İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2022/527 E. 2024/109 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2022/527
Karar No
2024/109
Karar Tarihi

T.C. ADANA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ T.C. ADANA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2022/527 Esas KARAR NO : 2024/109

BAŞKAN : ... ... ÜYE : ... ... ÜYE : ... ... KATİP : ... ... DAVACILAR : 1- ... - ... 2- ... - ... 3- ... - ... VEKİLİ : ... DAVALI : 1- ... 2- ... - ... ... 3- ... - ...

4- ...-... 5- ... - ... VEKİLLERİ :

DAVALI : 6- ... - ... ... VEKİLİ : ... FERİ MÜDAHİL :... VEKİLİ : ... DAVA : Kayyımlık (Kooperatife kayyım atanması) DAVA TARİHİ : 21/07/2022 KARAR TARİHİ : 06/02/2024 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : ... Mahkememizde görülmekte olan Kayyımlık (Kooperatife Kayyım Atanması) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA : Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı kooperatifin kuruluşuna ve tanıtımına ilişkin işlemlerin ... 'nın vergi denetim kurulu ... başkan yardımcılarının Adana, Mersin ve Hatay illerinde görev yapan ... müfettişlerinin kurumsal mail adreslerine gönderdikleri e-mailler ile başladığını, bu maillerde kooperatifin organizatörü olarak ...'ın gösterildiğini, bu kişinin o dönemde ... Müfettişleri Derneği'nin Adana şubesi başkanlığı görevini yürüttüğünü, ... tarafından 30/12/2019 tarihinde ... konulu bir Whatsapp grubu oluşturulduğunu ve müvekkillerinin de gruba dahil edildiğini, 2020 yılı ağustos ayında müvekkillerinin kooperatife üye olmayı kabul ettiklerini, başlangıçta cazip görünen kooperatif ortaklığının ilerleyen aşamalarda ortaklar açısından işin içinden çıkılmaz bir hal aldığını, müvekkillerinin ortaklık ücretini yatırarak formları ...'a teslim ettiğini, kurula yeni bir Whatsapp grubu üzerinden ... tarafından arsa alımına ilişkin paylaşımlar yapıldığını, toplantılar gerçekleştirildiğini, ancak bu kişinin kooperatif üyesi olmadığını müvekkillerinden gizlediğini, ...'ın abisi olan ve taşeronluk yapan ... ile inşaat sözleşmesi yaptığını, asıl amacının abisini aracı kılarak kooperatif sermayesi üzerinde serbestçe tasarruf etmek olduğunu, bu kişiyle yapılan ek protokolün üyelerle paylaşılmadığını, taşeron ile yapılan sözleşmenin kooperatif ve üyelerin menfaatlerini gözetmediğini, inşaat ve maliyet hakkında üyelere bilgi verilmediğini, müvekkillerin fiilen üye olmalarına rağmen 04/12/2020 ve 02/04/2021 tarihlerinde gerçekleştirilen genel kurullara çağrılmadıklarını, 2022 yılı mart döneminde 230 m2 dubleks villanın arsa hariç ortalama maliyeti çok daha düşük olmasına rağmen ... tarafından çok daha yüksek maliyet(2.500.000,00 TL) bildirildiğini, ..., ... ve ... 'ya fiyat sabitleme garantisi verildiğini, kaba inşaatın tamamının 500.000,00 TL olduğu konusunda bu kişilerle özel anlaşmalar yapıldığını, yapılan araştırmalar sonucunda ... ile yönetim ve denetim kurulu üyesi davalıların çıkar ve menfaat birliği yaparak müvekkillerini adeta yolduklarını, 04/12/2020 ve 02/04/2021 tarihli genel kurulların çağrısız genel kurul şeklinde yapıldığı belirtilmesine rağmen KK'nın 47. maddesine uygun gerçekleştirilmediğini, yok hükmünde olduğunu, diğer taraftan ..., ... , ... ve ...'