Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2023/1165 E. 2026/1206 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2023/1165
Karar No
2026/1206
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2023/1165

KARAR NO : 2026/1206

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 14/02/2023

NUMARASI : 2022/49 Esas - 2023/126 Karar

DAVA: Tazminat (Sigorta Ödemesine Dayanan Rücuen)

DAVA TARİHİ: 17/01/2022

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 25/06/2026

Davalı ... aleyhine açılan davanın pasif husumet ehliyeti yokluğundan, davalı ... aleyhine açılan davanın reddine ilişkin kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA: Davacı vekili; müvekkili şirket tarafından emtia nakliyat abonman sözleşmesi ile sigortalanan ... ...'e ait emtiaların Çin'den Türkiye’ye nakliyesi işinin davalılar tarafından üstlenildiğini, söz konusu emtiaların taşıma esnasında hasara uğradığını ve hasarın davalı ... tarafından tutanak altına alındığını, Varşova ve Montreal Konvansiyonlarının ilgili hükümleri gereğince, yükün kaybı ve zarara uğraması halinde zarara sebebiyet veren olay, hava yolu ile taşıma sırasında meydana gelmiş ise zarardan taşıyıcının sorumlu olduğunu, fatura ve yapılan tespitler gereğince 20.522,55-TL sigortalı zararı müvekkili şirket tarafından tazmin edilmiş olup, TTK ve poliçe hükümleri gereğince sigortalısının haklarını devralan müvekkilinin davalılara rücu hakkının doğduğunu belirterek, 20.522,55-TL rücuen tazminat alacağının, sigortalıya ödeme yapılan 16.03.2021 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP: Davalı... vekili; TTK'nın 1472. maddesi kapsamında davacı sigortacının halefiyetinden bahsedilebilmesi için; sigortalının zarara uğradığının, sigortalıya yapılan tazminat ödemesinin ve geçerli bir sigorta poliçesinin varlığının davacı tarafça ispatlanması gerektiğini, bu kapsamda taşıma sırasında emtianın hasara uğradığı iddia edildiğine göre, sigortalının zarar görmesi için satışın gerçekleşmiş olması ve sigortalının dava dışı satıcıya mal bedelini ödemiş olması gerektiğini, ancak davacının sigortalısının mal bedelini ödemiş olduğuna dair bir ödeme dekontu sunulmadığını, sigorta poliçesinin abonman sigorta poliçesi niteliğinde olması nedeniyle sevkiyat öncesinde riziko ve menfaatin ayrı bir poliçe ile somut hale getirilmesi gerektiğini, olayda spesifik poliçe düzenlenmediğinden davacının aktif husumet ehliyetinin bulunmadığını, dosyada mübrez ... numaralı hava taşıma senedinden de anlaşılacağı üzere, müvekkili şirketin taşıma ilişkisinin tarafı olmadığını, nitekim davacı tarafından dosyaya sunulan müvekkili şirket tarafından tanzim edilen 30.11.2020 tarihli fatura navlun faturası olmayıp, emtianın varma yerindeki teslim işlerine ilişkin dokümantasyon faturası olduğunu, müvekkili taşıyıcı olmayıp yükün varma yerinde teslim işleriyle yetkilendirilmiş acente sıfatıyla hareket ettiğini, bu durumda müvekkiline karşı ancak acenteliğini yaptığı şirkete izafeten dava açılabileceğini, emtianın fiilen taşıması diğer