İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2026/283 E. 2026/755 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2026/283
Karar No
2026/755
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2026/283 Esas KARAR NO : 2026/755

DAVA : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 06/04/2026 KARAR TARİHİ : 16/10/2026

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TALEP: Davacı vekili tarafından sunulan 06/04/2026 tarihli dava dilekçesinde özetle; müvekkili ve davalı arasında 30.05.2025 tarihinde Yazılım Kullanım Sözleşmesi imzalandığını, müvekkili ile davalı arasında yapılan Sözleşme’nin 6. maddesinde yer alan kullanım hakkı bedeline karşılık davalının aylık net 174.000,00-TL ödeyeceği konusunda taraflar anlaştığını, davalının ödeme yükümlülüğü herhangi bir şarta bağlanmadığını, sözleşme kapsamında sunulan hizmet, süreklilik arz eden bir yazılım kullandırma hizmeti olduğunu, müvekkili tarafından davalı'ya yazılım erişimi sağlandığını, sistem aktif olarak kullanıma açıldığını ve hizmet sunumu eksiksiz şekilde gerçekleştirildiğini, yazılım hizmeti karşılığında sözleşme'de taraflarca belirlenen tutar doğrultusunda 174.000,00-TL bedelli fatura kesildiğini, aynı sözleşme kapsamında yazılım kullanım bedeline ilişkin ikinci fatura 02.12.2025 tarihinde kesildiğini, davalı taraf, sözleşmeden doğan kullanım hakkından faydalanmış olmasına rağmen, herhangi bir haklı gerekçe olmaksızın ödeme yükümlülüğünü yerine getirmediğini, müvekkili tarafından 02.11.2025 ve 02.12.2025 tarihli fatura alacaklarına ilişkin olarak davalı şirkete defaten bildirimde bulunulmuşsa da bir yanıt alınamadığını, taraflarınca işbu fatura alacaklarına istinaden .... İcra Müdürlüğü'nün 2026/... E. Sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalı şirket tarafından haksız ve mesnetsiz şekilde borca itiraz edildiğini, bu suretle takip durduğunu, davanın kabulüne, itirazın iptaline ve takibin 05.02.2026 tarihinden itibaren asıl alacak yönünden ticari temerrüt faizi ile devamına, asıl alacağın %20’ sinden aşağı olmamak üzere, davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine ve vekalet ücreti de dahil olmak üzere tüm yargılama giderlerinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı vekili tarafından sunulan 04/05/2026 tarihli cevap dilekçesinde özetle; görev itirazlarının olduğunu, aralarında herhangi bir ticari alım-satım olmadığını, bu tip hizmet alacakları sözleşmeleri "Eser Hizmet Sözleşmesi" niteliğinde olduğunu, 14 Ocak 2026 tarihli ihtarname ile haklı nedenle feshedildiğini, davacının verdiği veremediği hizmetler ayıplı olmakla defalarca kez ihtar edilmesine karşın düzeltilmemekle sözleşme feshedildiğini, davacı ile müvekkilinin arasındaki sözleşme uyarınca sözleşmeye konu hizmet tam kusursuz eksiksiz şekilde verilemediğini, hizmet verilmeyen aylara ilişkin faturalar müvekkilince kabul edilmediğini, müvekkili iyiniyetle kayıtlarına aldığı ancak hizmet alamadığı aylara ilişkin talepleri kabul etmediklerini, bu sebeple haksız davanın reddine, vekâlet ücreti ile mahkeme masraflarının karşı tarafa yüklenilmesine, haksız takip nedeniyle kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER : .... İcra Müdürlüğünün 2026/... Esas sayılı icra dosyası, ihtar, yazılım kullanım sözleşmesi, fatura, BA/BS formları, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamından ibarettir. Samsun Asliye Hukuk Mahkemesinin 2026/... talimat dosyasında alınan Mali Müşavir