İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/412 E. 2026/878 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/412
- Karar No
- 2026/878
- Karar Tarihi
T.C. KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/412 Esas - 2026/878 T.C. KAYSERİ TÜRK MİLLETİ ADINA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2025/412 Esas KARAR NO : 2026/878
HAKİM : KATİP :
DAVACI : VEKİLİ : Av. DAVALI : VEKİLİ : Av. DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 07/05/2025 KARAR TARİHİ : 30/09/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 30/09/2026 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Davacı ile davalı şirket arasında faturalı ticarete dayalı cari hesap ilişkisi mevcut olduğunu, davacı tarafından yapılan iş ve irsaliyelere karşı davalı şirkete faturalar tanzim edilmiş ve ödemelerin bir kısmının alınmış olduğunu, cari hesap ilişkisinden kaynaklı olarak davalı şirketin davacı şirkete icra takibinin başlangıç tarihi itibariyle 778.079,08 TL borçlu olduğunu, davacı şirket tarafından davalı şirkete cari hesaptan kaynaklı borçlu olduğu ve icra takibine geçileceği yönünde bilgi verildikten sonra dava tarafın EFF20250000000258 numaralı 152.880,06 TL bedelli ve EFF20250000000261 numaralı 14.773,40 TL bedelli iade faturaları kesmiş ve davacı şirketin kesmiş olduğu KRV2025000000333, KRV2025000000116 ve KRV2025000000332 numaralı faturaları iade etmiş olduğunu, iade gerekçelerinde ise söz konusu ürünlerin bazılarının talep edilen ölçülerden farklılık gösterdiğini ürünlerin traşlanmasının ekstra maliyet gerektirdiğini göstermiş olduklarını, davacı şirket çalışanları ise davalı şirkete söz konusu ürünlerde tümünün aynı ölçüde olmasının mümkün olmadığını, ürünlerin +/- referans değerlerinin verilmesi gerektiğini belirtmiş olduklarını, sonrasında ise davacı şirketin davalı şirketin talepleri doğrultusunda davalının ölçüsünü tam olarak istediği seviyeye getirmek için ürünlerin iadesini istemiş olduğunu, Davalı şirket ise hem ürünlerin tamamını iade etmediği gibi borcu ödemekten de kaçınmakta olduğunu, kaldı ki davalı tarafın iade ettiği faturalar dışlandığında dahi davacı şirkete borcu olduğu sabit olmasına rağmen kötüniyetli hareket ederek borcunu ödemekten imtina etmekte olduğunu, değinilmesi gereken önemli bir husus ise davalının ölçüsünü uygun görmediği ürünlerin ayıplı ürün kapsamında olmadığını, zira söz konusu ürünlerin sadece bazılarında yarım santimetre ile bir santimetre arasında ölçü değişkenliği bulunmakta olduğunu, bu ürünler davalı tarafından traşlanabileceği gibi davacı şirkete tamamının iade edilmesi halinde traşlanarak geri gönderilebilecek durumda olduğunu, davalı tarafın ise yukarıda zikrettikleri üzere ürünlerin davacı şirkete sadece 760 kilogramlık kısmını iade etmiş olduğunu, davacının da satış esnasında kilogram bazında satın aldığı ürünleri kilogram bazında iade kabul etmiş ve davalının dava tarihi itibariyle davacıya 645.947,52 TL güncel bakiye borcu bulunmakta olduğunu, tüm bu hususlar birlikte gözetilerek davalının kötüniyetli ve davacının tüm çözüm çabalarına rağmen borcunu ödememiş olması nedeniyle davanın kabulüne karar verilmesini talep ettiklerini belirterek, davanın kabulü ile, Kayseri Genel İcra Müdürlüğünün 2025/17866 Esas sayılı dosyasında fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere şimdilik 645.947,52 TL yönünden itirazın iptali ve icra inkar tazminatına hükmedilmesinin talep edildiği görülmüştür. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: Davacı tarafından ikame edilmiş olan davanın hukuki mesnetten yoksun usul ve yasaya aykırı olup reddi gerekmekte olduğunu, huzurdaki davanın yetkisiz mahkemede ikame edilmiş olup davanın öncelikle usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, davalı şirkete gönderilen ödeme emri'nin tebliği sonrasında sunmuş oldukları itirazları kapsamında davalının adresinin Tosb Otomotiv Mah. 1 .cd C blok no: 8 / 3 Çayırova Kocaeli olduğunu, buna rağmen icra takibinin Kayseri İcra Müdürlüğünde yapılmış olduğunu, icra takibinin Çayırova İcra Müdürlüklerinde yapılması gerekir.'' şeklinde yetkiye açıkça yetkili icra dairesi belirtilerek itiraz edilmiş olduğunu, ancak Kayseri İcra Müdürlüğünün itirazları doğrultusunda dosyanın yetkili icra müdürlüğüne gönderilmesinin talep edilmesi gerekirken, durdurma kararı vermiş olduğunu, kaldı ki bir icra dosyasında yetkili icra dairesi açıkça belirtilerek yetki itirazında bulunulması halinde alacaklı tarafından ya yetki itirazını kabul ederek yetkili icraya gönderilmesini talep eder ya da alacaklı tarafından yetkili icra dairesinde açıldığı kabul edilmesi halinde Yetkinin kaldırılması için İcra Mahkemelerinde dava açılması gerekmekte olduğunu, davacının buna ilişkin açmış olduğu bir dava bulunmamakla birlikte yetkisiz icra müdürlüğü dosyasına istinaden açılan itirazın iptali davası usule aykırılık teşkil etmekte olduğunu, bu nedenle yetkisiz icra dairesinin itirazına konu edilen iş bu davanın usulden reddi gerekmekte olduğunu, Mahkemelerin yetkisine yönelik uyuşmazlığa ilişkin itirazın ileri sürülme ve incelenme usulü ilgili kanun kapsamında değerlendirme kapsamında belirlenmiş ve kesin olan/kesin olmayan yetki ayrımına gidilmiş olduğunu, HMK madde 19, İcra ve İflas Kanunu Madde 50’nin dikkate alınması gerektiğini, kanunun uygulamasına göre, yetkinin kamu düzeninden sayılmadığı durumlarda, icra müdürlüğü, takip için icra dairesinin yetkisizliğini kendiliğinden dikkate alamayacağından, borçlunun yetki itirazında bulunması gerektiğini, borçlunun yaptığı yetki itirazının da geçerli olabilmesi (ve takibi durdurabilmesi) için "yetkili icra dairesinin neresi olduğunun" yetki itirazında açıkça belirtilmesi gerektiğini, borçlu, yetki itirazında, yetkili icra dairesini doğru olarak göstermemişse, yetki itirazının reddine karar verileceğinden, borçlunun yetkili icra dairesini doğru olarak belirledikten sonra, yetki itirazında bulunması gerektiğini, davalı şirketin adresi Çayırova/Kocaeli olması ve yetkili icra dairesinin de Çayırova İcra Dairesi olması nedeni ile yetkisiz icra dairesine konu açılan itirazın iptali dava dosyasından da yetkisizlik kararı verilmesi gerekmekte olduğunu, Mahkeme aksi kanaatte ise Yargıtay’ın kararlılık kazanmış uygulamasına göre, itirazın iptali davasını gören mahkemenin, icra takibinin yapıldığı icra dairesinin yetkisine yönelik itirazı öncelikle incelemesi gerektiğini, T.c.yargıtay 19. Hukuk Dairesi 2014/546 E. 2014/3008 K. 17.02.2014 T.sayılı Kararının bu kapsamda dikkate alınması gerektiğini, emsal kararda da görüleceği üzere Mahkemenin yetkisine yönelik bir itirazın var olup olmamasının, bu sonuca etkili olmadığını, itirazın iptali davasında, mahkemenin yetkisine itiraz edilmiş olsun veya olmasın, mahkemenin öncelikle, icra dairesinin yetkisine yönelik itirazı inceleyerek kesin olarak sonuçlandırması gerektiğini, mahkemece yapılacak araştırma sonucunda icra dairesinin yetkisiz olması nedeniyle dava koşulu gerçekleşmediğinden davanın reddi gerektiğini, dava şartı olan arabuluculuk başvurusu yapılmadan davanın açılmış olduğunu, Türk Ticaret Kanununun 5/A maddesinin dikkate alınması gerektiğini, amir hüküm