İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/385 E. 2026/675 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/385
Karar No
2026/675
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 22. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2025/385 Esas KARAR NO : 2026/675

DAVA : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 09/09/2025 KARAR TARİHİ : 25/09/2026

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirket ile davalı şirket arasında ... İnşaatı ile Altyapı ve Çevre Düzenlemesi işi kapsamında 06.01.2023 tarihli sözleşme bulunduğunu, davacı şirketin sözleşme kapsamında üstlendiği işleri yerine getirdiğini ve bu işler karşılığında 12.12.2024 tarihli fatura düzenlendiğini, davalı tarafından söz konusu fatura bedelinin ödenmediği, fatura bedeline karşılık verilen 15.12.2024 tarihli çekin ise karşılıksız çıktığını, davacı tarafından alacağın tahsili amacıyla .... İcra Müdürlüğü’nün 2025/... esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını ancak davalı tarafından yapılan itiraz üzerine takibin durduğunu, davacı vekili, sözleşme, fatura ve ticari ilişki kapsamında davalının borçlu olduğunu beyan ederek itirazın haksız ve kötü niyetli olduğunu ileri sürerek itirazın iptali ile icra takibinin devamına ve davalının alacağın %20’sinden az olmamak üzere tazminata mahkûm edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı tarafından işbu itirazın iptali davasına karşın herhanği bir cevap dilekçesi ibrazında bulunmadığı anlaşılmıştır. DELİLLER : Davacı tarafından sunulan deliller dosya arasına alınmış, .... İcra Müdürlüğünün 2025/... esas sayılı dosyası, İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü, ... Vergi Dairesi Müdürlüğü ve ... Vergi Dairesi Müdürlüğü'nden gelen yazı cevapları, Arabuluculuk son tutanağı, Bilirkişi raporu, bilirkişi ek raporu ve tüm dosya kapsamı. Mahkememizce atanan Smm uzman bilirkişi ...'nin hazırlamış olduğu 18/03/2026 tarihli Bilirkişi Raporunda özetle; taraflar arasında 06.01.2023 tarihli sözleşmenin mevcut olduğu ve üzerinde tarafların kaşesi ile imzasının bulunduğu, davacı ... Sistemleri Ltd. Şti. 'nin 2024 yılına ait ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu ve delil niteliği taşıdığı, davacının bu defter kayıtlarına göre davalıya 291.338,85 TL tutarında borçlu olduğu, davalı ... İnşaat Turizm Tic. Ltd. Şti. 'nin bilirkişi incelemesine katılmadığı ve ticari defterlerini ibraz etmediği, davacı tarafından düzenlenen 12.12.2024 tarihli ... numaralı 570.000,00 TL bedelli faturanın davacı defterlerine işlendiği, davalının bu faturaya yasal süresi içinde itiraz etmediği, fatura içeriğine dair iade veya ödeme belgesine rastlanmadığı, karşılaştırmalı analiz raporuna göre faturanın her iki tarafın kayıtlarında yer aldığı ve zımnen kabul edilmiş sayılması gerektiği, 15.12.2024 vadeli 475.000,00 TL bedelli çekin ibrazında hesapta bakiye bulunmadığı ve 446.453,71 TL tutarındaki kısmın karşılıksız kaldığı, birinci hesaplama yöntemine göre fatura bedelinden çekin ödenen kısmının tenzili ile davacının 541.453,71 TL tutarında alacaklı olabileceği, ikinci hesaplama yöntemine göre ise çekin karşılıksız kısmından davacının ticari defterlerindeki borcun tenzili ile davacının 155.114,86 TL tutarında alacaklı olabileceği, şartları oluşmadığından davacının faiz talebinin bu aşamada mümkün olmadığı, nihai hukuki takdirin mahkemeye ait olduğu kanaatine varıldığı tespit edilmiştir. Bilirkişi Ek Raporunda özetle; bilirkişi raporunda ...'