Diğer ·

2021/46 E. 2026/103 K.

Mahkeme
Diğer
Esas No
2021/46
Karar No
2026/103
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 3. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

ESAS NO : 2021/46 KARAR NO : 2026/103

DAVA : Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 28/10/2016 KARAR TARİHİ : 07/05/2026

Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı - karşı davalı ... vekili dava dilekçesinde özetle: Davalı ... Şirketi'nin 25/05/2011 başvuru tarihli ... başvuru numaralı, 29/04/2015 başvuru tarihli ... başvuru numaralı, 31/01/2015 başvuru tarihli ... başvuru numaralı markaların tescili için TPMK'ya başvurduğu ve TPMK tarafından bu markaları yasaya aykırı olmakla birlikte tescil edilmiş olduğu, TPMK tarafından tescil edilen markaların ayırt edicilikten yoksun olduğu, davalı adına tesciline izin verilen markalar, ... (Türkçe karşılığı katkı maddesi veya tamamlayıcı) katkı maddesi olarak tanımlandığı, söz konusu tescil edilen markalar anlam olarak; kilo almakta veya vermekte ya da herhangi bir beslenme konusunda sorun çeken kişiler için sağlık ve besin firmaları tarafından üretilen bir takım yardımcı besin anlamına geldiğini beyan ettiği, davalı taraf adına ..., ..., ... sayılı ... COM + şekil, ..., ... marka tescillerinin 556 sayılı KHK 7/a,c,e bentleri ve 42.madde delaletiyle ..., ..., ... sayıları ile tescilli markaların 3.kişilere devrinin önlenmesi için ihtiyati tedbir kararı verilmesi ile markaların hükümsüzlüğünü talep ve dava etmiştir. Davalı - karşı davacı ... Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle: Müvekkilinin markaları için büyük yatırımlar yapmış olduğunu, müvekkili markasının ayırt edici bir marka olduğunu, markanın bütünsel olarak dikkate alınması gerektiğini, ... ibaresinin tanımlayıcı bir ibare olmadığını, bu ibareye -ler eki eklenerek ayırt edicilik kazandırılmış olduğunu bu sebepler ile esas davanın reddi ile davalının ... başvuru nolu Vitamin ibareli markanın ....sınıfta tescil edilmiş olmasına rağmen bu sınıfta kullanılmaması sebebi ile iptali ile bu markanın müvekkili markaları ile aynı sınıfta kullanılması sebeplerinden markaya tecavüz ve haksız rekabetin tespiti ile maddi ve manevi tazminat talep etmiştir. TPMK kayıtları istenmiş, HMK 266.maddesi kapsamında bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. 26/03/2019 tarihli bilirkişi kurulu raporunda özetle: Açıkladıkları nedenlerle dava dosyasında ve eklerinde yapılan incelemede; teknik açıdan, vitamin.com.tr web sitesinin ....com web sitesinin bilinirliğinden fayda sağladığı, ''...'' ibaresinin gıda, diyet vb. takviyeler açısından tasviri ibare olduğu, bununla beraber davalının faaliyetleri sonucunda ''...'' ibaresinin ayırt edicilik kazandığı, tecavüz iddiasındaki defter incelemesine ek olarak; karşı davadaki kullanmama sebebiyle marka hükümsüzlüğü talebi sebebiyle (marka sahibi) davacının ticari defterlerinin de heyetlerince incelenmesi gerektiği sonuç ve kanaatlerine varıldığı bildirilmiştir. 06/10/2021 tarihli bilirkişi kurulu ek raporunda özetle: Açıkladıkları nedenlerle mahkemenin 25/03/2021 tarihli duruşma tutanağının 1 nolu maddesinde şu şekilde ara karar oluşturulduğu "...Taraf vekillerinin rapora karşı itirazları irdelenmek ve tarafların ticari defter, bilgi-belge ve kayıtları üzerinde gerektiğinde yerinde inceleme yapma yetkisi verilerek denetime açık ve karar vermeye elverişli ek rapor düzenlemelerinin istenilmesine..." davacı - karşyı davalı vekili ise raporlarına takiben karşı davanın Anayasa Mahkemesi kararı uyarınca ayrılarak reddedildiğini, dolayısıyla karşı davadaki kullanmama iddiası yönünden defter incelemesi yapılamayacağını öne sürdüğü, kök raporlarındaki 8.sayfanın son paragrafı ise ''...davalının tecavüz iddiası sebebiyle defter incelemesi yapılacak olmasına ek olarak, davalının kullanmama iddiası sebebiyle davacının ticari defterlerinin de heyetlerince incelenmesi gerekmekte olup bu noktada Mahkemenin heyetlerince talimatlarını beklemekteyiz...'' kök raporlarındaki görüşlerini muhafaza ettikleri, davalının karşı davadaki tecavüz iddiası sebebiyle, tazminata esas hesaplamanın hangi seçimlik hakka göre yapılacağı hususu tespit edilerek heyetlerince de dikkate alınmak suretiyle, davalı - karşı davacı ticari defterleri üzerinde veya davacı - karşı davalı ticari defteri üzerinde veya emsal lisans değeri üzerinden tazminat rakamı hesaplaması yapılması doğrultusunda heyetlerince talimat verilerek ticari defter inceleme gün ve saatinin mahkeme tarafından belirlenmesinin sonuç ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir. 08/03/2023 tarihli bilirkişi kurulu raporunda özetle: Açıkladıkları nedenlerle kök rapordaki ve birinci ek rapordaki görüşlerini muhafaza ettiklerini, mahkeme son ara kararı uyarınca, ... numaralı markanın kullanmama nedeni ile iptaline ilişkin defter incelemesi yapılmasına gerek bulunmadığına, davacı - karşı davalı vekili