İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2026/412 E. 2026/447 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2026/412
Karar No
2026/447
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2026/412 KARAR NO : 2026/447

DAVA : KONKORDATO TASDİKİ DAVA TARİHİ : 27/03/2026 KARAR TARİHİ : 15/05/2026

Mahkememizin 2026/246 Esas sayılı dosyasında konkordatonun tasdiki istemli yargılamada feragat talebi üzerine ..., ... ile ... yönünden dava tefrik edilerek yukarıda belirtilen esasa kaydedilmiş, mahkememizin 2026/412 Esas sayılı dosyasında ..., ... ile ...'in Konkordato Tasdiki talebi yönünden yapılan açık yargılama sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Konkordato talep eden davacılar vekili dava dilekçesinde özetle, ...A.Ş., kuruluşundan itibaren yenilenmiş fiziki alanları, nitelikli hizmet anlayışı ve 15 farklı branşta sunduğu kapsamlı sağlık hizmetleri ile ameliyathane ve polikliniklerinde hasta odaklı bir yaklaşım ile faaliyetini sürdürdüğünü, kurulduğu ilk günden itibaren, hasta ile doğrudan temas eden süreçleri esas alan; teknolojik gelişmeleri yakından takip eden ve akademik platformlarda kabul görmüş teşhis ve tedavi yöntemlerini uygulayan bir anlayışla hizmet sunduğunu, bu doğrultuda, uluslararası deneyime sahip uzman hekimlerimiz ve cerrahi ekibimiz ile tıp alanındaki yenilikleri sürekli izlemekte ve uyguladığını, bununla birlikte son dönemde ülke ve dünya ekonomisinde yaşanan olumsuz gelişmeler, ülke genelinde yaşanan yüksek enflasyon, para politikasındaki sıkılaşma sonucu faiz oranlarındaki hızlı ve öngörülemez artış, krediye erimişimin zorlaşması, finansman maliyetlerinin olağan dışı seviyelere yükselmesi, döviz kurlarındaki dalgalanmalar ve genel ekonomik belirsizlikler şirketlin mali yapısı ve nakit akışı üzerinde ciddi baskılar oluşturarak olumsuz yönde etkilediğini, özellikle sağlık sektöründe artan operasyonel maliyetler, personel giderleri ve tıbbi malzeme maliyetlerindeki yükseliş, şirketin gider yapısında ciddi artışlara neden olduğunu, buna bağlı olarak nakit akışında bozulmalar meydana gelmiş ve likidite sıkıntısı ortaya çıktığını, müvekkili şirket, 2022 yılında 17,3 milyon TL olan toplam aktif büyüklüğünün 2025 yılı itibarıyla 73,7 milyon TL’ye yükseldiği görüldüğü, 2022, 2023 ve 2024 mali yıllarında satış hacmini ve kârlılığını istikrarlı şekilde artırmış olmakla birlikte, son iki yıldır yürürlükte olan yüksek faiz politikaları neticesinde ciddi kısıtlamalarla karşı karşıya kaldığını, özellikle faiz oranlarındaki öngörülemez artışlar ve bankaların söz konusu makroekonomik koşullar çerçevesinde uzun vadeli kredi kullandırımına kapalı tutumu, şirketin yüksek ciro performansına rağmen esnek ve sürdürülebilir finansman kaynaklarına ulaşamamasına yol açmış; bu durum şirket nezdinde dönemsel nakit akışı dengesizliklerine neden olduğunu, şirketin nakit akışı ve operasyonel sürdürülebilirliği üzerinde son dönemde en belirgin etkiyi yaratan unsurlardan biri, kamuya olan yükümlülükler ve bu yükümlülüklere uygulanan faiz oranlarındaki artış olduğunu, kamu alacaklarına uygulanan gecikme zammı oranlarının 2025 yılında yaklaşık %40 seviyesinden, 2026 yılı itibarıyla aylık %4,5 ve yıllık basit %54 seviyelerine yükselmesi, borç yönetimini daha hassas hale getirdiğini, bu yüksek oranlar, mevcut nakit kaynaklarının önemli ölçüde finansman maliyetlerine yönelmesine neden