ın ... Mimarlık İnşaat Turizm Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. yetkilisi olduğu, davalı ... İnşaat Turizm Ticaret Ltd. Şti. ile arasında herhangi bir ortaklık veya temsil bağının bulunmadığının tespit edildiğini, 150.000,00 TL ve 45.484,80 TL tutarlı POS işlemlerinin ... adına gerçekleştirildiği, toplam 195.484,80 TL tutar için 2025 yılında ... Mimarlık hesabıyla bağlantılı düzeltme kayıtlarının oluşturulduğunu, söz konusu kayıtların sehven davalı hesabına geçtiği yönündeki davacı iddiasının kabulü halinde davacının davalıya olan 291.338,85 TL tutarındaki borç bakiyesinin 95.854,05 TL seviyesine düşeceğini, davacının çekten hiçbir tahsilat yapmadığı beyanının kabulü durumunda düzeltilmiş cari hesap yöntemine göre davacının 379.145,95 TL tutarında alacaklı olacağını, banka sorumluluk tutarının ödendiğinin kabulü halinde bu alacağın 350.599,66 TL seviyesine çıkacağını, mahkemece takibin yalnızca 12.12.2024 tarihli faturaya özgü olduğu ve bu faturaya ilişkin ödeme bulunmadığı kabul edilirse davacının 570.000,00 TL tutarında asıl alacak talep edebileceğini, mahkemece takip talebindeki faiz başlangıcı ve hesabın kabulü halinde 570.000,00 TL için 23.635,48 TL tutarında, 379.145,95 TL için ise aynı dönem ve oran üzerinden 15.721,57 TL tutarında işlemiş faiz hesaplanabileceği kanaatine varıldığı tespit edilmiştir. HUKUKİ NİTELENDİRME ve GEREKÇE Dava, İİK'nun 67. maddesi hükmüne dayalı olarak açılmış olup, yapılan ilamsız icra takibine karşı davalının itirazının iptali ve icra inkar tazminatı ile sorumlu tutulması istemine ilişkindir. Mahkememiz taraflar tacir olduğundan görevli ve yetkilidir. Tarafların incelenen icra dosyasına göre taraf ve dava ehliyeti vardır. İtirazın iptali davasının yasal dayanağını oluşturan İİK.nun 67/1. maddesinde; takip talebine itiraz edilen alacaklının, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir yıl içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebileceği öngörülmüştür. İtirazın iptali davası icra takibine sıkı sıkıya bağlı, itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir (YHGK. 2017/19-1634 Esas - 2018/633 Karar sayılı ilamı). Davacı alacaklı taraflar arasındaki ticari ilişki nedeniyle davalıdan alacaklı olduğu iddiasıyla faturaya dayalı icra takibi başlatmış olup; ödeme emri davalı borçluya tebliğ edilmiştir. Davalı borçlu yasal süresi içinde ödeme emrine itiraz ettiğinden takibin durdurulmasına karar verilmiştir. İtirazın iptaline yönelik olarak açılan iş bu dava hak düşürücü yasal süresi içerisinde açıldığından işin esasına girilerek inceleme yapılmıştır. Uyuşmazlık, taraflar arasındaki ticari ilişki (sulama sistemi hakkedişi) ve faturadan kaynaklı alacak istemine dayalı olarak icra takibine davalı tarafça yapılan itirazın haklı olup olmadığı, alacağın tespiti halinde miktarı, icra inkar tazminatı şartlarının oluşup oluşmadığı hususundadır. Ticari davalarda yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasa'da delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delil olarak düzenlediği açıkça anlaşılmaktadır. Ticari defterler kesin delillerden ise de ancak HMK 222. maddedeki koşullar çerçevesinde ispat aracı olabilir. Ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması gerekir. Bir taraf kendi defterlerine delil olarak dayanmış ise karşı tarafın ticari defterlerine dayanılmamış olsa da karşı taraf defterlerinin incelenmesi zorunludur. Çünkü tarafın ticari defterleri yasada belirtildiği üzere karşı tarafın ticari defterleri ile uyumlu olduğu takdirde lehine delil olabilecektir. Karşı taraf defterleri incelenmediği takdirde dayanan tarafın kendi defterindeki kayıtların lehe delil olması mümkün değildir. Davacının da bu durumu bilerek ticari defterlere delil olarak dayandığı ve karşı tarafın ticari defterlerinin de incelenmesini istediği kabul edilmelidir. Aksinin kabulü halinde davacının ticari defterleri tek başına delil niteliği taşımadığından dayanılan böyle bir delilin incelenmesine gerek de olmayacaktır. Karşı taraf ticari defterlerini sunar ise birlikte incelenip değerlendirildiğinden