Diğer ·

2025/113 E. 2026/62 K.

Mahkeme
Diğer
Esas No
2025/113
Karar No
2026/62
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

ESAS NO : 2025/113 Esas KARAR NO : 2026/62

DAVA : Marka (Marka Hakkına Tecavüzden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 26/06/2025 KARAR TARİHİ : 13/05/2026

Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Marka Hakkına Tecavüzden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalılara tebligat yapılmaksızın davacının tescilli hak sahibi olduğu, “...”, “...”, ” markalarının ve diğer tescilli “...”, “...”, “...”, “...”, “...”, “...” vb. markalarının aynısı ve ayırt edilemeyecek derecede benzeri olan "..." ve "..." “...”, “..”, ...”, “...” vb. ibarelerin kullanılmasının durdurulması yönünde ihtiyati tedbir kararının verilmesi, ...” ve “...” markalı deodorant ürünlerinin ticari takdim şeklinin kopyalanarak “ "..." ve "..." markalarını taşıyan deodorant ürünlerinde kullanılmasının durdurulması yönünde ihtiyati tedbir kararının verilmesine Tesis edilecek ihtiyati tedbir kararı çerçevesinde, “..." , "..." ” ibareli ürünlere ve davacının “...”, “ “...”, markalarını ihtiva eden ürünlerinin ticari takdim şekillerinin kopyalandığı deodorant ürünlerine, henüz üretim aşamasında olan ürün parçalarına, ürünlere ilişkin her türlü tanıtım malzemesi, etiket, broşür, katalog vs. her türlü tanıtım materyaline Davalılar’a ait “...” ve “...” adresleri başta olmak üzere ve bununla sınırlı kalmamak kaydıyla, Türkiye sınırları içerisinde bulundukları her yerde gümrük, serbest liman veya bölge gibi alanlar da dâhil, bulundukları her yerde ihtiyaten el konulmasına, toplatılmasına, dava sonuçlanıncaya kadar yediemine teslim edilmesine, kararın infazı için nöbetçi icra müdürlüğü’nün görevlendirilmesine, kararın icrasında tereddüt oluşmaması bakımından tecavüz konusu ürün görsellerinin karara eklenmesine, Davalılar’ın eylemlerinin SMK anlamında marka hakkına tecavüz ile ttk anlamında haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil eden eylemlerin önlenmesi (men’ine) ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına, bu çerçevede; “...”, “...”, markalarının ve diğer tescilli “...”, “...”, “...”, “...”, “...”, “...” vb. markalarının aynısı ve ayırt edilemeyecek derecede benzeri olan "..." "..." ” vb. ibareleri ihtiva eden ürünlerin üretiminin, satışının ve depolanmasının yasaklanmasına, Bu ürünlerin tanıtımına yarayan her türlü tanıtım malzemesi, etiket, broşür, katalog vs. her türlü tanıtım materyali üzerinde kullanımın yasaklanmasına "..." "..." ” ibareli ürünlere, henüz üretim aşamasında olan ürün parçalarına, ürünlere ilişkin her türlü tanıtım malzemesi, etiket, broşür, katalog vs. her türlü tanıtım materyaline Davalılar’a ait “...” ve “...”adresleri başta olmak üzere ve bununla sınırlı kalmamak kaydıyla, Türkiye sınırları içerisinde bulundukları her yerde gümrük, serbest liman veya bölge gibi alanlar da dâhil, bulundukları her yerde el konulmasına, toplatılmasına, Davalılar’ın, davacıya ait ürünlerin ticari takdim şeklini kopyaladığına, bu durumun da aynı şekilde smk anlamında marka hakkına tecavüz ve/veya ttk anlamında haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, bu bağlamda ihlal teşkil eden eylemlerin önlenmesi (men’ine) ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına, bu çerçevede;- “...” ve “..” markalı deodorant ürünlerinin ticari takdim şeklinin kopyalandığı “ ..." "..." ” ibareli deodorant ürünlerinin üretiminin, satışının ve depolanmasının yasaklanmasına,- Bu ürünlerin tanıtımına yarayan her türlü tanıtım malzemesi, etiket, broşür, katalog vs. her türlü tanıtım materyali üzerindeki kullanımın