İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2024/463 E. 2025/447 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2024/463
- Karar No
- 2025/447
- Karar Tarihi
T.C. ... 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/463 Esas - 2025/447 TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C. ... 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2024/463 Esas KARAR NO : 2025/447
DAVA : Tazminat DAVA TARİHİ : 24/08/2021 KARAR TARİHİ : 19/06/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZIM TARİHİ : 10/07/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı firmanın, tıbbi materyallerin imalat ve ticareti ile iştigal ettiğini bu kapsamda olmak üzere üretip tedarik ettiği maskelerin ihracı için COVID19 salgını için kamu otoritesi tarafından konulan ihracat için ücretsiz maske tedariki zorunluluğu kapsamında Sağlık hizmeti sunumunun aksamaması ve kamu sağlığının korunması adına; 95/7623 sayılı İhracat Rejimi Kararı esas alınarak: 04 Mart 2020 tarihli ve 31058 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan “İhracı Yasak ve Ön İzne Bağlı Mallara İlişkin Tebliğ (İhracat; 96/31)'de Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (İhracat:2020/4)” ile Kişisel Koruyucu Donanım kapsamında piyasaya arz edilen “Koruyucu Maske (Gaz, Toz ve Radyoaktif Toz Filtreli Maskeler)” “Tulum (Koruyucu İş Elbisesi)”, “Sıvı Geçirmez önlük (Kimyasallara Karşı Kullanılan Koruyucu Önlükler)” ve “Gözlük (Koruyucu Gözlükler)” ile Tıbbi Cihaz Yönetmeliği kapsamında piyasaya arz edilen “Tıbbi ve Cerrahi Maske” ve “Tıbbi Steril/Nonsteril Eldiven” isimli ürünlerin ihracatı için ön izin alma şartı getirildiğini belirtilen ürünleri ihraç etmek isteyen kişi/kurumlar; Devlet Malzeme Ofisi ile mal alım sözleşmesi yapmak, ihraç edilecek ürün cinsi ve âdetine göre; Devlet Malzeme Ofisi'ne hibe olarak ürün teslimi yapmak zorunda olduğunu, Ürünlerin ...'ya teslimine mütecakip, ürünlerin teslim alındığı ... tarafından Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu'na bildirilmekte ve Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu'nca ihracat izni verildiğini, söz konusu ihraç iznini alan firmalar bu izni kendileri kullanabilecekleri gibi, başka firmalara da aldıkları izinleri devredebildiklerini, bu kapsamda, davacı ile davalı Kurum arasında 22.05.2020 tarih 41781 sayılı tedarik sözleşmesi imzalandığını bu sözleşmenin temelinde, ihracat yapabilmek için İdarece konulan zorunluluk bulunmadığını, sözleşme kapsamında davacı tarafından davalı Kuruma belirlenen sayılarda maske teslim edilmiş, karşılığında da davacının kendi müşterilerinin lehine olmak üzere ihracat müsaadesi alarak ihracat yapmış Şubat-Haziran 2021 dönemi teslim formları-Bu dönemde teslim edilenler için ihracat yapılamamış olup, dava konusu maskeler bunlar olduğunu, Tebliğin sona ermesi ile birlikte, davacı tarafından 03.08.2021 tarihinde davalı Kurum'a müracaat ile davalıya teslim edilip de ihracat kotası kullandırılmadığını için açıkta kalan toplam 4.072.440 adet (belirtilen miktar müvekkili hesaplamasına göre olup, net sayı bilirkişi incelemesiyle ortaya çıkacağını) N95 olarak kodlanan maskenin iadesi, iade edilmeyecekse bedellerinin ödenmesi talep edilmiş olup ihracat faturalarında görüldüğü üzere, davalı Kurum'a teslim edilen maskelerin birim ihracat değeri 0,73 Euro ile 4,576 Euro arasında değişmekte olduğunu, fiyatı talep ve arz miktarı belirlendiğini davacı ihracat kota haklarını sözleşmede tanınan yetkiye dayanarak ve