İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2022/275 E. 2024/503 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2022/275
- Karar No
- 2024/503
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ T.C. ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2022/275 KARAR NO : 2024/503
DAVA : Markaya Tecavüzün ve Haksız Rekabetin Tespiti, Men'i, Kullanımın Önlenmesi DAVA TARİHİ : 26/07/2022 KARAR TARİHİ : 26/11/2024 KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 27/11/2024
Mahkememizde görülmekte olan Markaya Tecavüzün ve Haksız Rekabetin Tespiti, Men'i davasının yapılan açık yargılaması sonunda, DAVA: Davacı vekili dava dilekçesiyle; ... içerisinde ... sınırları içerisinde daha sonra ... olarak anılacak bölgede, 1967 yılında, bir sanayi bölgesi geliştirmek amacıyla müvekkil ... (“... Kooperatifi”) kurulduğunu, bu tarihten itibaren üyelerini sanayi ticaret ve yatırımcılıkla buluşturmak amaçlarıyla faaliyetler gerçekleştirmeye başlanmış olduğunu, davacı müvekkili ... (“... Vakfı”) da anılan organizasyon yapısı içerisinde bölgesel ve sektörel kalkınmayı sağlamak amacı ile müvekkil ... Kooperatifi tarafından 1993 yılında kurulmuş olduğunu, davacı müvekkilleri ... ve ... (“Müvekkiller”)’nin geçmişten günümüze çabaları ile ... 1997’de, ... statüsünü de kazanmış olduklarını, bu ...’nde makine imalat, metal işleme, elektrik-elektronik, iş makineleri, imalat ekipmanları, otomotiv, plastik-kauçuk, tıbbi araç gereçler ana başlıkları ve bunlarla sınırla olmamak üzere çok sayıda alanda üretim yapıldığını, geçmişten beri devam etmekte olan söz konusu üretim ve müvekkillerinin faaliyetleri sonucunda, müvekkilleri tarafından meydana getirilen “...” ibaresi tüm ülke çapında tanınır hale gelmiş olduğunu, müvekkillerinin de kuruldukları (1967 yılından) tarihten bu yana isimlerinin ve tanınmış markalarının esas unsuru olan “...” ibaresi ile anılmakta ve tüm faaliyetlerini “...” markası ile gerçekleştirdiklerini, bu doğrultuda Kooperatif tarafından 1967 yılından beri korunan “...” markası, öncelikle Kooperatif adına tescil edilmiş ardından da duyulan lüzum üzerine 2014 yılından itibaren Vakıf tarafından korunmaya devam etmiş olduğunu, “...” markası ... sayı ile müvekkili Vakıf adına tescilli olduğunu, davacı müvekkili ... Vakfı tarafından ... başvuru numarasıyla 14.07.2021 tarihinde ...’na (“Kurum”) tanınmış marka başvurusu yapılmış, 02.12.2021 tarihinde müvekkilinin tanınmış marka başvurusu Kurum tarafından kabul ve ilan edilmiş olduğunu, davacı müvekkili ... Vakfına ait “...” ibareli marka ve özelinde 9. sınıf -elektronikte kullanılan kablolar ve güç kaynakları- 30.06.2014 tarihinden bu yana usulüne uygun bir şekilde tescilli olduğunu, buna karşın davalıya ait “... ...” ibareli unvanın ticaret siciline tescilinin ise ancak 22.05.2019 tarihinde yapılmış olduğunu, aynı zamanda davalı şirketin, kendisine ait internet sitesinde “... Kablo” olarak anıldığını, bu nedenle davalının davacı müvekkiline ait markanın esas unsuru ile faaliyet göstermesi ve “... ...” ibareli ticaret unvanını kullanılmasının iltibasa neden olduğunu ve doğal sonucu olarak markanın tecavüzüne sebebiyet verdiğini, davacı müvekkiline ait markanın kapsadığı hizmetler ile aynı ve benzer sınıfta hizmetler veren davalıya ait şirketin, davacı müvekkiline ait marka ile iltibas oluşturmakta ve tecavüz ettiğini, davalının, müvekkilinin markasından haberinin olmamasının imkansız