ise 27/10/2021 tarihinde sunduğu "...06/10/2021 tarihli ek bilirkişi raporuna itirazlarımız ve beyanlarımızdır" başlıklı dilekçesinde (diğer taleplerinin yanı sıra) şu şekilde beyanda bulunmuştur. "Herhangi bir tecavüz ve kullanım söz konusu olmadığından müvekkilin ticari defterleri üzerinde herhangi bir inceleme yapılmasının gerekmemesi nedeni ile bilirkişi ve davalının müvekkile ait ticari defterlerin incelenmesi talebinin reddine, Sayın Mahkeme aksi görüşte ise defterlerin incelenmesi için bilirkişiye yerinde incelemeye yetkisi verilere, kayıt ve defterlerin çok fazla olması nedeni ile defterlerin yerinde incelenmesi yönünde talimat verilmesine..." davacı - karşı davalı vekilinin talebi mahkeme tarafından uygun görüldüğü ve heyetlerince davacı defterleri üzerinde yerinde inceleme yetkisi verildiği, davacı defterleri üzerinde yerinde inceleme yapmak üzere taraflarına makul bir süre verilmesi sonuç ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir. 24/06/2024 tarihli bilirkişi kurulu raporunda özetle: Açıkladıkları nedenlerle asıl dava yönünden davalı - karşı davacı adına kayıtlı olan ..., ..., ... sayılı markalar yönünden hükümsüzlük koşullarının oluşmadığı, karşı dava yönünden her ne kadar davalı - karşı davacı tarafından kullanmama sebebi ile marka iptali talep edilmiş ise de mahkemece 14/04/2022 tarihli duruşmanın 3 nolu "... 1.FSHHM'nin ... E. ... K. ve 13/11/2018 tarihli kararından ... numaralı markanın kullanmama nedeniyle iptaline ilişkin davada HMK 150.maddesi uyarınca davanın açılmamış sayılmasına karar verildiğinden ... numaralı markanın kullanılmaması nedeniyle iptaline ilişkin inceleme yapılmasına gerek olmadığına" ara kararı ve bu konuda karşı dava davalısının yapmış olduğu itirazlar da dikkate alınarak değerlendirme yapılmadığı, işbu husus yanı sıra yukarıda da verilen markanın TPMK sorgulama ekranında tescil durumunun marka başvurusu/tescili geçersiz olarak göründüğü, 556 sayılı KHK'nın madde9/2-e bendinde "İşareti kullanan kişinin, işaretin kullanımına ilişkin hakkı veya meşru bir bağlantısı olmaması koşuluyla, işaretin aynı veya benzerinin internet ortamında ticari etkisi yaratacak biçimde, alan adı, yönlendirici kod, anahtar sözcük veya benzeri biçimlerde kullanılması" marka hakkının ihlali olarak sayılmış olup bu bent kapsamında marka ihlalinin oluşabilmesi için aynı zamanda ticari etki yaratan bir kullanım olması gerekmekte olup davacıya ait vitamin.com.tr web sitesinin aynı zamanda bir satış sitesi olduğu anlaşılmakla davacı tarafça vitamin.com.tr web sitesinde "..." ibaresinin birden fazla defa anahtar sözcük ve benzeri şekilde kullanılmış olmasının 556 sayılı KHK'nın madde 9/2-e bendi kapsamında kaldığı ve davalı - karşı davacı marka hakkına tecavüz oluşturduğu, davalı - karşı davacı ... alan adlı web sitesinde marka kullanımı ile davacıa - karşı davalı web sitesi grafik tasarımının da benzerlik göstermesi sebebi ile haksız rekabet oluştuğunun iddia etmiş ise de bu yönü ile teknik inceleme yapılmamış olduğu görüldüğü, vitamin.com.tr web sitesinin kapalı olması sebebi ile de bu yönde taraflarınca bir inceleme yapılamadığından davalı - karşı davacının bu iddiası değerlendirilemediği, 26/03/2019 tarihli bilirkişi raporunda taraflara ait web sitelerinin tarihsel olarak arama motorlarına yansıyan sonuçları ile kıyaslandığı ve bu kıyaslamalar neticesinde vitamin.com.tr sitesinin ....com sitesinin bilinirliğinden fayda sağladığı kanaatine varılmış olduğu görülmekle, 26/03/2019 tarihli bilirkişi raporunda yer verilen teknik inceleme detayları dikkate alındığında vitamin.com.tr web sitesinde kullanılan anahtar kelime ve benzeri kullanımların davalı - karşı davacı aleyhinde haksız rekabet oluşturduğu, ... alan adı ile davalı - karşı davacı markaları arasında bir benzerlik bulunmadığı dikkate alındığında ... alan adı içeriğinin davalı - karşı davacı markalarına yönelik olarak marka hakkının ihlali ve haksız rekabet oluşturduğu yönünden bir değerlendirme yapılamayacağından alan adının terkin koşullarının oluşmadığı sonuç ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir. 20/02/2025 tarihli bilirkişi kurulu ek raporunda özetle: Açıkladıkları nedenlerle davacı - karşı davalı ...