davalı ... tarafından gerçekleştirilmiş olup, davacının iddia ettiği şekilde taşımada herhangi bir hasar meydana gelmişse sorumluluğun diğer davalıda olduğunu, ekspertiz raporundan da anlaşılabileceği üzere emtianın Çin’den ... Havalimanı’na hava yoluyla, İstanbul’dan Manisa’ya ise kara yoluyla taşındığını, müvekkili şirketin emtianın kara yolu taşımasında herhangi bir faaliyetinin bulunmadığını, ekspertiz raporunda hasarın 03.12.2020 tarihinde sigortalı ...’e teslimi sırasında fark edildiğinin belirtildiğini, ancak hasarın hangi taşıma sırasında meydana geldiğine dair dosyada bir belge bulunmadığını, davacının dosyaya sunmuş olduğu ekspertiz raporunda bile hasarın neden kaynaklandığının, taşıma sırasında meydana gelip gelmediğinin belli olmadığını, davacının sigortalısının tek taraflı beyanları doğrultusunda hazırlanan ekspertiz raporunun hükme esas alınamayacağını, hasarın Montreal Konvansiyonunun 31. maddesinde düzenlenen süre içerisinde ihbar edilmediğini, kara yolu taşıyıcısı araç sürücüsü ile sigortalı tarafından düzenlenmiş olan tutanakta her ne kadar yükleme hatası olup, araç şoförünün hatasının bulunmadığı belirtilmişse de, kara yolu taşıyıcısının emtiayı havayolu taşıyıcısından hasarlı teslim aldığına dair dosyada herhangi bir belge mevcut olmadığı gibi, araç sürücüsünün emtiayı teslim alırken hasarlı teslim aldığına dair bir tutanak da tutmadığını, bu nedenle davacının TTK'nın 903. maddesi gereği hasarın hava yolu taşıması sırasında meydana geldiğini ispatlaması gerektiğini, ancak davacının hasarın hava taşıması sırasında meydana geldiğini ispat edemediğini, davacının sigortalısına ödemiş olduğu %10 ilave bedelin müvekkilinden talep edilmesinin mümkün olmadığını, müvekkili temerrüde düşürülmediğinden ödeme tarihinden itibaren faiz talep edilemeyeceğini, Montreal Konvansiyonunun 22/3 maddesi gereği müvekkilinin sorumluluğunun sınırlı olduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı ... vekili; davacı tarafça hasarlı teslim olunduğu iddia edilen kargoyla ilgili olarak müvekkiline 14 günlük hak düşürücü süresi içinde ayrıca, açıkça ve yazılı olarak bir ihbar yapılmadığını, bu durumda Montreal Konvansiyonunun 31/4 maddesi gereğince davanın reddinin gerektiğini, davacı tarafından tutulan tutanakların ihbar olarak kabul edilemeyeceğini, nitekim "..." (hasar raporu) adlı düzenlenen belgede, tutulan tutanağın ihbar yerine geçmeyeceğinin açıkça belirtildiğini, ... (hasar raporu) içeriğinden görüleceği üzere, dava konusu kargonun muhteviyatında hasar olmayıp, sadece dış ambalajının hasarlı olduğuna ilişkin tespit bulunduğunu, bu nedenle hasarın malın mahrecinden kaynaklandığına ilişkin karine olup, müvekkilinin sorumlu tutulamayacağını, her halükarda müvekkili ortaklığın sorumluluğunun Montreal Konvansiyonunun 22/3. maddesi gereği sınırlı olduğunu, ayrıca davacının ödeme tarihinden itibaren değil, ancak karar tarihinden itibaren faiz talep edebileceğini belirterek, davanın reddini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Mahkemece; bilirkişi