İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2024/403 E. 2026/778 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2024/403
Karar No
2026/778
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2024/403 Esas KARAR NO : 2026/778

DAVA : 5464 S.K. Uy.Tacirlere Verilen Kurumsal Banka Ve K.Kartlarından Kaynaklanan (5411 S.K. 142/1 Hariç) (Menfi Tespit) DAVA TARİHİ : 08/07/2024 KARAR TARİHİ : 08/10/2026

Mahkememizde görülmekte olan 5464 S.K. Uy.Tacirlere Verilen Kurumsal Banka Ve K.Kartlarından Kaynaklanan (5411 S.K. 142/1 Hariç) (Menfi Tespit) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ - İSTEM / Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin aleyhine ... 33.İcra Dairesinin ... E. sayılı dosyası ile kambiyo senetlerine özgü icra takibi başlatıldığını, takibe dayanak gösterilen... keşide tarihli, ... seri numaralı, 432.000,00-TL bedelli çekte atılı imzanın şirket yetkilisi ...'e ait olmadığını, dava dilekçesine ek olarak sunulan vekaletname örneği dahi çıplak gözle incelenildiğinde dahi, senet üzerindeki imzalanın müvekkiline ait olmadığı, müvekkilinin imzasının taklit edildiği anlaşıldığından, mahkemece yaptırılacak imza incelemesi neticesinde de, takibe konu çekin üzerindeki imzanın müvekkiline ait olmadığı ortaya çıkacağından, müvekkilinin imzasının yer almadığı, sahte imza ile düzenlenen işbu çekten dolayı sorumlu olması mümkün olmadığından, hukuki bir yarar bulunması koşuluyla sonuçta alacak-borç ilişkisi doğuracak bir durumun olmadığının tespiti amaçlandığından, dayanılan hukuki ilişkinin gerçekten mevcut olmadığı icra takibine maruz kalmadan önce ileri sürülebileceği gibi, icra takibinden sonrada ileri sürülebileceğinden, borçlunun icra takibinden önce veya sonra menfi tespit davası açabilmesi için borçlu olmadığının tespitinde hukuki yararının bulunması şart olacağından, borçlunun, alacaklının harekete geçmesini beklemeden borçlu olmadığının tespitinde korunmaya değer bir yararı bulunabileceğinden, yararının bulunması halinde borçlu, borçlu olmadığının tespiti için dava açabileceğinden, bunun dışında, icra takibi taraflar arasındaki maddi ilişkiyi tespit edecek nitelikte olmadığından, alacaklının takibe girişmesinden sonra, hatta takip kesinleştikten sonra da borçlunun, belirtilen şekilde takipten önce veya sonra alacaklıya karşı bir menfi tespit davası açar; bu davayı kazanırsa, hakkındaki icra takibi iptal edilir ve borcu ödemekten kurtulmuş sayılacağından, davalı şirketin imzanın müvekkiline ait olmadığını bildikleri ve bilebilecek konumda oldukları açık olup, aksi düşünce hayatın olağan akışına aykırı olacağından, davalı taraf aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, taraflarınca arabuluculuk yoluna başvurulduğunu ancak anlaşmanın sağlanamadığını beyanla işbu davanın kabulüne, müvekkili şirketin ... 33.İcra Müdürlüğünün ...Esas sayılı dosyasından ve takibe konu edilen çekten dolayı borçlu olmadığının tespitine, davalı taraf aleyhine alacağın %20’sinden az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. SAVUNMA / Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile dava dışı ...Tic. Ltd. Şti. arasında faktoring sözleşmesi akdedildiğini, dava konusu çekin fatura karşılığında ve alacak bildirimi teyidiyle müvekkili şirkete teslim alındığını, çekin karşılıksız kalması üzerine kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile icra takibi başlatıldığını, müvekkilinin Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanunu çerçevesinde üzerine düşen tüm yasal yükümlülükleri yerine getirdiğini, Türk Ticaret Kanunu ile ilgili mevzuat uyarınca müvekkilinin iyiniyetli yetkili ve meşru hamil konumunda bulunduğunu, taraflar