Şirketi'nin 2015 ve 2016 yıllarına ilişkin defter, kayıt ve belgeleri üzerinde yapılan incelemede; 01/01/2015 tarihinden başlamak üzere dava tarihine kadar geçen dönemde internet üzerinden satış olmadığı, 01/01/2015 tarihinden dava tarihine kadar geçen sürede gerçekleşen satışların tamamıyla internet dışı satış vasıtaları ile eczane ve sağlık şirketleri gibi müşterilere gerçekleştirildiği, raporlarının III.Mali inceleme bölümünde yer verildiği üzere defter kayıt ve belgelerde yer verdikleri dışında gelir unsurunun görülemediği, dava konusu markaya ilişkin bir gelirin/maliyetin/karın hesaplanmasının mümkün olamadığı, yer verilen satış tutarlarına istinaden SMK 151/2-b maddesi kapsamında yoksun kalınan kazancın tespitine yarar kazanç unsuru ya da dayanak veri görülemediği sonuç ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Asıl davanın: Karşı taraf adına ..., ..., ... tescil nolu "... com+şekil" "...", "..." ibareli markaların KHK 7/A.C.E hükümleri dikkate alınarak hükümsüzlüklerine ilişkin olduğu, Karşı davanın: Dava dilekçesinin ... asıl davanın reddi ile davacı karşı davalı adına tescilli ... tescil nolu "..." markasının kullanmama nedeniyle hükümsüzlüğü, ... alan adının sicilden terkini davalı tarafın haksız rekabet ve müvekkillerin marka haklarına tecavüz teşkil eden tüm fiillerin tespit, durdurulması haksız rekabet ve marka hakkına tecavüzden kaynaklı belirsiz alacak hükümlerine göre 10.000 TL maddi 20.000 TL manevi KHK 68'e göre 5.000 TL itibare tazminatı istemi ile açılan bir karşı dava olduğuna ilişkindir. Davacı-karşı davalı adına tescilli 2008/51381 tescil nolu "vitamin" markasının kullanmama nedeniyle hükümsüzlüğüne ilişkin karşı davanın tefrik edilerek ... 1. FSHHM'nin ... Esas sırasına kaydedildiği, ... 1. FSHHM'nin ... Esas - ... Karar sayılı 13/11/2018 tarihli ilamı ile davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği, verilen kararın 28/01/2019 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır. Bir markanın TPMK (TPE) marka siciline tescili zorunlu olmamakla beraber markanın 556 sayılı KHK çerçevesinde tescil edilmesinin, marka sahibine, markanın tescil kapsamına giren aynı mal veya hizmetlerle ilgili olarak tescilli marka ile aynı olan herhangi bir işaretin kullanılmasını önlemeyi talep etme hakkı verir. (9/1-a madde) Tescilli marka sahibinin tescilden doğan haklarının ihlali, marka hakkına tecavüz kapsamında değerlendirilir. 556 sayılı KHK’nın 61. maddesinde marka hakkına tecavüz sayılan fiiller sayılmış olup, buna göre 9/1-a maddesindeki ihlal de tecavüz kapsamında değerlendirilir. (61/a madde) marka sahibinin izni olmaksızın markayı veya ayırt edilemeyecek derecede benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit etmek (61/b madde) ve markayı veya ayırt edilmeyecek derecede benzerini kullanmak suretiyle markanın taklit edildiğini bildiği veya bilmesi gerektiği halde tecavüz yoluyla kullanılan markayı taşıyan ürünleri satmak, dağıtmak veya bir başka şekilde ticaret alanına çıkarmak veya bu amaçlar için ithal etmek veya ticari amaçla elde bulundurmak (61/c madde) da marka hakkına tecavüz olarak değerlendirilir. 556 sayılı Markaların Korunması Hakkındaki KHK.nın 7/l (b) maddesinde; Aynı veya aynı türdeki mal veya hizmetle ilgili olarak tescil edilmiş veya daha önce tescil için başvurusu yapılmış bir marka ile aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzer olan markaların kesinlikle tescil edilemeyeceği belirtilmiştir. 556 sayılı Markaların Korunması Hakkındaki KHK.nın 8/1 maddesinde marka tescilinde nisbi red sebepleri sayılmıştır; "Tescil edilmiş veya tescil için başvuru yapılmış bir markanın sahibi tarafından itiraz yapılması durumunda, aşağıdaki hallerde marka tescil edilemez: a) Tescil için başvurusu yapılan marka, tescil edilmiş veya tescil için daha önce başvurusu yapılmış bir marka ile aynı ise ve aynı mal veya hizmetleri kapsıyorsa, b) Tescil için başvurusu yapılan marka, tescil edilmiş veya tescil için daha önce başvurusu yapılmış bir marka ile aynı veya benzer ise ve tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer ise, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın halk tarafından karıştırılma ihtimali varsa ve bu karıştırılma ihtimali tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir marka ile ilişkili olduğu ihtimalini de kapsıyorsa. Marka sahibinin ticari vekili veya temsilcisi tarafından markanın kendi adına tescili için, marka sahibinin izni olmadan ve geçerli bir gerekçe gösterilmeden yapılan başvuru, marka sahibinin itirazı üzerine red edilir. Tescilsiz bir markanın veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaretin sahibinin itiraz etmesi üzerine, tescili istenen marka, aşağıdaki hallerde tescil edilmez. a) Markanın tescili için yapılan başvuru tarihinden önce veya markanın tescili için yapılan başvuruda belirtilen rüçhan tarihinden önce bu işaret için hak elde edilmiş ise, b) Belirtilen işaret, sahibine daha sonraki bir markanın kullanımını yasaklama hakkını veriyorsa, Marka, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu daha önce yapılmış bir markanın aynı veya benzeri olmakla birlikte, farklı mallar veya hizmetlerde kullanılabilir. Ancak, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın, toplumda ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarına zarar verebileceği veya tescil için başvurusu yapılmış markanın ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği durumda, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu daha önce yapılmış bir marka sahibinin itirazı üzerine, farklı mal veya hizmetlerde kullanılacak olsa bile, sonraki markanın tescil başvurusu reddedilir...” 