İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/721 E. 2026/637 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/721
Karar No
2026/637
Karar Tarihi

T.C. KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/721 Esas - 2026/637 T.C. KAYSERİ TÜRK MİLLETİ ADINA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR

ESAS NO : 2025/721 Esas KARAR NO : 2026/637

HAKİM : KATİP :

DAVACI : ... - VEKİLİ : Av. DAVALI : ... VEKİLİ : Av. DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 19/08/2025 KARAR TARİHİ : 01/07/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 01/07/2026 Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Davalı sigorta şirketince ZMM poliçesi (Poliçe No: ...) ile sigortalı Başak Setenay Aksoy’a ait ve Zehra AKSOY’un sevk ve idaresinde bulunan ... plakalı aracın davacı ...’a ait 38 GN 757 plakalı araca çarpması sonucunda maddi hasarlı trafik kazası meydana gelmiş olduğunu, incelenen kayıtlara göre meydana gelen elim trafik kazasında, davalı sigorta şirketince sigortalı ... araç sürücüsünün kazanın meydana gelmesinde %100 kusurlu olduğunun görüldüğünü, dolayısıyla davacının aracında meydana gelen hem gerçek hasardan hem değer kaybından; davalı sigorta şirketi (kaza tarihinde belirlenen genel şartlar uyarınca poliçe limitleri dahilinde) de sorumlu olduğunu, bu bedellerin davalı sigorta şirketinden tahsili talepleri olduğunu, Gerçek Hasara İlişkin Bedelin Hesaplanması Gerekmekte olduğunu, hem araç sürücüsünün, hem araç sahibinin hem de sigorta şirketinin gerçek zarardan sorumlu olduklarının yerleşik yargı içtihatları ile de sabit olduğunu, Hesaplamada Hasarlı Parçaların Orijinallerinin Baz Alınması gerektiğini, davacının kazdan önce orijinal halini koruyan aracının tamirini eşdeğer parçalarla onarımını kabul etmesi, aracının kazadan önceki halinden daha kötü bir halini kabullenmesinin beklenemeyeceğini, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi'nin 27/09/2021 Tarih 2018/2314 Esas ve 2021/1074 Karar sayılı ilamının bu kapsamda dikkate alınması gerektiğini, Hesaplamada İskonto Yapılmaması gerektiğini, sigortanın sorumluluğunun, hasar sorumluluğu olduğunu, sigortacının sorumluluğunu azaltan yada kaldıran anlaşmalar da KTK'nin 111. Maddesi uyarınca geçersiz olduğunu, bu sebeple iskontonun da baz alınmaması gerekmekte olduğunu, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi'nin 13/06/2024 Tarih 2021/1997 Esas Ve 2024/1206 Karar Sayılı İlamının bu kapsamda dikkate alınması gerektiğini, Hasar Hesaplamasının KDV'li Yapılması gerektiğini, Sigortacı, sigorta sözleşmesi gereği gerçek zararı karşılamakla yükümlü olup, gerçek zararın kapsamında yapılan onarım sonucu, yasal olarak ödenmek durumunda olunan KDV’den de sorumlu olduğunu, nitekim 3065 sayılı KDV Kanunu'nun 1. Maddesi uyarınca Türkiye’de yapılan sınai, ticari, zirai faaliyet ver ve serbest meslek faaliyeti çerçevesinde yapılan teslim ve hizmetler katma değer vergisine tabi olduğunu, belirtilen bu nedenle hesaplamada KDV’li tutarların baz alınması gerekmekte olduğunu, Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 13/11/2017 Tarih 2016/18474 Esas ve 2017/10417 Karar sayılı ilamının, Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 2016/16052 Esas 2017/8418 Karar sayılı ilamının bu kapsamda dikkate alınması gerektiğini, davaya konu tazmin talebini içeren trafik kazasının gerçekleşmesi ile beraber, davacının aracında meydana gelen zararın tespiti amacıyla sigorta şirketince bir eksper atanmış, hasar tespiti ilk olarak eksper tarafından yapılmış olduğunu, Sigorta şirketinin atamış olduğu eksper raporunda mevzuata uygun olmayan yan sanayi parça ve çıkma parça kullanılacak şekilde hesaplama yapılmış olduğunu, Orijinal yedek parçalarda ve işçiliklerde ise haksız ve hukuka aykırı bir şekilde iskonto uygulanmış olduğunu, Parça ve işçiliklere KDV uygulanmamış olduğunu, halbuki sigortacı, sigorta sözleşmesi gereği gerçek zararı karşılamakla yükümlü olup, gerçek zararın kapsamında yapılan onarım sonucu, yasal olarak ödenmek durumunda olunan KDV’den de sorumlu olduğunu ayrıca hasar onarımı için belirlenen işçilik bedelleri piyasa rayicinin altında belirlenmiş olduğunu, davacının aracında hasar gören parçaların orijinal parça olmasına karşın, onarımında az yukarıda açıklandığı üzere mevzuata uygun olmayan kullanılmış olduğunu, yine sigorta şirketi tarafından atanan eksper raporunda davacının aracında hasar gören parçaların mevzuata uygun parçalarla değiştirilmesi gerekirken bu hasarlı parçalar değiştirilmeyerek tamir edilme yoluna gidilmiş olduğunu, bu uygulamanın da az yukarıda yer verdikleri yerleşik içtihatlara aykırı olduğunu, tüm bu sebeplerden ötürü; araçtaki hasar bedelinin, orijinal parçalar baz alınarak, piyasa rayicine göre belirlenecek işçilik ve bunlara (işçiliğe ve orijinal parçalara) yansıtılacak K.D.V. dahil, bedellerde (işçilik bedeli ve orijinal parça bedeliden) herhangi bir iskonto yapılmadan gerçek hasar bedelinin bilirkişi marifetiyle belirlenmesi gerekmekte olduğunu, Eksper Raporundaki İskontoya İlişkin Kısım, Eksper Raporundaki KDV'ye İlişkin Kısmın dilekçede açıkladıkları gibi olduğunu, kaza Sonrası Araçtaki Değer Kaybı Bedelinin Hesaplanması ve Tazmini Gerekmekte olduğunu, Yargıtay'ın yerleşmiş içtihatları gereği kaza sonrası aracın satılmak istendiğinde kazadan önceki haline göre 2. El piyasa rayiç bedelinde ortaya çıkacak fark ile hesaplanması, eş deyişle Reel Değer Kaybı'nın hesaplanması gerekmekte olduğunu ayrıca reel değer kaybı hesaplanırken, davacının aracının markası, modeli; aracın daha önceden hasar kaydının olmaması, aracın ikinci el pazarında gördüğü yoğun rağbet, değişen parçaların araç üzerindeki konumu, parça değişiminde uygulanan işlemler gibi olaya ilişkin hususların da göz önüne alınması gerekmekte olduğunu, 2198 sayılı Karayolları Trafik Kanunu, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu, Türk Ticaret Kanunu, Borçlar Kanunu ile Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları Tebliği ve diğer mevzuatlar gereğince davacının aracında oluşan hasardan ve değer kaybından, kazada kusuru bulunan sigortalı araç adına, kaza tarihinde geçerli olan ve ZMM sigortasını düzenlemiş bulunan davalı sigorta şirketinin de sorumlu olduğunu, tüm bu hususlar değerlendirildiğinde; zamanında bakımı yapılan, emsallerine göre temiz kullanılan davacının aracının emsallerine nazaran daha fazla değer kaybı yaşayacağının açık olduğunu, dosya kapsamında yapılacak olan inceleme ile beraber davacıya ait aracın kaza nedenli uğramış olduğu değer kaybının da taraflarına ödenmesi gerekmekte olduğunu, zararın tazmin edilmesi amacıyla 11.12.2024 tarihinde ... Sigorta AŞ.’ye başvuruda bulunulmuş. 