ın üyeliklerinin 29/03/2021 tarihinde yapılarak 02/04/2021 tarihindeki genel kurula katılmalarının sağlandığını, bu genel kurulda kötü niyetli bir şekilde yönetim ve denetim kurullarının oluşturulduğunu, genel kurula üyelik ücreti ve arsa bedeli yatırmamış ve üyelikten ayrılması kesin olan kişilerin katıldığını, nitekim bu kişilerin genel kuruldan sonra ayrıldığını, ..., ... ve ... tarafından üyelik ve arsa bedeli yatırılmamasına rağmen üyeliklerinin kabul edildiğini, kooperatif için alındığı beyan edilen arsa için ... ile dava dışı ... ile imzalanan adi sözleşme ile ilgili bir çok usulsüzlük ve yolsuzluk yapıldığını, 04/12/2020 ve 02/04/2021 tarihli genel kurullarda bir çok usulsüzlük yapıldığını, genel kurullardaki imzaların bir kısmının sahte olduğunu, kooperatif hesaplarıyla banka hesapları incelendiğinde bir çok yolsuzluk ve usulsüzlük tespit edildiğini, üyeler arasında eşit davranılmadığı gibi kooperatif yöneticilerinin üyelerden menfaat temin etmek amacıyla hareket ettiğini, kooperatif ve banka hesapları arasında gerçek olmayan fiktif ödemeler gerçekleştirildiğini, müvekkillerinin arsa payını hukuksuz bir şekilde ele geçirmek için icra baskıları yaratıldığını, 20/06/2022 tarihli kurulda kötü niyetli bir şekilde üyelerin 125.000,00 TL aidat ödemesine karar verildiğini, yönetim kurulunun faaliyetlerinden dolayı başta davacılar olmak üzere kooperatif üyeleri açısından telafisi mümkün olmayan zararlar oluşabileceğini belirterek öncelikle ihtiyati tedbir kararı verilerek genel kurulda seçilen denetleme ve yönetim kurulu üyeleri ile kooperatif müdürü ...'ın görevlerine son verilerek ve ayrıca yönetim kurulunun arsa satma yetkisi bulunduğu için arsa üzerine tedbir konulmasına, kooperatife kayyım atanmasına karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir. SAVUNMANIN ÖZETİ; Davalılar ..., ..., ..., ... ve ... vekili cevap dilekçesinde özetle; Adana 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/... E. Sayılı dosyası ile eldeki davanın taraflarının, konusunun ve talep sonucunun aynı olduğunu, bu nedenle eldeki davanın derdestlik nedeniyle dava şartı yokluğundan dolayı usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, davacıların üyelik sıfatı bulunmadığını, bu sebeple aktif husumet ehliyetlerinin olmadığını, 04/12/2020 tarihli genel kurul toplantısının niteliği itibariyle bir kuruluş toplantısı olduğunu, 02/04/2021 tarihinde yapılan genel kurula davacıların çağrılmadığını, çünkü o tarihte davacıların kooperatife üye olmadığını, davacıların genel kurul toplantılarındaki imzalarla ilgili olarak haricen yaptırmış oldukları imza incelemelerini kabul etmediklerini, aidatlar, inşaatın durumu, üyelerin ödeme bilgileri konusunda davacıların iddialarının doğru olmadığını, davacıların ödeme yükümlülüğünü yerine getirmediğini, aidatları ödemek istemeyen davacıların genel kurul kararlarının iptalini istediklerini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. FER'İ MÜDAHELE: ... vekili Av. ..., müvekkilinin davacıların yanında fer'i müdahil olarak davaya katılmasını talep etmiş, bu talebi kabul edilmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE; Kooperatife ait sicil dosyasının bir örneği istenmiş, kooperatif için alındığı beyan edilen taşınmazın tapu kaydı celp edilmiş, Sarıçam Belediye Başkanlığından inşaat ruhsatı, yapı denetim raporları, inşaat maliyetine ait belgeler vs. sorulmuş, davacılar hakkında başlatılan icra takiplerine ait dosyalar UYAP ortamından alınarak dosyaya eklenmiş, kooperatife ait banka hesaplarının dökümleri ve bu hesaplardan yapılan havalelere ait kayıtlar, Adana Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü'ndeki kooperatife ait kayıtlar istenmiştir. Adana Ticaret Sicil'inin ... sırasında kayıtlı olan ... Kooperatifi 11/10/2020 tarihinde sicile tescil edilmiştir. Ana sözleşmede kurucular ... , ..., ..., ... , ..., ... ve ... olarak gösterilmiştir. Ana sözleşmenin 43. maddesinde, yönetim kurulunun genel kurul tarafından en az 1, en fazla 4 yıl için seçileceği, en az 3 üyeden oluşacağı, asil üye sayısı kadar yedek üye olacağı, süresi sona eren üyelerin yeniden üye seçilebileceği, genel kurulun lüzum görürse yönetim kurulu üyelerini her zaman değiştirebileceği, belirtilmiştir. 