İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/176 E. 2026/633 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/176
- Karar No
- 2026/633
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO :2025/176 Esas KARAR NO :2026/633
DAVA :İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ :11/03/2025 KARAR TARİHİ :15/09/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ... Şirketi'nin yurtiçi ve uluslararası taşımacılık alanında faaliyet gösteren saygın bir şirket olduğunu, davalı şirkete verilen taşıma ve depolama hizmetleri karşılığında düzenlenen faturalara rağmen 769.941,17 TL tutarındaki alacağın ödenmediğini, alacağın tahsili amacıyla Davalı Taraf Aleyhine Başlatılan ... İcra Müdürlüğü bünyesindeki ... Esas sayılı dosyaya yapılan yetki itirazı neticesinde dosyanın ... İcra Dairesi ... Esas sayılı dosyasına gönderildiğini, burada başlatılan ilamsız icra takibine davalı tarafça haksız ve kötü niyetli olarak itiraz edildiğini, taraflar arasındaki uyuşmazlığa ilişkin 25.11.2024 tarihinde başvurulan arabuluculuk sürecinden sonuç alınamadığını, davalı tarafın borcun tamamına ve ferilerine yönelik itirazlarının mesnetsiz olduğunu, taraflar arasındaki ticari ilişki ve mail yazışmaları ile bakiye tutarda mutabık kalındığının anlaşıldığını, davalı tarafın faturalara süresi içerisinde herhangi bir itirazda bulunmayarak TTK m. 21/2 uyarınca fatura içeriğini kabul etmiş sayıldığını, müvekkilinin alacağının belirli ve likit olduğunu, davalının haksız ve kötü niyetli itirazı sebebiyle İİK m. 67/2 gereğince alacağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiğini belirterek ... İcra Dairesi ... Esas sayılı dosyasına yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, icra takibinin ... İcra Müdürlüğü nezdinde başlatıldığını, Ticaret Mahkemeleri Bakımından ... İcra Müdürlüğü kurumunun bağlı olduğu mahkemelerin ... Ticaret Mahkemeleri olduğunu, müvekkil şirketin adresinin ...olduğunu, bu nedenle yetkili mahkemenin ... Adliyesi olduğunu, davanın yetkisizlik nedeniyle reddedilmesi gerektiğini, davacının taşıma ve depolama hizmeti verdiğini iddia ettiğini ancak faturaya konu mal ve hizmetin müvekkil şirkete teslim edilmediğini, davacının teslimi ispat etmesi gerektiğini, vade farkı ve hizmet yansıma açıklamalı faturaların kabul edilmediğini, müvekkil şirketin bu yönde bir taahhüdünün bulunmadığını, davacıya herhangi bir borçlarının olmadığını, icra takibine konu borca ve ferilerine itiraz edildiğini, talep edilen faizin usule ve yasaya aykırı olduğunu, vade farkı faturasına temerrüt faizi işletilmesinin hukuka aykırı olduğunu, davacının müvekkil şirketten herhangi bir hak ve alacağının bulunmadığını, davanın haksız ve hukuka aykırı şekilde açıldığını belirterek, fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER VE GEREKÇE: Taraflara usulune uygun davetiye tebliğ edilmiş olup, ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasının UYAP sureti ile .... Vergi Dairesine ve ... Vergi Dairesine yazılan müzekkere cevabının dosya arasına alındığı anlaşılmıştır. Dosyanın rapor alınmak üzere Mali Müşavir bilirkişiye tevdi edildiği ve düzenlenen 02/09/2025 tarihli raporda özetle; davacı şirketin incelemeye ticari defter ve belge sunmadığının anlaşıldığını, davalı şirketin ticari defter ve belge incelemesine sunduğu 2024-2025 yılı ticari defterlerinin sahibi lehine delil vasfına haiz olduğunun belirlendiğini, davalı şirketin ticari defter kayıtlarında 26.08.2024 icra takip tarihi itibariyle davacı şirkete 769,941,17 TL tutarında borcu olduğunun tespit edildiğini, ancak davalının ticari defterlerinde kayıtlı olan ve davacının icra takibine konu ettiği fatura içeriği vade farkı ile hizmet yansıma ve diğer ara hesabı açıklamalı faturaların dayanağı olan belgelerin sunulmadığının görüldüğünü, davalının bu içerikle düzenlenen faturalara işbu dava dosyasında da itirazının bulunduğu dikkate alındığında, faturanın tek