gereğince yukarıda yapmış oldukları açıklamalar doğrultusunda açılan dava yetkisiz icraya ilişkin açılmış olup yapılan arabuluculuk görüşmesi de yetkisiz icraya konu olduğunu, itirazın iptali davasının icra takibine sıkı sıkıya bağlı davalardan olması ve arabuluculuk görüşmeleri de yok hükmünde sayılacağından dava şartı yokluğundan davanın reddi gerekmekte olduğunu, açılan davaya istinaden yapılan dava şartı arabuluculuk görüşmeleri de kabul görmeyeceğinden Bu sebeple huzurdaki davanın, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 5/a maddesi gereğince dava şartı yokluğundan usulden reddedilmesi gerektiğini, itirazın iptali davası kısmi dava olarak ikame edilemeyeceğinden davanın usulden reddini talep ettiklerini, konusu alacak miktarının belirlenebilir olduğu hallerde kısmi dava açılamayacağının Yargıtay’ın yerleşik içtihatları ile ortaya konulmuş olduğunu, İtirazın iptaline konu olan alacak tutarı cari hesap ile belirtilmiş olup alacak kesin olarak tespit edilebilir nitelik taşıdığından davanın kısmi dava olarak açılamayacağını, kaldı ki açılacak davanın değerinin veya miktarının biliniyor yahut belirlenebiliyor olması halinde ise, hukuki yararın varlığından bahsedilemeyecek olup bu şekilde açılacak bir davanın ise dava şartı yokluğundan usulden reddi gerekmekte olduğunu, dava şartlarından olan harç eksik yatırıldığından, verilecek kesin süre içerisinde harç tamamlatılması gerektiğini, davaya konu Kayseri Genel İcra Müdürlüğü 2025/17866 E. Sayılı dosyasında ilişkin olup davacının alacak miktarı dava dilekçesinde de belirtildiği üzere cari hesaptan kaynaklı borç olup toplam takip çıkışının 778.079,08 TL olduğunu, davacı tarafa eksik harcın yatırılması amacıyla süre verilmeli, bu süre içerisinde eksik harç tamamlatılmadığı takdirde verilen kesin sürede eksik harcın yatırılmaması halinde önce dosyanın işlemden kaldırılmasına, süresinde yenilenmez ve harç ödenmez ise davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerektiğini, davalının ttk hükümleri uyarınca basiretli tacir gerekliliğini yerine getirmemiş olduğunu, türk ticaret kanunu madde 18-(2)’nin dikkate alınması gerektiğini, Basiretli iş adamı gibi davranma gerekliliği hukukî sorumluluğun tespiti bakımından özellikle kusurun varlığı ve yükümlülüğün/hukuka uygunluğun ihlâli bağlamında önem arz etmekte olduğunu, Davacı basiretli tacir gibi davranmamış olup davalı ile arasındaki sözleşmeye aykırı davranarak dikkat ve özen yükümlülüğünü yerine getirmemiş olduğunu, hiç kimsenin kendi kusuruna dayanarak hak iddia edemeyeceği ve hak arama özgürlüğünün dürüstlük kuralına uygun kullanılma koşuluyla sınırlı olduğu, bir kişinin zarara kendi kusuru ile sebebiyet vermesi halinde zarara o kişinin kendisinin katlanması gerektiği genel hukuk ilkelerinden olduğunu, ticari hayatın olağan akışında elde edilebilen tecrübeler neticesinde hal ve şartlara göre bir hadisenin meydana gelebileceğini önceden kestirmenin mümkün olduğu hallerde, tacir bunun önüne geçmekle yükümlü olup, öngörülebilecek şartlara ilişkin gerekli tedbirleri almayan tacir meydana gelen zarardan kendisinin sorumlu olduğunu, davacı yanın icra takibine 778.079,08 TL cari hesap bakiyesi üzerinden takibe geçmiş itirazı üzerine açtığı huzurdaki davada ise 645.947,52 TL lik alacağa yapılan itirazın iptalini talep etmiş olduğunu, Davacı tarafın kendisinin de alacağı hususunda tam bir net rakam belirtememekte olduğunu, üretimi yapılan ürünlerin hatalarla dolu olduğu ve üretimlerini aksattığı yönünde davacı çalışanlarına telefonla ve mail yoluyla bildirimlerde bulunulduğunu, davalının