İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/153 E. 2025/530 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/153
- Karar No
- 2025/530
- Karar Tarihi
T.C. ... 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ T.C. ... TÜRK MİLLETİ ADINA 6.ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2025/153 Esas KARAR NO : 2025/530
HAKİM : ... ... KATİP : ... ...
DAVACI : ... - ....... VEKİLİ : Av. ... ...
DAVALI : ... - ... ... VEKİLİ : Av. ... -....
DAVA : Menfi Tespit (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 20/02/2018 KARAR TARİHİ : 08/07/2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 25/07/2025
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı ... . ile Davalı arasında satış ve montaj sözleşmesi yapıldığını, Davalının her sıra ışıklı krem block out özellikli Somfy Marka motorlu bombeli 3 Adet katlanır tentenin 30.08.2017 tarihine kadar müvekkilinin Mardin tesisine teslimi ve montajı yükümlülüğü altına girdiğini, Müvekkilinin ise karşılığında 15.000TL nakit ve 30.12.2017 ve 28.02.2018 vade tarihli 12.500TL meblağlı iki adet çek vermeyi kabul ettiğini, davacının sözleşme gereği 15.000 TL nakit olarak ödemesine rağmen davalı şirketin yükümlü olduğu 30.08.2017 tarihine kadar 3 adet tentenenin teslim ve montajı işlerinin hiçbirini yapmadığını, müvekkili İbrahim Kıdır’a ait 28 Şubat 2018 ödeme tarihli....Genel Müdürlüğüne ve Şubesine bildirilmesini ve akabinde çekin iptalini, Davalının sözleşme gereği yükümlülüklerini yerine getirmediğinden sözleşme gereği verilen dava konusu çek nedeniyle borçlu olmadığının tespitini, yargılama harç ve masraflarıyla vekâlet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: davaya görev yönünden itiraz ederek, davacı yanın tacir olmadığını, ilgili ticaret siciline kaydının da bulunmadığın, her iki taraf için ticari iş niteliğinde olmayan sözleşmeye istinaden açılan menfi tespit davasında görevli mahkemenin asliye hukuk mahkemeleri olması gerektiğini, bu itibarla, görev itirazlarının kabulü ile dosyanın yetkili ve görevli ... Asliye Hukuk Mahkemelerine gönderilmesini, davacı yanca dava dilekçesinde 3 adet tentenin teslim ve montaj işinin hiçbirinin yapılmadığı iddia edildiğini ancak tentelerin teslimi için gidildiği hatta montaja başlandığının, dilekçeleri ekinde sunulan fotoğraflarla ve belediye işlemi ile sabit olduğunu, tentelerin davacının deposuna bırakıldığını, Mahkemece Mardin Belediyesinden ve Şanlıurfa Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Müdürlüğünden, davacı yana ait taşınmazda yaptırılmak istenen tenteye ilişkin işlem ve başvuru belgelerinin ve başvuru sonuçlarının sorulmasını, tentelerin yapılabilmesi için gerekli izinleri alması gereken tarafın iş sahibi, yani davacı taraf olduğunu, dolayısı ile montajın tamamlanamamasının tamamen müvekkili dışında bir sebepten kaynaklandığını, müvekkil tarafından yapılan masraf ve fazlaya ilişkin ödeme yönünden dava ve talep hakları saklı kalmak kaydıyla, esas hakkında ileri sürdükleri hususlar dikkate alınarak haksız ve yersiz olarak açılan davanın reddini, yargılama giderleri ve ücreti vekâletin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davanın ilk olarak Mahkememizin 2018/130 esasına kayden açıldığı mahkememizin 2018/130 Esas, 2020/339 Karar sayılı ve 17/07/2020 tarihli kararında özetle; dava konusu çekin taraflar arasında akdedilen sözleşmeye ilişkin verildiği ancak davalının ispat yükü kendi üzerinde olan teslim olgusunu ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davacının dava konusu çek yönünden davalıya borçlu olmadığının tespitine dair karar verildiği, kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine ... Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi'nin 2023/769 Esas, 2025/99 Karar sayılı ve 04/02/2025 tarihli kararında özetle; Somut olayda; uyuşmazlık eser sözleşmesinden kaynaklanmakta olup, bu nevi davaların ticari dava olduğuna ya da asliye ticaret mahkemelerinde görüleceğine ilişkin yasal bir düzenleme bulunmamaktadır. Bu sözleşme nedeniyle çek düzenlenmiş olması da taraflar arasındaki sözleşme ilişkisini ticari dava haline getirmeyecektir...Bu durumda mahkemece davacı ve davalının tacir olup olmadıkları konusunda araştırma yapılmak suretiyle tarafların tacir olup olmadıklarının belirlenmesinden sonra her iki tarafın tacir olduğunun belirlenmesi ve davaya konu sözleşmenin de her iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirdiğinin tespiti halinde görevli mahkemenin asliye ticaret mahkemesi olacağı gözetilerek yargılamaya devam olunması, aksi halde yani taraflardan birisinin veya her ikisinin de tacir olmadığının belirlenmesi halinde ise davada görevli mahkemenin asliye hukuk mahkemesi olduğu gözetilerek bu durumda mahkemece davanın görev yönünden reddi ile yargılamanın sonuçlandırılması cihetine gidilmesi..." gerektiği şeklindeki gerekçeyle mahkememiz kararının kaldırılmasına karar verildiği görülmüştür. Değinilen istinaf ilamında özetle, öncelikle görev hususunun değerlendirlmesi gerektiği vurgulanmaktadır. Bölge Adliye Mahkemesi ilamı doğrultusunda dosyamız kapsamında taraflar hakkında tacir araştırması yapılmış, vergi dairesi cevabi yazıları çerçevesinde tarafların bilanço usulünde defter tutmakla yükümlü tacir oldukları görülmekle her iki tarafın tacir olduğu ve ihtilafın ticari işletmelerini ilgilendirdiği anlaşıldığından mahkememiz görevli görülerek işin esasına geçilmiştir. Dava; icra takibinden önce açılan menfi tespit istemi niteliğinde olup, davaya konu senedin ileri tarihli keşide edildiği, keşide tarihinin 28/02/2018 olduğu dava açıldığı tarihte henüz ibraz/ödemede bulunulmadığı anlaşılmaktadır. Tarafların arasındaki akdi ilişkinin; imalat, nakliye ve montaj dahil şekilde tente yapım işine dair eser sözleşmesi niteliğinde olduğu davacının iş sahibi davalının yüklenici olduğu görülmüştür. Menfi tespit davası, 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunu’nun (İİK) 72. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre, borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında ya da icra takibinden sonra borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir. Bu dava maddi hukuk ve usul hukuku bakımından genel hükümlere dayalıdır ve normal bir hukuk davası olarak açılır. İcra takibinden önce açılan menfi tespit davası icra takibinden önce sonuçlanmaz ve ihtiyati tedbir kararı verilmemiş olması (veya ihtiyati tedbir kararının kaldırılması) nedeniyle, (menfi tespit davası görülmekte iken) borç alacaklıya (davalıya) ödenmiş olursa, menfi tespit davasına istirdat davası olarak devam edilir (m.72/6); yani menfi tespit davası (kendiliğinden) istirdat davasına dönüşür; bu hâlde mahkeme menfi tespit davasına istirdat davası olarak devam eder (Kuru, Baki: İstinaf Sistemine Göre Yazılmış İcra ve İflâs Hukuku Ders Kitabı, ..., 2017, s. 146). Bu durumda İİK’nın 72/6 maddesi gereğince bedele dönüşen isteminin temeli menfi tespit davasıdır. Borçlunun, temel borç ilişkisinden dolayı herhangi bir nedenle sorumlu tutulamayacağını ileri sürerek açtığı menfi tespit davası, öğreti ve uygulamada bedelsizliğe dayalı menfi tespit davası olarak adlandırılmaktadır. Bedelsizlik ise, kambiyo senedinin ihdasına neden olan temel alacağın herhangi bir nedenle mevcut olmamasıdır (İnan, Nurkut: Türk Hukukunda Hatır Senetleri ve Özellikle Hatır Bonoları, ..., 1969, s. 16). Başka bir ifadeyle bir kambiyo taahhüdünün temel alacağı geçersizse ya da sona ermişse, o kambiyo taahhüdü bedelsiz demektir. Bu anlamda senedin bedelsiz sayılmasında esas alınan husus, temel borç ilişkisinin kendisi değil, bu temel borç ilişkisinden doğan temel alacaktır. Bu itibarla bedelsizliğe dayalı menfi tespit davası ile maddi hukuk bakımından borcun mevcut olup olmadığının tespiti amaçlanmakta; borçlu olmadığını iddia eden borçluya, genel hükümlere göre bu durumu tespit imkânı verilmektedir. Dava neticesinde borçlu olunmadığının tespiti hâlinde ise davacı (borçlu) hakkında bir icra takibi başlatılması engellenmiş olacak veya başlatılan ve devam eden icra takibi iptal edilerek, davacının mevcut olmayan bir borcu ödemesi engellenmiş olacaktır. Bedelsizlik iddiası, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 687. maddesi anlamında bir kişisel def’îdir. Bedelsizlik bir kişisel def’î olduğundan düzenleyen tarafından kural olarak ancak senet lehtarına karşı ileri sürülebilir. Ancak borçlu, hamilin senedi bilerek kendi zararına devraldığını kanıtlamak şartıyla hamile karşı da bedelsizlik def’îni ileri sürebilir. Bedelsizliğe dayalı menfi tespit davasının yasal dayanağı 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 77 vd. maddelerinde düzenlenen sebepsiz zenginleşmedir. Zira kambiyo senetlerinde geçerli olan mücerretlik (soyutluk) ilkesi gereğince, temel alacağın mevcut olmaması veya geçersiz olması, kambiyo senedinin hükümsüzlüğü