556 sayılı Markaların Korunması hakkındaki KHK.nın 9. maddesinde "Marka Tescilinden Doğan Hakların Kapsamı" aşağıdaki şekilde belirtilmiştir. Marka tescilinden doğan haklar münhasıran marka sahibine aittir. Marka sahibi, aşağıda belirtilen fiillerin önlenmesini talep edebilir. a) Markanın tescil kapsamına giren aynı mal ve/veya hizmetlerle ilgili olarak, tescilli marka ile aynı olan herhangi bir işaretin kullanılması. b) Tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsadığı mal ve/veya hizmetlerin aynı veya benzeri mal ve/veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk tarafından, işaret ile tescilli marka arasında ilişkilendirilme ihtimali de dahil, karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılması. c) Tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsamına giren mal ve/veya hizmetlerle benzer olmayan, ancak Türkiye'de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle tescilli markanın itibarından dolayı haksız bir yarar elde edecek veya tescilli markanın itibarına zarar verecek veya tescilli markanın ayırt edici karakterini zedeleyecek nitelikteki herhangi bir işaretin kullanılması. 556 sayılı KHK.nın 42. maddesinde hangi hallerde markanın hükümsüzlüğüne karar verilebileceği düzenlenmiştir. “Aşağıdaki hallerde markanın hükümsüz sayılmasına yetkili mahkeme tarafından karar verilir: a) 7 nci maddede sayılan haller. (Ancak 7 nci maddenin (ı) bendinde belirtilen tanınmış markalarla ilgili davanın " tescil tarihinden itibaren " 5 yıl içerisinde açılması gerekir. Markanın tescilinde kötü niyet varsa iptal davası süreye bağlı değildir.) b) 8 inci maddede sayılan haller. (Ancak, 8 inci maddenin son fıkrası çerçevesinde açılan davada önceki hak sahibi koruma süresinin bitiminden itibaren 2 yıl içerisinde markasını kullanmamışsa bu bir hükümsüzlük nedeni sayılmaz.) 'şeklinde belirtilmiştir. Tescil, marka hakkı bakımından kurucu etkiye sahiptir. Tescil ilkesi uyarınca, herhangi bir markayı ilk defa tescil ettiren kişi marka hakkına sahip olur. Ancak, tescil ilkesi çok katı bir biçimde benimsenmemiş, gerçek hak sahipliğine de belirli bir koruma sağlanmıştır. Tescil ile birlikte marka hakkı sahibi, marka üzerinde mutlak hakka sahip olur. Marka sahibi; Markasının başkaları tarafından kullanılmasının önlenmesini talep edebilir, işaretin ticaret alanında kullanılması yasaklanabilir, marka hakkına tecavüz edildiği takdirde zararının tazmini dâhil çeşitli taleplerde bulunabilir. Marka sahibinin hakları tescil ile birlikte doğsa da, haklar üçüncü kişilere karşı marka tescilinin yayımı tarihiyle hüküm ifade eder. Ancak marka başvurusunun bültende yayımlanmasından sonra gerçekleşen ve marka tescilinin ilan edilmiş olması halinde yasaklanması söz konusu olabilecek fiiller için, başvuru sahibi tazminat davası açabilir. Bu durumda mahkeme, tescilin yayımlanmasından önce karar veremez. Marka sahibine tescille sağlanan koruma, çeşitli sebeplerle sona erebilir. Bu sebepler arasında markanın hükümsüzlüğüne veya iptaline karar verilmesi halleri de yer almaktadır. 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede markanın geçersiz kılınması için yalnızca hükümsüzlük hâllerine yer verilmiş olup. Mahkeme tarafından verilen hükümsüzlük kararı kural olarak geçmişe etkilidir, kanunla sağlanan koruma hiç doğmamış kabul edilir. Hukukumuzda kötüniyetli marka tescilinin tanımı yapılmamıştır veya kötüniyetli marka tesciline örnek oluşturabilecek durumlar gösterilmemiştir. Bu durumda, kötü niyetli marka tescilinin neyi ifade ettiğini belirlemek öğreti ve yargı organlarına bırakılmıştır. Kötüniyet kavramı, dürüstlük kuralı ile yakın ilişki içerisindedir. Dürüstlük kuralı uyarınca bir kimseden davranışlarında dürüst, namuslu ve makul olması beklenir. Dürüstlük kuralı ile ilgili olarak Türk Medeni Kanunu'nun 2. maddesi gereğince "Herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır." Dürüstlük kuralına aykırı davranış ise hakkın kötüye kullanılmasını teşkil eder. Kötüniyetli marka tescili durumunda dürüst, namuslu olmayan bir davranış, bir işaretin marka olarak tescil ettirilmesi hakkının kötüye kullanımı mevcuttur. Marka sahibi, esasında kendisine tanınmış tescil imkânını ve sağlanan korumayı amaca aykırı kullanmış olmaktadır. Bir hakkın amaca aykırı kullanılması, hakkın kötüye kullanıldığını gösterir. Marka tescili ile kişilere tescilsiz markalardan daha avantajlı, tekelci haklar içeren koruma sağlanır. Sağlanan koruma ise tescille doğmaktadır. Ancak, yalnızca tescil şartına bağlı olarak koruma sağlamak doğru değildir. Temel bir hukuk ilkesi olan dürüst davranma, markanın tescil edilmesinde de genel bir sınır teşkil etmektedir. Bu doğrultuda da; hukuki düzenlemelerde kötüniyetli tescil başvurusu itiraz nedeni, kötüniyetli tescil ise hükümsüzlük nedeni olarak yer almaktadır. 