başına alacağın varlığı için yeterli olmadığı ve bu hususta Yargıtay içtihatları bulunduğu belirtilerek, davacının 26.08.2024 tarihinde ... İcra Müdürlüğü ... E. sayılı icra dosyasında takibe konu ettiği 769.941,17 TL tutarındaki ana para alacağının yerinde olmadığının değerlendirildiğini, icra inkâr tazminatına hükmedilmesi meselesinin mahkemenin münhasıran yargılama yetkisine dair bir husus olduğunun ifade edildiği kanaatine varmıştır. Dosyanın ek rapor alınmak üzere Mali Müşavir bilirkişiye tevdi edildiği ve düzenlenen 02/09/2025 tarihli ek raporda özetle; davacı şirketin 2024-2025 yılı ticari defterlerinin sahibi lehine delil vasfına haiz olduğunun tespit edildiğini, davacı şirketten fatura içeriği hizmetin yerine getirildiğine dair belge talep edilmesine rağmen davacının belgeleri sunmak yerine yerinde inceleme talep ettiğini, bilirkişinin tarafsızlık ilkesi gereği belgelerin gönderilmesini istemesine rağmen davacının verilen süre zarfında herhangi bir bilgilendirme yapmadığını, her iki tarafın ticari defterlerinde kayıtlı olan 769.941,17 TL tutarındaki bakiyeye konu faturaların içeriği olan vade farkı ve hizmet yansıma bedellerine ilişkin hizmetin verildiğine dair somut bir belgenin sunulmadığını, Yargıtay içtihatları uyarınca faturanın tek başına alacağın varlığı için yeterli olmadığını ve hizmetin verildiğine dair ispat yükünün davacıda olduğunu, davalının ticari defterlerinde davacının faturalarının kayıtlı olması sebebiyle tarafların 769.941,17 TL tutarındaki alacak konusunda mutabık olduklarının anlaşıldığını, davacının 26.08.2024 tarihinde ... İcra Müdürlüğü ... E. sayılı dosyası ile başlattığı icra takibindeki ana para talebinin yerinde olmadığının değerlendirildiğini, mahkemenin tekrar ek rapor talep etmesi halinde 10.12.2025 tarihli e-mailde belirtilen 22.05.2024 tarihli ve ... numaralı fatura ile diğer faturalara ilişkin belgelerin dosyaya sunulması durumunda yerinde inceleme yapılabileceğini, kök rapordaki tespit ve kanaatlerin işbu ek raporda da muhafaza edildiğini ve hukuki takdirin mahkemeye ait olduğu kanaatine varmıştır. Dosyanın yeni bir rapor alınmak üzere Mali Müşavir bilirkişiye tevdi edildiği ve düzenlenen 13/07/2026 tarihli raporda özetle; dosya kapsamındaki ticari defterler, e-defter beratları, cari hesap kayıtları, takip konusu faturalar, sözleşme ve ek protokol ile vergi dairesi karşılaştırmalı BA/BS analizlerinin incelendiği, Davacı ...A. Ş. ile davalı ...A. Ş. arasında 05.04.2022 tarihli sözleşme ve ek protokole dayalı uzun süreli bir taşıma ve dağıtım hizmeti ilişkisi bulunduğu, tarafların 2023 ve 2024 yıllarına ilişkin BA/BS analizlerinin belge adedi ve tutar itibarıyla tam uyumlu olduğu, ticari ilişkinin vergi idaresi kayıtlarıyla doğrulandığı, tarafların 2024-2025 yıllarına ilişkin ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu ve HMK m. 222 kapsamında delil niteliği taşıdığı, davacı defterlerinde 26.08.2024 takip tarihi itibarıyla davalıdan 769.941,17 TL alacak bulunduğu, davalı defterlerinde ise aynı tutarda borç kaydının mevcut olduğu, takip konusu bakiyeye dahil en son faturanın 10.07.2024, icra takibinin ise 27.08.2024 tarihli olduğu, bu süre zarfında davalı tarafından faturalara yönelik TTK m. 21/2 uyarınca yasal sürede yapılmış bir itiraz, iade faturası, ret kaydı veya Noter ihtarnamesi bulunmadığı, takip konusu faturaların davalı defterlerine kaydedildiği ve cari hesap borcu olarak taşındığı, davalı tarafından bu bakiyenin ödendiğini veya sona erdiğini gösteren herhangi bir belgenin sunulmadığı, süresinde itiraz edilmeksizin deftere kaydedilen ve BA/BS bildirimleri ile uyumlu olan bakiyenin aksini ispat külfetinin davalı tarafta olduğu, bakiyenin bir kısmını oluşturan 293.017,09 TL tutarlı vade farkı faturası ile 233.452,80 TL tutarlı hizmet yansıtma faturasının sözleşmenin 8.2. maddesi ve ek protokoldeki gecikme faizi hükümleriyle bağlantılı bulunduğu, takip öncesi işlemiş