İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2024/315 E. 2025/113 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2024/315
Karar No
2025/113
Karar Tarihi

T.C. ... 3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR VERMEYE YETKİLİ T.C. ... 3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR

ESAS NO : 2024/315 KARAR NO : 2025/113

HAKİM : ... ... KATİP : ... ...

DAVACI : ... VEKİLİ : Av. ...

DAVA : Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 23/07/2024 KARAR TARİHİ : 13/03/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 13/04/2025

TALEP: Davacı vekili 23/07/2024 harç tarihli dava dilekçesi ve duruşmadaki beyanlarıyla özetle: Davalı yanın...sayılı markanın sahibi olduğunu, müvekkilinin bilgisayar klavyeleri alanında öncü firmalardan olduğunu,... .... .... gibi sitelerden satışlarının olduğunu, davalının müvekkili şirketin ürünlerinin Türkiye’deki eski distribütörü olduğunu, taraflar arasındaki ilişkinin başlangıcının 2023’ün Mayıs ayı başlarına gittiğini, dava konusu marka başvurusunun davalı tarafından yapıldığı dönemde müvekkilinin, ...’de üretimini gerçekleştirdiği elektronik ürünleri (bilgisayar klavyesi vs.) Türkiye’ye göndermekte ve aradaki ilişki gereği davalı, bu ürünleri Türkiye’de satmakta olduğunu, davalının hukuki ilişki devam ederken 07.06.2023 tarihinde kendi adına dava konusu marka başvurusunu yaptığını, bu durumun davalının, müvekkil şirketin yeni distribütörü olan dava dışı .... .... .... A.Ş’ye keşide ettiği ihtarname ile ortaya çıktığını, markanın gerçek hak sahibinin ...’de mukim müvekkili olduğunu, bu markanın ...’de, Rusya’da ve Amerika Birleşik Devletleri’nde de müvekkil adına tescilli olduğunu, ... Marka Ofisi’nde tescil tarihi 02.07.2024, ...Marka Ofisi’nde tescil tarihi 28.03.2023 ve Amerika Birleşik Devletleri Marka Ofisi tescil tarihi ise 26.05.2020 olduğunu, SMK m. 10’un somut olayda uygulanması gerektiğini, ticari temsilci ve ticari vekil kavramlarının geniş yorumlanması gerektiğini, ticari temsilci veya ticari vekilin haklı sebep olmaksızın kendi adına marka tescili yapmış olması markanın devri ya da seçimlik olarak hükümsüzlük nedeni olduğunu, kaldı ki davalının davaya konu markayı kendi adına tescil ettirmesi zaten kötü niyetli bir tescil olduğunu, sundukları bazı delillerde Shenzen Fancheng şirketinin adı geçse de bu firmanın müvekkilinin bağlı şirketi olduğunu ileri sürerek, davalı adına tescilli...sayılı markanın 6769 sayılı Kanunu’nun 10. maddesi uyarınca müvekkili şirkete devrine ve ... nezdinde müvekkili adına tesciline; bunun mümkün olmaması halinde, dava konusu markaların hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: Kötü niyet ispatının davacıya ait olduğunu, davacı markasının tanınmış olmadığını, kötü niyet için markanın tanınmış olması gerektiğini, dava konusu "..." markasının ne Türkiye'de ne de global çapta herhangi bir tanınmışlığa sahip olmadığını, davacının yabancı ülkelerdeki tescilinin ispata muhtaç olduğunu, ayrıca ... tarafından dikkate alınmayacağını, dava konusu markanın herhangi bir uluslar arası tescil kaydının olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.

MUHAKEME: HMK kapsamında "Yazılı Yargılama Usulü " uygulanmıştır.

UYUŞMAZLIĞIN TESPİTİ VE DİĞER HUSUSLAR Dava; davalı adına tescilli...sayılı markanın SMK 10 hükmü uyarınca davacı şirkete devrine, bunun mümkün olmaması halinde markanın hükümsüzlüğü istemi şeklinde terditli taleplerinden ibarettir.

Mahkememizce uzman bilirkişi heyetinden alınan 24/01/2025 havale tarihli raporda özetle; "Taraflar arasında dava konusu markanın başvuru tarihinden önceye dayalı ticari ilişkinin SMK 10. Maddesi kapsamında değerlendirilebilecek mahiyetteki bir ilişki olduğu, anılan maddede belirtilen şartların da sağlanmış olduğu yorumunun yapabileceği, Buna bağlı olarak dava konusu markanın davacı yana devri konusundaki nihai takdirin Mahkemeye ait olması gerektiği" ifade edilmiştir.