olduğunu, buna ek olarak kanunen basiretli bir tacir olduğu kabul edilen ve bu bağlamda hareket etmesi gerekli olan davalının, aleni ticaret ve marka sicilinde, daha da genelinde internette gerçekleştireceği kısa bir “...” ibaresi araştırmasıyla müvekkilinden ve müvekkilinin tanınmış markasından haberdar olabilecek konumda olduğunu, anılan sebeplerle, davalının “...” ismi iktisabının haksız ve kötüniyetli olduğunu, davalının, müvekkillerinin tanınmışlığından faydalanmak ve ticari çıkar sağlamak amacıyla ticaret unvanında “...” ibaresini kötüniyetli olarak iktisap etmiş olduğunu, • SMK’nın ilgili hükümleri uyarınca, davalıya ait şirket unvanında bulunan “...” ibaresinin, davacı müvekkiline ait tescil edilmiş tanınmış marka ile ayniyet derecesinde benzer olmasının, halk tarafından karıştırılma ihtimalinin bulunması nedeniyle ticaret sicilinden terkinine ve menine karar verilmesinin gerektiğini, SMK kapsamında markasal haklar bakımından sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğranacağı öngörülen sürenin beş yıl olduğunu, huzurdaki uyuşmazlık konusu olayda sessiz kalma süresinin dahi geçmemiş olmakla birlikte Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun, kötüniyetli tescil durumunda sessiz kalma süresi gözetilmeden her zaman terkin talep edilebileceğini hüküm altına almış olduğunu, müvekkillerine ait “...” ibaresi ve markası adını ... ilçesi sınırları içerisinde bulunan semtten değil; anılan semt, adını müvekkilerine ait “...” markasının büyüklüğü ve tanınmışlığı sayesinde müvekkillerinden aldığını iddia ederek; “...” markasına tecavüz ve haksız rekabet yaratan davalı mal veya ambalajları, stokları, tanıtıcı tabelaları, görselleri, iş ürünleri dahil tüm araç-gereç ve unsurlarının davalının ... adresinde bulunan işyeri dahil bununla sınırlı olmamak üzere davalının tüm işletmelerinden toplatılmasına, reklamlarının durdurulmasına, internet ortamında ve sosyal medyada ticari etki yaratacak şekilde alan adı, yönlendirici kod, anahtar sözcük veya benzeri kullanımının önlenmesine, “...” markasına tecavüz ve haksız rekabet yaratan davalının tüm işletmelerindeki tanıtıcı tabelaların indirilmesine, Davalının “...” markasıyla benzeşen tüm tanıtım unsurlarının (broşürler, logolar, kağıt ürünler dahil bunlarla sınırlı olmamak üzere) kullanımının durdurulmasına, davacının ilk tescil eden sıfatıyla unvanına ve akabinde tanınmış markası “...”e ayniyet derecesinde benzeyen ve ticari dürüstlüğe aykırı bir biçimde kullanılan davalı şirket ticaret unvanındaki “...” ibaresinin SMK ve atıf yaptığı TTK hükümleri gereğince kanuna uygun bir şekilde değiştirilmesine veya silinmesine, tecavüzün sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılmasına, bu unvanı taşıyan ticari emtiaların, belgelerin ve tabelaların kaldırılmasına ve imhasına, davalı şirket tarafından, davacının tanınmış markasına ayniyet derecesinde benzer ticaret unvanının ticari dürüstlüğe aykırı bir biçimde kullanımının SMK ve TTK hükümleri gereğince haksız rekabet niteliğinde olduğunun tespiti ve men’ine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı şirket vekili cevap dilekçesiyle; davacıların ileri sürdükleri tüm talepler bakımından zamanaşımı defi ve hakdüşürücü süre itirazlarının bulunduğunu, “...” markasına ilişkin tescil, sadece coğrafi unsur içerdiğinden, davacı tarafa tekel hakkı vermeyeceğini, aksinin kabulü halinde, ... bölgesinde ticaret yapan hiçbir gerçek