İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2023/433 E. 2025/771 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2023/433
- Karar No
- 2025/771
- Karar Tarihi
T.C. ... 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2023/433 Esas - 2025/771 T.C. ... TÜRK MİLLETİ ADINA 6.ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2023/433 Esas KARAR NO : 2025/771
HAKİM : .... KATİP : ...
DAVACI : .....
VEKİLİ : Av. .... DAVALI : .... VEKİLLERİ : Av. .... Av. ...
DAVA : İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 14/06/2023 KARAR TARİHİ : 04/11/2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 18/12/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirket ile davalı şirket arasında davalı şirketin işletmecisi olduğu hastanelerde kullanılmak üzere, 2.000 (ikibin) kullanıcı lisanslı; kiralama, cihaz entegrasyon, bakım ve destek hizmetlerini içerir sözleşme imzalandığını, Sözleşme gereği müvekkili şirket lisansları yükleyerek kullanıcılara gerekli eğitimleri verdiğini, programı eksiksiz teslim ettiğini, Sözleşmenin 3. Maddesine göre yüklenen program, hastane yöneticilerine demosu yapılan kapsamı ve içeriği konusunda mutabakata varılan versiyon olduğunu, Sözleşme gereği bakım destek hizmeti de verilmek suretiyle program sorunsuz çalışır vaziyette tutulduğunu, Programın düzgün çalışmadığına dair davalı şirketten müvekkile intikal eden hiçbir olumsuzluk olmadığını, Müvekkili şirket sözleşme gereği kiralama, kurulum ve yansıtma bedeli adı altında 2022 yılına ait faturalar düzenleyerek davalı şirkete gönderdiğini, faturaların davalı tarafından hiçbir ihtirazi kayıt ileri sürülmeksizin muhasebe sistemine kaydedildiğini, faturalar karşılığında; 05.09.2022 38.232 USD (698.315,13 TL) ödeme yapıldığını, Bakiye miktarın ödenmemesi üzerine TTK 1530. Madde gereği temerrüt ve faiz hesabı da yapılarak alacağın tahsili için ... 19. İcra Müdürlüğü marifetiyle 2023/2886 sayılı takip dosyası ile faturaya dayalı ilamsız icra takibi yapıldığını, takibe borçlu vekili marifetiyle itirazda bulunulduğunu takibin durduğunu, müvekkilinin edimlerini eksiksiz yerine getirdiğini, davalı tarafın ücret ödeme yükümlülüğünü yerine getirmediğini, Ödemesi ret edilen faturalar davalı tarafın defterlerine işlendiğini, Müvekkili alacağını sonuçsuz kılma ya da süre kazanmak için alacağa yönelik gerekçesiz ve yüzeysel itirazda bulunulduğunu, beyanla vaki itirazın iptali ile takibin devamına, davalı taraf aleyhine %20 den az olmamak kaydı ile icra inkâr tazminatına hükmedilmesine, mahkeme masrafları ve ücreti vekâletin davalı tarafa tahmiline, karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin, özel sağlık hizmeti sunucusu olduğunu, üç hastane işletmekte olduğunu, Bu hastanelerin toplam yatak kapasitesi 668, personel sayısı 2.200, hekim sayısı ise 230 olduğunu, müvekkili şirkete ait hastaneler hem SGK ile hem de özel sigorta şirketleri, bankalar vs. kurumlarla anlaşmalı hizmet sunan büyük ölçekli hastaneler olduğunu, müvekkil şirket ile davacı arasında 2000 kullanıcı üzerinden Bilgi Yönetimi Sistemi (HBYS) Kullanıcı Lisansı Kiralama" anlaşması yapıldığını, Davacıya ait yazılımın Hastane Bilgi Yönetim Sistemi (HBYS) ve alt programların (Lis, Ris vb...) müvekkili şirkete ait hastanelerin ölçeklerine uygun olmadığını, Programın hastanelerin anlaşmalı olduğu kurumların sistemlerine entegrasyonunun yapılamadığını, İstenilen