Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2025/1085 E. 2026/1092 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2025/1085
Karar No
2026/1092
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

16. HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

DOSYA NO:2025/1085 Esas

KARAR NO:2026/1092

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ:İSTANBUL 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

TARİHİ:09/01/2025

NUMARASI:2023/207 Esas, 2025/8 Karar

DAVANIN KONUSU:Marka Hakkına Tecavüzden Kaynaklanan

KARAR TARİHİ:02/07/2026

İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde; Müvekkilinin 1987 yılında ticari faaliyetlerine başladığını, " ... ve..." ile 1989 yılından bu yana aynı unvan ile faaliyetini sürdürdüğünü, müvekkili adına tescilli "... ..." markasının 2012 yılından bu yana koruma kapsamında olduğunu, bu hususların davalı yana ihtarname ile bildirildiğini, davalı şirketin 2002 tarihinde müvekkili ile aynı iştigal konularında faaliyetlerine başladığını, "... ..." markasının davalı adına tescilli olduğunu, http://... alan adı ile "..." ibaresine dahi yer vermeden yalnızca "..." ibaresinin kullanılmasının marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğini, davalı yanın cevabi ihtarnamesinde "..." ve "..." arasında bir iltibas oluşmayacağı, davalı yanın unvanının "..." olduğundan bahisle iltibasın olmadığının ifade edildiğini, "... ...” ibaresinin ortalama tüketicinin algısında marka olarak yer alacak ve iz bırakacak marka unsurunun “...” ibaresi olduğunu, davalının ...” şeklindeki resmi seyahat acentası unvanından “... ve/veya ... ...” şeklinde yeni bir marka yarattığını, dolayısıyla markanın tescil sınıfı dışında kötü niyetli olarak kullanıldığını belirterek, davalının kullanımlarının müvekkilinin marka ve ticaret unvanından kaynakalanan hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, men'ine, davalı adına tescilli "... ..." markasının tescilli sınıfı dışındaki kullanımının sonlandırılmasına, silinmesine, terkinine, http://... alan adının iptaline, erişimin engellenmesine, 10.000,00 TL manevi 20.000,00 TL maddi tazminatın reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde; Müvekkili şirketin 2002 yılından beri 17 yıldır ticari faaliyetlerini ettirdiğini, 18/08/2002 tarihinde ... adlı alan adını aldığını, 11/02/2002 tarihinde de ... ve... markası ile birlikte halihazırda kullandıkları logonun marka olarak 39,41 ve 43 nice kodları ile koruma altında olduğunu, davacının kötü niyetli olduğunu çünkü kendilerinin 2002 yılından beri aynı alan adını kullandıklarını, 2009 yılından beri de markalarının tescilli olduğunu davacının hakkının zamanaşımına uğradığını, müvekkillerinin seyahat acentası olmadığını, davacının ... ... adlı acentelik belgesi, ... ya da ... ... adıyla hizmet sağlayan davacının, ortalama tüketicisi tarafından dahi bilinmeyecek bir belge olduğunu, bu nedenle de müvekkilinin davacının adını kullanarak emek hırsızlığı yapmasının mümkün olmadığını, ... ibaresinin müvekkilinin tescilli markası, sloganı ve çekirdek adı...‘un kısaltması olduğunu, tüm bunların meşru zeminde olduğunu, emek hırsızlığı olarak değerlendirilemeyeceğini, müvekkili şirketin kendi başına bir değer olduğunu, her iki tarafın faaliyet alanlarının birbirleri ile örtüşmediğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİNİN İLK KARARI:İlk derece mahkemesinin 2019/387E, 2021/22 Karar sayılı, 20/01/2021 tarihli ilamında; "....davacının işletme adının tescil edildiği faaliyet konusu ile davalının markasının tescil edildiği hizmet alanlarının örtüşmediği, her iki tarafın bu markalan uzun yıllar ticari hayatlarında birbirlerinden habersiz ve çatışmasız olarak kullandığı, davacının ... ibaresi üzerinde tescilli olması sebebiyle TTK’nın işletme adına ilişkin özel korumadan yararlanabileceği, işletme adı üzerinde hak sahipliğinin davalıdan önce olduğu, davalının 2002 yılından beri internet alan adını kullandığı ve 2009 yılından beri de markasını tescil ettirdiği ve tüm bu sürelerde davacının sessiz kaldığı ve bu sürelerde davacını davalıdan haberdar olmadığı da düşünüldüğünde yukarıda anılan gerekçeler doğrultusunda davalının kullanımının ticari hayatta dürüstlüğe aykırı bir kullanım olmayacağı, tarafların birbirinden habersiz olarak uzun yıllar ... ibaresini marka ve işletme adı olarak piyasada kullandığı ve aralarında da herhangi bir hukuki çatışma çıkmamış olduğu dikkate alındığında her iki tarafın ticari kullanımlarının mümkün hale geldiğinin kabulü gerekeceğinden, sübut bulmayan davanın reddine... "şeklinde karar verilmiştir.

