İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/559 E. 2026/756 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/559
- Karar No
- 2026/756
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/559 Esas KARAR NO : 2026/756
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 21/07/2025 KARAR TARİHİ : 06/10/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamaları sonunda : TALEP: Davacı vekilinin mahkememize vermiş olduğu dilekçesinde özetle: "Müvekkilimiz ..., davalı şirket aleyhine ... 19.İcra Müdürlüğü'nün...Esas sayılı dosyası ile 268.781,94 TL Asıl alacak ve 31.587,41 TL İşlemiş faizi alacağı olmak üzere toplam 300.369,35 TL alacağın tahsili talebiyle ilamsız yolla icra takibi başlatılmıştır. Başlatılan ilamsız icra takibimizde ödeme emri usulüne uygun şekilde tebliğ edilmiştir. Davalı tarafından yapılan itiraz sonucu takip durdurulmuştur. Haksız, kötüniyetli ve mesnetsiz olarak yapılan itirazın iptali gerekmektedir. Şöyle ki; Müvekkil ile davalı şirket arasında ticari mal alım satımına dayalı olarak ticari iş ilişkisi bulunmaktadır. Müvekkil teslim etmiş olduğu malların irsaliyeli elektronik faturalarını süresi içerisinde düzenlemiş ve davalıya gönderimini sağlamıştır. Müvekkilimiz kendisine ödenmiş bulunan ve teslim etmiş olduğu ticari mallara ait e-faturaları dosyanız ekinde sayın mahkemenize sunuyoruz.Ticari uyuşmazlıklarda arabuluculuk şartı olması sebebiyle...tarihinde ... dosya numaralı ... arabuluculuk Bürosuna...başvuru numarası ile başvurulmuş olup, yapılan görüşmelerde anlaşma sağlanamamıştır. Tutanağın örneğini ekte sunmaktayız. Fazlaya dair hak ve taleplerimiz saklı kalmak kaydıyla; asıl alacak olan 268.781,94TL yönünden itirazın iptaline ve icranın devamına, takip talebinden itibaren asıl alacağa ticari faiz uygulanması hasıl olmuştur. Davalı taraf, tanzim edilen faturalar ve banka hesap hareketlerinden de sabit olan, bakiye kalan borçların tahsiline ilişkin açılan icra takibine alacağımızı sürüncemede bırakmak amacıyla haksız olarak itiraz etmiştir. Bu nedenlerle itirazın iptalini talep etme zaruretimiz hasıl olmuştur. Davalının kötüniyetli olarak yapmış olduğu itiraz sebebiyle, %20’den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekmektedir. ...19.İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasına yapılan itirazın iptali ile asıl alacak üzerinden takip tarihinden itibaren ticari avans faizi ile icranın devamına, davalının haksız ve kötüniyetle yaptığı itirazı nedeniyle alacağın %20 sinden az olmamak üzere icra-inkar tazminatın davalıdan alınarak müvekkile ödenmesine,Yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yüklenilmesine karar verilmesini " talep ve dava etmiştir. SAVUNMA: Davalı vekilinin mahkememize vermiş olduğu dilekçesinde özetle: " Davacı taraf, müvekkilden alacağı olduğu iddiası ile ... 19. İcra Müdürlüğü’nün...E. sayılı dosyası icra takibi başlatmıştır. Müvekkilin böyle bir borcu olmamasından dolayı da iş bu haksız ve kötü niyetli icra takibine itirazımız vaki olmuştur. Gelinen aşamada davacı taraf huzurdaki itirazı iptali davasını açmış, iş bu sebeple davaya cevap vermek zaruretimiz hasıl olmuştur. Davacı tarafın iddiaları gerçeğe aykırıdır. müvekkilin davacı tarafa herhangi bir borcu bulunmamaktadır. Müvekkil ile davacı arasındaki ticari ilişkiden kaynaklanan müvekkilin herhangi bir borcu bulunmamaktadır. Dava