arasındaki def'ilerin müvekkili faktoring şirketine karşı ileri sürülemeyeceğini ve müvekkilinin keşidecinin imzasının sahte olup olmadığını araştırma yükümlülüğünün olmadığını, ayrıca davacının çekteki imzanın yetkilisine ait olmadığını iddia etmesine rağmen çekin elinden rızası hilafına çıktığına yönelik herhangi bir savcılık şikayetinde bulunmadığını, davacının amacının alacağı sürüncemede bırakmak olduğunu, mahkemece imza incelemesi yapılması halinde dahi davacının bankalardaki ödenmiş çek yaprakları ile imza kartonlarının celbedilerek karşılaştırma yapılması gerektiğini beyanla haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine, davacı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davacı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. KANITLAR / Taraflarca gösterilen deliller toplanmış, davalı şirketin İTO kaydı çıkartılarak dosyamız arasına alınmış, davacı şirketin ticaret sicil kaydı celp edilmiş, ... 33. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas ve ... 9.Asliye Ticaret Mahkemesinin ... D.İş Esas sayılı dosyaları UYAP üzerinden dosyamız arasına alınmış, davacı şirket yetkilisi olan ...'e ait 2023 yılı öncesine ait imza asıllarının bulunduğu evrak asılları ilgili kurumlardan celp edilmiş ve grafolog tarafından bilirkişi incelemesi yaptılarak bilirkişi raporları ve ATK raporu alınmıştır. Mahkememizin 09/10/2025 tarihli ara kararının (1) numaralı ara kararı ile; "...dosyanın davaya konu ve ... 33.İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takibine dayanak ... Şubesine ait, ... çek seri numaralı, keşidecisi ...Şirketi olan, 31/12/2023 keşide tarihli ve 432.000,00-TL bedelli çek üzerinde yer alan keşideci imzasının davacı şirket yetkilisi ...'in eli ürünü olup olmadığının tespiti için dosyanın Grafolog bilirkişisi ...'e GÜNSÜZ tevdii ile rapor tanziminin istenilmesine" dair karar verilmiş ve işbu doğrultuda Grafolog bilirkişi ... tarafından tanzim edilen 31/10/2025 tarihli bilirkişi raporunda özetle; -İnceleme konusu çekteki keşideci imza ile ...’e ait dosyada mevcut mukayese imzaları arasında imza incelemesinde esas olan karakteristik tanı unsurları itibariyle (tersim, işleklik, hız, baskı derecesi, alışkanlıklar, eğim, yön, doğrultu ve istif) yapılan karşılaştırmada; biçimsel benzerlikler saptanmakla birlikte, gerek inceleme konusu, gerekse mukayese imzaların basit tersimli, karakteristik tanı unsuru ve yazı içermeyen, taklidi kolay nitelikte imzalar olması nedeni ile tetkik konusu imzanın ...’in eli ürünü olup olmadığı hususunda herhangi bir saptamaya gidilemediği yönünde görüş ve kanaat bildirilmiştir. Mahkememizin 05/12/2025 tarihli ara kararının (1) numaralı ara kararı ile; "Taraf vekillerinin bilirkişi raporuna karşı itirazlarının değerlendirilmesi ve itirazlarını karşılayacak mahiyette ek rapor tanzimi için dosyanın önceki bilirkişiye tevdiine" dair karar verilmiş ve işbu doğrultuda Grafolog bilirkişisi ... tarafından tanzim edilen 07/01/2026 tarihli bilirkişi ek raporunda özetle; -İmza incelemelerinde lup, beyaz ışık ve değişik açılarda verilen ışık ışınları, yüksek çözünürlü (scanner) tarayıcı, bilgisayar analiz programları kullanılarak, imzaların grafolojik özelliklerinin değerlendirildiği, imza incelemelerinin uluslararası standartlara uygun yapılması için belge asılları üzerinden ve inceleme konusu imzanın düzenleme tarihine yakın (3 yıl önce ve 3 yıl sonrasını içeren) mukayese örnekleri kullanılarak yapılmasının önerildiği, bu olguda da çekin düzenleme tarihine yakın yeterli sayıda mukayese örneğin bulunduğu, -İmza incelemelerinde imzanın başlangıç, bitiş hareketleri ve ara gramalarının incelenmesinin yanısıra tersim (resmediliş biçimi, tarz), işleklik derecesi (akıcılık), baskı derecesi (fulaj), boyut, hız, eğim, meyil, hareket sayısı (imza oluşumunda kullanılan hareket), istikamet, yön incelendiği, bu dosyada da bunlar değerlendirilerek aşağıdaki kanaate varıldığı, değerlendirmenin görsellerle de desteklendiği, -Avrupa Adli Bilimler Enstitüleri Ağı –ENSFI yayınladığı kılavuzda adli raporların sonuç kısımlarında elde edilen adli verilere dayanarak olasılık oranının belirlenmesi ve bu orana göre elde edilen verilerin varılan hipotezi destekleme derecesinin belirtilmesi gerektiğini belirttiği, gözlemlenen belirli benzerlik ve farklılıkların nasıl gösterileceğine, tanımlanacağına ve değerlendirileceğine ilişkin 5 puanlık bir ölçekte, aşağıdaki kategorilerde değerlendirildiği, açıkça benzer (++), benzer (+), sonuçsuz (~), farklı (-), açıkça farklı (- -), eksik özellik / karşılaştırılabilir olmadığı, -Uygulamada imza incelemelerinde eli ürünü olduğu, eli ürünü olmadığı, tespit edilemediği tanıların en sık kullanılan tanılar olduğu, imzalar basit tersimli olduğunda, karakteristik tanı unsuru ve yazı içermediğinde ve kolay taklit edilebilir olduğunda tespit yok tanısı verildiği, bu durum kişinin kendisi tarafından atılabileceği gibi, başkası tarafından da taklit edilerek atılabileceğini gösterdiği, imza incelemeleri teknik incelemeler olduğu ve yukarıda belirtilen belirli kurallar dahilinde yapıldığı görüş ve kanaati bildirilmiştir. Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi Adli Belge İnceleme Şubesinin ... tarih ve ... sayılı raporu ile; -İnceleme konusu çek keşideci imzası "ek" olarak tersim edilmiş harf unsurunu içerir imzanın teşhise götürecek önemli karakteristik materyal içermeyen, sınırlı sayıda harf içermesi, tersimi basit, taklidi kolay imzalar olması nedeniyle söz konusu imzanın aidiyetinin, bu meyanda sorulduğu üzere ...'in eli ürünü olup olmadığının tespit edilemediği görüş ve kanaati bildirilmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE / Dava, menfi tespit davasıdır. HMK'nun 320 maddesi uyarınca taraflar arasındaki uyuşmazlık konularının; davacının, davaya konu ve ... 33.İcra Müdürlüğü'nün...Esas sayılı takibine dayanak ...Şubesine ait, ... çek seri numaralı, keşidecisi ...Şirketi olan, 31/12/2023 keşide tarihli ve 432.000,00-TL bedelli çekten ve bu çeke dayalı olarak başlatılan takipten ötürü davalıya borçlu olup olmadığı başka bir deyişle davacının menfi tespit istemi ile tarafların kötü niyet tazminatı istemlerinin yerinde olup olmadığı noktalarında toplandığı tespit edilmiştir. TMK'nun 6. maddesine göre "Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür." HMK'nun 190. maddesi gereğince de, "İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir." Menfi tespit davalarında da, HMK'nın ispata ilişkin genel kuralları geçerlidir. Bu davalarda davacı taraf, borçlu olmadığını iddia ettiğine göre, olumsuz bir durumun ispatı mümkün olmadığından, kural olarak ispat yükü alacaklıya aittir. Başka bir ifade ile, menfi tespit davasında hukuki ilişkinin varlığını ispat yükü alacaklıdadır. Bununla beraber, davacının iddiasına göre ispat yükünün yer değiştirmesi de mümkündür. Kambiyo senedinden doğan talep hakkına kambiyo hukuku, temel ilişkiden doğan talep hakkına ise bu talebin ait olduğu hukuk kuralları uygulanır. (HGK'nun ... Esas ...Karar ... Esas ...Karar sayılı ilamları) Bu nedenle kambiyo senetleri hakkında açılan menfi tespit davalarında, senedin dayanağı olduğu ileri sürülen hukuki ilişki ile senet metnindeki borç sebebi karşılaştırılarak, ispat yükünün kime düşeceği belirlenir. Bütün mücerret alacaklarda olduğu gibi kambiyo senedi alacağı da kural olarak uygun