İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/51 E. 2026/186 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/51
Karar No
2026/186
Karar Tarihi

T.C. BAKIRKÖY 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

ESAS NO : 2025/51 Esas KARAR NO : 2026/186

DAVA : Markanın Hükümsüzlüğü, Markadan Doğan Haklara Tecavüz ve Haksız Rekabetin Tespiti, Men'i ve Ref'i DAVA TARİHİ : 20/02/2025 KARAR TARİHİ : 08/09/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 08/09/2026 Davacı vekili tarafından, davalı aleyhinde açılan davanın, Mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda : GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA ; Davacı vekili dava dilekçesi ile, Müvekkili şirketin .....” başta olmak üzere “....” gibi sektöründe tanınmış markaları bünyesinde bulunduran, şekerleme ve çikolata şirketler grubu ..... GROUP’un bir iştiraki olduğunu, Dava konusu markanın asli unsuru “.....” ibaresinin “.....” markasının ilk 4 harfi ile “.....” markasının son 4 harfinden türetildiğini, Davalılardan .... Çikolata Sanayi Anonim Şirketi tarafından üretilen görsellerine yer verilen üründen haberdar olduğunu, davalının ..... mağazasında bu ürüne ilişkin bilgi kısmında ise, müvekkili markalarının kalite imajından haksız yarar sağlamak amacıyla bu ürünü “.....’nın .... Serisi” olarak tanıtmakta ve Türk şirketi olmasına rağmen “.....’de” ibaresiyle ithal bir ürün olduğu izlenimi vererek tüketiciyi yanıltıcı beyanlarda bulunulduğunu, müvekkili tarafından gönderilen ihtarnameler sonucu alınan cevabi ihtarnamelerinde, ..... Çikolata’nın ..... Dış Ticaret’in bir iştiraki olduğunu ve internet sitelerindeki kullanımlarını da açıkça ikrar ettiklerini, davalıların internet sitelerinde, müvekkilinin altın rengine atıf yapmanın yanında müvekkilinin kullandığı cümleleri neredeyse tamamen kopyalayarak ürünlerinin tanıtımını yaptığını, davalıların mezkur eylemlerinin müvekkilinin tescilli markasından doğan haklarını ihlal ettiğini ileri sürerek, Müvekkiline ait tescilli ve tanınmış ".....", “....”, “......” ve türevi markaları ile ayırt edilemeyecek derecede benzer dava konusu ..... no.lu ..... markasının SMK m. 25 ve 6 uyarınca hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, Müvekkilinin "....." “.....”, “.....” ve türevi marka tescillerinden doğan haklarına davalılar tarafından gerçekleştirilen marka tecavüz fiilinin tespiti, durdurulması, tecavüzün giderilmesine, Davalılar tarafından gerçekleştirilen TTK m. 54 vd hükümleri uyarınca haksız rekabet fiillerin tespiti, men’i, ref’i ve haksız rekabetten doğan maddi durumun ortadan kaldırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP ; Davalı vekili cevap dilekçesi ile, müvekkillerinden ..... Çikolata şirketinin temellerinin 1955 yılında atıldığını ve uzun yıllar fındıktaki olan tecrübesini ..... Çikolatayı kurarak profesyonel olarak üretime başladığını, yerli üretici bir firma olduğunu, yurt dışı satışlarının olduğunu, diğer müvekkil ..... Dış Tic. Şirketinin ise diğer müvekkili olan ..... Çikolata'nın üretimini yaptığı ürünlerin yurt dışı satış işlemini organize eden dış ticaret şirketi olduğunu, müvekkili ..... Dış Tic. Şirketinin ..... tescil numarası ile TPMK nezdinde "....." markasının 29 ve 35. Sınıflarda hak sahibi olduğunu, "...." ismi ile akıllara sadece davacı şirket olan..... veya grup şirketleri gelmemekte olduğunu, çikolata sektöründe "....." markasının gastronomide çikolatanın niteliği ile ilgili kullanılmakta olduğunu, Dava konusu davacının markası ile davalının ürün niteliği tamamen farklı olduğunu, karıştırılma ihtimali neredeyse imkansız olduğunu, ayrıca davacının ..... markası ekli tescil belgelerinde de gözüktüğü gibi