tüm iyiniyetli yaklaşımlarının karşı tarafça kabul görmediğini, davalının böyle bir borcu olmadığı halde kötüniyetli olarak dava açılmış olup %20 kötüniyet tazminatına hükmedilmesi gerekmekte olduğunu belirterek, Yetkisiz İcra Dairesine konu açılan itirazın iptali davasının usulden reddine, dava şartı olan arabuluculuk usulüne uygun bir şekilde yapılmadığından davanın usulden reddine ,huzurdaki dava kısmi dava olarak ikame edilemeyeceğinden sunmuş olduğumuz Yargıtay kararları gereğince davanın reddine, davalı şirketin davacıya herhangi bir borcu bulunmadığından haksız hukuki mesnetten yoksun davanın reddine karar verilmesine, davacının kötüniyetli olarak açmış olduğu bu dava nedeni ile %20’ından aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkumiyetine karar verilmesinin talep edildiği görülmüştür. YARGILAMA VE GEREKÇE Dava, Davacının Kayseri Genel İcra Müdürlüğünün 2025/17866 Esas sayılı dosyası nedeni ile davalıdan alacaklı olup olmadığı, alacaklı ise miktarı hususlarına ilişkindir. Kayseri Genel İcra Dairesi'nin 2025/17866 sayılı takip dosyasının incelenmesinde, alacaklının Karva Termoform Plastik Soğutma Ve İnşaat Sanayi Ticaret Limited Şirketi olduğu, borçlunun Happıch Otomotiv Ve Akustik Parçaları Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi olduğu, takibin toplam 778.079,08-TL alacak nedeniyle ilamsız takip başlatıldığı, anlaşılmıştır. İlyas Bey Vergi Dairesine, Kayseri Vergi Dairesine yazılan müzekkerelere cevapların verildiği görülmüştür. Mahkememiz 05/11/2025 Tarihli celsesinde davalının defterlerinin incelenmesi için talimat yazılarak dosyanın bilirkişiye tevdiine karar verildiği, bilirkişi raporunun 17/12/2025 tarihinde dosyaya sunulduğu, incelenmesinde özetle; "Davalıya ait 2025 yılı ticari defter kayıtları: elenmesine bağlı olarak; Davalının, ticari defterlerinin HMK.m.222'ye göre delil niteliğinde olup olmadığı hususunun Sayın Mahkemenizin takdirinde bulunduğu, Taraflar arasında , davacının satıcı , davalının da müşteri olduğu nitelikte bir ticari ilişki olduğu 07.04.2025 İcra takip tarihi itibarı ile , davacının 540.624,89.-TL alacaklı olduğu, 29.04.2025 Dava tarihi itibarı ile ,davacının 540.624,89.-TL alacaklı olduğu, Taraflar arasındaki anlaşmazlığın, davalının 25.03.2025 tarihinden sonra , davalı adına düzenlemiş olduğu iade ve vade farkı faturaların düzenlenmesinden kaynaklandığı, Görüş ve Kanaati ile Sayın Mahkemenize ait olmak üzere saygılarımla sunarım." şeklinde rapor tanzim edildiği görülmüştür. Mahkememiz 18/02/2026 Tarihli celsesinde davacının defterlerinin incelenmesi için dosyanın bilirkişi heyetine tevdiine karar verildiği, bilirkişi heyet raporunun 22/06/2026 tarihinde dosyaya sunulduğu, incelenmesinde Kimya Bilirkişi İnceleme Sonucu; "Davaya konu ürünlerde ebatlamanın siparişten kısa olması durumunda sorun oluşturabileceği ancak uzun olması durumunda kesiminin veya tıraşlamasının yapılması ile kullanılabileceği, ürünün kenarlarının bantlama, kaplama, vb. bir işleme tabi tutulmamış olduğundan direkt olarak kesim sonrası kullanılabildiği dikkate alındığında bu kesim/tıraşlama işleminin davalı tarafından gerçekleştirilmesinin işin olağan akışı dahilinde olduğu, sonuç olarak davaya konu ürünlerin ayıplı olmadığı, dolayısı ile davacının alacak talebinin yerinde olduğu anlaşılmıştır." şeklinde, Mali Müşavir Bilirkişi İnceleme Sonucu; "Dosya kapsamında yer alan bilgi ve belgelerle davacının raporumuz ekindeki davalı ile olan ticari ilişkilerini gösteren muavin defter kaydı, davalının ticari defterlerinin incelendiği bilirkişi raporu, davacının