bir asıl borç ilişkisine, bir illi ilişkiye dayanır. Bir kambiyo senedi düzenleyip veren ve bu senedi alan herkes, bütün hukuki işlemlerin yapılmasına temel teşkil eden bir gayeye ulaşmak istemektedir. İşte bu gaye bir kambiyo senedinde mündemiç hakkın doğumu ve devri açısından hukuki sebebi teşkil eder. Kambiyo senedi düzenlenmesi dolayısıyla ortaya çıkan ilişki “kambiyo ilişkisi” ismiyle anılmaktadır. Kambiyo senedi vermek suretiyle borç altına giren borçlu “kambiyo taahhüdü”nde bulunmuş olur. Kambiyo ilişkisinin altında esas itibariyle bir asıl /temel borç ilişkisi vardır. Kambiyo senedinden kaynaklanan talebin geçerliliği, temel ilişkiden kaynaklanan temel talebin ve bununla ilgili olarak taraflar arasında varılmış amaca ilişkin mutabakatın geçerliliğinden tamamen bağımsızdır. Kambiyo senedinden doğan talep hakkına kambiyo hukuku, temel talebe ise bu talebin ait olduğu hukuk kuralları uygulanır. Kambiyo senedinin bir illete bağlı olması gerekmez ve kural olarak ispat yükü kambiyo senedinin bedelsiz olduğunu ileri süren tarafa aittir. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72. maddesi gereğince borçlu icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu olmadığını ispat için menfî tespit davası açabilir. Kural olarak, bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf, o vakıayı ispat etmeye mecburdur (TMK m. 6 m.). İspat yüküne ilişkin bu genel kural, menfi tespit davaları için de geçerlidir. Yani, menfi tespit davalarında da tarafların sıfatları değişik olmakla beraber, ispat yükü bakımından bir değişiklik olmayıp, bu genel kural uygulanır. Bu davalarda da bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran (iddia eden) taraf o vakıayı ispat etmelidir. Menfi tespit davasında borçlu ya borçlanma iradesinin bulunmadığını ya da borçlanma iradesi bulunmakla birlikte daha sonra ödeme gibi bir nedenle ortadan kalktığını ileri sürebilir. Borçlu borcun varlığını inkâr ediyorsa, bu durumlarda ispat yükü davalı durumunda olmasına karşın alacaklıya düşer. Borçlu varlığını kabul ettiği borcun ödeme gibi bir nedenle sona erdiğini ileri sürüyorsa, bu durumda doğal olarak ispat yükü kendisine düşecektir. Menfi tespit davasında kural olarak, hukuki ilişkinin varlığını ispat yükü davalı/alacaklıdadır ve alacaklı hukuki ilişkinin (borcun) varlığını kanıtlamak durumundadır. Borçlu bir hukuki ilişkinin varlığını kabul etmiş, ancak bu hukuki ilişkinin senette görülenden farklı bir ilişki olduğunu ileri sürmüşse bu kez, hukuki ilişkinin kendisinin ileri sürdüğü ilişki olduğunu ispat külfeti davacı borçluya düşmektedir. Zira davacı borçlu, senedin varlığını kabul etmekle birlikte bir hukuki ilişkiye dayanmadığını değil, başka bir hukuki ilişkiye dayandığını ileri sürmekte; temelde bir hukuki ilişkinin varlığını kabul etmektedir. (Yargıtay HGK'nun ... E-... K sayılı kararı) Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Davacı tarafın dava dilekçesi ile ileri sürdüğü imza itirazı ve dolayısıyla sahteciliğe ilişkin itiraz mutlak defi olup herkese karşı ileri sürülebilir. Bununla birlikte davacı taraf, dava dilekçesinde davaya konu çekin rızası hilafında elinden çıktığını iddia etmediği gibi imza inkarında bulunmasına karşın sahteciliğe ilişkin bir suç duyurusunda/şikayetçi olduğunu da belirtmemiştir. Yine davacı şirketin, davaya konu çekte keşideci olarak yer aldığını da belirtmek gerekmektedir. Dava konusu ... Şubesine ait, ... çek seri numaralı, keşidecisi ...