İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/562 E. 2026/131 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/562
- Karar No
- 2026/131
- Karar Tarihi
T.C. ...... 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/562 Esas - 2026/131 TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. ...... 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2025/562 Esas KARAR NO : 2026/131
......... .............. .................. .......................
DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 26/08/2019 KARAR TARİHİ : 19/02/2026 KARAR Y. TARİHİ : 03/03/2026
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: İDDİA: Davacı vekili dava dilekçesi ile özetle; davalının ...... 15. İcra Müdürlüğü'nün 2018/13638 esas sayılı takip dosyası ile müvekkili aleyhine icra takibi yaptığını, dava konusu takibe esas teşkil eden bononun TTK. 576.maddesindeki unsurları içermediğini, nitekim dava dilekçesi ekinde sunulan belgeden anlaşılacağı üzere bononun ilk imzalandığında üzerinde sadece keşide tarihi ve borç miktarının yazı ile ve rakamla yazılı olduğunu fakat ödeme tarihinin bulunmadığını, çıplak gözle bakıldığında dahi senet üzerinde düzenleme tarihi ve miktarının aynı el ürünü olduğunu fakat rakam ile yazılan vade tarihi ve yazı ile yazılan vadenin başka bir el ürünü belli olduğunu, takibe konu senedin teminat senedi olduğunu ancak senet üzerindeki imzaya itirazlarının olmadığını, müvekkilinin 25.05.2016 tarihinde asıl borçlu şirket ortaklığından ayrıldığını, borcun doğumundan yaklaşık 3 yıl önce borca ilişkin bononun imzalanmasının hayatın olağan akışına aykırı olup, bu suretle bononun teminat bonosu olduğunu, bononun keşide tarihi itibariyle .......... Boya...Ltd. Şti.'nin bankaya olan borcuna ilişkin dökümanlarının celbini istediklerini, banka kayıtları incelendiğinde müvekkilinin kefaletin son bulduğu güne kadar doğmuş borcun bulunmadığının saptanacağını, bu suretle imzalanan teminat senedinin yok hükmünde olduğunu, davalı bankanın takibe konu borcun doğumu sırasında müvekkilinin ve garantörlerin şirket ortağı olup olmadığını, kefillik ve avalistliğe ilişkin bir engelin bulunup bulunmadığını araştırması gerektiğini, nitekim takip konusu borcun doğduğu tarihte müvekkilinin kefillik sıfatının bulunmadığını, davaya konu borcun 01.11.2018 tarihinde kat edilmesine kadar müvekkiline borçla ilgili herhangi bir bilgi gönderilmediğini, müvekkilinin ....... 32. Noterliği'nin 01.11.2018 tarih ve 00880 yevmiye numaralı ihtarnamesi ile borçtan haberdar olduğunu beyan ederek, öncelikle tedbiren icra takibinin durdurulmasına, müteakiben müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespiti ile haksız takip için davalının %20 kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. SAVUNMA: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; takibe konu bononun teminat bonosu niteliğinde olmadığını, davacının davaya konu 15. İcra Müdürlüğü'nün 2018/13638 esas sayılı takip dosyasına dayanak bonoyu avalist olarak imzaladığını ve imzasını ikrar ettiğini, bonoya konu borcun ödenmemesi sebebiyle kambiyo takibini engelleyen hiçbir hukuki durum bulunmadığını, dava dışı .......... Boya ... Ltd. Şti. ile müvekkili banka arasında kredi ilişkisi bulunup takip tarihi