İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/20 E. 2025/442 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/20
- Karar No
- 2025/442
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/20 Esas - 2025/442
T.C. "TÜRK MİLLETİ ADINA" ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ K A R A R
ESAS NO : 2025/20 KARAR NO : 2025/442
DAVA : Marka tecavüzü tespiti, Ticaret Unvanı Terkini DAVA TARİHİ : 16/07/2020 KARAR TARİHİ : 05/11/2025 Yazım Tarihi: 25/11/2025 İDDİA: Davacılar vekili dava dilekçesinde ÖZETLE: Davacı müvekkillerinin dahil olduğu ... Grubun ürünlerini 5 kıtada 135’ten fazla ülkeye ihraç ettiğini, grubun farklı alanlarda kurdukları şirketler ile mühendislik, üretim ve anahtar teslim projeler olmak üzere 3 ana alanda faaliyet gösterdiğini, müvekkillerinden ... Şirketinin faaliyet alanlarını ilgilendiren 06, 11, 40 ve 42. Sınıflarda 1987 yılından başlayan marka tescillerinin olduğunu, yine ... markasını yurt dışında da tescil ettirdiğini, müvekkillerinin 65 yıldır ... ismini kullanmakta ve tanıtmakta olduklarını, davalı ... Ltd. Şti.’nin ticaret sicil kayıtlarına göre 18/08/2017 tarihinde ilan edilerek kurulduğunu, davalı şirketin ticaret unvanının esas unsurunun ... ibaresi olduğunu ve bu ibarenin müvekkillerine ait ticaret unvanları ile markaların esas unsurları ile aynı olduğunun tartışmasız olduğunu, davalının ... ibaresini müvekkillerinin bilgisi dışında ticaret unvanı içine aldığını ve fiillerine yasal bir kimlik kazandırmak için de ticaret unvanını tescil ettirdiğini, TTK m.52 ve SMK m.7 uyarınca müvekkillerinin ticaret unvanının tescilini önleme veya tescil edilmişse terkin talep etme haklarının bulunduğunu, Yargıtay HGK 21/03/2019 tarih, .... Sayılı ilamında vurgulandığı veçhile uyuşmazlıkta taraf ticaret unvanlarının çekirdek unsurlarının benzer ve ayırt edici ek unsurlarının aynı ve benzer olması ve taraf iştigal alanlarının aynı ya da benzer olması koşullarının sağlandığını beyan ederek davalı yanca tescil ettirilen ticaret unvanının davacıların ticaret unvanları ile markalara tecavüz ettiğinin tespitini, davalı yanca tescil ettirilen ticaret unvanının silinmesi ile ticaret unvanından terkinini ve hükmün ilanı ile yargılama gideri ve vekâlet ücretinin davalıya yükletilmesini talep ve dava etmiş, duruşmada da dilekçesini aynen tekrar etmiştir. SAVUNMA: Davalı firma vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: Davacıların iddialarının kabul edilebilir olmadığını, söz konusu şirket unvanının babadan oğula geçen ve 40 yıla yakın süredir kullandıkları bir unvan olduğunu, yine müvekkilinin faaliyet alanının davacılardan farklı olduğunu, davacıya zarar verme kastlarının olmadığını, davalı şirket kurucusu ...’ın unvanı kullanma sebebinin daha önce yine dedesi tarafından aynı unvan ile uzun yıllar şirketin faaliyet göstermesi olduğunu, müvekkilinin ve ailesinin 40 yıldır bu unvan ile ticaret yaptıklarını, müvekkilinin ticari defter ve belgelerinin incelenmesi neticesinde davacı ile farklı alanlarda faaliyet gösterdiğinin, yoğun bir ticari faaliyetinin olmadığının ve davacı ile rekabet yapmadığının görüleceğini, somut olayda davacı ve davalı şirketin aynı mal veya benzeri malı kullanmasının söz konusu olmadığını, tüm bu nedenlerle ve resen tespit edilecek nedenlerle müvekkilinin ticaret unvanının terkinini gerektirir hukuksal gerekçelerin bulunmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir. 6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU (10/01/2017 yürürlük) Madde 29 " (1) Aşağıdaki fiiller marka hakkına tecavüz sayılır: a) Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı 7 nci maddede belirtilen biçimlerde kullanmak. ( 7.nci maddede sayılan haller 2.nci FIKRADA ; a)Tescilli marka ile aynı olan herhangi bir işaretin, tescil kapsamına giren mal veya hizmetlerde kullanılması., b) Tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılması. c) Aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde olmasına bakılmaksızın, tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle markanın itibarından haksız bir yarar elde edecek veya itibarına zarar verecek veya ayırt edici karakterini zedeleyecek nitelikteki herhangi bir işaretin haklı bir sebep olmaksızın kullanılması. 3.ncü FIKRADA ; a) İşaretin, mal veya ambalajı üzerine konulması. b) İşareti taşıyan malların piyasaya sürülmesi, teslim edilebileceğinin teklif edilmesi, bu amaçlarla stoklanması veya işaret altında hizmetlerin sunulması ya da sunulabileceğinin teklif edilmesi. c) İşareti taşıyan malın ithal ya da ihraç edilmesi. ç) İşaretin, teşebbüsün iş evrakı ve reklamlarında kullanılması. d) İşareti kullanan kişinin, işaretin kullanımına ilişkin hakkı veya meşru bağlantısı olmaması şartıyla işaretin aynı veya benzerinin internet ortamında ticari etki yaratacak biçimde alan adı, yönlendirici kod, anahtar sözcük ya da benzeri biçimlerde kullanılması.e) İşaretin ticaret unvanı ya da işletme adı olarak kullanılması. f) İşaretin hukuka uygun olmayan şekilde karşılaştırmalı reklamlarda kullanılması.) b) Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit etmek. c) Markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markanın taklit edildiğini bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde tecavüz yoluyla kullanılan markayı taşıyan ürünleri satmak, dağıtmak, başka bir şekilde ticaret alanına çıkarmak, ithal işlemine tabi tutmak, ihraç etmek, ticari amaçla elde bulundurmak veya bu ürüne dair sözleşme yapmak için öneride bulunmak. ç) Marka sahibi tarafından lisans yoluyla verilmiş hakları izinsiz genişletmek veya bu hakları üçüncü kişilere devretmek, (2) 19 uncu maddenin ikinci fıkrası hükmü tecavüz davalarında def’i olarak ileri sürülebilir. Bu durumda kullanıma ilişkin beş yıllık sürenin belirlenmesinde dava tarihi esas alınır." hükmü yer aldığı; Hukuka uygunluk sebepleri Hak sahibinin rızası,-izni ya da muvafakati- (29.m.) Temel başvuru eserlerinde jenerik olarak kullanma (8.m.) Dürüst ticari uygulamalarda tanımlayıcı olarak kullanma , aksesuar,yedek parça ve eşdeğer parça üretiminde kullanım amacını belirtilmesi (7/5 m.) Marka Hakkının Tüketilmesi (152.m.) Önceye dayalı kullanım hakkı (6/3 m.) Müktesep hak (6/6 m.) Dürüstlük Kuralı-Sessiz Kalma (M.K. 2.m.) sayılabilecektir. 