faturaları, ödeme dekontu ve iade faturalarının incelenmesinden ulaştığımız bulgular şöyledir: Davacının davalı ile ticari ilişkisini gösteren muavin defter kaydında 01.01.2025 tarihi itibariyle önceki dönemden devreden 29.463,20 TL alacağı gözükmektedir. Davalının ticari defterlerinin incelendiği bilirkişili raporunda da davalının davacıya 01.01.2025 tarihi itibariyle davacıya 29.463,20 TL borçlu olduğu tespit edilmiştir. Dolayısıyla devir bakiye yönünden taraf ticari kayıtları birbirini teyit etmektedir. Davacının 2025 yılında davalıya düzenlediği faturalar toplamı 930.959,14 TL’dir. Davalının ticari defterlerinin incelendiği bilirkişi raporunda bu faturaların tamamının kayıtlı olduğu tespit edilmiştir. Dolayısıyla davalıya düzenlenen faturalar yönünden de taraf ticari kayıtlarının birbirini teyit ettiği anlaşılmaktadır. Davalının davacıya düzenlediği iade/fiyat farkı faturalarından 152.880,06 TL tutarlı olan davacının hesap ekstresinde kayıtlıdır. Ayrıca davacı taraf 132.131,56 TL tutarındaki iadeyi davalı borcundan düşmüştür. Davalının davacıya 29.463,20 TL ödeme yaptığı konusunda taraf ticari kayıtlar birbirini teyit etmektedir ve bu konuda bir ihtilaf gözükmemektedir. Davalının davacıya düzenlediği ve davalının ticari defterlerinde kayıtlı olduğu anlaşılan 69.800,75 TL tutarındaki vade farkı faturası davacının muavin defter kaydında yer almamaktadır, bu faturayı davalı ispatlamalıdır. Davalının davacıya düzenlediği 152.880,06 TL + 14.773,40 TL = 167.653,46 TL tutarındaki iade faturalarının 132.131,56 TL’lik kısmının davacının kabulünde olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda davalının 167.653,46 TL – 132.131,56 TL = 35.521,90 TL tutarlı iade faturasına konu ürünü davacıya teslim ettiğini ispatlaması gerektiği düşünülmektedir. Mevcut delil durumu dikkate alındığında davacının davalıdan 645.947,52 TL alacaklı olduğu hesaplanmaktadır. Söz konusu alacak şöyle tespit edilmektedir:" şeklinde rapor tanzim edildiği görülmüştür. Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda, her ne kadar davalı tarafça davanın reddine karar verilmesi talep edilmiş ise de, delillerin toplanmasından sonra davacının takibe konu cari hesap alacağı olup olmadığının tespiti için öncelikle talimat yazılarak davalının defterlerinin incelenmesine karar verilmiş ve alınan 17/12/2025 tarihli raporda, taraflar arasında davacının satıcı, davalının da müşteri olduğu nitelikte bir ticari ilişki olduğu, 07.04.2025 İcra takip tarihi itibarı ile davacının 540.624,89.-TL alacaklı olduğu, 29.04.2025 Dava tarihi itibarı ile davacının 540.624,89.-TL alacaklı olduğu, taraflar arasındaki anlaşmazlığın, davalının 25.03.2025 tarihinden sonra, davalı adına düzenlemiş olduğu iade ve vade farkı faturaların düzenlenmesinden kaynaklandığının belirtildiği görülmüş olup davalının kendi defterler kayıtlarının aleyhine delil olduğu ve ayıp iddiasının davalı tarafından ispatlanması gerektiği dikkate alınmıştır. Davalının malın ayıplı olduğu iddiası ile davacının defterlerinin incelenmesi sonucu alınan 22/06/2026 tarihli raporda, kimya bilirkişisinin ürünlerin ayıplı olmadığını tespit ettiği ve mali müşavirinde, devir bakiye yönünden taraf ticari kayıtlarının birbirini teyit etmekte olduğu, davacının 2025 yılında davalıya düzenlediği faturalar toplamının 930.959,14 TL olduğu, davalının ticari defterlerinde bu faturaların tamamının kayıtlı olduğunun tespit edildiği, davalının davacıya düzenlediği iade/fiyat farkı faturalarından 152.880,06 TL tutarlı olanın davacının hesap ekstresinde kayıtlı olduğu, ayrıca davacı