dış ambalaj - etiket- kutulama ve logosu ile tescil edildiğini, . markaların bilinirliğinin bir bütün olarak ele alındığını, isim olarak benzerlik olmadığını, Markalar arasında anlamsal, görsel ve işitsel hiçbir benzerlik bulunmadığını, SMK 6/1. maddesi uyarınca, karıştırılma ihtimalinden söz edilebilmesi için markalar arasında hem benzerlik hem de aynı veya benzer mal ve hizmetlerde kullanım şartının gerekli olduğunu, ancak davacı markaları ile müvekkilinin markası arasında ne ürün ne de kelime bazında böyle bir benzerliğin mevcut olmadığını, karıştırılma ihtimali değerlendirilirken markaların bütünsel olarak bıraktığı genel izlenimin dikkate alındığını, müvekkilinin “......” markasının, ne fonetik açıdan ne görsel olarak ne de kavramsal bakımdan davacının “....” veya “....” markalarıyla benzer olmadığını, “.....” ibaresinin “.....”den farklı bir kelime olduğunu ve sürülebilir fındık kremasını tanımlayan “....” ekiyle özgün bir yapıya sahip olduğunu, “.....” markası, ne fonetik ne görsel ne de kavramsalbakımdan “.....” veya “.....” markalarıyla benzer olmadığını, Müvekkilinin tescilli markasının varlığı nedeniyle marka hakkına tecavüz veya haksız rekabet koşulları oluşmadığını, davacı tarafın imha, toplatma veya kullanım yasağı gibi taleplerinin hukuken dayanaksız olduğunu, bu nedenlerle davanın tümden reddini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE : Dava, davalıların davacının markadan doğan haklarına tecavüzün ve haksız rekabetinin tespiti, men'i ve ref'i ile davalı ..... Dış Tic. A.Ş adına tescilli olan .... tescil numaralı markanın hükümsüzlüğü ile sicilden terkini taleplidir. Türk Patent ve Marka Kurumu'ndan gelen kayıtlardan, .... tescil numaralı markaların davacı adına, hükümsüzlüğü talep edilen ..... tescil nolu markanın davalı .... Dış Ticaret Anonim Şirketi adına tescilli olduğu anlaşılmıştır. 6769 Sayılı SMK'nın 25. Maddesinde hükümsüzlük koşulları belirtilmiş olup, belirtilen madde ile, 5. veya 6. maddede sayılan hallerden birinin mevcut olması halinde mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verilir. Menfaati olanlar, Cumhuriyet Savcıları veya ilgili kamu kurum ve kuruluşları markanın hükümsüzlüğünü mahkemeden isteyebilir. Marka hükümsüzlük davası, dava tarihinde sicilde marka sahibi olarak kayıtlı kişilere veya hukuki haleflerine karşı açılır. Markanın hükümsüzlüğü davalarında Kurum taraf gösterilmez. Aynı kanunun 6/9 maddesi uyarınca kötü niyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir. 6769 Sayılı SMK'nın 29/1-b ve c maddeleri ile, marka sahibinin izni olmaksızın, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit etmek, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markanın taklit edildiğini bildiği veya bilmesi gerektiği halde, tecavüz yoluyla kullanılan markayı taşıyan ürünleri satmak, dağıtmak, başka bir şekilde ticaret alanına çıkarmak, ithal işlemine tabi tutmak, ihraç etmek, ticari amaçla elde bulundurmak veya bu ürüne dair sözleşme yapmak için öneride bulunmanın marka hakkına tecavüz oluşturduğu belirtilmiştir. 6102 Sayılı TTKnın 54. Maddesi ile, haksız rekabete ilişkin bu kısım hükümlerinin amacı, bütün katılanların menfaatine, dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanmasıdır. Rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır. 55. Maddesinin 4. fıkrasında ise, iyi niyetle bağdaşmayan, haksız rekabete ilişkin eylemlere örnek olarak, başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemler almak gösterilmiş ve haksız rekabet halleri hüküm altına alınmıştır. Taraf vekillerince bildirilen ve resen celbi gereken deliller celp edildikten sonra mahkememizin 02/10/2025 tarihli ön inceleme duruşması ara kararı