faiz talebi bulunmadığı, ödeme emrinde talep edilen faiz oranının 3095 sayılı Kanun m. 2/2 uyarınca ilgili dönemle örtüştüğü, davacının davalıdan takip tarihi itibarıyla 769.941,17 TL alacaklı olduğunun mali yönden sabit olduğu, vade farkı ve hizmet yansıtma faturalarının hukuki değerlendirmesi ile ispat yükünün paylaşımı hususundaki nihai takdirin Sayın Mahkemeye ait olduğu, takip sonrası uygulanacak faiz türü ve oranının XIV. Bölümde Belirtilen Esaslar Çerçevesinde İcra Müdürlüğü tarafından düzenlenecek kapak hesabı ile kesinleştirilmesi gerektiği, icra inkâr ve kötüniyet tazminatı taleplerine ilişkin değerlendirmenin Mahkeme takdirinde bulunduğu kanaatine varmıştır. Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Davanın itirazın iptali davası olduğu anlaşılmıştır. ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı İcra dosyası celbedilmiş ve incelenmesinde, alacaklının davacı ...Şirketi, borçlunun ise davalı ... Şirketi olduğu, davacı alacaklı tarafça 769.941,17 TL ana para için başlatılan takibe davalı tarafça itiraz edildiği ve takibin durduğu anlaşılmıştır. Dosyadaki taraf beyanları, faturalar, ticari defter kayıtları, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamından, davacının davalı şirkete taşıma ve depolama hizmeti verdiği, karşılığında düzenlenen faturalara rağmen 769.941,17 TL nin ödenmediği, davacı tarafça davalı aleyhine ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı İcra dosyası ile takip başlatıldığı, her ne kadar davalı tarafça takibe itiraz edilmiş ve takip durmuş ise de; ticari defter kayıtları üzerinde yapılan inceleme neticesinde tanzim edilen 13/07/2026 tarihli bilirkişi raporu ile; dosya kapsamındaki ticari defterler, e-defter beratları, cari hesap kayıtları, takip konusu faturalar, sözleşme ve ek protokol ile vergi dairesi karşılaştırmalı BA/BS analizlerinin incelendiği, Davacı ...A. Ş. ile davalı ...A. Ş. arasında 05.04.2022 tarihli sözleşme ve ek protokole dayalı uzun süreli bir taşıma ve dağıtım hizmeti ilişkisi bulunduğu, tarafların 2023 ve 2024 yıllarına ilişkin BA/BS analizlerinin belge adedi ve tutar itibarıyla tam uyumlu olduğu, ticari ilişkinin vergi idaresi kayıtlarıyla doğrulandığı, tarafların 2024-2025 yıllarına ilişkin ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu ve HMK m. 222 kapsamında delil niteliği taşıdığı, davacı defterlerinde 26.08.2024 takip tarihi itibarıyla davalıdan 769.941,17 TL alacak bulunduğu, davalı defterlerinde ise aynı tutarda borç kaydının mevcut olduğu, takip konusu bakiyeye dahil en son faturanın 10.07.2024, icra takibinin ise 27.08.2024 tarihli olduğu, bu süre zarfında davalı tarafından faturalara yönelik TTK m. 21/2 uyarınca yasal sürede yapılmış bir itiraz, iade faturası, ret kaydı veya Noter ihtarnamesi bulunmadığı, takip konusu faturaların davalı defterlerine kaydedildiği ve cari hesap borcu olarak taşındığı, davalı tarafından bu bakiyenin ödendiğini veya sona erdiğini gösteren herhangi bir belgenin sunulmadığı, süresinde itiraz edilmeksizin deftere kaydedilen ve BA/BS bildirimleri ile uyumlu olan bakiyenin aksini ispat külfetinin davalı tarafta olduğu, ancak davalı tarafın ispat külfetini yerine getirmediği, netice itibari ile davacı tarafın, davalıdan, takipte talep ettiği miktar kadar alacaklı olduğunun tespit edildiği anlaşıldığından; davanın kabulüne, davalının ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın iptaline, takibin aynen devamına, İcra inkar tazminatı talebi yönünden; İİK 67/2 maddesinde " Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir." denilmektedir. Borçlunun icra inkar tazminatı ile mahkumiyeti açısından itirazın kötü niyetli olması şartı aranmayıp geçerli bir takibin ve itirazın bulunması, takip konusu alacağın belirlenebilir (likid) alacak olması ve davalının itirazında haksız olması gerekmektedir. "Likid alacak" kavramına gelince; eğer borçlu, ödeme emri ile kendisinden istenilen alacak