23.12.2024 tarihinde 20.000,00 TL değer kaybı ödemesi yapılmış olduğunu ancak yapılan ödemenin bu meydana gelen zararı gidermemekte olduğunu, akabinde dava şartı zorunlu arabuluculuk yoluna başvurulmuş ancak dava dilekçe ekinde sunmuş oldukları son tutanaktan da görüleceği üzere anlaşma sağlanamamış olduğunu, açıklanan nedenlerden ötürü, davacının alacaklarının tahsil edilebilmesi amacıyla mahkemeye başvurmak zarureti hasıl olmuş olduğunu belirterek, fazlaya ilişkin talep ve dava hakkı saklı kalmak kaydıyla; (Bilirkişi raporundan sonra bedel artırım dilekçesi sunulmak üzere) 10 TL hasar fark tazminatı ve 10 TL Değer Kaybı Bedelinden oluşan toplam 20 TL maddi tazminatın işbu belirsiz alacak davası ile beraber haksız fiil tarihinden (11.04.2024) itibaren işletilecek avans faizi ile beraber davalı sigorta şirketinden tahsiline (sigorta şirketinin rizikonun gerçekleştiği tarihteki poliçe limitleri ile sorumlu tutulmasına) karar verilmesinin talep edildiği görülmüştür. CEVAP: Davalı Sigorta vekili cevap dilekçesinde özetle: Davanın yetkisiz mahkemede ikame edilmiş olduğunu, HMK madde 6’nın dikkate alınması gerektiğini, işbu dava da "Yetkili Mahkeme”nin davalı sigorta şirketinin yerleşim yerinin İstanbul olması sebebiyle HMK madde 6/1 gereği; İstanbul Anadolu Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu, bu bakımdan yetki itirazının kabulü ile davanın yetki yönünden usulden reddine ve dosyanın yetkili İstanbul Anadolu Asliye Ticaret Mahkemelerine gönderilmesine karar verilmesini talep ettiklerini, HMK 121 Md. gereği delillerin taraflarına tebliği gerektiğini, dava konusu araca ilişkin hasar bedeli ödenmiş olup işbu başvurunun reddi gerekmekte olduğunu, hasarın taraflarına ihbar edilmesi akabinde davalı sigorta şirketi nezdinde hasar dosyası açılmış ve başvuran tarafın müracaatı üzerine bağımsız eksper tarafından hazırlanan maddi hasar ekspertiz raporunda işçilik ve yedek parça ücreti olarak 73.545,12-TL hasar farkı bedeli 02/07/2024 tarihinde bizzat mağdur hesabına ödenmiş olduğunu, başvuran tarafın aracında oluşan hasar bedeli davalı sigorta şirketince karşılandığından işbu başvurunun reddini arz ve talep ettiklerini, nitekim başvuru sahibinin eşdeğer izin formuna bakıldığında değişimi yapılan parçaların onarımı esnasında eşdeğer parça ile orijinal parçalar ile onarılması durumunda da muvafakat verdiğinin izahtan vareste olduğunu, bu durumda başvuranın zararının eksiksiz giderilmiş olduğunu, başvuru sahibi tarafından her ne kadar bakiye hasar bedelinin talebi için huzurdaki başvuru ikame edilmişse de araç onarım bedelinin kendileri tarafından karşılandığına ilişkin bir iddia bulunmadığı gibi onarım faturası da sunulmamış olduğunu, davalı sigorta şirketinin sorumluluğunun; aracın onarılmamış olması halinde; değişmesi gereken parça-malzeme bedeli ile genel şartlara ve iskonto uygulanmak suretiyle belirlendiğini, araç onarılmış olması halinde ise aracın onarım bedeli kadar olduğunu, zira araç onarılmış ise onarım bedeli ne kadar ise sigorta şirketinin ancak o kadardan sorumlu olduğunu, davacı tarafından haricen ödeme yapıldığına ilişkin herhangi bir bilgi ve belge sunulmadığından davacının haksız taleplerinin reddi gerekmekte olduğunu, davacı tarafından, davalı sigorta şirketi tarafından yapılan ödeme dahi belirtilmeyerek, işbu dava konusu kaza sonucunda aracında meydana gelen hasara ilişkin maddi tazminat talep edilmekte olduğunu ancak, davacı tarafından davalı sigorta şirketi tarafından yapılan ödemenin yetersiz olduğu, bu çerçevede harici bir ödeme yapmak durumunda