davalı Kurumun da bilgisi ile kendisiyle aynı sektörde faaliyet gösteren üçüncü şahıs ihracatçılara da kullandırmış olduğunu, bununla ilgili net ve somut rakamlar toplam teslim edilen maske, yapılan ihracat, kalan ihracat hakkı, davalı Kurum uhdesinde kalan ve iadesi/tazmini gereken maske adedi davalı Kurum kayıtlarından tespit edileceğini, açıklanacak nedenlerden dolayı, yargılama sonucunda sabit olacak davalarının kabulü ile fazlaya dair ve bilirkişi raporuyla tespit edilecek tazminat miktarını ıslah yoluyla artırma hakkı saklı kalmak kaydı ile şimdilik 10.000,00 TL tazminatın davalı Kuruma müracaat tarihi olan 03.08.2021 tarihinden itibaren işlemiş ve işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalı kurumdan alınarak müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili 26/01/2023 tarihli ıslah dilekçesi ile davasını 41.619.238,56 TL olarak ıslah etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; iddiaları tamamen haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olup huzurda açılmış bulunan davanın reddi gerektiğini, buna rağmen davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasında hukuki yarar bulunmadığından esasa girilmeksizin reddi gerektiğini, davacı tarafin iddialarının kaynağı davaya konu tıbbi koruyucu ekipmana ilişkin ihracat izni uygulamasının sona ermesi sebebiyle, ülke içinde dağıtım yapılması için bedelsiz olarak teslim ettiği malzeme bedelinin tahsili talebi olduğunu, Hal böyle iken ihracat izni uygulamasının devam ettirilmesi ya da kaldırılması konusunda davalı Ofisin yetki ve sorumluluğu bulunmadığından müvekkile husumet yöneltilmesi mümkün olmadığını, bilindiği üzere Covid-19 pandemisi nedeniyle tıbbi- cerrahi maske ve diğer koruyucu ekipman temininde yaşanan sorunlar sebebiyle ülke çapında bir takım önlemler alınmış ve öncelikle ülke içindeki ihtiyacın karşılanabilmesi için 04.03.2020 tarih ve 31058 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren İhracat 2020/4 Tebliğ ile, İhracı Yasak ve Ön İzne Bağlı Mallara İlişkin Tebliğ (İhracat:96/31)' de Degışıklık Yapılmasına Dair Tebliğe Kişisel Koruyucu Ekipman Yönetmeliği kapsamında piyasaya arz edilen koruyucu maske ve tulum ihracatı TİTCK'nin ön iznine bağlandığını yine konuyu düzenleyen bir diğer mevzuat, 14.04.2020 tarih ve 31099 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 2399 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile 28.01.2002 tarihli ve 2002/3654 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının eki Karara eklenen "Dünya Sağlık Örgütü tarafından pandemi olarak ilan edilen Koronavirüs hastalığı ile mücadele kapsamında, herhangi bir sosyal güvencesi olup olmadığına bakılmaksızın tüm kişiler, Sağlık Bakanlığınca temin edilerek dağıtımı yapılacak olan; a) Söz konusu hastalıktan korunmaya yönelik kullanımı tavsiye edilen her türlü kişisel koruyucu ekipmandan ... Yararlanmada 08.01.2002 tarihli ve 4736 sayılı Kanunun 1. Maddesinin 1. Fıkrası hükmünden muaftır" hükmü olduğunu, bahsettikleri hukuki düzenlemelerin ilki tebliğ ile, kişisel koruyucu ekipman olarak nitelendirilen maske ve tulumların ihracı TİTCK' nin ön iznine bağlanmış, ikinci olarak belirtilen Cumhurbaşkanı Kararı ile kişisel koruyucu ekipman kapsamındaki maske dağıtımının Sağlık Bakanlığı tarafından ücretsiz olarak yapılacağı düzenlendiğini 06.08.2021 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren İhracat 2021/6 sayılı Tebliğ ile, İhracat 96/31 sayılı Tebliğde yer alan İhracı Ön İzne Bağlı