olmakta ve işletme sermayesinin etkin kullanımını sınırladığını, vergi dairesi ve SGK tarafından uygulanan blokeler de nakit akışının kamu borçlarına yönlendirilmesine yol açarak kısa vadede operasyonel esnekliği azaltmakla birlikte, bu süreç şirketimizin mali yapısını yeniden düzenleme ihtiyacını daha da belirgin hale getirdiğini, müvekkili şirketin çok kısa vadeye ve dar bir zaman periyoduna yoğunlaşan mali ve ticari borçlarına mukabil, kurlardaki olumsuz değişimler nedeniyle maliyetlerin ve finansman giderlerinin artması sonucu likitide sıkıntısı ortaya çıktığını, bu dönemde özellikle yapılmakta olan yatırım maliyetleri de eklendiğinde likidite krizi had sahaya ulaştığını, müvekkili firmanın bu süreçte yüksek enflasyon ve yüksek faiz oranlarının bulunduğu bir ekonomide kendi tercihi olmaksızın kısa vadeli krediler ile karşılamak zorunda kaldığını, kısa vadeli borçlanma müvekkil firmamızın daha önce tercih etmediği bir yöntem olsa da geçtiğimiz yıl ve 2025 yılı ilk aylardan itibaren faizlerin artışı ile birlikte bankalar uzun vadeli kullandırım yapamadıklarını ve kısa vadeli olarak kullandırım yapabilecekleri bilgisini geçtiklerini, kısa vadeli ve yüksek maliyetli borçlanmalar da şirketin likiditesine olumsuz etki ettiğini, ülkemiz ve global alandaki ticari süreçlerde ciddi bir yavaşlama söz konusu olup esasen ülkemizde yüksek enflasyon ve daraltıcı para politikaları nedeniyle ekonomik kriz ortamı yaşandığını, belli sektörlerdeki hızlı gerileme tüm piyasa ekonomisinde domino etkisi yaratmakta, ülkedeki nakit dolaşımı iş hacmini ve ticari hayatın özellikle güvene dayalı alanlarını ciddi şekilde tehdit ettiğini, Covid -19 krizinin olumsuz etkileri sürerken ...ve son olarak ... gibi dışsal etkenler dünya ekonomisini zorlarken, ülkemizde de döviz piyasalarında ciddi çalkantıların oluşmasına sebebiyet verdiğini, 2023 yılının hemen başında büyük bir deprem felaketi yaşanmış ve son yıllarda ülkemizin gerek dışarıda ve gerek içeride maruz kalmış olduğu felaketler sonucunda ekonomi politikasında sert önlemler alınmaya başlandığını, Merkez Bankası’nın yüksek faiz ve daraltıcı para politikları izlemeye başlaması ve özellikle uzun vadeli kredi verilmesinin zorlaşması hatta önüne set çekilmesi sonucunda; işletmelerimizde ciddi finansal sıkıntılar ortaya çıkmakla, nakit akışı kesilmekle, özkaynaklar ile finansal döngü sağlanmaya çalışılmakla birlikte aynı zamanda sektör bazında yaşanan sıkıntılar, en nihayetinde bankaların olumsuz tutumlarından kaynaklı işletmeler likitide kaynaklarını kaybetmeye başlamış ve nakit noksanlığına düştüğünü, döviz kurlarında yaşanan sürekli artış, faiz oranlarının çok yükselmesi, ekonomideki dengesizlikler karlılık ve finansman noktasında sektöre ve dolayısı ile şirketimize ciddi zararlar vermiş ve vermeye devam ettiğini, finansman maliyetlerinin olağan dışı seviyelere yükselmesi, şirketin mali yapısı ve nakit akışı üzerinde ciddi baskılar oluşturduğunu, konkordato teklifi kapsamında alacaklılardan herhangi bir tenzilat talep edilmemekte; borçların tamamının, faiz dahil olmak üzere eksiksiz şekilde ödenmesi taahhüt edildiğini, bu doğrultuda, alacaklıları açısından herhangi bir alacak kaybı söz konusu olmayacak olup, konkordato teklifi iflas senaryosuna kıyasla açık biçimde daha avantajlı bir çözüm sunduğunu, iflas senaryosunda adi alacaklıların herhangi bir tahsilat imkanı