Şirketi olan, 31/12/2023 keşide tarihli ve 432.000,00-TL bedelli çekte davacı şirket yetkilisine atfen atılı bulunan imzanın davacı şirket yetkilisine ait olup olmadığı konusunda çek aslı üzerinde yapılan inceleme sonucu düzenlenen bilirkişi raporlarında ve ATK raporunda çekte yer alan keşideci imzasının davacı şirket yetkilisinin eli ürünü olup olmadığı hususunda tespit yapılamadığı bildirilmiştir. Bu noktada imzaya ilişkin de birtakım açıklamalar yapmak gerekmektedir. İmzanın, öncelikle kolayca taklit edilemeyecek özellikte olması gerekir. Ayrıca imza, adın baş harfi ve soyadın tamamı veya kişiye özgü ayırt edici bir işaret şeklinde atılabilir fakat okunaklı bir kısmının yer alması da tercih edilir. İşbu davada davacı şirket yetkilisi tarafından atılan imza Mahkememizce teknik anlamda bir ''imza''dan ziyade paraf veya çizikler olarak değerlendirilmiştir. Zira ATK ve bilirkişi raporlarında da belirtildiği üzere davacı şirket yetkilisine atfen atılı bulunan imzanın taklit edilebilir, kolay bir imza olması ve okunaklı bir kısmın yer almadığı da görülerek Mahkememizce aldırılan atk raporu ile bilirkişi raporlarının denetime açık, yeterli, objektif ve hüküm kurmaya elverişli olması ile itibar edilmiştir. İşbu raporların tamamında davaya konu çekte yer alan keşideci imzasının davacı şirket yetkilisinin eli ürünü olmadığının tespit edilmediği, raporlarda tespit edilen hususun imzanın davacı şirket yetkilisine ait olup olmadığının tespit edilemediğidir. Davacı tarafın üzerinde bulunan ispat yükünü yerine getiremediği başka bir deyişle dava konusu edilen çekin altındaki imzanın davacı şirket yetkilisinin eli ürünü olmadığı tespit edilemediğinden Mahkememizce ispat olunamayan davanın reddine karar verilmiştir. Davalı tarafın kötüniyet tazminatı talebi yönünden ise İİK'nın 72/4. maddesi uyarınca tazminata hükmedilebilmesi için davanın alacaklı konumunda olan davalı lehine reddine karar verilmiş olması ve dosya kapsamında ihtiyati tedbir kararı verilmiş olması gerekmektedir. Davanın reddine karar verilmiş olmakla birlikte dosya kapsamında ihtiyati tedbir kararı verilmemiş olduğundan davalının tazminat talebinin İİK'nın 72/4. Maddesi'ndeki koşullar oluşmadığından reddine karar verilmiştir. Tüm bu nedenlerle Mahkememizce aşağıda yazılı bulunan hüküm tesis olunmuştur. H Ü K Ü M :Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davanın REDDİNE, 2-Davalının kötü niyet tazminatı talebinin yasal koşulları oluşmadığından reddine, 3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince alınması gereken 732,00 TL maktu karar harcının peşin olarak alınan 8.291,67 TL harçtan mahsubu ile fazlaca alınan 7.559,67 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan 77.685,00 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-Davalı tarafından peşin sarf edilen 7.700,00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine, 7-İstanbul Arabuluculuk Bürosu tarafından ileride haksız çıkacak taraftan alınmak üzere suçüstü ödeneğinden karşılanan 3.600,00 TL arabuluculuk tarife bedelinin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 8-Davalı tarafından yatırılan delil avansı bulunmadığından bu hususta hüküm kurulmasına yer olmadığına, 9-HMK 333.maddesi gereğince davacı tarafça yatırılan delil avansından geriye kalan avansın hüküm kesinleştiğinde ve talep halinde davacı tarafa iadesine, Dair, taraf vekillerinin huzurunda, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süresi içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemeleri nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 08/10/2026

Katip ¸

Hakim ¸

*Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu kapsamında elektronik imza ile imzalanmıştır.*

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2024/403, K. 2026/778, T. 08.10.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2024-403-e-2026-778-k-144d7f0a7e36