556 sayılı Markaların Korunması hakkındaki KHK.nın 61. maddesinde “Marka Hakkına Tecavüz Sayılan Fiiller” aşağıdaki şekilde belirtilmiştir. Aşağıda sayılan fiiller marka hakkına tecavüz sayılır. a) Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı 9 uncu maddede belirtilen biçimlerde kullanmak. b) Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı veya ayırt edilmeyecek derecede benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit etmek. c) Markayı veya ayırt edilmeyecek derecede benzerini kullanmak suretiyle markanın taklit edildiğini bildiği veya bilmesi gerektiği halde tecavüz yoluyla kullanılan markayı taşıyan ürünleri satmak, dağıtmak veya bir başka şekilde ticaret alanına çıkarmak veya bu amaçlar için gümrük bölgesine yerleştirmek, gümrükçe onaylanmış bir işlem veya kullanıma tabi tutmak veya ticari amaçla elde bulundurmak. d) Marka sahibi tarafından lisans yoluyla verilmiş hakları izinsiz genişletmek veya bu hakları üçüncü kişilere devretmek. 556 sayılı Markaların Korunması hakkındaki KHK.nın 62. maddesinde "Marka Sahibinin Talepleri" Marka hakkı tecavüze uğrayan marka sahibi, mahkemeden, aşağıdaki taleplerde bulunabilir: a) Marka hakkına tecavüz fiillerinin durdurulması, b) Tecavüzün giderilmesi ve maddi ve manevi zararın tazmini, c) Marka hakkına tecavüz dolayısı ile üretilmesi veya kullanılması cezayı gerektiren eşya ile bu eşyaları üretmeye yarayan araç, cihaz, makine gibi vasıtalara el koyulması talebi d) (c) bendi uyarınca el konulan ürünler üzerinde kendisine mülkiyet hakkının tanınması, (Bu durumda, söz konusu ürünlerin değeri, tazminat miktarından düşülür. Bu değer, kabul edilen tazminatı aştığı zaman, marka sahibinin fazlayı karşı tarafa ödemesi gerekir.) e) Marka hakkına tecavüzün devamını önlemek üzere tedbirlerin alınması, özellikle bu maddenin (c) bendine göre el koyulan ürünlerin ve araçların üzerlerindeki markaların silinmesi veya marka hakkına tecavüzün önlenmesi için kaçınılmaz ise imhası talebi, f) Marka hakkına tecavüz eden kişi aleyhine verilen mahkeme kararının, masrafları tecavüz eden tarafından karşılanarak, ilgililere tebliğ edilmesi ve kamuya yayın yoluyla duyurulması. 556 sayılı Markaların Korunması hakkındaki KHK.nın 66. maddesinde "Yoksun Kalınan Kazanç Marka sahibinin uğradığı zarar, sadece fiili kaybın değerini değil, ayrıca marka hakkına tecavüz dolayısıyla yoksun kalınan kazancı da kapsar. Yoksun kalınan kazanç, zarar gören marka sahibinin seçimine bağlı olarak, aşağıdaki değerlendirme usullerinden birine göre hesap edilir: a) Marka hakkına tecavüz edenin rekabeti olmasaydı, marka sahibinin markanın kullanması ile elde edebileceği muhtemel gelire göre, b) Marka hakkına tecavüz edenin, markayı kullanmak yoluyla elde ettiği kazanca göre, c) Marka hakkına tecavüz edenin, markayı bir lisans anlaşması ile hukuka uygun şekilde kullanmış olması halinde ödemesi gereken lisans bedeline göre. Yoksun kalınan kazancın hesaplanmasında, özellikle markanın ekonomik önemi, marka hakkına tecavüz edildiği anda geçerlilik süresi ve tecavüz sırasında markaya ilişkin lisansların sayısı ve çeşidi gibi etkenler göz önünde tutulur. Marka:Bir teşebbüsün mal ve hizmetlerini bir başka teşebbüsün mal veya hizmetlerinden ayırt etmeye sağlar, markalar işletmelerin üretmiş olduğu emtia veya sunmuş oldukları hizmetlerin birbirinden ayrılmasını sağlamaktadır. Karıştırılma ihtimali: Bir tescilsiz işaretin veya tescil edilmiş bir markanın daha önce tescil edilmiş bir marka ile şekil, görünüş, ses, genel izlenim vs. sebeple ya aynı ya da benzer olduğu için önce tescil edilmiş marka olduğu zannını uyandırması tehlikesidir. Karıştırılma (iltibas) ihtimalinin araştırılmasına ilk önce markalar arasında ayniyet ya da benzerlik bulunup bulunmadığından başlanması gerekmektedir. Markaların esas unsurlarının ve vurgu sözcüklerinin aynı veya benzer olması, markanın genel görünümüne etkisi az olan diğer unsurlardaki farklılığa rağmen iltibasa yol açabilir. Sözcük markalarında, sözcüklerin başlangıç ve kökleri bütünsel benzerliğin tayininde önemlidir. İki marka arasındaki iltibasın varlığının saptanmasında, markaların yan yana konularak karşılaştırma yapılmaması gereklidir. İltibas tehlikesinin bulunup bulunmadığının saptanmasında ilgili mal ya da hizmetin orta yetenekteki alıcılarının dikkat ve özeni esas tutulur. Bu alıcıların markaları, aynı anda göz önünde bulunduramayacakları da dikkate alınarak ayrıntılara ilişkin farklar ve bütüne ilişkin benzerlikler üzerinde durulur. 