raporu ile tespit edildiği üzere, taşıma sürecine ilişkin ana konişmento ve ara konişmentonun incelenmesinde ... AO'nın taşıyıcı, dava dışı ... firmasının gönderen, dava dışı sigortalı ... firmasının gönderilen konumunda olduğu, davalı ... firmasının akdi taşıyıcının acentesi sıfatı ile yükü karşıladığı ve varma yeri işlerini ifa etmiş olduğu, bu anlamla TTK'nın 921. maddesi hükmü anlamında taşıyıcı sayılmayacağı, davalı ...'nin taşıyıcı olarak yer almadığı süreçte meydana gelen zarardan sorumlu olması hakkaniyete uygun düşmeyeceğinden, bu davalı yönünden davanın pasif husumet yokluğu nedeni ile reddine karar verildiği, davalı ...'nin taşıyıcı olarak taşıma sürecinde yer alması nedeni ile pasif husumet ehliyetine sahip olduğu, ne var ki dosyaya sunulan hasar tespitine dair belgelerin incelenmesinde, kara yolu taşıyıcısı ile sigortalı arasında düzenlendiği, hasarın hava yolu taşıması sırasında meydana geldiği sabit olmayıp, davalı ...'nin taşıması sırasında bir hasarın meydana geldiği dosya kapsamından tespit edilemediği gibi, davalı ...'ye bu anlamda dava dışı sigortalı tarafından yapılmış bir bildirimin de mevcut olmadığı, bu nedenlerle Montreal Konvansiyonunun 18. maddesi hükmü gereği davalı ...'nin sorumluluğunun ispatlanamadığı gerekçesiyle, davalı ... aleyhine açılan davanın pasif husumet ehliyeti yokluğundan, davalı ... aleyhine açılan davanın ise esastan reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF NEDENLERİ: Davacı vekili; ekspertiz raporunda hasarın yakın sebebinin, yükleme, istifleme hatası ve/veya kötü elleçleme olarak tespit edildiğini, davalı ...'nin sigortalı firma adına düzenlemiş olduğu fatura içeriği elleçleme ücretini de içerdiğini, dolayısı ile dava konusu hasarın, davalının sorumlu olduğu yükleme/boşaltma vb. elleçleme aşamalarından birinde gerçekleşmiş olmasının muhtemel olduğu, bu nedenle söz konusu elleçleme aşamalarının sorumluluğunu üstlendiği düzenlemiş olduğu fatura ile sabit olan davalı ...'ye doğrudan husumet yöneltilebileceğini, dava konusu hasar, fiili taşıyıcı ... tarafından tutanak altına alınmış olup, 14 gün içerisinde ayrıca bir bildirim yapılmasına gerek bulunmadığını, ayrıca davalı ... tarafından düzenlenmiş olan hasar tutanaklarının, hasarın hava yolu taşıma sürecinde meydana geldiğini kanıtladığını, bu nedenle söz konusu tutanakları dikkate almayan bilirkişi raporunun hükme esas alınmasının mümkün olmadığını, dava konusu taşımaya ilişkin konşimentoda yer alan malzeme kodu ile (...) sigortalı firma adresinde düzenlenen tutanaklarda yer alan malzeme kodunun aynı olduğunu, ... tarafından düzenlenen tutanakta konşimento numarası belirtilmiş olmakla, her iki tutanak arasında fiili ve hukuki irtibatın sabit olmadığı şeklindeki bilirkişi görüşünün dikkate alınmasının da mümkün olmadığını belirterek, kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE: Dava, hava yolu ile taşıma sözleşmesi kapsamında taşınan emtianın hasara uğraması nedeniyle sigortalıya ödenmiş olan hasar bedelinin tahsili istemine ilişkindir.