konusu fatura içeriği mal ve hizmet müvekkil tarafından alınmamıştır. Zira davacı tarafın iddia ettiği ve huzurdaki davaya dayanak teşkil eden faturalar müvekkile tebliğ dahi edilmemiştir. Nitekim davacı bir mal ve hizmet verdiğini iddia ediyorsa buna ilişkin faturayı ve irsaliyeyi müvekkile tebliğ ettiğini de ispatlaması gerekmektedir. İş bu sebeple huzurdaki haksız ve kötü niyetli davanın reddini talep ederiz. Müvekkilimizin temerrüde düşmesi söz konusu olmadığından, davacı tarafça takip öncesi işlemiş faiz talep edilemez. İş bu sebeple takip öncesi işlemiz faiz yönünden de davanın reddine karar verilmesini talep ederiz. Tahkikat aşamasına geçilip, sayın mahkeme tarafından müvekkilin ticari defterlerinin incelenmesine karar verildiğinde de müvekkilin davacıya herhangi bir borcunun bulunmadığı sübuta erecektir. Dava dilekçesi ve muhtevasına itiraz ederiz. Yargılama sonunda haksız ve mesnetsiz davanın reddini talep ederiz. Müvekkilin fazlaya ilişkin her türlü hakkını saklı tutarız. Davaya cevap dilekçemizin dosyaya kabulüne, yapılacak yargılama neticesinde davanın reddine, Davacı tarafın %20'den az olmayacak şekilde tazminata hükmedilmesine, Fazlaya ilişkin haklarımızın saklı tutulmasına, dava masrafları ve vekalet ücretinin davacı tarafa yüklenmesine karar verilmesini" talep etmiştir. DELİLLER VE GEREKÇE: Mahkememizde görülmekte olan dava; taraflar arasında devam eden ticari ilişki nedeniyle davacı tarafından edimlerin yerine getirildiği ancak davalı tarafından ödemelerin yapılmadığı iddiasıyla başlatılan icra takibine yapılan itirazı iptali istemli davadır. Emsal mahiyette İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi'nin ...E ...K sayılı ilamında özetle; "Dava; ticari satım sözleşmesinden kaynaklanan açık hesap alacağının tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince dosyaya toplanan deliller ile davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı tarafından yukarda yazılı sebepler ile istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde; davanın ispatlanmış olup olmadığı noktasındadır. Davacı alacaklı tarafından davalı hakkında, ... 3. İcra Müdürlüğü'nün...Esas sayılı takip dosyası ile 158.082,69 TL alacağın tahsili istemiyle ilamsız takip başlatıldığı, takip talebine açık hesap ilişkisini gösterir muavin defter örneğinin sunulmuş olduğu, borçlunun borca itirazı üzerine takibin durduğu ve itirazın iptaline ilişkin iş bu davanın açıldığı görülmektedir. Davalı icra dairesinin yetkisine itiraz etmemiş mahkemenin yetkisine itiraz etmiştir. Dava tarihi 17/08/2020 itibarıyla davalının ikamet adresinin Yenigün mahallesi -İzmir olduğu uyaptan yapılan adres araştırmasında belirlenmiştir. Dava tarihi itibarıyla davacının yerleşim yeri... davalının ikamet adresi ... olduğu, takibin ve davanın yetkisiz İstanbul (çağlayan) mahkemesinde açıldığı, davalı tarafça İstanbul mahkemelerinin yetkisine itiraz edilmiş ise de 6100 sayılı HMK 19. Maddesi gereği yetkisiz ... Mahkemelerinin yetkili olduğu bildirilmiştir. İlk derece mahkemesince kendisine verilen süre içinde dava tarihi itibarıyla Antalya'da yerleşim yeri bulunduğuna dair bir delil de sunmamıştır. Bu durumda aynı maddenin 2. Fıkrası gereği yetki itirazının dikkate alınması mümkün olmadığından İlk derece mahkemesince yetki itirazının dikkate alınmamasında bir isabetsizlik yoktur. Davalı taraf