İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/491 E. 2026/299 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/491
Karar No
2026/299
Karar Tarihi

T.C. ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/491 Esas - 2026/299 TÜRK MİLLETİ ADINA Yargılama Yapmaya ve Hüküm Vermeye Yetkili ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR

ESAS NO : 2025/491 Esas KARAR NO : 2026/299

DAVA : İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) DAVA TARİHİ : 03/07/2025 KARAR TARİHİ : 04/07/2025 YAZIM TARİHİ : 29/04/2026

DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı ... Şirketi tarafından 29.07.2024 tarihinde ".... " adresinde yapılan çalışmalar sırasında, müvekkil ... Şirketi'ne ait olan kablolara hasar verildiği, söz konusu hasar neticesinde müvekkil şirket zarara uğradığı, müvekkil şirket tarafından davalıya gönderilen ihtar ile hasar bedelinin tazmini talep edildiği ancak haksız fiili gerçekleştiren davalı tarafça müvekkil şirkete herhangi bir ödeme yapılmadığı, akabinde söz konusu hasarın tazmini amacıyla müvekkil şirket tarafından .... Esas Sayılı dosyası ile davalı hakkında icra takibi başlatıldığı, dava konusu olayda ise davalı/borçlu şirket tarafından borca itiraz edilerek takip durmuş ise de söz konusu itiraz müvekkil şirkete tebliğ edilmediği, itirazın müvekkil şirket tarafından haricen öğrenilmesi üzerine ivedilikle arabuluculuk başvurusunda bulunulduğu, anlaşma sağlanamaması neticesinde ise süresi içerisinde bu dava ikame edildiği, 2004 Sayılı İcra İflas Kanunu'nun 67. Maddesinde "Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir." denmek suretiyle itirazın iptali davası 1 yıllık hak düşürücü süreye bağlandığı, madde lafzından da açıkça anlaşıldığı üzere itirazın iptali davası açmak için öngörülen bir yıllık hak düşürücü süre borçlunun itirazının alacaklıya tebliğ tarihinden itibaren başladığı, nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 18.06.2019 tarih, .... sayılı kararında da bu husus vurgulanmış olup anılı kararın : "İİK`nın 67/1 maddesi uyarınca itirazın iptali davalarında 1 yıllık hak düşürücü süre itirazın alacaklıya tebliği tarihinden itibaren başlar. İtiraz tebliğ edilmedikçe süre başlamaz. İcra dosyasında alacaklının icra işlemleri yapmış olması itirazın tebliği anlamına gelmez. Somut olayda borçlunun itirazı alacaklıya tebliğ edilmediğine göre davanın süresinde açıldığı kabul edilerek işin esasına girilmesi gerekirken somut olaya uygun düşmeyen gerekçelerle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir…" şeklinde olduğu, dava konusu olayda ise davalı/borçlu şirket tarafından borca itiraz edilerek takip durmuş ise de söz konusu itiraz müvekkil şirkete tebliğ edilmediği, itirazın müvekkil şirket tarafından haricen öğrenilmesi üzerine ivedilikle arabuluculuk başvurusunda bulunulduğu, anlaşma sağlanamaması neticesinde ise süresi içerisinde bu dava ikame edildiği, hukukumuzda haksız fiil sorumluluğunun temel dayanağı olan Türk Borçlar Kanunu’nun 49. maddesi, “Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür” hükmünü içerdiği, ilgili madde uyarınca haksız fiil sorumluluğun doğması için bir başkasına “hukuka aykırı bir fiille” zarar verilmiş olması gerektiği,.... Dairesi'nin 26.11.2013 Tarih, .... sayılı kararında “...Haksız eylem nedeniyle oluşan zararın tazminine karar verebilmek için, hukuka aykırı kusurlu bir eylem sonucu bir zararın doğması ve hukuka aykırı kusurlu eylem ile zarar arasında illiyet bağının olması gerekir. İlliyet bağının varlığı halinde zarar veren zararı gidermekle yükümlüdür....” ifadeleriyle sorumluluğun şartları açıkça vurgulandığı, dava konusu olayda ise davalı şirket tarafından