53. maddede ise; genel kurulun en az 1 yıl için 2 veya daha fazla denetim kurulu üyesi, bir o kadarda yedek üye seçeceği düzenlenmiştir. 04/12/2020 tarihli genel kurul toplantısında, ..., ... ile ... yönetim kurulu asil üyeliğine, ... , ..., ... yedek üyeliğe, ... ile ... denetim kurulu asil üyeliğine, ... ile ... denetim kurulu yedek üyeliğine seçilmişlerdir. Bu genel kurul toplantısı 7 ortaktan 4'ünün asaleten, 3 kişinin ise vekaleten olmak üzere KK'nın 47. maddesine göre çağrısız olarak yapıldığı anlaşılmaktadır. 02/04/2021 tarihli genel kurul da KK'nın 47. maddesine göre çağrısız toplantı şeklinde yapılmıştır. Toplam 11 ortaktan 4 kişinin vekaleten 7 kişinin asaleten toplantıya katıldığı belirtilmiştir. Bu toplantıda davalılardan ..., ..., ... yönetim kurulu asil üyeliğine, ... , ... ve ... yönetim kurulu yedek üyeliğine, ... ile ... denetim kurulu asıl üyeliğine, ... ile ... ise yedek üyeliğine seçilmişlerdir. Görev sürelerinin 3 yıl olduğu belirtilmiştir. Bu süre 02/04/2024 tarihinde dolacaktır. Aynı toplantıda arsa alımı konusunda yönetim kuruluna yetki verilmiş, ... sorumlu müdür olarak görevlendirilmiş, inşaatın emanet usulü ile yapılmasına karar verilmiş, her bir pay için üyelerden 500.000,00 TL alınmasına, her ay eşit olmak üzere 20 ayda tahsil edilmesine, konut seçme hakkı, şerefiyenin, ek maliyetin belirlenmesi gibi konularda yönetim kuruluna yetki verilmesi ve kooperatif adres değişikliği konularında karar alınmıştır. 07/04/2021 tarihli 6 sayılı yönetim kurulu toplantısında görev dağılımı yapılmıştır. 08/07/2021 tarihinde yeni bir çağrısız genel kurul yapılmıştır. Bu toplantıya davacılar da katılmıştır. Bu genel kurulda üzerinde haciz ve /veya ipotek olunan ...'a ait ... ada 1 parseldeki arsanın m2 birim fiyatı azami 1200 TL den fazla olmamak üzere satın alınması için yönetim kuruluna yetki verilmiştir. 20/06/2022 tarihli genel kurulda; yönetim kurulu faaliyet raporu denetim kurulu faaliyet raporu, bilanço ve gelir gider tablosu okunup müzakere edilmiş, yönetim kurulu ibra edilmiş, inşaat giderlerinin ortak başına 1.500.000,00 TL olması nedeni ile bu meblağın 12 eşit taksit ile aylık 125.000,00 TL olacak şekilde ödenmesine, ayrıca genel giderlere ilişkin aidat miktarlarının 2500 TL olmasına, ruhsat projesindeki sabit çatının yapılmasına, ... ile ...'a ayrı ayrı 3000 TL huzur hakkı ödenmesine, karar verilmiştir. 12/12/2022 tarihinde, kooperatifin 2022 yılı hesap yılı olağanüstü genel kurul toplantısı yapılmıştır. 3. gündem maddesinde; yönetim kuruluna kat irtifakı ve kat mülkiyeti tesisi ettirmeye, üyeler adına ferdileşme suretiyle tapuda tescil ettirmeye ve bu işlemler için gerekli olan tüm iş ve işlemler ile tapudaki diğer tüm iş ve işlemleri yapması için yönetim kuruluna yetki verilmesi oy çokluğu ile kabul edilmiş. Ortaklardan ... adına eşi ... , ... kendi ve ... muhalefet şerhi koymuşlardır. Davacılar Adana 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/... E. sayısına kaydedilen ve 25/05/2022 tarihinde açtıkları davada; 16 kasım 2020 tarihi itibariyle kooperatif üyeliklerinin tespiti ile 04/12/2020, 02/04/2021 ve 08/07/2021 tarihli genel kurulların iptaline karar verilmesini istemiş, ayrıca ihtiyati tedbir talebinde bulunarak, genel Kurulca seçilen denetleme ve yönetim kurulu üyeleri ile kooperatif müdürü ...'