yasaklanmasına, “...” ve “...” markalı deodorant ürünlerinin ticari “ ..." "..." takdim şeklinin kopyalandığı “ ”ibareli deodorant ürünlerinin, henüz üretim aşamasında olan ürün parçalarına, ürünlere ilişkin her türlü tanıtım malzemesi, etiket, broşür, katalog vs. her türlü tanıtım materyaline davalılar’a ait “...” ve “...” adresleri başta olmak üzere ve bunlarla sınırlı kalmamak kaydıyla, Türkiye sınırları içerisinde bulundukları her yerde gümrük, serbest liman veya bölge gibi alanlar da dâhil, bulundukları her yerde el konulmasına, toplatılmasına, davalılar aleyhinde marka hakkına tecavüzün tespiti ve önlenmesi ile haksız rekabetin tespiti ve önlenmesi hususunda verilecek hükmün, Türkiye çapında yayın yapan tirajı en yüksek üç günlük gazeteden birinde masrafı Davalılar’a ait olmak üzere yayınlanmasına, Her türlü masraf ve yargılama gideri ile avukatlık ücretinin davalılar’a yükletilmesine, karar verilmesini talep etmiştir. Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının iddialarının somut delillerden yoksun olduğu, davalılara ait ... ön ekinin işaretleri bütünsel biçimde ayırt ettiğinden... ile ... ve ... ile ... arasında karıştırılma veya ayırt edilemezlik iddialarının hukuken dayanaksız olduğu, fabrikada tespit edilen boş şişelerin ticari amaçla depolandığı veya piyasaya sürüldüğünü gösteren herhangi bir kanıt bulunmadığı, adı geçen ürünlerin satışa arz edilmediği ve müvekkilin ilgili markalarının uzun yıllara dayanan tescil ve kullanım geçmişi ile ...'in çatı marka niteliği dikkate alındığında davacının soyut benzerlik iddialarını ispatlayamadığı; ayrıca paketleme, renk ve “48h” gibi sektörde yaygın kullanılan unsurların münhasıran korunamayacağı ve TTK haksız rekabet hükümlerinin SMK ile kümülatif uygulanmasının mümkün olmadığı sonuç ve değerlendirmeleri ortaya konulmuş olup, bunlar doğrultusunda davanın reddine karar verilmesini, davalılara ait markalar ve kullanımlar ile davacıya ait markaların iltibas veya iktibas yoluyla marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil etmediğinin tespitine, 2. Haksız taleplerin ve davanın reddine, Yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. Bilirkişi 07/08/2025 tarihli bilirkişi raporunda özetle ; "Dava dosyadaki bilgi ve belgelerin değerlendirilmesi, nihayetinde bilirkişiye verilen görev ile sınırlı olmak üzere, yukarıda anlatılan görüş ve gerekçelerle yapılan inceleme ve değerlendirmeler neticesinde; Davalı yana ait olduğu değerlendirilen kullanımların davacı yana ait tescilli markalardan kaynaklanan hakları eder mahiyette olduğunun değerlendirilebileceği görüş ve kanaatlerine ulaşılmıştır." şeklinde rapor düzenlenmiştir. Bilirkişi 11/03/2026 tarihli bilirkişi raporunda özetle ; markaya tecavüz açısından gereken iltibasın mevcut olduğu tespit edilmiş olmakla birlikte, işbu tespitler uyarınca, Davalı tarafın eyleminin, SMK’nın 7 ve 29. Maddeleri kapsamında, Davacının marka haklarına tecavüz açısından gereken şartlara sahip olup olmadığına ilişkin, nihai hukuki değerlendirme ve takdir Sayın Mahkemeye aittir. Davalının davacının markası ile karıştırılmaya yol açacak bir kullanım sergilediği tespit edilmekle birlikte, Yüksek Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin ... Esas ve...Karar ve 14.03.2022 tarihli kararı göz önüne alınarak, Davalı kullanımının TTK m. 55/1-a-4 kapsamında haksız rekabet oluşturup oluşturmayacağına dair nihai hukuki değerlendirme mahkememize ait olmak üzere rapor düzenlenmiştir. KANAAT VE GEREKÇE Uyuşmazlık markaya tecavüzün tespiti, önlenmesi, durdurulması ve ortadan kaldırılmasına ilişkindir. Marka hakkına tecavüz sayılan haller, SMK'nın 7. maddesine de atıf yapılmak suretiyle 29. Maddede düzenlenmektedir. 