İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/192 E. 2025/812 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/192
- Karar No
- 2025/812
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/192 Esas - 2025/812 TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİ KARAR T.C. ANKARA 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR ESAS NO : 2025/192 Esas KARAR NO : 2025/812
... DAVA : Tazminat (Rücuen Tazminat) DAVA TARİHİ : 11/03/2025 KARAR TARİHİ : 18/11/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 09/12/2025 Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Rücuen Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı firmalar bünyesinde çalışmış olan dava dışı ...'in müvekkili ile davalı firmalar arasında akdedilen hizmet sözleşmeleri gereğince, ....taşeron firma personeli olarak görev yaptığını, anılan çalışanın emekli olmaya hak kazanması üzerine müvekkili Kuruma başvurduğunu ve hesaplanan kıdem tazminatı olan 674.741,61 TL'nin 08/01/2025 tarihinde İş Kanunu 112. Maddesi kapsamında ...'e ödendiğini, 1475 sayılı Kanunun 14. maddesi uyarınca işçinin emekliye ayrılması iş akdinin kıdem tazminatını gerektirir şekilde son bulması nedenlerinden biri olduğunu, alt işverenler nezdinde hizmet alım yoluyla istihdam ettirilen dava dışı ... 'ın kıdem tazminatını ödeme yükümlülüğünün 4857 sayılı Kanunun 112. maddesi uyarınca müvekkili Kuruma ait olduğunu, söz konusu ödemenin de bu kapsamda gerçekleşmiş olup, yapılan bu ödemelerin hizmet alım sözleşmeleri ve eki şartnameler tip sözleşme kapsamında davalı firmalardan rücuen tahsilini talep etme hakkı verdiğini, müvekkilinin hizmet alım sözleşmeleri ve eki şartnameler tip sözleşme olup, yüklenici firma personeline ilişkin tüm sorumluluğun yüklenici firmada olduğuna dair tüm sözleşmelerde açık hükümün mevcut olduğunu, taraflar arasındaki sözleşmeler gereğince işçilerin tüm sorumluluğunun davalı firmalarda olduğu hususunda da tereddüt bulunmadığını, ancak dava dışı işçinin bünyesinde çalışmış olduğu davalı firmalarda çalışma süresi farklı olduğundan, hangi firmanın hangi miktardan sorumlu olduğunun hesaplanması teknik bilgi gerektirdiğini, bu sebeple bilirkişi incelemesi sonrası ıslah etme hakkımız saklı kalmak kaydıyla 1.000,00-TL üzerinden dava açmaları gerektiğini, ayrıca işbu dava açılmadan önce zorunlu ticari arabuluculuk kapsamında davalı firmalarla arabuluculuk görüşmesi gerçekleştirilmiş ise de bir anlaşma sağlanamadığını, bu nedenle işbu davayı açma zaruretinin hâsıl olduğunu ileri sürerek, dava dışı işçi ...'e idarelerince ödenen tutardan davalı firmaların sorumlu olduğu şimdilik, 1.000,00 TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı firmalardan tahsili ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiş; belirsiz alacak davası olarak ikame edilen davada yargılama sırasında verilen 22.08.2025 tarihli talep artırım dilekçesi ile dava değerini 527.887,21-TL'ye yükseltmiştir. Davalı ....Güvenlik '' adı altındaki Sözleşme kapsamında ...bünyesinde çalıştırılmak üzere güvenlik görevlisi işçileri istihdam edilmiş olup söz konusu ihale sözleşmesinin, sözleşme kapsamında belirlenen sürenin dolması sebebiyle sona erdiğini, dolayısıyla rücuya konu edilen işçilik alacağından davacı İdarenin münferit olarak sorumlu olduğundan davanın husumet yokluğu