İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2024/463 E. 2025/261 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2024/463
- Karar No
- 2025/261
- Karar Tarihi
T.C. ... 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/463 Esas - 2025/261 T.C. ... TÜRK MİLLETİ ADINA 6.ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2024/463 Esas KARAR NO : 2025/261
HAKİM : .... KATİP : ....
DAVACI : ...
VEKİLLERİ : Av. ... Av. ... DAVALI : ... .... VEKİLİ : Av.... TEMSİLCİ : ...
DAVA : İtirazın İptali (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 05/07/2024 KARAR TARİHİ : 08/04/2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 15/05/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: taraflar arasında ticari ilişki bulunduğunu, davalı yanın müvekkili şirketten 11 adet Samsung marka cep telefonu satın aldığını, bu ürünlerin .. .. isimli kişi tarafından davalıya teslim edilmek üzere teslim alındığını, 30.03.2024 tarihli ve .... numaralı ve 557.900,-TL bedelli faturanın davalı şirket adına düzenlendiğini, telefonlar davalı şirkete teslim edilmiş olmasına karşın davalı tarafından ödeme yapılmadığını, aksine ilgili faturaya itiraz edildiğini bu durumun başlı başına davalının kötü niyetli olduğunu ortaya koyduğunu, Kadıköy 14. Noterliğinin 10.05.2024 T. ve ... yevmiye nolu ihtarnamesi keşide edilerek ilgili fatura bedelinin ödenmesinin talep edildiğini, davalı yanın işbu ihtarnameye ... 16. Noterliği'nin 20.05.2024 T. ve ... yevmiye nolu ihtamamesi ile cevap verdiğini, davalı yanın işbu cevabi ihtarnamesinde özetle; telefonların seri numaralarını, adedini ve teslimi kabul etmediğini, alacağın tahsili için ... 3. Genel İcra Müdürlüğü'nün 2024/32835 E. sayılı dosyasından ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalı tarafından ödeme emrine itiraz edildiğinden takibin durdurulduğunu icra takibine davalı tarafından yapılan itirazının iptali ile takibin devamına karar verilmesini, alacak likit ve davalı/borçlunun kötü niyeti sabit olduğundan, borçlunun takip konusu alacağın % 20'sinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatı ödemeye mahkum edilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: davacı yanın, dava dilekçesindeki iddia ve taleplerinin tamamen kötüniyetli ve mesnetten yoksun iddialar olduğunu, davalı Şirketin halihazırda beyaz eşya ve elektronik eşya ticari faaliyeti yürütmekte olduğunu,davacı yanın dava dilekçesinde iddia ettiği, Samsung marka cep telefonlarının müvekkili davalı şirketin, o dönem .. ... A.Ş şirketinde bölge satış müdürü olan .. ... adlı şahıstan alındığını ve ödemelerin de bizzat kendisine yapıldığını,devamında ise sonradan öğrendikleri ve daha önce hiçbir ticari veya özel ilişkilerinin olmadığı tanımadıkları davacı şirket tarafından kötü niyetli bir şekilde ve satış işlemi gerçekleştikten sonra sanki bu satışı kendilerine davacı şirket yapmış gibi fatura keşide edilerek müvekkili şirketin hiçbir ticari ilişkisinin olmadığı ve tanımadığı davacı yan tarafından borç altına sokulmaya çalışıldığını, beyanla davanın reddine, davacı yanın kötüniyetli alacak iddiası nedeniye, takip konusu miktarın %20'sinden az olmamak üzere davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. DELİLLER -Takip dosyası, -Fatura, -İhtarnameler, -Teslim tutanağı, -Bilirkişi raporu, -Yemin(HMK 225 vd.) DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Dava faturaya dayalı başlatılan (ilamsız) icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkememizce taraf delilleri toplanmış bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Davaya konu ... 3. Genel İcra Müdürlüğü'nün 2024/32835 E. Sayılı takip dosyasının incelenmesinde; takip alacaklısının davacı şirket, takip borçlusunun davalı şirket olduğu, takibin 557.900,00 TL asıl alacak üzerinden genel haciz yolu ile ilamsız takip usulünce başlatıldığı, ödeme emrinin davalıya 24/05/2024 tarihinde tebliğ edildiği, borçlu şirket vekilinin 27/05/2025 tarihli dilekçesiyle, ödeme emrine süresinde itiraz edilmesi üzerine takibin durdurulduğu eldeki davanın da süresinde açıldığı anlaşılmıştır. Takip talebinde borcun sebebi olarak "... Seri numaralı telefonların satış bedeline ilişkin 30/03/2024 T. Ve ... 