6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU (14.02.2011 tarihli yayınlanan); Madde 50 " Usulen tescil ve ilan edilmiş olan ticaret unvanını kullanmak hakkı sadece sahibine aittir." Madde 52 " (1) Ticaret unvanının, ticari dürüstlüğe aykırı biçimde bir başkası tarafından kullanılması hâlinde hak sahibi, bunun tespitini, yasaklanmasını; haksız kullanılan ticaret unvanı tescil edilmişse kanuna uygun bir şekilde değiştirilmesini veya silinmesini, tecavüzün sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılmasını, gereğinde araçların ve ilgili malların imhasını ve zarar varsa, kusurun ağırlığına göre maddi ve manevi tazminat isteyebilir. Maddi tazminat olarak mahkeme, tecavüz sonucunda mütecavizin elde etmesi mümkün görülen menfaatinin karşılığına da hükmedebilir. (2) Mahkeme, davayı kazanan tarafın istemi üzerine, giderleri aleyhine hüküm verilen kimseye ait olmak üzere, kararın gazete ile yayımlanmasına da karar verebilir." Madde 54 "(1) Haksız rekabete ilişkin bu Kısım hükümlerinin amacı, bütün katılanların menfaatine, dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanmasıdır. (2) Rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır." Madde 55 "(1) Aşağıda sayılan hâller haksız rekabet hâllerinin başlıcalarıdır: a) Dürüstlük kuralına aykırı reklamlar ve satış yöntemleri ile diğer hukuka aykırı davranışlar b) Sözleşmeyi ihlale veya sona erdirmeye yöneltmek; c) Başkalarının iş ürünlerinden yetkisiz yararlanmak; d) Üretim ve iş sırlarını hukuka aykırı olarak ifşa etmek; e) İş şartlarına uymamak; f) Dürüstlük kuralına aykırı işlem şartları kullanmak.; "hükmü yer almaktadır. İLK KARAR; Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davacıların tescilli "..." ibareli marka ve ticaret unvanı hakkına bağlı olarak davalı tarafın ticaret unvanında geçen "..." klavuz unsurlu ibarenin ticaret unvanından terkini gerekip gerekmediği, davalı tarafın önceye dayalı hak sahipliği iddiasının yerinde ve doğru olup olmadığı noktasında olduğu anlaşılmıştır. Celbedilen Ticaret sicil kayıtları, marka tescil belgeleri ve Bilirkişi raporunda da geçtiği şekilde; Davacılardan “... San. Tic. A. Ş.”nin 07/01/2003 tarihinde ... LTD. ŞTİ. unvanı ile kurulduğu, şirketin 16/05/2007’de şirket .... Şirket haline dönüştürdüğü, şirketin 20/12/2011 tarihinde unvanını “... A. Ş.” şeklinde değiştirdiği, şirketin 22/01/2018 tarihinde çeşitli şirketleri birleşme yoluyla devralarak unvanını “... SAN. TİC. A. Ş.” olarak değiştirdiği tespit edilmiştir. Davacı “... . A. Ş.”nin 25/01/1958 tarihinde ... T. A. Ş. unvanı ile yapıldığı, 14/01/1971 tarihli gazetede şirketin unvanının “... A. Ş.” şekline dönüştüğü,10/01/2002 şirketin unvanının “....K A. Ş.” şekline dönüştüğü, 20/10/2004 tarihinde ise şirketin unvanının “... A. Ş.” şekline dönüştüğü tespit edilmiştir. ... adına Tescilli Markalar ; a) 04/06/2017 tarihinde yenilenen .... sayılı "...+..." markasının, 06 ve 11. sınıfta yer alan "Demir ve çelik profiller ve elektrik direği, güneş enerjisi kollektörü, çokgen kesitli konik galvanizli çelik aydınlatma direkleri. " malları için tescilli olduğu, b) 07/06/2013 tarih ve ... sayılı " ... + ... "markasının, 06, 40 ve 42. Sınıflarda yer alan çeşitli mallar ve hizmetler için tescilli olduğu, c) 19/12/2012 tarih ve ... sayılı ... markasının, 06. Sınıfta yer alan mallar için tescilli olduğu, (sonradan ...'ya devir edilen) d) 09/12/2013 tarih ve ... sayılı " ...+... "markasının, 06, 40 ve 42. Sınıflarda yer alan çeşitli mallar ve hizmetler için tescilli olduğu, e) 09/12/2013 tarih ve ... sayılı " ...+... " markasının, 06, 40 ve 42. Sınıflarda yer alan çeşitli mallar ve hizmetler için tescilli olduğu, f) 15/08/2016 tarih ve ... sayılı " ...+... " markasının, 06, 40 ve 42. Sınıflarda yer alan çeşitli mallar ve hizmetler için tescilli olduğu, g) 19/12/2012 tarih ve ... sayılı " ...+..." markasının, 06. Sınıfta yer alan mallar için tescilli olduğu, (sonradan ...'ya devir edilen) Davalı “... Şirketi”nin kuruluşunun 18/08/2017 tarihli Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde ilan edildiği görülmüştür. .... yazısının incelenmesi neticesinde; davalı vekilinin iddialarına mesnet olarak gösterdiği ... A. Ş.’nin ticaret siciline 03/11/1982 tarihinde tescil edildiği, şirketin 07/04/2003 tarihinde tasfiyeye girmesine karar verildiği, 08/04/2003 tarihinde şirketin tasfiyesinin tescil edildiği, 18/05/2004 tarihli genel kurulda şirketin feshedilmesine karar verildiği ve fesih kararı sonrası 21/05/2004 tarihinde ticaret sicil kaydı silinerek şirketin tüzel kişiliğinin sona erdiği tespit edilmiştir. Bilirkişiden alınan 22/02/2021 tarihli raporda ÖZETLE: " 1- Dava dosyası kapsamında, davalı ticaret unvanı kullanımının, davacılardan “... ŞİRKETİ” adına tescilli markalardan doğan hakları ihlal ettiğinin ispatlanamadığı ve bu nedenle uyuşmazlıkta davacı markaları nedeniyle davalı ticaret unvanından ... ibaresinin terkini koşullarının oluştuğundan söz edilemeyeceği, 2- Davacılardan “... A. Ş.”nin kendi ticaret unvanına dayanarak, davalının ticaret unvanında yer alan “...” ibaresinin terkini yönünde talepte bulunabileceği ve uyuşmazlıkta bu davacı açısından davalı ticaret unvanından “...” ibaresinin terkini koşullarının oluştuğu, 3- Taraf ticaret unvanları arasında iltibas bulunmadığı kanaatine ulaşıldığından, davacılardan “... SAN. TİC. A. Ş.” açısından davalı ticaret unvanından “...” ibaresinin terkini koşullarının oluşmadığı, 4- Davalı vekilinin önceki tarihli hak sahipliği iddialarına mesnet olarak gösterdiği ... A. Ş.’nin tüzel kişiliği, davalı şirketin kuruluşundan 13 yıl önce sone erdiğinden, davalı ticaret unvanının kesintisiz kullanımından ve dolayısıyla davalının önceye dayalı hak sahipliği iddiasından bahsedilemeyeceği kanaatine ulaşılmakla birlikte Takdirin Sayın Mahkemeye ait olduğu," şeklinde ifade edilmiştir. Mahkememizce 09/06/2021 tarih ve .... sayı ile " 1-Davanın KISMEN KABULÜNE, 2-Davalı firmanın ticaret unvanında ''...'' şeklinde kılavuz unsur olarak belirtilen ibarenin davalı ticaret unvanından TERKİN EDİLMESİNE, (SİLİNMESİNE) karar kesinleştiğinde .... müzekkere yazılmasına,
3-Kararın hüküm özetinin masrafı sonradan davalı tarafça karşılanmak üzere, Türkiye genelinde yayınlanan bir gazete de bir kez ilam edilmesine, 4-Diğer kısımların reddine, " şeklinde hüküm kurulmuştur. Bu karara karşı davacılar ve davalı tarafından istinaf yoluna gidilmesi üzerine ..... tarafından 02/11/2023 tarih ve .... sayı " Somut olayda da davacı ......A.