yapılan kazı çalışmaları sebebiyle ve yine bu çalışmalar esnasında, haksız ve hukuka aykırı bir şekilde müvekkil şirkete ait olan altyapı ve şebeke kablolarına zarar verildiği, işbu olayın akabinde davacı müvekkil şirket tarafından zarar verilen alanın fotoğraflarının da bulunduğu tutanak tanzim edilerek bahse konu zarar tutarı müvekkil şirketçe hesaplandığı, tarih, saat, olay yeri fotoğrafları ve olayın oluşuna dair detaylı bilgiler içeren hasar tespit tutanağında da görüldüğü üzere davalının hasarın meydana gelmesine sebebiyet verdiği, taraflarınca sunulan delillerin, davalı şirketin müvekkile ait kablolara zarar verdiğini de açıkça gösterdiği, bu doğrultuda haksız fiil neticesinde müvekkil şirketin uğramış olduğu zararın davalıdan tazmin edilmesi gerektiği, davaya konu hasarın müvekkil şirket bünyesindeki işçiler tarafından değil taşeron şirket işçileri tarafından giderildiği, somut olayda davalı tarafından kablolara verilen hasarın, ... A.Ş: tarafından giderildiği, meydana gelen hasarların onarımına ilişkin projede belirtilen bedeller müvekkil firma tarafından ödendiğinden malzeme bedeli ile hasarı gideren işçilerin işçilik bedelin zararı veren firmadan talep edilmesinin önünde hiç bir hukuki engel bulunmadığı, takip konusu alacağa takip tarihinden itibaren avans faizi uygulanması gerektiği, Bununla beraber .... sayılı kararında; "........Dava, haksız fiilden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. 3095 sayılı Yasa'nın 4489 sayılı Yasa ile değişik 2/3. maddesi uyarınca, gerçek veya tüzel kişi tacirler arasında, haksız eylem de dahil her türlü nedenden kaynaklanan uyuşmazlıklarda, talep halinde, ...'nın kısa vadeli avans kredilerine uyguladığı faiz oranında, reeskont türünden temerrüt faizine hükmetmek gerekirken, mahkemece, yazılı gerekçelerle yasal faize hükmedilmesi doğru olmamış, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın bozulması gerekmiştir.........." şeklinde ifade edildiği üzere gerçek veya tüzel kişi tacirler arasında, haksız eylem de dahil her türlü nedenden kaynaklanan uyuşmazlıklarda avans faizine hükmedilmesi gerektiği gözetildiğinde işbu davaya konu asıl alacağa takip tarihinden itibaren 3095 Sayılı kanunun 2/2. Maddesi gereğince ... kısa vadeli krediler için ön gördüğü değişen oranlarda avans faiz oranı uygulanmasını talep ettikleri, belirtilen nedenlerle, müvekkilin ihtar göndermek sureti ile belirtilen borcun ödenmesi gerektiği yönündeki talepleri dikkate alınmadan, başlatılan icra takibine somut gerekçeler sunulmaksızın itiraz edilmesi, müvekkil şirketin davalıdan alacaklı olduğu sabit olmasına rağmen, borçlu davalı yan tarafından icra takibine haksız ve iyi niyetten uzak şekilde itiraz edildiğinden, itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesi, davalının ayrıca alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatı ödemesine hükmolunması için huzurdaki davayı ikame etme zarureti doğduğu, öne sürülerek; .... Esas sayılı dosyasına yapılan kötü niyetli "itirazın iptaline", dava konusu alacak yönünden "takibin kaldığı yerden devamına", haksız ve kötü niyetli itiraz eden borçlu aleyhine alacağın %20'sinden az olmamak üzere "icra inkar tazminatına" hükmedilmesine, karar verilmesi talep edilmektedir. CEVAP: Davalı vekili itiraz dilekçesinde özetle; Davacı tarafından iş bu dosyaya sunulan hasar tespit formunun tek taraflı düzenlendiği, tutanakta müvekkil şirketin imza atmaya imtina ettiği şeklindeki beyanın gerçek dışı olduğu, tutulan hasar tutanağında davalı şirket personeline ait her hangi bir ibare olmadığı, davacı şirketin personelleri tarafından tek taraflı olarak düzenlenen tutanağın hukuki olarak delil niteliğinde değerlendirilmesinin mümkün olmadığı, davacı tarafından tamamen afaki ve hukuki dayanaktan yoksun olarak alacak talebinde bulunulduğu, taraflarına yöneltilen bu davada öncelikle bilirkişi tarafından kusur oranının tespit gerektiği, her ne kadar öncelikle iddia edilen adreste ... A.