Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2025/1438 E. 2026/1364 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2025/1438
Karar No
2026/1364
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 35. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/1438 - 2026/1364 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 35. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2025/1438 KARAR NO : 2026/1364

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R

BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP : İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 17/06/2025 NUMARASI : 2021/432 Esas -2025/397 Karar

DAVACILAR : 1 - 2- VEKİLİ : Av.

DAVALI : 1 - VEKİLİ : Av. DAVALI : 2 - VEKİLİ : Av.

DAVANIN KONUSU : Tazminat KARAR TARİHİ : 01/10/2026 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 05/10/2026

Mahalli mahkemesince verilen karara karşı davalı ... A.Ş. vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI Davacı vekili dava dilekçesinde; 08/11/2019 tarihinde davacı ...'ün ailesi ile beraber pazar alışverişine gittiğini, davalı ...'un sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın davacıya çarptığını, kazanın araç sürücüsünün etrafını yeterince kontrol etmeden dikkatsiz biçimde aracıyla hareket etmesi neticesinde meydana geldiğini, kazaya sebebiyet veren aracın davalı ... nezdinde sigortalı olduğunu, çarpma neticesinde müvekkilinin ağır derecede yaralandığını, geçici iş göremezlik ve sürekli iş göremezlik durumunun oluştuğunu, ayrıca ...'ün kazada yaşının küçük olması sebebiyle kazadan psikolojisinin olumsuz etkilendiğini, diğer müvekkillerinin anne ve baba olarak kazadan manevi olarak olumsuz etkilendiklerini belirterek, şimdilik davacı ...'ün uğradığı maddi zarara ilişkin fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 500,00-TL sürekli iş göremezlik, 500,00-TL geçici iş göremezlik olmak üzere 1.000-TL maddi tazminatın kaza tarihinden işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak müvekkiline ödenmesini, manevi zarara ilişkin olarak ... için 100.000-TL, ... için 30.000-TL, ... için 30.000-TL manevi tazminatın kaza tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'tan alınarak davacılara verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili dosyaya sunduğu ıslah dilekçesinde, dava değerini maddi tazminat için sürekli iş göremezlik yönünden 526.314,41-TL'ye yükseltmiş, sigorta şirketi için poliçe ile sınırlı olarak talepte bulunmuş, bakiye kısmın diğer davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir. Davalı ... A.Ş cevap dilekçesinde; müvekkili şirketin, sorumluluğunun sigortalısının kusuru oranında ve poliçe limiti dahilinde olduğunu, sigortalının kazadaki kusur durumunun davacının maluliyetinin konusunda uzman bilirkişiler marifetiyle tespit edilerek tazminat hesabı yaptırılması gerektiğini, ayrıca, davacının maluliyeti varsa bile kazayla illiyet bağının ispatlanması gerektiğini bildirerek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; kaza zamanında mağdur çocuğun iki yaşında olduğunu, dolayısıyla boyunun bir metrenin altında olduğunu, müvekkilinin kaza sırasında kullandığı aracın boyutları düşünüldüğünde önündeki bir cismi görebilmesi için bir metreden uzun olması gerektiğini, mağduru görme şansı bulunmayan müvekkilinin kazada herhangi bir kusurunun bulunmadığını, kazanın çocuğu gözetimsiz bırakan anne ve babasının kusurundan kaynaklandığını, ayrıca müvekkilinin 67 yaşında olup çalışma imkanının bulunmadığını, talep edilen fahiş tazminat tutarlarını ödeyecek gücünün bulunmadığını bildirerek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece, Ankara Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi tarafından düzenlenen kusur raporunda, davalı sürücü ...'un sevk ve idaresinde bulunan park halindeki aracına binip bir süre bekledikten sonra aracını hareket ettirmeden önce, aracının hareket alanına dair gerekli ve yeterli kontrolleri yapmadığı, dikkatsizce hareket ederek aracının kenarında kaplama içerisinde bulunan 2 yaşlarındaki davacı yayaya kontrolsüzce çarptığı, mevcut kazanın meydana gelmesine sebebiyet verdiği olayda %70 oranında asli kusurlu olduğu, 2 yaşlarındaki davacı yaya ...'