bulunmazken, konkordato teklifimizin kabulü halinde alacaklıların alacaklarının tamamını faizli olarak ve toplamda %130 oranında tahsil etmeleri mümkün olacağını, konkordato teklifinin alacaklılarımız tarafından kabul edilmesi halinde, Eylül 2027 tarihinden itibaren başlamak üzere, 2030 yılı Eylül ayı sonuna kadar devam edecek şekilde, toplam 36 ay vadeli bir ödeme planı önerildiğini, söz konusu ödeme planı kapsamında, konkordatoya tabi borçların tamamının, anaparanın yüzde 100’ü üzerinden ve buna ilaveten bir defaya mahsus olmak üzere yüzde 30 oranında faiz işletilerek, aylık eşit taksitler halinde ödenmesi teklif edildiğini, yapılan hesaplamalar neticesinde, şirketin iflası halinde iflas idaresinin tasarrufuna geçmesi muhtemel toplam tutarın 52.847.798,72 TL seviyesinde olacağı öngörüldüğünü, bu tutardan, mevzuat gereği öncelikli olarak ödenmesi gereken personel alacakları, kamu alacakları ve rehinli borçlar düşüldüğünde, adi alacaklıların alacaklarının karşılanmasına ayrılabilecek kaynak miktarının 25.876.765,36 TL olacağı tespit edildiğini, adi alacaklıların toplam alacak tutarı 41.955.470,47 TL olup, olası bir iflas halinde bu alacakların ancak %62 oranında tahsilinin mümkün olabileceği söz konusu olacağını, buna karşılık, şirket tarafından sunulan konkordato teklifinin kabul edilmesi halinde, adi alacaklıların alacaklarının tamamının ödenmesi ve buna ilaveten yüzde 30 oranında faiz işletilmesi öngörülmekte olup, bu kapsamda toplam 41.955.470,47 TL tutarında tahsilat yapılması mümkün olacağını, bu nedenle, olası bir iflas halinde şirketin iflas masasına devredilerek satılıp nakde dönüştürülebilecek ve garameten alacaklılara dağıtılabilecek anlamlı bir ekonomik kaynağın oluşmayacağının açık olduğunu, başka bir ifadeyle, şirketimizin mevcut varlık yapısı tasfiye senaryosunda değer üretmekten ziyade değer kaybına yol açacak nitelikte olduğunu, müvekkili ...; ... Şirketi ortağı, yönetim kurulu üyesi ve münferiden imza yetkilisi olduğunu, ayrıca..., ... Şirketi Yönetim Kurulu Başkanı ve müferiden imza yetkilisi olduğunu, ...’nin kendi adına bir ticari işletmesi, Ticaret Sicil Memurluğunda tacir olarak bir kaydı bulunmadığını, müvekkilinin konkordato talebine konu mali sıkıntının temelinde, kendisinin doğrudan ticari faaliyetlerinden ziyade, ortağı ve yöneticisi olduğu şirketlerin kullanmış olduğu banka kredilerine vermiş olduğu kefaletler bulunduğunu, bu kefaletler sebebiyle şahsi malvarlığı üzerinde yoğun icra takipleri başlatılmış olup, bu durum hem şahsi ekonomik dengeyi hem de bağlı şirketlerin faaliyetlerini olumsuz etkilediğini, müvekkili ...; ... Şirketi'nin ortağı olduğunu, ...’in kendi adına bir ticari işletmesi, Ticaret Sicil Memurluğunda tacir olarak bir kaydı bulunmadığını, müvekkili ...'in ... Hizmetleri Anonim Şirketi 'nde % 5 hissesi hissesi bulunduğunu, konkordato talep eden ...'in , ortağı olduğu şirketin bankalarla akdettiği bir kısım kredi sözleşmelerine kefalet ile kamu borçlarından sorumluluğu olduğunu, konkordato talebinde bulunan şirket banka kredi borçlarını ve kamu borçlarını ödeyemediği takdirde ortak, müteselsil kefil sıfatıyla - muaccel hale gelecek kefalet miktarı henüz belli olmamakla birlikte muaccel olacak borçları ödeyememe tehlikesi altında olduğunu, bu sebeple şirket ile birlikte konkordato talebinde bulunma mecburiyeti hasıl olduğunu, aksi halde kendileri ve aileleri