kaldığı ve maddi olarak zarara uğradığına ilişkin herhangi bir bilgi veyahut belge dosyaya sunulmamış olduğunu, bu nedenle davacı tarafından harici bir ödeme yapılmamasına rağmen zarara uğradığını iddia ederek işbu başvuruda bulunması haksız ve kötü niyetli olduğunu, bu çerçevede davacının haksız taleplerine istinaden bakiye tazminat tutarına hükmedilmesinin de sebepsiz zenginleşmeye yol açacağını, emsal bir hakem kararının dikkate alınması gerektiğini, itirazları baki kalmak kaydıyla; hasar bedelinin 04.12.2021 tarihli Genel Şartlara göre hesaplanması gerekmekte olduğunu, 04.12.2021 tarihli Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarında Değişiklik Yapılmasına Dair Genel Şartlar’ın 9. Maddesinin dikkate alınması gerektiğini, hasar gören parçanın onarımının mümkün olup olmadığının, mümkün ise onarılması, değil ise eşdeğeri parça ile değiştirilmesi, bu da mümkün değilse ancak yenisi ile değiştirilmesi durumlarının değerlendirilerek hasar miktarının tespiti gerektiğini, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının B.2.2.2 maddesi düzenlemesi gereği başvuru konusu araç onarımının kaza tarihi itibariyle anlaşmalı onarım merkezinde yaptırılması halinde tedarik iskontosu uygulanacak olduğunu, buradan hareketle, davalı sigorta şirketinin sorumluluğunun genel şartlara göre belirlenen hasar miktarından iskonto uygulanmak suretiyle sınırlı olduğunu, açıklanan nedenlerle davalı sigorta şirketinin yalnızca yaptırmış olduğu ekspertiz raporundaki miktarla sınırlı kalarak sorumlu tutulmasını ve hesaplanan tazminat bedeli üzerinden asgari % 20,00 oranında iskonto uygulanmasını arz ve talep ettiklerini, davalı şirketin KDV’den sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını, KDV’nin doğumunun farazi hesaplamalara bağlı olmayıp, malın/hizmetin teslimine bağlı olduğunu, davacı tarafından böyle bir fatura sunulmadığından dolayı hasar bedeline KDV eklenmesinin hukuka aykırılık teşkil edeceğini, bu nedenle sigorta şirketinin, yapmış olduğu ödemenin uygun olduğunun tespit edilmesini arz ve talep ettiklerini, davaya konu aracın değer kaybı talebi karşılanmış olup, işbu başvurunun reddi gerekmekte olduğunu, başvuran tarafın müracaatı üzerine dava konusu araçta 20.000,00-TL değer kaybı oluştuğu tespit edilmiş işbu tutar 23/12/2024 tarihinde başvuran vekili hesabına ödenmiş olduğunu, dolayısıyla müracaat üzerine değer kaybı bedeli karşılandığından işbu başvurunun reddini arz ve talep ettiklerini, itirazları baki kalmak kaydıyla her durumda rayiç bedele göre hesaplama yapılması ihtimalinde aracın somut özellikleri ve geçmiş hasarlarının dikkate alınması gerekmekte olduğunu, değer kaybı zararı, aracın maruz kaldığı kazada hasar gören parçaların orijinalliğini yitirmiş olması sebebiyle piyasa satış değerinde yaşanacak azalmaya ilişkin olup, daha önce hasar ve onarım görmüş parçalar yönünden orijinalliği bozulmuş olduğundan tekrar değer kaybı oluşmayacağını, bu nedenle, uyuşmazlık konusu kazada hasar gören parçaların eski tarihli kazalarında hasar görüp görmediği dolayısı ile orijinalliğini daha önce yitirmiş olup olmadığının tespiti gerekmekte olduğunu, kişisel verilerin korunması kanunu kapsamında, konu kaza ve hasar kayıtlarının detayına erişim imkanı sigorta şirketi ve bilirkişi yönünden de olanaklı olmadığından, araçta konu kazada oluşan hasardan kaynaklı önceki kaza ve hasarlarına nazaran ilave değer kaybı oluşup oluşmadığını