nedeniyle reddinin gerektiğini, dava konusu ücretlere hak kazanan işçilere ödeme yapan davacı kurumun ödemiş olduğu tutarın azami %50 oranında davalılara başvurması uygun düşerken davacı idare tarafından söz konusu ücretin tamamı bakımından müvekkili şirkete başvurulmasının hukuka ve adalet duygusuna aykırılık teşkil ettiğini, tüm bunlara ek olarak ihale sözleşmesinin feshedilmesi sürecinde herhangi bir ihmal veyahut kusuru bulunmayan müvekkili şirkete söz konusu alacak yönünden başvurulması dahi adaletli olmayıp yukarıda da belirtildiği üzere ilgili mevzuat gereği söz konusu alacak kalemlerinin tahsilinden sorumlu olan davacı kurumun yapılan ödeme nedeniyle müvekkili şirketten rücu isteminin haksız ve mesnetsiz olduğunu, dava dışı işinin müvekkili şirket bünyesinde çalışmış olduğu süre boyunca hak kazandığı bütün alacaklar kendisine ödenmiş olup davacının müvekkili şirketten hiçbir alacağı bulunmadığını, kanun, yönetmelik, genelge ve yerleşik yargı görüşüne göre işçilerin kıdem tazminatı alacak taleplerinden davacı kurum .... Ofisi'nin tek başına sorumlu olduğunu, davacının yapılan ödemelerin dayanaklarını belirtmeksizin idarece kendi içerisinde yapılan değerlendirme sonucu dava dışı işçiye ödenen miktarı haksız ve dayanaksız bir şekilde rücuen tahsil etmeye çalıştığını, davayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 73'üncü maddesinde zamanaşımı 2 yıl olduğundan davacı tarafından müvekkili şirketten haksız ve hukuka aykırı olarak rücu edilmek istenen tazminata karşı zamanaşımı itirazlarını bildirdiklerini, davacının talep ettiği faize ve faizin başlangıç tarihine de itiraz ettiklerini savunarak, öncelikle müvekkili şirketin dava konusu alacaklardan hiçbir sorumluluğu bulunmadığından davanın müvekkil şirket yönünden pasif husumet yokluğu sebebiyle usulden reddine, Mahkemenin aksi kanaatte olması durumunda davacının haksız ve dayanaksız davasının reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ..... vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı kurum dava dilekçesinde dava dışı işçi ...'in ....Müdürlüğünde iş alan taşeron şirketlerde işçi olarak çalıştığını, 08/01/2025 tarihinde emekliliğe hak kazanması sebebiyle kıdem tazminatının hesaplanarak 674.741,61-TL ödeme yapıldığını, sözleşme ve mevzuat hükümleri gereğince dava dışı işçiye ödenen miktarlardan; davalıların sorumlulukları oranında, ancak iş ortaklığı olarak iş alan şirketlerin sorumlu oldukları miktardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olacaklarını, davalı firmaların şimdilik sorumlu oldukları 1.000,00-TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte sorumlulukları oranında davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava ettiğini, davacı tarafın talebine karşı zamanaşımı def'inde bulunduklarını, dava konusu alacak zamanaşımına uğramış olup, davanın zamanaşımı yönünden reddi gerektiğini, mahkemenin yargılama konusunda yetkili ve görevli olmadığını, huzurdaki davada yetkili mahkeme HMK'nın 6.maddesi gereği genel yetkili mahkeme .... Mahkemeleri olduğundan, mahkemeniz yetkisine itiraz ettiklerini, yine taraflar arasındaki uyuşmazlıkta Asliye Hukuk Mahkemeleri görevli olup, mahkemeniz görevli bulunmadığından görev yönünden de itirazlarını sunduklarını, dava dışı işçi müvekkili şirket .... kayıtlarında gözüken tarihler arasında çalıştığını, dava dışı işçinin müvekkili şirketler yönünden kazanılmış kıdem tazminatı bulunmadığı gibi sair işçilik hak ve alacakları da tam ve zamanında ödendiğini, anılan gerekçe ile müvekkilinin şirketlerin davacı tarafın talebinden sorumluluğunun bulunmadığını, davacı kurum ile müvekkili şirket arasındaki ilişki asıl işveren-alt işveren ilişkisidir. 