ın görevlerine son verilerek, kooperatife kayyım atanması talebinde bulunmuştur. Mahkemenin 2023/... K. sayılı 13/09/2023 tarihli kararı ile; ..., ..., ..., ... ve ... hakkında açılan kooperatif üyeliği tespiti ve genel kurul kararları iptali davalarının pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, davalı kooperatif hakkındaki 08/07/2021 tarihli genel kurul kararlarının iptali davasının reddine, kooperatif hakkındaki üyeliğin tespiti davasının kısmen kabulü ile davacıların 05/02/2021 tarihinden itibaren kooperatifin üyesi olduklarının tespitine karar verilmiştir. Bu karar istinaf edilmiş olup henüz kesinleşmemiştir. Bu davada tedbiren kayyım atanması talep edilmiştir. Mahkememizin dosyasında ise; kayyım atanması davanın bizzat talep sonucunu oluşturmaktadır. Bu nedenle derdestlik itirazının yerinde olmadığı düşünülmüştür. Dava dışı ... aynı kişilere karşı Adana 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/... E. sayısına kaydedilen davasında; kooperatif üyesi olduğunun tespitine, 04/12/2020, 02/04/2021 ve 08/07/2021 tarihli genel kurullarda alınan kararların iptaline karar verilmesini istemiştir. Mahkemenin 2022/... K. sayılı kararı ile, dosyanın Adana 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/... E. sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verilmiştir. Diğer taraftan davacılar aynı kişiler hakkında mahkememizin 2023/... esas sayısına kaydedilen davada 12/12/2022 tarihli genel kurulun 3. gündem maddesinde alınan kararın iptaline karar verilmesini talep etmişlerdir. 03/10/2023 tarihli ve 2023/... K. sayılı karar ile; gerçek şahıslar hakkındaki davanın reddine, kooperatif hakkındaki davanın kabulüne, kooperatifin 12/12/2022 tarihli genel kurulunun 3 nolu gündeme ait kararın (yönetim kuruluna kat irtifakı ve kat mülkiyeti tesis ettirmeye, üyeler adına ferdileşme suretiyle tapuda tescil ettirmeye ve bu işlemler için gerekli olan tüm iş ve işlemler ile tapudaki diğer tüm iş ve işlemleri yapması için yönetim kuruluna yetki verilmesine ilişkin) iptaline karar verilmiştir. Bu karar da kesinleşmemiştir. 1163 sayılı KK'da yönetim ve denetim kurulu üyelerinin görevden alınması ayrıca düzenlenmemiştir. Ancak gündem başlıklı 46. maddenin 3. fıkrasında; yönetim kurulu üyeleri ile denetçilerin azli ve yerlerine yenilerinin seçilmesi ile ilgili hususlar, genel kurula katılanların yarıdan bir fazlasının kabulü ile gündeme alınır. hükmü bulunmaktadır. Dolayısı ile denetim ve yönetim kurulu üyeleri kooperatifin en yetkili organı olan genel kurul tarafından görevden alınabilir. (Mahmut çoşkun Kooperatifler Hukuku 2. Baskı sayfa 893) KK'nın 57. maddesi gereğince, Yönetim Kurulu üyeleri en çok 4 yıl için seçilebilirler. Anasözleşmede aksine hüküm yoksa tekrar seçilmeleri caizdir. Türkiye’de hangi alanda olursa olsun kurulmuş tüm kooperatifler ile bunların üst örgütlenmelerinin teftiş ve denetlemesi ile bunların sonuçları Koop. K. m. 90’da düzenlenmiştir. Bu niteliğinden dolayı da bu hüküm, Türk Ticaret Kanununa nazaran kooperatifler alanında uygulanan özel nitelikte bir düzenlemedir. Ancak kendi alanında daha özel kanunlar bulunduğu takdirde ise