taraf 132.131,56 TL tutarındaki iadeyi davalı borcundan düşmüş olduğu, davalının davacıya 29.463,20 TL ödeme yaptığı konusunda taraf ticari kayıtlar birbirini teyit etmekte olduğu, davalının davacıya düzenlediği ve davalının ticari defterlerinde kayıtlı olduğu anlaşılan 69.800,75 TL tutarındaki vade farkı faturası davacının muavin defter kaydında yer almadığı, davalının davacıya düzenlediği 152.880,06 TL + 14.773,40 TL = 167.653,46 TL tutarındaki iade faturalarının 132.131,56 TL’lik kısmının davacının kabulünde olduğu, bu durumda davalının 167.653,46 TL – 132.131,56 TL = 35.521,90 TL tutarlı iade faturasına konu ürünü davacıya teslim ettiğini ispatlaması gerektiği, mevcut delil durumu dikkate alındığında davacının davalıdan 645.947,52 TL alacaklı olduğunun tespit edildiği görülmüştür. Davalının ayıp iddiasının yerinde olmadığı alınan rapor ile anlaşılmakla, davacının kabulü dışındaki iade faturaları yönünden davalının borcundan düşülmesi gerektirir koşulların bulunmadığı, davacının bu iade faturalarına konu ürünler yönünden de alacaklı olduğu anlaşılmış ve bu nedenle satışa konu ürünlere ilişkin taraf defterlerinin birbirini teyit etmesi, ödemelerin davacı defterinde kayıtlı olması, satılan ürünlerin ayıplı olmadığının alınan rapor ile anlaşılması sonucu davanın takibe konu cari hesap alacağı nedeni ile davalıdan alacaklı olduğu anlaşılmış ve böylece DAVANIN KABULÜ İLE, Kayseri Genel İcra Dairesinin 2025/17866 sayılı dosyasına davalı tarafça yapılmış olan itirazın iptali ile takibin 645.947,52 TL asıl alacak üzerinden devamına, kabul edilen alacak bedeli olan 645.947,52 TL'nin %20 si oranında icra inkar tazminatının İİK madde 67 gereğince davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenler ile; 1-DAVANIN KABULÜ İLE, Kayseri Genel İcra Dairesinin 2025/17866 sayılı dosyasına davalı tarafça yapılmış olan itirazın iptali ile takibin 645.947,52 TL asıl alacak üzerinden devamına, 2-Kabul edilen alacak bedeli olan 645.947,52 TL'nin %20 si oranında icra inkar tazminatının İİK madde 67 gereğince davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 3-492 sayılı Harçlar Kanunu'na ekli (1) sayılı tarife gereğince alınması gerekli 44.124,68-TL karar ve ilam harcından davacı tarafça peşin yatırılan 7.140,77-TL'nin mahsubu ile eksik 36.983,91-TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, 4-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-13. maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 4.600,00TL arabuluculuk ücretinin (yargılama giderinin) davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, 5-Davacı tarafından yapılan 615,40-TL başvurma harcı, 7.140,77-TL peşin harç olmak üzere toplam 7.756,17-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davacı tarafından yapılan; bilirkişi, posta, müzekkere, tebligat, elektronik tebligat ve kep reddiyat gideri olmak üzere toplam 14.720,00-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca kabul edilen kısım üzerinden 102.892,13-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 8-Kararın mahiyeti gereği davalı lehine vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, 9-6100 sayılı HMK'nun 120 ve 333. maddeleri gereğince taraflarca yatırılan gider avansının kalan kısmının kararın kesinleşmesi halinde yatıran ilgili tarafça numarası bildirilen veya bildirilecek hesaba, hesap numarası bildirilmediği takdirde adreslerine ödemeli olarak re'sen gönderilmesine, Dair, davacı ve davalı vekillerinin yüzüne karşı, kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 30/09/2026 Katip e- imzalıdır
Hakim e- imzalıdır