itibariyle müvekkili bankaya karşı takip miktarı kadar şirketin borçlu olduğunu ve borcun halen ödenmediğini, davacının kefaletini sona erdiren herhangi bir işlem bulunmadığını beyan ederek, davanın reddine, davacının %20'den aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine karar verilmesini istemiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : Dava, menfi tespit istemine ilişkindir. Mahkememizin 30/01/2020 tarih, 2019/471 E, 2020/61 K, sayılı ilamı ile davanın reddine karar verildiği, davacı vekilinin istinaf başvurusu üzerine ...... Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi'nin 2022/2056 E, 2025/614 K, sayılı ilamıyla Mahkememiz kararının kaldırıldığı anlaşılmıştır ...... Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi'nin 2022/2056 E, 2025/614 K, sayılı ilamında; "Hal böyle olunca, mahkemece yapılması gereken iş; davalı bankanın cevap dilekçesi kapsamında," takip konusu banka alacağının, dava dışı asıl borçlu .......... Boya Ltd. Şti.’nin, ....... Alçı San. ve Tic. A.Ş.’deki taahhütlerinin teminatı niteliğinde ki bankaca düzenlenen 30/03/2016 Tarih ve 14–D1-13738 Numaralı, 1.000.000-TL bedelli teminat mektubunun nihayetinde nakde çevrilmesi neticesinde oluşan bir alacak olup iş bu alacak müvekkil banka kayıtlarıyla da sabittir " şeklinde ki savunmaları üzerinde durularak banka kayıtları üzerinde yerinde uzman bilirkişi marifetiyle inceleme yaptırılmak suretiyle, davacının, 24/08/2017 tarihinde, davalı bankadan, asıl şirkete kullandırılan krediler yönünden verdiği teminat limitlerinin azaltılması/ kaldırılması talebi bulunup bulunmadığı, ....... 32. Noterliği'nin 01/11/2018 tarih ve 00880 yevmiye numaralı ihtarnamesi kapsamı, nakti alacak kalemleri de gözetilerek takip dayanağı bononun banka kayıtlarında teslim bordosunun da temin edilmek sureti ile hangi tarihte alındığının ve hangi GKS kapsamında açılan/ açılmış kredilerin teminatı olduğunun ve teminatı olduğu krediler var ise bankanın bu krediler nedeniyle takip tarihi ve dava tarihi itibari ile alacağı olup olmadığı varsa tutarı konusunda tereddüte yol açmayacak şekilde tespiti ile gerektiğinde hususlarında da rapor alınıp hasıl olacak sonucuna göre bir karar verilmesinden ibaret olup bu anlamda bir tahkikat yapılmaması ve delillerin eksiksiz toplanarak tartışılmaması HMK 353/1-a-6 anlamında esaslı delillerin toplanmaması ve değerlendirilmemesi anlamında olduğundan, Dairemize, bir değerlendirme yapılması da mümkün olmamış, bu eksiklikler aynı zamanda tahkikata ilişkin iki dereceli yargılama hakkına ilişkin bulunmuştur. Tüm bu nedenlerle davacının istinaf başvurusunun kabulü ile 6100 Sayılı HMK'nın 353/(1)-a.6 maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde şekilde hüküm kurulmuştur." denilmiştir. Mahkememizce kaldırma kararı doğrultusunda yargılamaya devam edilmiştir. HMK’nun harç ve avans ödenmesi başlıklı 120. maddesinde; "(1) Davacı, yargılama harçları ile her yıl Adalet Bakanlığınca çıkarılacak gider avansı tarifesinde belirlenecek olan tutarı, dava açarken mahkeme veznesine yatırmak zorundadır. (2) Avansın yeterli olmadığının dava sırasında anlaşılması hâlinde, mahkemece, bu eksikliğin tamamlanması için davacıya iki haftalık kesin süre verilir.” hükmü getirilmiştir.