veya tüzel kişinin, ticari faaliyette bulunamayacağını, 17 sektör ve 139 işkolunda, 6.500’den fazla işletmeyi barındıran bir ticaret bölgesinin isim hakkının tek başına davacı tarafın kullanımına özgülenmesinin kanunu, hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. YARGILAMA: Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalının ticaret unvanında geçen ... ibaresinin davacının marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil edip etmediği, ticaret unvanından ... ibaresinin terkin koşullarının oluşup oluşmadığı, davalı yönünden sessiz kalma yoluyla hak kaybı iddiasının yerinde olup olmadığı noktalarında toplandığı anlaşılmıştır. Davanın açılmasını müteakip tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, tescil ve başvuru dosyaları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip taraf vekillerine tahkikat ve yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır. Bilirkişi kurulunca düzenlenen RAPORDA ve EK RAPORDA özetle: A) Davacının Marka Hakkına Tecavüz Bakımından Değerlendirme 1. Davalının eylemlerinin davacının marka hakkına tecavüz teşkil ettiği, B) Davalının Ticaret Unvanının Terkini Bakımından Değerlendirme 1. Dava konusu ticaret unvanının faaliyet alanlarından raporun 4.2.1. bölümündeki kırmızı ve renk ile belirtilen faaliyetlerin davacının markasının kapsamında raporda kırmızı renk ile belirtilen mallar/hizmetlerin aynı/ aynı tür/ benzer/ilişkili olarak yer aldığı, davacıya ait marka ile davalının ticaret unvanı arasında görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik bulunduğu, dolayısıyla davacının markasının kapsamındaki raporda kırmızı renk ile belirtilen hizmetler bakımından karıştırılma ihtimali bulunduğu, 2. Davalıya ait dava konusu ticaret unvanından “...” ibaresinin terkin koşullarının oluştuğu, 3. Davalıya ait ticaret unvanının tescil tarihi ile dava tarihi arasındaki 3 yıl 2 aya yakın bir sürenin sessiz kalma yoluyla hak kaybı oluşması için yeterli olmadığı kanaatinde olmakla birlikte, sessiz kalma hususundaki değerlendirmenin mahkemenin takdirinde olduğu; bildirilmiştir. Bilirkişi kurulunca düzenlenen İKİNCİ EK RAPORDA özetle: Somut olayda, kök raporda, davalının ticaret unvanının markasal kullanımı neticesinde, davacının marka hakkına tecavüz edildiğinin tespit edildiği, dolayısıyla TTK madde 55/1-(a)-4 “Başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemler almak” hükmü gereğince davalının eylemlerinin haksız rekabet hükümleri kapsamında kaldığı değerlendirilmekle birlikte ... sayılı, 14.03.2022 tarihli kararında "...markaların kendi özel yasası niteliğindeki 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (mülga 556 sayılı Marka KHK) hükümleriyle korunması ve 6102 sayılı TTK’nın 55/1-a-4 maddesindeki düzenleme karşısında, Dairenin bu konudaki eski içtihatlarını sürdürme imkanı kalmadığından, Bölge Adliye Mahkemesince, davacının tescilli markasının benzerinin, tescil kapsamındaki ilaç emtiasında kullanılması şeklindeki davalı eyleminin TTK’nın 55/1-a-4.maddesi uyarınca aynı zamanda haksız rekabet teşkil ettiğine ilişkin gerekçesi yerinde görülmediğinden, hükmün bu kısım yönünden temyiz eden davalı yararına bozulması..." şeklindeki kararı karşısında somut uyuşmazlıkta, davacının ... sayılı markası yönünden haksız rekabet iddiası marka hakkına dayandığı, bu durumda davalı kullanımlarının TTK 55/1-a-4 maddesi gereğince aynı zamanda haksız rekabet teşkil edip