arabuluculuk dava şartının yerine getirilmediğini savunmuş ise de dosyaya sunulan arabuluculuk son tutanağı ve arabuluculuk faaliyeti için davalıya gönderilen tebligata ilişkin PTT kaydı ile bu dava şartının yerine getirildiği anlaşılmakla bu yönlere ilişen istinaf sebebi de yerinde görülmemiştir. Kural olarak salt faturanın düzenlenmiş olması, dayanağı kanıtlanamayan faturaların düzenleyenin defterlerinde kayıtlı olması ve faturaya itiraz edilmemiş olması tek başına akdi ilişkinin kanıtı olamaz. (Yargıtay HGK'nun 19/09/2018 Tarih, ...Esas ve ...Karar Sayılı İlamı). Başka bir ifadeyle dava konusu faturaya konu sözleşmesel ilişkinin varlığı ile edimin ifa edildiğinin HMK'nın 200 ve devamı maddeleri uyarınca yazılı delillerle ispatlanması gereklidir. Zira fatura, sözleşmenin infaz aşamasına ilişkin vesikalardan olup sözleşmesel ilişkinin ve edimin ifasının ispatında başkaca delillerle desteklenmediği sürece delil niteliğini haiz olmaz. Türk Medeni Kanunu’nun 6. Maddesi; “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür” hükmünü içermektedir. Yine HMK’nın 190/1. maddesine göre ise, ispat yükü, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Öte yandan ispat yüküyle ilgili kanunda açık bir hüküm bulunması halinde öncelikle ona bakılmalıdır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 222. maddesine göre, Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. Ayrıca ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın 2.fıkra hükmüne uygun olarak tutulan ticari defterlerinin ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi halinde ticari defterler sahibi leline delil olarak kullanılamaz. Maddede sayılan şartların birlikte bulunması halinde ticari defterler kesin delillerdendir ve aksi ancak senet veya diğer kesin deliller ile ispatlanabilir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 21/2. maddesinde, bir fatura alan kişinin aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılacağı düzenlenmiştir. Faturaya sekiz günlük süre içinde itiraz edilmemişse, TTK. m 21/2'ye göre, itiraz etmeyen kimse, fatura içeriğini kabul etmiş sayılır. Ancak sekiz gün içinde itiraza uğramayan fatura, taraflar arasında, aksi iddia ve ispat edilemeyen bir delil, geçici bir zaman için de olsa borçluyu sorumlu kılan bir ödeme emri de sayılmaz. İtiraza uğramayan fatura, içeriğinin aksi ispat edilebilir ticari bir belgedir. Ayrıca adına fatura düzenlenen, bu faturayı ticari defterlerine itirazsız olarak kaydetmişse, bu kayıt, fatura konusu sözleşmenin ve bu sözleşmedeki işin yapıldığı anlamına gelir. Borçlu taraf, faturaları ticari defterine işlemişse, borcun doğmadığını veya borcu ödediğini ispatlamak zorundadır. Zira, davalının kendi ticari defterlerindeki kayıtlar aleyhine delil teşkil eder. Mahkemece inceleme kararı verilmesi üzerine davalı tarafça ticari defterlerin ibraz edilmediği, davacı ticari defterlerinden yevmiye defterinin kapanış tasdikleri yaptırılmadığından sahibi ve halefleri lehine delil olma niteliğinde bulunmadığı anlaşılmaktadır. Davalı taraf ise defter incelemesi için ticari defterlerini ibrazdan kaçınıştır. Davacı tarafın sahibi lehine delil olma nitelğine sahip olmayan ticari deftelerinde davalıya kesilen faturalar ile yapılan tahsilatların kayıtlı oluğu, takip tarihi itibarıyla bakiye 158.082,69 TL alacak kaydının bulunduğu tespit edilmiştir. Davacı taraf