4857 sayılı İş Kanunu'nun 2/6.maddesi gereği bu ilişkide asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumlu olduğunu, burada kanundan kaynaklanan teselsül hali mevcut olup, asıl işveren ve alt işveren dış ilişkide müteselsil sorumlu olup iç ilişkide ise varsa tarafların kendi arasındaki sözleşme hükümlerine göre, taraflar arasında sözleşme yoksa veya sözleşmede sorumluluk oranı belirlenmemişse, 6098 sayılı Borçlar Kanunu'nun 167.maddesi gereği tarafların yarı yarıya sorumlu oldukları kabul edileceğini, davacı kurum ile müvekkili şirket arasında varsa tanzim edilen hizmet alım sözleşmesi ve şartnameleri incelendiğinde müvekkili şirketin dava dışı işçiye ödenen işçilik hak, alacak ve tazminatlarından kimin, hangi oranda sorumlu olacağına dair açık bir hüküm yer almadığını, bu durumda en kötü ihtimalde dahi davacı kurumun dava dışı işçiye ödediği bedelin yarısının sorumluluğu münhasıran kendisine ait olmakta, kalan miktardan her alt işveren kendi dönemi ile sınırlı olmak kaydıyla sorumlu olduğunu, dava dışı işçiye ödenen bedelin içerisinde ihbar tazminatı bulunması halinde feshe bağlı bir hak olan ihbar tazminatından, tüm alt işverenler sorumlu olmayıp, yalnızca son alt işveren sorumlu olduğunu, davacı kurum tarafından ihbar tazminatı olarak ödenen bedelin müvekkil şirketten talep edilmesi hukuki dayanaktan yoksun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini, Mahkemece aksi kanaat hâsıl olursa davalı ile davalılar arasındaki hizmet alım sözleşmesi ve teknik şartnamede dava dışı işçiye ödenen alacak ve tazminatlardan sorumluluk oranına ilişkin açık hüküm olmadığından TBK 167 gereği davacı ile davalıların yarı yarıya sorumlu oldukları kabul edilerek davacı kurumun ödediği bedelin yarısına ilişkin rücu talebinden davalıların kendi dönemleri ile sınırlı olmak kaydıyla sorumluluğuna olacak şekilde davanın kısmen kabulüne, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... yetki alanına girdiğini, bu sebeple öncelikle davanın yetkiden reddini talep ettiklerini, öncelikle davacı tarafın talep ettiği alacak zamanaşımına uğradığını, bu nedenle zamanaşımı itirazında bulunduklarını, dosya kapsamında işçinin iş akdinin sona erme sürecine dair detaylı bilgi ve belge sunulmadığını, dava dilekçesinden ise davacı işçiye herhangi bir mahkeme kararı olmaksızın rızaen ödeme yapıldığının anlaşıldığını, ancak dava dışı işçinin kıdem tazminatına hak kazanıp kazanmadığı, hak kazanması ihtimalinde ödenmesi gereken miktara ilişkin yargılama yapılmadığını, bahse konu hususların tespiti için yargılama yapılması zaruretinin bulunduğunu, davacı kendi iradesi doğrultusunda ödeme yaptığını, ödeme sürecinde müvekkili şirkete herhangi bir bilgilendirme yapılmadığını, davacının rızasıyla yaptığı ödeme için rücu talebinin kabulünün mümkün olmadığını, davacı yan müvekkili şirketteki çalışmasının sona ermesinin akabinde devralan işveren nezdinde çalışmaya devam etmiş olup en