Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/1397 E. 2026/1704 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/1397
Karar No
2026/1704
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/1397 - 2026/1704 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2024/1397 KARAR NO : 2026/1704 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 03/04/2024 NUMARASI : 2023/56 E. - 2024/174 K. DAVANIN KONUSU : YİDK Kararı İptali

Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 03/04/2024 tarih ve 2023/56 E. - 2024/174 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkilin tescilini istediği marka ile davalının tescil ettirilmiş olduğu markanın nice sınıflandırmalarının farklı olduğunu, iki marka arasında SMK m.6/1'de aranan diğer şart olan işaretsel aynılığın da bulunmadığını, ilk bakışta dahi farklı marka-şirket oldukları izlenimi verdiğini, müvekkilinin markasında yer alan "..." ibaresi markada yer alan "..." ibaresinin baş harflerinden oluştuğunu, müvekkilin markası 4-10 yaş arası çocuklara hitap ettiğini, markaların tüketicilere farklı alanlarda ve farklı zamanlarda sunulacağını, bu durumda markaların kıyaslanma ihtimali bulunmadığını ileri sürerek, 2022-M-16426 sayılı kararın iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı firma vekili, müvekkilinin Türkiye’de ... markasını ilk olarak 2015 yılında tescil ettirdiğini, dünya çapında birçok marka tescilinin de sahibi olduğunu, davaya konu YİDK kararının usule, yasaya ve yerleşik uygulamaya uygun bulunduğunu, dava konusu marka başvurusunun ...’nin marka ailesine ait seri markalardan, bir diğer deyişle ...’nin markalarından biri olarak algılanması ihtimalini olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalı ... vekili, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun bulunduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının "...+ ..." ibareli marka başvurusu ile davalıya ait "..." ibareli tescilli markası arasında, biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ve sesçil olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede benzerlik bulunduğu, davacı başvurusunun asli unsurunun ... şeklinde olduğu, diğer yönden 16 ve 28. sınıftaki emtiada benzerliğin de oluştuğu, taraf marka işaretleri benzediğinden SMK'nın 6/1. maddesindeki iltibasın bulunduğu, bilirkişi raporunun iltibas değerlendirmesine ilişkin aksi yöndeki görüşüne itibar edilmediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, "..." ibaresinin görünür olmadığından bahisle yalnızca "..." ibaresinin baz alınarak karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, markalar iltibas derecesinde benzer bulunmadığını, markaların hitap ettikleri tüketici kitlesi bakımından da oldukça farklı kulvarlarda olduğunu, bilirkişi raporunda yapılan değerlendirmeler dikkate alınmadan hüküm kurulduğunu, bilirkişi raporunda da belirtildiği gibi iki markanın karıştırılma ihtimalinin ortaya çıkmasının mümkün olmadığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

GEREKÇE : Dava, YİDK kararı iptali istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı,Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.06.2016 gün ve E.2014/11-696, K.2016/778 sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesinin mümkün olduğu, davacının "...+... ..." ibareli marka başvurusu ile davalıya ait "..." ibareli tescilli marka arasında, biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ve sesçil olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede SMK'nın 6/1. maddesi anlamında benzerlik bulunduğu, zira her iki markanın asli unsurunun da "..." şeklinde olduğu, ayrıda markaların kapsamlarının da benzer bulunduğu, işin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makul düzeyde bilgilendirilmiş, mesnet marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu mallar için ayırdığı satın alma süresi içinde, dava konusu marka başvurusunu gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden, karşı tarafın tescilli markasından farklı bir marka olduğunu algılayamayacağı, her iki marka arasında yanılgı yaşayabileceği, ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından başvuru konusu işaret ile mesnet marka arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı hizmetler algısı oluşabileceği yani markaları karıştırabileceği anlaşılmakla anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.

HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı harçtan muaf olduğundan bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, dava açılışında yatırılan 179,90-TL peşin harç ve 179,90-TL başvurma harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya aidesine, 3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 09/10/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 27/10/2026

Başkan

Üye

Üye

Katip

Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2024/1397, K. 2026/1704, T. 27.10.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-1397-e-2026-1704-k-5a67ffd237f1