tüm kooperatif ve üst örgütlenmelere ilişkin bir hüküm olduğu için genel nitelikte bir kanuni düzenleme halini alacaktır. Bundan dolayı kooperatifler alanında daha özel düzenleyici bir hüküm bulunmadığı takdirde tüm örgütlenmeler kooperatif şeklinde olduğu için Koop. K. m. 90 uygulama alanı bulabilecektir. (Hamdi Pınar- Bilkent Üniversitesi Hukuk Fakültesi Ticaret Hukuku Öğretim Üyesi., Gazi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi C. XVIII, Y. 2014, Sa. 2) Yapılan denetimler sonucunda, kooperatiflerin yönetim kurulu üyeleri ile üst düzey yöneticilerinin, hukuka açıkça aykırı eylem ve işlemlerinin tespit edilmesi durumunda, ilgili Bakanlık, kamu yararı ve hizmet gerekleri dikkate alınarak gecikmesinde sakınca görülen hallerde ileride telafisi güç veya imkansız zararlara yol açılmasının engellenmesi amacıyla bu kişilerin görevlerine tedbiren son verebilir. Bu durumda ilgili Bakanlık, bir yıl içerisinde olağanüstü genel kurul toplantısının yapılması için gerekli tedbirleri alır. (KK md. 90/2) KK'nın 98. maddesi gereğince; Bu kanunda aksine açıklama olmıyan hususlarda Türk Ticaret Kanunundaki Anonim şirketlere ait hükümler uygulanır. Kooperatifler Kanunu'nda yönetim ve denetim kurulu üyelerinin görevlerine geçici olarak ve tedbiren son verilmesi hususunda yukarıda açıklandığı şekilde bir düzenleme bulunmaktadır. Ancak haklı nedenlerin bulunması halinde mahkeme kararı ile azil konusunda ne Kooperatifler Kanunu'nda nede TTK'nın anonim şirketlere ilişkin düzenlemeleri arasında bu yönde bir hüküm yoktur. TTK’nın 364’ncü maddesinde “Yönetim kurulu üyeleri, esas sözleşmeyle atanmış olsalar dahi, gündemde ilgili bir maddenin bulunması veya gündemde madde bulunmasa bile haklı bir sebebin varlığı hâlinde, genel kurul kararıyla her zaman görevden alınabilirler.” hükmü yer almaktadır. TTK m. 408/2(b) maddesinde, yönetim kurulu üyelerinin görevden alınması, genel kurulun devredilemez yetkileri arasında yer almaktadır. Bu durumun tek istisnası TTK 334/2 hükmü olup somut olayla ilgisi yoktur ( devlet, il özel idaresi, belediye ve köy ile diğer kamu tüzel kişilerinden birine esas sözleşmede öngörülecek bir hükümle işletme konusu kamu hizmeti olan anonim şirketlerin yönetim kurullarında temsilci bulundurma hakkı verilmiş ise pay sahibi olan kamu tüzel kişilerinin yönetim kurulundaki temsilcileri, ancak bunlar tarafından görevden alınabilir. Bu durumda genel kurul kararı gerekmez) Azil yetkisi 6102 sayılı TTK'nın 364 ve 408. maddeleri gereği münhasıran genel kurula hasredilmiştir. Anonim şirket ortaklarının yöneticilerin azli veya yetkilerinin sınırlandırması amacıyla mahkemeye başvuru hakkı tanıyan bir hüküm bulunmamaktadır. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2017/3136 E., 2019/338 K., 2014/4548 E., 2015/2472 K. ) Anonim şirket yönetim kurulu üyelerinin kötü yönetim ya da başka bir haklı sebepten dolayı mahkeme kararı ile geçici yada nihai olarak görevden alınmaları ve dolayısı ile yerlerine tedbiren kayyım atanmasına cevaz veren bir düzenleme yoktur. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2016/1427 E. ve 2017/3461 K. ) Mahkeme ortaklığın kötü yönetildiği, şirket menfaatlerinin zedelendiği, hatta görevini kötüye kullandığı vb. gerekçelerle yönetim kurulunu görevden alarak yerine bir yönetim kayyımı atayamaz. 6102 sayılı TTK m. 630/2 hükmünde haklı sebeplerin varlığı hâlinde hâkime limited şirket müdürlerini ve yöneticilerini görevden alma yetkisi tanındığı halde, yasa koyucu anonim şirketlerde bu yetkiyi mahkemeye vermemiştir (Bkz. Poroy, Reha/Tekinalp, Ünal/Çamoğlu, Ersin: Ortaklıklar Hukuku - I, 14. Bası, İstanbul 2019, s. 402-403). 