6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU Madde 54 "(1) Haksız rekabete ilişkin bu Kısım hükümlerinin amacı, bütün katılanların menfaatine, dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanmasıdır. (2) Rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır." Madde 55 "(1) Aşağıda sayılan hâller haksız rekabet hâllerinin başlıcalarıdır: a) Dürüstlük kuralına aykırı reklamlar ve satış yöntemleri ile diğer hukuka aykırı davranışlar b) Sözleşmeyi ihlale veya sona erdirmeye yöneltmek; c) Başkalarının iş ürünlerinden yetkisiz yararlanmak; d) Üretim ve iş sırlarını hukuka aykırı olarak ifşa etmek; e) İş şartlarına uymamak; f) Dürüstlük kuralına aykırı işlem şartları kullanmak. Madde 56 "Haksız rekabet sebebiyle müşterileri, kredisi, meslekî itibarı, ticari faaliyetleri veya diğer ekonomik menfaatleri zarar gören veya böyle bir tehlikeyle karşılaşabilecek olan kimse; a) Fiilin haksız olup olmadığının tespitini, b) Haksız rekabetin men’ini, c) Haksız rekabetin sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılmasını, haksız rekabet yanlış veya yanıltıcı beyanlarla yapılmışsa bu beyanların düzeltilm esini ve tecavüzün önlenmesi için kaçınılmaz ise, haksız rekabetin işlenmesinde etkili olan araçların ve malların imhasını, d) Kusur varsa zarar ve zıyanın tazminini, e) Türk Borçlar Kanununun 58 inci maddesinde öngörülen şartların varlığında manevi tazminat verilmesini, isteyebilir. "hükmü yer almaktadır. Haksız rekabet hükümlerinin amacı yasada "bütün katılanların menfaatine, dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanması" şeklinde tanımlanmıştır. Türk Ticaret Kanunu’nun haksız rekabete ilişkin hükümlerinin uygulanması açısından varlığı gereken iyi niyet kurallarına aykırılık kriteri kaynağını Türk Medenî Kanunu’nun 2. maddesinde düzenlenmiş olan dürüstlük kuralından almaktadır. Bu iyiniyet kuralına aykırı hareketler iktisadi rekabetin kötüye kullanımıdır. Genel anlamdaki haksız rekabet veya özel yasalar gereğince korunan haklara tecavüz nedeniyle bir zarar doğmuşsa veya henüz zarar doğmamış olmakla beraber doğabilecek ise hatta hiçbir zarar söz konusu olmamakla beraber, haklara tecavüz eden kişi bir kazanç elde etmiş ise hakları tecavüze uğrayanın tazminat hakkı vardır. Bu tazminat, T.T.K. 58. maddesinde açıklandığı üzere haksız rekabet yüzünden müşterileri, kredisi mesleki itibarı, ticari işletmesi veya diğer iktisadi menfaatleri bakımından uğranılan zarar veya zarara uğrama tehlikesi varsa, tecavüz edenin elde etmesi mümkün görülen menfaatlerin karşılığı olarak verilebilir. T.T.K. 58/d. bendinde de açıkladığı gibi, haklara tecavüz eden, haksız rekabet sonucunda hak sahibinin esasen hiçbir zarara uğramadığını ileri sürerek tazminattan kurtulamaz. Asıl olan bir hakka tecavüzdür. Bu tecavüz varsa, tecavüze uğramayanın bundan ötürü mütecavizin eyleminin durdurulması, sonuçlarının önlenmesi ve zararının somut olaya göre incelenmesi ve takdir edilmesi gereklidir. Haksız rekabet hallerinden biri TTK 55/1-a-4 maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemler almak iyi niyet kurallarına aykırı bir davranıştır ve haksız rekabet hali olarak nitelendirilir. Madde hükmüne göre karışıklığa yol açabilecek benzerliklere sebebiyet vermek bir haksız rekabet halidir. Maddede sayılan eylemlere bakıldığında; Bir kişiye ait olan ürün, faaliyet veya işleri ile ilgili olarak üçüncü kişinin karışıklığa yol açacak davranışlarda bulunması halinin haksız rekabetin varlığından söz edebilmek için yeterlidir. Davranışın bilerek yapılması veya bilmeyerek yapılmış olması haksız rekabetin varlığını etkileyecek bir unsur değildir. Haksız rekabet hukuku, kişinin emeğinden haksız olarak yararlanılmasını önlemeyi amaçlamaktadır. Haksız rekabetin söz konusu olabilmesi için iktisadi rekabetin suistimal edilmiş olması gerekir. 556 sayılı KHK' nın 62.maddesi gereğince; Markası tecavüze uğrayan, şartların varlığı hallinde maddi ve manevi tazminat talep etme hakkına sahiptir. KHK' nın, marka sahibine tanıdığı diğer talepler gibi tazminat talebinde bulunabilmek için marka hakkına tecavüz şeklindeki haksız fiillin olması ve hukuka uygunluk sebeplerinde birinin olmaması gerekir. Ayrıca maddi tazminata hükmedilmesi için tecavüz fiilin neticesinde zararın oluşması ve davalının/mütecavizin kusurunun da bulunması gereklidir. Kusur şartı, mütecavizin marka sahibinin hakkından haberdar olması, markasının kullanmasının tecavüz oluşturduğunu bilmesi ve buna rağmen tecavüz konusu markayı kullanmaya devam etmesi ile gerçekleşir. 556 sayılı KHK 62/2-b ve TBK 58. maddesi birlikte değerlendirildiğinde; Marka hakkı tecavüze uğrayan davacının manevi tazminat isteme hakkına sahip olduğu, KHK'da manevi tazminata hangi koşullarda hükmedileceğine ilişkin bir açıklık bulunmadığından Borçlar Kanunu kapsamında davalının eyleminin, davacının marka hakkına tecavüz teşkil ettiği ve kusur şartının gerçekleştiği kanaatine varılması halinde manevi tazminat talep edilebilecektir. Davalı-karşı davacı itibar tazminatı talep etmiştir. Bilindiği üzere “Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edilmesi durumunda, hakka konu ürün veya hizmetlerin, tecavüz eden tarafından kötü şekilde kullanılması veya üretilmesi, bu şekilde üretilen ürünlerin temin edilmesi yahut uygun olmayan bir tarzda piyasaya sürülmesi sonucunda sınai mülkiyet hakkının itibarı zarara uğrarsa, bu nedenle ayrıca tazminat