yaşamlarını idame ettiremeyecek duruma geleceğini, müvekkili ...; ... Şirketi ortağı, yönetim kurulu üyesi ve münferiden imza yetkilisi olduğunu, ...’nin kendi adına bir ticari işletmesi, Ticaret Sicil Memurluğunda tacir olarak bir kaydı bulunmadığını, müvekkili ...'in ... Şirketi 'nde % 5 hissesi hissesi bulunduğunu, ...’nin hissedarı ve kanuni temsilcisi olduğu şirketler mali açıdan darboğazda olup, konkordato sürecine başvurma kararı aldığını, konkordato talebinde bulunan davacı şirketler ile temsil ve ilzama yetkili ortağı ... arasında ekonomik ve organik bağ bulunduğunu, müvekkili ... ; ... Şirketi ortağı ve fiilen 20 yıldır klinikte çalışan diş hekimi olduğunu, ...’in kendi adına bir ticari işletmesi, Ticaret Sicil Memurluğunda tacir olarak bir kaydı bulunmadığını, ...'in ... Şirketi'de % 10 ortaklığı bulunduğunu, ...'in hissedarı olduğu şirket mali açıdan darboğazda olup, konkordato sürecine başvurma kararı aldığını, konkordato talebinde bulunan davacı şirket ile ortağı ... arasında ekonomik ve organik bağ bulunduğunu belirterek; Öncelikle davacı şirketlerin faaliyetine devam edebilmesi ve diğer davacı şahısların müvekkil şirketler ile birlikte malvarlığının korunabilmesi için İcra ve İflas Kanunu’nun 287, 288., 294, ve 295. maddeleri gereğince derhal tensip kararı ile birlikte 3 aylık geçici mühlet kararı verilmesine ve gerekli görülmesi halinde işbu müddetin 2 ay daha uzatılmasına, geçici mühlet kararının İİK.nın 288. maddesi çerçevesinde ilanına; Müvekkili davacıların faaliyetlerine devam edebilmesi ve malvarlıklarının korunabilmesi için İcra ve İflas Kanunu'nun 287, 288., 294, ve 295. maddeleri gereğince; İİK.nun 206/1 sırasındaki haklar hariç olmak üzere, 6183 sayılı Kanundan doğan vergi ve her türlü harç, ceza ile SGK alacakları (prim, idari para cezaları dahil) ile ilgili takipler dahil olmak üzere, hangi nedene dayanırsa dayansın müvekkil davacı aleyhine takip yapılmaması, haciz, ihtiyati haciz, e-haciz, ihtiyati tedbir, satış, muhafaza işlemleri uygulanmaması, evvelce yapılmış olan tüm takiplerin durdurulması, yeni takip yapılmamasına, İİK. m. 295 uyarınca konkordatoya tâbi olmayan rehinli alacaklar bakımından, rehnin paraya çevrilmesi yolu ile yapılacak icra takipleri de dahil olmak üzere muhafaza ve satış işlemlerinin durdurulmasına, Davacıların tüm kurumlar ve şirketler nezdindeki hak ve alacaklarının 3. kişilerce haciz, muhafaza ve tahsil edilmesinin önlenmesi ve evvelce yapılmış takiplerden üzerine haciz konulan hak ve alacaklar da dahil olmak üzere tüm hak ve alacaklarının davacıya ödenmesi, Davacıların takip borçlusu olduğu takiplerde kendisi aleyhine veya 3. Şahıs konumunda oldukları takiplerde kendisine yönelik İİK. 89/1-2-3 maddesindeki haciz ihbarnameleri ile İİK 78.maddesi çerçevesinde doğmuş ve doğacak alacakların haczi talebini ihtiva eden haciz müzekkerelerinin gönderilmesinin tensiben önlenmesi; Davacıların muhafaza altına alınmış ve alınacak emtia, taşıt, cihaz, leasing kapsamındaki makine ve diğer hak ve alacakların davacıya iadesi, Davacılarınn bankalar nezdindeki teminat mektuplarının nakde çevrilmesinin tedbiren durdurulması, Geçici mühlet tarihinden sonra üçüncü kişilere İİK m. 89 uyarınca tebliğ edilen haciz ihbarnameleri nedeniyle, üçüncü kişilerin davacılara doğmuş ve doğacak alacaklarını blokede tutmaları halinde blokenin kaldırılarak bu alacağın davacı müvekkillere