1163 sayılı KK'nın 65. maddesinde; Genel kurul tarafından, denetleme organı olarak görev yapmak üzere en fazla dört yıl için en az bir denetçi seçileceği belirtilmiştir. TTK m. 399/1 hükmünde belirtildiği üzere Anonim şirketlerde, denetçi kural olarak genel kurul tarafından seçilir ve 408/2-c hükmü gereği kanunda öngörülen istisnalar dışında denetçinin seçimi ve görevden alınması genel kurulun devredilemez yetkilerindendir. TTK'nın 399. maddesinin 4 ve 6. fıkralarında denetim kurulunun mahkeme tarafından atanmasının istenebileceği durumlar gösterilmiştir. Somut olayda bu durumlar bulunmadığı gibi denetçi atanması talebi de yoktur. Diğer taraftan TTK nın 1. Md.si gereğince; Türk Ticaret Kanunu,Türk Medenî Kanununun ayrılmaz bir parçasıdır. Türk Medeni Kanununda kayyımlık, temsil kayyımı (TMK, m.426), yönetim kayyımı (TMK, m.427) ve isteğe bağlı (iradî) kayyım (TMK, m.428) olmak üzere üç türü düzenlenmiştir. TMK'nın 427/4. Maddesinde; Bir tüzel kişi gerekli organlardan yoksun kalmış ve yönetimi başka yoldan sağlanamamışsa kayyım atanacağı belirtilmiştir. 6102 sayılı TTK’nun 530 . maddede ise, uzun süreden beri şirketin kanunen gerekli olan organlarından birinin mevcut olmaması veya genel kurulun toplanamaması durumunda pay sahipleri, şirket alacaklıları veya gümrük ve ticaret bakanlığının istemi üzerine, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki Asliye Ticaret Mahkemesi'nin yönetim kurulunu da dinleyerek şirketin durumunu kanuna uygun hale getirmesi için bir süre belirleyeceği, bu süre içerisinde durumun düzeltilmemesi halinde, mahkemenin şirketin feshine karar vereceği ve davanın açılması halinde mahkemenin taraflardan birinin istemi üzerine gerekli önlemleri alabileceği düzenlenmiştir. Maddenin gerekçesinde, "Gerekli organın mevcut olmaması ile kastedilen bu organın gerçekten bulunmamasıdır. Yönetim kurulunun süresi sona ermiş olmasına rağmen, yeni bir yönetim kurulunun seçil(e)memiş olması veya yönetim kurulu üyelerinin istifaları ile kurulun boşaldığı ve yerlerini doldurma imkânının bulunmadığı hâllerde yönetim organının mevcut olmadığı kabul edilmelidir. " denilmiştir. Şirketin yönetim ve temsil organı olan yönetim kurulu, seçilmiş bir organdır. Bu nedenle yönetim kurulunun mevcut olmaması hem hukuki hem de fiilî yokluk olgularını içerir. Yönetim kurulunun, genel kurul toplanamadığı veya nisap sağlanamadığı için seçilememesi, seçim kararının geçersiz olması, tüm üyelerin birlikte istifa etmeleri, tutuklu olmaları vb. nedenler yönetim kurulunun hukukî yokluk; mevcut kurulun üyeler veya ortaklararası anlaşmazlıklar nedeniyle uzunca bir süre toplanamaması ya da (yasal ya da sözleşmesel nedenlerle) karar nisabı sağlanamadığı için karar alamaması da fiili yokluk örnekleridir (Çamoğlu, Ersin: Anonim Ortaklığa Yönetim Kayyımı Atanması, İstanbul Barosu Dergisi, Cilt: 91, Sayı: 2017/5, s. 22). Görüldüğü gibi yasa, tüzel kişilere yönetim kayyımı atanmasına ancak organın mevcut olmaması ya da hukuki ya da yetkili organın fiili nedenlerle çalışma erkinden yoksun kalması halinde olanak tanımıştır. Bu nedenle bu istisnaî yetkinin sadece bu iki hale özgü olarak kullanılması gerekir; bu iki hal dışındaki nedenler yönetim kayyımı atanmasına gerekçe olamaz. Şu halde hakim, şirketin iyi yönetilmediği gerekçesiyle yönetim kayyımı atayamaz; diğer bir anlatımla hakim şirket yönetiminde “yerindelik” denetimi yapamaz (Çamoğlu, s. 23-24). TMK'nin 427/4. maddesine göre kayyımı atanabilmesi için şirketin yönetim kurulunun bir şekilde oluşturulmasının mümkün olmaması ve bu boşluğun başkaca hukuki yollarla giderilmemiş olması şarttır. Şirketin seçilmiş yönetim kurulu bulunduğu takdirde organ yokluğundan sözetmek mümkün olmadığı gibi, mevcut yönetim kurulunun, çalışamaz halde olması da TTK'nin sistematiği içinde giderilmesi her zaman mümkün bir durumdur.