7. maddede “marka tescilinden doğan hakların kapsamı ve istisnaları” başlığı altında marka sahibinin yasaklayabileceği fiiller sıralanmakta, 29. maddede ise “marka hakkına tecavüz sayılan fiiller” düzenlenmektedir. Marka hakkına tecavüz sayılan fiiller incelenirken, 7. Madde ile 29. Maddenin birlikte dikkate alınması gereklidir. Tecavüz, bir haksız fiildir. Tecavüzün varlığı için SMK'da belirtilen eylemin gerçekleşmiş olması ve somut olayda hukuka uygunluk sebeplerinden birinin mevcut bulunmaması gereklidir. Tescilli bir markanın, sahibinin izni olmaksızın kullanılması veya o markayı taşıyan mal ve hizmetlerin, tecavüzün bilinmesine rağmen pazarlanması, stoklanması, satış için teklif edilmesi, ihracı, ithali ya da tecavüzün bilinmesine rağmen malların nereden sağlandığının bildirilmesinden kaçınılması, tecavüz olarak tanımlanmıştır ( Tekinalp, Ü.: Fikri Mülkiyet Hukuku, İstanbul 2012, s. 491 ). SMK'nın 29. maddesi ise, hangi fiillerin marka hakkına tecavüz sayılacağını açıklamıştır. Buna göre; “Marka hakkına tecavüz sayılan fiille; Madde 29- (1) Aşağıdaki fiiller marka hakkına tecavüz sayılır. a) Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı 7 nci maddede belirtilen biçimlerde kullanmak. b) Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit etmek. c) Markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markanın taklit edildiğini bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde tecavüz yoluyla kullanılan markayı taşıyan ürünleri satmak, dağıtmak, başka bir şekilde ticaret alanına çıkarmak, ithal işlemine tabi tutmak, ihraç etmek, ticari amaçla elde bulundurmak veya bu ürüne dair sözleşme yapmak için öneride bulunmak. d) Marka sahibi tarafından lisans yoluyla verilmiş hakları izinsiz genişletmek veya bu hakları üçüncü kişilere devretmek.” İlgili Kanunun 7 inci maddesi; "Marka tescilinden doğan haklar münhasıran marka sahibine aittir. Marka sahibinin, izinsiz olarak yapılması hâlinde, aşağıda belirtilen fiillerin önlenmesini talep etme hakkı vardır: a)Tescilli marka ile aynı olan herhangi bir işaretin, tescil kapsamına giren mal veya hizmetlerde kullanılması. b)Tescilli marka ite aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle betik tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılması. c)Aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde olmasına bakılmaksızın, tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve Türkiye de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle markanın itibarından haksız bir yarar elde edecek veya itibarına zarar verecek veya ayırt edici karakterini zedeleyecek nitelikteki herhangi bir işaretin haklı bir sebep olmaksızın kullanılması. Aşağıda belirtilen durumlar, işaretin ticaret alanında kullanılması hâlinde, üçüncü /fıkra hükmü uyarınca yasaklanabilir: a)İşaretin, mal veya ambalajı üzerine konulması. b)İşareti taşıyan malların piyasaya sürülmesi, teslim edilebileceğinin teklif edilmesi, bu amaçlarla stoklanması veya işaret altında hizmetlerin sunulması ya da sunulabileceğinin teklif edilmesi. c)İşareti taşıyan malın ithal ya da ihraç edilmesi. ç)İşaretin, teşebbüsün iş evrakı ve reklamlarında kullanılması. d)İşareti kullanan kişinin, işaretin kullanımına ilişkin hakkı veya meşru bağlantısı olmaması şartıyla işaretin aynı veya benzerinin internet ortamında ticari etki yaratacak biçimde alan adı, yönlendirici kod, anahtar sözcük ya da benzeri biçimlerde kullanılması. e)İşaretin ticaret unvanı ya da işletme adı olarak kullanılması. f)İşaretin hukuka uygun olmayan şekilde karşılaştırmalı reklamlarda kullanılması. " hükümlerine amirdir. Kanunun 149.maddesinde "Sınai mülkiyet hakkı tecavüze uğrayan hak sahibi, mahkemeden aşağıdaki taleplerde bulunabilir: a)Fiilin tecavüz olup olmadığının tespiti. b)Muhtemel tecavüzün önlenmesi. c)Tecavüz fiillerinin durdurulması. ç)Tecavüzün kaldırılması ile maddi ve manevi zararın tazmini. d)Tecavüz oluşturan veya cezayı gerektiren ürünler ile bunların üretiminde münhasıran kullanılan cihaz, makine gibi araçlara, tecavüze konu ürünler dışındaki diğer ürünlerin üretimini engellemeyecek şekilde elkonulması. e)(d) bendi uyarınca elkonulan ürün, cihaz ve makineler üzerinde kendisine mülkiyet hakkının tanınması f)Tecavüzün devamını önlemek üzere tedbirlerin alınması, özellikle masraflar tecavüz edene ait olmak üzere (d)bendine göre elkonulan ürünler ile cihaz ve makine gibi araçların şekillerinin değiştirilmesi, üzerlerindeki markaların silinmesi veya sınai mülkiyet haklarına tecavüzün önlenmesi için kaçınılmaz ise imhası. g)Haklı bir sebebin veya menfaatinin bulunması hâlinde, masrafları karşı tarafa ait olmak üzere kesinleşmiş kararın günlük gazete veya benzeri vasıtalarla tamamen veya özet olarak ilan edilmesi veya ilgililere tebliğ edilmesi" şeklinde düzenleme bulunmaktadır. SMK m. 29/1-a atfıyla uygulanacak olan SMK m, 7/2- b'ye göre tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve tesdili markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılması, marka hakkına tecavüz niteliği taşıyacaktır. 6102 sayılı TTK'nın 54 vd maddeleri Haksız Rekabete ilişkindir. Madde 54- "(1)Haksız rekabete ilişkin bu Kısım hükümlerinin amacı, bütün katılanların menfaatine, dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanmasıdır. (2)Rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır." hükümlerine amridir. Yine TTK Madde 55- (1)Aşağıda sayılan hâller haksız rekabet hâllerinin başlıcalarıdır: a)Dürüstlük kuralına aykırı reklamlar ve satış yöntemleri ile diğer hukuka aykırı davranışlar ve özellikle;.... 4.Başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemler almak,... dürüstlüğe aykırı davranmış olur. Şeklinde düzenlenmiş Madde 56 da "Haksız rekabet sebebiyle müşterileri, kredisi, meslekî itibarı, ticari faaliyetleri veya diğer ekonomik menfaatleri zarar gören veya böyle bir tehlikeyle karşılaşabilecek olan kimse; a)Fiilin haksız olup olmadığının tespitini, b)Haksız rekabetin men'ini, c)Haksız rekabetin sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılmasını, haksız rekabet yanlış veya yanıltıcı beyanlarla yapılmışsa bu beyanların düzeltilmesini ve tecavüzün önlenmesi için kaçınılmaz ise, haksız rekabetin işlenmesinde etkili olan araçların ve malların imhasını, d)Kusur varsa zarar ve zıyanın tazminini, e)Türk Borçlar Kanununun 58 inci maddesinde öngörülen şartların varlığında manevi tazminat verilmesini isteyebileceği düzenlenmiş kararların ilanının talep edebileceği öngörülmüştür. TTK m. 54'e göre, “rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır”. Haksız rekabete dair hükümlerin temel amacı, bütün katılanların menfaatine, dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanmasıdır. Dürüst rekabetten anlaşılması gereken rekabet kapsamındaki davranışların dürüst ve ahlaklı olması gerekliliğidir. Rekabet ortamında gerçekleşen herhangi bir davranış veya uygulamanın rekabete etki etmese dahi, dürüstlük kurallarına veya ahlaka aykırı olması haksız rekabetin varlığı bakımından yeterli kabul edilmektedir (Hüseyin Ulgeıı/MeIıme( Helvacı/Arslan Kaya/N. Füsun Nomer Ertan, Ticari İşletme Hukuku, 2019, s. 555). Genel ilke çerçevesinde haksız rekabet belirlenirken taraflar arasında rekabet olması, failin yarar sağlaması, failin kusurlu olması veya haksız rekabete uğrayan kimsenin zarar görmüş olması şart değildir. Haksız rekabetin varlığından söz edebilmek için, ticari nitelikte bir davranış veya uygulamanın bulunması, söz konusu davranış veya uygulamanın aldatıcı veya başka bir şekilde dürüstlük kurallarına aykırı olması ve rakipler arasında veya tedarik eden kimselerle müşteriler arasındaki ilişkinin etkilenmesi gerekmektedir. Marka hakkı, tescil şekil koşuluna bağlıdır. Markanın sahibine sağladığı haklar tescil ile meydana gelir ve üçüncü kişilere karşı tescilin yayınından itibaren hüküm ifade eder. SMK 7/(1) maddeye göre: “Bu kanunla sağlanan marka koruması tescil yoluyla elde edilir”. SMK 7/(4) maddeye göre: “Markanın sahibine sağladığı haklar, üçüncü kişilere karşı marka tescilinin yayım tarihi itibariyle hüküm ifade eder.” şeklindedir. Tescilli bir marka, sahibine tescil kapsamındaki mal ve/veya hizmetler üzerinde kullanılması şartıyla hukuki koruma sağlamaktadır. Buna karşılık, marka eğer tescilli olduğu gibi kullanılmıyor ve tescilli olduğundan farklı bir biçimde kullanılıyor ise, bu takdirde artık tescil herhangi bir koruma sağlamayacaktır. Bu durum 2 şekilde ortaya çıkmaktadır. Bunlardan birincisi, “markanın tescilli olduğundan farklı kullanımı”, diğeri ise "tescilin kapsadığı mal veya hizmetler bakımından aşkın kullanımdır. Tescilli bir marka, ancak tescilli olduğu haliyle kullanılması durumunda sahibine bir hukuki koruma sağlar. Eğer tescilli olduğundan farklı bir biçimde kullanılıyor ve böyle bir kullanım, bir başkasının tescilli markasına tecavüz teşkil ediyorsa, artık marka tescilinin, sahibine bir hukuki koruma sağlaması söz konusu değildir. Bir markanın tescilli olduğundan farklı kullanılması, o markanın asli ve ayırt edici unsurlarının yer almadığı kullanımlardır. Markaya tecavüz açısından değerlendirme yapılırken, taraf markalarının öncelikle tescil tarihlerinin, daha sonrasında karıştırma ihtimali nedeniyle işaretsel ve sınıfsal benzerliğin dikkate alınması gereklidir. Karıştırılma ihtimali, hem bir tescil engeli hem de bir tecavüz h: Markaların benzer olmaları durumunda, bu kez markaların tescilli olduğu mal veya hizmet ile markanın kullanıldığı mal veya hizmetin benzer olup olmadığı ve ortaya çıkacak duruma göre karıştırılma ihtimalinin bulunup bulunmadığı incelenmelidir. Mutlak hak niteliğini taşıyan markanın, marka sahibinin izni olmaksızın bir başkası tarafından kullanılması yasaklanmış bulunmaktadır. Markanın sahibinden başkası tarafından aynen veya taklit, tağyir, iltibas suretiyle kullanılıp kullanılmadığının saptanmasında her şeyden önce markanın şekil ve anlam itibariyle taşıdığı baskın unsur göz önünde bulundurulmalıdır. Bu baskın unsurun aynen veya değiştirilerek başkası tarafından kullanılması, haksız olarak kullanımının tespitinde büyük önem taşır. Bir marka ana özellikleri itibariyle başkası tarafından bir hakka dayanmadan kullanıldığında tecavüz unsuru gerçekleşmiş olur (Erdal Noyan, Marka Hukuku, Ankara, 2006, s.545). Bir marka hakkına tecavüz teşkil edilebilmesi için, markayla ayniyet taşıyan veya benzer olan işaretin, tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetlerin aynı veya benzeri mal veya hizmetlerde tüketiciler tarafından karışıklığa sebebiyet verecek şekil ve surette kullanılması gerekir. Mahkememiz dava dosyası incelendiğinde davacıların markalarından; Dosyamız içerisine alınan ... 