ve vaad edilen program iyileştirilmelerinin yapılmadığını, Verilen terminlere uyulmaması, bu sebeplerle faturalama süreçlerinin manuel olarak yürütülmeye çalışılması nedeni ile müvekkili şirketin zamanında faturalarını kesememesi, faturaların hatalı kesilmesi, bazı faturaların hiç kesilememesi, Geç ve/veya hatalı fatura kesilmesi nedeniyle müvekkili şirketin nakit akışının bozulması, tahsilatlarını yapamaması, gibi bir çok sorun yaşandığını, davacı yanca bu ihtiyaçlar karşılanamadığını, Davacı yanın sözleşmeye konu yükümlülüklerini yerine getirmediği, uğranılan zarar sebebiyle ihtilaflar yaşanmış olduğunu, Davacı yanın HBYS programı ile ilgili sorunları çözemediğini, entegrasyonu sağlayamadığını, müvekkili şirketin ticari faaliyetlerini sürdürebilmesi ve faaliyet konusu olan sağlık hizmetlerini sunabilmesi için müvekkil şirket tarafından HBYS değişikliğine gidildiğini, davacıya ait program üzerinden hasta kabulünü durdurmak zorunda kaldığını, davacının anlaşma aşamasında karşılayacağını vaat ettiği hizmetleri sunamadığını, taahhütlerini yerine getiremediğini, müvekkilinin tüm faaliyetlerinin sekteye uğradığını, davacının takip öncesi faiz istemi ve işletilen faiz hukuka aykırı olduğunu, müvekkilinin davacı yanla olan ilişkisini feshetmek zorunda kaldığını, davacının müvekkili şirketi kötü niyetle takibe itiraz ettiği iddiası ve icra inkar tazminatı talebi de yerinde olmadığını, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olan davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı yana yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER -Ticari defter ve kayıtlar -Sözleşme, -Fatura, -Takip Dosyası, -Dava dışı Sağlık Bakanlığı SBS kayıtları -Bilirkişi Raporu DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Dava; hizmet sözleşmesi kapsamında tanzim edildiği ileri sürülen faturalara dayalı olarak başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkememizce taraf delilleri toplanmış, bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Davalı yan ticari defter ve kayıtları bakımından yerinde inceleme hususunda Karşıyaka ATM 2023/192 Talimat sayılı dosya kapsamında mali müşavir bilirkişi tarafından tanzim edilen12/02/2023 tarihli bilirkişi raporunda özetle; "Davacının incelenen 2021 - 2022 ve 2023 yılları defterlerinin E defter olarak tutulduğu, e defter olarak tutulan yevmiye ve kebir defterlerinin bilgilerinin GİB” e zamanında gönderildiği ve Aylık Beratlarının zamanında alındığı, envanter defterlerinin noter onaylarının zamanında yapıldığı, kayıtların genel kabul görmüş muhasebe usul ve esaslarına, muhasebe genel tebliğlerine ve yasalara uygun olarak tutulduğu herhangi bir usulsüzlüğe rastlanmadığı, defter kayıtlarında bazı faturaların defterlere hatalı kaydedildiği,Dava dilekçesinde davaya konu edilen ve ekinde dosyaya sunulan davacının kestiği faturalardan 05.12.2022 Tarihli .... Nolu 101.365,00 TL (5.428,00 USD) bedelli fatura hariç diğer tüm faturalar davalı defterlerine kayıtlı olduğunun tespit edildiği, hatalı kayıtlara ve kayda alınmayan faturaya rağmen Davalının defter kayıtlarına göre, takip ve dava tarihine göre davalının davacıya 1.037.688,86 TL Borçlu olduğu, borcun yabancı para karşılığı da 180.619,35 USD olarak gösterildiği, takip dosyasında takip miktarı (Anapara) 37.278,00 USD, takip tarihi kurlarına göre TL karşılığı 713.946,76 TL olduğu, davalı defter kayıtlarındaki