etmeyeceği konusunda nihai takdir ve değerlendirmenin mahkemeye ait olduğu, bildirilmiştir. Bilirkişi raporlarının dosya kapsamı, taraf delilleri, marka kapsamları dikkate alınarak düzenlendiği, hüküm kurmaya yeterli incelemenin yapıldığı, raporun usul ve yasaya aykırı yönünün bulunmadığı, hukuki değerlendirme nihai olarak mahkememizce yapılacağından yeniden rapor alınmasını gerektirir yön bulunmadığı anlaşılmıştır. GEREKÇE: Tescilli bir markanın ait olduğu mal ve hizmetler bakımından sağladığı korumanın kapsamı ve sınırları 10.01.2017 tarihinde yürürlüğe giren 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) ile düzenlenmiştir. “Marka tescilinde nispi ret nedenleri ” başlığı altında düzenlenen 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesi ise; (1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir. (2) Ticari vekil veya temsilcinin, marka sahibinin izni olmaksızın ve haklı bir sebebe dayanmaksızın markanın aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerinin kendi adına tescili için yaptığı başvuru, marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir. (3) Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir. (4) ... Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi bağlamındaki tanınmış markalar ile aynı veya benzer nitelikteki marka başvuruları, aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından itiraz üzerine reddedilir. (5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir. (6) Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir. (7) Ortak markanın veya garanti markasının yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren üç yıl içinde yapılan, ortak marka veya garanti markasıyla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki hak sahibinin itirazı üzerine reddedilir. (8) Tescilli markanın yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren iki yıl içinde yapılan, bu markayla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki marka sahibinin itirazı üzerine bu iki yıllık süre içinde markanın kullanılmış olması şartıyla reddedilir. (9) Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir." şeklindedir. Bu düzenleme uyarınca getirilen yaptırımın iki koşulun bir arada bulunması hâlinde uygulanacağı görülmekte olup, bunlardan birincisi tescil başvurusu yapılan markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynı ya da benzer olması, ikincisi ise; her iki markanın da kapsadığı mal veya hizmetlerin aynı ya da benzer olmasıdır. Ayrıca, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin 1. fıkrasında geçen "halk tarafından karıştırılma ihtimali" konusunda ölçünün; bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, tüketici olan halk olduğunun göz önünde tutulması gerekmektedir. Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus, halkın bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde herhangi bir sebeple bağlantı kurma, ilişkilendirme ihtimalidir. Buradaki “ihtimal” kelimesi özenle ve özellikle kullanılmış bir kelime olup, ..., ses, anlam, genel görünüm, çağrışım ve bir seri içinde bulunma izlenimi bu kapsamda değerlendirilmektedir. Hatta markalar arasında birçok noktada fark bulunduğu tespit edilse bile “umumi intiba” ikisinin karıştırılabileceği yönünde ise, iki işaret arasında karıştırma ihtimalinin bulunduğu kabul edilmelidir (...). Bir başka anlatımla, "iltibas tehlikesi" görsel, biçimsel, anlamsal, işitsel benzerlikler, çağrıştırma, bir