Ş. Ve ... Şirketi İş Ortaklığı'nın taahhüdü altında yapım işi gerçekleştiğinin tespiti halinde davanın dava şartı yokluğu nedeni ile reddine karar verilmesi hususundaki beyanlarını yenileseler de, sayın mahkemece aksi kanaate varılması ve tahkikat aşamasına geçilmesi durumunda davacı yanın söz konusu hasarın meydana gelmesinde kusuru olup olmadığının tespit edilmesi gerektiği, zira davacı yanın mevcut altyapı tesisatını yasa ve teknik şartnamelere göre döşemediği ve zaman zaman kendi eylem ve kusurları sebebi ile hasara sebebiyet verdiğinin açık olduğu, davalı yanın döşemiş olduğu kabloların, bir takım koruyucu önlemler alarak belirli derinlikte döşemiş olması ve alt yapı çalışmaları yapıldığı taktirde yapım işi sırasında görülecek nitelikte bantlar ile kaplı olması gerektiği, bu şekilde döşenmeyen kabloların alt yapı çalışması sırasında fark edilmesinin imkansız olduğu, dolayısıyla davacı tarafından kabloların döşenmesi sırasında kendi mevzuatına uygun olup olmadığının her hangi bir tereddüte yer vermeyecek şekilde tespit edilmesi gerektiği, kanaatlerince kabul anlamına gelmemek kaydıyla, her hangi bir çalışma esnasında davacının kabloları koparıldı ise bu eylemi gerçekleştiren taşeronun davalı şirket olmadığı, davacı tarafından kabloların yasal yönetmeliklere uygun döşenmediğini, bu hususun araştırılması gerektiği, .... . Ve 29.05.2024 Tarihli kararında ; ".. Dairemizin .... sayılı ilamında; "...Dosyadaki bilgi ve belgelerden, dava konusu talebe ilişkin olarak mahkemece alınan 22/4/2019 tarihli bilirkişi raporu ile aynı bilirkişiden alınan ek rapor arasında çelişki bulunması ayrıca bilirkişi heyeti tarafından zararı verenin kim olduğuna dair net bir tespit yapılmamasına rağmen mahkemece eksik incelemeye dayalı olarak karar verilmesi usul ve yasaya uygun düşmemiştir. Şu halde; alanında uzman farklı bir bilirkişi heyetiyle mahallinde keşif yapılmak suretiyle mezkur olaya dair bütün durum ve koşullar göz önünde tutularak davaya konu hasarı kim veya kimlerin gerçekleştirdiği, tarafların zararlandırıcı sonucun meydana gelmesinde bölüşük kusuru bulunup bulunmadığı ve kusur oranının ne olduğu hususlarının tereddüte mahal bırakmayacak şekilde tespit edilerek sonucuna göre karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle kararın kaldırılmasına .." karar verildiği, yine .... sayılı kararında doğrultusunda tek taraflı olarak düzenlenen tutanak ve yine davacının hasar bedelinin nasıl hesaplandığı belli olmayan fatura bedelleri ile müvekkili şirkete kusur yükletilmesinin mümkün olmadığı, mahkemece kusur oranının tespitinden sonra kabul anlamına gelmemek kaydı ile haksız fiil nedeniyle oluşan kablo hasar bedellerinin nasıl hesaplandığı belli olmaması nedeniyle bilirkişiye başvurulması gerektiği, Hal böyle iken sadece tek taraflı olarak düzenlenen tutanak ve yine davacının hasar bedelinin nasıl hesaplandığı belli olmayan fatura bedelleri ile müvekkil şirkete kusur yükletilmesi mümkün olmadığı, müvekkili şirketçe, yapmış olduğu kazı çalışmaları sırasında, ... ... A.Ş tarafından bölgeyi tanıyan, altyapı hatlarının ne kadar derinlikte olduğunu bilen ve belli bir derinlik aşıldığı takdirde uyarı bandı ile belli edilmiş olan bölgenin tarafımıza bildirilmesi için gözlemci yönlendirmesi istenildiği ve çalışma yapılırken ... A.Ş'nin gözlemcisinin gözetiminde çalışıldığı, bu itibarla öncelikle ... A.