(Yargıtay 11. HDi 2016/7714 E. 2018/1804 K.) Seçimine ilişkin genel kurul kararının mahkemece yokluğu yahut butlanının tespit edilmesi veya iptal edilmesi ve bu kararın kesinleşmesi durumunda, kararın iptali veya hükümsüzlüğünün tespiti aynı zamanda daha önceki yönetim kurulu üyelerinin göreve dönmelerini sağlamıyorsa, ortaklığın yönetim kurulunun bulunduğundan söz edilemez. Karar iptal edilmiş veya kararın butlanı yahut yokluğu tespit edilmişse, bu gibi bir yönetim kurulunun görevi sona erer. Kararın butlanı veya yokluğu tespit edilirse, esasında yönetim kurulunun daha en başta organ niteliğini kazanmadığı belirlenmiş olur. Şu durumda, genel kurulun seçim kararının geçersizlik türü, yönetim kurulunun organ niteliğini kazanıp kazanmadığının veya kazanamayacağının belirlenmesi bakımından önemlidir. Genel kurulun seçim kararının geçersizliğine hükmeden, kesinleşen ve aynı zamanda önceki yönetim kurulu üyelerinin de göreve dönmelerini sağlamayan bir mahkeme kararı sonrasında, yönetim kurulu açısından gerçek anlamda bir organ yokluğu oluşur. .... Yönetim kurulunun seçimine ilişkin genel kurul kararının yokluğu veya butlanı yahut iptali sebebiyle yönetim kurulunun organ niteliğini kaybettiğinin ve ortaklığın feshinin gerektiğinin ileri sürülebilmesi için, seçime ilişkin genel kurul kararının sakatlığına hükmeden mahkeme kararının her hâlde kesinleşmesi şarttır. Hatta Yargıtay’ın, “organlarla ilgili olma” kavramını geniş yorumlayarak uyguladığı görülmektedir. Bu nedenle salt genel kurulun seçim kararının geçersizliğinin dava edilmiş olması, yönetim kurulunun görevine başlayamaması veya devam edememesini sonuçlamaz. (İsmail Cem Soykan, Anonim Ortaklıklarda Organların Yokluğu) Bir kooperatife kayyım atanması hakkında açılacak davada kooperatif taraf olarak gösterilmelidir. Bu davanın kooperatif tüzel kişiliğine karşı açılması zorunludur. Ortaklara husumet yöneltilmesi doğru değildir (Yargıtay 23. HD 2011/1081 E. 2011/809 K., 11. HD 2014/1375 E. 2014/8505 K.) Yukarıda açıklanan nedenlerle: yalnızca kayyım atanması talebiyle açılan davada husumetin kooperatife yöneltilmesi gerektiği, ancak davada ayrıca denetleme ve yönetim kurulu üyeleri ile kooperatif müdürü ...'ın ihtiyati tedbir yoluyla görevlerine son verilmesinin istendiği, Azil yetkisi'nin münhasıran genel kurula ait olduğu, yönetim kurulu üyelerinin kötü yönetim, ortaklığın menfaatlerinin zedelendiği, hatta görevin kötüye kullandığı ya da başka bir haklı sebepten dolayı mahkeme kararı ile geçici yada nihai olarak görevden alınmaları ve dolayısı ile yerlerine tedbiren kayyım atanmasına cevaz veren bir düzenleme bulunmadığı, KK'nın 98. maddesinin yollaması ile TTK’nun 530 . maddesinde, uzun süreden beri ortaklığın kanunen gerekli olan organlarından birinin mevcut olmaması veya genel kurulun toplanamaması halinde, verilen süreye rağmen ortaklığın durumu düzeltilmez ise feshine karar verilebileceğine ilişkin bir düzenleme buluunduğu, diğer taraftan