nihayetinde ise davacı taraf nezdinde çalışmaktayken iş akdinin sona erdiğini, davacının müvekkili şirketteki çalışmasının işyeri devri sebebiyle sona erdiği, işyeri devrinin fesih niteliğinde olmadığı dolayısıyla da fesihle doğan alacaklara hak kazanılmayacağının gözetilmesi gerektiğini, davacıya yapılan ödemelerden son işverenin sorumlu olduğunu, müvekkilinin sorumluluğunu kabul anlamına gelmemekle birlikte, dava dışı işçiye ödenmesi gereken ...'ten kaynaklanan alacakların da rücu edilmesinin talep edildiğini, ancak bu alacaklar yönünden müvekkili şirketin sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını, davaya konu alacağa ödeme tarihlerinden itibaren faiz talep edilmesi de hukuka uygun olmadığını, söz konusu ödeme ile ilgili müvekkili şirket temerrüde düşürülmediğinden, davanın kabulüne karar verilecek olsa dahi bu alacağa ancak dava tarihinden itibaren faiz işletilebilir olduğunu, bunun yanı sıra rücuya konu alacak işçiye yapılan ödemelerden ibaret olup faiz talebinin fahiş olduğunu, yapılan ödemenin niteliği gözetilerek yasal faiz işletilmesine karar verilmesi gerektiğini savunarak, haksız ve hukuka aykırı davanın öncelikle usulden, aksi halde esastan reddine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı .... vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafça açılan işbu davanın haksız ve mesnetsiz olduğunu, davada dava konusu itibariyle görevli mahkemenin İş Mahkemeleri olduğunu, müvekkili şirketin adresinin .... ilinde olması nedeniyle yetkili mahkemenin Batman Mahkemeleri olduğunu, davacı tarafın müvekkili şirketten talep edebileceği herhangi bir alacağı bulunmamakla beraber, Mahkemece aksi kanaatte olunması halinde davacının talep ettiği alacak kalemlerinin zamanaşımına uğradığını, esasa ilişkin olarak ise; Davacının dosya kapsamında belirttiği Sözleşmede işçilere ödenen işçilik alacaklarından sadece davalının sorumlu olduğu veyahut davacının sorumlu olmadığına dair hiçbir ibarenin mevcut olmadığını, bu sebeple davacının iddialarına itibar edilemeyeceğini, davacı tarafın müvekkili şirkete ödemeye dair ihtarda bulunmadığı dikkate alındığında müvekkilinin temerrüde düştüğünden de söz edilemeyeceğini, dolayısıyla gerek faiz talebi gerekse temerrüt tarihinin hatalı talep edildiğini, müvekkili .... 01.09.2024 tarihinde ....olduğunu, .... Alımı işini gerçekleştirmekte olup davacı tarafa hizmet sağlamadığını, müvekkili şirket ile davacı taraf arasında asıl işveren ve yüklenici firma ilişkisi bulunmadığını, bu sebeple davaya konu olan müvekkilinin ismini bile bilmediği işçiye ödenmiş olduğu iddia edilen Emekli olması sebebiyle iş akdinin feshedilip ödeme yapılma gerekçesiyle yapılan ödemelere ilişkin rücuen tahsil talebi müvekkilinin sorumluluğu kapsamında olmadığını, davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte işçinin varsa alacağı müvekkilinin sorumluluğu kapsamında olmadığını, müvekkili şirket yetkilisi, şirketi henüz birkaç aydır devralmış olup şirketin önceki yetkilisinin hangi dönemlerde hangi şirketlerle yüklenici firma olarak hizmet yürüttüğünü hangi şirketlerle asıl işveren ve yüklenici firma ilişkisinin bulunduğunu bu kapsamda işçi çalıştırıp çalıştırmadığını çalışılan işçilerin kim olduğunu bile bilmemekte daha önce ihale yoluyla alınan hizmete ilişkin sözleşmelerin kapsam ve