İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/112 E. 2026/311 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/112
- Karar No
- 2026/311
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/112 Esas - 2026/311 TÜRK MİLLETİ ADINA YARGILAMA YAPMAYA VE HÜKÜM VERMEYE YETKİLİ T.C. ANKARA GEREKÇELİ KARAR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/112 Esas KARAR NO : 2026/311
....
DAVA : Tazminat (Rücuen Tazminat) DAVA TARİHİ : 14/02/2025 KARAR TARİHİ : 27/04/2026 KARAR Y.TARİHİ : 05/05/2026
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Rücuen Tazminat) davanın yapılan açık yargılaması sonunda, I-İDDİALAR Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Teşekkülllerinin ....sorumluluğundaki hizmet binaları ile açık alanların temizliği ve destek hizmetlerini 2019-2021 yılları arasında davalı yüklenici firmalara verdiğini ve yüklenici firmalar ile hizmet alım sözleşmeleri imzalandığını; yüklenici firmalar bünyesinde çalışan işçilerden olan ....Sayılı kararı ile davanın kabulü ile neticelendiğini ve kararın kesinleştiğini, kesinleşen karara rağmen işe iadesi son yüklenici firma tarafından yapılmadığı için iş akdinin fesih tarihinin Mahkeme kararında 22.11.2021 günü olarak belirlendiğini; dava dışı işçi tarafından daha sonra, çalıştığı dönemlere ve kesinleşen işe iade davasına ilişkin olarak Kıdem Tazminatı, İhbar Tazminatı, Boşta Geçen Süre Alacağı, İşe Başlatmama Tazminatı ve Yıllık İzin Ücreti alacağı için açılan davanın .... sayılı kararı ile kabul ile sonuçlandığını ve kararın kesinleştiğini, işçi tarafından başlatılan cebr-i icra takibi üzerine Teşekküllerince .... E. Nolu dosyasına net olarak 10.09.2024 tarihinde 96.299,52 TL ödeme yapıldığını; Davalı....Pazarlama Taahhüt Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi tarafından Teşekküllerinin banka hesabına 30.12.2024 tarihinde, bu ödemenin rücuan tazminatına ilişkin olarak 84.000,00-TL yatırıldığını, fakat davalı firmanın sorumluluğundaki borcun tam ve eksiksiz olarak ifa edilmediğini; yüklenici firmalarla imzalanan sözleşme hükümleri gereği tüm işçilik alacaklarından yüklenici firmaların sorumlu olduğunu belirterek Teşekkülleri tarafından yapılan ödemenin ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte rücuan ödenmesi talep etmiştir.
II-SAVUNMALAR Davalı ....Vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının talep ettiği alacakların zamanaşımına uğradığını; ava dışı işçi tarafından daha önceden açılan davanın taraflarına ihbar edilmediğinden müvekkili aleyhine kesin hüküm etkisi doğurmadığını ve asıl işveren-alt işveren ilişkisinin kesinleşmiş mahkeme kararıyla mevcut olduğunun iddia edilemeyeceğini; dava dışı işçinin, davacı kurumun işçisi olduğunu, taraflar arasındaki görünürdeki asıl işveren-alt işveren ilişkisinin muvazalı olduğunu, dava dışı işçinin işe alınması, çalışmasıyla ilgili emir ve talimatlar ve işten ayrılmasındaki tüm yetki ve sorumluluğun davacı kuruma ait olduğunu, dava dışı işçinin müvekkili şirket nezdindeki çalışmasının sadece kağıt üzerinde olduğunu , davacı kurumun müvekkil şirkete rücu hakkı bulunmadığını; kabul anlamına gelmemek üzere davacı Bakanlığın Kanun gereği alt yüklenicilere rücu edebileceği alacakların yalnızca dava dışı işçiye ödenen işçilik alacakları olduğunu, işçilik alacakları dışında, davacı kurumun kendi kusurundan kaynaklanan icra takip ve vekalet ücreti masraflarının alt yüklenicilere rücu imkanı bulunmadığını; davacı kurumun, yüklenicilerin tümüyle yaptığı sözleşme ve teknik şartnamelere genel işlem şartı kabul anlamına gelmemek üzere hükmünde maddeler koymakta ve yüklenicilerin de rızaları olmadan bu şartları kabul etmek zorunda kalldığını, bu genel işlem şartlarından birisinin de, davacı kurumun taraflar arasında yapılan tip sözleşme ve şartnamelere koyduğu %3'lük hak ediş oranı olduğunu ve bunun, dürüstlük kurallarına aykırı olarak, karşı tarafın aleyhine veya onun durumunu ağırlaştırıcı nitelikte hükümlerin konulamayacağı yönündeki TBK m.25'te maddeye aykırı olduğunu; 4857 sayılı İş Kanunu'nun 112. Maddesinin 2. Fıkrası ile 6552 Sayılı Kanun'nun 8. maddesinin 1.fıkrası gereği kıdem tazminatından davacı kurumun sorumlu olduğunu; dava konusu somut uyuşmazlıkta, davacıyla yapılan sözleşme ve şartnamelerin hiçbirisinde kıdem tazminatı ödemesinden ötürü alt işverene rücu edileceğine dair açık bir hükme yer verilmediğini; 4857 sayılı Kanun'un Geçici 9. Maddesinde, 21/2/2019 tarihli ve 7166 