Anılan maddenin gerekçesinde ise: “Madde ile, dava açılırken yargılama harçlarının mahkeme veznesine yatırılması zorunluluğu düzenlenmiştir. Maddede ayrıca, 1086 sayılı Kanunda yer almayan, yeni bir düzenleme yapılarak, her türlü tebligat ücretleri, keşif giderleri, bilirkişi ve tanık ücretleri gibi giderleri karşılayacak tutarın, avans olarak davacı tarafından dava açarken yatırılması zorunluluğu getirilmiştir. Bu avansın yetmemesi durumunda ise tamamlanması için davacıya kesin süre verileceği hususu hüküm altına alınmıştır. Avans miktarının, davanın türü ve özelliklerine göre her yıl Adalet Bakanlığınca ilân edilecek tarifeye göre belirleneceği, maddede yer almıştır. Maddede yapılan bu düzenlemeyle, gerekli masrafların zamanında yatırılmamasından dolayı davaların gecikmesinin önüne geçilmesi amaçlanmıştır” ifadelerine yer verilmek suretiyle, her türlü tebligat ücretleri, keşif giderleri, bilirkişi ve tanık ücretleri gibi giderleri karşılayacak tutarın, avans olarak davacı tarafından dava açarken yatırılması zorunluluğu getirildiği vurgulanmıştır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun delil ikamesi için avans başlıklı 324 maddesinde ise “(1) Taraflardan her biri ikamesini talep ettiği delil için mahkemece belirlenen avansı, verilen kesin süre içinde yatırmak zorundadır. Taraflar birlikte aynı delilin ikamesini talep etmişlerse, gereken gideri yarı yarıya avans olarak öderler. (2) Taraflardan birisi avans yükümlülüğünü yerine getirmezse, diğer taraf bu avansı yatırabilir. Aksi hâlde talep olunan delilin ikamesinden vazgeçilmiş sayılır. (3)Tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyeceği dava ve işler hakkındaki hükümler saklıdır.” hükmü getirilmiştir. Anılan madde gerekçesinde de: “Harç ve avans ödenmesi” başlıklı 125 inci maddede davacının dava masraflarının karşılığı olarak avans ödemesi öngörülmüştür. Bu avans, davacının delillerinin toplanması için yapılması gereken harcamaları da kapsar. Bu maddede ise daha çok davalının delillerinin toplanması için ödenmesi gereken avans düzenlenmiştir. Öte yandan davacının avansı yönünden “Dava şartları” başlıklı 119 uncu maddede hüküm getirilmiştir. Davacının avansı yatırmış olması dava şartlarındandır. Şu hâlde davacı avansının yargılamanın devamı sırasında yetersiz kalması hâlinde, uygulanacak hüküm, bu maddeden ziyade 125 inci madde hükmüdür…” ifadelerine yer verilmek suretiyle, gider avansının davacının dava masraflarının karşılanması amacıyla delil avansının ise daha çok davalının delillerinin toplanması amacıyla getirildiği vurgulanmıştır.
03.04.2012 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanan Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yönetmeliğinin 45. maddesinde: “(1) Davacı, yargılama harçları ile her yıl Bakanlıkça çıkarılacak gider avansı tarifesinde belirlenecek olan tutarı dava açarken mahkeme veznesine yatırmak zorundadır. Gider avansı, her türlü tebligat ve posta ücretleri, keşif giderleri, bilirkişi ve tanık ücretleri gibi giderler için davacıdan alınan meblağı ifade eder. (2)Adli yardım talebiyle açılan dava ve işlerde adli yardım konusunda bir karar verilinceye kadar harç, gider ve delil avansı alınmaz. Kanunlardaki özel hükümler saklıdır. (3)Gider avansının yeterli olmadığının dava sırasında anlaşılması halinde, mahkemece bu eksikliğin tamamlanması için davacıya iki haftalık kesin süre verilir. Dava şartı olan gider avansının yatırılmaması veya tamamlanmaması halinde, dava, dava şartı yokluğundan reddedilir. (4)Taraflardan her biri ikamesini talep ettiği delil için mahkemece belirlenen avansı, verilen kesin süre içinde yatırmak zorundadır. Delil avansı, tarafların dayandıkları delillerin giderlerini karşılamak üzere mahkemece belirlenen kesin süre içinde ödemeleri gereken meblağı ifade eder. Taraflar birlikte aynı delilin ikamesini talep etmişlerse, gereken gideri yarı yarıya avans olarak öderler. Taraflardan biri avans yükümlülüğünü yerine getirmediğinde, diğer taraf bu avansı da yatırabilir. Delil avansını yatırmayan taraf, o delilin ikamesinden vazgeçmiş sayılır. Tarafların üzerinde tasarruf edemeyecekleri dava ve işlerle, kanunlardaki özel hükümler saklıdır…” hükmü getirilmiştir. Yönetmeliğin 45. maddesinde gider avansı ve delil avansı birlikte düzenlenmiş olup, gider avansının, her türlü tebligat ve posta ücretleri, keşif giderleri, bilirkişi ve tanık ücretleri gibi giderler için davacıdan alınan meblağı ifade ettiği, davacının, her yıl Bakanlıkça çıkarılacak gider avansı tarifesinde belirlenecek olan tutarı dava açarken mahkeme veznesine yatırmak zorunda olduğu, delil avansının ise tarafların dayandıkları delillerin giderlerini karşılamak üzere mahkemece belirlenen kesin süre içinde ödemeleri gereken meblağı ifade ettiği vurgulanmıştır. Bir davanın açılmasıyla başlayan yargılama faaliyetinde, karara ulaşmak bakımından, mahkeme ve taraflarca yapılması gereken belirli işlemler bulunmakta olup, her işlemin belli bir zaman aralığında yapılması gerekmektedir. Usul hükümleri ile normatif bir değer kazanan bu zaman aralıklarına süre denilmektedir. Böylece usul işlemlerinin yapılması zamansal olarak tarafların ya da mahkemenin arzularına, inisiyatifine bırakılmamış olmaktadır.
...... Bölge Adliye Mahkemesi 24. Hukuk Dairesi'nin 19/10/2022 tarih, 2021/782 Esas, 2022/1162 Karar sayılı kararında belirtildiği üzere, kesin süreye ilişkin ara kararının verilmesiyle karşı taraf lehine usulü kazanılmış hak doğmaktadır. Bu ilkenin doğal sonucu, yargısal kesin süreyle sadece tarafların değil, hakimin de bağlı olduğu, dolayısıyla hakimin bu tür bir ara kararından dönmesinin hukuken geçersiz bulunduğudur. Kısaca; ister kanun, ister hakim tarafından tayin edilmiş olsun, kesin süre içerisinde yerine getirilmeyen bir işlemin, bu süre geçtikten sonra yerine getirilmesi olanaklı değildir. Öte yandan, 6100 sayılı HMK'nun 94. maddesi uyarınca kesin süreye ilişkin ara kararının hiçbir duraksamaya yer vermeyecek biçimde açık olması taraflara yüklenen yükümlülüklerin, yapılması gereken işlerin neler olduğunun ve her iş için yatırılacak ücretin hiçbir şüpheye yer vermeyecek şekilde açıklanması gerekir. Ayrıca verilen sürenin amaca uygun, yeterli ve elverişli olması, kesin süreye uymamanın doğuracağı hukuki sonuçların açık olarak anlatılması ve anlatılanların tutanağa geçirilmesi, bunlara uyulmaması durumunda mevcut kanıtlara göre karar verilip, gerektiğinde davanın reddedileceğinin açıkça bildirilmesi suretiyle ilgili tarafın uyarılması gerektiği her türlü duraksamadan uzaktır. Bazı hallerde kesin sürenin kaçırılması, o delile veya hakka dayanamamak gibi ağır sonuçları birlikte getirmekte, davanın kaybedilmesine neden olmaktadır. Böyle bir durumda, geciken adaletin adaletsizlik olduğu düşünülerek, davaların uzamasını veya uzatılmak istenmesini engellemek üzere getirilen kesin süre kuralı, kanunun amacına uygun olarak kullanılmalı, davanın reddi için bir araç sayılmamalıdır. Bu cümleden olarak, kesin sürenin amacına uygun olarak kullanılması ve yeterli uzunlukta olmasının yanı sıra, tarafların yargılamadaki tutumları ile süreye konu işlemin özelliğinin de göz önünde bulundurulması gerekir. (Benzer ilkelere YHGK’nun 18.02.1983 gün 1980/1-1284, 1983/141; 22.11.1972 gün 8/832, 935; 13.10.2010 gün 2010/17-510-485; 28.04.2010 gün 2010/2-221-241 ve 28.03.2012 gün 2012/19-55-2012-249 sayılı kararlarında da değinilmiştir.) Bu yasal düzenlemeler göstermektedir ki, taraflar; dinlenmesini istedikleri tanık ve bilirkişinin veya yapılmasını istedikleri keşif ve sair işlemlerin masraflarını, mahkeme veznesine yatırmaya mecbur olup, hakim tarafından verilen sürede gerekli masrafı vermeyen tarafın talebinden sarfınazar ettiği kabul edilir. Hakimin, bu masrafların yatırılması konusunda verdiği sürenin kesin olduğunu usulünce karara bağladığı hallerde, kesin süreye uymayan tarafın bu delile dayanma olanağı kalmaz. Kesin süre tarafların yanında hakimi de bağlayacağından uyulmaması halinde, gereğinin hakim tarafından hemen yerine getirilmesi gerekir.