ödenmesine ve konkordato komiseri denetiminde kullanılmasına, Geçici mühlet tarihinden önce üçüncü kişilere tebliğ edilen haciz ihbarnameleri nedeniyle, geçici mühlet tarihinden sonra doğmuş ve doğacak alacakların davacılara ödenmesine ve konkordato komiseri denetiminde kullanılmasına, Davacıların konkordato talebinden önce keşide ettiği çeklerin, geçici mühlet kararının ilanından sonra 5941 sayılı Çek Kanununun 5. maddesi gereğince, üzerinde yazılı bulunan düzenleme tarihine göre kanuni ibraz süresi içinde ibrazında "Karşılıksızdır" şerhi yazılmasının tedbiren önlenmesini, ibraz edilen ve karşılığı bulunmayan çeklere "Konkordato Tedbiri" şerhinin yazılmasını, Davacılar aleyhine takas ve mahsup hakkının kullanılmasının durdurulması,Davacıların, borçlu olduğu banka hesaplarına geçici mühletin karar tarihi ve sonrasında gelecek olan paraları üzerinde gerek bankaların kendi alacakları yönünden takas-mahsup işlemi yapmalarının gerekse haciz ihbarnameleri nedeniyle bloke konulmasının önlenmesine, hesabın konkordato projesi ve konkordato komiseri denetiminde kullanılmasına, Geçici mühlet neticesinde İcra ve İflas Kanununun 289. maddesi gereğince 1 yıllık kesin mühlet kararı verilmesine ve gerekli görülmesi halinde bu mühlet kararının 6 ay daha uzatılmasına, kesin mühlet kararının ilanına, Davacı müvekkillerin konkordato talebinin kabulüne ve yasada belirtilen sair kararların alınmasına sonuç olarak yapılacak yargılama neticesinde konkordato taleplerinin tasdikine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Mahkememizin 14/05/2026 tarihli ara kararı ile mahkememizin... Esas sayılı dosyasında, davacılar ..., ... ve ... yönünden feragat edildiği anlaşılmakla davacılar ..., ... ve ... hakkında açılan davanın HMK'nın 167. maddesi uyarınca mahkememizin ... Esas sayılı dosyasından tefrik edilerek mahkememizin işbu esasına kaydedilmiştir. Tüm Dosya Kapsamı Birlikte Değerlendirildiğinde; Dava, İİK'nın 285. maddesi ve devamı maddeleri uyarınca açılan konkordatonun tasdiki istemine ilişkindir. Adi Konkordato 2004 sayılı İİK. m. 285-309/ı arasında düzenlenmiştir. Konkordato, borçlunun, kanunda öngörülen çoğunluktaki alacaklılar ile yapacağı ve ancak mahkemenin tasdiki ile borçlu ve alacaklılar bakımından (konkordatoya tabi ve ancak borçlu ile anlaşmaya varmayan alacaklılar dahil) bağlayıcı hale gelen bir cebri icra anlaşmadır. Konkordato kurumu, elinde olmayan sebeplerle işleri iyi gitmeyen ve ekonomik durumu bozulan veya bozulma ihtimali olan dürüst borçluları, iflastan korumak (Baki Kuru, İcra ve İflas Hukuku El Kitabı, 2. Baskı, Ankara: Adalet Yayınları, 2013 s.1443-1444) ve ödeme güçlüğü çeken borçlulara borçlarını yeniden yapılandırarak, işletmelerini iyileştirmelerine olanak sağlamak için ihdas edilmiştir. Konkordato kurumu ile borçluya, alacaklıların çoğunluğu ile anlaşarak borçlarını ödeme ve böylelikle iflastan kurtulma imkanı sağlanmak istenmiştir. Borçlu yapılacak olan anlaşma doğrultusunda borçlarını ödediğinde tüm borçlarından kurtulmuş olur. İsviçre doktrininde, konkordato sürecinde verilen konkordato kesin mühleti borçlunun mali durumunu iyileştirmesinin bir aracı olarak görülmektedir. İsviçre’deki kanun değişikliklerinin bir çoğunda açıkça iyileştirme kavramına yer verilmiştir. Konkordatoda alacaklıların menfaati olmakla birlikte esasen borçlunun menfaati daha ön plandadır. Adi konkordatoda, malvarlığının terki suretiyle konkordatoda olduğu gibi malvarlığının tasfiyesi değil borçlunun mali durumunun iyileşmesi ve işletmenin faaliyetine devam etmesi amaçlanır.