalı arasında akdedilen Nakdi ve Gayrinakdi Kredi Sözleşmesi ve Taşıt Rehni Sözleşmesi kapsamında ödenmeyen borçların tahsiline ilişkin 41.214,96-TL tutarındaki asıl alacağa 22/12/2009 tarihinden itibaren uygulanacak %80 temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsili talebine ilişkin olduğu anlaşılmıştır. Yapılan incelemede bilirkişi raporunda, davacının dava tarihi itibariyle davalıdan alacaklı olduğu tutarın 41.214,96-TL asıl alacak ve 356.721,41-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 397.936,37-TL olduğu ve asıl alacağa dava tarihinden itibaren %80 temerrüt faizi işletilebileceği belirtilmiş, yine raporda davalının 20/08/2009 tarihi itibariyle ödeme yapmaması üzerine 22/12/2009 tarihinde kat ihtarı keşide edilerek 43.123,16-TL ödenmesinin talep edildiği ve kat ihtarnamesinin tebliğine dair bilgi/ belge bulunmadığı belirtilmiş, bu nedenle davalının temerrütünün, .... İcra Dairesinin 2010/... esas sayılı takip dosyasında takip tarihi olan 28/01/2010 tarihinde gerçekleştiği, davalının ise 28/12/2010 tarihinde 1.938,73-TL tutarında ödeme yaptığı, davalının kısmi ödemesinin mahsubu neticesinde bakiye borcun, hesap kat tarihi itibariyle davalının borcu 43.050,93-TL olduğundan bu tutardan kısmi ödeme tutarının mahsubu ile ihtar masrafının ise eklenmesi neticesinde (43.050,93-TL-1.938,73-TL+42,30-TL=) 41.254,50-TL olduğu, davacının talebinin ise 41.214,96-TL asıl alacak olduğu görülmekle, 41.214,96-TL asıl alacağın 22/12/2010 tarihinden itibaren yıllık %80 temerrüt faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, harca esas değer dikkate alınarak fazlaya dair talebin reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere; 1-Davanın kısmen kabulüne, 41.214,96-TL asıl alacağın temerrüt tarihi olan 28/01/2010 tarihinden itibaren işleyecek yıllık %80 temerrüt faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Fazlaya dair talebin reddine, 2-Karar tarihi itibariyle alınması gereken 2.815,39-TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-14 maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği'nin 26.maddesine göre; Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 1.320,00-TL arabuluculuk ücretinin haklılık durumuna göre 1.261,66-TL tutarındaki kısmının davalıdan tahsili, bakiye 58,34-TL tutarındaki kısmının davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-Davacı tarafından yapılan 1.249,90-TL tebligat/ posta gideri, 12.000,00-TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 13.249,90-TL nin haklılık durumuna göre 12.664,25-TL tutarındaki kısmı ile 104,00-TL vekalet harcı olmak üzere toplam 12.768,25-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilemesine, bakiye yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Kendini vekille temsil ettiren davacı lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca 41.214,96-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Yatırılan avanstan artan kısmın karar kesinleştiğinde yatırana/ vekiline iadesine, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, diğer tarafların/vekillerinin yokluğunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Mahkememize verilecek bir dilekçe ile veya başka bir yer Mahkemesi aracılığı ile gönderilecek bir dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 07/10/2026
Katip ... e-imzalıdır
Hakim ... e-imzalıdır