davacının alacak miktarı takip tutarından fazla olduğu, Davacını işlenmiş faiz talebi olduğu, yapılan hesaplamada davacının işlenmiş faizin 496,83 USD ve Anapara toplamı + İşlenmiş faiz ile toplamı 37.774,83 USD olduğu," hususları belirtilmiştir. Talimat raporu ardından, yargı çevremiz içerisinden görevlendirilen mali müşavir, bilgisayar mühendisi ve nitelikli hesap uzmanı bilirkişilerden oluşan bilirkişi kurulu tarafından tanzim edilen 02/06/2025 tarihli raporda özetle; " Davacı ... ... Bilgisayar Ticaret İthalat İhracat Limited Şirketi tarafından davalı ... Sağlık Hizmetleri Anonim Şirketi hesabına2022 yılında 5.451.212,57 TL.lık borç kaydına karşılık 3.570.952,30 TL.lık alacak kaydı yapılarak dönemin 1.880.260,27 TL.lık borç kalanı ile dönemin kapatıldığı, 2023 yılında 3.257.910,-TL.lık faturalı borç kaydı yapıldığı, alacak kaydı olmadığı, 31.12.2023 tarihinde ... 30.İcra Dairesi 2023/2869 E.dosya ile 1.139.433,39 TL.nin ve ... 19.İcra Dairesinin 2023/2886 E.dosya ile 740.826,88 TL.nin takip hesaplarına alındığı, hesabının 3.257.910,-TL.lık borç kalanı olduğu, Davalı ... Sağlık Hizmetleri Anonim Şirketi'nin talimat kapsamında yaptırılan inceleme sonucu düzenlenen bilirkişi raporuna göre davacıya 1.037.688,86 TL.borçlu olduğu, borcun yabancı para karşılığı da 180.619,35 USD olarak gösterildiği, takip dosyasında takip miktarı (Anapara) 37.278,00 USD, takip tarihi kurlarına göre TL karşılığı 713.946,76 TL olduğu, davalı defter kayıtlarındaki davacının alacak miktarı takip tutarından fazla olduğu, Davacı tarafından düzenlenen 2 adet faturanın kayıtlara yanlış kaydedildiği ve 5 adet faturanın kayıtlarda yer almadığı, toplamda 1.042.571,41 TL.lık faturanın kayıtlarda eksik kaydedildiği, davalı tarafından ödenen 4 adette 50.000,-TL.lık toplam 200.000,- TL.lık havalenin davacı taraf kayıtlarında yer almakla birlikte davalı taraf kayıtlarında yer almadığı, Davalı tarafça davacı tarafından 2023 yılında düzenlenen 6 adet faturadan01.02.2023 tarihli ve 46 nolu 542.985,-TL.lık faturaya 01.04.2023 tarihli 307 nolu iade faturası ile, 01.05.2023 tarihli ve 132 nolu 542.985,-TL.lık faturaya ise 20.05.2023 tarihinde 318 nolu iade faturası düzenleyerek İtiraz ettiği, bu iki fatura ile ilgili olarak TTK m.21.2 hükmü gereği sekiz gün içerisinde fatura içerikleri hakkında bir itirazda bulunduğu ile ilgili bir tespit bulunmadığı, Davalı tarafından iade faturası düzenlenen 6 adet faturanın davacı tarafından noter kanalı ile iade edilerek işleme alınmadığı, Davacı tarafından 37.278,-USD TL asıl alacak ve 442,08 USD işlemiş faiz toplam 37.720,-USD üzerinden icra takibi başlatıldığı, huzurdaki dava ile ilgili davacının davalıdan talep edebileceği tutarın da kayıtlarda740.826,88 TL. olarak takip hesaplarına alındığı, Sayın Mahkeme tarafından davacının iddialarının kabulü halinde; (Kapatılan)... 19. İcra Dairesi 2023/2886 Esas Sayılı dosyasına konu edilen faturalar ile ilgili talep edebileceği 37.278,-USD asıl alacağın bulunduğu, fazla talep edilen asıl alacak bulunmadığı, Davacı tarafından faizlerin fatura tarihini takip eden 30 gün sonrası dikkate alınarak hesaplandığı, davalı tarafa alacağın tahsili için düzenlenen bir ihtarnamenin dosyada bulunmadığı ve tarafımıza bir belgenin ibraz edilmediği, bu kapsamda takip tarihine kadar işlemiş faiz talep edemeyeceği, fazladan 442,08 USD işlemiş faiz alacağı talep edildiği, Faturaya