sonucunu doğurmamakta; buna karşılık temel ilişkideki sakatlık, kambiyo borçlusuna, borçlu olmadığının tespitiyle birlikte, alacaklıya karşı sebepsiz zenginleşme def’îni dermeyan etme hakkını vermektedir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2020/(19)11-298 Esas 2022/1531 Karar) Kambiyo senetlerinin bedelsiz kaldığı haller için örneğin; temel alacak olan para alacağının ifa, takas, ibra, satılan malın hasarlı veya ayıplı çıkması nedeniyle iade edilmesi, satılan malın teslim edilmemiş olması gibi nedenler gösterilebilir. Özellikle iki tarafa borç yükleyen sözleşmelerde taraflardan biri bedel borcunu ifa için kambiyo senedi düzenlemesine rağmen diğer taraf edimini hiç veya eksik olarak yerine getirmiş ya da ayıplı olarak yerine getirmiş ise önceden verilen kambiyo senedi bedelsiz kalacaktır.(... ... ... İptali-menfi tespit ve istirdat davaları, ... 2023, 9. Baskı sayfa 798.) Böyle bir durumda senet bedelinin tahsil edilmesi ile, borçlar hukuku anlamında sebepsiz zenginleşme durumu ortaya çıkar. Somut olayda dava konusu çekin taraflar arasında akdedilen eser sözleşmesi kapsamında iş bedeli için verildiği ihtilaflı değildir, davacı iş sahibi, davalı yüklenici konumundadır. Davacı özetle; tente yapım işine ilişkin teslim ve montajın hiç gerçekleştirilmediğini ileri sürmüş davalı ise malzemelerin montaj sahasına getirildiğini ancak davacıdan kaynaklanan(idareden izin alınamaması sebebiyle) montajın yapılamadığını, ancak malzemelerin davacı uhdesinde bırakıldığını savunmuştur. Eser sözleşmelerinde işin tamamlanarak teslim edildiğinin ispatı yükleniciye, iş bedelinin ödendiğinin ispatı ise iş sahibine düşer. Bu bağlamda, faturanın tek başına fiili imalatı yahut teslim olgusunu kanıtlamaya yeterli olmadığı, yüklenicinin iş bedeline hak kazanabilmesi için eseri sözleşme ve ekleri ile fen ve tekniğine uygun olarak tamamlayıp iş sahibine teslim ettiğini ayrıca kanıtlaması gerektiği, yerleşik yargı kararlarıyla kabul edilmiştir. Nitekim Yargıtay 15. HD. 2014/117 E. 2014/1565 K. 05.03.2014 T ilamında: "Eser sözleşmesinden doğan ihtilaflarda yüklenicinin iş bedeline hak kazanabilmesi için eseri sözleşme ve ekleri ile fen ve tekniğine uygun olarak tamamlayıp iş sahibine teslim ettiğini kanıtlaması zorunludur" denilmiştir. Öte yandan davalının savunmasına binaen hemen belirtmek gerekir ki 6098 Sayılı TBK'nın 136. Maddesi uyarınca; Borcun ifası borçlunun sorumlu tutulamayacağı sebeplerle imkânsızlaşırsa, borç sona erer. Karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde imkânsızlık sebebiyle borçtan kurtulan borçlu, karşı taraftan almış olduğu edimi sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca geri vermekle yükümlü olup, henüz kendisine ifa edilmemiş olan edimi isteme hakkını kaybeder. Anlatılan ilkeler ışığında somut olay ele alındığında; dosya kapsamında toplanılan delillere göre dava konusu çekin taraflar arasındaki eser sözleşmesi kapsamında verildiği, buna karşın sözleşme konusu eserin meydana getirilmediği tarafların kabulü doğrultusunda sabittir. Bu nedenle davalı yüklenicinin iş bedeline hak kazanabilmesi mümkün olmadığından, davacının iş bedeli için verilen senetten sorumlu tutulmasına imkan görülmemiştir. Bu itibarla davanın kabulüne dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-Davanın KABULÜ ile; Davacının, ".... Yenişehir Şubesi, .... çek seri numaralı, 28/02/2018 tarih ve 12.500,00 TL bedelli çek" nedeniyle davalıya BORÇLU OLMADIĞININ TESPİTİNE, 2-Alınması gereken 853,88 TL karar ve ilam harcından önceden peşin ödenen 213,47 TL harcın mahsubu ile bakiye 640,40 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından yatırılan 35,90 TL başvuru harcı, 213,47 TL peşin harç olmak üzere toplam 249,37 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-Davacının karşıladığı 282,00 TL tebligat gideri yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına, 6-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca 12.500,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Gider avansından sarf edilmeyen miktarın 6100 Sayılı HMK'nın 333. Maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde iadesine, Dair, davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde ... Bölge Adliye Mahkemeleri nezdinde İstinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 08/07/2025
Katip ...
Hakim ...
BU BELGE GÜVENLİ ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞTIR