İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2024/63 E. 2026/54 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2024/63
- Karar No
- 2026/54
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/63 Esas KARAR NO : 2026/54
DAVA : Markadan Doğan Haklara Tecavüz ve Haksız Rekabetin Tespiti, Men'i ve Ref'i ile Unvan Terkini DAVA TARİHİ : 13/03/2024 KARAR TARİHİ : 07/04/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 07/04/2026
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhinde açılan davanın, Mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda : GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA ; Davacı vekili dava dilekçesi ile, , müvekkili şirketin 30 senedir farklı tasarımlı ürünler dizayn ettiğini, bu ürünleri doksandan fazla ülkeye ihraç ettiğini, müvekkilinin TPMK nezdinde "..." esas unsurlu bir çok tescilinin bulunduğunu, davalı yanın müvekkilinin "..." esas unsurlu markalarını müvekkilinden izinsiz bir şekilde ayırt edilemeyecek şekilde kullandığını, davalı tarafın bu eyleminin müvekkilinin markadan doğan haklarına tecavüz teşkil ettiğini, davalının bu eylemini aynı zamanda internet ve sosyal medya hesapları üzerinden de gerçekleştirdiğini, bu nedenlerle davalının müvekkilinin markadan doğan haklarına tecavüz ve haksız rekabet teşkil eden eylemlerinin tespitine, durdurulmasına ve önlenmesini , davalı ticari unvanından "..." ibaresinin terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP ; Davalı vekili cevap dilekçesi ile, müvekkilinin sektörde öncü konumda olan saygın bir firma olduğunu, yapılan marka tescil başvurusu sonucunda mutlak red nedeni ile karşılaşılmadığı ve bu kapsamda .... tarihinde .... sayılı resmi marka bülteninde başvurunun yayımlandığı, davacı tarafın marka tescili başvurusunun bültende yayımlanmasını müteakip itirazda bulunduğu ve itirazın YİDK kararı ile reddedildiği; davalı markanın davacı marka ile aynı veya benzer nitelikte olmadığı ve bu sebeple iltibasın meydana gelmediğini; anılan nedenlerle nispi red nedenlerinin de vücut bulmadığı; markanın ön planda olan asıl unsurunun ... markası olduğu, ... plastik ibaresinin ise daha az dikkat çeken ve davacının markası ile karıştırılmaya mahal verecek nitelikte olmadığı, davalı firmaya ait markanın görsel unsurları değerlendirildiğinde davacı firmanın markasının görselleri ile aynı olmadığının görülebildiği; tüketicinin davaya konu markalar arasındaki ufak benzerlik sebebiyle kafa karışıklığı yaşamayacağını bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE : Dava, davalının davacının markadan doğan haklarına tecavüzünün ve haksız rekabetinin tespiti men'i ve ref'i ile unvan terkini taleplidir. Türk Patent ve Marka Kurumu'ndan gelen kayıtlardan, ...., ...., ...., ...., ..., ..., ....,..., ...., ...., ..., ..., ...., ...., ..., ...., .... ve ... tescil numaralı markaların davacı adına tescilli olduğu anlaşılmıştır. 6102 Sayılı TTKnın 54. Maddesi ile, haksız rekabete ilişkin bu kısım hükümlerinin amacı, bütün katılanların menfaatine, dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanmasıdır. Rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır. 55. Maddesinin 4. fıkrasında ise, iyi niyetle bağdaşmayan, haksız rekabete ilişkin eylemlere örnek olarak, başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemler almak gösterilmiş ve haksız rekabet halleri hüküm altına alınmıştır. 