sayılı Kanun'un 12. Maddesiyle yapılan değişiklikler uyarınca davacı kurumun müvekkil şirkete rücu hakkı bulunmadığını; Sayın Mahkemenin asıl işveren-alt işveren ilişkisinin mevcut olduğu ve işçilik alacaklarından kısmen sorumlu olduğumuz kanaatinde olsa bile, kabul anlamına gelmemek şartıyla, Yargıtay'ın yerleşik içtihatları çerçevesinde, işçilik alacaklarının asıl işveren ile alt işveren arasında yarı yarıya oranda paylaştırılması gerektiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir. Diğer davalı yanlara usulüne uygun şekilde meşruhatlı davetiye tebliğ edilmesine karşın davaya cevap vermemiş, duruşmalara katılmamış ve savunma haklarını kullanmamışlardır. III-ÇEKİŞMELİ VAKILAR HAKKINDA TOPLANAN DELİLLER 1.Tarafların arabuluculuk görüşmelerinin sonuçsuz kaldığına dair arabuluculuk son tutanağı. 2. Sözleşme ve şartname örnekleri, 3. ... kayıtları. 4.Ödeme dekontları. 5.... Karar sayılı dosyası. 6. .... Karar sayılı dosyası. 7. .... sayılı takip dosyası. 5.Mahkememizce dosya üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmış olup, bilirkişi kök ve ek raporunun sonuç kısmında özetle; Dava dosyasındaki tüm talepler, iddialar, bilgi ve belgeler dikkate alınarak nihai takdir ve hukuki değerlendirmesi Sayın Mahkemeye ait olmak üzere, davacının davalılardan hak edebileceği alacak miktarının; davalı .... Ve Ticaret Limited Şirketi yapılan ödemeler düşüldükten sonra alacak miktarının 0 olduğu şeklide görüş bildirilmiştir. IV- DELİLLERİN TARTIŞILMASI, YARGILAMA ve GEREKÇE Dava; davacı şirket tarafından dava dışı işçi/işçilere ödenen işçilik alacaklarının, davalı şirket/şirketlerle ile akdedilen hizmet alım sözleşmesine dayalı olarak rücuen tahsili istemine ilişkindir. Davalı vekili zamanaşımı definde bulunmuş ise de, yanlar arasındaki ilişki hizmet sözleşmesinden kaynaklanmakta olup, uygulanması gereken zamanaşımı süresi 10 yıldır ve bu süre dava açma hakkının doğduğu davaya konu ödeme tarihinde başlayacağından def'inin reddi gerekmiştir. Asıl işverenle alt işverenin işçiye karşı müteselsilen sorumlu olduğu, 4857 sayılı İş Kanunu’nun yer alan "Bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren-alt işveren ilişkisi denir. Bu ilişkide asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumludur." düzenlemesine yer verilmiştir. Asıl iş veren ve altişverenin birbirlerine karşı sorumluğu ise aralarındaki sözleşme hükümlerine göre, sözleşmede hüküm bulunmayan hallerde Borçlar Kanunu Genel Hükümleri ve Yargıtay içtihatları uyarınca belirlenmektedir. Dava konusu asıl işveren ve alt işverenler arasında ödenen işçi alacağının rücuna ilişkin emsal .... sayılı ilamında "İşçilik alacakları işveren tarafından ödenen işçinin; yüklenici işçisi olması sözleşme ücretine işçinin ücret ve sosyal haklarının dahil olması, işverenin işçilik alacaklarından sorumlu olacağına dair sözleşmede bir hüküm bulunmaması hususları nazara alındığında davacı işverenin işçiyi çalıştıran yüklenicilerden ödediği bedeli ve ferilerinin tamamını talep etme hakkı bulunduğunun kabulü gerekir. İşçiye ödenen kıdem tazminatı iş sözleşmesinin feshedildiği tarihteki giydirilmiş ücret üzerinden hesaplanmakta olup bu kıdem tazminatının tamamından işçiyi çalıştırdıkları dönemle orantılı olarak yükleniciler işverene karşı sorumludurlar. Yıllık izinler kullanılmadığı taktirde iş sözleşmesinin feshi ile ücrete dönüşmektedir. Sözleşmeyi feshedenin son yüklenici olduğu ve yıllık izinlerinde bu fesih ile ücrete dönüştüğü göz önüne alındığında yıllık izin ücretinden son yüklenici sorumlu olacaktır. Bunların dışında hafta tatil ücreti, ücret alacağı, fazla mesai ücreti gibi işçiye ödenen tazminatlardan yükleniciler işverene karşı işçiyi çalıştırdıkları dönemle sınırlı olarak sorumlu olacaklardır. İşveren tarafından bu ödemelerin feri mahiyetinde yapılan ödemeler de ayrı esasla yüklenicilerden tahsil edilebilecektir." denilmektedir. Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname İle Değişiklik Yapılmasına Dair 7573 sayılı kanunun 6. maddesine- 22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanununa eklenen geçici 12. Maddesinde: "10/9/2014 tarihli ve 6552 sayılı İş Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması ile Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılmasına Dair Kanunun 8 inci maddesinin yürürlüğe girdiği 11/9/2014 ile 15/10/2019 tarihi arasında (bu tarihler dahil) 4734 sayılı Kanunun 62 nci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi uyarınca imzalanan ihale sözleşmeleri kapsamında alt işverenler tarafından çalıştırılan işçilere kamu kurum ve kuruluşları tarafından yapılan kıdem tazminatı ödemelerinden alt işverenlere rücuya konu tutarların söz konusu ihale sözleşmeleri kapsamında geçen kısmının tahsilinden vazgeçilir. Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla birinci fıkra kapsamında kamu kurum veya kuruluşları tarafından alt işverene rücu edilmek üzere yürütülen davalarda, birinci fıkra uyarınca tahsilinden vazgeçilen kısım için ihtilafın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına hükmedilir, yargılama gideri ve vekâlet ücreti taraflar üzerinde bırakılır. İcra takiplerinde tahsilinden vazgeçilen kısma ilişkin olarak harç alınmaksızın düşme kararı verilir, takip giderleri ile vekâlet ücreti taraflar üzerinde bırakılır. Ancak, bu kapsamda alt işverene rücu edilerek takip ve tahsil edilmiş olan tutarlar, alt işverenler lehine hiçbir şekilde alacak hakkı doğurmaz ve tahsil edilmiş tutarlar iade edilmez." Mahkememizce yargılamaya devam edildiği sırada yukarıda yazılı olan 7573 sayılı Kanun yürürlüğe girmiştir. Anılan kanun ile kamu kurumları ile alt işverenler arasında akdedilen hizmet alım sözleşmeleri kapsamında işçilik alacaklarına ilişkin sorumluluk ve bu kapsamda açılmış davalara etkisi yönünden yeni düzenlemeler getirilmiştir. Bilirkişi ek raporu ile, dava dışı işçi.... arasında hizmet alım sözleşmesi bulunduğu sözleşme tarihinin 01.02.2019-03.09.2019 tarihleri arası 216 güne isabet ettiği anlaşılmıştır. Somut olayda, taraflar arasındaki hizmet alım sözleşmesinin yürürlükte bulunduğu dönem ile dava konusu edilen kıdem tazminatı rücuen alacakların ait olduğu zaman dilimi birlikte göz önünde bulundurulduğunda, yürürlüğe giren yeni yasal düzenleme ile taraflar arasındaki uyuşmazlığın esası hakkında hüküm kurulmasını gerektirir hususi yararın ortadan kaldığı anlaşılmış olup, 7573 sayılı kanun uyarınca taraflar arasındaki sözleşme dönemi dikkate alınarak davanın davalı davalı.... yönünden esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına, anılan yasa gereğince vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin taraflar üzerinde bırakılmasına dair aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir. Davalı ... arasında imzalanan hizmet alım sözleşmesi bulunduğu, sözleşme tarihlerinin ise 04.09.2019-21.01.2020 tarih aralığına denk gelen 04.09.2019-15.10.2019 tarihleri arasında 39 güne isabet eden kıdem tazminat için hesaplama yapılmadığı, 16.10.2019-21.01.2020 tarihleri arasında 99 gün için hesaplama yapıldığı, yapılan hesaplama ile toplam 82.544,97- TL'den sorumlu olduğunun belirlendiği, dosyaya sunulan 30.12.2024 tarihli ....'ya ait dekont ile davalının davacı yana 84.000,00 TL ödeme yapıldığı, buna göre dava tarihi itibariyle davacının, davalıdan talep edebileceği alacağı bulunmadığı anlaşıldığından davacının dava açmakta haklı nedeni olmadığından davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir V-HÜKÜM 1-Davanın .... yönünden esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına, - ..... yönünden davanın reddine, Karar ve İlam Harcı 2. 492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00- TL harçtan peşin alınan 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60-TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, Yargılama Giderleri ve Gider Avansı 3-Masrafların davacı üzerinde bırakılmasına, 4. Taraflarca depo edilen varsa gider avansı ile delil avansından bakiye tutarların karar kesinleştiğinde HMK m. 333 ve Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmelik m. 207 hükümleri uyarınca ilgilisine İADESİNE, 5. Arabuluculuk Kanunu 18A/13 maddesi uyarınca karar tarihinde yürürlükte bulunan Arabuluculuk Asagari Ücret Tarifesi uyarınca 4.700,00-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, Vekalet Ücreti 6. Davalı taraf kendini vekille temsil ettirdiğinden A.A.Ü.T. 3,13 maddeleri gereğince hesaplanan takdiren 100,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı ..... yönünden vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı yapılan inceleme sonucunda HMK 345. maddesi gereğince kararın tebliği tarihinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde kararı veren .... Mahkemesine ya da buraya gönderilmek üzere istinaf edenin bulunduğu yer İlk Derece Mahkemesine verilecek dilekçe ile ..... yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. . 27/04/2026 ....