bütün olarak uyandırdığı toplu kanaat, malın veya hizmetin hitap ettiği alıcı grubunun toplumsal düzeyi ve durumu, markayı taşıyan malın değeri ve alıcının bu malı almaya ayırdığı zaman, markanın esas unsurları ve tamamlayıcı unsurları, karşılaştırılan işaretler arasındaki benzerlik, telaffuz, anlam veya biçimden, işaretlerin toplu olarak bıraktığı izlenimden, seri içine girmekten veya başka bir çağrışımdan kaynaklanabilir. Yine halkın, karşılaştırılan işaretler arasında herhangi bir şekilde “bağlantı” kurabilmesi de benzerlik bulunduğunu kabul etmek için yeterli olmaktadır. Ancak burada 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin (5) numaralı fıkrasının hatırlatılması da gereklidir. Zira tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği durumlarda, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu daha önce yapılmış bir marka sahibinin itirazı üzerine, farklı mal veya hizmetlerde kullanılacak olsa bile, sonraki markanın tescil başvurusu ret edilebilecektir. Tanınmış marka kavramı yerleşik Yargıtay içtihatlarında “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım olarak” ifade edilmiştir. 6769 Sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu 7. Maddesine göre: (1) Bu Kanunla sağlanan marka koruması tescil yoluyla elde edilir. (2) Marka tescilinden doğan haklar münhasıran marka sahibine aittir. Marka sahibinin, izinsiz olarak yapılması hâlinde, aşağıda belirtilen fiillerin önlenmesini talep etme hakkı vardır: a) Tescilli marka ile aynı olan herhangi bir işaretin, tescil kapsamına giren mal veya hizmetlerde kullanılması. b) Tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılması. c) Aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde olmasına bakılmaksızın, tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle markanın itibarından haksız bir yarar elde edecek veya itibarına zarar verecek veya ayırt edici karakterini zedeleyecek nitelikteki herhangi bir işaretin haklı bir sebep olmaksızın kullanılması. (3) Aşağıda belirtilen durumlar, işaretin ticaret alanında kullanılması hâlinde, ikinci fıkra hükmü uyarınca yasaklanabilir: a) İşaretin, mal veya ambalajı üzerine konulması. b) İşareti taşıyan malların piyasaya sürülmesi, teslim edilebileceğinin teklif edilmesi, bu amaçlarla stoklanması veya işaret altında hizmetlerin sunulması ya da sunulabileceğinin teklif edilmesi. c) İşareti taşıyan malın ithal ya da ihraç edilmesi. ç) İşaretin, teşebbüsün iş evrakı ve reklamlarında kullanılması. d) İşareti kullanan kişinin, işaretin kullanımına ilişkin hakkı veya meşru bağlantısı olmaması şartıyla işaretin aynı veya benzerinin internet ortamında ticari etki yaratacak biçimde alan adı, yönlendirici kod, anahtar sözcük ya da benzeri biçimlerde kullanılması. e) İşaretin ticaret unvanı ya da işletme adı olarak kullanılması. f) İşaretin hukuka uygun olmayan şekilde karşılaştırmalı reklamlarda kullanılması. (4) Markanın sahibine sağladığı haklar, üçüncü kişilere karşı marka tescilinin ya-yım tarihi itibarıyla hüküm ifade eder. Ancak marka başvurusunun Bültende yayımlanmasından sonra gerçekleşen ve marka tescilinin ilan edilmiş olması hâlinde yasaklanması söz konusu olabilecek fiiller nedeniyle başvuru sahibi, tazminat davası açmaya yetkilidir. Mahkeme, öne sürülen iddiaların geçerliliğine ilişkin olarak tescilin yayımlanmasından önce karar veremez. (5) Marka sahibi, üçüncü kişiler tarafından dürüstçe ve