Davaya konu taşıma Çin-Türkiye arasında gerçekleştirilmiş olup her iki devletin taraf olduğu uyuşmazlığa Montreal Konvansiyonu hükümlerinin uygulanması gerekmektedir. Sigorta hukukundan kaynaklanan halefiyet ve rücu konularında ise 6102 sayılı TTK hükümleri esas alınacaktır.

TTK'nın 1472. maddesi uyarınca; sigortacının, sigortalısının haklarına halefiyet hakkının gerçekleşebilmesi için sigortacının hukuken geçerli bir sigorta poliçesi teminatı kapsamında sigortacısına tazminat ödemiş olması ve sigortalının zarar sorumlusuna karşı dava hakkına sahip olması gerekir. Sigortacı; ancak, sigortalısının meydana gelen zarardan dolayı üçüncü kişilere karşı dava hakkı varsa bu hakka ödediği bedel oranında halef olacaktır.

Somut olayda; davacının emtia nakliyat emtia sigorta poliçesiyle sigortaladığı dava dışı sigortalı ...'in Çin'den ithal ettiği TV paneli emtiasının Çin'den İstanbul'a hava yolu ile taşınmasının akdi taşıyıcı olarak davalı... tarafından üstlenildiği, fiili taşımanın ise davalı ... tarafından gerçekleştirildiği, emtianın hava taşıması sonrası 24.11.2021 tarihinde davalı fiili taşıyıcı tarafından düzenlenen hasar raporunda, "15 adet dış ambalaj hasarı" denilmek suretiyle emtianın kısmen hasara uğradığının tutanak altına alındığı, emtianın İstanbul-Manisa kara taşıması sonrası alıcıya teslimi sırasında araç sürücüsü ve alıcı temsilcisi tarafından düzenlenen tutanak ile de 6 adet palette malzeme hasarı tespit edildiğinin kayıt altına alındığı, davacı sigorta şirketi tarafından yaptırılan ekspertiz sonucunda düzenlenen ekspertiz raporunda; emtianın ambalajında darbeye bağlı kırılma ve göçmeler bulunduğu, hasarın yükleme, istifleme hatası veya nakliye sürecindeki tahmil, tahliye, aktarmalar sırasındaki kötü elleçleme sonucu meydana gelmiş olduğunun düşünüldüğü, 3 palet 366 adet malzemede hasar oluştuğu, yerinde yapılan incelemede ise 14 adet emtiada kırık tespit edildiği, 168,50-USD birim fiyat üzerinden toplam hasar bedelinin 2.594,90-USD olduğu tespitlerinin yer aldığı, tespit edilen hasar bedelinin 20.522,55-TL olarak 16.03.2021 tarihinde davacı tarafından sigortalısına ödendiği anlaşılmaktadır.

Öncelikle dava konusu taşımaya ilişkin hava taşıma senedinde davalı akdi taşıyıcı olarak yer almakta olup, ... ... ise taşıyıcının acentesi olarak kayıtlıdır. Varış yeri havalimanı masrafları için de davalı tarafından dava dışı sigortalıya hitaben fatura düzenlenmiştir. Bu durumda davalı ... AŞ akdi taşıyan sıfatına haiz olup taşıma, sırasında meydana gelen hasarlardan fiili taşıyıcı olan diğer davalı ile birlikte sorumluluğu bulunmaktadır. Bu nedenle işbu davada bu davalıya husumet yöneltilmesi mümkün olup, mahkemece davalı ... ... ... AŞ aleyhine açılan davanın pasif husumet ehliyeti yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi yerinde değildir.

Montreal Konvansiyonunun 31/2. maddesinde; hasar durumunda, teslim almaya yetkili şahıs tarafından hasarın fark edilmesinden sonra derhal ve en geç, kontrol edilmiş bagajlar durumunda alınan tarihten itibaren yedi (7) gün içerisinde ve kargo halinde teslim tarihinden itibaren on dört (14) gün içerisinde taşıyıcıya şikayette bulunacağı ... ihbarın, yukarıda belirtilen süreler içinde, ayrı bir yazılı bildirim olarak gönderilmesi veya taşıma belgesi üzerine yazılmak suretiyle yapılmasının gerektiği, belirtilen süreler içinde ihbarda bulunulmaması halinde, taşıyıcının kötü niyeti dışında, taşıyıcı aleyhine dava açılamayacağı düzenlenmiştir. Ancak taşıyıcının herhangi bir suretle hasarı öğrenmesi halinde, ihbarın süresinde yapılmadığını ileri sürmesi TMK'nın 2. maddesi uyarınca iyiniyet kurallarıyla bağdaşmayacağından, bu durumda hasar nedeniyle ihbar şartı aranmamalıdır (Yargıtay 11. HD'nin 12/10/2015 tarihli, 2015/3494 E. 2015/10300 K. sayılı içtihadı). Somut olayda da emtianın kısmen hasarlı olduğunun davalı fiili taşıyıcı ... tarafından düzenlenen 24.11.2021 tarihli hasar tespit tutanağı ile kayıt altına alındığı görülmekle, davalının artık süresinde ihbar yapılmadığını ileri sürerek sorumluluktan kurtulması mümkün değildir.

Montreal Konvansiyonunun 18/1. maddesine göre; taşıyıcı, yükün mahvolması, zıyaı veya hasarı halinde maruz kalınan zararlardan dolayı, sadece zararı doğuran olayın hava yoluyla taşıma esnasında gerçekleşmesi şartıyla sorumludur. Konvansiyonun 22. maddesine göre ise; yük taşımasında, yükün mahvolması, zıyaı, hasarı veya gecikme halinde taşıyıcının sorumluluğu, gönderen tarafından yükün taşıyıcıya teslim edildiği esnada, gerekirse ek bir ücret ödenerek, yükün varış yerinde tesellümünde menfaati bulunduğuna dair özel bir bildirim yapılmadığı takdirde, hasar tarihi itibariyle kilogram başına 22 Özel Çekme Hakkı tutarıyla sınırlıdır. Böyle bir bildirimin yapıldığı hallerde, söz konusu tutarın gönderenin varış yerinde yükü tesellümünden elde edeceği hakiki menfaati aştığını ispatlamadığı müddetçe, taşıyıcı bildirilen tutarı geçmeyecek bir miktarı ödemekle sorumlu olacaktır.