ün annesi davacı ...'ün olay mahalli yolda kaplama içerisinde bulunan bakım ve gözetiminden sorumlu olduğu çocuğuna karşı görevini yerine getirmeyip, bu çocuğun park halindeki aracın yanına gitmesine ve davalı sürücü idaresindeki aracın sadmesine maruz kalmasına zemin hazırladığı, mevcut olayın oluşumunda %30 oranda kusurlu olduğu yönünde görüş bildirildiği, Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından düzenlenerek dosyaya sunulan rapora göre; davacı ...'ün %5 kalıcı maluliyetinin olduğu, iyileşme süresinin 4 aya kadar uzayabileceği tespit edilmiş, davacı ..., kaza tarihinde çocuk olup, "Çocuklar İçin Özel Gereksinim Değerlendirilmesi Hakkında Yönetmelik" hükümlerine göre rapor tanzim edildiği, aktüer bilirkişi tarafından sunulan bilirkişi raporunda, davacı ...'ün sürekli iş göremezlik tazminatının 526.314,41-TL olarak hesaplandığı, davacı ...'ün kaza tarihinde çocuk olup , geçici işgöremezlik tazminatı hesaplanmadığı, sürekli iş göremezlik tazminatına yönelik talep değerlendirildiğinde, davalı sigorta şirketi sigortalısının kusuru oranında ve poliçe limiti kadar sorumlu olduğu, davaya konu ZMMS poliçesinin sürekli iş göremezlik için kişi başına limitin 390.000-TL olduğu, sigorta şirketinin sorumluluğu bu tutar ile sınırlı olduğu, diğer davalının kusuru oranında zararın tümünden sorumlu olduğu, ancak davacı taraf dava dilekçesinde poliçe limitini aşan kısmın davalı ...'tan tahsilini talep etmiş olup, bu davalı için 136.314,41-TL için davanın sübut bulduğu, manevi tazminat koşullarının oluştuğu, ... yönünden değerlendirme yapıldığında, bu davacının yargılama sırasında vekilini azlettiği görülmekle, davacı asile azilden sonraki bilirkişi raporları ve duruşma günü tebliğ edilmiş olup, davacı, 17/06/2025 tarihli duruşmaya mazeretsiz olarak katılmadığı, davalılar, bu davacının davasını takip etmediklerini beyan etmiş olup, bu davacı yönünden dava dosyasının tefrik edilerek yeni bir esas üzerinden yürütülmesine karar verildiği, davacı vekilinin, temerrüt faizine yönelik talebi değerlendirildiğinde ise, dosyaya sunulu belgelere göre davacı taraf, davalı taraf sigorta şirketine dava açılmadan evvel yazılı olarak başvuru yapmış ise de, bu dilekçenin davalıya tebliğ tarihi dosya kapsamıyla tespit edilemediğinden, davalı sigorta şirketinin dava tarihinde temerrüde düştüğünün kabulü gerektiği, gerekçesiyle; "1-A) Maddi tazminat davasının geçici iş göremezlik talebi yönünden reddine, B) Maddi tazminat davasının sürekli iş göremezlik talebi yönünden kabulüne, 390.000-TL maddi tazminatın davalı ... AŞ'den dava tarihinden, diğer davalı ...'tan kaza tarihinden (08/11/2019) işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya ödenmesine, bakiye 136.314,41-TL maddi tazminatın kaza tarihinden (08/11/2019) işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı ...'tan alınarak davacıya ödenmesine,2-Manevi tazminat davasının davacı ... yönünden kısmen kabulü, diğer davacı ... yönünden tam kabulü ile, -Davacı ... için 70.000-TL,-Davacı ... için 30.000-TL manevi tazminatın kaza tarihinden (08/11/2019) işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'tan alınarak davacılara ödenmesine, fazlaya dair istemin reddine" karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı ... A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde; meydana gelen kazada, sigortalı aracın sürücüsüne kusur izafe edilmesinin hatalı olduğunu, öncelikle kazadan sonra tarafların olay yerinden ayrılmaları nedeniyle, trafik görevlilerince kaza tespit tutanağı tanzim edilmediğini, dosyadaki mevcut evraklardan da anlaşılacağı üzere, davalı araç sürücüsü aracı sol tarafta park halindeyken, dışarıdan aracın yanına geldiğini, aracın etrafını kontrol ettiğini ve devamında içerisine bindiğini, daha sonra aracını çalıştırıp hareket ettiği sırada, aracın yakınlarında alışveriş için 2 yaşındaki çocuğu ile yaya olarak bulunan anne ...'