Bilirkişi Asgari Ücret Tarifesi 25.12.2024 tarihli ve 32763 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmış, 2025 yılı bakımından Asliye Ticaret Mahkemesi için en az (asgari) 3.200,00 TL olduğu belirtilmiştir. ...... Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi'nin 2022/2056 E, 2025/614 K, sayılı ilamında da belirtildiği üzere; Mahkememizce banka kayıtları üzerinde yerinde uzman bilirkişi marifetiyle inceleme yaptırılmak suretiyle, davacının, 24/08/2017 tarihinde, davalı bankadan, asıl şirkete kullandırılan krediler yönünden verdiği teminat limitlerinin azaltılması/ kaldırılması talebi bulunup bulunmadığı, ....... 32. Noterliği'nin 01/11/2018 tarih ve 00880 yevmiye numaralı ihtarnamesi kapsamı, nakti alacak kalemleri de gözetilerek takip dayanağı bononun banka kayıtlarında teslim bordosunun da temin edilmek sureti ile hangi tarihte alındığının ve hangi GKS kapsamında açılan/ açılmış kredilerin teminatı olduğunun ve teminatı olduğu krediler var ise bankanın bu krediler nedeniyle takip tarihi ve dava tarihi itibari ile alacağı olup olmadığı varsa tutarı konusunda tereddüte yol açmayacak şekilde tespiti ile gerektiğinde hususlarında da rapor alınıp hasıl olacak sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği sabittir. Mahkememizin 23/10/2025 tarihli celsesinin 2 nolu ara kararı ile; "2-1 sayılı ara karar yerine getirildiğinden ; takip konusu banka alacağının, dava dışı asıl borçlu .......... Boya Ltd. Şti.’nin, ....... Alçı San. ve Tic. A.Ş.’deki taahhütlerinin teminatı niteliğinde ki bankaca düzenlenen 30/03/2016 Tarih ve 14–D1-13738 Numaralı, 1.000.000-TL bedelli teminat mektubunun nihayetinde nakde çevrilmesi neticesinde oluşan bir alacak olup olmadığı, banka kayıtları üzerinde yerinde bankacı bilirkişi marifetiyle inceleme yapılarak, davacının, 24/08/2017 tarihinde, davalı bankadan, asıl şirkete kullandırılan krediler yönünden verdiği teminat limitlerinin azaltılması/ kaldırılması talebi bulunup bulunmadığı, ....... 32. Noterliği'nin 01/11/2018 tarih ve 00880 yevmiye numaralı ihtarnamesi kapsamı, nakti alacak kalemleri de gözetilerek takip dayanağı bononun banka kayıtlarında teslim bordosu incelenerek hangi GKS kapsamında açılan/ açılmış kredilerin teminatı olduğunun ve teminatı olduğu krediler var ise bankanın bu krediler nedeniyle takip tarihi ve dava tarihi itibari ile alacağı olup olmadığı varsa tutarı konusunda rapor düzenlemesinin istenilmesine ve mahkememizce resen seçilecek bir bankacı ve bir nitelikli hesap bilirkişi olmak üzere dosya üzerinde inceleme yapılmasına, her bir bilirkişi bakımından 10.000,00'er TL ücretten toplam 20.000,00 TL ücretin davacı tarafça karşılanmasına, delil avansının ikmali için davacı tarafa iki hafta mehil verilmesine, aksi halde bu delilden vazgeçmiş sayılacağı hususunun hatırlatılmasına, (davacı vekiline işbu duruşma tutanağının tebliği suretiyle ihtarat yapılmış sayılmasına,) bilirkişi raporunun taraf sayısından bir fazla örneğinin dosyaya sunulmasına, sunduğunda taraf vekillerine tebliğine, varsa itirazların ve yazılı beyanların sunulması için iki hafta mehil verilmesine, itirazlar bildirildiğinde ve gerektiğinde resen ek rapor alınmasına, dosyanın ek deliller dosyaya bildirme süresi geçtikten sonra bilirkişilere teslimine, bilirkişilere HMK.nun 278/4 madde uyarınca mahallinde inceleme yetkisi verilmesine, mahallinde inceleme gerektiği takdirde taraf vekillerine haber verilerek birlikte veya taraf