içeriğini de bilebilmesi mümkün olmayıp hayatın olağan akışına da aykırılık teşkil ettiğini, ayrıca davacı taraf dava dilekçesinde müvekkili şirketin yüklenici firmasını olduğunu belirterek müvekkili şirket ile hizmet alım sözleşmesi imzalandığını ve aralarında hizmet işleri genel şartnamesi bulunduğunu ve sözleşme ve şartnamedeki hükümler kapsamında işçilik alacaklarından yüklenicinin sorumlu olduğunu belirtmiş ise de müvekkili ... henüz yeni birkaç aydır devraldığını, şirketin önceki yetkilisinin daha öncesinde hizmet yürütümüne ilişkin yapmış oldukları sözleşmeleri, sözleşmelerin içeriklerini ve hükümlerini bilebilmesinin mümkün olmadığını, tüm bu sebeplerle söz konusu bu bedelin müvekkiline rücu edilmesinin haksız ve hukuksuz olduğunu savunarak, davacının tüm talepleriyle davasının esastan reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir. Diğer davalılar; Yapılan tebligatlara rağmen davaya cevap vermemiş, duruşmalara katılmamış ve delillerini bildirmemiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, davacı ile davalı şirketler arasında akdedilen hizmet sözleşmeleri gereğince ...Müdürlüğünde taşeron firma personeli olarak çalışmış olan dava dışı ...'in emekli olmaya hak kazanması üzerine davacı Kurum tarafından anılan işçiye ödenen kıdem tazminatının davalı şirketlerden hizmet alım sözleşmeleri ve eki şartnameler kapsamında sorumlulukları oranında rücuen tahsili istemine ilişkindir. İncelenen tüm dosya ve evrak kapsamı itibari ile; Mahkememizce yapılan yargılamada ön inceleme duruşması sırasında, Mahkememizin görev ve yetkisine yönelik olarak yapılan itirazların gerekçesi belirtilerek reddine karar verilmek suretiyle yargılamaya devam olunarak uyuşmazlığın esasına geçilmiş ve uyuşmazlığın çözümü için gerekli tüm delillerin toplanmasına ve tüm deliller toplandıktan sonra bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş olup, verilen ara karar uyarınca dosyanın tevdi edildiği bilirkişi ... tarafından düzenlenen 20.08.2025 tarihli raporun dosyaya sunulduğu, taraflara tebliğ edildiği, davaya cevap veren davalı şirketler vekilleri tarafından rapora karşı beyan ve itirazlarda bulunulduğu, ancak sunulan bilirkişi raporunun gerekçeli ve denetime elverişli olup, hükme esas almaya medar olduğu görülmekle ve dosya kapsamına sunulanların dışında toplanması gereken başkaca bir delil ve araştırılacak başkaca bir hususun da kalmadığı anlaşılmakla, tahkikata son verilmiştir. Bu durumda; yapılan yargılamaya, toplanan delillere, alınan bilirkişi raporuna ve tüm dosya kapsamına göre, dava dışı işçi ...'in davacı .... ihale alan davalıların yanında çalıştığı ve iş akdinin “emeklilik” nedeniyle sona ermesi üzerine anılan dava dışı işçiye, toplam çalışma süresine isabet eden kıdem tazminatının davacı Kurum tarafından ödendiği, davacı Kurumun asıl işi dışında bulunan çeşitli yardımcı işlerini davalı şirketlerden hizmet alımı yolu ile temin ettiği, davacı Kurum ile davalı şirketler arasında imzalanan hizmet alımı sözleşmeleri ile asıl işveren-alt işveren ilişkisinin kurulduğu, dava dışı işçinin hizmet alımı yapılan firmalarda işçi olarak çalıştığı, dosyaya sunulan Hizmet Alımı Sözleşmeleri ve İdari-Teknik Şartnameler incelendiğinde; Sözleşmelerin 22./23. maddesinde; "Yüklenicinin sözleşme konusu iş ile ilgili çalıştıracağı personelle