delil olup olmadığı sonucuna göre değerlendirilebilecektir. Karşı taraf ticari defterlerini sunmadığı takdirde ise bu davranışı ile kendi ticari defterlerinin davacı defterleri ile uyumlu olup olmadığının incelenmesine engel olduğundan, engel olduğu sonucun varlığını kabul etmiş sayılmalıdır. Tacir olup ticari defter tutmak zorunda olan taraf, ticari defterleri bulunmadığını ileri süremeyeceğinden verilen kesin süreye rağmen ibraz etmediği takdirde, belgenin elinde olmadığına dair yemin etmesine gerek olmaksızın HMK 220/3. madde gereğince sunmaktan kaçındığı belgelerdeki (ticari defterlerindeki) kayıtların, karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğunu mahkeme kabul edebilir. Aksinin kabulü durumunda; karşı tarafın ticari defterlerini sunmaması halinde sunan tarafın muntazam tutulmuş ticari defterlerinin lehe delil olarak kabul edilemeyeceği şeklinde bir sonuç ortaya çıkar ki bu ticari defterleri ve karşı taraf elinde olduğu ileri sürülen belgeleri delil olarak kabul edip sunulmaması halinde sonuçlarını belirleyen HMK'ndaki açık düzenlemelere aykırı bir yorum olacaktır. Fatura düzenlenmesi için öncelikle taraflar arasında akdi bir ilişkinin bulunması gerekir. Bunun için de öncelikle taraflar arasındaki sözleşmesel ilişkinin varlığının kanıtlanmış olması gerekir. Davalının sözleşmesel ilişkiyi inkâr etmesi durumunda davacının öncelikle aralarındaki akdi ilişkiyi ispat etmesi gerekmektedir. Faturanın tebliği şekle bağlı değildir, yazılı veya sözlü herhangi bir şekilde yapılabilir. Muhatap hazır ise kendisine elden verilmesi, değil ise herhangi bir şekilde gönderilmesi mümkündür. Ancak, uyuşmazlık halinde ispat kolaylığı açısından, fatura tebliğinin noter aracılığıyla ya da imza karşılığı elden tebliğ yolu ile ya da telgraf, teleks yolu ile veya PTT aracılığıyla ya da faks çekilmesi yahut güvenli elektronik imza ile elektronik posta gönderilmesi şeklinde yapılması uygundur. Faturaların borçluya tebliğ edilip edilmediği, itiraza uğrayıp uğramadığı belirlenmeli, faturaların tebliğ edilmiş ve 8 günlük itiraz süresi içerisinde itiraz edilmemiş olduğunun tespiti halinde faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunun alacaklı tarafça kanıtlanmış olduğu ve sadece fatura içeriğinin kesinleştiği, bunun aksinin yani faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığının ve kesinleşmediğinin kanıt yükünün bu kez borçluya geçtiği kabul edilmelidir. Tüm dosya kapsamı ve toplanan deliller birlikte değerlendirildiğinde; davacı taraflar arasındaki eser sözleşmesi kapsamında temin ettiği hizmetlerden doğan 12.12.2024 tarihli ... nolu 570.000,00TL bedelli faturadan kaynaklanan alacağı için icra takibi başlattığını ve davalının takibe haksız olarak itiraz ettiği belirtmiş, bu kapsamda toplanan delillerden sonra alınan bilirkişi raporu, sunulan deliller üzerinde yapılan incelemeler sonucu; davacının incelenen defter ve kayıtlarına göre ticari ilişkilerinin bulunduğu, davalının verilen kesin süreye rağmen defter ve kayıtlarını sunmadığı, davacı yanın ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, dolayısıyla yasal defterlerin tarafların lehine delil olarak kullanılabileceği, taraflar arasındaki ticari ilişki gereği oluşan ticari kayıtlarda yapılan bilirkişi incelemesi ile yapılan tespitler sonucunda davacı şirket tarafından davalı şirkete takibe konu e-faturayı düzenlediği, davacı ve davalı şirketin e-fatura mükellefiyeti oldukları, davacı tarafın alacak talebine konu faturayı davalı tarafa usulüne uygun olarak tebliğ ettiği, faturaya itiraz edildiğine dair bir kayıt bulunmadığı, dava konusu faturanın davalı tarafa teslim edildiği ve davalının 8 gün içerisinde itiraz etmediğinin tespiti edildiği faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunun alacaklı tarafça