Ş yönünden tescilli ticaret unvanına ve markalara, diğer davacı yönünden ise sadece tescilli ticaret unvanına dayalı olarak açılan işbu davada, davalıya atfedilen markaya ve unvana tecavüz fiili ortak vakıa olduğundan, HMK’nın 57/1-c maddesi çerçevesinde davacılar arasında ihtiyari dava arkadaşlığı bulunduğu açıktır. Bu durumda, ilk derece mahkemesince dava açılırken her bir davacı için ayrı ayrı başvurma ve peşin karar ve ilam harçlarının alınması gerekirken, dava açılırken tek bir harç alınarak yargılamaya bu şekilde devam edilmesi ve gerekçeli kararda da tüm davacılar için tek harca hükmedilmesi doğru görülmemiştir. Nitekim benzer şekilde açılan başka bir dava hakkında verilen ..... Hukuk Dairesi'nin 12/10/2022 tarih, .... sayılı ilamında da aynı tespitlere yer verilmiştir. Her ne kadar istinaf yoluna başvuran taraflarca bu yönde bir istinaf itirazında bulunulmamışsa da, harçlar kamu düzenine ilişkin olduğundan, bu hususun tarafların istinafı üzerine resen gözetilmesi gerekmiştir. Bu itibarla, mahkemece yukarıda açıklanan hususlar çerçevesinde eksik harcın tamamlanması, her bir davacının davasının bağımsız olduğu da nazara alınarak, sonucuna göre bir karar verilmesi için HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince yerel mahkeme kararının KALDIRILMASINA, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine,(İADESİNE) kararın niteliğine göre taraf vekillerinin diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına " şeklinde KESİN karar verilerek dosya mahkememize gönderilmiştir. İKİNCİ YARGILAMA ve KARAR; ... iade kararı çerçevesinde 2 ayrı davacı için ( aralarında zorunlu dava arkadaşlığı olmadığından) ayrı ayrı harç ikmali yapılmıştır. Mahkememizce yapılan 2.nci yargılama sonunda 17/04/2024 tarih ve .... sayı ile " davacıların ticaret unvanlarının asli unsuru ile davalının ticaret unvanının asli unsurunun "..." ibaresinden oluştuğu, davacılardan ... ..A.Ş ile davalının faaliyet alanlarının aynı ve benzer bulunduğu, anılan davacının ticaret unvanının davalı Şirketten daha önce tescil edildiği, bu nedenle anılan davacının davalının ticaret unvanının terkini ve hükmün ilanı isteminin yerinde bulunduğu, diğer davacının ise davalı ile faaliyetleri konuları arasında benzerlik bulunmadığından unvan terkini ve hükmün ilanı istemlerinin yerinde bulunmadığı, davalının "..." ibareli markasal kullanımı bulunmadığından, davacılardan ......A.Ş'nin tescilli markalarına tecavüzün söz konusu olmadığı, davalının önceye dayalı hak sahipliği iddiasının da yerinde bulunmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalı firmanın ticaret unvanında ''...'' şeklinde kılavuz unsur olarak belirtilen ibarenin davalı ticaret unvanından terkin edilmesine, (silinmesine), kararın hüküm özetinin masrafı sonradan davalı tarafça karşılanmak üzere, Türkiye genelinde yayınlanan bir gazete de bir kez ilan edilmesine, diğer kısımların reddine " şeklinde karar verilmiştir. Bu karara karşı davacılar ve davalı tarafından tarafından İSTİNAF yoluna gidilmiş olup .....nin 08/11/2024 tarih ve .... karar sayı ile " Dosya kapsamında yer alan bilirkişi raporu ve ... 'nun resmi internet sitesinden tespit edilen bilgilere göre, davacı ... A.Ş'nin davaya mesnet gösterdiği markalarından, ....sayılı ve "..." ibareli markalarını, ilk derece mahkemesinin karar tarihinden önce Ekim 2020 tarihinde, dava dışı ... Sanayi ve Ticaret A. Ş.’ye devrettiği anlaşılmaktadır. 6100 sayılı HMK'nın 125/2. maddesi uyarınca, davanın açılmasından sonra, dava konusu davacı tarafından devredilecek olursa, devralmış olan kişi, görülmekte olan davada davacı yerine geçer ve dava kaldığı yerden itibaren devam eder. Somut uyuşmazlıkta da davacı ........A.Ş tarafından, dava konusu .... sayılı markaların .. A. Ş.'ye devredilmesiyle anılan hüküm uyarınca, devralan kişinin davacı yerine geçmesi, bahsi geçen markalar yönünden davanın kaldığı yerden itibaren bu kişi huzurunda görülmesi gerekir. İlk derece mahkemesi ise karar tarihinden önce gerçekleşen bu devri hiç dikkate almamış, .... sayılı markalar yönünden, anılan markaları devreden ........A.Ş. huzurunda davayı görmeye devam etmiştir. Her ne kadar, davacı ... A.Ş'nin bahsi geçen markalarının devredildiği hususu, ilk kez istinaf aşamasında fark edilmiş ve ilk derece mahkemesine bu hususta bir bildirimde bulunulmamış ise de, taraf teşkili kamu düzenine ilişkin olup markaların devir tarihi, ilk derece mahkemesinin karar tarihinden önce olduğundan, bu devirler nedeniyle gerekli işlemlerin yapılması ve taraf teşkilinin sağlanması da ilk derece mahkemesince yapılmalıdır. Kabule göre de; yukarıda özet kısmından da anlaşılacağı üzere, davacı taraf, davalının ticaret unvanının, davacılardan .......A.Ş'nin "..." ibareli tescilli markalarına ve her iki davacının ticaret unvanına tecavüz oluşturduğunu ileri sürerek, davalının ticaret unvanının terkinini istemiştir. İlk derece mahkemesince, markaya tecavüz iddiası yönünden, davalının "... " ibareli markasal kullanımı bulunmadığı gerekçesiyle bu istem yönünden davanın reddine karar verilmişse de; 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 7/3-e maddesi uyarınca, işaretin ticaret alanında kullanılması halinde marka sahibi, işaretin ticaret unvanı ya da işletme adı olarak kullanılmasını yasaklayabilir. Aynı Yasa'nın 29/1-a maddesi uyarınca da marka sahibinin izni olmaksızın, markayı 7 nci maddede belirtilen biçimlerde kullanmak fiili, marka hakkına tecavüz sayılır. 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun anılan maddelerinin yürürlüğe girmesiyle artık ticaret unvanının özellikle "hizmet" sınıflarında sadece unvan biçiminde "kullanılması" dahi, marka hakkına tecavüz teşkil edecektir. Bu durumda marka hakkına tecavüzden bahsedilebilmesi için ticaret unvanının markasal biçimde kullanılmasına dahi gerek yoktur. Bahsi geçen maddeler kapsamında bir ticaret unvanının kullanılmasının, marka hakkına tecavüz teşkil etmesi için kullanımın ticaret sırasında olması, kullanım konusunda marka sahibinin izninin olmaması, kullanımın markanın tescil edildiği mallarla/hizmetlerle aynı veya benzer mallar/hizmetler için olması veya aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde olmasına bakılmaksızın, tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle markanın itibarından haksız bir yarar elde edecek veya itibarına zarar verecek veya ayırt edici karakterini zedeleyecek nitelikte olması ve kullanımın markanın işlevlerini, özellikle tüketicilere malların veya hizmetlerin kaynağını garanti etme yönündeki temel işlevini yerine getirmeye müsait olması gereklidir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 08.02.2023 tarih, .... sayılı kararı). Açıklanan nedenleri ilk derece mahkemesince davadaki markaya tecavüz iddiası yönünden, yazılı gerekçeyle karar verilmesi doğru olmamıştır. Öte yandan yine kabule göre, dosya kapsamında yer alan ticaret sicil kayıtlarından, davacıların ticaret unvanlarının davalının ticaret unvanından önce tescil edildiği ve her iki tarafın ticaret unvanlarının asli unsurlarının aynı ibareden oluştuğu anlaşılmaktadır. Ancak TTK'nın 52. maddesi kapsamında unvan terkini koşullarının gerçekleşmesi için bu ticaret unvanlarının fiilen kullanıldıkları faaliyet alanlarının da aynı veya benzer olması gereklidir. İlk derece mahkemesince, bilirkişi raporu doğrultusunda davacılardan ... .A.