İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/613 E. 2025/812 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/613
Karar No
2025/812
Karar Tarihi

T.C. ... 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/613 Esas - 2025/812 T.C. ... TÜRK MİLLETİ ADINA 6.ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2025/613 Esas KARAR NO : 2025/812

HAKİM : .... KATİP : ...

DAVACI : ... VEKİLİ : Av.... DAVALI : .... VEKİLİ : Av. ...

DAVA : Tazminat (Trafik Sigorta Sözleşmesi Kaynaklı Rücuen) DAVA TARİHİ : 12/08/2025 KARAR TARİHİ : 25/11/2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 30/12/2025

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Trafik Sigorta Sözleşmesi Kaynaklı Rücuen) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 02/03/2018 tarihinde meydana gelen cismani zararlı trafik kazası neticesinde kazada zarar gören dava dışı 3. kişi tarafından davacı müvekkili ile davalı sigorta şirketi aleyhine ikame edilen dava neticesinde ... 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2020/125 E. 2023/892 K. sayılı kararının ... Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesinin 2024/163 E. 2025/463 K. sayılı ilam ile kesinleşmesi ve tehir - icra ile bekletilen alacağın tahsili için ... 1. Genel İcra Dairesinde 2023/268702 dosyası ile başlatılan icra takibi nedeniyle davalı sigorta tarafından dosyaya ödeme yapılmadığından müvekkili tarafından mağdura haciz ve muhafaza işlemi yaşamamak adına icra müdürlüğü hesabına 10/06/2025 tarihinde 633.693,69 TL bedel ödendiğini, ödenen tazminat, fer’ileri ve yargılama giderlerinin, müvekkili tarafından ödenen bedelin şimdilik 500.000,00 TL'sinin ödeme tarihi olan 10/06/2025 tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile tahsili ile davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; sigortalı ve sigortalı araç hususi olmakla davaya bakmakla görevli mahkemeler Tüketici mahkemeleri olduğunu, davanın görevsizlik nedeni ile reddini talep ettiğini, davayı kabul anlamına gelmemekle, müvekkili şirket tarafından sorumluluk kapsamında davacıya ödeme yapılmak istendiğini, davacı tarafından müvekkili aleyhine açılan farklı bir dava bulunması nedeni ile ödeme talebi reddedildiğini, davacı tarafın müvekkili şirketten talep ettiği tutar belirsiz olduğunu, İş bu nedenle poliçe teminatı, teminat bakiyesi de davacı tarafından müvekkil şirket ödeme yapılması ile ibra edilmek istenmediğinden belirsiz hale geldiğini, davacının kendi kusuru ile icra dosyasına fazla ödeme yapmasından dolayı müvekkili şirketin fazla ödemelerden sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını, müvekkili şirket poliçe teminatı ile davacı sigortalıya karşı sorumlu olup davacının talep ettiği karar ferileri (yargılama giderleri) hukuki koruma sigortasının teminatı olduğunu, trafik sigortası teminatı olmadığını, müvekkili şirket açısından dava açılmasına sebebiyet verilmediğini, araçlar hususi olmakla uygulanması gereken faizin yasal faiz olduğunu, davanın görevsizlik nedeni ile reddini, ... 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2024/92 E sayılı dosyanın bekletici mesele yapılmasını, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddi ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasını talep etmiştir. Dava; sigorta poliçesine dayalı rücuen tazminat istemine ilişkindir. Davacı sigorta ettiren, davalı sigortacıdır. Eldeki uyuşmazlıkta; trafik kazası nedeniyle zarar gören üçüncü kişi tarafından sigorta şirketi ve sigortalı işletene karşı açılan dava(ve icra takibi) sonucunda, müteselsil sorumluluk çerçevesinde sigorta ettiren(sigortalı) tarafından ödenen bedelin bu kez taraflar arasında akdedilen KMAZMSS(trafik sigortası) poliçesine dayalı olarak rücuen sigortacıdan tahsili isteminde bulunulmaktadır. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın esasından önce dava şartları ve görev hususunun değerlendirilmesi gerekmektedir. 6100 sayılı HMK'nın "dava şartları" başlıklı 114. Maddesinin 1-c bendinde " mahkemenin görevli olması " hususu da dava şartı olarak düzenlenmiştir. Görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olup, taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında resen gözetilir. Taraflar da yargılama bitinceye kadar görev itirazında bulunabilirler, görev itirazı yapılmamış olsa bile mahkemenin resen görevli olup olmadığını inceleyerek karara bağlaması gerekir. Eldeki dava, 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun ve 6502 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunu'nun yürürlüğe girdiği tarihlerden sonra açılmış olup, davanın ticari niteliği ve görevli mahkemenin belirlenmesinde 6102 Sayılı TTK ve 6502 Sayılı TKHK ile getirilen düzenlemelerin birlikte değerlendirilmesi gerekir. 6102 sayılı TTK'nın 4. Maddesine göre; bir davanın ticari dava sayılması için uyuşmazlık konusu işin tarafların her ikisinin birden ticari işletmesiyle ilgili olması ya da tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesiyle ilgili olup olmamasına bakılmaksızın TTK veya diğer Kanunlarda o davaya asliye ticaret mahkemesinin bakacağı yönünde düzenleme bulunması gerekir. 6335 Sayılı Kanununun 2. maddesi ile değişik 6102 Sayılı TTK 'nın 5. maddesi uyarınca ticari davalar Asliye Ticaret mahkemelerince görülerek karara bağlanır. Diğer taraftan aynı düzenleme gereğince, Asliye Ticaret Mahkemeleriyle diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki 6762 Sayılı Türk Ticaret Kanunununda ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 6335 Sayılı kanunla yapılan değişiklikten önceki halinden farklı olarak iş bölümü ilişkisi değil görev ilişkisidir. Diğer yandan dava tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 3/k. maddesine göre; "Tüketici: ticari ve mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek ve tüzel kişiyi" ifade eder. Tüketici işlemi ise Kanunun 3/l. maddesinde tanımlanmış olup, buna göre; "Tüketici işlemi: Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere ticari ve mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekalet, bankacılık, vb. sözleşmeler de dahil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi" kapsar. Tüketici işleminden kaynaklanan uyuşmazlığın veya sözleşmenin TTK'nın 4. ve 5. madde hükümleri kapsamında kalan kanunda özel olarak düzenlenen ve ticari dava sayılan bir sözleşmeden kaynaklanmasının herhangi bir önemi yoktur. 6502 Sayılı Kanun'un 83/2.maddesine göre; "Taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer konularda düzenleme olması, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu Kanunun görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemez". Kanunun 73/1. maddesinde ise;" Tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda Tüketici Mahkemeleri görevlidir" düzenlemesi yer almaktadır.