ün, dalgınlığı nedeniyle çocuğun yanından ayrıldığını ve huzurdaki dava konu kazanın meydana geldiğini, 2 yaşındaki davacı yaya, bilinç ve sorumluluk durumunun olmamasından kaynaklı olarak, çocuğun tüm hareketlerinden davacı annesinin sorumlu olduğunu, davacı çocuk nezninde annesinin ihmali doğrultusunda çocuğun serbest bırakılması ve çocuğun bilinçsizce taşıt yolundaki aracın önüne girmesi ve taşıt yolunda bulunması nedeniyle annesinin ihmal ve kusurunun olduğunun kabulü gerektiğini, ceza dosyası içeriğine bakıldığında da davacının, kazanın oluşumunda asli kusurlu olduğunu, dolayısıyla raporlar arasındaki çelişkilerin giderilmesi gerekmekte iken eksik inceleme ile karar verilmesinin hatalı olduğunu, müvekkil şirkete usulüne uygun başvuru yapılmadığı gözetilmeksizin tesis edilen hükmün, usul ve yasaya aykırılık teşkil ettiğini, KTK md. 97 ve 99 uyarınca hak sahiplerinin sigorta şirketine Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'nda yazılı belgelerle başvurması, dava şartı olarak düzenlendiğini, ilgili evrakın eksik olarak iletilmesi üzerine başvuruyu değerlendirmeye yarayacak evrakın ikmali istendiğini, eksikliklerin giderilmediğini, usulüne uygun başvuru yapılmadığını, eksik evrakların şirkete iletilmediğini ve bu nedenle dava açılmasına davacı tarafından sebebiyet verildiği hususunun, yerel mahkemeye sunulmuş bulunan cevap dilekçesinde beyan edilmesine rağmen, mahkemece gerekli tahkikat sağlanmaksızın hüküm kurulduğunu, dosyaya kazandırılmış bulunan maluliyet raporunun yönetmelik hükümlerine aykırı olması ile davacının maluliyetinin bulunmaması gözetilmeden hüküm tesis edilmesinin hatalı olduğunu, raporda davacının "epilepsi" maddesi uyarınca tüm vücut engel oranının %5 sürekli ve sekel olduğu, iyileşme süresinin 4 aya kadar uzayabileceğinin değerlendirildiğini, hükme esas alınan raporun mevzuata uygun olmayıp, hükme esas alınabilecek mahiyette olmadığını, hükme esas alınan bilirkişi raporunda hesaplama yöntemi yanlış olduğu gibi hesaplanan tazminat miktarının da fahiş olduğunu ileri sürerek, kararın kaldırılmasını istemiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE Dava, maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Davalı vekilinin istinaf talebinin incelenmesinde, davalı vekili KTK'nın 97. maddesine uygun başvuru yapılmadan dava açıldığını ileri sürerek, kararı istinaf etmiş ise de; 2918 sayılı KTK'nın 97. maddesi 26/04/2016 tarih 29695 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan ve yayımı tarihinde yürürlüğe giren 14/04/2016 tarih 6704 sayılı kanunun 5. maddesi ile değiştirilmiş maddede; "zarar görenin, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir. Sigorta kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması hâlinde, zarar gören dava açabilir veya 5684 sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurabilir." hükmü getirilmiştir. Yapılan bu düzenleme ile zarar görenlerin dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı olarak başvurmasının gerekli olduğu, başvurudan itibaren sigorta kuruluşu en geç 15 gün içinde yazılı olarak cevap vermez ya da verilen cevap zarar görenin talebini karşılamaz ise zarar gören dava açabileceği gibi, Sigorta Tahkim Komisyonu'na da başvuru yapabilir. Düzenlemede yazılı başvurunun yapılmış olması yeterli görülmüş, sigortanın temerrüdünü düzenleyen 99. maddeye atıf yapılmamış, başvuruda bulunması gereken evraka ilişkin bir düzenleme getirilmemiştir. Somut olayda; davacı tarafından, davalı sigorta şirketi hakkında ZMMS kapsamında açılan davada, davalıya başvuru sonrasında dava açıldığı anlaşılmış olmasına göre, davalı vekilinin dava şartı bulunmadığına yönelik istinaf sebepleri yerinde görülmemiş, esasa ilişkin istinaf sebepleri incelenmiştir. Haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşların çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir. Her ne kadar Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şarları A.2 maddesinin (i) fıkrasında Kurul Raporu; usulüne uygun olarak tanzim edilen, 20/2/2019 tarihli ve 30692 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik ve Çocuklar İçin Özel Gereksinim Değerlendirmesi Hakkında Yönetmeliğe göre düzenlenen, sakatlık oranını, geçici iş göremezlik süresini ve bakıcı ihtiyacını gösterir