Ş ile davalının faaliyet alanlarının aynı ve benzer bulunduğu, diğer davacının faaliyet alanının ise davalıdan farklı olduğu gerekçesiyle yazılı şekilde karar verilmişse de, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda bu sonuca , tarafların ticaret sicilinde kayıtlı bulunan ana sözleşmelerinde yazılı faaliyet konuları nazara alınarak yapılan inceleme ile varıldığından, bilirkişi raporunun bu yönden hükme esas alınması mümkün değildir. Zira bu incelemenin, şirketlerin ticaret unvanları tescil edilirken, faaliyet alanına her türlü mal ve hizmetin yazılması mümkün olduğundan ve ticaret unvanının bu alanların hepsinde kullanma gibi bir yükümlülük bulunmadığından, ticaret unvanının fiilen kullanıldığı mal ve hizmetler dikkate alınarak yapılması gerekli ve zorunludur. Nitekim ..... Hukuk Dairesi'nin .... sayılı ilamı ve YGHK'nın .... sayılı ilamları da aynı yöndedir. O halde mahkemece yapılması gereken öncelikle, dava konusu .... sayılı markalar yönünden, HMK'nın 125. maddesi uyarınca gerekli işlemlerin yapılması ve taraf teşkilinin sağlanması, bundan sonra da tarafların fillen faaliyet gösterdikleri iştigal alanları, konusunda uzman bilirkişiler marifetiyle belirlenip, gerek davacı .....A.Ş'nin markaya tecavüz iddiası yönünden (davacının markalarının tanınmış olduğunu ileri sürdüğü de dikkate alınarak) gerekse de her iki davacının unvan terkini talepleri yönünden, yukarıda açıklanan hususlar çerçevesinde inceleme yapılarak bir karar verilmesinden ibarettir. Bu itibarla Dairemizce, taraf vekillerinin yukarıdaki hususlara ilişkin istinaf itirazlarının kabulü ile HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine, kararın niteliğine göre taraf vekillerinin sair istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacılar ve davalı vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KABULÜ ile .... Mahkemesince verilen 17/04/2024 gün ve ..... sayılı kararının KALDIRILMASINA; 2-Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine İADESİNE," şeklinde kararı ile dosya yeniden mahkememize gönderilmiştir. Yeniden DEĞERLENDİRME : Davacılar ... ... A.Ş ile diğer davacı ... San. Tic. A.Ş. Firma vekili .... sayılı markayı devir alan dava dışı ... A. Ş. adına da vekalet verip harç eksiği de giderildikten sonra "Tüm müvekkil firmalar adına dava dilekçesini tekrar ettiğini" beyan etmiş, bu şekilde 2 adet markayı devir alan firma da davaya 3.ncü davacı olarak katılmıştır. Davacı taraf iddiasına göre ; Davalı firmanın ticaret unvanının klavuz unsurunu "..." olarak tescil ettirmesi ; davacılardan ... ... A.Ş.'nin "..." ibareli tescilli markalarına ve .... sayılı "..." ibareli markaları devir alıp davaya iştirak eden diğer davacı ... Sanayi ve Ticaret A. Ş.’ nin "..." ibareli bu tescilli markalarına karşı tecavüz oluşturduğu; (yani 2 davacının tescilli ... ibareli markalarına bağlı davalı firmanın ... şeklinde ticaret ünvanı tescili marka ihlali oluştuğu) ileri sürüldüğü; Yine davalı firmanın ticaret unvanının klavuz unsurunu "..." olarak tescil ettirmesi ; her 3 davacının tescilli ticaret unvanına tecavüz oluşturduğunu ileri sürerek, davalının ticaret unvanının terkinini istenilmiştir. 09/04/2025 tarihli yapılan duruşmada " 3 ayrı davacının ve davalı firmanın dava tarihi itibariyle ticaret sicil kayıtlarının (Kuruluş anı da belirtilerek) faaliyet konularının ilgili ticaret sicil müdürlüğünden yeniden müzekkere ile istenilmesine, Taraf firmalara ait kuruluş anından itibaren "fiilen faaliyet gösterdikleri iştigal konularının" ne olduğu konusunda vergi dairesinden, belediye başkanlığından tespiti açısından müzekkere yazılmasına, Taraflara 1 aylık kesin süre içerisinde Ticaret Sicil ünvanları ile ilgili olarak dava tarihi ve ticaret ünvanlarının tescili anından itibaren FAALİYET KONULARININ (İŞTİGAL KONULARI) ne olduğu konusunda delil ve belgelerini sunmaları konusunda süre verilmesine, aksi halde dosyaya sunulan ve celp edilen kayıt ve belgeler üzerinden inceleme yapılacağına, Müzekkere cevabı sonrası gerek ilgili yerlerden celp edilen kayıtlar, gerekse dosyaya sunulan kayıtlar çerçevesinde 3 kişilik bilirkişi heyeti oluşturulmak suretiyle tespit edilen uyuşmazlık karşılıklı iddia ve savunmalar ... iade kararı çerçevesinde rapor alınmasına, " şeklinde ara kararı oluşturulup tahkikata devam edilmiştir., Ara kararı kapsamında ilgili kurum ve kuruluşlara yazılan müzekkere cevapları geldikten, taraflarca da fiili kullanımlarına yönelik deliller ibrazından sonra bilirkişi heyetinden rapor alınmıştır. Dosyaya sunulan 15/08/2025 tarihli bilirkişi heyeti raporunda ÖZETLE; " A. Sınai Mülkiyet Kanunu Kapsamında Marka Tecavüzü İddiası Yönünden Değerlendirme Davalının ticaret unvanının ayırt edici unsurunun davacıların markaları ile aynı baskın unsur olan “...” ibaresinden oluşmaktadır. Davacıların markalarındaki mal ve hizmet sınıfları ile davalının faaliyet alanlarının benzer, ilişkili olduğu tespit edilmiştir. Şöyle ki; Davacılardan ...’ ye ait ...,..., ... numaralı markalarda yer alan 06. sınıftaki "Madeni direkler" ve 40. sınıftaki "Adi metallerin işleme hizmetleri"nin davalının madencilik başlığında yer alan 6. maddesinin "..." gibi her türlü madenin çıkartılması, madenden mamul, yarı mamul, işlenmiş, yarı işlenmiş ve işlenmemiş madenlerin ithalatı, ihracatı pazarlaması, toptan ve perakende dahili ticareti, bunların işlenmesi, başkalarına fason olarak işletilmesi işlerini yapmak vb. faaliyetleri ile aynı, aynı tür ve benzer olduğu, Davacının ... numaralı markasında yer alan 42. sınıftaki "Enerji iletim ve dağıtım hattı direklerinin, yemlenebilir enerji direkleri ve çelik konstrüksiyonlannın, güneş enerjisi santrallan çelik konstrüksiyonlarının tasarımına yönelik mühendislik hizmetler; Enerji iletim ve dağıtım hatlarının mühendislik hizmetleri hizmetleri" ile davalının “Enerji” yan başlığındaki "yenilenebilir enerji kaynaklarından veya diğerlerinden elektrik enerjisi üretim tesisi kurulması, işletmeye alınması, kiralanması, elektrik enerjisinin ve/veya kapasitesinin müşterilere satışı,her türlü yenilenebilir enerji olan, güneş enerjisi, rüzgar enerjisi, jeotermal enerji, biyokütle biyogaz, dalga enerjisi enerji ormancılığı ve çöpten, çamurdan elektrik enerjisi, gel git gibi fosil olmayan enerji kaynaklarını ve diğer yenilenebilir enerji üretimi ve yenilenebilir enerji kaynaklarını araştırma, inceleme, planlama ve uygulama projelerini yapmak ve yaptırmak ve diğer" faaliyetlerinin aynı, aynı tür benzer olduğu değerlendirilmiştir. Davacılardan ...'ya ait ..., ... numaralı markalardaki 06. sınıfta yer alan " değerli olmayan maden cevherleri, adi metaller ile bunların alaşımları ve yarı mamulleri, Barınma, saklama, muhafaza etme, kaplama, sarma, çevreleme, depolama veya yerleştirme amaçlarıyla metalden malzemeler ve araçlar" malları ile davalının faaliyet alanlarından madencilik başlığı altında yer alan faaliyetlerin aynı, aynı tür