(Hakan Pekcanıtez/Güray Erdönmez, 7101 Sayılı Yasa Çerçevesinde KONKORDATO, İstanbul: Vedat Kitapçılık 2018, s.3 ve6) Adi konkordato, geçici mühlet, kesin mühlet, konkordatoya tabi (nisaba esas) alacaklı ve alacaklıların tespiti, alacaklılar toplantısının yapılması ve tasdik raporunun mahkemeye ibrazı ile başlayan tasdik aşamalarından oluşmaktadır. Geçici mühlet aşamasında; geçici mühlet kararı verilebilmesi için davacının İİK. m. 286 gereği, dava dilekçesi ekinde, konkordato ön projesini, borçlunun malvarlığının durumunu gösteren belgeleri, alacaklıları, alacak miktarlarını ve alacaklıların imtiyaz durumunu gösteren listeyi, konkordato ön projesinde yer alan teklife göre alacaklıların eline geçmesi öngörülen miktar ile borçlunun iflası halinde alacaklıların eline geçebilecek muhtemel miktarı karşılaştırmalı olarak gösteren tabloyu, konkordato ön projesinde yer alan teklifin gerçekleşeceği hususunda makul güvence veren denetim raporunu mahkemeye ibraz etmesi gerekir. Mahkemece, bizzat veya bilirkişi marifetiyle yapacağı inceleme neticesinde bu belgelerin tam olduğunun tespit edilmesi halinde İİK. m. 287/1 gereği borçluya derhal üç ay geçici mühlet verilmesi gerekir. Şartları mevcut olduğunda İİK. m. 287/4 gereği 3 aylık geçici sürenin 2 ay uzatılmasına karar verebilir. İİK'nın 286. maddesinde sayılan belgelerin eksiksiz sunulması sebebiyle davacılar hakkında 30/03/2026 tarihi saat 17:00'dan itibaren 3 ay süre ile geçici mühlet kararı verildiği ve konkordatonun başarıya ulaşmasının mümkün olup olmadığının incelenmesi başka bir deyişle davacıların mali durumunun düzelmesinin mümkün olup olmadığı veya konkordato teklifinin tasdik şartlarının yerine gelip gelemeyeceğinin tespiti amacıyla detaylı rapor tanzim edilmesi için konkordato komiser heyeti görevlendirildiği ve komiser heyetinin 01/04/2026 itibarıyla davacıların faaliyetlerine nezaret etmek suretiyle görevlerine başladığı anlaşılmıştır. Davacılar vekili 27/04/2026 havale tarihli dilekçesi ile müvekkilleri ..., ... ve ... adına konkordato taleplerinden müvekkillerinin kendi özgür iradeleri ile gördüğü lüzum üzerine feragat edildiğini bu nedenle konkordato taleplerinden ..., ... ve ... adına feragat ettiklerini, diğer davacılar yönünden taleplerinin devam ettiğini beyanla davacılardan yalnızca ..., ... ve ... adına konkordato talebimizden feragatlarının kabülene karar verilmesini talep etmiş; Mahkememizin 29/04/2026 tarihli ara kararı ile konkordato talep eden davacılar ..., ... ve ...'nin iflasa tabi kişilerden olup olmadığı hususunda ve ayrıca davacılar vekilinin bu davacılar yönünden kısmi feragat dilekçesi hususunda komiser heyetinden yazılı görüş alınmasına, komiser heyetine yazılı görüşlerini sunmak üzere 1 haftalık süre verilmesine, komiser heyetince yazılı görüş sunulduktan sonra davacılar vekilinin talebinin değerlendirilmesine karar verilmiş; konkordato komiser heyeti 14/05/2026 havale tarihli dilekçesi ekinde feragat beyanına dair görüş sunmuş, raporda özetle ; borçlular vekilinin konkordato talebinden feragate yetkili olduğu; borçlular ..., ... ve ...'nin iflasa tabi kişilerden bulunduğuna dair herhangi bir bilgi ve belgeye rastlanmadığının belirtildiği anlaşılmıştır. Davacılar