Anlatılan yasal düzenlemeler kapsamında 6102 sayılı TTK'nun 4/1-a maddesi uyarınca sigorta hukukundan kaynaklanan davalar mutlak ticari davalardan olup anılan Kanunun 5/2 maddesi uyarınca da tüm ticari davalara bakmakla görevli mahkeme asliye ticaret mahkemesidir. Diğer yandan uyuşmazlığın sigorta hukukuna ilişkin olmakla birlikte tüketici işleminden kaynaklanması halinde ise TTK'nın 4 ve 5. madde hükümleri kapsamında kalan ve kanunda özel olarak düzenlenen ve ticari dava sayılan bir sözleşmeden kaynaklanmasının herhangi bir önemi olmadığından, TKHK'nın 83/2. Ve 73/1. Maddeleri uyarınca tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda Tüketici Mahkemeleri görevli olmaktadır. Dolayısıyla bu tür uyuşmazlıklarda görevli mahkemenin saptanabilmesi için öncelikle; taraflardan birinin tüketici sıfatına sahip olup olmadığı ve böylece aralarındaki ihtilafın tüketici işleminden kaynaklanıp kaynaklanmadığı saptanarak görevli mahkemenin tespit edilmesi gerekir. Bir başka anlatımla davacının tüketici olması halinde uyuşmazlığın çözüm yeri tüketici mahkemesi iken davacının tüketici sıfatına sahip olmaması halinde uyuşmazlığın çözüm yeri ticaret mahkemesi olacaktır. Somut olayda; davacı gerçek kişi olup, kendi adına bir ticari işletmesi bulunduğuna dair emare görülmediği, davacının emekli asker olduğu, dosya kapsamına göre tacir sıfatını haiz olmadığı anlaşılmaktadır. Yine sigorta poliçesine konu aracın kullanım amacı ticari olmayan, hususi nitelikte bir araç olduğu ve dosya kapsamına göre davacının ticari veya mesleki amaçlı hareket ettiğine dair herhangi bir delil veya emare bulunmadığı görülmüştür. Hal böyle olunca davacının tüketici sıfatını haiz olduğu ve ihtilafa konu sigorta poliçesinin tüketici işlemi niteliğinde bulunduğu anlaşılmıştır. Bu itibarla 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 73/1. Maddesi uyarınca eldeki uyuşmazlığın çözümünde Tüketici Mahkemesinin görevli olduğu sonucuna varılmıştır.(Aynı yönde bkz. ... BAM 13. HD. 2022/1774 E., 2022/1578 K.; yine ... BAM. 21. HD. 2024/974 E., 2024/1368 K.) Yapılan açıklamalar kapsamında; davacının tüketici sıfatını haiz olduğu, davaya konu sigorta sözleşmesinin tüketici işlemi niteliğinde bulunduğu gözetilerek, sözleşmenin akitleri arasındaki tüketici işleminden kaynaklanan eldeki uyuşmazlığın çözümü bakımından Tüketici Mahkemeleri'nin görevli olduğu anlaşılmakla, mahkememizin görevsizliğine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle 1-Davanın GÖREVSİZLİK nedeniyle 6100 sayılı HMK'nın 114/1-c ve 115/2 maddeleri uyarınca dava şartı yokluğu sebebiyle USULDEN REDDİNE, 2-HMK'nın 20. Maddesi gereğince, kararın kanun yoluna başvurulmadan kesinleşmesi halinde kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulması halinde bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize başvurularak talep edilmesi halinde dosyanın görevli ... (NÖBETÇİ) TÜKETİCİ MAHKEMESİ'NE gönderilmesine, aksi takdirde davanın açılmamış sayılacağının ihtarına, (ihtar edildi) 3-HMK'nın 331/2. maddesi uyarınca harç ve yargılama giderinin görevli mahkemece değerlendirilmesine, davaya bir başka mahkemede devam edilmemiş ise, talep halinde mahkememizce dosya üzerinden bu durumun tespiti ile davacının yargılama giderlerini ödemeye mahkum edilmesine, Dair, davacı asilin ve vekilinin yüzüne karşı davalının yokluğunda gerekçeli kararın tebliğden itibaren iki hafta içerisinde ... Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 25/11/2025 Katip ....

Hakim ....

BU BELGE GÜVENLİ ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞTIR

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2025/613, K. 2025/812, T. 25.11.2025, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-613-e-2025-812-k-40fe66c802bb