ile Dosyanın resen seçilecek bir marka uzmanı, ve bir sektör(gıda) uzmanı bilirkişiye tevdi ile, dosya kapsamı deliller ve TPMK kayıtları değerlendirilerek; a)dava konusu ..... tescil numaralı markanın hükümsüzlük koşullarının oluşup oluşmadığı b) davalıların davacının "...." , "....." ibareli markalarından doğan haklarına tecavüz ve haksız rekabetinin olup olmadığına ilişkin rapor düzenlenmesi istenilmiş olup, bilirkişi heyeti hazırlamış olduğu 21/10/2025 tarihli raporda sonuç olarak; ..... başvuru numaralı “.....” ibaresini ihtiva eden markanın SMK m. 6/1, 6/4, 6/5 ve 6/9 bakımından hükümsüzlük koşulunun oluşmadığını, dava konusu davacı markaları ve tespit edilen ilgili kullanımların arasında ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimaline sebebiyet verecek kadar benzerliğin var olmadığı, ilgili markasal kullanımların davacı marka hakkına tecavüz teşkil eder nitelikte olduğundan bahsedilemeyeceğini, İçtihat değişikliği göz önüne alınarak davalı yanın eylemlerinin, TTK 54. ve 55 Maddeleri kapsamında haksız rekabet teşkil edip etmeyeceğinin takdirinin mahkemeye ait olduğunu bildirmiştir. Mahkememiz 14/11/2025 tarihli ara kararı ile Bilirkişi heyeti raporuna davacı tarafça itiraz, davalı tarafça beyan dilekçesi sunulduğu ve duruşma tarihine yaklaşık 2 aylık bir süre olduğu görülmekle, usul ekonomisi göz önünde bulundurularak davacı itirazlarını karşılar şekilde ek rapor düzenlenmesi için dosyanın mevcut bilirkişi heyetine tevdine karar verilmiş olup, bilirkişi heyeti hazırlamış olduğu 25/02/2026 tarihli ek raporda sonuç olarak; kök raporda arz ettikleri görüş ve kanaatlerini değiştirmelerini gerektirir bir durum olmadığını bildirmiştir. Mahkememizin 090/04/2026 tarihli duruşma kararı ile mevcut bilirkişi heyetine bilirkişi heyetine haksız rekabet eklenerek, dava dilekçesinde ve cevaba cevap dilekçesinde belirtilen sebepler ile (internet sitesindeki ürün tanıtımı gibi vs. ) haksız rekabet iddialarının incelenmesini ve davacı tarafça sektör ve marka bilirkişisinin tanınmışlığa ilişkin birbirleriyle çelişki beyanda bulundukları iddialarını açıkça değerlendirir şekilde ek rapor düzenlenmesi istenilmiş olup, bilirkişi heyeti hazırlamış olduğu 09/05/2026 tarihli ek raporda sonuç olarak; Kök raporda arz ettikleri görüş ve kanaatlerini değiştirilmesini gerektirir bir durumun mevcut olmadığını, haksız rekabet yönünden ise; davalının kavanozlu ürün ambalaj takdim şeklinde birebir görsel benzerlik olmamakla birlikte davacının .... markasındaki .... ile .... markasındaki .... ibaresini birleştirip .... ibaresini kullanırken ambalajın arkasında davacının internet sitesinde ürün tanıtımına ilişkin cümlelerini kopyalaması ve ürün Türkiye’de üretildiği halde yurt dışından ithal edildiği belirtilerek davacının orijinal ürünleri ile birlikte satılması şeklindeki durumun ilgili alıcı gurubunda davalı ürününün davacının ürünlerinden biri olduğu izlenimi yaratacağı ve bu sebeple karışıklığa sebep olacağı kanaati hasıl olup söz konusu eylemlerin TTK m. 55/1-a-4 bendine aykırılık hususundaki nihai takdirin Mahkemeye ait olacağını bildirmiştir. Tüm dosya kapsamı incelenmiş; davacı, davalı .... Dış Ticaret A.