6769 Sayılı SMK'nın 25. Maddesinde hükümsüzlük koşulları belirtilmiş olup, belirtilen madde ile, 5. veya 6. maddede sayılan hallerden birinin mevcut olması halinde mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verilir. Menfaati olanlar, Cumhuriyet Savcıları veya ilgili kamu kurum ve kuruluşları markanın hükümsüzlüğünü mahkemeden isteyebilir. Marka hükümsüzlük davası, dava tarihinde sicilde marka sahibi olarak kayıtlı kişilere veya hukuki haleflerine karşı açılır. Markanın hükümsüzlüğü davalarında Kurum taraf gösterilmez. Aynı kanunun 6/9 maddesi uyarınca kötü niyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir. 6102 Sayılı TTK'nın 50. Maddesi ile, usulen tescil ve ilan edilmiş olan ticaret unvanını kullanma hakkının sadece sahibine ait olduğu ve yine aynı kanunun 52. Maddesi ile, ticaret unvanının, ticari dürüstlüğe aykırı biçimde bir başkası tarafından kullanılması halinde hak sahibi, bunun tespitini, yasaklanmasını; haksız kullanılan ticaret unvanı tescil edilmişse kanuna uygun bir şekilde değiştirilmesini veya silinmesini, tecavüzün sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılmasını, gereğinde araçların ve ilgili malların imhasını ve zarar varsa, kusurun ağırlığına göre maddi ve manevi tazminat isteyebilir. Yine 6769 Sayılı SMK'nın 7/3-e maddesi çerçevesinde marka sahibinin, işaretin ticaret unvanı ya da işletme adı olarak kullanılmasının yasaklanmasını isteyebileceği belirtilmiştir. Mahkememizin .... tarihli tensip kararı ile dosyanın marka uzmanı bilirkişiye tevdine karar verilmiş olup, marka uzmanı bilirkişi hazırlamış olduğu ... tarihli raporunda sonuç olarak; .... tarihinde davalıya ait iki adreste yapılan incelemelerde tespit edilen “...”, “...” ve “.” ibarelerinin kullanımının davacının tescilli markaları ile iltibas tehlikesinin doğmasına sebep olmayacağını bildirmiştir. Mahkememizin .... tarihli ön inceleme duruşması ara kararı ile dosya resen seçilen marka uzmanı bilirkişiye tevdi edilerek , dosya kapsamı deliller, TPMK kayıtları, bildirilen internet adresleri, taraf iddia ve savunmaları, ticaret sicil kayıtları ve Ankara ...Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2024/97 esas sayılı dosyası içeriği, keza önceki bilirkişi raporu değerlendirilmek suretiyle Taraflar arasındaki uyuşmazlığın a)davalının davacı marka haklarına tecavüzünün olup olmadığı, ne şekilde giderileceği, b)davalı ticaret unvanı terkini koşullarının oluşup oluşmadığına ilişkin rapor tanzimi istenilmiş olup, marka uzmanı bilirkişi hazırlamış olduğu ... tarihli raporda sonuç olarak; markaya tecavüz açısından; gerekli iltibasın mevcut olmadığı tespit edilmiş olup, dosya kapsamındaki bulgular çerçevesinde, davaya konu kullanımın Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 7 ve 29. maddeleri uyarınca davacının marka haklarına tecavüz oluşturup oluşturmadığına ilişkin nihai hukuki değerlendirmenin mahkemeye ait olduğunu, haksız rekabet açısından; davalının davacının markası ile karıştırılmaya yol açacak bir kullanım sergilemediği tespit edilmekle birlikte, Yüksek Yargıtay ... Hukuk Dairesi’nin ....Esas ve ... Karar ve .. tarihli kararı göz önüne alınarak, Davalı kullanımının TTK m. 55/1-a-4 kapsamında haksız rekabet oluşturup oluşturmayacağına dair nihai hukuki değerlendirmenin mahkemeye ait olduğunu, davalı unvan terkini koşullarının oluşup oluşmadığı açısından; ticaret ünvanına dayalı olarak tarafların iş konusu ve faaliyet alanlarının aynı ya da benzer olduğunu, taraf şirketlerin ticaret unvanlarının, ayırt edici kısımlarının "..." ve “... ...” ibarelerinden oluştuğu ve farklı olduklarını, davalının ünvanındaki ek’in davacının ticaret ünvanı ile benzerlik ve iltibas riski doğurmayacağını, kaldı ki, Davacı ünvanının tescil tarihinin (20.08.2014); Davalı ünvanının tescil tarihinden (20.12.2011) daha sonra olduğu ve ünvan tescilinde öncelik hakkının Davalıda olduğunu, dolayısıyla belirtilen bu sebeplerle; ticaret ünvanına dayalı unvan terkini talebine ilişkin olarak, davalıya ait ticaret ünvanının ...m.50; m.52/1; m.54 uyarınca terkin şartlarının mevcut olup olmadığına ilişkin nihai hukuki değerlendirmenin mahkemeye ait olduğunu, marka hakkına dayalı olarak; davalının markasal kullanımı sebebiyle, davacının markası ile karıştırılmaya yol açacak bir kullanımın mevcut olmadığı göz önüne alınarak davalıya ait