kurul raporunu ifade ettiği belirtilmiş olsa da Çocuklar İçin Özel Gereksinim Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik incelendiğinde yönetmeliğin amacının terör, kaza ve yaralanmaya bağlı olarak çocuklar ile ilgili özel gereksinim alanlarının belirlenmesine yönelik raporun hazırlanmasına ilişkin usul ve esasları belirlemek olduğu anlaşılmaktadır. Yönetmeliğin 4. maddesinin (n) fıkrasında ise “Özel gereksinim” çocuğun toplumsal yaşama eşit katılabilmesi için bedensel ya da gelişimsel işlev kısıtlılığı olmayan bireylerden farklı sağlık, eğitim, rehabilitasyon, cihaz, ortez, protez, çevresel düzenlemeler ve diğer sosyal ve ekonomik haklara ve hizmetlere gereksiniminin olmasını ifade ettiği belirtilmiştir. Yönetmeliğin 8. maddesinin (f) fıkrasında açıkça raporda engel oranının yazılmayacağının ifade edilmesi aynı zamanda yönetmeliğin EK.3'de bulunan Çocuklar İçin Özel Gereksinim Raporu (ÇÖZGER) Mevzuatla Uyum Arandığında Kullanılacak Tablo incelendiğinde engel oranı olarak %20'nin altındaki oranların gösterilmediği, yönetmeliğin amacının engellilik oranları arasında çocukların özel gereksiniminin olup olmadığı ile ilgili olduğu, oysa TBK'nın 54. maddesi gereği kişinin bedensel zararının belirlenmesi için “Çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar” belirlenerek, küçüğün sürekli iş gücü kaybı oranının belirlenerek, buna bağlı olarak bedensel zararları tespit edilmesi gerektiği anlaşıldığından çocukların trafik kazası sonucu sürekli sakatlık oranlarının tespitinde Çocuklar İçin Özel Gereksinim Değerlendirmesi Hakkında Yönetmeliğin uygulanma imkanın olmadığı ve Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik ve eklerinin uygulanması gerektiği anlaşılmaktadır. Çocuklar İçin Özel Gereksinim Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik'in 14. maddesinde Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik'e atıf yaptığı gerekçesi ile sürekli iş göremezlik oranının Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik'e göre belirlendiği belirtilmiş ise de bu yönetmelik Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik'in 18. maddesi ile 20.02.2019 tarihinde yürürlükten kaldırıldığı için bu tarihten sonraki kazalarda bu yönetmeliğin uygulanma imkanı kalmamıştır. Bu nedenle Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik ve eklerine göre sürekli iş göremezlik oranı belirlenerek sonucuna göre karar verilmesi gerekmektedir. Açıklanan hukuki ve maddi olgular karşısında, davacıda kaza nedeniyle maluliyet oluşup ,oluşmadığı ve varsa maluliyet oranının, Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümleri ile eklerine göre belirlenmesi için Adli Tıp Kurumundan rapor alınıp, oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeyle karar verilmesi isabetsizdir. Açıklanan nedenlerle, davalı ... A.Ş vekilinin istinaf başvurusunun HMK’nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden maluliyet raporu alınarak sonucuna göre karar verilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davalı ... A.Ş vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile; Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 17/06/2026 Tarihli 2021/432 Esas -2025/397 Karar sayılı kararının, HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, Kararın kaldırılma sebebine göre, davalı vekilinin sair istinaf taleplerinin İNCELENMESİNE YER OLMADIĞINA, 2-Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 3-İstinaf yoluna başvuran tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde yatıran tarafa iadesine, 4-İstinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesinde değerlendirilmesine, 5-Karar tebliği, kesinleştirme, harç ve gider avansı iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yapılmasına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK.nın 353/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 01/10/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Başkan

Üye

Üye

Katip

* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2025/1438, K. 2026/1364, T. 01.10.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2025-1438-e-2026-1364-k-8cf7b4df3743