Taşıma konusu emtianın taşıma sırasında hasara uğramış olduğu, fiili taşıyıcı ... tarafından düzenlenen hasar raporu ile belirlenmiştir. Emtianın hava taşıması akabinde gerçekleştirilen kara yolu taşıması sonrasında alıcıya tesliminde ise 6 adet palette hasar tespit edilmiş, dava dışı sigortalının düzenlediği 03.12.2020 tarihli hasarlı malzeme raporunda da 3 palet 366 adet emtianın hasarlı olduğu belirtilmiştir. Davacı sigortacıya yapılan hasar bildirimi üzerine eksper tarafından yapılan inceleme sonucunda düzenlenen ekspertiz raporunda ise 1 adet tray içerisinde 14 adet panelde kırık tespit edilmiş ve buna istinaden davacı sigorta şirketince hasar ödemesi yapılmıştır. Bu durumda söz konusu hasarın davalıların üstlendiği hava taşıması sırasında meydana geldiği ispatlanmış olmakla, oluşan hasardan davalılar müteselsilen sorumludur. Montreal Konvansiyonunun 22. maddesine hasar halinde taşıyıcının sorumluluğu hasar tarihi itibariyle kilogram başına 22 Özel Çekme Hakkı tutarıyla sınırlıdır. Bu kapsamda somut olayda taşıma konusu bonded cell niteliğindeki toplam 5.002 adet emtianın toplam ağırlığı 16.226,56 kg olup adet bazında brüt ağırlık 3,24 kg olarak belirlenmiştir. Buna göre hasarlı olduğu tespit edilen 14 adet emtia ağırlığı 45,41 kg olup, sorumluluk sınırı da (22x45,41) 999,02 ... olarak, ... kur karşılığı ise (kur: 62,8747) 62.813,08-TL olarak tespit edilmiş olmakla, davacı tarafça sigortalısına ödenmiş olan hasar bedeli sorumluluk sınırının altındadır. Buna göre her iki davalı aleyhine açılan davanın kabulü gerekirken reddine karar verilmesi yerinde görülmemiştir.

Açıklanan nedenlerle; davanın kabulü gerekirken reddine karar verilmesi doğru değil ise de, yapılan hata/eksiklik yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın HMK'nın 353/(1)b-2 maddesi uyarınca kaldırılarak "davanın kabulüne" karar verilmiştir.

HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:

Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne; Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 14/02/2023 Tarih 2022/49 Esas 2023/126 Karar sayılı kararının HMK'nın 353(1)b-2 gereği KALDIRILMASINA,

"Davanın kabulüne; 20.522,55-TL'nin 16.03.2021 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan alınarak davacıya verilmesine,"

İlk Derece yargılamasına ilişkin olarak;

"Alınması gereken 1.401,89-TL karar harcından 350,48-TL peşin harcın mahsubu ile kalan 1.051,41-TL harcın davalılardan alınarak Hazineye gelir kaydına,

Davacı tarafından yatırılan 431,18-TL peşin harçların davalılardan alınarak davacıya verilmesine,

Davacı tarafından yapılan 1.200-TL bilirkişi ücreti, 100-TL posta masrafı olmak üzere toplam 1.300-TL yargı giderinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,

Davacı lehine takdir olunan 20.522,55-TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,

Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.600-TL arabuluculuk ücretinin davalılardan alınarak Hazineye gelir kaydına,"

Davacı tarafından yatırılan 179,90-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde yatıran tarafa iadesine,

Davacı tarafından yapılan 145-TL istinaf yargı giderinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,

Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine,

HMK'nın 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 25/06/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2023/1165, K. 2026/1206, T. 25.06.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2023-1165-e-2026-1206-k-3522fa85c179