ticari hayatın olağan akışı içinde, markasının aşağıda belirtilen biçimlerde kullanılmasını engelleyemez: a) Gerçek kişilerin kendi ad veya adresini belirtmesi. b) Malların veya hizmetlerin türüne, kalitesine, miktarına, kullanım amacına, değerine, coğrafi kaynağına, üretim veya sunuluş zamanına ya da diğer niteliklerine ilişkin açıklamalarda bulunulması. c) Özellikle aksesuar, yedek parça veya eşdeğer parça ürünlerinde, malın ya da hizmetin kullanım amacının belirtilmesinin gerekli olduğu hâllerde kullanılması. 6769 Sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu 29. Maddesine göre, (1) Aşağıdaki fiiller marka hakkına tecavüz sayılır: a) Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı 7 nci maddede belirtilen biçimlerde kullanmak. b) Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit etmek. c) Markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markanın taklit edildiğini bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde tecavüz yoluyla kullanılan markayı taşıyan ürünleri satmak, dağıtmak, başka bir şekilde ticaret alanına çıkarmak, ithal işlemine tabi tutmak, ihraç etmek, ticari amaçla elde bulundurmak veya bu ürüne dair sözleşme yapmak için öneride bulunmak. ç) Marka sahibi tarafından lisans yoluyla verilmiş hakları izinsiz genişletmek veya bu hakları üçüncü kişilere devretmek. (2) 19 uncu maddenin ikinci fıkrası hükmü tecavüz davalarında def’i olarak ileri sürülebilir. Bu durumda kullanıma ilişkin beş yıllık sürenin belirlenmesinde dava tarihi esas alınır. 6102 sayılı TTK'nın 52 nci maddesine göre, (1) Ticaret unvanının, ticari dürüstlüğe aykırı biçimde bir başkası tarafından kullanılması hâlinde hak sahibi, bunun tespitini, yasaklanmasını; haksız kullanılan ticaret unvanı tescil edilmişse kanuna uygun bir şekilde değiştirilmesini veya silinmesini, tecavüzün sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılmasını, gereğinde araçların ve ilgili malların imhasını ve zarar varsa, kusurun ağırlığına göre maddi ve manevi tazminat isteyebilir. Maddi tazminat olarak mahkeme, tecavüz sonucunda mütecavizin elde etmesi mümkün görülen menfaatinin karşılığına da hükmedebilir. (2) Mahkeme, davayı kazanan tarafın istemi üzerine, giderleri aleyhine hüküm verilen kimseye ait olmak üzere, kararın gazete ile yayımlanmasına da karar verebilir. Markaya tecavüz dolayısıyla uğranılan "manevi zarar" ise KHK'da başkaca bir hüküm bulunmadığından borçlar Kanunun 49. Maddesindeki şartlar dairesince tanzim edilir. Markaya tecavüz, çoğunlukla bir kişinin ticari itibarının zedelenmesine sebebiyet verir. Manevi tazimanata hükmedilebilmesi için failin kusuru gerekmekle birlikte, kusurun ağırlığı herhangi bir rol oynamaz. Markaya tecavüz halinde kişilik değerlerinden biri olan ticari itibarda vukua gelen kayıpları karşılamak için manevi tazminat isteyebilir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda “haksız rekabet”in açık tanımı bulunmamakta, 54/2. Maddede “Rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır.” denilmekte ve 55. Maddede tahdidi olmamak üzere, “hangi hallerin haksız rekabet teşkil ettiği” belirtilmektedir. Buna göre 55/1-a-(4) bendi; “Başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemler almak” şeklindeki ifadesi ile başkasının markasını kullanmayı haksız rekabet olarak değerlendirmektedir. Bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde;
Örnek Davacı Markası Davalının Kullanımları
...