ispata elverişli delillerin sunulması sadece hak sahibi tarafından temin edilebilecek kayıtlarla tevsik edilebilecek olduğundan, parçaların daha önce hasar ve onarım görmediğini, konu parçaların orijinal olduğunu ispat yükü zarar gördüğünü iddia eden başvurana ait olduğunu, aracın uyuşmazlık konusu kaza öncesinde hasarsız olmadığı, tramere yansıyan kaza ve hasar kayıtları ile sabit olmuş olacağından, artık aracın kaza öncesinde hasarsız olmadığı belirli hale geleceğinden, konu kazada oluşan hasarların bu kazada oluşan hasardan farklı aksamlara ilişkin olduğunu ispat yükü değer kaybı zararı talep eden başvurana geçmekte, ispat yükü yer değiştirmekte olduğunu, başvuran tarafça, tramere yansıyan eski hasar kayıtlarına ilişkin kaza tutanakları, hasar resimleri ve onarım kapsamını gösteren ekspertiz raporları temin edilerek iddia edilen değer kaybına etken zararın mevcudiyetini ortaya koyan elverişli delillerle önce sigorta şirketine ön başvuru yapması gerektiği dikkate alınarak başvurunun usulden reddine karar verilmesini arz ve talep ettiklerini, itirazlarının kabul edilmemesi halinde tespit edilecek rayiç bedelin yüksek olacağını belirtir, itirazları doğrultusunda ek rapor alınması zaruriyetini arz ve talep ettiklerini, KTK 99. Maddesinin dikkate alınması gerektiğini, başvuranın zararı karşılandığından davalı şirketin temerrüdünden bahsedilemeyeceğini beyan eder, başvuran tarafın kaza tarihinden itibaren faiz taleplerinin reddini arz ve talep ettiklerini, Sigortacının tazminat sorumluluğunun, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 91/1 maddesi yollamasıyla 85/1 maddesinde düzenlenmiş olduğunu, buna göre Sigorta kuruluşu, oluşan riziko sebebiyle İşleten, zarar görenlere karşı hangi oranda temerrüt faizi ödemesi gerekiyor ise, onun hukuksal sorumluluğunu üzerine alan Sigorta Kuruluşunun da, aynı oranda temerrüt faizi ödemekle yükümlü olacağını, dolayısıyla işletenin sorumlu tutulamayacağı bir faiz türünden, onun sorumluluğunu üzerine alan Trafik Sigortacısının sorumlu tutulabilmesi mümkün olmadığını, işletenin faiz ile ilgili yükümlülüğü ise, kazaya karışan aracın kullanım amacına göre belirleneceğini, kazaya karışan araç hususi nitelikte bir araç olup ticari kullanımının söz konusu olmadığını, Sigorta kuruluşunun faiz ile ilgili yükümlülüğünün, yasal faiz olacağını, Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 11.03.2014 tarih ve E. 2013/2862- K. 2014/3439 sayılı kararında konu irdelenmiş ve sigortalı aracın özel araç olması durumunda sigorta şirketinin yasal faizle sorumlu olması gerektiği içtihat edilmiş olduğunu, ayrıca söz konusu olayın işleten açısından haksız fiilden kaynaklanan bir olay olduğu, davalı şirketin de yasal olarak işletene düşen hukuki sorumluluğu üstlendiği göz önüne alındığında haksız fiilden kaynaklanan olaylarda ise ancak yasal faizin talep edilebileceği izahtan vareste olup Yargıtay kararlarıyla da sabit olduğunu, bu nedenle başvuranın avans faiz talebinin reddini beyan ettiklerini, davalı sigorta şirketi aleyhine vekalet ücreti ve yargılama giderlerine hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olacağını, somut olayda; davanın açılmasına davalı şirketin neden olmadığını, dolayısıyla davalı şirketin temerrüde düşmediği davacının taleplerin karşılandığı dikkate alındığında, davalı şirketin yargılama giderleri ve vekâlet ücretinden sorumlu tutulamayacağının açık olduğunu, bu