Ş.'ye ait .... tescil numaralı "...." ibareli markanın kendisinin "...." "...." ibareli markaları ile iltibasa sebebiyet verdiğini, bu markayı ihtiva eden ürünlerin diğer davalı şirkete ait internet sitesi üzerinden satışa arz edildiğini ve bu internet sitesinde "....." ibareli markasına ilişkin anlatımda hem kendi sitesinden kendi markalarına ilişkin anlatımın kopyası niteliğinde ifadeler yer aldığını hem de davalı ürünlerinin Türkiye'de üretilmesine karşın internet sitesinde "...." ibaresi ile tüketiciyi yanıltıcı beyanda bulunulduğunu belirterek marka haklarına tecavüz edildiğinin ve haksız rekabette bulunulduğunun tespiti ile davalı markasının hükümsüzlüğünün talep edildiği, taraf markaları ve kullanımları üzerinde bilirkişi marifetiyle yapılan inceleme ile; davalı markasının davacı markasından farklı kelime unsurları ihtiva ettiği, bu farklılıkların davacı markasından görsel, işitsel, kavramsal olarak uzaklaşmaya yeterli nitelikte olduğu, markalardaki ortak unsur olan "....." ibaresinin ihtilaf konusu mal ve hizmetlerde sık kullanılan bir ek olduğu anlaşılmış, netice itibariyle markalar arasında iltibasa sebebiyet verecek nitelikte bir benzerlik bulunmadığından ve davalının bu marka tescilinde kötü niyetli olduğuna dair delil bulunmadığından davalı markasının hükümsüzlüğünü gerektirir bir neden bulunmadığı kanaatine varılmış, hükümsüzlük talebinin reddine karar verilmiştir. Yine aynı kanaat ile davacı markaları ile davalı markası ve markasal kullanımı arasında iltibasa sebebiyet verecek nitelikte bir benzerlik bulunmadığından davalının kullanımının davacı markasına tecavüz teşkil etmediği kanaatine varılarak bu yönden de davanın reddine karar vermek gerekmiştir. Davalı ..... tarafından kullanılan internet sitesinde ve internet satış mağazasında diğer davalı ..... adına tescilli markanın tanıtımında kullanılan ifadelerin davacının ürün tanıtımındaki ifadeler ile aynı olması ve davalı ürünlerinin Türkiye menşeili olmasına karşın ".....'de" ifadesinin kullanılması TTK'nın 55/1-a.4 maddesi uyarınca haksız rekabet teşkil etmekte olup bu yönden davanın kabulüne karar verilmiştir. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ; 1-DAVANIN KISMEN KABULÜNE KISMEN REDDİNE, -Davalı markasının hükümsüzlüğüne ilişkin taleplerin, marka tecavüzüne ilişkin taleplerin ve ilan talebinin reddine, -Haksız rekabete ilişkin davanın kabulü ile davalıların haksız rekabetlerinin tespitine, menine, refine ve haksız rekabetin sonuçlarının ortadan kaldırılmasına, 2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince 732,00 TL ilam harcından 615,40 TL peşin harcın mahsubu ile, 116,60 TL bakiye karar harcının davalılardan tahsili ile hazineye irat kaydına, 3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince kabul edilen haksız rekabet davası yönünden 55.000,00 TL vekalet ücretinin, davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 4-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince reddedilen hükümsüzlük davası yönünden 55.000,00 TL vekalet ücretinin, davacıdan alınarak davalı ..... Dış Ticaret Anonim Şirketi'ne verilmesine 5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince reddedilen tecavüz davası yönünden 55.000,00 TL vekalet ücretinin, davacıdan alınarak, davalılara verilmesine, 6-Davacı tarafından yapılan 1.230,80 TL harç giderinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 7-Davacı tarafından yapılan 2.695,94 TL tebligat-tezkere ücreti ve 30.000,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 32.695,94 TL harç giderinden davanın kabul-ret oranına göre 10.898,64 TL'sinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 8-Karar kesinleştiğinde kullanılmayan gider avansının yatırana iadesine, 9-Talep halinde kararın taraflara tebliğine, Taraf vekillerinin yüzlerine karşı kararın tebliğinden itibaren 2 hafta süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi nezdinde İstinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. Açıkça okunup usulen anlatıldı. 08/09/2026

Katip .... ✍e-imzalıdır Hakim ..... ✍e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2025/51, K. 2026/186, T. 08.09.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-51-e-2026-186-k-4d5d29e8efd6