bilirkişi ... tarafından hazırlanan bilirkişi raporunda özetle; "...Raporun 5. Yapılan inceleme ve tespit edilen hususlar bölümünde de görüldüğü üzere; 2026/283 Esas numaralı dava dosyası kapsamında bulunan bilgi, belgeler ve davalı şirketin 2025 yılları ticari defterleri üzerinde yapılan inceleme ve tespitlere göre; Davalı ... Teknoloji Sanayi Ve Ticaret AŞ. İşletmesinin 2025 yılı ticari defterlerinin 3568 Sayılı Kanun’da belirtilen Tek Düzen muhasebe uygulama tebliğlerine, Muhasebe Standartlarına, Türk Ticaret Kanunu ve 213 sayılı Vergi Usul Kanununda belirtilen esaslar çerçevesinde usulüne uygun olarak tutulduğu, defterlerin birbirini doğruladığı ... davalı ... Teknoloji Sanayi Ve Ticaret AŞ. İşletmesinin 2025 yılı ticari defterleri kayıtlarına göre davacı ... AŞ. işletmesine 348.000,00-TL. borçlu olduğu, davaya konu faturalar davalı işletmenin ticari defter kayıtlarında yer aldığı, davacının düzenlenmiş olduğu faturalar E-Fatura olduğu, Gelir İdaresi Başkanlığı sistemi üzerinden düzenlenen E-Faturalara aynı sistem üzerinden itiraz edilebilindiği, davalı tarafından bir itirazın olduğu ile ilgili herhangi bir bilgi, beyan ve itiraz belgesine rastlanılmadığı, davacının düzenlenmiş olduğu e-Fatura belgeleri fişleri incelendiğinde, faturalara konu ürünlerin davalı işletmeye teslim edildiğinin anlaşıldığı..." sonuç ve kanaatini bildirmiştir. Mali Müşavir bilirkişi ... tarafından hazırlanan bilirkişi raporunda özetle; "...Dava konusu; taraflar arasında akdedilen 30.05.2025 tarihli Yazılım Kullanım Sözleşmesi kapsamında davacı tarafından davalı adına düzenlenen ve takibe konu edilen 02.11.2025 tarihli ... numaralı 174.000,00 TL bedelli ve 02.12.2025 tarihli ... numaralı 174.000,00 TL bedelli faturalardan kaynaklanan toplam 348.000,00 TL asıl alacak ile 33.641,59 TL işlemiş ticari temerrüt faizi olmak üzere toplam 381.641,59 TL alacağın tahsili amacıyla .... İcra Dairesinin 2026/... Esas sayılı dosyası üzerinden başlatılan icra takibine davalı tarafından yapılan itirazın iptali ile takibin devamı ve davalı aleyhine %20’den az olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesi talebinde ibaret olduğu, Davacının, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 64/3 maddesi ve Vergi Usul Kanunu'nun 182. maddesi uyarınca tutulması zorunlu olan defterlerinin, 2025 yılı itibarıyla E-Defter uygulamasına geçmiş olduğu, bu uygulamada, yalnızca Envanter Defteri’nin noter onayına tabi olduğu ve davacının 2025 yılı envanter defteri açılış onayının yasal süreler içinde yapıldığı, ayrıca davacı 2025 yılında E-Defter kullanıcısı olarak tuttuğu elektronik defterlerin beratlarını yasal süreler içinde Gelir İdaresi Başkanlığı sistemine başarıyla yüklenmiş ve onaylandığı, 2025 yılına ait beratların zamanında ve eksiksiz olarak tamamlandığı görülmekle sahibi lehine delil olma vasfi Sayın Mahkemenin takdirlerine bırakıldığı, davacının incelenen ticari defterlerine göre, davacı 120. Alıcılar hesap kodu altında davalı ile olan cari ilişkilerini takip etmekle olup, davacının ticari defterleri incelendiğinde, davacı tarafından davalı adına düzenlenen ve .... İcra Dairesinin 2026/... Esas sayılı dosyasındaki takibe konu edilen 2 adet toplam 348.000,00 TL bedelli faturanın davacının yasal ticari defterlerinde 120. Alıcılar hesabı altında muhasebe usul ve esaslarına uygun kaydedildiği; söz konusu faturalara ilişkin olarak davacı kayıtlarında davalı tarafından yapılmış herhangi bir ödeme veya tahsilat kaydına rastlanmadığı, bu işlemler neticesinde takibe konu faturalardan kaynaklı olarak davacının takip tarihi (06.02.2026) itibarıyla davalıdan 348.000,00 TL tutarında alacaklı olduğu tespit edildiği, ... Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2026/... Talimat sayılı dosyası kapsamında, Mali Müşavir ve KGK Denetçisi ...tarafından düzenlenen 29.08.2026 tarihli bilirkişi raporunda, davalı ... A.Ş.’nin 2025 yılı ticari defterlerinin incelendiği; dava konusu 02.11.2025 ve 02.12.2025 tarihli, toplam 348.000,00 TL bedelli iki faturanın davalı ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, bu faturalara ilişkin herhangi bir ödeme kaydının bulunmadığı ve davalı kayıtlarına göre davacının 348.000,00 TL alacaklı olduğu tespit edildiği, Davacı tarafından davalı adına düzenlenen ve takibe konu edilen faturaların E- Fatura şeklinde usulüne uygun olarak düzenlendiği, dosya kapsamındaki incelemeye göre, davacı tarafından davalı adına düzenlenen ve takibe konu edilen faturaların davacının ticari defter ve muhasebe kayıtlarında yer aldığı, söz konusu faturaların “Yazılım Kullanım Bedeli” açıklamasıyla, taraflar arasında akdedilen 30.05.2025 tarihli Yazılım Kullanım Sözleşmesi kapsamında davalıya tanımlanan ... yazılımı kullanım hakkına ait aylık kullanım bedellerine ilişkin olarak düzenlendiği, takibe konu faturaların davalıya hangi tarihte teslim edildiğini gösteren herhangi bir teslim veya sistem kaydına dosya içerisinde rastlanmadığı, bu nedenle faturalar yönünden sekiz günlük itiraz süresinin hangi tarihte başladığının ve davalı tarafından yapılan itirazın bu süre içerisinde olup olmadığının mevcut belgeler üzerinden tespit edilemediği, bununla birlikte davalı tarafından davacıya keşide edilen ... Noterliğinin 14.01.2026 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesinde, yazılım hizmetinin ayıplı olduğu ileri sürülerek sözleşmenin feshedildiğinin, yazılımın düzeltileceği düşüncesiyle ticari defter ve muhasebe kayıtlarına alındığı belirtilen ancak ödenmeyen takibe konu faturaların ödenmeyeceğinin ve davacıya iade edileceğinin bildirildiği, bu suretle davalının icra takibinden önce takibe konu faturalar ile bunlara dayanak hizmete yönelik itirazını davacıya bildirdiği, takibe konu faturaların davalı yönünden borç doğurup doğurmadığı ile söz konusu ihtarnamenin faturalar üzerindeki hukuki sonuçlarının değerlendirilmesinin Sayın Mahkemenin takdirinde olduğu kanaatine varıldığı, Dosya kapsamında sunulan 2025 yılına ilişkin GİB Karşılaştırmalı Alış-Satış Analizi üzerinde yapılan incelemede, davacı ile davalı arasındaki işlemler yönünden 8 adet ve toplam KDV hariç 1.225.493,52 TL tutarında fatura bilgisinin bulunduğu, davalı yönünden alış, davacı yönünden ise karşıt satış olarak yer alan bilgilerin belge adedi ve toplam tutar itibarıyla birbiriyle uyumlu olduğu görüldüğü, Diğer yandan, 523 sıra no.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği ile 01.07.2021 tarihinden itibaren elektronik ortamda düzenlenen belgelerin Ba-Bs bildirimlerinin kapsamından çıkarıldığı, 565 sıra no.