Konu Mal/Hizmetin Verilip Verilmediğine İlişkin Kayıtların Yer Alıp Almadığı Hususunda; Taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 15 (on beş) maddeden ve 4 (dört) sayfadan oluştuğu, Sözleşmenin 4. maddesi kapsamında mevcut entegrasyonların yapılacağı,6. Maddesi kapsamında sonradan da ücreti karşılığında entegrasyonların yapılacağının belirtildiği, Dava konusu faturalama ve entagrasyon ile ilgili Davalı tarafından şikayet konusu olan entegrasyon başlıklarından, faturalandırma ile ilgili işlemler bir HBYS yazılımının olmazsa olmazı olarak değerlendirildiğinde faturalandırma sürecinde sorun yaşanması hususunun Davacının sorumluluğunda olduğunun değerlendirildiği, Dava konusu diğer entegrasyonlar ile ilgili olarak sözleşme imza tarihinden sonraki süreçte bu entegrasyonların Davalı Şirket tarafından Davacı Şirketten ne zamana kadar yapılmasının talep edilebileceği hususu sözleşme kapsamında yer almadığı, Ayrıca talep edilen diğer entegrasyonların halihazırda olan entegrasyonlardan mı yoksa sonradan talep edilen entegrasyon mu olduğu hususunun netlik kazanması halinde bu konuda değerlendirme yapılabileceği, Davalı Şirket tarafından 3 hastanede kullanılan Davacı Şirkete ait lisansların kullanımının 2023 yılı ortalarından itibaren terk edildiğinin belirtildiği, Bu noktada Sağlık Bakanlığından temin edilen veriler Davalı Şirketin kullanımı bıraktığını belirttiği dönemden sonrasını da içerdiğinden, temin edilen verilerin değerlendirilmesi hususunun Sayın Mahkemenin takdirinde olduğu, Belirtilen kullanıma başlama tarihleri, kullanımı sonlandırma tarihleri, entegrasyon kapsamında gönderilen veriler ve hangi tarihlerde gönderildikleri, Lis gibi alt programların (Ris farklı firma ürünü olduğu belirtildiğinden dikkate alınmamıştır) hastane ölçeğine uygun olup olmaması gibi bilgiler dosya kapsamından ancak beyan esas alınarak anlaşılma olup, sunucuların hala aktif olması ve verilerin silinmemiş olması halinde, ancak yapılacak keşif sonrası bu bilgilerin teyit edilebileceği ve netlik kazanabileceğinin değerlendirildiği," hususları belirtilmiştir. Eldeki uyuşmazlıkta davacı özetle; taraflar arasında, davalı şirketin işletmecisi olduğu hastanelerde kullanılmak üzere hastane bilgi yönetim sistemi ( HBYS) kullanıcı lisansı kiralama işine dair sözleşme imzalandığını, sözleşme gereği edimlerin teslim edildiğini, sözleşme çerçevesinde kiralama, kurulum, yansıtma bedeli altında faturalar düzenlendiğini, dava konusu faturaların kısmen ödendiğini, bakiye alacakları bulunduğunu ileri sürmüştür. Hemen belirtmek gerekir ki uyuşmazlığın esasından önce görev hususunun irdelenmesi gerekmiştir. Taraflar arasında akdedilen sözleşmede değinilen HBYS ( ... programının), FSEK anlamında "Eser" olduğu, sözleşmede programın belirli süre ile davalıya kullandırılması ( kiralanması) taahhüdünün ağırlıklı edim olduğu anlaşılmış ise de; sözleşmenin ayrıca kurulum, eğitim, bakım ve güncelleme işlemlerini kapsadığı, diğer yandan dava konusu takibe dayanak gösterilen faturaların kullanım / kiralama bedeline hasren değil bir kısım entegrasyon işleri ve personel harcırahlarına ilişkin düzenlendiği görülmüştür. Bu itibarla uyuşmazlığın FSEK kapsamında eser sahipliğinden kaynaklanan haklara ( örneğin mali hakların devri, eserin süresiz devri vb. ) veya bu hakların ihlali gibi hususlara yönelmediği, fatura konusu edilen hizmetlerin yapılıp