istenebilir”. İtibar tazminatına hükmolunabilmesi için marka hakkına tecavüz edenin markayı "kötü" veya "uygun olmayan bir şekilde" kullanması ve böyle bir kullanım sonucunda "markanın itibarının zarara uğraması" koşullarının ispatı gerekecektir. Dosya kapsamında düzenlenen ve Mahkememizce de itibar edilen bilirkişi raporlarında da belirtildiği üzere: Asıl dava yönünden yapılan değerlendirmede; ... tescil numaralı marka yönünden davalının bütünsel olarak marka şeklinin tescilli olduğu 35 sınıf alt grubu açısından “cins, çeşit, vasıf, kalite, miktar, amaç, değer, coğrafi kaynak belirten veya malların üretildiği, hizmetlerin yapıldığı zamanı gösteren veya malların ve hizmetlerin diğer karakteristik özelliklerini belirten” nitelikte olmadığı, ... tescil numaralı marka yönünden davalının bütünsel olarak marka şeklinin tescilli olduğu 25., 28. Ve 35. sınıf alt grupları açısından “cins, çeşit, vasıf, kalite, miktar, amaç, değer, coğrafi kaynak belirten veya malların üretildiği, hizmetlerin yapıldığı zamanı gösteren veya malların ve hizmetlerin diğer karakteristik özelliklerini belirten” nitelikte olmadığı, ... tescil numaralı marka yönünden davalının bütünsel olarak marka şeklinin tescilli olduğu 28. Ve 35. sınıf alt grupları açısından “cins, çeşit, vasıf, kalite, miktar, amaç, değer, coğrafi kaynak belirten veya malların üretildiği, hizmetlerin yapıldığı zamanı gösteren veya malların ve hizmetlerin diğer karakteristik özelliklerini belirten” nitelikte olmadığı, tescil sınıfı olan 5. Sınıf alt grubunda bütünsel algıda grafik tasarımı ve tüm unsurları ile ayırt ediciliğinin bulunduğu ve tanımlayıcı bir şekil olmadığı soncuna varılmış olup davalı - karşı davacı markaları yönünden hükümsüzlük koşullarının oluşmadığı sonuç ve kanaatine varılmakla asıl davanın reddine dair karar vermek gerekmiştir. Karşı dava yönünden yapılan değerlendirmede; Her ne kadar karşı dava dilekçesi ile ... San. Ve Tic. Ltd. Şti aleyhine karşı dava açıldığı beyan edilmiş ise de; ... San. Ve Tic. Ltd. Şti tarafından karşı davacı aleyhine açılmış asıl dava bulunmadan tarafına karşı dava yöneltilmesinin mümkün olmadığı, bu hali ile karşı davalı ... San. Ve Tic. Ltd. Şti yönünden usulüne uygun açılmış bir dava bulunmadığından karşı davalı ... San. Ve Tic. Ltd. Şti yönünden Karar Verilmesine Yer Olmadığına dair karar vermek gerekmiştir. ''...'' ibaresinin gıda, diyet vb. takviyeler açısından tasviri ibare olduğu, bununla beraber davalının faaliyetleri sonucunda ''...'' ibaresinin ayırt edicilik kazandığı, ...numaralı markanın TPMK sorgulama ekranında tescil durumunun marka başvurusu/tescili geçersiz olarak göründüğü, 556 sayılı KHK'nın madde 9/2-e bendinde "İşareti kullanan kişinin, işaretin kullanımına ilişkin hakkı veya meşru bir bağlantısı olmaması koşuluyla, işaretin aynı veya benzerinin internet ortamında ticari etkisi yaratacak biçimde, alan adı, yönlendirici kod, anahtar sözcük veya benzeri biçimlerde kullanılması" marka hakkının ihlali olarak sayılmış olup bu bent kapsamında marka ihlalinin oluşabilmesi için aynı zamanda ticari etki yaratan bir kullanım olması gerekmekte olup davacı-karşı davalıya ait ... web sitesinin aynı zamanda bir satış sitesi olduğu anlaşılmakla davacı-karşı davalı tarafça ... web sitesinde "..." ibaresinin birden fazla defa anahtar sözcük ve benzeri şekilde kullanılmış olmasının 556 sayılı KHK'nın madde 9/2-e bendi kapsamında kaldığı ve davalı - karşı davacının marka hakkına tecavüz oluşturduğu, davalı - karşı davacı ... alan adlı web sitesinde marka kullanımı ile davacı - karşı davalı web sitesi grafik tasarımının da benzerlik göstermesi sebebi ile haksız rekabet oluştuğunun iddia etmiş ise de bu yönü ile teknik inceleme yapılmamış olduğunun görüldüğü, ... alan adı ile davalı - karşı davacı markaları arasında bir benzerlik bulunmadığı dikkate alındığında ... alan adı içeriğinin davalı - karşı davacı markalarına yönelik olarak marka hakkının ihlali ve haksız rekabet oluşturduğu yönünden bir değerlendirme yapılamayacağından alan adının terkin koşullarının oluşmadığı kanaatine varılmakla davacı/karşı davalı tarafından ... web sitesinde '...' ibaresi kullanılmak suretiyle davalı/karşı davacı tarafın marka hakkına yapılan tecavüzün tespitine, durdurulmasına, önlenmesine, ... alan adının terkinine ilişkin davanın reddine, haksız rekabete ilişkin davanın reddine dair karar verilmiştir. Maddi tazminat talebi yönünden; 20/02/2025 tarihli ek bilirkişi raporunda yapılan tespitlerle birlikte dosyada mevcut tüm bilgi belgeler değerlendirilmiş ancak tam olarak bir belirleme mümkün olmadığından TBK'nın 50 ve devamı maddeleri uyarınca davalı - karşı davacının maddi tazminat istemi 10.000,00 TL olarak belirlenerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. Manevi tazminat talebi yönünden; Marka hakkı tecavüze uğrayan marka sahibi manevi tazminat da talep edebilir. Mütecavizin kusurlu olması şartıyla, markası ile işletmesinin ticari hayattaki imajının ve kendisine duyulan güvenin sarsılması nedeniyle, marka sahibinin ticari ve kişisel varlığında meydana gelen olumsuz sonuçların ortadan kaldırılması amacıyla manevi tazminat ödenmesine karar verilebilir. Davalının, davacının marka hakkına tecavüz eylemi kusur niteliğinde olduğundan ve davacı manevi tazminata hak kazanacağından, somut olayın özelliği, hak ve nesafet ilkesi gereği davacının manevi tazminat talebinin kabulü ile 20.