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği ile de Eylül 2024 dönemi ve izleyen dönemler için Ba-Bs bildirim yükümlülüğünün kaldırıldığı, bu nedenle somut olayda dosyaya sunulan GİB “Karşılaştırmalı Alış-Satış Analizi” verilerinin esas aldığı, anılan analizde taraflar arasındaki işlemlerin belge adedi ve toplam tutar itibarıyla karşılıklı uyumlu görünmesinin tarafların Ba-Bs formuyla bildirimde bulunduğu şeklinde değerlendirilemeyeceği, söz konusu uyumun takibe konu faturaların tarafların ticari defterlerine karşılıklı olarak kaydedildiğini, davalı tarafından kabul edildiğini veya faturalara dayanak yazılım hizmetinin fiilen ve sözleşmeye uygun şekilde sunulduğunu tek başına göstermediği, bu hususların tarafların ticari defter ve kayıtları ile dosya kapsamındaki diğer belgeler birlikte değerlendirilerek takdir edilmesi gerektiği kanaatine varıldığı, Neticeten; rapor içeriğinde yapılan açıklamalar doğrultusunda, davacının incelenen ticari defter ve kayıtlarına göre, davacı tarafından davalı adına düzenlenen ve takibe konu edilen 2 adet toplam 348.000,00 TL bedelli faturanın davacının yasal ticari defterlerinde muhasebe usul ve esaslarına uygun olarak kaydedildiği; söz konusu faturalara ilişkin olarak davacı kayıtlarında davalı tarafından yapılmış herhangi bir ödeme veya tahsilat kaydına rastlanmadığı; ayrıca Samsun ... Hukuk Mahkemesi’nin ...Talimat sayılı dosyası kapsamında Mali Müşavir ve KGK Denetçisi ...tarafından düzenlenen 29.08.2026 tarihli bilirkişi raporunda, davalı ... Teknoloji Sanayi ve Ticaret A.Ş.’nin ticari defterlerinde de dava konusu faturaların kayıtlı olduğu, bu faturalara ilişkin herhangi bir ödeme kaydının bulunmadığı ve davalı kayıtlarına göre bakiye borcun 348.000,00 TL olduğu tespit edilmiş, bu kapsamda, tarafların incelenen ticari defter kayıtlarının fatura ve bakiye borç yönünden birbiriyle uyumlu olduğu, takibe konu faturalardan kaynaklı olarak davacının takip tarihi olan 06.02.2026 itibarıyla davalıdan 348.000,00 TL asıl alacak ve 29.067,53 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 377.067,53 TL alacaklı olduğu..." sonuç ve kanaatini bildirmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Mahkememizce yapılan yargılama, taraf beyanları, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; dava, taraflar arasında imzalanan yazılım hizmet sözleşmesinden doğan alacağın tahsili talebiyle başlatılan takibe vaki itirazın iptali davası olup uyuşmazlık noktalarının mahkememizin davaya bakmakla görevli olup olmadığı, hizmetin gereği gibi ifa edilip edilmediği, hizmetin ayıplı olup olmadığı, ayıplı ise süresinde ayıp ihbarında bulunup bulunmadığı, takibe konu faturaların tarafların ticari defterlerinde kayıt altına alınıp alınmadığı, sözleşmenin davalı tarafça haklı nedenle fesih edilip edilmediği, davacının faturalardan dolayı alacaklı olup olmadığı, takipte talep edilen faiz miktarında haklı olup olmadığı noktalarında toplanmıştır. Dosyaya getirtilen .... İcra Müdürlüğü'nün 2026/... Esas sayılı dosyasının incelenmesinde; davacı alacaklı tarafından davalı borçlu aleyhine 348.000,00-TL asıl alacak, 33.641,59- TL İşleyen Ticari Temerrüt Faizi olmak üzere toplam 381.641,59-TL borcun ödenmesi amacıyla 06/02/2026 tarihinde 7 örnek nolu ilamsız icra takibi başlatıldığı, davalı borçlunun borca itiraz ettiği, itirazın ve davanın süresinde olduğu görülmüştür. Dava zorunlu arabuluculuğa tabi davalardan olup davacı tarafça dosyaya sunulan 23/03/2026 tarihli arabuluculuk son oturum tutanağı ile davacı tarafça zorunlu arabuluculuk dava şartının yerine getirildiği ve tarafların anlaşamadığı anlaşılmıştır. "...6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) hükümlerine göre: Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK 222/1). Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK 222/2). Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması ve defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur (HMK 222/4). Taraflar, kendilerinin veya karşı tarafın delil olarak dayandıkları ve ellerinde bulunan tüm belgeleri mahkemeye ibraz etmek zorundadırlar. Elektronik belgeler ise belgenin çıktısı alınarak ve talep edildiğinde incelemeye elverişli şekilde elektronik ortama kaydedilerek mahkemeye ibraz edilir (HMK 219/1). Ticari defterler gibi devamlı kullanılan belgelerin sadece ilgili kısımlarının onaylı örnekleri mahkemeye ibraz edilebilir (HMK 219/2). İbrazı istenen belgenin, ileri sürülen hususun ispatı için zorunlu ve bu isteğin kanuna uygun olduğuna mahkemece kanaat getirildiği ve karşı taraf da bu belgenin elinde olduğunu ikrar ettiği veya ileri sürülen talep üzerine sükut ettiği yahut belgenin var olduğu resmî bir kayıtla anlaşıldığı veya başka bir belgede ikrar olunduğu takdirde, mahkeme bu belgenin ibrazı için kesin bir süre verir (HMK 220/1). Belgeyi ibraz etmesine karar verilen taraf, kendisine verilen sürede belgeyi ibraz etmez ve aynı sürede, delilleriyle birlikte ibraz etmemesi hakkında kabul edilebilir bir mazeret göstermez ya da belgenin elinde bulunduğunu inkâr eder ve teklif edilen yemini kabul veya icra etmezse, mahkeme, duruma göre belgenin içeriği konusunda diğer tarafın beyanını kabul edebilir (HMK 220/3). Bu kurallar birlikte değerlendirildiğinde, ticari davalarda yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasada delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delil olarak düzenlediği açıkça anlaşılmaktadır. Ticari defterler kesin delillerden ise de ancak HMK'nın 222. maddedeki koşullar çerçevesinde ispat aracı olabilir. Ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması gerekir. Bir taraf kendi defterlerine delil olarak dayanmış ise karşı tarafın ticari defterlerine dayanılmamış olsa da karşı taraf defterlerinin incelenmesi zorunludur. Çünkü tarafın ticari defterleri yasada belirtildiği üzere karşı tarafın ticari defterleri ile uyumlu olduğu takdirde lehine delil olabilecektir. Karşı taraf defterleri incelenmediği takdirde dayanan tarafın kendi defterindeki kayıtların lehe delil olması mümkün değildir. Davacının da bu durumu bilerek ticari defterlere delil olarak dayandığı ve karşı tarafın ticari defterlerinin de incelenmesini istediği kabul edilmelidir. Aksinin kabulü halinde davacının ticari defterleri tek başına delil niteliği taşımadığından dayanılan böyle bir delilin incelenmesine gerek de olmayacaktır. Karşı taraf ticari defterlerini sunar ise birlikte incelenip değerlendirildiğinden delil olup olmadığı sonucuna göre değerlendirilebilecektir. Karşı taraf ticari defterlerini sunmadığı takdirde ise bu davranışı ile kendi ticari defterlerinin davacı defterleri ile uyumlu olup olmadığının incelenmesine engel olduğundan, engel olduğu sonucun varlığını kabul etmiş sayılmalıdır. Tacir olup ticari defter tutmak zorunda olan taraf, ticari defterleri bulunmadığını ileri süremeyeceğinden verilen kesin süreye rağmen ibraz etmediği takdirde, belgenin elinde olmadığına dair yemin etmesine gerek olmaksızın HMK'nın 220/3. maddesi gereğince sunmaktan kaçındığı belgelerdeki (ticari defterlerindeki) kayıtların, karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğunu mahkeme kabul edebilir. Aksinin kabulü durumunda; karşı tarafın ticari defterlerini sunmaması halinde sunan tarafın muntazam tutulmuş ticari defterlerinin lehe delil olarak kabul edilemeyeceği şeklinde bir sonuç ortaya çıkar ki bu ticari defterleri ve karşı taraf elinde olduğu ileri sürülen belgeleri delil olarak kabul edip sunulmaması halinde sonuçlarını belirleyen HMK'daki açık düzenlemelere aykırı bir yorum olacaktır..." (Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin 2016/2310 Esas 2017/2537 Karar sayılı ilamı). Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda toplanan deliller birlikte değerlendirildiğinde; davacı şirket ile davalı şirket arasında yazılım hizmet sözleşmesinden doğan ticari ilişki bulunduğu, davacı tarafça davalının fatura bedellerini ödememesi nedeniyle davalı hakkında başlattığı icra takibine yönelik itirazın iptali isteminde bulunulduğu, davalı tarafça davacı tarafa borçlu olmadıklarını, sözleşmenin davalı tarafça Mersin 6. Noterliğinin 14.01.2026 tarih ve 01512 yevmiye numaralı ihtarnamesinde, yazılım hizmetinin ayıplı olduğu ileri sürülerek sözleşmenin feshedildiğini, yazılımın düzeltileceği düşüncesiyle ticari defter ve muhasebe kayıtlarına alındığı belirtilen ancak ödenmeyen takibe konu faturaların ödenmeyeceğini ve davacıya iade edileceğini bildirildiği, faturaya konu hizmetin eksiksiz ve ayıpsız verilmediğini, hizmetin verildiğinin ispatı gerektiği savunmasında bulunulmuş ise de, tarafların incelenen ticari defter ve kayıtlarına göre dava konusu alacağa ilişkin faturaların her iki tarafın ticari defterlerinde kayıtlı olduğu ve her iki tarafında birbiriyle örtüşen kayıtlarına göre davacının davalıdan 348.000,00- TL alacaklı olduğu, davalı tarafça fatura konusu hizmetin verildiğinin ispatının gerektiği ileri sürülmüş ise de, dava konusu sözleşmeden kaynaklanın faturaların davalının kendi defterlerinde kayıtlı olması ayrıca verilmeyen hizmete ilişkin davalının faturaları kendi defterine kaydetmesi ve bu faturalara karşı itiraz ileri sürmemesi veya iade faturası düzenlememesinin ticari teamüle aykırı olması nedeniyle davalı tarafın aksi yöndeki ispata muhtaç savunmasına itibar edilmesinin mümkün olmadığı, taraflar arasındaki sözleşmenin 5.4. maddesinde, yazılımda herhangi bir teknik aksaklık yaşanması halinde kullanıcının bu durumu öğrendiği tarihten itibaren en geç 3 iş günü içerisinde yazılı olarak kullandırana bildirmesi gerektiği, teknik aksaklığın yazılımdan kaynaklandığının tespit edilmesi halinde kullandırmanın söz konusu aksaklığı ayrıca bir ücret veya masraf talep etmeksizin en kısa sürede gidermek için gerekli çabayı göstereceği düzenlendiği, fakat dosya kapsamında faturalardan önceki tarihlerde bu şekilde herhangi bir bildirime rastlanmadığı, bu haliyle taraflar arasındaki sözleşme, faturalar ve her iki tarafın ticari kayıtları ile davacının davalıdan 348.000,00-TL alacaklı olduğu sabittir. Söz konusu bu alacağa ilişkin davacı alacaklı tarafça icra takibinde 33.641,59-TL işlemiş faiz talep edilmiş ise de, faiz alacağı konusunda taraflar arasındaki sözleşmenin 6.3 maddesinde, ödeme yapılacak banka hesabı bilgilerine yer verilerek, maddede belirtilen toplam hizmet bedelinin tek seferde ödeneceği ve ödemenin sözleşmenin imzalandığı tarihten itibaren 5 iş günü içerisinde kullandıranın hesabına yapılacağı düzenlendiği fakat sözleşme uyarınca her ay karşı tarafa fatura kesildiği ve hizmet bedelinin aylık olacak şekilde ödeneceği de taraflar arasında kararlaştırılmış olup maddeler arasında çelişkinin mevcut olduğu, bu haliye sözleşmenin imzalanmasından 5 iş günü