Davalı vekilinin, yeni heyetten rapor alınması talebi HMK 30 uncu madde kapsamında değerlendirilerek, sunulan rapor denetlenebilir, içeriği de ihtisas mahkemesi hakimliğince olumlu veya olumsuz değerlendirilebilir kabul edilerek, usul ekonomisi ilkesi göz önüne alınarak talebin kabulü halinde yargılama gereksiz uzayacağından, reddedilmiştir.

DELİLLER VE DEĞERLENDİRİLMESİ Tarafların sav ve savunmaları dinlenmiş, ...’den davalı şirkete ait...sayılı marka işlem dosyası getirtilmiş, sunulan deliller incelenmiş, çözümü teknik ve özel bilgiyi gerektirdiği düşünülen konularda bilirkişi incelemesi yaptırılmış, alınan rapor dosyadaki kanıtlarla tutarlı, delillerin değerlendirilmesi aracı olarak denetim ve hüküm kurmaya elverişli kabul edilmiştir. Dava konusu davalı adına tescilli marka: 07/06/2023 başvuru tarihli, ... sayılı "..." ibareli markanın tescil kapsamında 09. Sınıftaki "Bilim, denizcilik, topoğrafya, meteoroloji, sanayide ve laboratuvarda kullanım amaçlı olanlar dahil ölçme aletleri, cihazları: tıbbi amaçlı olmayan termometreler, barometreler, ampermetreler, voltmetreler, nem ölçerler, test cihazları, teleskoplar, periskoplar, pusulalar; taşıt göstergeleri; laboratuvarlarda kullanılan malzemeler: mikroskoplar, büyüteçler, dürbünler, deney malzeme ve cihazları. Ses ve görüntünün kaydı, nakli veya yeniden meydana getirilmesi (reprodüksiyonu) için cihazlar: kameralar, fotoğraf makineleri, televizyonlar, videolar, cd-dvd kayıt ve oynatıcı cihazlar, mp3 çalar, bilgisayarlar, masa üstü-tablet bilgisayarlar, giyilebilir teknolojik cihazlar (akıllı saatler, bileklikler, başa takılan cihazlar), mikrofonlar, hoparlörler, kulaklıklar; haberleşme ve çoğaltma amaçlı cihazlar ve bilgisayar çevre donanımları: cep telefonları ve bunların kılıfları, sabit telefonlar, telefon santralleri, bilgisayar yazıcıları, tarayıcılar, fotokopi makineleri. Manyetik, optik kayıt taşıyıcılar ve bunlara kaydedilmiş bilgisayar programları ve yazılımları; bilgisayar ağları vasıtasıyla indirilebilen ve manyetik ve optik ortamlara kayıt edilebilen elektronik yayınlar; manyetik/optik okuyuculu kartlar, manyetik, optik ve elektronik ortamlara kaydedilmiş çekilmiş sinema filmleri, diziler ve video müzik klipleri. Antenler, uydu antenler, yükselticiler ve bunların parçaları. Bilet otomatları, nakit para çekme makineleri. Makine ve cihazların elektroniğinde kullanılan elemanlar: yarı iletkenler, elektronik devreler, entegreler, yongalar (çipler), diyotlar, transistörler, manyetik kafalar, saptırıcılar; elektronik kilitler, fotoseller, elektronik açma kapama mekanizmaları, algılayıcılar (sensörler). Birim zamandaki tüketim miktarını ölçen sayaçlar ve zaman ayarlayıcıları. Koruyucu giysiler, koruma ve can kurtarma amaçlı donanımlar. Gözlükler, güneş gözlükleri, lensler ve bunların kutuları, kılıfları, parçaları ve aksesuarları. Elektrik enerjisini iletim, dönüştürme, depolama kontrol cihazları ve araçları: fişler, buatlar, anahtarlar, şalterler, sigortalar, balastlar, starterler, elektrik panoları, rezistanslar, soketler, transformatörler, adaptörler, şarj cihazları, elektrik, elektronikte kullanılan kablolar, piller, aküler, elektrik enerjisi üretimi için güneş panelleri. Ana fonksiyonu uyarı ve alarm olan cihazlar (taşıt alarmları hariç), elektrikli ziller. Trafikte kullanım amaçlı sinyalizasyon, işaretle bildirme cihazları ve araçları. Yangın söndürme amaçlı taşıtlar dahil yangın söndürme aletleri ve cihazları (yangın söndürme hortumları ve yangın söndürme vanaları dahil). Radarlar, denizaltı radarları (sonarlar), gece görüşü sağlayıcı veya arttırıcı aletler ve cihazlar. Dekoratif mıknatıslar. Metronomlar." mal ve hizmetler bakımından 25/10/2023 tarihinde davalı adına tescil edildiği anlaşılmıştır.

