İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/307 E. 2025/428 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/307
Karar No
2025/428
Karar Tarihi

T.C. ... 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/307 Esas - 2025/428 TÜRK MİLLETİ ADINA YARGILAMA YETKİSİNİ KULLANAN T.C. ... 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2025/307 Esas KARAR NO : 2025/428

BAŞKAN : ... ÜYE : ... ÜYE : .... KATİP : ....

DAVACILAR : 1- ... ..... 2- ... .... VEKİLİ : Av.... DAVALILAR : 1- ... ... ... 2- ...... VEKİLİ : Av. ...... DAVA : Ticari Şirkete Kayyım Atanması DAVA TARİHİ : 22/04/2025 KARAR TARİHİ : 25/06/2025 KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 08/07/2025 Mahkememizde görülmekte olan ticari şirkete kayyım atanması talepli dava dosyasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA : Davacılar vekili, müvekkillerinin davalı şirkette toplam %55 pay sahibi olduklarını, diğer davalının ise %5 oranında payının bulunduğunu, 30/12/2015 tarihinde tek başına temsil ve ilzama yetkili müdür olarak atandığını, 2023 yılına kadar genel kurul toplantısına çağrı yapmadığını, 20/03/2023 tarihli genel kurulda müvekkillerinin şirket temsilcileri olarak belirlendiğini, davalı eski müdürün genel kurulu tescil ettirmemesi nedeniyle halen temsilci göründüğünü, işlemleri hakkında suç duyurusunda bulunulduğunu, ihtarnameye rağmen davalı şirketin taşınmazını şirket ve ortakların zararına satışa çıkardığını, ihalelere katıldığını, şirket zararına vekalet sözleşmesi akdettiğini, idari para cezası almasına neden olduğunu, ... 10. ATM'sinin 2023/295 Esas sayılı dosyasında müdür azli davası açıldığını, bu davanın kabul edildiğini, istinaf yoluna başvurulduğunu, kararın kesinleşmediğini, halen şirketin içini boşaltmaya devam ettiğini, zararlandırıcı işlemlerinin olduğunu ileri sürerek, şirket müdürünün görevlerine tedbiren son verilmesini, hakim ortak müvekkili ... ... kayyım olarak atanmasına, aksi takdirde mahkemece 3. şahsın kayyım olarak tayinine ve şirkete yönetim kayyımı atanmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalılar vekili, şirket müdürü olan müvekkili ... ... ...'in görev ve yetkilerinin 30/03/2023 tarihli genel kurul toplantısında alınan kararla sona erdiği hususundaki iddiaların açıkça gerçeğe aykırı olduğunu, davalı Şirketin 2012 yılında kurulmuş bulunduğunu, 2015 yılında yapılan pay devri ile müvekkili gerçek kişinin diğer müvekkili şirketin %5 ortağı olduğunu ve aynı tarihte alınan genel kurul kararı ile şirketi münferiden temsile yetkili tek müdür olarak atandığını, müvekkilin şirket müdürü olarak görev yaptığı dönemde, şirkete ait taşınmazla ilgili olarak yapılan tüm işlemlerin hukuk sınırları içinde ve şirket menfaatine uygun şekilde gerçekleştirildiğini, davacı tarafından şirket müdürünün genel kurulu toplantıya çağırmamasını kayyım atanmasının gerekçesi olarak ileri sürülmüşse de gerçekte böyle bir durumun söz konusu olmadığını, limited şirketlerde genel kurulu toplantıya çağırabilecek birden fazla kişi ve/veya grubun bulunduğunu, anılan hususun limited şirkete yönetim kayyımı atanmasına karar verilebilmesi için tek başına yeterli kabul edilmediğini, davacı yanın esasen şirketin faal bir şirket olmadığı, şirket adına ... ... parselde bulunan taşınmazın satın alındığı, şirket müdürünün de bu taşınmazın idaresi için seçildiği iddialarını kabul etmediklerini, şirketin kayyım atanmasını gerektirecek bir yönetim krizi içinde bulunmadığını, idaresi gereken bir taşınmazın hali hazırda mevcut olmadığını, şirket müdürünü itibarsızlaştırmaya yönelen fakat mesnetsiz şekilde ortaya atılan iddiaların ise şirkete yönetim kayyımı atanabilmesi için yeterli bulunmayacağını savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. KANITLAR : Davalı şirketin ticaret sicil dosyası örneği getirtilmiştir. Taraflar arasında karşılıklı düzenlenen ihtarnameler, toplantı çağrısı ve tebliğ şerhleri dosyaya sunulmuştur. Ticaret Sicil Gazetesi örnekleri ibraz edilmiştir. Mahkememizin 2023/295 Esas sayılı dosyası incelenmiştir. GEREKÇE: Dava, davalı şirkete yönetim kayyımı atanması istemine ilişkindir. Somut uyuşmazlıkta davacılar ile davalı gerçek kişinin ve dava dışı kişinin, diğer davalı Şirketin ortakları bulunduğu, davacıların toplamda %75, davalı gerçek kişinin %5 ve dava dışı ortağın ise %20 pay sahipliğinin olduğu, davalı Şirketin 04/10/2012 tarihinde tescil edildiği, 2015 yılında hisse devirleri yapılarak davalı gerçek kişinin müdür olarak tayin edildiği, şirketin taşınmazlarının olduğu, 2015 yılından sonra genel kurul yapmadığı, taraflar arasında genel kurul yapılması, taşınmazın satışı gibi hususlarda uyuşmazlık çıktığı, genel kurul tescil istemli davanın görüldüğü, mahkememizde ise müdür azlini de kapsar davanın açıldığı, mahkememizin 2023/295 Esasına kayıtlı