ve benzer mal ve hizmetler olduğu değerlendirilmiştir. Buna göre, yapılan inceleme ve değerlendirmeler neticesinde; davacılar tarafından kullanılan markaların esas unsurunun "..." ibaresinden oluştuğu, aynı ibarenin ticaret unvanlarında da yer aldığı, davalının ticaret unvanın asıl unsurunun da "..." ibaresinden ibaret olduğu, bu anlamda davacılara ait markalardaki ibarelerin aynısının davalının ticaret unvanında kullanıldığı, unvandaki diğer unsurların ayırt edici nitelikte olmadığı, davalının faaliyet alanı olan hizmet sektörü ile davacıların markaları kapsamlarındaki hizmet sınıflarının benzer olduğu, öte yandan davalı şirket davacıların markalarının tescil tarihinden sonra 18.08.2017 tarihinde kurulduğu anlaşılmaktadır. Davacılara ait markalardaki esas unsur olan "..." ibaresinin davalının ticaret unvanında kullanıldığı ve davalının faaliyet gösterdiği hizmet sektörünün davacıların markalarının kapsamındaki hizmet sınıfları ile aynı, aynı tür ve benzer olduğu raporumuzun üst sayfalarında tespit edilmiştir. Bunun sonucu olarak; davacılara ait marka ile davalıya ait ticaret unvanı arasında, sunulan hizmetin kaynağı hakkında karışıklık söz konusu olabileceği gibi sunulan hizmetin diğerlerinden ayırt edilmesi işlevini haiz olma ihtimalinin bulunması nedeniyle davalıya ait ticaret unvanının, hizmet sunumu sırasında marka gibi algılanma ihtimali yanında davacılara ait tescilli markaların işlevlerine zarar verme ihtimalleri bulunmaktadır. Zira hizmet sınıflarında kullanılan markalarda, marka işaretinin konulabileceği somut bir ürün bulunmadığından bu işaretin hizmetin sunulduğu bina, araç, gereç, basılı evraklar vb. tanıtma vasıtalarıyla kullanımı mümkündür. Bu sebeple mal sınıflarında tescilli markaların aynı malı üreten bir tacirin ticaret unvanına karşı korunmaları ile hizmet sınıfında tescilli bir markanın aynı hizmeti sunan bir tacirin ticaret unvanına karşı korunması aynı özellikleri taşımayacaktır. Hizmet sektöründe faaliyet gösteren davalının, davacıların markalarındaki işaretin aynısını taşıyan ticaret unvanını hizmetin sunumu sırasında işletmesinin tabelası, fiyat listesi, kataloglar, reklam afişleri, ilanlar, servis arabaları, iş makineleri ve personel kıyafetleri gibi gereçler üzerinde kullanması durumunda, tescil edildiği şekilde kullansa dahi davacılara ait markaların işlevlerinin zarar görme ihtimallerinin bulunduğu, davalının sunacağı bu hizmetlerin davacıların markaları kapsamında yapılan hizmetler olarak algılanabileceği açıktır. Ayrıca SMK'nın 29/1-a yollamasıyla aynı Kanun'un 7/3-e maddesi kapsamında marka hakkına tecavüzün söz konusu olabilmesi için hem Kanun'un açık ifadesinden hem de mehaz düzenlemelerden çıkarılan sonuçlardan hareketle ticaret unvanının markasal kullanımı zorunlu değildir. Bu bağlamda markasal kullanımın yanında, tecavüz iddiasının söz konusu olduğu markaların işlevlerinin zarar görme ihtimallerinin mevcudiyeti durumunda da marka hakkına tecavüzden söz edilebilir. Bu itibarla davacılara ait markalardaki esas unsur olan "..." ibaresinin, markaların tescilli olduğu hizmetlerdeki faaliyetler sırasında davalının ticaret unvanında aynen kullanımı, SMK'nın 29/1-a maddesi yollamasıyla aynı Kanun'un 7/3-e maddesi gereğince davacıların marka haklarına tecavüz niteliğinde olacağı kanaatine varılmıştır. B. TTK Kapsamında Ticaret Unvanının Terkini Değerlendirmesi Ticaret sicil gazetesindeki tarihler incelendiğinde; davalı şirketin “... ŞİRKETİ” şeklindeki unvanı ile kuruluşunu 18.08.2017 tarihli Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde ilan ettirdiği görülmüştür. Dolayısıyla ticaret unvanları açısından tarihte öncelik hakkı davacılardadır. Davalı ... ’in 18/08/2017 tarihinde kurulduğu, yukarıdaki şemada amaç ve konularının belirtildiği yine ....’nün 16.04.2025 tarihli ilgi yazısında “-bina ve bina dışı inşaatlarda kullanılan makine ve ekipmanların operatörsüz olarak kiralanması ve operasyonel leasingi (kurma/sökme hariç), -tarımsal ekipmalar ile makine ve sanayi ekipmanlarının toptan satışı ile ilgili aracıların faaliyetleri, -kara yolu ile şehirler arası yük taşımacılığı (gıda, sıvı, kuru yük, vb.) (gaz ve petrol ürünleri hariç), -kara yolu ile uluslararası yük taşımacılığı (gıda, sıvı, kuru yük, vb.) (gaz ve petrol ürünleri hariç), -enerji santralleri inşaatı (hidroelektrik santrali, termik santral, güneş ve rüzgar santrali, nükleer enerji üretim santralleri vb.) faaliyetleriyle iştigal ettiği” kaydı görülmüştür. TTK'nın 52. maddesi kapsamında unvan terkini koşullarının gerçekleşmesi için bu ticaret unvanlarının fiilen kullanıldıkları faaliyet alanlarının da aynı veya benzer olması gereklidir. Buna göre; Davacılardan ...’nin 11.05.2007’de kurulduğu; ...’nün 17.04.2025 tarihli ilgi yazısında belirtildiği üzere “İnşaat ve inşaatın parçaları için metal çatı ya da iskeletlerinin imalatı, enerji projelerine yönelik mühendislik ve danışmanlık faaliyetleri, ... oksijen, ... plazma, ... su jeti vb. makinelerinin kullanılması yoluyla metallerin kesilmesi veya üzerlerinin yazılması, bilgisayar programlama faaliyetleri”nde fiilen faaliyet gösterdiği belirtilmiştir. Sunulan deliller incelendiğinde “İnşaat ve inşaatın parçaları için metal çatı ya da iskeletlerinin imalatı” faaliyetlerini yürüttüğü görülmekle birlikte davalının fiilen faaliyet gösterdiği hizmetlerle aynı veya benzer hizmetlerde faaliyet göstermediği anlaşılmıştır. Davacılardan ...’nin 01.04.2014 tarihinde kurulduğu, yukarıda şemada yer verildiği üzere ve ....’nün 17.04.2025 tarihli yazısına göre; 31/05/2019-29/02/2020 tarihleri arasında ... yetki alanında bulunan şubesindeki faaliyet konusunun "Uzun Mesafe Elektrik Hatlarının İnşaatı (Uzun Mesafe Yüksek Gerilim Elektrik İletim Hatları İle Uzun Mesafe Yer Üstü/Altı Veya Deniz Altı İletim Hatları)" hizmetlerinde fiilen faaliyette bulunduğu kaydı görülmüştür. Buna göre; sunulan deliller incelendiğinde ve davacının .... uzantısı altında bitirmiş olduğu projeler incelendiğinde davacının ...’nin enerji iletim hatlarından bir çeşidi olduğu anlaşılmıştır. ... (...), sürekli olarak kullanılan hava yalıtımlı açık şalt sahalı trafo merkezidir. Gaz yalıtımlı trafo merkezleri (...), kapalı bir ortamda büyük iletken yapılar barındıran yüksek gerilim trafo merkezleridir. .... şebekesi üretilen elektrik enerjisini kullanıcılara iletmek için oluşturulmuş bileşik bir ağdır. Davacının enerji nakil hatlarında hizmet verdiği anlaşılmaktadır Buna göre proje tipleri incelendiğinde her projeden yapılarak bitirilenler olduğu görülmüştür. Dolayısıyla davacının “Uzun Mesafe Elektrik Hatlarının İnşaatı (Uzun Mesafe Yüksek Gerilim Elektrik İletim Hatları İle Uzun Mesafe Yer Üstü/Altı Veya Deniz Altı İletim Hatları”nda fiilen faaliyet gösterdiği anlaşılmıştır. Buna