Tüm dosya kapsamına göre: davacıya ait ... +... ibareli markanın 01- (... - 09 - ...) - 43.sınıflarda 03.06.2015 tarihinden itibaren davacı adına tescilli olduğu, davalıya ait olan ... uzantılı alan adında yapılan incelemeler neticesinde, ürünleri arasında özel üretim kabloları, kontrol kabloları, halojen kablolar, alümünyum kablolar, pabuç ve yüzük grubu, şalt ürünleri, tesisat kabloları, yeraltı kabloları, zayıf akım kabloları, zırhlı kablolar, ... ekipmanlarının yer aldığının tespit edildiği, davalının kullanımıyla benzerliği tespit edilen sınıfın davacının tescilli markası kapsamında yer alan 09. Sınıf Elektrik enerjisini iletim, dönüştürme, depolama kontrol cihazları ve araçları (elektrik, elektronikte kullanılan kablolar ve güç kaynakları; piller, aküler dahil). malları olduğu, ayrıca davalıya ait internet sitesi içerisinde “...” ibaresinin davalı tarafından markasal olarak kullanıldığı; şöyle ki; davalının kullanımına konu “... ...” ibareli işaretin, lacivert renkte, büyük harflerle “...” ibaresi, bu ibarenin hemen altında daha küçük punto ile davalının kullanımlarına konu mallar bakımından ayırt edici niteliğe haiz olmayan “...” ibaresi ile kablo şekillerinin yer aldığı karma bir marka olduğu, davacının “...” ibareli markasının, kırmızı renkte “...” ibaresi ile “O” harfini çevreleyen geometrik şekillerin yer aldığı karma marka olduğu, hem davalının kullanımına konu işaretin hem de davacının redde gerekçe markasının esas unsurlarının “...” ibaresi olduğu; ... ibaresi davacı tarafından 1993 yılından itibaren kullanıldığı, sonrasında büyüklüğü ve bilinirliği nedeniyle bir semt adı olarak toplum tarafından kullanılmaya başlandığı; dolayısıyla, “...” ibaresi önceden adı verilen coğrafi bir yer olmadığı, aksine davacı tarafından kurulan sanayi sitesinin adının bilinirliği neticesinde bu adın sanayi sitesinin bulunduğu semte de sonradan verildiğinin tespit edildiği, bu açıklamalar kapsamında; davalının kullanımına konu işaret ile davacı markası görsel, işitsel ve kavramsal olarak incelendiğinde; davalının kullanımına konu işaret ile davacıya ait marka, işaretlerdeki esas unsurların aynı olması, davacının markasında ve davalının kullanımında yer alan diğer ibarelerin ikincil planda kalacağı, dolayısıyla bu ibarelerin mevcudiyetinin işaretleri farklılaştırmaya yeterli olmayacağı hususları birlikte değerlendirildiğinde, davalının kullanımına konu “... ...” ibaresi ile davacıya ait marka arasında marka işaretleri bakımından işitsel, görsel ve kavramsal olarak karıştırılmaya yol açacak düzeyde bir benzerlik bulunduğu; davalının kullanımına konu olan “özel üretim kabloları, kontrol kabloları, halojen kablolar, alümünyum kablolar, pabuç ve yüzük grubu, şalt ürünleri, tesisat kabloları, yeraltı kabloları, zayıf akım kabloları, zırhlı kablolar, ... ekipmanları”nın davacının markasının kapsamında yer alan “Elektrik enerjisini iletim, dönüştürme, depolama kontrol cihazları ve araçları (elektrik, elektronikte kullanılan kablolar ve güç kaynakları; piller, aküler dahil).” malları ile aynı/aynı tür/benzer olduğu; tüm bu olgular kapsamında davalı kullanımlarının davacının marka hakkına tecavüz ettiği ve haksız rekabet oluşturduğu anlaşılmıştır. Davalının Ticaret Unvanının ... olduğu, davacıya ait tecavüze konu markanın ... ibaresine ilişkin olduğu, davacıya ait markadaki ... ibaresinin dava konusu ticaret unvanı ile görsel işitsel ve kavramsal olarak karıştırılmaya yol açabilecek derecede benzer olduğu, dava konusu ticaret unvanının faaliyet alanları ile davacıya ait markanın kapsamındaki emtilarının benzer alıcı kitlesine hitap ettiği, benzer ihtiyaçları karşıladığı, bazılarının birbirleri yerine ikame ya da tamamlayıcı ürün ya da hizmet oldukları, dağıtım