yapılmadığı, ayıplı olup olmamasına göre bedelin ödenmesi gerekip gerekmediğine yöneldiği anlaşıldığından, uyuşmazlığın çözümünde Fikri Sinai Haklar Hukuk Mahkemesi değil Mahkememizin Görevli olduğu düşünülerek işin esasına geçilmiştir. Eldeki dava faturaya dayalı başlatılan ilamsız icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkin olup, itirazın iptali davaları, icra takibine sıkı sıkıya bağlı davalardan olduğundan ve davaya konu icra takibi faturaya dayalı başlatıldığından incelemenin takip konusu fatura kapsamında yapılması gerekir.(Yargıtay 19. HD. 2015/18199E., 2016/7679K.) Fatura içeriği malların veya hizmetin teslim edildiğinin ispat külfeti satıcıya aittir. Fatura düzenlenmesi, tek başına akdi ilişkiyi ve alacağı kanıtlamadığı gibi faturanın tebliğ edilmiş olması da fatura içeriği malların teslimi sonucunu doğurmaz.( Y. 19 HD. 2016/7819E., 2017/2738K., Y. 19HD. 2014/12574E., 2014/16692K.) Diğer yandan taraflar tacir olup, uyuşmazlık her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili olduğundan eldeki dava ticari dava niteliğindedir. Bilindiği üzere 6100 sayılı HMK'nın 222. Maddesi ve 6102 Sayılı TTK'nın 83. maddesi gereğince Mahkeme'ce ticari defterlerin resen (kendiliğinden) ibrazına karar verilebileceği açıkça düzenlenmiştir. Yine 6100 sayılı HMK'nın 222. Maddesi 2. ve 3. Fıkraları çerçevesinde; diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi halinde, usulüne uygun tutulmuş defterlerin sahibi lehine delil olarak kabul edileceği düzenlenmiştir. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 27.06.2003 tarih ve 2001/1 E., 2003/1 K. sayılı ilamında da açıklandığı üzere; Bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içerdiği bilgilere itiraz etme hakkına sahiptir. Aksi taktirde faturanın içeriğini kabul etmiş sayılır. (Dava tarihinde yürürlükte olan 6102 sayılı TTK'nın m. 21/2.) Bu hüküm, fatura içeriğinden kabul edilen hususlara ilişkin olarak, faturayı düzenleyenin lehine; adına fatura düzenlenenin aleyhine bir karine getirmektedir. Bu karine, faturanın ispat gücüne yönelik bir düzenlemeyi ortaya koymaktadır. Diğer anlatımla, fatura, düzenleyen aleyhine delil olduğu gibi, kendisi faturayı düzenlemediği halde tebliğinden itibaren sekiz gün içinde itiraz etmeyen aleyhine de delil olabilecektir. Faturanın adına tanzim edilen aleyhine ispat vasıtası olması, yani, faturayı alan kişinin fatura kendinden sadır olmamakla birlikte aleyhine delil teşkil etmesi TTK'nın 21. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenen ve yukarıda ayrıntısı açıklanan bu karineden kaynaklanmaktadır. İşin/malın bedeli sözleşme kurulurken kararlaştırılmış olup, fatura ise bu aşama ile ilgili değil, ifa safhası ile ilgili bir belgedir. Fatura öncesinde taraflar arasında borç doğurucu hukuki ilişkinin bulunması, faturanın da bu ilişki nedeniyle düzenlenmiş olması gerekir. Faturayı alan (faturayı defterlerine kaydetmemesi koşulu ile) akdi ilişkiyi inkâr ettiğinde, faturayı gönderenin önce akdi ilişkiyi kanıtlaması gerekir. Taraflar arasında bu tür bir sözleşme ilişkisi yoksa, düzenlenen belge fatura değildir. Bu belge belki icap olarak kabul edilebilir ki, buna itiraz edilmemesi, anılan 21/2. madde hükmü anlamında sonuç doğurmaz. Sekiz günlük süre, hak düşürücü süre veya zamanaşımı süresi değildir. Sadece ispat yükünün yer değiştirmesi açısından önem taşır. Sekiz günlük süre içinde itiraz