vekilinin vekaletnamesi incelendiğinde, davadan feragat yetkisinin olduğu tespit edilmiştir. HMK'nın 307. maddesi gereğince, feragat davacının talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesidir. HMK'nın 310. maddesi gereğince de, feragatin hüküm kesinleşinceye kadar her zaman yapılabilmesi mümkündür. Dava, konkordatonun tasdikine ilişkin olup, konkordatonun tasdikine ilişkin davadan feragat halinde İİK'nın 292. maddesinde Hukuk Muhakemeleri Kanununda düzenlenen feragatin sonuçlarından farklı bir sonuç öngörülmüştür. İİK'nın 292/1-d bendinde, borca batık olduğu anlaşılan bir sermaye şirketinin konkordato talebinden feragat etmesi halinde mahkemece kesin mühletin kaldırılarak iflasına karar verilmesi gerektiği ifade edilmiştir. İİK'nın 287/5. maddesi uyarınca İİK'nın 291. ve 292. maddeleri geçici mühlet hakkında kıyasen uygulanacaktır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun feragate ilişkin 307 ve devamındaki maddelerine göre; feragat, davacının, karşı tarafın ve mahkemenin muvafakatine bağlı olmaksızın talep sonucundan kayıtsız-şartsız vazgeçmesidir. Hükmün kesinleşmesine kadar yapılabilen feragat, kesin hüküm gibi sonuç doğurur. Feragat veya kabul beyanında bulunan taraf, davada aleyhine hüküm verilmiş gibi yargılama giderlerini ödemeye mahkûm edilir. Davacı gerçek kişilerin iflasa tabi kişilerden olmadığı , davacılar vekilinin talep sonucundan kayıtsız, şartsız ve tamamen vazgeçtiği, feragat sebebiyle davacı tarafın geçici mühlet verilmesi ve konkordatonun tasdiki talebinin reddine karar verilmesi gerektiği dikkate alınarak aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacıların konkordatonun tasdiki talebinin feragat nedeniyle reddine, ...T.C Kimlik numaralı ..., ...T.C Kimlik numaralı ..., ...T.C Kimlik numaralı ... hakkında mahkememizce verilen geçici mühlet kararının ve tüm tedbirlerin kaldırılmasına, Konkordato komiser heyetinin görevine son verilmesine, komiser heyetine görev süresiyle orantılı olarak aylık ücretinin ödenmesine, komiser heyetinin görevine son verildiğinin İstanbul Bilirkişilik Bölge Kurulu Başkanlığına bildirilmesine, ..., ... ve ...'nin konkordatonun tasdiki talebinin reddine ve geçici mühlet kararının ve tüm tedbirlerin kaldırıldığına karar verildiğinin Ticaret Sicil Gazetesi ve Basın İlan Kurumu resmi ilan portalında ilan edilmesine ve kararın İİK 288. maddesinde belirtilen ilgili yerlere derhal bildirilmesine, 2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesine göre tahsili gereken 732,00 TL'nin davacılardan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 3-Gider avansının kalan kısmının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran taraflara iadesine, 4-Borçlular tarafından yatırılan konkordato gider avansından komiser heyeti ücretlerinin ödenmesinden sonra kalan kısmının karar kesinleştiğinde ve talep halinde borçlulara iadesine, 5-Yargılama giderlerinin davacılar üzerinde bırakılmasına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, İİK'nın 293/2. maddesi uyarınca borçlular yönünden gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde İstinaf yolu açık olmak üzere karar verildi. 15/05/2026

BAŞKAN ...

ÜYE ...

ÜYE ...

KATİP ...

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2026/412, K. 2026/447, T. 15.05.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2026-412-e-2026-447-k-c599d17332fa