sonrasında davalı yanca tüm ödemenin yapılmaması halinde temerrüde düşeceğinin kabulünün mümkün olmadığı, yani kesin vadenin varlığından söz edilemeyeceği, davalı yanın temerrüde düşürüldüğüne ilişkin herhangi başka bir delilin de mahkememize sunulmadığı anlaşıldığından davanın kısmen kabulüne, işlemiş faiz yönünden talebin reddine, asıl alacak likit olduğundan hükmolunan asıl alacağın %20'si (69.600,00-TL) oranında icra inkar tazminatının borçlu davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine, davalının kötü niyet tazminatı talebinin davacının kötüniyetli olduğuna ilişkin herhangi bir delil bulunmadığı ve şartları oluşmadığı anlaşıldığından reddine karar verilmiş ve tüm bu hukuki açıklamalar doğrultusunda aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. KARAR : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-DAVANIN KISMEN KABULÜ İLE; .... İcra Müdürlüğü'nün 2026/... E. Sayılı dosyasında; 348.000,00- TL asıl alacak için davalı tarafından yapılan itirazın iptaline, 348.000,00-TL asıl alacağa takip tarihinden itibaren ticari faiz uygulanmak suretiyle takibin devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, 2-İtirazın iptaline karar verilen alacağın % 20'si olan 69.600,00- TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 3-Davalı yanın kötüniyet tazminatı talebinin reddine, 4-Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesi gereğince hükmolunan kısım üzerinden hesaplanan 23.771,88-TL karar harcından peşin yatırılan 4.609,28-TL harcın mahsubu ile bakiye kalan 19.162,60-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 5-Davacı tarafça yatırılan 732,00-TL başvuru harcı ve 4.609,28-TL peşin harç olmak üzere toplam 5.341,28-TL harcın davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine, 6-Davacı tarafından yatırılan 18.000,00-TL Bilirkişi ücreti ve 485,00-TL posta giderinden ibaret toplam 18.485,00-TL yargılama giderinin kabul red oranına (%91,18) göre 16.854,62-TL'sinin davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine, kalan kısmın davacı taraf üzerinde bırakılmasına, 7-Davacı tarafça yatırılan ve bakiye kalan gider avansının karar kesinleştikten sonra davacı tarafa re'sen iadesine, 8-Tarafların zorunlu arabuluculuk sürecinde anlaşamamaları nedeniyle 6325 Sayılı Kanunun 18/A-13 maddesi uyarınca zorunlu arabuluculuk gideri olan 6.000,00-TL'nin kabul red oranına (%91,18) göre 5.470,80-TL'sinin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 529,20-TL'sinin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 9-Davacı lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hükmolunan kısım üzerinden hesaplanan 55.680,00-TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine, 10-Davalı lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince reddedilen kısım üzerinden hesaplanan 33.641,59-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalı tarafa verilmesine, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, HMK'nın 345. maddesi gereğince gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize verilerek bir dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkca okunup usulen anlatıldı. 16/10/2026

Katip ... ¸e-imzalı

Hakim ... ¸e-imzalı

Bu belge 5070 Sayılı Elektronik İmza Kanunu kapsamında E-İmza ile imzalanmıştır.

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2026/283, K. 2026/755, T. 16.10.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2026-283-e-2026-755-k-4330b6b4e1be