ticaret ünvanının SMK m.7/2 ve m.7/3-e uyarınca terkin şartlarının mevcut olup olmadığına ilişkin nihai hukuki değerlendirmenin mahkemeye ait olduğunu, sessiz kalma yoluyla hak kaybı açısından; davalı şirketin ticaret siciline tescil tarihinden dava tarihine kadar 5 yıllık sessiz kalma yoluyla hak kaybı süresinin dolmuş olduğu, davacı şirketin, davalının bu kullanımına sessiz kalmasına ilişkin durumun TMK m.2 kapsamında değerlendirilmesi hususundaki takdirin mahkemeye ait olduğunu bildirmiştir. Mahkememizin 07/10/2025 tarihli duruşma ara kararı ile dosyanın taraf itirazlarını karşılar şekilde ek rapor için dosyanın bilirkişiye tevdine karar verilmiş olup, bilirkişi hazırlamış olduğu 09/10/2025 tarihli ek raporda sonuç olarak; kök raporda bildirmiş olduğu görüşlerinden dönülmesini gerektirir bir durum olmadığını bildirmiştir. Tüm dosya kapsamı incelenmiş, davacının "...", "...", "..." , "...", "...", "..." gibi markalarının "..." esas ibareli olduğunu ve davalının "..." ibareli kullanımları ile ticari unvanındaki "..." ibaresinin markasal haklarına tecavüz teşkil ettiğini ileri sürerek tecavüzün tespiti, haksız rekabetin tespiti, ticari unvanın terkini ve sair taleplerle iş bu davayı açtığı görülmüş; davacı markaları ile davalının markasal kullanımları ve ticari unvanı bilirkişi marifetiyle incelendiğinde, davacı markalarının esas unsurunun "..." ve "..." ibareleri olduğu, davalının fiili kullanımının ise " ... ... ... Elbise Askısı" ve " ... ... ..." olduğu ve davalı markasının asli unsurunun "..." ibaresi olup "... Elbise Askısı" ve "..." ibarelerinin ürünün cinsini gösterdiği, buradaki ... ibaresinin ürünün kalitesini/niteliğini göstermesi nedeniyle tüketici nezdinde marka izlenimi bırakmadığı, taraf markaları arasında görsel, işitsel ve kavramsal yönden farklılık söz konusu olduğundan taraf markalarının farklı marka algısını oluşturdukları ve karıştırılmayacakları, dolayasıyla marka haklarına tecavüzün söz konusu olmadığı anlaşılmış, aynı kanaat ile davalının eyleminin davacı markalarına ilişkin haksız rekabet oluşturmayacağı da anlaşıldığından bu yönden açılan davanın reddine karar verilmiştir. Ticari unvanın terkini talebine ilişkin yapılan incelemede de davacı markasının ek kısmının " ..." ibaresi, davalı markasının ek kısmının "... ..." ibaresi olduğu, bu iki ibarenin birbirinden farklı olduğu ve karıştırılma ihtimalinin mevcut olmadığı, yukarıdaki gerekçe ile SMK'nın 7/3-e maddesinin koşullarının mevcut olmadığı, davalının ticari unvanın davacı ticari unvanından daha önce tescil edilmiş olması da dikkate alındığında hem marka hem de ticari unvanı dayalı davalı ticari unvanının terkini koşullarının oluşmadığı sonuç ve kanaatine varılarak davanın tümden reddine karar verilmiştir. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ; 1-Davacının davasının REDDİNE, 2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesi gereğince 732,00 TL ilam harcından, 427,60 TL peşin harcın mahsubu ile 304,40 TL bakiye karar harcının davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince reddedilen tecavüz ve haksız rekabet davası yönünden 55.000,00 TL vekalet ücretinin, davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 4-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince reddedilen unvan terkini davası yönünden 55.000,00 TL vekalet ücretinin, davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 5-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, 6-Karar kesinleştiğinde kullanılmayan gider avansının yatırana iadesine, 7-Talep halinde kararın taraflara tebliğine,
Taraf vekillerinin yüzlerine karşı kararın tebliğinden itibaren 2 hafta süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi nezdinde İstinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. Açıkça okunup usulen anlatıldı. 07/04/2026
Katip ... ✍e-imzalıdır Hakim ... ✍e-imzalıdır