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin ... değişik iş sayılı dosyası ve mahkememizce aldırılan 07/08/2025 ve 11/03/2026 tarihli bilirkişi raporu incelendiğinde; davalıya ait depoda yapılan inceleme sırasında üzerlerinde “...” ibaresi bulunan 8 adet ... tankının bulunduğu ve bu tankların üzerinde yer alan bilgilendirme etiketlerinde tanklarda bulunan sıvı ile doldurulabilecek deodorant miktarına ilişkin bilgilerin yer aldığı açıkça belirtilmiştir. Bu etiketlerde yer alan bilgilerden; söz konusu tanklardan elde edilecek sıvı ile örneğin “...” üretilebileceğinin rapor edildiği görülmüştür. yapılan yargılama sırasında dosyamız arasına alınan 07/08/2025 ve 11/03/2026 tarihli bilirkişi raporu ve eksiklikler yönünden aldırılan 20/05/2025 tarihli bilirkişi raporunun denetime uygun hüküm kurmaya elverişli olduğu anlaşılmakla rapor doğrultusunda davalının kullanımlarının davacının markasına tecavüz teşkil ettiğinin tespitine karar vermek gerektiği kanaatine varılmıştır. Davalı taraf savunmalarında kullanımın olmadığına ilişkin tez ileri sürmüş ise de; SMK kapsamında marka hakkına tecavüzün oluşabilmesi için markanın mutlaka satışa sunulmuş ürünler üzerinde kullanılması şart değildir. Markanın ticari faaliyet kapsamında kullanılması, ürün ambalajları üzerinde yer alması, ürün üretimi veya üretim hazırlığı kapsamında kullanılması, ya da bu şekilde piyasaya arz edilmek üzere hazır bulundurulması da marka hakkına tecavüz kapsamında değerlendirilebilmektedir. Nitekim SMK m.7/3 hükmü uyarınca markanın mal veya ambalajı üzerinde kullanılması, markayı taşıyan malların piyasaya sürülmesi, piyasaya sürülmek üzere stoklanması veya bu amaçla elde bulundurulması gibi kullanım biçimleri de marka hakkı kapsamında yasaklanabilecek fiiller arasında sayılmaktadır. Dolayısıyla davalı tarafın “tüplerin boş olduğu ve herhangi bir üretim yapılmadığı” yönündeki savunması, tankların üzerinde yer alan ve üretilecek ürün miktarını gösteren etiketler ile birlikte değerlendirildiğinde, söz konusu tankların deodorant üretim sürecine ilişkin ticari bir kullanım kapsamında bulunduğunu ortaya koymaktadır. Bu yönüyle söz konusu tanklar üzerinde yer alan “...” ibaresinin, markasal kullanım niteliğinde olduğu ve üretim süreci içerisinde kullanılan bir marka işareti olarak değerlendirilmesinin mümkün olduğu kanaatine varılmaktadır. Tüm bu açıklamalar doğrultusunda ifade etmek gerekir ki marka hakkına tecavüzün oluşması bakımından markanın fiilen satışa sunulmuş ürünler üzerinde kullanılması zorunlu değildir. Davacı dayanak markaları incelendiğinde; bu markaların asıl ve ayırt edici unsurlarının “...” ve “...” kelime markaları olduğu, bu ibarelerin tüketici nezdinde doğrudan marka algısı yaratan temel unsurlar olduğu görülmektedir. Özellikle “...” markasında kullanılan ve ürün ambalajlarında da belirgin şekilde yer alan “check/tik” biçimindeki grafik unsurun da marka ile özdeşleşmiş ayırt edici bir logo niteliği taşıdığı anlaşılmaktadır. Buna karşılık “...”, “...”, “...”, “...”, “...” gibi ibarelerin ürün serisi veya ürün varyantını ifade eden ikincil nitelikte ibareler olduğu; tüketicinin esas marka algısını oluşturan unsurun “...” ve “...” ibareleri olduğu değerlendirilmektedir. Bununla birlikte davacı markalarında kullanılan ibarelerin yalnızca kelime içerikleri bakımından değil, yazım ve sunum biçimleri bakımından da belirli bir stil ve marka bütünlüğü oluşturduğu görülmektedir. Nitekim “...” ibaresinin ambalajlarda karakteristik bir yazı tipi ile, genellikle yumuşak hatlı ve altın renkli güvercin figürü ile birlikte kullanıldığı; “...” ibaresinde “+” işaretinin özellikle vurgulu biçimde yer aldığı; “...”, “...”, “...” ve “...” ibarelerinin de ürün ambalajlarında belirli bir grafik düzen ve tipografi ile kullanıldığı anlaşılmaktadır. Davalı tarafın fiilî kullanımında ise özellikle “...” ve “...” ibarelerinin kullanıldığı; bunun yanında ürün ambalajlarının tasarımında davacı ürünlerini çağrıştıran bir