TMK'nın 427/4. maddesi gereğince, bir tüzel kişi gerekli organlardan yoksun kalmış ve yönetimi başka yoldan sağlanamamışsa kayyım atanabileceği, yönetim kurulunun 02/04/2021 tarihli genel kurulda 3 yıllığına şeçildiği, bu genel kurulun yok hükmünde olduğunun, dolayısıyla yönetim kurulu seçimin de yok sayılacağının ileri sürüldüğü, ancak yönetim kurulunun seçimine ilişkin genel kurul kararının yokluğu veya butlanı yahut iptali sebebiyle yönetim kurulunun organ niteliğini kaybettiğinin ileri sürülebilmesi için, seçime ilişkin genel kurul kararının sakatlığına hükmeden mahkeme kararının her hâlde kesinleşmesi gerektiği, salt genel kurulun seçim kararının geçersizliğinin dava edilmiş olmasının, yönetim kurulunun görevine başlayamaması veya devam edememesi sonucunu doğurmayacağı (İsmail Cem Soykan, Anonim Ortaklıklarda Organların Yokluğu) 02/04/2021 tarihli genel kurul hakkında verilmiş ve kesinleşmiş bir karar bulunmadığı, dolayısıyla organ boşluğu oluşmadığı, diğer taraftan kayyım atanabilmesi için yönetim kurulunun bir şekilde oluşturulmasının mümkün olmaması ve bu boşluğun başkaca hukuki yollarla giderilmemiş olması gerektiği, şirketin seçilmiş yönetim kurulu bulunduğu takdirde organ yokluğundan sözetmek mümkün olmadığı gibi, yönetim kurulunun, çalışamaz halde olmasının TTK'nin sistematiği içinde çözülebileceği, kaldı ki davacıların 02/04/2021 tarihli genel kuruldan sonra gerçekleştirilen 08/07/2021 ve 20/06/2022 genel kurula katıldıkları, ancak organ boşluğu'nu gündeme getirmedikleri, İstanbul BAM 14.HD'nin 2019/363 Esas 2019/291 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere, kayyım atanmasının istisnai bir çözüm ve geçici bir çare olduğu, organın yerini alarak ortaklığı sürekli şekilde yönetmesine ve temsil etmesine yol açılamayacağı, genel kurulun toplanıp yeni bir yönetim oluşuncaya kadar atama yapılabileceği, mevcut yönetim kurulunun görev süresinin 02/04/2024 tarihinde dolacağı, Adana 1. ATM'nin 2022/... veya Adana 3. ATM'nin 2022/... E. ayılı davalarının sonuçlarının beklenmesinin yargılamaya katkı sağlamayacağı hususları gözetilerek kooperatif hakkındaki davanın esastan, diğer davalılar hakkındaki davanın ise pasif husumet yokluğundan olmak üzere nihayetinde davanın reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın REDDİNE, 2-Alınması gereken 427,60 TL karar harcından, peşin alınan 80,70-TL harcın mahsubu ile bakiye 346,90-TL harcın davacılardan tahsili ile Hazineye irad kaydına, 3-Davalılar kendisini bir vekil ile temsil ettirmiş olduğundan, AAÜT'nin 3/2. maddesi gereğince ret sebepleri gözetilerek, 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalı kooperatife ödenmesine, ayrıca diğer davalılar için hesaplanan 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalı gerçek şahıslara ödenmesine, 4-Davacılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Dair, HMK.'nun 341/1 ve 345.maddesi gereğince; kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde, aynı yasanın 343.maddesi gereğince mahkememize yada başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek dilekçe ile İSTİNAF YOLUNA başvurulabileceği belirtilerek taraf vekillerin yüzüne karşı oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 06/02/2024

Başkan ... E-İmza

Üye ... E-İmza

Üye ... E-İmza

Katip ... E-İmza

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2022/527, K. 2024/109, T. 06.02.2024, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2022-527-e-2024-109-k-6bfe12a41ed2