kanıtlanmış olduğu ve sadece fatura içeriğinin kesinleştiği, bunun aksinin yani faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığının ve kesinleşmediğinin kanıt yükünün bu kez borçluya geçtiği ancak bu yönde ispata yarar bir delil sunulmadığı, davalı şirket verilen kesin süreye rağmen defterlerini ibraz etmediği takdirde, belgenin elinde olmadığına dair yemin etmesine gerek olmaksızın HMK 220/3. madde gereğince sunmaktan kaçındığı belgelerdeki (ticari defterlerindeki) kayıtların, karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğunu mahkeme kabul edilebileceğinden mahkememizce verilen kesin süreye rağmen kayıtlar sunulmadığından davacı kayıtları davalı kayıtları ile uyumlu olduğu mahkememizce kabul edilmiş ayrıca 2024 yılı ba/bs formu ile tarafların faturaları vergi dairesine bildirdiği ve birebir uyumlu olduğu görülmekle davalının, davacıya takibe konu fatura sebebi (cari hesap ilişkilerinin bulunduğu ve bu fatura için ödeme yapıldığına dair delil sunulmaması sebebi ile) ile 570.000,00-TL tutarında asıl alacak yönünden borçlu olduğu, taraflar arasında düzenlenen sözleşmeye göre idarenin yükleniciye ödeme yaptıktan sonraki ay için %50 si nakit kalanı için 60-90 gün vadeli çek verileceği kararlaştırıldığından ve takibe konu fatura tarihi dikkate alındığında sözleşmeye göre bir temerrüt gerçekleştiğinin tespit edilememesi sebebi ile işlemiş faiz talebi kabul edilmemiş ve dosya kapsamına uygun, hüküm kurmaya ve denetime elverişli bilirkişi raporuna göre davacı tarafın başlattığı takibe vaki itirazın kısmen iptaline, takibin takip talebinde belirtilen şartlarda kaldığı yerden aynen devamına, ayrıca alacağın likit olması nedeniyle takibe haksız itiraz eden borçlu davalı aleyhine asıl alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatının borçlu davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. (kabul oranı: %96,02 ) HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın kısmen Kabulü ile; davacı tarafın başlattığı .... İcra Müdürlüğü'nün 2025/... Esas sayılı icra dosyasında borçlu davalı tarafından yapılan itirazın kısmen iptaline, takibin 570.000,00TL asıl alacak üzerinden takip talebindeki şartlarda icra takibinin DEVAMINA, 2) Hükmolunan asıl alacağın %20'si olan 114.000,00TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine, 3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesi gereğince 38.936,70TL nispi karar harcından yatırılan 7.169,63TL harcın mahsubu ile bakiye kalan 31.767,07TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydedilmesine, 4-Tarafların zorunlu arabuluculuk sürecinde anlaşamamaları nedeniyle 6325 Sayılı Kanunun 18/A-13 maddesi uyarınca zorunlu arabuluculuk gideri olan 4.600,00TL'nin 4.416,92TL sinin davalıdan, 183,08TL sinin davacıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydedilmesine, 5-Davacı tarafça yatırılan 7.169,63TL peşin harcın davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine, 6-Davacı taraf yargılama sırasında kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ye göre hesaplanan 91.200,00TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine, 7-Davacı tarafından yapılan toplam 11.705,80TL yargılama giderinin kabul oranına göre 11.239,91TL sinin davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine, artan kısmının üzerinde bırakılmasına, 8-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 9-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa resen iadesine, Dair, HMK'nın 345. maddesi gereğince gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkca okunup usulen anlatıldı.25/09/2026

Katip ... e-imzalıdır

Hakim ... e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2025/385, K. 2026/675, T. 25.09.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-385-e-2026-675-k-480f982f7bd1