bakımından borçlu olduğunu bilmekte veya bilmek durumunda ise ve buna rağmen itiraz ederse, itirazında haksızdır. O halde, borçlunun haksız olup olmadığının saptanabilmesi için, “alacağın bilinmekte veya bilinmek durumunda olması”nın ne anlama geldiği önem arz etmektedir. Öğretide genel olarak kabul edildiği üzere, borçlu, alacaklının icra takibinde talep ettiği alacağı veya alacağın bütün unsurlarını bilmekte veya bilmek (kolayca hesap edebilmek) durumunda ise ve alacağın miktarının belirlenmesi için tarafların ayrıca mutabakata varmasına (anlaşmasına) veya mahkemenin tayin edeceği bilirkişi eliyle bir değerlendirme yapılmasına ihtiyaç yoksa, alacak likidedir. Yargıtay’ın çeşitli kararlar vesilesiyle genel olarak yaptığı tanım da buna paraleldir: Ör- neğin, Hukuk Genel Kurulu'nun emsal kararlarında belirtildiği ve benimsendiği üzere , “alacağın gerçek miktarı belli ve sabit ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmekte veya bilinmesi gerekmekte ve böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesi mümkün ise başka bir ifadeyle, borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise alacak likiddir." Yargıtay'ın burada ifade ettiği, “borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise” ölçütü çok önemlidir. Burada dile getirilen borçlunun “yalnız başına” tespiti hususu, alacağın ve miktarının borçlu tarafından bütün unsurları ile bilinebilir (hesap edilebilir) olması ve bu konuda alacağın tespiti için ayrıca yargılama yapılmasına gerek olmaması anlamındadır. Alacağın likid olması bakımından “alacağın muhakkak bir belgeye bağlı olması" da şart değildir. ( İcra İnkar Tazminatı Açısından “Likid Alacak” Kavramı - Prof. Dr. Ejder Yılmaz/ Bankacılar Dergisi, Sayı 67, 2008) Açıklamalar doğrultusunda; takibe konu alacağın likit ve belirlenebilir olduğu, yine davalının hakkındaki icra takibine haksız olarak itiraz ederek durmasına neden olduğu da dikkate alınarak asıl alacağın % 20'si oranındaki icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine miktar itibari ile kesin olarak karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçeleri yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KABULÜNE, -Davalının ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın iptaline, takibin aynen devamına, 2-Asıl alacağın % 20'si oranındaki icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-Hüküm altına alınan miktar üzerinden hesaplanan 52.594,68 TL karar ve ilam harcından 9.298,98 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 43.295,70 TL karar harcının davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 4-Davacı davada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 121.491,18 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 5-Davacı tarafından yatırılan 9.914,38 TL harcın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 6-Davacı tarafından yatırılan 15.860,00 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 7-Davalı tarafça sarfedilen yargılama gideri olmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 8-Taraflarca yatırılan gider avansından artan kısmın HMK. 333.maddesi gereğince talep halinde karar kesinleştikten sonra yatırana iadesine, 9-Arabuluculuk aşamasında yapılan ve Hazine tarafından karşılanan 3.600,00 TL arabuluculuk ücretinin 6831 sayılı Kanuna göre davanın açılmasına sebebiyet veren davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, buna ilişkin harç tahsil müzekkeresi yazılmasına, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, HMK 342.maddesine uygun olarak düzenlenmiş dilekçenin, HMK 343.maddesi gereğince Mahkememize ve Mahkememize gönderilmek üzere başka yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilmesi ve HMK 344.maddesinde belirtilen harç ve giderlerin yatırılması sureti ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar tefhim edildi, usulen anlatıldı. 15/09/2026
Katip ¸e-imzalıdır
Hakim ¸e-imzalıdır