Ş'nin gözlemcisi hasar meydana gelebilecek durumlarda, müvekkil şirketi uyarıp yapılan çalışmayı durdurmakla mükellef olduğu, ancak gözlemci tarafından çalışma durdurulmadığı gibi herhangi bir suretle müvekkil şirket uyarılmadığı, bu nedenle kazı alanındaki çalışmalarda müvekkili şirketçe gerekli özen gösterilmiş gözlemci yönlendirmesi ile çalışıldığı, hasar bedellerinin açıkça ne olduğuna ilişkin ve kablolara nasıl ve ne şekilde zarar verildiği konusunda dosyada bilgi ve belge mevcut olmadığı, dosyadaki tüm bedellerin davacı yan tarafından tek taraflı olarak hesaplandığı, bahse konu hasarın taraflarının ne oranda kusuru olup olmadığı belli dahi değilken taraflarından talep edilen hasar bedelinin fahiş olduğu, bu hususta zararın hesaplanması için bilirkişi incelemesi talep ettikleri, taraflarından talep edilen bedele avans faiz uygulanmasının hukuka aykırı olduğu, davanın dava şartı noksanlığından usulden reddini, mahkeme aksi kanaatte ise husumet itirazlarını tekrarla davanın dava şartı yokluğundan reddini, ikame edilen iş bu davanın davanın tüm talepler yönünden reddine karar verilmesi talep edilmektedir. Birleşen Mahkememiz .... Esas Sayılı Dava Dosyası; Davacı asıl dava ile birleştirilen birleşen dava kapsamında; 04/11/2024 tarihinde .... Sokak köşesi .... adresinde ve 11/11/2024 tarihinde .... Sokak kesişimi .... adresinde davalının yaptığı kazı çalışması sırasında meydana gelen hasara bedellerinin tahsili için .... E sayılı dosyası ile yaptığı ferileri dahil 31.950,82 TL alacak talebi ile ilgili olarak, .... Esas Sayılı dosyasına yapılan kötü niyetli "itirazın iptaline", Dava konusu alacak yönünden "takibin kaldığı yerden devamına", Haksız ve kötü niyetli itiraz eden borçlu aleyhine alacağın %20'sinden az olmamak üzere "icra inkar tazminatına" hükmedilmesine, karar verilmesi talep etmiştir. Davacının dava dilekçesinde yer alan hususlar asıl davadaki dava dilekçesi ile aynıdır. DELİLLER: -.... Esas sayılı takip dosyaları, -Hasarlar ile ilgili tutanaklar, -Hasarın giderilmesi için yapılan masraflar ve davacının bu masrafları ödediğine ilişkin kayıtlar, -.... kayıtları, -Bilirkişi incelemesi. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, GEREKÇE VE KABUL: Mahkememiz esas dosyasında davanın, .... Esas sayılı takip dosyasına yapılan itirazın iptali talebine yönelik olduğu; birleşen mahkememiz .... Esas sayılı dosyasında davanın .... Esas sayılı takip dosyasına yapılan itirazın iptali talebine yönelik olduğu tespit edilmiştir. Takip dosyaları incelenmekle; .... Esas sayılı takip dosyasının, 18.03.2025 tarihinde açıldığı, takip talebinde açıklama olarak FAZLAYA İLİŞKİN HER TÜRLÜ DAVA VE TAKİP HAKKIMIZ SAKLI KALMAK VE TAHSİLDE TEKERRÜR OLMAMAK KAYDIYLA 29.07.2024 TARİHİNDE .... ADRESİNDE GERÇEKLEŞEN HASARA İLİŞKİN HASAR BEDELİ 18.046,27 TL 18.046,27 TL yazılı olduğu, davalı tarafından yetkiye, borca ve ferilerine itiraz edilmekle 28.03.2025 tarihli tensip tutanağı ile takibin durdurulmasına karar verildiği, takip dosyası içerisinde itiraz evrakının davacı/alacaklı tarafa tebliğine ilişkin mazbata bulunmadığı, bu halde işbu takip dosyasına yönelik 03.07.2025 tarihinde açılan davanın İİK'nun 67 maddesinde yazılı yasal süresinde olduğu, işbu takip dosyasının davalı tarafından 29.07.2024 tarihinde .... ilçesinde yapılan kazı çalışması nedeniyle davacıya ait kablo tesisatına verilen zararın tazmini istemine ilişkin olduğu, .... Esas sayılı takip dosyasının, 19.03.2025 tarihinde açıldığı, FAZLAYA İLİŞKİN HER TÜRLÜ DAVA VE TAKİP HAKKIMIZ SAKLI KALMAK VE TAHSİLDE TEKERRÜR OLMAMAK KAYDIYLA 11.11.2024 TARİHİNDE .... ADRESİNDE GERÇEKLEŞEN HASARA İLİŞKİN HASAR BEDELİ 9.076.62 TL 04.11.2024 TARİHİNDE .... SOKAK KESİŞİMİ .... ADRESİNDE GERÇEKLEŞEN HASARA İLİŞKİN HASAR BEDELİ 17.936.35 TL 27.012,97 TL yazılı olduğu, davalı tarafından yetkiye, borca ve ferilerine itiraz edilmekle 26.03.2025 tarihli tensip tutanağı ile takibin durdurulmasına karar verildiği, takip dosyası içerisinde itiraz evrakının davacı/alacaklı tarafa tebliğine ilişkin mazbata bulunmadığı, bu halde işbu takip dosyasına yönelik 03.07.2025 tarihinde açılan davanın İİK'nun 67 maddesinde yazılı yasal süresinde olduğu, işbu takip dosyasının davalı tarafından 04.11.2024 ve 11.11.2024 tarihlerinde .... ilçesinde yapılan kazı çalışmaları nedeniyle davacıya ait kablo tesisatına verilen zararın tazmini istemine ilişkin olduğu tespit edilmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde, kendilerinin kusursuz olduğunu, davacının talep ettiği zarar miktarının fazla olduğunu bildirdiği tespit edilmiştir. .... yazılan müzekkereye cevaben verilen 12.12.2025 tarihli cevabi yazı ve ekleri incelenmekle İzsu tarafından yapılan kazı sebebi ile verilen Kazı İzin Belgesinin gönderilmiş bulunduğu, 23.08.2023 başlama tarihi 30.10.2024 bitiş tarihi olarak kazı izin belgesi tanzim edilmiş olduğu, iznin .... mahallelerinde yağmus suyu işi sebebi ile verilmiş olduğu anlaşılmaktadır. Davacının, davalıdan talep edebileceği hasar miktarının belirlenmesi için bilirkişiden 04.01.2026 tarihli rapor alınmıştır. Bilirkişi raporunda, Telefon Kablolarının Kuvvetli Akım Yer Altı Kablolarına Ait Şartnamelerde yazılı hususlara göre yapılması, aynı maddede kabloların geçtiği büzlerin üst seviyesinin toprak seviyesinden 70 cm derinlikte olması öngörüldüğü, ... tarafından yürürlüğe konan .... Referans Dökümanında kabloların içinden geçtiği ... borularının üst seviyesinin toprak seviyesinden 50 cm derinlikte olması öngörüldüğü, hasarla ilgili sunulan fotoğrafların incelenmesi sonucunda ise mahalde 1 metreyi aşan çok derin kazı yapıldığı, davalı şirketin isminin üzerinde olan iş makineleri mevcut olduğu, buna karşılık davacıya ait yer altı kablo derinliğinin 30-40 cm civarında olduğu ve kabloların mevzuata uygun şekilde yeterli derinliğe döşenmemiş olduğu, ayrıca kabloların üzerinde plastik uyarı işareti bulunmadığı görüldüğü, bu yönüyle, hasarın oluşumunda davacı yanında mevzuata uygun kabloları döşememiş olması nedeniyle bölüşük kusuru mevcut olacağının değerlendirildiği; 29.07.2024 tarihinde meydana gelen hasara yönelik hasar giderim bedelinin piyasa rayiçlerine göre 18.041,62-TL olduğu, 04.11.2024 tarihinde meydana gelen hasara yönelik hasar giderim bedelinin piyasa rayiçlerine göre 17.959,66-TL olduğu, 11.11.2024 tarihinde meydana gelen hasara yönelik hasar giderim bedelinin piyasa rayiçlerine göre 9083,63-TL olduğunun tespit edildiği görülmüştür. Her ne kadar rapora karşı itiraz ileri sürülmüşse de, dosyada mübrez evraklar ve hasara ilişkin fotoğraflar incelenmekle kusura ilişkin beyan edilen kanaatin mahkememizde oluşan kanaate ve dosya kapsamına uygun, denetime ve hüküm tesisine elverişli olduğu anlaşıldığından itirazın reddine karar verilmiştir. Tüm dosya kapsamına göre, davalının yapmış olduğu kazı çalışması sırasında davacıya ait kablo tesisatına zarar verdiği, davacı tarafından döşenen yeraltı kablosunun yönetmeliğin gerektirdiği derinlikte olmadığı anlaşılmış bu durumda davacının ve davalının eşit oranda kusurlu olduğu kabul edilmiş, davacının uğradığı zararı davalının kusuru oranında talep etme hakkı olduğu kanaatine varılmış, davanın ve birleşen davanın kısmen kabulüne ilişkin aşağıdaki hüküm oluşturulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Mahkememiz esas dosyasında; Davanın kısmen kabulü ile, davalının .... Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazının 9.020,81-TL asıl alacak ve 3.008,44-TL işlemiş faiz olmak üzere toplamda 12.029,25-TL miktarınca iptaline, fazlaya ilişkin istemin reddine, Kabul edilen asıl alacak miktarının %20'si nispetinde olduğu hesap edilen 1.804,16-TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, 492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince, Alınması gereken 821,72-TL harçtan, peşin alınan 615,40-TL harcın mahsubu ile bakiye 206,32-TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, Davacı tarafından yapılan 615,40-TL başvurma, 615,40-TL peşin harç olmak üzere toplam 1.230,80-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Davacı tarafından yapılan 185,00-TL tebligat ve posta gideri ile 10.000,00-TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 10.185,00-TL yargılama giderinin kabul ve red oranına göre takdir olunan 5.128,77-TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalan miktarın kendi üzerine bırakılmasına,

Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca, davacı yararına hesaplanan 12.029,25-TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak, davalıya verilmesine, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca, davalı yararına hesaplanan 11.859,07-TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak, davalıya verilmesine, HUAK 18A/13 maddesi ile HUAK yönetmeliği 26/2 maddesi gereğince yargılama giderlerinden sayılan 4.600,00-TL zorunlu arabuluculuk giderinin kabul ve red oranına göre takdir olunan 2.316,38-TL'sini davalıdan, 2.283,62-TL'sini davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, HMK m.333/1 uyarınca harcanmayan gider avansının hüküm kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine, Birleşen Mahkememiz .... Esas sayılı dosyasında; Davanın kısmen kabulü ile, davalının .... Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazının 13.506,49-TL asıl alacak ile 2.579,03-TL işlemiş faiz olmak üzere toplamda 16.085,52-TL miktarınca iptaline, fazlaya ilişkin istemin reddine, Kabul edilen asıl alacak miktarının %20'si nispetinde olduğu hesap edilen 2.701,29-TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, 492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince, Alınması gereken 1.098,80-TL harçtan, peşin alınan 615,40-TL harcın mahsubu ile bakiye 483,40-TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, Davacı tarafından yapılan 615,40-TL başvurma, 615,40-TL peşin harç olmak üzere toplam 1.230,80-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca, davacı yararına hesaplanan 16.085,52-TL vekâlet ücretinin davalıdan alınarak, davacıya verilmesine, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca, davalı yararına hesaplanan 15.865,30-TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak, davalıya verilmesine,

HUAK 18A/13 maddesi ile HUAK yönetmeliği 26/2 maddesi gereğince yargılama giderlerinden sayılan 4.600,00-TL zorunlu arabuluculuk giderinin kabul ve red oranına göre takdir olunan 2.315,85-TL'sini davalıdan, 2.284,15-TL'sini davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, HMK m.333/1 uyarınca harcanmayan gider avansının hüküm kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine, Dair, esas ve birleşen davacı vekili Av. .... (e duruşma) ile esas ve birleşen davada Davalı vekili Av. .... (e duruşma) 'ın yüzüne karşı, miktar itibari ile kesin olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.

Katip .... ¸e-imzalıdır.

Hakim .... ¸e-imzalıdır.

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2025/491, K. 2026/299, T. 04.07.2025, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-491-e-2026-299-k-ae0743383615