vekillerinin bilgisi dahilinde inceleme yapılmasına" karar verilmiştir. Davacı vekilince süresinde gider avansı yatırılmaması nedeniyle Mahkememizin 08/01/2026 tarihli celsesinde; "1-Önceki celse 1 sayılı ara kararın yerine getirilmesi bakımından bu kez 1 bankacı ve 1 nitelikli hesap bilikişisi olmak üzere dosya üzerinde inceleme yapılmasına, her bir bilirkişi bakımından 10.000,00'er TL'den toplam 20.000,00 TL bilirkişi ücretinin davacı tarafça karşılanmasına, delil avansının ikmali için davacı tarafa 2 hafta kesin mehil verilmesine, mehilin kesin olduğu, verilen bu kesin mehil içerisinde delil avansı olan bilirkişi ücreti 20.000,00 TL'nin 2 haftalık kesin süre içerisinde ödenmemesi halinde bu delilden davacı tarafın vazgeçmiş sayılacağı ve mevcut delil durumuna göre karar verileceği hususunun ihtaratına (davacı vekiline ihtarat yapıldı) bilirkişi raporunun taraf sayısından bir fazla örneğinin dosyaya sunulmasına, sunduğunda taraf vekillerine tebliğine, varsa itirazların ve yazılı beyanların sunulması için iki hafta mehil verilmesine, itirazlar bildirildiğinde ve gerektiğinde resen ek rapor alınmasına, dosyanın ek deliller dosyaya bildirme süresi geçtikten sonra bilirkişilere teslimine, bilirkişilere HMK.nun 278/4 madde uyarınca mahallinde inceleme yetkisi verilmesine, mahallinde inceleme gerektiği takdirde taraf vekillerine haber verilerek birlikte veya taraf vekillerinin bilgisi dahilinde inceleme yapılmasına, belge aslının celbi gerektiğinde ilgili mercine yazı yazılmasına," karar verildiği, davacı vekilinin hazır bulunduğu 08/01/2026 tarihli celsede bu hususun ihtar edildiği, kesin sürenin ise HMK'nun 92 ve 94. maddelerine göre 23/01/2026 tarihinde sona erdiği ve kesin süreye ilişkin ara kararda belirtilen ihtarata rağmen kesin süre içerisinde belirtilen delil avansının ödenmediği, mahkememizin 19/02/2026 tarihli celsesinde davacı vekilinin mesleki mazeret dilekçesi sunduğu, ancak mesleki mazeretini belgelendirmemesi ve davalı vekilinin aynı tarihli celsede mazeretin reddine karar verilmesini talep etmesi üzerine davacı vekilinin mesleki mazeret talebinin reddine karar verildiği, ispat yükü ispatı gereken vakıalara dayanan tarafa ait olup, herkes iddiasını ispatla yükümlü olmakla mevcut, mübrez delil durumuna göre başka delillerle de ispatlanamayan davanın reddine karar vermek ve davalı lehine nispi vekalet ücreti takdirine (emsal Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 29/11/2023 tarih, 2022/3030 Esas, 2023/6941 Karar sayılı kararı) ilişkin aşağıdaki gibi hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM : 1-Davanın REDDİNE, 2-Alınması gerekli 732,00 TL harcın peşin alınan 6.709,94 TL harçtan mahsubu ile arta kalan 5.977,94 TL harcın kararın kesinleşmesine müteakip talep halinde yatırana iadesine, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4- Davacı tarafından yatırılan gider avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde HMK 333. maddesine uygun şekilde davacıya iadesine, 5-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiklerinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan 62.865,71-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, Dair, davalı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda kararın tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içinde ...... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere oybirliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 19/02/2026