6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU (10/01/2017 yürürlük)

Madde 10 : Ticari vekil veya temsilci adına tescilli markaya ilişkin talepler (1) Marka sahibinin izni olmadan markanın aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerinin ticari vekil ya da temsilci adına tescilinin yapılması hâlinde, ticari vekil veya temsilcinin haklı bir sebebi yoksa marka sahibi mahkemeden, markasının kullanımının yasaklanmasını talep edebileceği gibi söz konusu tescilin kendisine devredilmesini de talep edebilir. Madde 6: Marka Tescilinde Nispi Ret Nedenleri (2)Ticari vekil veya temsilcinin, marka sahibinin izni olmaksızın ve haklı bir sebebe dayanmaksızın markanın aynı veya ayırt edilmeyecek kadar benzerinin kendi adına tescili için yaptığı başvuru, marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.

Madde metninde yer alan "ticari vekil", "ticari temsilci" kavramlarının geniş yorumlanması gereklidir. Marka sahibinin Türkiye'deki tek satıcısı, dağıtıcısı, acentası veya lisans alanı, temsilcisi gibi kimseler de madde kapsamına girebilecektir. (Türk Marka Hukuku, Uğur Çolak, 4. Baskı, 2018, sayfa:330) Yabancı bir ülkede veya bazı yabancı ülkelerde tescil edilmiş bulunan bir marka, sahibinin izni veya geçerli bir sebep olmaksızın, Türkiye'de marka sahibinin ticari vekili veya temsilcisi tarafından kendi adına tecil ettirmek istenirse, tescil talebi marka sahibinini itirazı üzerine reddedilir. Böylece kanun koyucu, Paris Sözleşmesi'nin mükerrer 6. maddesinde olduğu gibi, bir yabancı markayı sadık olmayan ticari vekil veya temsilcisine karşı korumuştur. (Fikri Mülkiyet Hukuku, Ünal Tekinalp, 5. Baskı, 2012, sayfa:421) Tekinalp de hüküm anlamındaki ticari vekil ile temsilciyi; marka sahibi ile acentelik, dağıtıcılık, franchise, lisans gibi bir sözleşme ilişkisi bulunan ve bu ilişkiye dayanarak markayı kullanma hakkına sahip olan kişi olarak kabul etmektedir. Markayı kullanma izni ise ancak geçerli bir sözleşmeden doğabilir. Bu noktada ticari temsilci veya vekilin bağlılık yükümü doğmakta olup, markayı kullanırken dürüstlük kuralına uygun hareket etmeleri beklenmektedir. SMK 10. maddesi kapsamında, hükümsüzlük sebebinin söz konusu olabilmesi için ticari temsilcinin marka sahibinin izni ve bilgisi dışında markanın aynısı ya da ayırt edilemeyecek kadar benzerini haklı bir neden olmadan tescil ettirmiş olması gerekmektedir. Davalı tarafın, davacının ticari vekil veya temsilcisi kabul edilip edilmeyeceğinin ve yapılan marka başvurusunun, davacının izni ile yapılıp yapılmadığının ve davalının haklı bir sebebinin olup olmadığının somut davada incelenmesi gerekmektedir. 6769 sayılı SMK'nın 10. maddesi gereğince, marka sahibinin izni olmadan markanın aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerinin ticari vekil ya da temsilci adına tescilinin yapılması hâlinde, ticari vekil veya temsilcinin haklı bir sebebi yoksa marka sahibi mahkemeden, markasının kullanımının yasaklanmasınını talep edebilecegi gibi söz konusu tescilin kendisine devredilmesini de talep edebilir. Markanın devri talebiyle SMK 10. madde çerçevesinde açılan dava, aynı zamanda kötüniyetli tescile ve gercek hak sahipliğine dayalı olacaktır. Bu nedenle haklı bir gerekçenin bulunmadığının ve tescilin kötü niyetli olduğunun ortaya konulması halinde, bu davanın süreye tabi olmaksızın açılabileceği kabul edilmelidir. (Türk Marka Hukuku, Uğur Çolak, 4. Baskı, 2018, sayfa:909). Bu genel açıklamalardan sonra somut dosyaya dönüldüğünde; davacı tarafça sunulan delillerden davacı yanın “...” markası üzerinde muhtelif yabancı