ilişkin sorumlulukları, ilgili mevzuatın bu konuyu düzenleyen emredici hükümleri ve genel şartnamenin altıncı bölümünde belirlenmiş olup, yüklenici bunlara aynen uymakla yükümlüdür.", Madde 36.1; "Yüklenici 5188 Sayılı Özel Güvenlik Hizmetlerine Dair Kanunu 5510 Sayılı Sosyal Sigortalı Genel Sağlık Kurulu 4857 Sayılı İş Kanunu 6331 TL İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu ve diğer ihale konusu işle ilgili kanunlar ile mer-i mevzuat ve ileride çıkabilecek ilgili mevzuat hükümlerini yerine getirecektir." Teknik Şartname Madde 12.5, 13.4 ve 14.4; "İş, Sosyal Güvenlik ve diğer ilgili mevzuat uyarınca yüklenici istihdam edilen hizmet personelinin işvereni olarak kabul edilecek ve mevzuattan doğan bütün borç ve yükümlülükler ile istihdam edilen tüm personelin özlük, yıllık ücretli izne ilişkin hakları ile ilgili kanun ve bunlara ilişkin tüzük, yönetmelik ve tebliğlerle belirlenmiş tüm hükümler Yüklenici tarafından yerine getirilecektir." düzenlemelerine yer verildiği, dava dışı işçi ...'in iş akdinin "Emeklilik" nedeniyle sona ermekle, hizmet ilişkisinin 1475 sayılı İş Kanunun yürürlükte bulunan 14. maddesine göre kıdem tazminatının ödenmesini gerektirecek şekilde sona ermiş olduğu, taraflar arasında imzalanan hizmet alım sözleşmelerinde işçi alacaklarından yüklenicilerin sorumluluğuna ilişkin düzenlemelerin yer aldığı, davacı işverenin ise işçi alacaklarından sorumlu olacağına dair bir hüküm bulunmadığı, dosya kapsamında bulunan.... belgeleri ve hizmet cetvelinden dava dışı işçinin 01.11.2006-31.12.2024 tarihleri arası dönemde çalıştığının tespit edildiği ve davalı şirketlerdeki çalışma süresinin bilirkişi raporunda tablo halinde gösterildiği, davacı tarafından ödenen toplam kıdem tazminatı miktarının dava dışı işçinin toplam hizmet süresine bölünmek suretiyle güne düşen kıdem tazminatı hesap edilmek ve sonrasında davalılar yanında geçen hizmet süresine çarpılmak suretiyle davalıların kendi dönemine düşen kıdem tazminatı miktarının hesaplandığı, davacının dava dışı işçiye tüm hizmet süresi üzerinden ödediği toplam Brüt 679.902,07 TL kıdem tazminatından, 527.887,21 TL'sini davalılardan rücuen tazminini talep edebileceği, bu miktar üzerinden yapılan hesaplama sonucu 74.966,23 TL'sinin davalı ...., 65.595,45 TL'sinin davalı .... 74.966,23 TL'sinin davalı .... sorumluluğunda bulunduğu, davacının ödediği kıdem tazminatından davalıların dava dışı işçinin kendi dönemlerine isabet eden hizmet süreleri ile sınırlı olmak üzere davacıya karşı sorumlu oldukları hususlarının yapılan yargılama sırasında toplanan deliller, alınan bilirkişi raporu ve aynı konuya ilişkin olarak benzer davalarda verilmiş bulunan emsal Yargı İçtihatları kapsamında anlaşılmış olmasına göre, davalıların yapmış oldukları Mahkememizin görev ve yetkisine ilişkin usule ilişkin itirazları ile husumete ilişkin itirazlarının ve davaya konu alacağın zamanaşımına uğradığına ilişkin savunmaları ile davacının talep hakkı olmadığına, kendilerinin sorumluluklarının bulunmadığına, temerrüt tarihi ve faize ilişkin tüm itiraz ve savunmalarının yerinde olmaması nedeniyle reddi ile, davacının davasının dava ve ıslah dilekçeleri kapsamında talep ettiği toplam 527.887,21-TL tutar üzerinden kabulüne, davalıların sorumlu oldukları tutarların davacı tarafından dava dışı işçiye