2024...93 numaralı 557.900 TL bedelli" faturaya dayanıldığı görülmüştür. Dosyamız kapsamında tarafların ticari defter ve kayıtları incelenmek suretiyle mali müşavir bilirkişi tarafından tanzim edilen 16/02/2025 Tarihli bilirkişi raporunda özetle: " 1)... ... Anonim Şirketi'nin 2024 yılında 30.03.2024 tarihi ve .... numaralı 557.900,-TL.tutarındaki fatura karşılığının hesapta alacak olarak kayıtlı olduğu, 2) Davalı ... ... ... ve Ticaret Limited Şirketi'ne satışı için dava dışı ... ... teslim edildiği belirtilen 11 adet telefonun teslim tutanaklarında davalı şirket adına yetkili imza olmadığı, yine .. .... teslim alma konusunda davalı tarafından yetkilendirildiğine dair bir belgenin tarafımıza sunulmadığı, ... ... bu telefonları kendi adına satışını yapıp bedellerini tahsil ettiği dikkate alındığında konu ile ilgili ... ... bilgi alınmasının gerektiği, 3) Dava konusu olan 11 adet telefonun ... Şirketi'nin kanuni defter kayıtlarında davacı tarafla ilgili herhangi bir borç alacak kaydı olmadığı, 5) Dava konusu 11 adet telefonun dava dışı ... ... tarafından davalı tarafa satışının yapıldığı, bedelinin alındığı ve telefonların davalı tarafça satışlarının yapılarak kanuni defterlere kaydedildikleri, söz konusu telefonların Samsung firması tarafından davacı tarafa satışı yapılan ve faturalandırılan telefonlar olduğu, 6) Dava dışı ... ...'in tutanaklara göre teslim edilmek maksadı ile aldığı telefonları gider pusulası ile davalı tarafa satması ve davalı tarafça ... ...'in davacı tarafa 558.000,-TL.lık senet verildiği hususundaki beyan karşışında, davacı taraf kayıtlarında yer almayan senet ve teslim hususunda dava dışı ... ...'den bilgi alınması gerektiği, 7) Davacı tarafın 30.03.2024 tarihli e-faturasına davalı tarafça e-defter sistemi üzerinden TTK m.21/f.2 hükmü kapsamında itirazda bulunarak ret ettiği" hususları belirtilmiştir. Eldeki dava faturaya dayalı başlatılan ilamsız icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkin olup, itirazın iptali davaları, icra takibine sıkı sıkıya bağlı davalardan olduğundan ve davaya konu icra takibi faturaya dayalı başlatıldığından incelemenin takip konusu fatura kapsamında yapılması gerekir.(Yargıtay 19. HD. 2015/18199E., 2016/7679K.) Fatura içeriği malların veya hizmetin teslim edildiğinin ispat külfeti satıcıya aittir. Fatura düzenlenmesi, tek başına akdi ilişkiyi ve alacağı kanıtlamadığı gibi faturanın tebliğ edilmiş olması da fatura içeriği malların teslimi sonucunu doğurmaz.( Y. 19 HD. 2016/7819E., 2017/2738K., Y. 19HD. 2014/12574E., 2014/16692K.) Diğer yandan taraflar tacir olup, uyuşmazlık her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili olduğundan eldeki dava ticari dava niteliğindedir. Bilindiği üzere 6100 sayılı HMK'nın 222. Maddesi ve 6102 Sayılı TTK'nın 83. maddesi gereğince Mahkeme'ce ticari defterlerin resen (kendiliğinden) ibrazına karar verilebileceği açıkça düzenlenmiştir. Yine 6100 sayılı HMK'nın 222. Maddesi 2. ve 3. Fıkraları çerçevesinde; diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi halinde, usulüne uygun tutulmuş defterlerin sahibi lehine delil olarak kabul edileceği düzenlenmiştir. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 27.06.2003 tarih ve 2001/1 E., 2003/1 K. sayılı ilamında da açıklandığı üzere; Bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içerdiği bilgilere itiraz etme hakkına sahiptir. Aksi taktirde faturanın içeriğini kabul etmiş sayılır. (Dava tarihinde yürürlükte olan 6102 sayılı TTK'nın m. 21/2.) Bu hüküm, fatura içeriğinden kabul edilen hususlara ilişkin olarak, faturayı düzenleyenin lehine; adına fatura düzenlenenin aleyhine bir karine getirmektedir. Bu karine, faturanın ispat gücüne yönelik bir düzenlemeyi ortaya koymaktadır. Diğer anlatımla, fatura, düzenleyen aleyhine delil olduğu gibi, kendisi faturayı düzenlemediği halde tebliğinden itibaren sekiz gün içinde itiraz etmeyen aleyhine de delil olabilecektir. Faturanın adına tanzim edilen aleyhine ispat vasıtası olması, yani, faturayı alan kişinin fatura kendinden sadır olmamakla birlikte aleyhine delil teşkil etmesi TTK'nın 21. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenen ve yukarıda ayrıntısı açıklanan bu karineden kaynaklanmaktadır. İşin/malın bedeli sözleşme kurulurken kararlaştırılmış olup, fatura ise bu aşama ile ilgili değil, ifa safhası ile ilgili bir belgedir. Fatura öncesinde taraflar arasında borç doğurucu hukuki ilişkinin bulunması, faturanın da bu ilişki nedeniyle düzenlenmiş olması gerekir. Faturayı alan (faturayı defterlerine kaydetmemesi koşulu ile) akdi ilişkiyi inkâr ettiğinde, faturayı gönderenin önce akdi ilişkiyi kanıtlaması gerekir. Taraflar arasında bu tür bir sözleşme ilişkisi yoksa, düzenlenen belge fatura değildir. Bu belge belki icap olarak kabul edilebilir ki, buna itiraz edilmemesi, anılan 21/2. madde hükmü anlamında sonuç doğurmaz. Sekiz günlük süre, hak düşürücü süre veya zamanaşımı süresi değildir. Sadece ispat yükünün yer değiştirmesi açısından önem taşır. Sekiz günlük süre içinde itiraz edildiği taktirde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunu ispat külfeti faturayı veren tarafa ait iken, sekiz günlük sürenin geçmesinden sonra itiraz edilmesi halinde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığını ispat külfeti faturayı alan tarafa ait olur. Faturayı alan her türlü delille bu külfeti yerine getirebilir. (Geniş bilgi için Bkz: Prof. Dr. .. ...., Ticari İşletme Hukuku, 23. Baskı, Eylül 2012, Konya; Sh 111 vd.) Faturaların tebliğ edildiğinin alacaklı tarafça kanıtlanamaması ya da kanıtlanıp da süresinde iade edildiğinin borçlu tarafça kanıtlanması halinde, borçlu taraf alacaklının hizmet vermediğini savunmakta ise, faturaya konu hizmetin verildiğinin alacaklı tarafça kanıtlanması; borçlunun faturaları tebliğ alıp süresinden sonra iade etmesi halinde de faturanın alacaklı tarafça gönderilmesi şeklindeki icabı, borçlunun (faturayı defterine kaydetmemek ve hizmet almadığını savunmak suretiyle), kabul etmemesi ya da borçlunun faturayı kendi defterine kaydetmekle birlikte süresinde itiraz ve iade etmesi halinde hizmetin verildiğini yine alacaklının kanıtlaması gerekeceğinden, bu doğrultuda alacaklının delillerinin toplanıp değerlendirilmesi, şayet borçlunun faturaları kendi defterlerine kaydetmesi (faturaları deftere kayıt öncesinde ya da sonrasında süresi geçtikten sonra itiraz ve iade etmiş olması) halinde alacaklının (hizmet vermiş olsun ya da olmasın) HMK'nın 222. maddesi uyarınca alacağını ispatladığının kabul edilmesi gerektiği gözetilmelidir. (Aynı yönde açıklamalar için bkz. Y. 23 HD. 2015/4576 E., 2016/621 K., 10.02.2016 T.) Somut olayda davacı yan özetle; takibe konu fatura içeriği olan 11 adet samsung marka cep telefonunun satışına dair taraflar arasında akdi ilişki kurulduğunu, telefonların davalı tarafından seçilerek satın alındığını, telefonların favalıya teslim edilmek üzere, dava dışı ... ...'e teslim edildiğini ve neticeten davalıya teslim edildiğini, ancak davalı tarafından satış bedelinin ödenmediğini ileri sürmüş, davalı yan ise özetle, akdi ilişkiyi inkar ederek ihtilafa konu telefonları doğrudan ... ...'den satın aldıklarını ve bedelini adıgeçen dava dışı kişiye ödediklerini savunmuştur. Anlatılanlar ışığında somut olay ele alındığında; davacı tarafından telefon satışına dair ileri sürülen akdi ilişki davalı tarafından inkar edildiğinden ve yine davacı tarafından tanzim edilip davalıya gönderilen takibe konu faturaya davalı tarafından itiraz edildiğinden, davacı yanın öncelikle akdi ilişkinin varlığını ve fatura içeriğinin teslim olgusunu ispat etmesi gereklidir. Taraflar arasında yazılı sözleşme bulunmamaktadır. 