davasında müdür azli yönünden kabul kararı verildiği ve bu kararın kesinleşmediği, davacıların kötü yönetim nedeniyle davalı müdür ile diğer davalı şirketi hasım göstererek yönetim kayyımı istemli işbu davayı açtığı, davalıların ise davanın reddini savunduğu hususları uyuşmazlık konusu değildir. Çekişme, davacıların ortağı olduğu, davalı gerçek kişinin münferiden temsil yetkilisi bulunduğu diğer davalı şirkete yönetim kayyımı atanması koşullarının bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır. Gerek 6102 Sayılı TTK ve gerekse özel yasalarda limited şirkete kayyım atanmasına ilişkin bir hüküm bulunmamakla birlikte, anılan Kanunun 1. maddesinde "Türk Ticaret Kanununun, Türk Medeni Kanununun ayrılmaz bir parçası" olduğuna ilişkin hükmü karşısında konu ile ilgili 4721 Sayılı TMK'nın hükümlerinin uygulanması gerekmektedir. TMK'nın 426. maddesinde düzenlenen temsil kayyımlığı müessesesi, gerçek kişiler esas alınarak getirilmiş bir kurum olmakla birlikte tüzel kişiler içinde temsil kayyımı atanabileceği gerek öğretide uygulamada kabul edilmektedir. Anılan Kanunun 403/2. maddesinde kayyımın, belirli işleri görmek veya malvarlığını yönetmek için atanacağı, 426. maddesinde vesayet makamının, aşağıda yazılı olan veya kanunda gösterilen diğer hallerde ilgilisinin isteği üzerine veya re'sen temsil kayyımı atayacağı, kayyım atamasının yasal temsilcinin görevini yerine getirmesine bir engel olmayacağı, 427. maddesinde ise bir tüzel kişi gerekli organlardan yoksun kalmış ve yönetimi başka yoldan sağlanamamışsa kayyım atanacağına ilişkin düzenlemeler yer almaktadır. 6102 sayılı TTK'nın 630/(2) ve (3). maddelerinde de; her ortağın, haklı sebeplerin varlığında, yöneticilerin yönetim hakkının ve temsil yetkilerinin kaldırılmasını veya sınırlandırılmasını mahkemeden isteyebileceği, yöneticinin, özen ve bağlılık yükümü ile diğer kanunlardan ve şirket sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini ağır bir şekilde ihlal etmesi veya şirketin iyi yönetimi için gerekli yeteneği kaybetmesi haklı sebep olarak kabul olunacağı belirtilmiştir. TMK'nın 426. maddesinde temsil kayyımlığı, 427. maddesinde ise yönetim kayyımlığı düzenlenmiştir. Bir şirketin yasal temsilcisinin görevini yerine getirmesine bir engel bulunduğu taktirde kendisine o iş için temsil kayyımı atanabileceği gibi, şirketin zorunlu organlarından olan müdür veya müdürler kurulunun mevcut olmaması halinde de TTK'nun 636/2. maddesi gereğince bu durumun feshe sebep olabileceği de gözetilerek bir yönetim kayyımı atanabilir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 630/2. ve 3. maddelerinde düzenlenen müdürün yetkisinin sınırlandırılmasının amacı, müdürün yetkisi dahilinde yaptığı işlerin kayyım onayına tabi tutulması değildir. Böyle bir yorum, TMK'da düzenlenen kayyımlık müessesesi ile bağdaşmadığı gibi TTK'nun 629/1. maddesinin atfıyla limited şirketlere de uygulanması mümkün olan TTK'nun 371/3. maddesi gereğince ancak temsil yetkisinin sadece merkezin veya bir şubenin özgülendirilmesine veya birlikte kullanılmasına ilişkin sınırlandırılmalar geçerli olup, TTK'nun 630/2 ve 3. fıkralarında belirtilen sınırlandırmada ancak kanunda belirtilen bu hallere ilişkin olarak yapılabilir (Emsal Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 28/01/2021 tarih 2020/1490 Esas 2021/593 Karar sayılı ilamı). Dava konusu olay ele alındığında, davalı müdürün azline karar verilmiş ise de bu kararın henüz kesinleşmediği, yönetim organı boşluğunun bulunmadığı, gerek temsil gerekse yönetim kayyımı atanması koşullarının olmadığı, kayyım istemli davanın şirkete karşı açılması gerektiği, somut olayda bu istemin davalı müdürün hukuki durumunu da ilgilendirdiği, bu nedenle davacıların davasının subuta ermediği sonucuna varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacıların davasının reddine, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince, alınması gereken 615,40 TL maktu karar ve ilam harcı peşin olarak alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca davalı yararına hesaplanan 30.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davacılardan alınarak kendisini vekil ile temsil ettiren davalılara verilmesine, 4-Davacı tarafça yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, 5-Davacı tarafça yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde iadesine, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde ... Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf yolu açık olmak üzere 25/06/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi. Başkan ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Üye .... e-imzalıdır Katip ... e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2025/307, K. 2025/428, T. 25.06.2025, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-307-e-2025-428-k-07445d539fc5