ofislerde tescil sahibi olduğu (Nitekim davacı ...., Ltd. (...) adına ve yine davacı yanın organik bağ içerisinde olduğunu belirttiği ... .... .... Co., Ltd. (...) adına çok sayıda yabancı ofiste tescilin mevcut olduğu görülmüştür.), aynı zamanda Türkiye pazarına girmek adına davalı tarafça ve yine dava dışı Mert Şener tarafından işletildiği anlaşılan ... Bilgisayar isimli işletme ile görüşmeler yaptığı anlaşılmıştır. Davacı tarafça dosya kapsamına sunulmuş e-posta yazışmalarındaki bazı içeriklerden de görülebildiği üzere davalı yanın, davacı yan ile yaptığı görüşmelerde, tek yetkili satıcı sıfatına haiz olarak işlem yapma isteğini davacı firma yetkilisine ileterek hareket ettiği, bu amaçla taraflar arasında bir ticari ilişki kurulduğu, belli sayılarda “klavye” talebinde bulunulduğu görülmektedir. Nitekim akabinde davalı yanın, davacıdan ürün sipariş ettiği, ürünler karşılığında da 13.200 USD ödeme yaptığı görülebilmektedir. Tüm bu belgeler ve yazışmalardan, davalı yanın “...” markasını taşıyan klavye ürünlerinin satın alımını davacı taraftan (organik bağ içerisinde olduğu firmadan) gerçekleştirdiği ve ülkemizdeki satışına aracılık etme, tek yetkili satıcı olma niyetiyle ticari ilişki başlatmış olduğu anlaşılmıştır. Davalı tarafın taraflar arasındaki yazışmalar ve alışveriş sonrasında 07.06.2023 tarihinde işbu dava konusu marka başvurusunu gerçekleştirdiği anlaşılmıştır. Davalı tarafça gerçekleştirilen marka başvurusu, davacı yanın yabancı patent ofislerindeki tescillerine konu olan ve yine uyuşmazlık kapsamındaki dayanak “...” markasının birebir aynısı olup, tescili kapsamında da 09. sınıftaki “bilgisayar çevre donanımları” emtiaları da yer almıştır. Davalının söz konusu tescil başvurusunda bulunmuş olmasının herhangi bir haklı nedene dayandığı noktasında davalı tarafça somut bir gerekçenin dosyaya sunulmadığı, böyle bir marka başvurusunda bulunulduğu/bulunulacağı noktasında bir bildirim davalıya yapılmadığı gibi, bulunulması için bir talepte de bulunulmaksızın doğrudan marka başvurusunda bulunulmuş olunmasının haklı bir nedene dayalı olduğu ve davalının iyi niyetli olduğu kanaatine varılamamıştır. Nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2009/1005 E. 2010/12051 K. Sayılı kararı ile; "Mahkemece iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davacının “KIEHL” marka ürünleri tek satıcısı olan davalı vasıtası ile 1995 yılından beri Türkiye pazarına sunduğu ve tescilsiz olarak kullandığı, bu marka için davacının öncelik hakkı elde ettiği, 556 sayılı KHK’nin 11.maddesine göre Türkiye’de asıl hak sahibi adına değil, ticari vekil yada temsilci adına kaydedilmiş bir marka üzerinde gerçek hak sahibine koruma sağlanmış olduğu, KHK’nin 17.maddesine göre de, gerçek hak sahibinin rızası olmadan ticari vekil veya temsilci adına tescil edilen markaların yenilik doğurucu bir eda davası ile gerçek hak sahibi adına devir imkanı verildiği, davacının “KİEHL” markasını tescilsiz olarak kullandığı, davalı şirketin 03.02.2000 tarih ve 2000/01591 sayılı “KİEHL”, 03.02.2000 tarih ve 2000/01593 sayılı “KİEHL Sirene” markalarını 03 ve 37.sınıflarda, 31.12.2001 tarih ve 2001/27944 sayılı “MEDIKIEHL Hastane hijyeninde çözüm” markasını 03, 05 ve 10.sınıflarda adına tescil ettirdiği, davacı tarafından Türkiye’de tescilsiz olarak kullanılan marka ile davalı tarafından tescil ettirilen markaların esas unsurlarının aynı, kullanılan malların da aynı ve benzer olduğu, taraflar arasındaki 08.12.1995 tarihli tek satıcılık sözleşmesi ile davalıya “KIEHL” ismini kullanabilme konusunda izin verildiği, dava konusu