Mallar Listesinin 27-32. Sıralarında yer alan malların listeden kaldırılması hükmü düzenlendiğini, mahkemenizce de kabul edileceği üzere her iki düzenlemede de davalı Devlet Malzeme Ofisi'nin, belirlenen malları ihracat ön iznine bağlama ya da kapsamdan çıkarına yetkisi bulunmamakta olup Sözü edilen yasal düzenleme Ticaret Bakanlığı tarafından yapıldığını, davacı tarafın sözü edilen yasal düzenlemeden kaynaklı olarak bir hak talebi var idiyse tebliğ hükmünün iptali için yasal yollara başvurması gerektiğini, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin bir özel hukuk sözleşmesi olduğunu ve davacı tarafın da sözleşmenin iptalini talep etmediği, geçersiz olduğuna ilişkin bir iddiası da bulunmadığı ve davalı ofisin sözleşme şartlarına aykırı davrandığına ilişkin bir iddiası da bulunmadığı gözetildiğinde, huzurda ikame edilen dava ile sözleşmeden kaynaklı hiçbir taleple bulunmayacağına ilişkin hükmün (sözleşmenin 14. maddesi) gözardı edilerek sözleşme serbestisi ilkesine ve dolayısıyla 6098 sayılı Borçlar Kanuna aykırı biçimde hüküm kurulması istendiğini, davacı tarafın dahi davasını ticari dava olarak nitelendirmemiş, davayı Ticaret Mahkemelerinde açmamış Salt bu husus dahi taraflar arasındaki ilişkinin ticari iş olarak nitelendirilemeyeceği ve ticari işe ilişkin talep ve sonuçlara bağlanamayacağını açıkça göstermekte olduğu sonuç olarak sözleşme bila bedel imzalandığından ve sözleşmeye göre davacı tarafın sözleşmeden kaynaklı herhangi bir hak talep etmeyeceğini açıkça kabul etmiş olduğundan bahisle davanın reddini savunmuştur. Dava; tazminat istemine ilişkindir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114/1 maddesinin birinci fıkrasında, tüm davalar bakımından geçerlilik taşıyan dava şartlarının neler olduğu hususu açıkça hükme bağlanmış, aynı Kanun'un 114/2 maddesinde ise diğer kanunlarda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümlerin saklı olduğu belirtilmiştir. 19.12.2018 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan ve 01.01.2019 tarihinde yürürlüğe giren 7155 sayılı Kanun'un 20. maddesi ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’na 5/A maddesi eklenmiştir. Anılan maddesi ile; "Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır.” düzenlemesi getirilmiştir. Görüldüğü üzere, 6102 sayılı TTK’ye eklenen 5/A maddesinde, Kanun’un 4. maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri olan ticari davalarda, arabuluculuk dava şartı olarak belirlenmiştir. Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A/2 maddesi "Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir." düzenlemesini içermekte olup, bu madde ile dava açılmadan arabuluculuğa başvurulması hali dava şartı olarak kabul edilmiştir. Eldeki dava 01.01.2019 tarihinden sonra açılmış olmakla, ticari bir dava olarak zorunlu arabuluculuğa tabi olup, arabulucuya başvurmak ve süreç tamamlandıktan sonra dava açılması hususu ve buna uyulmaması HMK'nin 114/2. maddesinde belirtilen "diğer dava şartlarına aykırılık" olarak davanın usulden reddi sebebidir. Somut olayda; eldeki dava öncelikle genel mahkemede açılmış olup, ... 4. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 18/05/2023 tarihli 2021/283 Esas 2023/218 Karar sayılı ilamı ile davanın reddine karar verilmiş, kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine ... Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi'nin 15/02/2024 tarihli 2023/1649 Esas 2024/75 Karar sayılı ilamı ile uyuşmazlığa konu olayın tarafların tacir olması nedeniyle asliye ticaret mahkemesince görülmesi gerekmekte iken görevsiz mahkemede görüldüğünden bahisle ... 4. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 18/05/2023 tarihli 2021/283 Esas 2023/218 Karar sayılı kararının kaldırılmasına karar verilmiş, dosya ... 4. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2024/220 Esasına kaydedilmekle, bu kez ... 4. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 14/05/2024 tarihli 2024/220 Esas 2024/215 Karar sayılı ilamı ile asliye ticaret mahkemelerinin görevli olduğundan bahisle görevsizlik kararı verilmiş, iş bu karar 13/06/2024 tarihinde kesinleşmiş, davacı vekilinin 13/06/2024 tarihli talep dilekçesi ile dosyanın Asliye Ticaret Mahkemesi Tevzi Müdürlüğüne gönderilmesi talep edilmiş, dosya 02/07/2024 tarihinde mahkememize tevzi olunmuş olup, davacı vekilinin ancak mahkememizin 05/07/2024 tarihli ara kararı ile verilen kesin süre üzerine, dosya mahkememize tevzi olunduktan sonra 17/07/2024 tarihinde arabuluculuk bürosuna başvurduğu, arabuluculuk son tutanağının 31/07/2024 tarihinde düzenlendiği anlaşılmıştır. Davanın, istinaf kanun yolu aşamasındaki belirlemeler itibariyle de tazminat istemine ilişkin nispi ticari dava olduğu, eldeki dava 01.01.2019 tarihinden sonra açılmış olmakla, ticari bir dava olarak zorunlu arabuluculuğa tabi olduğu anlaşılmaktadır. Davanın arabuluculuğa tabi olmasına rağmen davacı vekilinin, genel mahkemenin görevsizlik kararından sonra, dosya mahkememize tevzi edilmeden önce arabuluculuk bürosuna başvurmadığı, ancak 02/07/2024 tevzi tarihinden sonra, mahkememizin 05/07/2024 tarihli, kanuni kesin süre içerir ara kararı üzerine 17/07/2024 tarihinde arabuluculuk bürosuna başvurduğu ve arabuluculuk son tutanak tarihinin 31/07/2024 tarihi olduğu anlaşılmış olup, bu haliyle nispi ticari bir dava olarak zorunlu arabuluculuğa tabi, tazminat istemli olan eldeki davada dava şartı olan arabuluculuk görüşmelerinin dava görevli mahkemeye tevzi edilmeden önce işletilmediği anlaşılmakla, arabuluculuk dava şartının yerine getirilmemesi nedeniyle davanın HMK'nın 114/2 maddesi yollaması ile TTK 5/A maddesi gereğince dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine (benzer yönde ... Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi'nin 24/03/2025 tarihli 2024/857 Esas 2025/340 Karar sayılı ilamı), davalı vekili lehine Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2021/8116 Esas 2022/72 karar sayılı ilamında belirtildiği üzere Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 7/2. maddesi uyarınca vekalet ücretine hükmedilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın arabuluculuk dava şartı yokluğu nedeni ile USULDEN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince hesaplanan 615,40 TL karar ve ilam harcının, 170,78 TL peşin harç ve 710.582,00 TL ıslah harcından mahsubu ile Hazineye irat kaydına, kalan 710.407,38 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı tarafından yapılan 60 TL tebligat ücreti mahiyetindeki yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 5-Davalı vekille temsil olunduğundan karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi 7/2. maddesi uyarınca takdir olunan 30.000 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-HMK'nın 333. maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının yatırana iadesine, Dair, taraf vekillerin yüzlerine karşı, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde ... Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere oy çokluğu ile verilen karar, açıkça okunup, usulen anlatıldı. 19/06/2025