nedenle her durumda davalı sigorta şirketi aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmemesini arz ve talep ettiklerini belirterek, davanın usulden ve esastan reddi ile davacının haksız ve hukuka aykırı faiz taleplerinin reddine, her halde davalı şirketin poliçe teminat limiti ile sorumlu tutulmasına karar verilmesinin talep edildiği görülmüştür. YARGILAMA VE GEREKÇE Dava 11/04/2024 tarihinde meydana gelen trafik kazası nedeni ile davacıya ait 38 GN 757 plakalı araçta hasar fark bedeli ve değer kaybı zararı olup olmadığı, varsa miktarı ve davalının bu zarar talebinden sorumlu olup olmadığı hususlarına ilişkindir. Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi Müdürlüğüne yazılan müzekkerelere cevapların verilmiş olduğu görülmüştür. Araçların Trafik Tescil kaydının dosyaya eklenmiş olduğu görülmüştür. Mahkememiz 21/01/2026 Tarihli celsesinde dosyanın Makine Mühendisi bilirkişisine tevdiine karar verildiği, bilirkişi tarafından 12/05/2026 Tarihli raporunun dosyamıza sunulduğu incelenmesinde, "Dosyada bulunan bilgi ve belgelerin detaylı incelenmesi ve yapılan değerlendirme sonucu; ... plakalı araç sürücüsü Zehra AKSOY'un, 2918 sayılı K.T.K.'nın Madde 46/b-c, ve Madde 84/j kurallarını ihlal ettiği ve kazanın meydana gelmesinde kusurlu olduğu, 38 GN 757 araç sürücüsü Sürüc ...'ın kazaya etken kural ihlalinin olmadığı, Dosyada bulunan bilgi ve belgelerin incelenip yapılan değerlendirme sonucu davacı tarafın tazmin edemediği bakiye hasar zararının olmadığı, Dava konusu araçta 16.07.2025 kaza tarihi itibarıyla 25.000,00 TL değer kaybı yaşanacağı, ... Sigorta Sigorta A.Ş. tarafından 20.000,00 TL değer kaybı yapıldığından davacı tarafın tazmin edemediği bakiye değer kaybı tutarının 25.000,00 - 20.000,00 =5.000,00 TL olduğu görüş ve knaatiyle Sayın Mahkemenizin takdirine arz ederim." şeklinde rapor tanzim edildiği görülmüştür.

Davacı vekilinin 01/06/2026 tarihli Dava değeri artırım dilekçesini dosyaya sunduğu ve taraflara tebliğe çıkarılmış olduğu görülmüştür. Davacı tarafça, davalı sigorta şirketine başvurulması üzerine davalının 23/12/2024 tarihinde 20.000 TL değer kaybı tazimat ödemesi yaptığı ancak yapılan bu ödemenin alınan rapor ile davacının tüm zararını gidermediği ve bu şekilde eksik ödeme tarihi itibari ile davalının temerrüde düştüğü anlaşılmış ve kararda bu tarihten itibaren faize hükmedilmiştir. Davacı tarafça avans faiz uygulanması talep edilmiş olup, davalı sigorta şirketi tarafından sigortalanan ... plakalı aracın trafik tescil kaydına göre kullanım amacının hususi olduğu görülmekle yasal faiz uygulanması gerektiği anlaşılmış ve kararda yasal faize hükmedilmiştir. Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda; her ne kadar davalı tarafça davanın reddine karar verilmesi talep edilmiş ise de, 11/04/2024 tarihinde meydana gelen kaza nedeni ile tarafların kusur durumu ile davacıya ait 38 GN 757 plakalı araçta hasar fark bedeli ile bakiye değer kaybı zararı meydana gelip gelmediğinin tespiti için makine mühendisi bilirkişiden 12/05/2026 tarihli rapor alındığı ve raporda, 11/04/2024 tarihinde meydana gelen kazada ... plakalı araç sürücüsü Zehra AKSOY'un, 2918 sayılı K.T.K.'nın Madde 46/b-c, ve Madde 84/j kurallarını ihlal ettiği ve kazanın meydana gelmesinde kusurlu olduğu, 38 GN 757 araç sürücüsü ...'