kanallarının ortak olduğu hususları dikkate alındığında, belirtilen faaliyet alanlarının söz konusu markalardaki belirtilen hizmetlerle aynı/aynı tür/benzer/ilişkili olarak yer aldığı; tüketicinin taraf markalarını/ticaret unvanını aynı/benzer/ilişkili hizmetler üzerinde gördüğünde ya da işittiğinde, önceden bildiği ve tanıdığı davacıya ait marka ile davalının ticaret unvanını birbiri ile ilişkilendirme ihtimalinin bulunması, ortalama tüketicilerin davacı markasından edindiği izlenimi davalı unvanına aktarabilecek olması, tüketicinin karşı karşıya kaldığı marka ve unvanın aynı iktisadî veya idarî kaynağa ait olduğu yanılgısına düşebilecek olması karşısında, birbiri ile karıştırılma tehlikesi bulunması nedeniyle, somut olay bakımından davacıya ait marka ile davalıya ait ticaret unvanı arasında karıştırılma ihtimali bulunduğu; bu durumda davalıya ait dava konusu ticaret unvanından “...” ibaresinin terkin koşullarının oluştuğu, Davalıya ait dava konusu ticaret unvanı 20.05.2019 tarihinde tescil edildiği ve eldeki davanın 26.07.2022 tarihinde açılmış olması karşısında, tescil tarihi ile dava tarihi arasında yaklaşık 3 yıldan 2 ay kadar bir süre bulunduğu, davalıya ait ticaret unvanının tescil tarihi ile dava tarihi arasındaki 3 yıl 2 aya yakın bir sürenin sessiz kalma yoluyla hak kaybı oluşması için yeterli olmadığı; kabul edilmiş ve açıklanan nedenlerle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi açıklandığı üzere: 1- “...” markasına tecavüz ve haksız rekabet yarattığı anlaşılan ... esas unsurlu davalı mal veya ambalajları, stokları, tanıtıcı tabelaları, görselleri, iş ürünleri dahil tüm araç-gereç ve unsurlarının davalının... adresinde bulunan işyeri dahil bununla sınırlı olmamak üzere davalının tüm işletmelerinden toplatılmasına, reklamlarının durdurulmasına, internet ortamında ve sosyal medyada ticari etki yaratacak şekilde alan adı, yönlendirici kod, anahtar sözcük veya benzeri kullanımının ÖNLENMESİNE, 2- “...” markasına tecavüz ve haksız rekabet yaratan ... esas unsurlu davalının tüm işletmelerindeki tanıtıcı tabelaların indirilmesine, 3- Davalının “...” esas unsurlu tanıtım unsurlarının (broşürler, logolar, kağıt ürünler dahil bunlarla sınırlı olmamak üzere) kullanımının durdurulmasına, 4- Davacının unvanı ve markası “...” ile iltibas oluşturan ve markasal kullanımı haksız rekabet oluşturan davalı şirket ticaret unvanındaki “...” ibaresinin silinmesine, tecavüzün sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılmasına, bu unvanı taşıyan ticari emtiaların, belgelerin ve tabelaların kaldırılmasına ve imhasına, 5- Davalı şirket tarafından ticaret unvanının markasal kullanımının haksız rekabet niteliğinde olduğunun tespiti ve men’ine, 6- Dava açılırken alınan peşin maktu karar ilam harcı yeterli olduğundan ve yeniden değerleme oranı nedeniyle ortaya çıkan güncel peşin harca denk olduğundan, denk olan harcın güncel olan harca tamamlanması mülkiyet hakkı ihlali olacağından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, 7-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 40.000,00-TL ücreti vekâletin davalıdan alınarak davacılara verilmesine, 8-Davacının yapmış olduğu ve aşağıda dökümü gösterilen 5.633,90-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine, 9-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen yatırana iadesine (HMK m.333), Dair verilen karar, hazır olan taraf vekillerinin yüzüne karşı, tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık yasal süre içinde Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere açıkça okunup, usulen anlatıldı. 26/11/2024
Katip ... Hakim ... e-imzalıdır e-imzalıdır
MASRAF DÖKÜMÜ İLK MASRAF : 172,90-TL GİDER AVANSI :5.461,00-TL TOPLAM :5.633,90-TL