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davacı/karşı davalıdan alınarak davalı/karşı davacıya verilmesine dair karar verilmiştir. İtibar tazminatı talebi yönünden; itibar tazminat talebinin kabulü ile 5.000,00 TL itibar tazminatının dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davacı/karşı davalıdan alınarak davalı/karşı davacıya verilmesine dair karar verilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere, 1-Asıl davanın REDDİNE, - Harçlar Kanunu Gereğince alınması gereken 732,00.-TL harcın peşin alınan 29,20.-TL harçtan mahsubu ile bakiye kalan 702,80.-TL harcın davacı karşı davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, - Avukatlık Ücret Tarifesi Gereğince alınması gereken 55.000,00.-TL vekalet ücretinin davacı karşı davalıdan alınarak davalı karşı davacıya verilmesine, - Davacı karşı davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 2-Karşı davalı ... San. Ve Tic. Ltd. Şti yönünden usulüne uygun açılmış bir dava bulunmadığından karşı davalı ... San. Ve Tic. Ltd. Şti yönünden Karar Verilmesine Yer Olmadığına, 3-Karşı davanın davacı/karşı davalı ... Tic. Ltd. Şti yönünden KISMEN KABULÜ İLE; A) Davacı/karşı davalı tarafından ... web sitesinde '...' ibaresi kullanılmak suretiyle davalı/karşı davacı tarafın marka hakkına yapılan tecavüzün tespitine, durdurulmasına, önlenmesine, B) Maddi tazminat talebinin kabulü ile; TBK 50'ye göre belirlenen 10.000,00 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davacı/karşı davalıdan alınarak davalı/karşı davacıya verilmesine, C) Manevi tazminat talebinin kabulü ile; 20.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davacı/karşı davalıdan alınarak davalı/karşı davacıya verilmesine, D) İtibar tazminat talebinin kabulü ile; 5.000,00 TL itibar tazminatının dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davacı/karşı davalıdan alınarak davalı/karşı davacıya verilmesine, E) Haksız rekabete ilişkin davanın reddine, F) ... alan adının terkinine ilişkin davanın reddine, - 492 Sayılı Harçlar Kanunu Gereğince karşı dava yönünden kabul edilen dava değeri üzerinden hesaplanan 2.390,85.-TL harcın peşin alınan 597,71.-TL harçtan mahsubu ile bakiye kalan 1.793,14.-TL harcın davacı karşı davalı ... Tic. Ltd. Şti'nden alınarak hazineye gelir kaydına, - Davalı karşı davacı tarafından peşin olarak yatırılan 597,71.-TL peşin harcın davacı kaşı davalı ... Tic. Ltd. Şti'nden alınarak davalı karşı davacı ... Tak.Paz.Tic.A.Ş 'ye verilmesine, - Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi Gereğince kabul edilen Markaya Tecavüz davası yönünden hesaplanan 55.000,00.-TL maktu vekalet ücretinin davacı kaşı davalı ... Tic. Ltd. Şti'nden alınarak davalı karşı davacı ... Tak.Paz.Tic.A.Ş 'ye verilmesine, - Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi Gereğince kabul edilen maddi tazminat davası yönünden hesaplanan 15.000,00.-TL maktu vekalet ücretinin davacı kaşı davalı ... Tic. Ltd. Şti'nden alınarak davalı karşı davacı ... Tak.Paz.Tic.A.Ş 'ye verilmesine, - Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi Gereğince kabul edilen manevi tazminat davası yönünden hesaplanan 20.000,00.-TL maktu vekalet ücretinin davacı kaşı davalı ... Tic. Ltd. Şti'nden alınarak davalı karşı davacı ... Tak.Paz.Tic.A.Ş 'ye verilmesine, -Reddedilen haksız rekabet, terkin davası yönünden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi Gereğince hesaplanan 55.000,00.-TL maktu vekalet ücretinin davalı karşı davacı ... Tak.Paz.Tic.A.Ş 'den alınarak davacı karşı davalı ... Tic. Ltd. Şti'ne verilmesine, - Davalı karşı davacı ... Tak.Paz.Tic.A.Ş tarafından yapılan 14.289,85.-TL bilirkişi ücreti, 1.214,50.-TL posta ve tebligat gideri , 29,20.-TL başvuru harcı olmak üzere toplam 15.533,55.-TL yargılama giderinden haklı çıktığı oran itibari ile hesaplanan 10.355,70.-TL yargılama giderinin davacı kaşı davalı ... Tic. Ltd. Şti'nden alınarak davalı karşı davacı ... Tak.Paz.Tic.A.Ş 'ye verilmesine, bakiye kısmın davalı - karşı davacı üzerinde bırakılmasına, - Karar kesinleştiğinde yatırılan ancak kullanılmayan gider avansının yatıranlara iadesine, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde İSTİNAF YASA YOLU AÇIK olmak üzere verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı. 07/05/2026

Katip ... ¸e-imzalıdır

Hakim ... ¸e-imzalıdır

Atıf: Diğer, E. 2021/46, K. 2026/103, T. 07.05.2026, www.arakarar.com/karar/diger-karar-2021-46-e-2026-103-k-3535db3bd4af