ın kazaya etken kural ihlalinin olmadığı, dosyada bulunan bilgi ve belgelerin incelenip yapılan değerlendirme sonucu davacı tarafın tazmin edemediği bakiye hasar zararının olmadığı, dava konusu araçta 16.07.2025 kaza tarihi itibarıyla 25.000,00 TL değer kaybı yaşanacağı, ... Sigorta Sigorta A.Ş. tarafından 20.000,00 TL değer kaybı yapıldığından davacı tarafın tazmin edemediği bakiye değer kaybı tutarının 25.000,00 - 20.000,00 =5.000,00 TL olduğunun belirtildiği görülmüştür. Davalı sigorta şirketi tarafından davacının hasar zararına ilişkin daha önce tam ödeme yapılması ile davacının bakiye hasar fark alacağı olmadığı anlaşılmış ve bu nedenle talebin reddi gerekmiştir. Davacının bakiye değer kaybı nedeni ile oluşan zararından davalı sigorta şirketinin kusurlu aracın olay tarihinde geçerli ZMSS poliçesini düzenlemekle sürücünün kusuru oranında ve limit ile sınırlı sorumlu olduğu görülmüş, davacı vekilinin 01/06/2026 tarihli talep artırım dilekçesi de dikkate alınmış ve böylece, Davanın KISMEN KABULÜ KISMEN REDDİ ile; Hasar bedeli zarar talebinin reddine,(10,00-TL ile sınırlı), 5.000,00-TL Bakiye değer kaybı tazminat bedelinin poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere temerrüt tarihi olan 23/12/2024 Tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. Arabuluculuk ücretine ilişkin değerlendirmede; 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'na 7155 sayılı Kanun'un 20 nci maddesi ile 06.12.20218 tarihinde eklenen 5/A maddesi ile; "Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır." düzenlemesi ile konusu bir miktar paranın ödenmesine ilişkin olan alacak ve tazminat taleplerine ilişkin ticari davalarda arabulucuya başvurulması dava şartı olarak getirilmiştir. Ancak TTK'nın 5/A maddesi ile konusu para alacağına ilişkin ticari davalarda arabulucuya başvurulması dava ön şartı olarak düzenlenmişken 26.04.2016 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6704 sayılı Kanun'un 5 inci maddesi ile Karayolları Trafik Kanunu'nun 97 nci maddesinde yapılan değişiklik ile;" zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir. Sigorta Kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması halinde zarar gören dava açabilir veya 5684 sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurulabilir." ifadesi ile zorunlu mali sorumluluk sigortasına karşı açılacak davalarda dava açmadan önce sigortacıya yazılı başvuru yapılması ve bu süre içinde hiç cevap verilmemesi veya verilen cevabın zarar görenin talebini karşılamaması halinde yani zarar gören ile sigortacı arasında uyuşmazlık çıkmasından sonra dava açılabileceği düzenlenmiştir. Bu düzenleme ile sigortacıya başvuru bir dava şartı olarak getirilmiştir. Bir başka deyişle Karayolları Trafik Kanunu'nun 97 nci maddesi ile trafik kazası sonucu zarar gören kişilerin sigortacıya karşı dava açabilmesi için aralarında bir uyuşmazlık çıkması gerektiği şartı düzenlenmiştir. Buna göre zarar gören öncelikle tazminat taleplerini sigortacıya iletecek ve böylece uyuşmazlığı kendi aralarında çözmeye çalışacaklardır. Bu haliyle zarar görenin dava açmadan önce sigortacıya başvuru dava şartı alternatif uyuşmazlık çözüm yolu olarak önümüze çıkmaktadır. Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'na eklenen 18/A maddesinin 18 inci fıkrasında "Özel kanunlarda tahkim veya başka bir alternatif uyuşmazlık çözüm yoluna başvurma zorunluluğunun olduğu veya tahkim sözleşmesinin bulunduğu hâllerde, dava şartı olarak arabuluculuğa ilişkin hükümler uygulanmaz." ifadesi ile dava şartı olarak arabuluculuğun sınırları özel kanunlarda tahkim ve başka alternatif uyuşmazlık çözüm yollarına başvurunun zorunlu olması ile çizilmiştir. Bir başka deyişle tahkimin veya başka alternatif uyuşmazlık çözüm yollarının zorunlu kılındığı durumlarda arabuluculuğa başvuru dava şartı olarak uygulanmayacaktır. Yukarıda açıklandığı üzere, trafik kazası sonucu davacının tazminat taleplerini öncelikle sigortacıya ilettiği, bu haliyle dava açmadan önce sigortacıya başvuru dava şartının yerine getirildiği, Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'na eklenen 18/A maddesinin 18 inci fıkrasına göre artık zorunlu arabuluculuk hükümlerinin uygulanamayacağı bu itibarla yargılama gideri olarak arabuluculuk masraflarının davalıya yükletilemeyeceği gözetilerek arabuluculuk masrafları davacı üzerinde bırakılmıştır. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenler ile; 1-Davanın KISMEN KABULÜ KISMEN REDDİ ile; A-Hasar bedeli zarar talebinin reddine,(10,00-TL ile sınırlı) B-5.000,00-TL Bakiye değer kaybı tazminat bedelinin poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere temerrüt tarihi olan 23/12/2024 Tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 2-492 sayılı Harçlar Kanunu'na ekli (1) sayılı tarife gereğince; alınması gereken 341,55-TL karar ve ilam harcı en az (maktu) harca ulaşmadığından, alınması gereken 732,00-TL harçtan davacı tarafından peşin yatırılan 615,40-TL peşin harç ve 85,05-TL ıslah harcı olmak üzere toplam 700,45-TL harcın mahsubu ile bakiye 31,55-TL harcın davalıdan alınarak HAZİNE'YE GELİR KAYDINA, 3-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-13. maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 4.600,00-TL arabuluculuk ücretinin (yargılama gideri) gerekçede açıklandığı üzere DAVACIDAN alınarak HAZİNE'YE GELİR KAYDINA, 4-Davacı tarafından yatırılan 615,40-TL başvurma harcı, 615,40-TL peşin harç ve 85,05-TL ıslah harcı olmak üzere toplam 1.315,85-TL harcın davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine, 5-Davacı tarafından yapılan; bilirkişi, posta, müzekkere, tebligat, elektronik tebligat ve kep reddiyat gideri olmak üzere toplam 5.137,90-TL yargılama giderinin davanın kabul/ret oranına göre hesap edilen 5.127,64-TL'sinin davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine, bakiye kalan 10,26-TL'nin ise davacı taraf üzerinde bırakılmasına, 6-Davalının yapmış olduğu herhangi bir yargılama gideri bulunmadığından bu konu hakkında ayrıca karar verilmesine yer olmadığına, 7-Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca kabul edilen kısım üzerinden 5.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 8-Davalı ... Sigorta Anonim Şirketi kendisini bir vekille temsil ettirdiğinden A.A.Ü.T. Uyarınca lehine takdir edilen 10,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 9-6100 sayılı HMK 120 ve 333. maddeleri gereğince taraflarca yatırılan gider avansının kalan kısmının kararın kesinleşmesi halinde tarafça numarası bildirilen veya bildirilecek hesaba, hesap numarası bildirilmediği takdirde adreslerine ödemeli olarak re'sen gönderilmesine, Dair, tarafların yokluğunda, KESİN olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 01/07/2026

Katip e- imzalıdır

Hakim e- imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2025/721, K. 2026/637, T. 01.07.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-721-e-2026-637-k-d72e9e3fd6d2