göre davalının fiilen faaliyet gösterdiği “enerji santralleri inşaatı (hidroelektrik santrali, termik santral, güneş ve rüzgar santrali, nükleer enerji üretim santralleri vb.)” hizmetleri ile Davacı ...’nin fiilen faaliyet gösterdiği “ Uzun Mesafe Elektrik Hatlarının İnşaatı (Uzun Mesafe Yüksek Gerilim Elektrik İletim Hatları İle Uzun Mesafe Yer Üstü/Altı Veya Deniz Altı İletim Hatları)" hizmetlerinin aynı tür, benzer nitelikte hizmetler olduğu değerlendirilmiştir. Davacılardan ...’nın 28.12.2009 tarihinde kurulduğu, ...’nün 18.04.2025 tarihli ilgi yazısına göre; 01/10/2020 tarihinden itibaren Dairemiz mükellefi olduğu," inşaat ve inşaatın parçaları için metal çatı ya da iskeletlerin imalatı (kuleler, direkler, destekler, köprüler vb.) (kepenk ve yangın merdiveni ile prefabrik yapılar hariç), enerji projelerine yönelik mühendislik ve danışmanlık faaliyetleri,... oksijen, ... plazma, ... su jeti vb. makinelerinin kullanılması yoluyla metallerin kesilmesi veya üzerlerinin yazılması ve bilgisayar programlama faaliyetleri ile uğraştığı" kaydı görülmüştür. Davacının ....uzantılı sitesi ile sunulan deliller incelendiğinde Belirtilen ürünlerin üretiminin yapıldığı görülmektedir. Buna göre taraf unvanlarının “...” ibaresi olduğu ancak fiilen farklı faaliyet alanlarında iştigal ettikleri anlaşılmıştır. Yukarıda yapılan inceleme ve değerlendirmeler neticesinde davacılardan fiilen faaliyet gösterdikleri hizmetler yönünden benzerlik tespit edilen ...’nin ticaret unvanında yer alan "..." ibaresinin davalının ticaret unvanında yer alan "..." ibaresinin görsel ve biçimsel olarak benzer olduğu, ortalama nitelikteki tüketicilerin bu benzerlik nedeniyle davacıya ait markalardan yararlanmak isterken davalı işaretini taşıyan ürünleri satın alma ihtimalinin yüksek bulunduğu, hatta iki farklı markanın aynı işletmeye ait olduğu yahut aralarında idari ve ekonomik bağlantı bulunduğu zannına kapılabileceklerdir. Davalı ticaret unvanının TTK 52/1 maddesi gereğince ticari dürüstlük kurallarına aykırı olup olmadığı noktasında nihai takdir Sayın Mahkemeye aittir. C.Davacılar Markalarının Tanınmış Olduğu İddiası Yönünden Değerlendirme Yapılan inceleme ve değerlendirmeler sonucunda, dosya içerisinde davacıların ... ibareli markalarının tescilli oldukları sınıflarda tanınmışlığı ispata yarayan yeterli düzeyde belge ve dokumanın bulunmadığı anlaşılmıştır. Farklı bir deyişle davacıların mesnet markalarının ilgili tüketici tarafından hemen akla gelecek veya hemen akla gelecek markalar arasında olduğunu gösterecek destekleyici verilere dayanılmadığı, “markanın pazar payına ilişkin dokümanlara, satış broşürleri, kataloglar, fiyat listeleri, yıllık faaliyet raporları, ciro bilgileri, reklam, yatırım masraflarını (yoğunluk, kapsam ve etkiyi) yansıtan belgelere ya da tüketicilerin davacının markasını tercih ettiğine dair kamuoyu yoklamalarına, resmi kuruluş, araştırma enstitüsü meslek veya ticaret odalarının “geniş çevrelerin görüşünü yansıtacak şekilde” beyanlarına, tüketici farkındalığını gösteren araştırma raporlarına ve buna benzer başkaca tanınmışlığı ispata yönelik başkaca delile dayanılmadığı” gözlemlenmiştir. SONUÇ; Davacılardan ...’ye ait ..., ..., ... numaralı markalar ve ...'ya ait ..., ... numaralı markalar ile davalının ana sözleşmesinde benzer görülen hizmetler yönünden SMK'nın 7/3-e maddesi kapsamında ticaret unvanın kullanımının marka hakkına tecavüz oluşturabileceği, Davacılardan ...’nin ticaret unvanına dayalı davalının ticaret unvanın terkini iddiası yönünden fiilen faaliyet gösterdikleri hizmetlerden benzer görülen hizmetler kapsamında ticaret unvanlarının karıştırılabilir mahiyette olduğu ancak TTK 52/1 maddesi gereğince ticari dürüstlük kurallarına aykırı olup olmadığı noktasında nihai takdirin Sayın Mahkemeye olduğu, Davacıların tanınmışlık düzeyine ilişkin iddiaları bakımından tanınmışlığı ispata elverişli dosyada yeterli düzeyde delil bulunmadığı " şeklinde ifade edilmiştir. Davacı şirketler vekilinin yeniden rapor veya ek rapor , davalı firma vekilinin ticari defterler incelenerek ek rapor alınması yönündeki talebi HMK 30. Maddesi kapsamında değerlendirilerek ayrı ayrı reddine karar verilmiştir. GEREKÇE ; Davacı taraf iddiasına göre ; Davalı firmanın ticaret unvanının klavuz unsurunu "..." olarak tescil ettirmesi ; davacılardan ... ... A.Ş.'nin "..." ibareli tescilli markalarına ve .... sayılı "..." ibareli markaları devir alıp davaya iştirak eden diğer davacı ... A. Ş.’ nin "..." ibareli bu tescilli markalarına karşı tecavüz oluşturduğu; (yani 2 davacının tescilli ... ibareli markalarına bağlı davalı firmanın ... şeklinde ticaret ünvanı tescili marka ihlali oluştuğu) ileri sürüldüğü; Yine davalı firmanın ticaret unvanının klavuz unsurunu "..." olarak tescil ettirmesi ; her 3 davacının tescilli ticaret unvanına tecavüz oluşturduğunu ileri sürerek, davalının ticaret unvanının terkinini istenilmiştir. Davalı firma ise söz konusu şirket unvanının babadan oğula geçen ve 40 yıla yakın süredir kullanıldığı bir unvan olduğunu, faaliyet alanlarının davacılardan farklı olduğunu, davacıya zarar verme kastlarının olmadığı ileri sürülmektedir. Marka tecavüzü açısından; Davacılardan ... ... A.Ş. (...) firmasının devrettiği markalar dışında yukarıda değinildiği üzere ; .... sayılı "...+..." markası 06 ve 11. sınıfta yer alan "Demir ve çelik profiller ve elektrik direği, güneş enerjisi kollektörü, çokgen kesitli konik galvanizli çelik aydınlatma direkleri. " malları için tescilli olduğu, ... sayılı " ... + ... "markası 06, 40 ve 42. Sınıfta çeşitli mallar ve hizmetler için tescilli olduğu, ... sayılı " ...+... "markasının, 06, 40 ve 42. Sınıfta çeşitli mallar ve hizmetler için tescilli olduğu, ... sayılı " ...+... " markasının, 06, 40 ve 42. Sınıfta çeşitli mallar ve hizmetler için tescilli olduğu, ... sayılı " ...+... " markasının, 06, 40 ve 42. Sınıflarda yer alan çeşitli mallar ve hizmetler için tescilli olduğu, Davacılardan (2 markayı devir alarak davaya katılan) ... A.Ş. (...) firmasının yukarıda değinildiği üzere ; ... sayılı ... markasının, 06. Sınıfta yer alan mallar için tescilli olduğu, ... sayılı " ...