ödemenin yapıldığı tarih olan 08.01.2025 tarihinden itibaren tahsil edilecekleri tarihe kadar avans faiz oranları uygulanmak suretiyle işleyecek faiziyle birlikte davalılardan tahsili ile davacıya ödenmesine karar vermek gerekmekle, açıklanan esaslara ve varılan hukuki sonuca uygun olarak aşağıdaki şekilde hüküm fıkrası oluşturulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacının davasının dava ve ıslah dilekçeleri kapsamında talep ettiği Toplam 527.887,21-TL tutar üzerinden KABULÜ İLE bu miktarın, 74.966,23 TL'sinin davalı .... 78.089,82 TL'sinin davalı Tasfiye Halinde .... 84.337,01 TL'sinin davalı ... 65.595,45 TL'sinin davalı .... 74.966,23 TL'sinin davalı .... tahsili ile davacıya ödenmesine, 2-Davalıların sorumlu oldukları yukarıda belirtilen tutarların, 08.01.2025 tarihinden itibaren tahsil edilecekleri tarihe kadar avans faiz oranları uygulanmak suretiyle işleyecek faiziyle birlikte davalılardan tahsili ile davacıya ödenmesine, 3-Harçlar Kanunu gereğince hüküm altına alınan 527.887,21-TL üzerinden hesaplanan 36.059,97-TL harçtan, davacı tarafından peşin harç olarak yatırılan 615,40-TL harç ile ıslah harcı olarak yatırılan 8.997,92-TL harcın mahsubu sonucu kalan 26.446,65-TL harcın davalılardan sorumlulukları oranında yapılan paylaşım hesabı sonucu; 3.755,73-TL harcın davalı ...tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 3.912,22-TL davalı Tasfiye Halinde... tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 3.755,73-TL harcın davalı ... tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 4-Davacı tarafından yapılan 615,40-TL başvuru harcı, 615,40-TL peşin harç ile 8.997,92-TL ıslah harcı ve 87,50-TL vekalet harcı olmak üzere toplam 10.316,22-TL harç giderinden, davalıların sorumlulukları oranında yapılan paylaşım hesabı sonucu;1.465,02-TL'sinin davalı .... tahsili ile davacıya ödenmesine 5-Davacı tarafından yargılama sırasında yapılan 4.185,00-TL posta ve tebligat gideri ve 12.000,00-TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 16.185,00-TL yargılama giderinden, davalılardan sorumlulukları uyarınca yapılan paylaşım hesabı sonucu;2.298,46-TL yargılama giderinin davalı ... tahsili ile tahsili ile davacıya ödenmesine, 6-Davacı davasını bir vekil vasıtası ile takip ettiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca ve hüküm altına alınan miktar nazara alınarak belirlenen 84.461,95-TL vekalet ücretinin davalılardan sorumlulukları oranında yapılan paylaşım hesabı sonucu; 11.994,59-TL'sinin davalı .... tahsili ile, 11.994,59-TL'sinin davalı .... tahsili ile davacı tarafa ödenmesine, 7-Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A (13). Maddesi uyarınca karar tarihinde yürürlükte bulunan Arabuluculuk Ücret Tarifesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 4.900,00-TL arabuluculuk giderinin davalılardan sorumlulukları oranında yapılan paylaşım hesabı sonucu; 695,85-TL'nin davalı ... tahsili ile Hazineye ödenmesine, 8-Taraflarca yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmın karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilgilisine iadesine, Dair; davacı vekili ile davalı ... vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde ... yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 18/11/2025
Katip ... ¸e-imzalıdır.
Hakim ... ¸e-imzalıdır.