ayrıca davalıya yaptığı satışıları BS formlarını 2014 ve 2015 yıllarında vergi dairesine bildlirdiği, davalının ise 2014 yılına BA formu vermek zorunda olmadığı, 2015 yılında ise davacıdan satınaldığı mallara ilişkin BA formlarını vergi dairesine verdiği, davalının vergi dairesine alış bildirimine göre davacıdan 2015 yılında 78 adet fatura karşılığı 360.997 TL lik KDV hariç alım yaptığı kendi beyanı ile sabittir. Buna karşılık davalı taraf yaptığı ödemeye ilişkin herhangi bir belge sunmadığı gibi borcu sona erdiren bir sebepte ileri sürmemiştir. Davacının talebi davalının kendi BA beyanından düşük olmakla bu miktar alacak yönünden davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir." şeklinde karar verilmiştir. Mahkememiz ara kararı gereği alanında uzman bilirkişiden rapor aldırıldığı ve bilirkişinin mahkememize sunmuş olduğu raporda özetle: "Davacı şirkete ait ticari defterlerinin açılış ve kapanış tasdiklerinin yasal süresinde TTK hükümlerine göre usulüne uygun yapıldığı, dolayısı ile sahibi lehine delil niteliği taşıdığı, Takip tarihi itibariyle davalı şirketten 268.781,94 TL alacaklı olduğu, Davalı şirkete ait ticari defterlerinin açılış ve kapanış tasdiklerinin yasal süresinde TTK hükümlerine göre usulüne uygun yapıldığı, dolayısı ile sahibi lehine delil niteliği taşıdığı, Takip tarihi itibariyle 1.016.129,23 TL davacı şirkete borçu bulunduğu, davacı şirketin kayıtlarında bulunan 2024 yılına ait faturalar, davalı şirketin kayıtlarında bulunmadığı, Davacı.... Ltd. Şti. 2024-BA/BS .... Ltd. Şti. 73 Adet Fatura KDV hariç 1.097.653,50 TL satış ve alış bildirimi yapılmış olduğu, 99 Adet Fatura KDV hariç 2.288.017,82 TL satış ve alış bildirimi yapılmış olduğu, Davalı .... Şti.’ne ait 2024-BA/BS Formuna göre, Davacı ...Şti. ile ilgili den alış ve satış bildirimi yapmadığı, Davacı 20.10.2024 tarihinden itibaren faiz talebinde bulunduğu, son e-fatura tarihi 20.12.2024 tarihi olduğu, e faturanın VUK’na göre teslim edilmiş sayılacağı, TTK 1530. Maddesine göre, 30 gün sonrasında faiz talebinde bulunabileceği, temerrüt tarihinin 20.01.2025 olacağı, ödeme emri 20.01.2025 tarihinde düzenlenmiş olması nedeniyle takip öncesi faiz talebinde bulunamayacağı" şeklinde görüş ve kanaat bildirmiştir. Yine mahkememiz ara kararı gereği kök rapor sunan bilirkişiden ek rapor alındığı ve bilirkişinin sunmuş olduğu ek raporda özetle: "Davacı şirkete ait ticari defterlerinin açılış ve kapanış tasdiklerinin yasal süresinde TTK hükümlerine göre usulüne uygun yapıldığı, dolayısı ile sahibi lehine delil niteliği taşıdığı, Takip tarihi itibariyle davalı şirketten 268.781,94 TL alacaklı olduğu, Davalı şirkete ait ticari defterlerinin açılış ve kapanış tasdiklerinin yasal süresinde TTK hükümlerine göre usulüne uygun yapıldığı, dolayısı ile sahibi lehine delil niteliği taşıdığı, Takip tarihi itibariyle 1.016.129,23 TL davacı şirkete borçu bulunduğu, Davacı şirketin kayıtlarında bulunan 2024 yılına ait faturalar, davalı şirketin kayıtlarında bulunmadığı, Davacı ... Şti. 2024- BA/BS Form.... Şti. 73 Adet Fatura KDV hariç 1.097.653,50 TL satış ve alış bildirimi yapılmış olduğu, 99 Adet Fatura KDV hariç 2.288.017,82 TL satış ve alış bildirimi yapılmış olduğu, Davalı .... Şti.’ne ait 2024-BA/BS Formuna göre, Davacı ... Şti. ile ilgili den alış ve satış bildirimi yapmadığı, Davacı 20.10.2024 tarihinden itibaren faiz talebinde bulunduğu, son e-fatura tarihi 20.12.2024 tarihi olduğu, e faturanın VUK’na göre teslim edilmiş sayılacağı, TTK 1530. Maddesine göre, 30 gün sonrasında faiz talebinde bulunabileceği, temerrüt tarihinin 20.01.2025 olacağı, ödeme emri 20.01.2025 tarihinde düzenlenmiş olması nedeniyle takip öncesi faiz talebinde bulunamayacağı," şeklinde görüş ve kanaat bildirmiştir. Davaya konu icra takibinin incelenmesinde; davacı tarafından davalı aleyhine 268.781,94 TL asıl alacak ve 31.587,41 TL işlemiş faiz ibareleri ile takip başlatıldığı, takip talebinde herhangi bir açıklamaya yer verilmediği, dayanak belge olarak ise ihtarname ve cari hesap kaydının sunulduğu anlaşılmıştır. İhtarnamenin içeriğinin incelenmesinde ödenmeyen fatura bedellerinin ödenmesi için davalı tarafa 7 günlük süre verildiği anlaşılmıştır. Tüm dosya kapsamı bir bütün olarak incelendiğinde; her iki tarafın da ticari defter ve kayıtlarını mahkememize ibraz ettiği, davacı tarafın kendi kayıtlarına göre takip tarihi itibariyle davalıdan 268.781,94 TL alacaklı olduğu ve taraflar arasındaki ticari ilişkinin geçmişe dayandığı, cari hesap tutulduğu anlaşılmıştır. Davalı tarafından defter ve kayıtlarına göre ise 01/01/2024 tarihi itibariyle 1.016.129,23 TL davacıya borçlu olduğu ancak 2024 yılında davacı tarafından kesilen faturaların ticari defter ve kayıtlarında yer almadığı ve yine 2024 yılına ilişkin davacı ile alakalı BA/BS formu sunmadığı anlaşılmıştır. Bu sebeple mahkememizce 31/03/2026 tarihli duruşma 1 numaralı ara karar ile davacı tarafa söz konusu fatura içeriklerinin ispat külfeti altında olduğu da hatırlatılarak 2024 yılına ait faturaların teslimine ilişkin imzalı irsaliye yahut imzalı teslim tesellüm belgelerini sunmak üzere kesin süre verilmiştir. Davacı vekili tarafından verilen süre içerisinde iki adet flash bellek ... Hukuk Mahkemeleri ... Bürosu aracılığıyla mahkememize ibraz edilmiştir. Mahkememizce sunulan flash belleklere istinaden ek bilirkişi incelemesi yaptırılmış ancak bilirkişi tarafından flash belleklerden birinin boş olduğu diğerinin ise daha evvel davacı tarafından sunulan evraklar olduğu belirtilmiştir. Söz konusu bilirkişi raporu taraflara tebliğ edilmiş ancak davacı vekili tarafından bilirkişi raporuna bu yönüyle herhangi bir itiraz edilmemiştir. Akabinde 06/10/2026 tarihli celsede davacı vekili tarafından sevk irsaliyelerinin sunulması için yeniden süre talep edilmiş ancak mahkememizce "Davacı vekiline geçen celse 1 numaralı ara karar uyarınca kesin süre verildiği, kesin süreye uyulmaması halinde dosyanın mevcut hali ile karar verileceğine karar verildiği, davacı vekili tarafından sunulan flashın boş olduğunun bilirkişi tarafından rapora derç edildiği, davacı vekili tarafından buna yönelik her hangi bir itirazının bulunmadığı dikkate alınarak yeniden süre verilmesi talebinin reddine karar verilerek tefhimle açık yargılamaya devam olundu." şeklinde karar verilerek yargılamaya devam edilmiştir. Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde; davacı tarafından usulüne uygun tutulan defter ve kayıtlarında takip tarihi itibariyle 268.781,94 TL alacaklı olduğu, davalı tarafından tutulan kayıtlarda ise 1.016.129,23 TL borçlu olduğu ancak davacı tarafından dayanılan 2024 yılı faturalarının ticari defter ve kayıtlarında bulunmadığı ve söz konusu faturaların davalı tarafından BA/BS formları ile de ilgili vergi dairesine bildirilmediği anlaşılmıştır. Bu sebeple 2024 yılı faturalara konu edimlerin yerine getirildiğinin ispat külfeti davacı üzerinde olup davacı tarafından yukarıda açıklandığı üzere kesin süre içerisinde söz konusu ispat külfeti yerine getirilmemiştir. Bu hâliyle taraflar arasındaki ilişkin cari hesaba dayanması sebebiyle yıllara sari ilişkilerinde karşılıklı faturalar kesildiği de dikkate alınarak tarafların defter ve kayıtlarının uyuştuğu dönem itibariyle alacak borç değerlendirmesi yapılması gerektiği kanaati mahkememizde hâsıl olmuştur. Dolayısıyla 2023 yılı dönem sonu itibariyle davacının kendi defterine göre 100.860,24 TL alacaklı olduğu, davalının ise aynı tarih itibariyle 1.016.129,23 TL borçlu olduğu dikkate alınarak davacının kendi defterine göre haklılığını ispat ettiği 100.860,24 TL üzerinden davanın kabulüne karar verilmiştir. HÜKÜM : Ayrıntısı ve gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere : Davanın KISMEN KABULÜNE, 1-Davalı tarafından ... 19. İcra Dairesi'nin . Esas sayılı dosyasına yapılan İTİRAZIN KISMEN İPTALİNE, takibin 100.860,24 TL asıl alacak takip talebindeki şartlarla DEVAMINA, fazlaya ilişkin istemin reddine, 2-Alacağın % 20'si olan 20.172,04 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-Karar tarihi itibariyle 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 6.889,76 TL harçtan peşin alınan 3.088,28 TL'nin mahsup edilerek bakiye 3.801,48 TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 4-6325 Sayılı Yasa'nın 18/A-14 maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği'nin m.26 hükmüne göre Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 4.600,00 TL arabuluculuk ücretinin kabul ve red durumuna göre 1.702,00 TL'sinden davalı tarafın, 2.898,00 TL'sinden davacı tarafın sorumlu olması kaydı ile tahsili ve hazineye irat kaydına, 5-Davacı tarafından yatırılan 3.088,28 TL peşin harç, 615,40 TL başvuru harcı gideri toplamı olan 3.703,68 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden davanın kısmen kabul edilen 100.860,24 TL üzerinden hesaplanan yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. gereği takdir olunan 45.000,00 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Davalı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden davanın kısmen red edilen 167.921,70 TL üzerinden hesaplanan yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. gereği takdir olunan 45.000,00 TL'nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 8-Davacı tarafından yapılan 130,00 TL tebligat, posta gideri ile 11.500,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 11.630,00 TL yargılama giderinden kabul ve red durumuna göre (davanın %37'si kabul, %63'ü reddedilmiştir) 4.303,10 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına, 9-Davalı tarafından yapılan her hangi bir yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 10-Taraflarca yatırılan gider ve delil avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde HMK.m.333 hükmü uyarınca ilgili tarafa iadesine, Dair; taraf vekillerinin yüzüne karşı verilen gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde mahkememize veya bulunulan yer asliye ticaret mahkemesine dilekçe ile başvurmak koşuluyla İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. 06/10/2026
Katip ... e-imzalıdır
Hakim ... e-imzalıdır