İSTİNAF KARARI:Dairemizin 2021/1667 Esas, 2023/1245 karar sayılı, 21/09/2023 tarihli ilamı ile; "..Davacının iddiası; davalının kullanımlarının davalının ... şekil ibareli markasının tescil sınıfı dışında ve tescilli olduğu şekilden farklı olduğuna ilişkindir. Mahkemece davalının ... ibareli alan adının 2002'den beri kullandığı, 2009'dan beri de markasının tescilli olduğu, davacının sessiz kalma yolu ile hak kaybına uğradığı gerekçesi ile dava reddedilmiş ise de; bilirkişi heyetinde bilişim uzmanı yer almadığı, ... alan adlı web sitenin arşiv kaydının incelenmediği görülmektedir. Sessiz kalma yolu ile hak kaybından söz edilebilmesi için davalının web sitesindeki ciddi suretle markasal kullanımların davacının markasının tescil sınıfları içinde olması, markasal kullanımların üzerinden uzun bir sürenin geçmesi ve davacının bu durumu bilebilecek durumda olması gerekir. Davacı aşamalardaki tüm iddialarında markanın tescil sınıfı dışında kullanıldığını da iddia ettiğinden sadece web sitesinin tahsis tarihi ele alınarak değerlendirme yapılamayacağı gibi davacının tüm ticaret sicil kayıtları getirtilmeden ... ... şeklindeki işletme adının markasal yönden davacıya önceye dayalı hak kazandırıp kazandırmadığının değerlendirilmesi de yerinde olmamıştır. Açıklanan nedenle dosyanın marka vekili, bilişim uzmanı ve sektör bilirkişisinin yer aldığı yeni bir uzman bilirkişi heyetine tevdi edilerek davalının internet sitesinin arşiv kayıtları, markasal kullanımları incelenerek, ... ... ibaresinin davacının markasının tescilli olduğu sınıflar yönünden mi farklı emtia/hizmet sınıfları yönünden mi kullandığının tespiti, davacının markasının tescil sınıfında önceye dayalı kullanım var ise kullanımın hangi tarihten itibaren başladığı, ne kadar sürdüğü ve son markasal kullanım tarihinin ne olduğu da tespit edilerek sessiz kalma yolu ile hak kaybının oluşup oluşmadığının değerlendirilmesi gerekirken eksik ve yetersiz bilirkişi raporuna göre karar verilmesi yerinde görülmemiştir." gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf isteminin kısmen kabulüne, ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına, sair hususların bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, İhbar olunan istinaf yoluna başvurmuş ise de kaldırma sebeplerine göre bu aşamada ihbar olunanın istinaf isteminin incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir " şeklinde karar vermiştir.

DAİREMİZ KARARINDAN SONRA İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARI:İlk derece mahkemesinin istinafa konu 2023/207, 2025/8 Karar sayılı, 09/01/2025 tarihli ilamında; "...Kaldırma ilamı doğrultusunda oluşturulan uzman bilirkişi heyeti tarafından da tespit olunduğu üzere, davalının web sitesindeki ciddi suretle markasal kullanımların davacının markasının tescil sınıfları içinde olduğu, davalının 2002 yılından bu tarafa alan adını kullandığı, 2009 yılında marka tescilinin yapıldığı ve 2014 yılından itibaren ulusal düzeyde ..., ..., ... Dergisi gibi haber kaynaklarında davalı şirket ve markası ile haberlerin yayınlanmış olduğu, markasal kullanımların üzerinden uzun bir sürenin geçtiği ve davacının bu durumu bilebilecek durumda olduğu, davalı kullanımlarının önceye dayalı olduğu, davacının ... ... şeklindeki işletme adının markasal yönden davacıya önceye dayalı hak kazandırmadığı zira davacının işletme adını markasal nitelikte kullandığının tespit olunamadığı, davacının sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğradığı anlaşılarak davanın reddine" şeklinde karar vermiştir.