6100 sayılı HMK'nın 200. Maddesi uyarınca ihtilafa konu ilişkinin miktar itibariyle senetle ispatı gerekir. Bilindiği üzere aynı yasanın 202. Maddesi uyarınca senetle ispat zorunluluğu bulunan hâllerde delil başlangıcı bulunursa tanık dinlenebilir. Delil başlangıcı, iddia konusu hukuki işlemin tamamen ispatına yeterli olmamakla birlikte, söz konusu hukuki işlemi muhtemel gösteren ve kendisine karşı ileri sürülen kimse veya temsilcisi tarafından verilmiş veya gönderilmiş belgedir. Somut olayda davacı tarafından dayanılan teslim tutanağı davalı veya temsilci tarafından imza edilmediğinden delil başlangıcı niteliğinde görülmemiş, bu nedenle davalının açık muvafakati bulunmadığından tanık dinlenilmemiştir. Yine uyuşmazlık konusu telefonların davalı adına dava dışı ...'e teslim edilmesi yönünde davalı tarafından bu yönde talimat verildiği veya adıgeçenin yetkilendirildiği hususlarında somut bir delile rastlanılmamıştır. Taraflar tacir olup davacının basiretli tacir gibi davranma yükü altında olduğu tartışmasızdır. Davacı vekilinin 17/12/2024 tarihli açıklama dilekçesine göre; telefonların dava dışı ...'e teslim edilirken davacı yanın dava dışı ...'ün yine dava dışı ... Şirketi çalışanı olduğunu bildiği anlaşılmaktadır. Dolayısıyla dava dışı ... ... isimli şahsın davalı şirketin çalışanı olmadığı sabit olduğu gibi, teslim safhasında bu durumun davacı yanın da bilgisi dahilinde olduğu açıktır. Ürünlerin davalı adına, davalının çalışanı olmayan üçüncü kişiye teslim edilmesi hususunda, davalının bu yöndeki talimatına dair bir belge ve hatta teyit edilmesine imkan sağlayacak en asgari düzeyde bir teyit mesajı/maili vs bulunmamasına rağmen ürünlerin davalı adına dava dışı üçüncü kişiye teslim edildiği iddiası basiretli tacir davranışı ile örtüşmemektedir. Yine bu yöndeki iddianın davacı tarafından usulünce ispatlanamadığı değerlendirilmiştir. Davacı tarafından dava dilekçesinde yemin delili de gösterilmiş olup bu nedenle yüksek mahkemenin istikrar kazanan içtihatları çerçevesinde yemin delili hatırlatılmıştır. Bilindiği üzere yemin, kesin delillerdendir; bir başka anlatımla yemin hakkındaki hükümlere uyulmasıyla o vakıa kesin biçimde kanıtlanmış olur. Davacı tarafından yemin deliline dayanılarak, taraflar arasında akdi ilişki bulunup bulunmadığı ve teslim olgusu yönünden davalıya yemin teklif edilmiştir. Davalı şirket temsilcisi 08/04/2025 tarihli celsede yemini eda etmiş ve özetle; "Yemin metninde belirtilen 11 adet samsung marka cep telefonunu davacı firmadan değil dava dışı ... ... isimli şahıstan satın aldım. bu telefonları davacı şirketten satın almadık. Satış bedelini ... ...'e ödedim, Dava konusu telefonların davacı tarafından bize gönderilmesi hususunda telefonların dava dışı ... ...'e teslim edilmesi için davacıya talimat vermedim bu konuda bilgim yoktur.Bu telefonların satışı için davacı şirket ile bir ticaretim olmamıştır." şeklinde beyanda bulunmuştur. Görüldüğü üzere davalı özetle, taraflar arasında akdi ilişki bulunmadığına dair yemin etmiştir. Hal böyle olunca davanın yazılı deliller veya yemin delili ile ispatlanamadığı anlaşılmıştır. Yapılan açıklamalar kapsamında takibe dayanak fatura bakımından akdi ilişki ve teslim olgusu usulünce ispatlanmadığından davanın reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. Yine davacının takipte kötüniyetli olduğu hususu ayrıca ispatlanmadığından, kötüniyet tazminatına hükmedilmemiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle 1-Davanın REDDİNE, 2-Davalı yanın kötüniyet tazminatı talebinin reddine, 3-Alınması gereken 615,40-TL karar ve ilam harcının, peşin alınan 6738,04-TL'den mahsubu ile fazladan alınan 6.122,64-TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, 4-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca 87.685,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 5-Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18A/13. Maddesi gereğince yargılama giderlerinden sayılan ve Bakanlık ödeneğinden karşılanan 3.600,00-TL dava şartı arabuluculuk giderinin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 6-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,, 7-Gider avansından sarf edilmeyen miktarın 6100 Sayılı HMK'nın 333. Maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde iadesine, Dair, davacı vekilinin (edurşuma) ve davalı vekilinin (e-duruşma) yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde ... Bölge Adliye Mahkemeleri nezdinde İstinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 08/04/2025
Katip ... (E-imzalıdır)
Hakim ... (E-imzalıdır)