edildiği taktirde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunu ispat külfeti faturayı veren tarafa ait iken, sekiz günlük sürenin geçmesinden sonra itiraz edilmesi halinde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığını ispat külfeti faturayı alan tarafa ait olur. Faturayı alan her türlü delille bu külfeti yerine getirebilir. (Geniş bilgi için Bkz: Prof. Dr. . ..., Ticari İşletme Hukuku, 23. Baskı, Eylül 2012, Konya; Sh 111 vd.) Faturaların tebliğ edildiğinin alacaklı tarafça kanıtlanamaması ya da kanıtlanıp da süresinde iade edildiğinin borçlu tarafça kanıtlanması halinde, borçlu taraf alacaklının hizmet vermediğini savunmakta ise, faturaya konu hizmetin verildiğinin alacaklı tarafça kanıtlanması; borçlunun faturaları tebliğ alıp süresinden sonra iade etmesi halinde de faturanın alacaklı tarafça gönderilmesi şeklindeki icabı, borçlunun (faturayı defterine kaydetmemek ve hizmet almadığını savunmak suretiyle), kabul etmemesi ya da borçlunun faturayı kendi defterine kaydetmekle birlikte süresinde itiraz ve iade etmesi halinde hizmetin verildiğini yine alacaklının kanıtlaması gerekeceğinden, bu doğrultuda alacaklının delillerinin toplanıp değerlendirilmesi, şayet borçlunun faturaları kendi defterlerine kaydetmesi (faturaları deftere kayıt öncesinde ya da sonrasında süresi geçtikten sonra itiraz ve iade etmiş olması) halinde alacaklının (hizmet vermiş olsun ya da olmasın) HMK'nın 222. maddesi uyarınca alacağını ispatladığının kabul edilmesi gerektiği gözetilmelidir. (Aynı yönde açıklamalar için bkz. Y. 23 HD. 2015/4576 E., 2016/621 K., 10.02.2016 T.) Yukarıda açıklanan ilkelere göre somut olay ele alındığında; taraflar arasında akdedilen HBYS işine ait sözleşme kapsamında ticari ilişkinin açık hesap ilişkisi olarak benimsendiği, takibe konu edilen 6 adet faturadan 362 nolu 5.428,00 TL bedelli fatura haricindeki diğer 5 adet faturanın her iki taraf defterlerinde kayıtlı olduğu, takibe konu faturalar yönünden itiraz / iade kaydına rastlanılmadığı görülmüştür. Değinilen 362 nolu fatura davalı defterine kayıtlı değil ise de bu faturanın tarihini kapsayan 2022 yılında tarafların alış/ satış bildirimlerinde mutabık kaldıkları, takibe konu faturalar yönünden BA / BS formlarının örtüştüğü anlaşılmıştır. Diğer yandan davalı yanın savunmasına göre sözleşme konusu program üzerinden hasta kabulünün durdurulduğu tarihin en erken 01/01/2023 (Batman Hastanesi) olarak belirtildiği, dolayısıyla 2022 yılına ilişkin hizmet alımının itiraza uğramadığı değerlendirilmiştir. Takibe konu tüm faturaların ise 2022 yılına ilişkin olduğu, hal böyle olunca takibe konu tüm faturalar yönünden davacının alacağının varlığını yukarıdaki ilkelere göre ispatladığı sonucuna varılmıştır. Bununla birlikte takibe konu işlemiş faiz kalemleri bakımından davacı eldeki davada işlemiş faiz talebini TTK Md. 1530'a dayandırmış ise de taraflar arasındaki akdi ilişkinin bütünü ele alındığında, akdi ilişkinin salt "Mal ve hizmet tedariki" niteliğinde sınırlandırılamayacağı dolayısıyla akdi ilişkinin mahiyeti gereği 6102 Sayılı TTK'nın 1530/4. Maddesinin uygulanma imkanı bulunmadığı değerlendirilmiştir. TBK'nın 117. ve TTK'nın 18/3. Maddeleri uyarınca yapılan değerlendirmede ise davalının takipten önce usulünce temerrüde düşürüldüğü ispat edilmediğinden işlemiş faiz talebi yerinde görülmemiştir. Takip tarihinden sonraki dönem için tarafların