+..." markasının, 06. Sınıfta yer alan mallar için tescilli olduğu, ... tescil belgeleri ile tespit edilmiştir. Diğer yönden davalı firma ... Şirketi (... ) 18/08/2017 tarihli Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde ilan edildiği şekilde kurulup faaliyete geçtiği görülmüştür. Buna göre bu davacılar (kısaltılan haliyle) ... ve ... firmalarının yukarıda geçen " ..." unsurlu markalarının tescili davalı firmanın "..." şeklindeki ticaret ünvanı tescilinden daha önce olduğu anlaşılmaktadır. ... iade kararında da geçtiği şekilde "SMK 7/3-e maddesi uyarınca, işaretin ticaret alanında kullanılması halinde marka sahibi, işaretin ticaret unvanı ya da işletme adı olarak kullanılmasını yasaklayabilir. Aynı Yasa'nın 29/1-a maddesi uyarınca da marka sahibinin izni olmaksızın, markayı 7 nci maddede belirtilen biçimlerde kullanmak fiili, marka hakkına tecavüz sayılır. "düzenlenmesi yer aldığı üzere ; Davacılar ... ve ... firmalarına ait "..." unsurlu markalarının varlığına rağmen davalı ... ŞİRKETİ (... Lojistik ) adı altında ticaret ünvanı seçip faaliyete başlaması halinde ve ayrıca davacılarının markalarının kapsamı ile davalı firmanın faaliyet konuları aynı ve benzer olduğu,davacı markaları ile davalı firma arasında iltibas ve karıştırılma ihtimali oluştuğu; Nitekim benimsenen15/08/2025 tarihli bilirkişi heyet raporunda bu durum " davacılar tarafından kullanılan markaların esas unsurunun "..." ibaresinden oluştuğu, aynı ibarenin ticaret unvanlarında da yer aldığı, davalının ticaret unvanın asıl unsurunun da "..." ibaresinden ibaret olduğu, bu anlamda davacılara ait markalardaki ibarelerin aynısının davalının ticaret unvanında kullanıldığı, unvandaki diğer unsurların ayırt edici nitelikte olmadığı, davalının faaliyet alanı olan hizmet sektörü ile davacıların markaları kapsamlarındaki hizmet sınıflarının benzer olduğu, öte yandan davalı şirket davacıların markalarının tescil tarihinden sonra 18.08.2017 tarihinde kurulduğu anlaşılmaktadır. Davacılara ait markalardaki esas unsur olan "..." ibaresinin davalının ticaret unvanında kullanıldığı ve davalının faaliyet gösterdiği hizmet sektörünün davacıların markalarının kapsamındaki hizmet sınıfları ile aynı, aynı tür ve benzer olduğu raporumuzun üst sayfalarında tespit edilmiştir. Bunun sonucu olarak; davacılara ait marka ile davalıya ait ticaret unvanı arasında, sunulan hizmetin kaynağı hakkında karışıklık söz konusu olabileceği gibi sunulan hizmetin diğerlerinden ayırt edilmesi işlevini haiz olma ihtimalinin bulunması nedeniyle davalıya ait ticaret unvanının, hizmet sunumu sırasında marka gibi algılanma ihtimali yanında davacılara ait tescilli markaların işlevlerine zarar verme ihtimalleri bulunmaktadır. Zira hizmet sınıflarında kullanılan markalarda, marka işaretinin konulabileceği somut bir ürün bulunmadığından bu işaretin hizmetin sunulduğu bina, araç, gereç, basılı evraklar vb. tanıtma vasıtalarıyla kullanımı mümkündür. Bu sebeple mal sınıflarında tescilli markaların aynı malı üreten bir tacirin ticaret unvanına karşı korunmaları ile hizmet sınıfında tescilli bir markanın aynı hizmeti sunan bir tacirin ticaret unvanına karşı korunması aynı özellikleri taşımayacaktır. Hizmet sektöründe faaliyet gösteren davalının, davacıların markalarındaki işaretin aynısını taşıyan ticaret unvanını hizmetin sunumu sırasında işletmesinin tabelası, fiyat listesi, kataloglar, reklam afişleri, ilanlar, servis arabaları, iş makineleri ve personel kıyafetleri gibi gereçler üzerinde kullanması durumunda, tescil edildiği şekilde kullansa dahi davacılara ait markaların işlevlerinin zarar görme ihtimallerinin bulunduğu, davalının sunacağı bu hizmetlerin davacıların markaları kapsamında yapılan hizmetler olarak algılanabileceği açıktır. Ayrıca SMK'nın 29/1-a yollamasıyla aynı Kanun'un 7/3-e maddesi kapsamında marka hakkına tecavüzün söz konusu olabilmesi için hem Kanun'un açık ifadesinden hem de mehaz düzenlemelerden çıkarılan sonuçlardan hareketle ticaret unvanının markasal kullanımı zorunlu değildir. Bu bağlamda markasal kullanımın yanında, tecavüz iddiasının söz konusu olduğu markaların işlevlerinin zarar görme ihtimallerinin mevcudiyeti durumunda da marka hakkına tecavüzden söz edilebilir. Bu itibarla davacılara ait markalardaki esas unsur olan "..." ibaresinin, markaların tescilli olduğu hizmetlerdeki faaliyetler sırasında davalının ticaret unvanında aynen kullanımı, SMK'nın 29/1-a maddesi yollamasıyla aynı Kanun'un 7/3-e maddesi gereğince davacıların marka haklarına tecavüz niteliğinde olacağı kanaatine varılmıştır. " şeklinde de izah edildiğinden davalı eyleminin davacılara ait tescilli markalarına tecavüz oluşturduğu sonucuna varılıp marka tecavüzü davası kabul edilerek " Davacılardan ... ... A.Ş. firması ile ... San. ve Tic. A.Ş. firmasına ait tescilli markalarına bağlı olarak davalı firma eyleminin marka tecavüzü oluşturduğunun TESPİTİNE " karar verilmiştir. Ticaret ünvanı hakkı açısından; Davalı firmanın ticaret unvanının klavuz unsurunu "..." olarak tescil ettirmesi ; her 3 davacının tescilli ticaret unvanına tecavüz oluşturduğunu ileri sürerek, davalının ticaret unvanının terkinini istenilmiştir. Davacı " ... San. Tic. A. Ş." nin 11.05.2007 tarihinde ; Davacı "... . A. Ş. " nin 01.04.2014 tarihinde ; Davacı "... San. Ve Tic. A.Ş." nin 28.12.2009 tarihinde ; Davalı " ... Şirketi" nin 18/08/2017 tarihinde ; Kurulup faaliyete geçtiği ticaret sicil ve celbedilen kayıtlar ile tespit edilmiştir. Buna göre davacı firmalar, davalı firmadan daha önce tescil edilmiş olup ; davacıların yukarıda geçen ticaret ünvanlarının klavuz unsuru " ..." ibaresi ile davalı firmanın ticaret ünvanının klavuz unsuru " ..." ibaresi aynı olduğu ve karışıklığa sebep olduğu anlaşılmaktadır. Diğer yönden Türk Ticaret Kanunu Madde 52 " (1) Ticaret unvanının, ticari dürüstlüğe aykırı biçimde bir başkası tarafından kullanılması hâlinde hak sahibi, bunun tespitini, yasaklanmasını; haksız kullanılan ticaret unvanı tescil edilmişse kanuna uygun bir şekilde değiştirilmesini veya silinmesini, .... İsteyebilir." hükmünden ve emsal Yargı kararları çerçevesinde sicilden terkin için fiili faaliyet konuları aynı ve benzer olması gerektiğinden hareketle; benimsenen15/08/2025 tarihli bilirkişi heyet raporunda" Ticaret unvanları açısından tarihte öncelik hakkı davacılardadır. Davalı ... ’in 18/08/2017 tarihinde kurulduğu, ....’nün 16.04.2025 tarihli ilgi yazısında “-bina ve bina dışı inşaatlarda kullanılan makine ve ekipmanların operatörsüz olarak kiralanması ve operasyonel leasingi (kurma/sökme hariç), -tarımsal ekipmalar ile makine ve sanayi ekipmanlarının toptan satışı ile ilgili aracıların faaliyetleri, -kara yolu ile şehirler arası yük taşımacılığı (gıda, sıvı, kuru yük, vb.) (gaz ve petrol ürünleri hariç), -kara yolu ile uluslararası yük taşımacılığı (gıda, sıvı, kuru yük, vb.) (gaz ve petrol ürünleri hariç), -enerji santralleri inşaatı (hidroelektrik santrali, termik santral, güneş ve rüzgar santrali, nükleer enerji üretim santralleri vb.) faaliyetleriyle iştigal ettiği”, Davacılardan ...’nin 11.05.2007’de kurulduğu; ...’nün 17.04.2025 tarihli ilgi yazısında “İnşaat ve inşaatın parçaları için metal çatı ya da iskeletlerinin imalatı, enerji projelerine yönelik mühendislik ve danışmanlık faaliyetleri, ... oksijen, ... plazma, ... su jeti vb. makinelerinin kullanılması yoluyla metallerin kesilmesi veya üzerlerinin yazılması, bilgisayar programlama faaliyetleri”nde fiilen faaliyet gösterdiği ;Sunulan deliller incelendiğinde “İnşaat ve inşaatın parçaları için metal çatı ya da iskeletlerinin imalatı” faaliyetlerini yürüttüğü görülmekle birlikte davalının fiilen faaliyet gösterdiği hizmetlerle aynı veya benzer hizmetlerde faaliyet göstermediği anlaşılmıştır. Davacılardan ...’nin 01.04.2014 tarihinde kurulduğu, ....’nün 17.04.2025 tarihli yazısına göre; 31/05/2019-29/02/2020 tarihleri arasında ... yetki alanında bulunan şubesindeki faaliyet konusunun ".... (....)" hizmetlerinde fiilen faaliyette bulunduğu , Buna göre; sunulan deliller incelendiğinde ve davacının .... uzantısı altında bitirmiş olduğu projeler incelendiğinde davacının ...’nin enerji iletim hatlarından bir çeşidi olduğu anlaşılmıştır. .... (....), sürekli olarak kullanılan hava yalıtımlı açık şalt sahalı trafo merkezidir. Gaz yalıtımlı trafo merkezleri (...), kapalı bir ortamda büyük iletken yapılar barındıran yüksek gerilim trafo merkezleridir. .... şebekesi üretilen elektrik enerjisini kullanıcılara iletmek için oluşturulmuş bileşik bir ağdır. Davacının enerji nakil hatlarında hizmet verdiği anlaşılmaktadır Buna göre proje tipleri incelendiğinde her projeden yapılarak bitirilenler olduğu görülmüştür. Dolayısıyla davacının “.... İnşaatı (....”nda fiilen faaliyet gösterdiği anlaşılmıştır. Buna göre davalının fiilen faaliyet gösterdiği “enerji santralleri inşaatı (hidroelektrik santrali, termik santral, güneş ve rüzgar santrali, nükleer enerji üretim santralleri vb.)” hizmetleri ile Davacı ...’nin fiilen faaliyet gösterdiği “ .... hizmetlerinin aynı tür, benzer nitelikte hizmetler olduğu değerlendirilmiştir. Davacılardan ...’nın 28.12.2009 tarihinde kurulduğu, ...’nün 18.04.2025 tarihli ilgi yazısına göre; 01/10/2020 tarihinden itibaren Dairemiz mükellefi olduğu," inşaat ve inşaatın parçaları için metal çatı ya da iskeletlerin imalatı (kuleler, direkler, destekler, köprüler vb.) (kepenk ve yangın merdiveni ile prefabrik yapılar hariç), enerji projelerine yönelik mühendislik ve danışmanlık faaliyetleri,... oksijen, ... plazma, ... su jeti vb. makinelerinin kullanılması yoluyla metallerin kesilmesi veya üzerlerinin yazılması ve bilgisayar programlama faaliyetleri ile uğraştığı" kaydı görülmüştür. Davacının .... uzantılı sitesi ile sunulan deliller incelendiğinde Belirtilen ürünlerin üretiminin yapıldığı görülmektedir. Buna göre taraf unvanlarının “...” ibaresi olduğu ancak fiilen farklı faaliyet alanlarında iştigal ettikleri anlaşılmıştır. Yukarıda yapılan inceleme ve değerlendirmeler neticesinde davacılardan fiilen faaliyet gösterdikleri hizmetler yönünden benzerlik tespit edilen ...’nin ticaret unvanında yer alan "..." ibaresinin davalının ticaret unvanında yer alan "..." ibaresinin görsel ve biçimsel olarak benzer olduğu, ortalama nitelikteki tüketicilerin bu benzerlik nedeniyle davacıya ait markalardan yararlanmak isterken davalı işaretini taşıyan ürünleri satın alma ihtimalinin yüksek bulunduğu, hatta iki farklı markanın aynı işletmeye ait olduğu yahut aralarında idari ve ekonomik bağlantı bulunduğu zannına kapılabileceklerdir. " şeklinde kanaat ve tespitlere mahkememizce aynen iştirak edilerek; a)Davacılardan ... ... A.Ş. Firması ile davalı firmanın ticaret ünvanlarındaki ... klavuz unsuru da aynı olduğu ve ayrıca fiili faaliyet konuları aynı ve benzer olması ( aynı tür, benzer nitelikte hizmetler olduğu ) nedeniyle üzere bu firma açısından dava kabul edilerek" davalı firmanın ticaret unvanında yer alan ... ibaresinin ticaret unvanından terkinine, karar kesinleştiğinde terkin işlemi için ticaret sicil müdürlüğüne müzekkere yazılmasına, " şeklinde hüküm kurulmuştur. b) Davacılardan ... San. Tic. A.Ş. ile ... San. Ve Tic. A.Ş. Firması yönünden ise ticaret ünvanlarındaki ... klavuz unsuru aynı olsa da davalı firmanın fiili faaliyet konuları aynı ve benzer olmadığından ( aynı tür, benzer nitelikte hizmetler olmadığından ) bu firmalar yönünden ticaret unvanı terkini talepli açılan davanın ise reddine karar verilmiştir. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ; 1-Davacılardan ... ... A.Ş. firması ile ... San. ve Tic. A.Ş. firmasına ait tescilli markalarına bağlı olarak davalı firma eyleminin marka tecavüzü oluşturduğunun TESPİTİNE, ( Marka tecavüzü iddiasına bağlı bu davacıların davasının KABULÜNE ) 2-Ticaret Ünvanının terkini talepli açılan davada : a)Davacılardan ... ... A.Ş. firması yönünden açılan davanın KABULÜNE, davalı firmanın ticaret unvanında yer alan ... ibaresinin ticaret unvanından terkinine, karar kesinleştiğinde terkin işlemi için ticaret sicil müdürlüğüne müzekkere yazılmasına, b)Davacılardan ... San. Tic. A.Ş. ile ... San. Ve Tic. A.Ş. Firması yönünden ticaret unvanı terkini talepli açılan davanın ise REDDİNE 3-Kararın hüküm özetinin masrafı sonradan davalı firmadan tahsil edilmek üzere Türkiye genelinde yayınlanan bir gazetede bir kez ilanına, 4-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40 TL+615,40 TL+615,40 TL = 1.846,20 maktu karar harcından peşin alınan 615,40 TL+427,60 TL+54,40 TL= 1.097,40 TL 'nin düşümü ile bakiye 748,80 TL'nin davalıdan tahsiliyle Hazine'ye gelir kaydına, Marka Tecavüzü açısından; 5-AAÜT uyarınca 55.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsiliyle eşit şekilde ... ... A.Ş. firması ile ... San. ve Tic. A.Ş. adlı davacılara verilmesine, Ticaret ünvanı Terkini açısından; 6-AAÜT uyarınca 55.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsiliyle davacı ... ... A.Ş. ye verilmesine, 7-AAÜT uyarınca 55.000,00 TL vekalet ücretinin davacılardan ... San. Tic. A.Ş. ile ... San. Ve Tic. A.Ş. Firmasından tahsiliyle davalı firmaya verilmesine, 8-Davacı tarafın yaptığı; 15.600,00 TL bilirkişi ücreti, 530,60 TL yargılama gideri, 1.097,40 TL harç masrafı olmak üzere toplam 17.228,00 TL'nin kabul ve red oranına göre takdiren 2/3'ü olan 11.485,33 TL'nin davalıdan tahsiliyle davacılar ... A.Ş. firması ile ... San. ve Tic. A.Ş. adlı firmaya verilmesine, 9-Davalı firmanın yaptığı; 32,50 TL yargılama giderinin kabul ve red oranına göre 1/3'ü olan 10,83 TL'nin davacılar ... San. Tic. A.Ş. ile ... San. Ve Tic. A.Ş. Firmasından tahsili ile davalı firmaya verilmesine, 10-Karar kesinleştiğinde arta kalan gider avansının yatıran tarafa iadesine, Dair verilen karar davacılar vekilinin yüzüne karşı, davalı firma temsilcisinin yokluğunda 6100 sayılı HMK 341 ila 345 inci maddesine göre tebliğden itibaren 2 haftalık süre içinde mahkememiz aracılığı ile .... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf kanun yoluna dilekçe ile başvurulabileceğine yönelik karar okunup açıklandı. 05/11/2025
Katip .... Hakim .... E-İmzalıdır E-İmzalıdır