markaların davacının izni dışında davalı tarafından adına tescil ettirilmesinde haklı bir nedene dayanılmadığı, bu nedenle anılan markaların kullanılmasının 556 sayılı KHK’nin 11.maddesi uyarınca yasaklanabileceği gibi 17.maddesi uyarınca davacının kendi adına devrini de isteyebileceği yada 42/1- b maddesi gereğince hükümsüzlüğünü talep edebileceği, herhangi bir ihtarname göndermeden davalının markaları doğrudan adına tescil ettirip sonrasında davacı ile arasındaki ticari ilişkisini sona erdirip kendi adına bu markalar ile üretim yapmasının MK’nun 2 ve TTK’nun 56. maddelerinde yazılı dürüstlük ilkelerine aykırı bir davranış olduğu" ifade edilmiştir. Sonuç olarak davalı ile davacı şirket arasında ticari bir ilişki bulunduğu, davalının, davacı tarafın ticari vekili/temsilcisi sıfatıyla hareket ettiği, davalının marka tescilinde herhangi bir haklı nedeninin tespit edilemediği, bu nedenle davacının somut olayda, 6769 sayılı SMK madde 10. maddeleri kapsamında, dava konusu edilen markaların devrini talep edebileceği değerlendirilmiştir. Eldeki davada olduğu gibi, markanın devri talebi bazı hallerde, hükümsüzlük davası ile terditli talep olarak mahkeme önüne getirilebilmektedir. Terditli taleplerde, 6100 sayilı HMK'nun 111/2 maddesi gereğince mahkemenin önce asli talep hakkinda bir karar vermesi gereklidir. Eldeki davada da asli talep olan davacıya devir talebi kabul edildiğinden, hükümsüzlük talebi hakkında değerlendirme yapılmamıştır. Davalı vekili her ne kadar davacının markasının Türkiye'de tescilli olmadığı yönünde savunma yapmış ise de, somut olayda SMK 10. maddesine dayalı olarak talepte bulunulduğundan, ülkemizde markanın tescilli olmasına gerek yoktur. Zira, markanın ülkeselliği prensibi burada uygulama alanı bulamayacaktır. Sonuç olarak; alınan rapor ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilmiş olup, yukarıda açıklanan gerekçelerle, davanın kabulüne ve SMK'nın 10. maddesine göre; dava konusu...sayılı markaların davacı şirkete devrine ve ... nezdinde davacı şirket adına tesciline karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: 1-Davanın KABULÜNE, 2-Dava konusu edilen...sayılı markanın davacı şirkete devrine, 3-Alınması gereken 615,40 TL harçtan peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile 187,80 TL bakiye karar harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiği için AAÜT uyarınca 40.000,00TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacı tarafından yapılan aşağıda dökümü gösterilen 9.991,00 TL yargılama giderlerinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Tarafların yatırdıkları gider avanslarından kalan tutarın HMK 333/1 uyarınca karar kesinleştiğinde iade işlemi yapılmak üzere tebliğden itibaren 15 gün içinde, banka hesap numarası bildirildiğinde hesaba aktarılmasına, aksi halde PTT aracılığı ile adreste ödemeli olarak gönderilmesine, Dair verilen karar, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı vekilinin yokluğunda 6100 sayılı HMK'nun 341. ile 345. Maddelerine göre tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde ... Bölge Adliye Mahkemesine İstinaf Kanun Yoluna dilekçe ile başvurulabileceğine yönelik karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 13/03/2025

Katip ... ¸e-imzalıdır

Hakim ... ¸e-imzalıdır

Davacı Masraf Dökümü: İlk Masraf 916,00.-TL Posta Masrafı 575,00.-TL Bilirkişi Ücreti 8.500,00.-TL Toplam 9.991‬,00.-TL

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2024/315, K. 2025/113, T. 13.03.2025, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2024-315-e-2025-113-k-21e242683167