(M)
KARŞI OY
Davacı vekili 24/08/2021 tarihinde ... Asliye Hukuk Mahkemesine hitaben hazırladığı dava dilekçesi ile davalı Devlet Malzeme Ofisi Genel Müdürlüğüne şartlı olarak teslim edilen ve şartın ortadan kalkması ile birlikte iadesi gerekirken iade edilmeyen maske bedeli için fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere şimdilik 10.000,00 TL tazminatın davalıdan alınmasına karar verilmesini talep etmiştir. ... 4. Asliye Hukuk Mahkemesinde yapılan yargılama sırasında mahkemenin görevsiz olduğu ileri sürülmemiş, mahkeme tarafından görevli olup olmadığına ilişkin bir araştırma yapılmamış, yargılama sonunda 18/05/2023 tarih ve 2021/283 Esas 2023/218 Karar nolu karar ile davanın esastan reddine karar verilmiştir. Davacı vekili kararın esas yönünde hukuka aykırı olduğu gerekçesi ile istinaf kanun yoluna başvurmuş, ... Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesinin 15/02/2024 tarih ve 2023/1649 Esas 2024/75 Karar nolu kararı ile davacı ile davalının tacir olması nedeni ile görevli mahkemenin asliye ticaret mahkemesi olduğu gerekçesi ile esas yönden inceleme yapılmaksızın kararın kaldırılmasına karar verilmiş, ... 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 14/05/2024 tarih ve 2024/220 Esas 2024/215 Karar nolu kararı ile kaldırma kararı doğrultusunda asliye ticaret mahkemesinin görevli olduğu gerekçesi ile görevsizlik kararı verilmiş, davacı vekilinin talebi üzerine dosya mahkememize gönderilmiş, mahkememiz esas kaydının 2024/463 sırasına kaydedilmiş, 05/07/2024 tarihli tensip tutanağının 1 numaralı ara kararı ile davacı vekiline arabuluculuk son oturum tutanağını sunması için süre verilmiş, davacı vekili 16/09/2024 tarihli dilekçesi ekinde 17/07/2024 tarihinde arabuluculuk bürosuna yapılan başvuru üzerine başlatılan arabuluculuk süreci sonunda anlaşamama ile sonuçlandığını belirten 31/07/2024 tarihli arabuluculuk son tutanağını sunmuştur. Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 04/02/2021 tarih ve 2020/3187 Esas 2021/762 Karar ile Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 20/12/2022 tarih ve 2022/2757 Esas 2022/17299 Karar nolu, benzer süreç geçiren davalar ile ilgili kararlarında da belirtildiği üzere davada görevli mahkemesinin asliye ticaret mahkemesi olduğunun ve buna bağlı olarak davanın açılmasından önce arabuluculuğa başvurulmasının zorunlu dava şartı olduğunun 2021 yılında açılan davada 2024 yılında verilen bölge adliye mahkemesi kararı ile ortaya çıkması, dosyanın görevsizlik kararı ile mahkememize gelmesinden sonra verilen sürede davacı vekilinin 17/07/2024 tarihinde arabuluculuk bürosuna yapılan başvuru üzerine başlatılan arabuluculuk süreci sonunda anlaşamama ile sonuçlanan arabuluculuk son tutanağını sunması, böylece görevli mahkeme olan mahkememizce, davanın esasına girilmesinden önce arabuluculuk işleminin tamamlanması, 2021 yılından beri devam eden uyuşmazlıkta taraflardan yeniden arabulucuğa başvurmalarını istemenin arabulucuğun amacı ile uyuşmadığı gibi davada esasa ilişkin karar verilmediğinden Anayasa’nın 36. maddesindeki hak arama hürriyeti ile gereksiz yere yargılama gideri yapıldığından Anayasa’nın 35. maddesindeki mülkiyet haklarının ihlali sonucuna da doğurabilecek nitelikte olması nedenleri ile Hukuk Muhakemeleri Kanununun 115. maddesinin 3. fıkrası da göz önünde bulundurularak davanın esasına girilmesi gerektiği düşüncesindeyim.