İSTİNAF İSTEMİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Müvekkilinin "... ..." işletme unvanının ve hizmet sektöründe faaliyet göstermekte olduğunu, markaya dayalı kullanımının 24/04/1989 tarihine dayanmakta olduğunun ticaret sicil kayıtları ve 1618 sayılı Kanun gereği üyesi olmak zorunda olduğu ... ve acentası bulunduğu ulusal ve uluslararası havayolları ve IATA kayıtları ile sabit olduğunu,Davalı yanın ise tescilli markası "... ..." şeklindeki ibareyi KENDİ TESCİLLİ OLDUĞU SINIF DIŞINDA müvekkiline ait markayı anımsatacak şekilde ve müvekkiline ait "... ..." şeklindeki işletme unvanı aynen "..." alan adını alarak halihazırda kullanılmakta olduğunu, davalı yanın fiili kullanımının ticari dürüstlük ve iyi niyet kuralları ile bağdaşmadığını,Davalı yanın açıkça tescilli olduğu sınıftan farklı kullanım halinin "tescile dayalı bir kullanım" ve "sessiz kalmak suretiyle kullanım" olduğundan söz edilemeyeceğini, .. kanunu gereği üyesi olması gereken bir meslek örgütüne dahi üye olmadan faaliyet gösteren davalı yanın iyi niyetli olduğunun kabul edilemeyeceğini, kötüniyetli olup olmadığının değerlendirilmediğini, aynı sektörde faaliyet gösteren firmalar olduğundan" bahisle sessiz kalma yoluyla hak kaybının oluştuğundan söz edilemeyeceğini, davalı yan hukuka ve dürüstlük kurallarına aykırı olarak "belgesiz" bir şekilde seyahat acentası faaliyeti sürdürmekte olduğunu,Müvekkiline ait olan marka ve seyahat acentası unvanının iltibasına mahal verecek şekilde http://... alan adı ile kendi markasındaki "..." ibaresine dahi yer vermeden yalnızca ve sadece logo olarak "..." ibaresinin davalı yan tarafından kullanımı müvekkili şirkete ait marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğini,Müvekkilinin 24/04/1989 da sicile kaydının yapılması ile işletme unvanında yer alan ... ... ibaresini de kullanmaya başladığını, bu kullanımın hizmet markası kullanımı olarak kabulü gerektiğini, müvekkilinin ... ... ibaresi yönünden öncelik hakkına sahip olduğunu,Müvekkili şirketin davalı yanın "... ..." ibaresini kullandığından haberdar olur olmaz başvuru yapmış olması nedeniyle sessiz kalma koşullarının oluşmadığını, sessiz kalma yoluyla hak kaybı koşullarının oluşması için öncelikle marka sahibinin markasının başkası tarafından kullanıldığını bilmesi veya bilebilecek durumda olması gerektiğini,yetkisiz ve kötüniyetli olarak müvekkili şirketin bilinirliğinden faydalanmak amacıyla "... ..." markasını kullanması nedeniyle sessiz kalma iddiasını ileri süremeyeceğini, davalı yanın tescil dışı kullanımından haberdar olunur olunmaz yasal sürecin başlatıldığını belirterek kararın kaldırılmasını davanın kabulünü talep etmiştir.

GEREKÇE

Davacı, davalının kullanımının markaya ve ticaret unvanına tecavüz ile haksız rekabet oluşturduğunu ileri sürerek tecavüzün tespiti, meni, refini, ... ... markasının tescil sınıfı dışında ve kötüniyetli kullanımı nedeni ile marka kullanımın sonladırılması, silinmesi, terkinini, ... alan adının iptaline, erişimin engellenmesine, maddi, manevi tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili, yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Somut uyuşmazlıkta; Dairemizin kaldırma kararından sonra alınan bilirkişi heyeti raporuna göre davalının ... alan adının 19.08.2002'de kaydının yapıldığı, web sayfasının 2004-2021 yılları arasında aktif kullanıldığı, 2005 tarihi itibarı ile "...", "... ŞEKİL" ibareli kullanımların 35.sınıfta yer alan "reklamcılık, pazarlama ve halkla ilişkiler ile ilgili hizmetler, 39.sınıftaki kara taşımacılığı hizmetleri ve kara taşıtlarının kiralanması hizmetleri (tur düzenleme, seyahat için yer ayarlama), 41.sınıftaki eğitim ve öğretim hizmetleri, sempozyum konferans, kongre, seminer düzenleme, idare hizmetleri, spor kültür eğlence alanındaki hizmetler yönünden markasal kullanım olduğu, davacının ... ... Seyahat acentesi işletme adı 13/05/1989'da tescil edilmiş ise de, işletme adının markasal nitelik arz edecek şekilde kullanımına ilişkin bilgi ve belgeye rastlanmadığı tespit edilmiştir.İlk derece mahkemesince yeterli ve hükme elverişli nitelikteki bilirkişi raporu esas alınarak davalının markasal kullanımlarının 2005 tarihinden başladığı, ulusal düzeyde haber yapan ..., ..., ... Dergisi gibi haber kaynaklarında 2014 yılında markası ile ilgili haberlerin yayınlandığı, tarafların aynı sektörde faaliyette bulunduğu, davacının bu durumu bilebilecek durumda olduğu, davalı kullanımlarının önceye dayalı olduğu, davacının ... ... şeklindeki işletme adının markasal yönden davacıya önceye dayalı hak kazandırmadığı zira davacının işletme adını markasal nitelikte kullandığının tespit olunamadığı gerekçesi ile davacının sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğradığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmesi yerinde görülmüş, markasal kullanım yönünden davalının kötüniyetli olduğundan söz edilemeyeceğinden davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf isteminin reddi gerekmiştir.Açıklanan nedenle ilk derece mahkemesinin kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığından davacı vekilinin istinaf isteminin HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir.

HÜKÜM:Gerekçesi ayrıntılı kararda açıklandığı üzere;

1-6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince, davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf isteminin ESASTAN REDDİNE,

2-Alınması gereken 732,00TL harçtan, peşin alınan 615,40TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,

3-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,

5-Artan gider avanslarının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince taraflara iadesine,Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nun 361.maddesi uyarınca tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.02/07/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2025/1085, K. 2026/1092, T. 02.07.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2025-1085-e-2026-1092-k-d81cd85f0ec0