düzenin tercih edildiği dikkat çekmektedir. Davacı tarafın Türk Ticaret Kanunu’nda düzenlenen haksız rekabete ilişkin talebinin yargıtay güncel kararları doğrultusunda; 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu ile haksız rekabet hükümlerinin birlikte uygulanmasını gerektiren kümülatif korumanın uygulama alanı kalmadığı gözetilerek haksız rekabete yönelik talepler yönünden, (Yargıtay 11.HD'nin .. E- ... K., ... E- ... K.,... E- ...K., ... E-K, ... E-K sayılı kararları) da göz önüne alınarak reddine karar vermek gerekmiştir. Davacının haklı menfaati nedeniyle de karar kesinleştiğinde hüküm özetinin Türkiye’de tirajı yüksek bir gazetede bir kez ilanına masrafın davalıdan tahsiline, dair aşağıdaki şekilde hüküm tesisi yoluna gidilmiştir. Tüm bu açıklamalar birlikte değerlendirildiğinde davalı kullanımlarının davacı markasına tecavüz ettiği kanaatine varılarak davanın kısmen kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM :Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere, 1-Davanın KISMEN KABULÜ ile; Davalının kullanımlarının davacı adına tescilli ..., ...ve... marka haklarına tecavüz ettiğinin tespitine, 2-Haksız rekabet talebinin güncel Yargıtay İlamları doğrultusunda REDDİNE, 3-Davalı kullanımlarının davacıya ait marka hakkına tecavüz teşkil ettiğinin tespiti ile, bu tecavüzün önlenmesine, durdurulmasına ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına, bu bağlamda davalı tarafından tecavüze sebebiyet veren ürünlerin etiket, katalog, broşür, tabela, kartvizit ve her türlü görsel ürün vs. belgelerin sair mecralarda tanıtmasının ve bu amaçlarla kullanmasının durdurulmasına, önlenmesine, yasaklanmasına ve el konulmasına, 4-Hüküm özetini karar kesinleştiğinde Türkiye çapında yayın yapan tirajı en yüksek üç gazeteden birinde masrafları davalıya ait olmak üzere bir kez ilanına, 5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gerekli 732,00-TL karar harcından peşin olarak yatırılan 615,40-TL'nin mahsubu ile kalan 116,60-TL bakiye karar harcının müşterek müteselsilen davalılardan tahsili ile hazineye irat kaydına, 6-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca kabul edilen marka hakkına tecavüz talepleri yönünden davacı yararına hesap olunan 55.000,00-TL vekalet ücretinin davalılardan müşterek müteselsilen alınarak kendisini vekille temsil ettiren davacıya verilmesine, 7-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca reddedilen haksız rekabet talepleri yönünden davalılar yararına hesap olunan 55.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davalılara verilmesine, 8-Davacı tarafından yatırılan toplam 1.230,80-TL harcın (peşin+başvuru) davalılardan müşterek müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 9-Davacı tarafından yapılan 18.000,00-TL bilirkişi ücreti ve 257,50 TL posta gideri toplam 18.257,50-TL'den kabul ve ret oranına göre hesap olunan 12.171,68-TL olmak üzere yargılama giderinin davalılardan müşterek müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, kalan kısmının davacı üzerinde bırakılmasına, 10-Davalılar tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 11-Yatırılan gider avanslarından kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine, Dair davacı vekili ve davalı vekilinin yüzüne karşı, (HMK 345/1 md. gereğince) gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Mahkememize veya başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamı ödenmek suretiyle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı. 13/05/2026

Katip ... ¸

Hakim ... ¸

Atıf: Diğer, E. 2025/113, K. 2026/62, T. 13.05.2026, www.arakarar.com/karar/diger-karar-2025-113-e-2026-62-k-6b195854e4c4