tacir sıfatı ve işin ticari niteliğine göre yabancı para borcu bakımından (3095 S. Yasa'nın 4/a maddesi uyarınca) ödeme emrinde belirtilen aynı şekilde faiz işletilebileceği anlaşılmıştır. Yapılan açıklamalar kapsamında davanın kısmen kabulüne dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. Yine alacağın likit olduğu gözetilerek icra inkar tazminatına da hükmedilmiş, istikrar kazanan yüksek mahkeme kararları uyarınca takip konusu yabancı paranın Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankasının takip tarihindeki döviz kuruna göre ve takip talebinde daha düşük gösterilen 18,9275 kuru esas alınarak hesaplanan Türk Lirası karşılığı üzerinden icra inkar tazminatı hesaplanmıştır. (Bkz. Y. 3 HD. 2021/2600 E., 2022/1376 K; Y. 12 HD. 2019/14477 E., 2020/6312 K.) Yargılama giderleri yönünden ise dava tarihindeki efektif satış kuru esas alınmıştır. Diğer yandan davacının takipte kötüniyetli olduğu ispatlanmadığından reddedilen kısım yönünden kötüniyet tazminatına hükmedilmemiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle 1-Davanın KISMEN KABULÜ ile; ... 4. Genel İcra Dairesi'nin 2023/218718 Esas(Eski ... 19. İcra D. 2023/2886 E.) sayılı takibine davalı tarafından yapılan İTİRAZIN KISMEN İPTALİ ile, takibin 37.278,00 USD asıl alacak üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren ödeme emrinde belirtilen şekilde faiz uygulanmasına, fazlaya ilişkin istemin reddine, 2-Kabul edilen alacağın (37.278,00 Usd'nin), takip tarihindeki TL karşılığı üzerinden ve %20'si oranında hesaplanan 141.115,87 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-Alınması gereken 60.292,28 TL karar ve ilam harcından, 9.094,14 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 51.198,14 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 4-Davacı tarafından yatırılan 179,90 TL başvuru harcı, 9.094,14 TL peşin harç olmak üzere toplam 9.274,04 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacının karşıladığı 300,25 TL tebligat gideri, 12.500,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 12.800,25 TL yargılama giderinin, 12.650,23 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, geri kalan 150,02 TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 6-Davalının karşıladığı 100,00 TL tebligat giderinden ibaret yargılama giderinin, 1,17 TL'sinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, geri kalan 98,83 TL yargılama giderinin davalı üzerinde bırakılmasına, 7-Arabuluculuk ücreti olarak suç üstü ödeneğinden karşılanan 3.120-TL'nin davanın kabul oranına göre 3.083,43-TL'sinin davalıdan tahsili ile, bakiye 36,57-TL'sinin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 8-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesaplanan 138.394,12 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 9-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesaplanan 10.467,08 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 10-Gider avansından sarf edilmeyen miktarın 6100 Sayılı HMK'nın 333. Maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde iadesine, Dair, davacı vekilinin ve davalı vekilinin (e-duruşma) yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde ... Bölge Adliye Mahkemeleri nezdinde İstinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 04/11/2025
Katip ...
Hakim ....
BU BELGE GÜVENLİ ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞTIR