Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2024/1370 E. 2026/1508 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2024/1370
- Karar No
- 2026/1508
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2024/1370 Esas
KARAR NO : 2026/1508
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 2. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
TARİHİ: 21/09/2023
NUMARASI : 2021/47 E. - 2023/191 K.
DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 01/10/2026
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü :
DAVA DİLEKÇESİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu ve diğer mevzuat hükümleri kapsamında ileri sürebilecekleri diğer tüm talepleri saklı kalmak kaydıyla, ... nezdinde kayıtlı ... tescil numaralı ... ..., ... tescil numaralı ... ..., ... tescil numaralı ... ... ibareli markaların hükümsüzlüğü, marka tescillerinin iptali ve sicilden terklerini ile işbu markaların üçüncü şahıslara devrinin tedbiren durdurulması ve ... sicilinde şerh ettirilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili Karşı Dava dilekçesinde özetle: 6769 sayılı SMK m.25 ve devamında markanın hükümsüzlük halleri ve hükümsüzlük talebi düzenlenmiş olup, yasanın 5 inci veya 6 ncı maddesinde sayılan hâllerden birinin mevcut olması hâlinde mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verileceği hüküm altına alındığını, somut olayda hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ettikleri “...” esas unsurlu dört adet marka.... Hizmet sınıfının “eğitim ve öğretim hizmetleri” alt sınıfında tescillidir. Ancak “...” kelimesi özellikle 41. Hizmet sınıfının “eğitim ve öğretim hizmetleri” alt sınıfında tanımlayıcı nitelikte olup marka ayırt ediciliğinden uzak olduğunu, özellikle hükümsüzlüğünü talep etmiş oldukları ..., ..., ... başvuru numaralı markalarda “...” ibaresinin herhangi bir ek ya da ayırt edici şekil unsurunun bulunmadığını, ... başvuru numaralı markada ise her ne kadar bir kısım ekler bulunsa da bunlar ayırt edicilikten uzak genel ibareler olduğunu, bu nedenle bahse konu marka bir bütün olarak incelendiğinde de bahse konu ekler markaya herhangi bir ayırt edicilik kazandırmadığını, ... başvuru numaralı ... logolu, ... başvuru numaralı ... Logolu markalarının da standart büyük harflerle, tek renkte yazılmış, başkaca herhangi bir unsur içermeksizin ... kelimesi ile oluşturduklarını, ayrıca söz dizimi olarak da sıra dışı bir şekilde bir araya getirilmediklerini, aynı şekilde davacı/karşı davalı yanın diğer iki markası olan ve kelime + şekilden oluşan ... başvuru numaralı ... logolu, ... başvuru numaralı ..., logolu markalarında şekil ve kelime unsurları sıra dışı bir şekilde bir verilmediğini, davacı/karşı davalı yanın kelime + şekil markalarının da esas unsurunun tescilli olduğu sınıftaki mal ve hizmet bakımından sayılmayan “...” kelimesi olduğu, logoda yer alan şekillerin de markaya ayırt edin, davacı/karşı davalı yanın markalarının herhangi bir şekilde özgün dizayn, renk ve kompozisyondan oluşmadığı sabit olduğundan İlgili markaların hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerektiğini, ayrıca “...” ibaresi “eğitim ve öğretim hizmetleri” alt sınıfında tanımlayıcı nitelikte bir işaret olduğunu, davacı/karşı davalı yan ilk olarak Kurum nezdinde ... başvuru numaralı “... ... LİSESİ ...” ibareli ... ... Lisesi logolu markanın tescilini sağladığını, ancak takip eden süreçte markasına herhangi bir ek ya da ayırt edici unsur kazandırmaksızın salt “...” ibaresi ile yine “eğitim ve öğretim hizmetleri” alt sınıfında belirli tarih aralıkları ile aynı isim ve şekil unsuru ile marka başvuruları yapmaya başladığını, bahse konu marka başvurularındaki marka isimleri, şekil unsurları ve tescile konu hizmet sınıfları birebir aynı olduğunu, davacı/karşı davalı adına tescilli olan ve yukarıda ayrıntıları verili markaların hükümsüzlüğü yönündeki taleplerinin kabul edilmemesi halinde, bu kez davacı/karşı davalı adına tescilli ..., ..., ... başvuru numaralı markalarının 6769 sayılı SMK.26/1-a ve m.9/1 gereği iptaline karar verilmesi gerektiğini, ... tarafından 08.06.2018 tarihinde verilen bahse konu kararda; ilgili markanın yayım kararına karşı davacı/karşı davalı tarafından itiraz edildiği, bu itiraz üzerine müvekkiller tarafından kullanım ispatı talebinde bulunulduğu, buna rağmen davacı/karşı davalı tarafından sunulan delillerin itiraza dayanak olan markaların yasanın aradığı şartlara uygun şekilde kullanıldığını ispatlamaktan uzak olduğu, bu nedenle de davacı/karşı davalı tarafından yapılan yayım kararına itirazın reddedildiğinin ifade edildiğini, davacı/karşı davalı yan da bahse konu Kurum kararına karşı herhangi itirazda bulunmamış olup, davacı/karşı davalının adına tescilli ..., ..., ... başvuru numaralı markaları kullanmadığı hususunun kesinleştiğini belirterek; Öncelikle davacı/karşı davalı yan adına tescilli ..., ..., ... ve ... başvuru numaralı markaların üçüncü şahıslara devrinin engellenmesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesine ve bu kararın Türk Patent ve Marka Kurumu siciline şerh edilmesine, Öncelikle 6769 sayılı SMK m.25 vd. uyarınca davacı/karşı davalı yanın ..., ..., ..., ... başvuru numaralı markalarının tescilli bulunduğu tüm Mal ve hizmet sınıfları bakımından HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE, Mahkemeniz aksi kanaatte ise bu kez 6769 sayılı SMK m.26/1-a vd. uyarınca davacı/karşı davalı yanın ..., ..., ... başvuru numaralı markalarının tescilli bulunduğu tüm mal ve hizmet sınıfları bakımından İPTALİNE, Hükümsüzlük ve/veya iptal kararı verilen davacı/karşı davalı adına tescilli dava konusu markaların 6769 sayılı SMK m.27/7 uyarınca Türk Patent ve Marka Kurumu sicilinden terkinine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP DİLEKÇESİ:
Davacı/Karşı Davalı Vekilinin Karşı Davaya Cevap Dilekçesinde; Davalı tarafın markalarının hükümsüz kılınmayıp da, müvekkil şirketin markasının ayırt edici olmadığı gerekçesiyle hükümsüz kılınmasının mümkün olmadığını, zira taraf markalarının asli unsuru aynı kelime olduğunu, yani ..., davalı adına tescil edilen hükümsüzlükleri ve iptalleri talep edilen markaların kullanıldığı öne sürülen logolar, huzurdaki davadan bağımsız olmakla birlikte, tescilli olduğunu iddia ettiği “... ...” markasında yer alan logonun hükümden düşmüş bir markada yer aldığına dikkat edilecek olursa logonun ayırt edici olup olmamasının da bir önemi olmadığını, davalı gerçeğe uygun olmayan bir algı yaratmaya çalışmıştır çünkü örnek verilen “... ...” hükümden düşmüş bir markadır ve davanın asıl konusu olan “... ...”, “... ...” ve “... ...” markalarına dayanak gösterilmesi söz konusu olamayacağını, davalı-Karşı Davacının müvekkil şirketin markaları için 6769 sayılı SMK'nın 5/1-a-b-c-d- f maddeleri uyarınca hükümsüzlüğünü talep etmesinin, davalının kendi markalarının hükümsüzlüğü için verilecek kararın uzatılması ve davanın yokuşa sürülmesi için yapılmış bir ifa olduğunu, davalı-Karşı Davacının 41.sınıfta haksız ve hukuka aykırı olarak tescil ettirmiş olduğu “... ...”, “... ...” ve “... ...” markalarını tescil ettirdiği şekilden çok uzak bir şekilde kullanması KÖTÜ NİYET DEĞİL DE NEDİR müvekkil şirketin 1998 yılından 2018 yılına kadar geçen 20 yılda toplam 5 adet ... ibareli marka başvurusunda bulunduğu ve bunların 4 tanesinin A1.sınıftaki “Eğitim ve öğretim hizmetleri.” için tescil edildiği gerçeği apaçık ortada iken; Davalı-Karşı Davacı ve yönetim kurulu başkanı olduğu şirketler tarafından 2013 yılından huzurdaki davanın açılmasını takiben işbu dilekçenin yazıldığı gün itibariyle geçen 8 yılda toplam 35 adet ... ibaresini içeren marka tescil başvurusunda bulunduğu ve bunların sadece dava konusu olan 3 adet marka dışında hiçbirinin 41.sınıftaki “Eğitim ve öğretim hizmetleri.” için TESCİL EDİLMEDİĞİ gerçeği tamamen kötü niyetlidir Müvekkil şirket adına tescilli ... markalarının kullanmama nedeniyle iptaline yönelik talepler ile ilgili olarak; her ne kadar kabul anlamına gelmemek kaydıyla, bir an için 98 016618, 2007 54287, 2009 51335 tescil numaralı ... esas unsurlu marka tescillerinin SMK madde 26/1-a uyarınca iptaline karar verildiği düşünülecek olsa dahi, müvekkil şirket adına 2018 38605 numara ile tescilli ... markasının iptali SMK'nın 26/1-a uyarınca söz konusu edilemeyeceğini, yasalar uyarınca 2018 38605 numara ile tescilli ... markasına tanınan 5 yıllık kullanım süresi 2025 yılında sona ereceğini belirterek; Davalı-Karşı Davacı tarafın haksız davasının tümüyle REDDİNE, 3. 6769 sayılı SMK'nın madde 25 ve diğer ilgili maddeler uyarınca, Davalı adına kötü niyetli tescil edilen ..., ..., ... tescil numaralı ... ..., ... ..., ... ... ibareli markalarının tüm mal ve hizmetler yönünden HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE ve 6769 sayılı SMK'nın madde 27/7 uyarınca Türk Patent ve Marka Kurumu sicilinden TERKİNİNE, Hükümsüzlük yönünden aynen ve tümüyle kabul edilmemesi halinde; 6769 sayılı SMK'nın madde 26/1-a ve diğer ilgili maddeler uyarınca, Davalı adına ..., ..., ... tescil numaraları ile tescilli ... ..., ... ..., ... ... ibareli markaların tescilli bulundukları tüm mal ve hizmetlerden yönünden İPTALİNE ve 6769 sayılı SMK'nın madde 27/7 uyarınca Türk Patent ve Marka Kurumu sicilinden terkinine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:
İlk Derece Mahkemesince;
"Asıl dava yönünden davanın KISMEN KABULÜ ile,
1-Davalı adına tescilli ..., ...ve ... sayılı markaların tescilli olduğu 41. Sınıftaki eğitim ve öğretim hizmetleri bakımından kısmen HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE,
2-Karşı dava yönünden davanın kısmen kabul kısmen reddi ile karşı davalı adına tescilli ... numaralı markalar için açılan hükümsüzlük davasının REDDİNE, ... sayılı markanın HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE,
3-Karşı dava yönünden karşı davalı adına tescilli ... numaralı markaların kullanılmama nedeniyle iptaline" karar verilmiştir.
İSTİNAF:
Davalı/karşı davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; esas dava bakımından kullanım ispatı definin mahkemece dikkate alınmadığını, davacı/birleşen davalının SMK m. 25/7 ve m. 19/2 uyarınca markalarını kullandığını ispat edemediğini, bilirkişi raporunda da ... numaralı markaların 5 yıllık yasal süre içerisinde Türkiye'de ciddi biçimde kullanılmadığının ortaya konulduğunu, İstanbul Valiliği İl... Müdürlüğünün 15.05.2023 tarihli müzekkere cevabında okulun 2013 yılında Doğa ... olarak başka bir firmaya devredildiğinin ve davacının 2013 yılından bu yana markaları kullanmadığının ispatlandığını, davacının süresinde sunulmayan delillere dayandığını, fatura tarihlerinin 2004-2012 yıllarına ait olup son beş yıllık kullanımın gösterilmediğini, SMK m. 25/6 uyarınca davacının birbirini izleyen beş yıl boyunca sessiz kalarak dava hakkını kaybettiğini, bilirkişi ücretinin davacı tarafından yatırılmamasına rağmen esas dava yönünden aleyhe değerlendirme yapılmasının hukuka aykırı olduğunu, tarafların markaları arasında aynılık veya ayırt edilemeyecek derecede benzerlik bulunmadığını, müvekkilinin markalarının '... ...', '... ...' ve '... ...' şeklinde ayırt edici unsurlara sahip olduğunu, davacının markalarının 41. sınıfta eğitim ve öğretim hizmetlerinde tanımlayıcı ve koruması zayıf işaretlerden oluştuğunu, davacının ... numaralı markası dışındaki diğer markaları yönünden de davanın reddi yerine kısmen kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılarak esas davanın reddine ve karşı davanın tümden kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı/karşı davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece verilen kararın hatalı olduğunu, davalının ... ibaresi yanına farklı ibareler koymak suretiyle tescil talebinde bulunmasının tek başına kötü niyetli olarak değerlendirilemeyeceği gerekçesiyle kötü niyetli tescil talebi yönünden asıl davanın kısmen reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, kötü niyetin ispatı için hile veya aldatma aranmadığını, ticaret hayatında benzer markanın varlığının bilinmesinin yeterli olduğunu, müvekkili şirketin tescilli ... markasını içeren onlarca benzer marka tescil başvurusunun ... nezdinde reddedildiğini, davalının müvekkili şirketin markalarından habersiz olmasının imkansız olduğunu, amaçlarının rakip görülen müvekkili şirketi yıldırmak ve markaların ticari itibarından faydalanmak olduğunu, davalının 41. sınıfta eğitim ve öğretim hizmetleri için 19 kez benzer marka tescil başvurusunda bulunduğunu, başvuru tarihlerinde ... ..., ... ... ve ... ... ibareli markaların asıl davalı tarafından kötü niyetle tescil edildiğinin aşikar olduğunu, öte yandan karşı davanın kısmen kabulü ile müvekkil şirketin ... numaralı markalarının 5 yıllık yasal süre içerisinde Türkiye'de ciddi biçimde kullanılmadığı gerekçesiyle iptaline ve ... numaralı marka bulunmasına rağmen ... numaralı markanın tescil ettirilmesinin kötü niyetli tescil olduğu gerekçesiyle hükümsüzlüğüne karar verilmesinin son derece hatalı olduğunu, müvekkili şirketin ... markasını 1968 yılından itibaren anasınıfı, ilköğretim, ortaokul ve lise düzeyindeki eğitim sürecinin her aşamasında aktif olarak kullandığını, dosyaya sunulan 1968 tarihli kuruluş yönetmeliği, izin belgeleri, ticaret sicil gazeteleri, tapu senedi, marka tescil belgeleri, ruhsatlar, tanıtım broşürleri, öğrenci faturaları, kira protokolü, gazete haberleri ve internet Sitesi görselleri ile markanın uzun yıllardır yoğun ve yaygın şekilde kullanıldığının ispatlandığını belirterek kararın müvekkili şirket lehine kaldırılmasını, asıl davanın tümüyle kabulü ile ... ..., ... ... ve ... ... markalarının tümüyle hükümsüzlüğüne karar verilmesini, karşı dava yönünden verilen hükmün kaldırılması ve karşı davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAFA CEVAP:
Davalı/ karşı davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin aktif olarak kullandığı markasının tescili için Kurum nezdinde başvuruda bulunmasının ve markasının tescil edilmesinin kötü niyetli olduğunu göstermediğini, müvekkilin yönetim kurulu başkanı olduğu ... eğitim kurumu adına 2017/24646 başvuru numaralı "... ..." sözcük unsurlu, şekil unsurlu marka başvurusunda bulunduğunu, davacı yanın yayım kararına yönelik itirazlarının reddedildiğini ve markanın 41. hizmet sınıfının eğitim ve öğretim hizmetleri alt sınıfı dahil başvuruya konu tüm sınıflar bakımından tesciline karar verildiğini, davacının iddiasının aksine müvekkilin davaya konu markalarının tescilinde kötü niyetli hareket etmediğini, davacı taraf adına tescilli "..." esas unsurlu markaların özellikle 41. hizmet sınıfının eğitim ve öğretim hizmetleri alt sınıfında tanımlayıcı nitelikte ve koruması zayıf markalar olduğunu, müvekkilin tescilli ve davaya konu olan veya olmayan bütün markalarının bir bütün olarak ayırt edici olduğunu ve sektördeki yoğun çalışma ve faaliyetleri sonucu güçlü bir ayırt edicilik kazandığını, davacının markalarını kullanmadığının Yerel Mahkeme gerekçeli kararı, 04.11.2022 tarihli bilirkişi raporu ve dosyadaki müzekkere cevapları ile sabit olduğunu, davacının sektörde herhangi bir tanınırlığı ve itibarı olmadığını, müvekkili ile rekabet edecek bir faaliyeti bulunmadığından müvekkilin davacı markalarından yarar elde etmesinin mümkün olmadığını, davacının kötü niyetli tescil talebi yönünden asıl davanın reddine ve karşı dava bakımından davacının ... başvuru numaralı markasının hükümsüzlüğüne karar vermesinin yerinde olduğunu, ancak davacının ..., ... ve ... başvuru numaralı markalarının iptaline karar verilmişse de bu markaların öncelikle hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerektiğini, "..." kelimesinin özellikle 41. hizmet sınıfının eğitim ve öğretim hizmetleri alt sınıfında tanımlayıcı nitelikte olup ayırt edici olmadığını, bilirkişi raporunda ... ve ... ve... nolu markaların tescilli olduğu eğitim ve öğretim hizmetlerinde ayırt edici niteliği bulunmadığından hükümsüzlüğüne ve ayrıca son 5 yıl içinde ciddi anlamda markasal olarak kullanılmadığı tespit edildiğinden iptaline karar verilmesi gerektiğini,
markaların hükümsüzlüğüne karar verilmemesinin TTK m. 54 ve devamı uyarınca haksız rekabete yol açacağını, davacının markalarını 2013 yılından bu yana kullanmadığının ispatlandığını, davacının markalarını kullandığına ilişkin ispata elverişli hiçbir delil sunmadığını, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesinin 2021/844 E. 2021/835 K. sayılı 12.07.2021 tarihli kararı ile de davacının işbu davaya gerekçe gösterdiği markalarını kullanmadığının tespit edildiğini ve istinaf taleplerinin reddedildiğini belirterek davacı tarafın istinaf başvurusunun reddini, kararının müvekkili lehine kaldırılarak esas davanın reddini ve karşı davalarının tümden kabulünü talep etmiştir.
Davacı/karşı davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davalı tarafın haksız ve mesnetsiz istinaf başvurusunun reddine karar verilmesi gerektiğini, müvekkili şirketin ... markasını 1968'den dava tarihine kadar kullanımına ilişkin olarak Dairesi’nin 02 Ekim 1968 tarih ve 259 sayılı İstanbul ... ... Ana ve İlkokulu Kuruluş Yönetmeliğinin Kabulü ile İstanbul ... ... İlkokulu Yönetmeliği'nin sunulduğunu, ... ..., ... ..., ... ... ibareli markaların asıl davalı tarafından kötü niyetle tescil edildiğini, davalının 41. sınıfta eğitim ve öğretim hizmetleri için 19 kez ... markasını içeren benzer marka tescil başvuruları yaptığını, müvekkili şirketin itirazlarının ... tarafından haklı bulunduğunu, müvekkili şirketin ... markasının 41. sınıftaki eğitim ve öğretim hizmetleri için ayırt edici olduğu tespit edilerek tescil edildiğini belirterek, davalı tarafın istinaf başvurusunun usul ve esastan reddine, dosyada asıl dava yönünden davalı adına tescilli ..., ...ve ... sayılı markaların tescilli olduğu 41. sınıftaki eğitim ve öğretim hizmetleri bakımından kısmen hükümsüzlüğüne dair verilen kararın müvekkili şirket lehine kaldırılmasını, davanın tümden kabulü ile davalı adına ..., ..., ... numaralar ile kötü niyetle tescil edilen ... ..., ... ..., ... ... markalarının tümüyle hükümsüzlüğüne karar verilmesini, aynı dosyada karşı dava yönünden davanın kısmen kabulü ile ... sayılı markanın hükümsüzlüğü ile ... numaralı markaların kullanılmama nedeniyle iptali yönünden verilen hükmün müvekkili şirket lehine kaldırılması ve karşı davanın reddine karar verilmesini talep dava etmiştir.
GEREKÇE : İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Asıl davanın konusu; davalı adına tescilli ... tescil numaralı ... ..., ... tescil numaralı ... ..., ... tescil numaralı ... ... ibareli markaların iltibas ve kötü niyet sebebi ile hükümsüzlüğü,
Karşı davanın konusu; davacı-karşı davalı adına tescilli, ..., ..., ... başvuru numaralı markalarda “...” ibaresinin herhangi bir ek ya da ayırt edici şekil unsurunun bulunmadığı, ... başvuru numaralı markada ise her ne kadar bir kısım ekler bulunsa da bunlar ayırt edicilikten uzak genel ibareler olduğu, bahse konu eklerin markaya herhangi bir ayırt edicilik kazandırmadığı, ... başvuru numaralı markanın sonradan tescil edildiği iddiası ile markaların tescilli olduğu tüm sınıflar yönünden hükümsüzlüğü ve mahkeme aksi kanaatte ise, 6769 sayılı SMK m.26/1-a vd. uyarınca davacı/karşı davalı yanın ..., ..başvuru numaralı markalarının tescilli bulunduğu tüm mal ve hizmet sınıfları bakımından kullanılmama sebebi ile iptali davasıdır.
Mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
04/11/2022 tarihli bilirkişi raporunda; Davacının; ... Sicil numarası ile 27.05.1983 tarihinde İstanbul Ticaret Odasına Tescil edildiği , Firma Ünvanı ... ... ....anonim Şirketi olduğu, faaliyet konusunun Yatılı ve yatısız ana okulu,ilkokul,orta,lise ve yüksek okul seviyesinde genel mesleki,teknik ve yabancı dil okulları kurmak ve işletmek olduğu , Davacının dosyaya sunmuş olduğu satış fatura örneklerinin incelenmesinde Ticari ünvanı olan “... ... ....ANONİM ŞİRKETİ” ifadesinin yer aldığı ve düzenlenen fatura içeriklerinin Kiralama bedeli olduğu, Faturaların üzerinde “markatşekil” ibarelerinin yer almadığı, Davalının...'in ortağı ve Yönetim Kurulu Başkanı olduğu ve , ... Sicil Numarası ile 12.02.2018 tarihinde İstanbul Ticaret Odasına tescil edildiği, Firma Ünvanı ... ... ANONİM ŞİRKETİ olduğu, faaliyet konusunun; Milli Eğitim Bakanlığından gerekli izni almak kayıt ve şartı ile her türlü eğitim ve öğretim kademesine cevap verecek ... okullar, ... kurslar , ... kreşler, ana okulları, ... okullar açmak, internet üzerinden online eğitimler vermek, işletmek ve bu okullarda eğitim görecek öğrencileri bilimsel ve çağdaş metodlarla en iyi bir şekilde eğitmek ve her türlü kültürel faaliyetlerde bulunmak olduğu, Davalının dava dosyasına sunmuş olduğu fotoğraflar üzerinde “... ...” ibaresinin yer aldığı tespit edilmiş, ancak kendisi tarafından düzenlenen fatura örneklerinin dava dosyasında yer almaması nedeni ile “... ...” ibaresinin faturalar da kullanılıp, kullanılmadığının tespit edilemediğini" belirtilmiştir.
ASIL DAVA YÖNÜNDEN;
Davacı, ... numaralı ... ... Lisesi 1983 + şekil, ... numaralı ... + Şekil, ... numaralı ..., ve ... numaralı ... ibareli markalarının bulunduğunu, davalıya ait, ... numaralı ... ..., ...numaralı ... ... ve ... numaralı ... ... markalarının 41. Sınıfta yer alan eğitim ve öğretim hizmetlerinde tescilli olduğunu, taraf markaları arasında benzerlik ve iltibas bulunduğunu, davalının kötü niyetli olduğunu belirterek markaların hükümsüzlüğüne karar verilmesi talep ve dava etmiştir.
Marka Hukukunda genel olarak kabul gören anlayışa göre, tescil yoluyla sağlanan marka korumasının amacına aykırı biçimde kötüye kullanılması yoluyla başkasının markasından haksız olarak yararlanmak veya gerçekte kullanılmayıp yedekleme, marka ticareti yapmak amacına ya da şantaja yönelik başvuru ve tesciller kötü niyetli olarak kabul edilmektedir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16.07.2008 tarihli, 2008/11-501 E. ve 2008/507 K. sayılı kararı).
Somut olayda davaya konu ... ..., ... ... ve ... ... ibareleri içerisinde yer alan bölge isimlerinin ve Kolej ibarelerinin genel tanımlayıcı bir ifade olup markaya ayırt edicilik katmadığı, bu yönüyle markanın asıl davacının ... esas unsurlu ... numaralı ... esas unsurlu markaları ile markaların esas unsurunun ... olması sebebiyle benzer olduğu, yine markaların tescil bilgileri incelendiğinde, yazı karakteri ve stillerinin de ayniyet derecesinde benzer olduğu, bu durumda ortalama tüketici nezdinde taraf markalarının aynı kaynaktan doğmuş gibi algılanabileceği bu durumun karışıklığa sebebiyet verebileceği, asıl davacının ... esas unsurlu markaları bakımından tescil tarihleri de dikkate alındığında, davalıya karşı öncelik ve üstün hak sahibi olduğu, iltibasın söz konusu olduğu tespit edilmiştir.
Davacı tarafça dilekçe içeriğinde dosyaya sunulan ve davalı tarafından itiraz edilmeyen marka başvuru ve redde ilişkin bilgilerden, davalı tarafından 41. Sınıfta ... ibareli marka tescil başvuruları yapıldığı, 2013 yılından itibaren başvurusu yapılan markaların bir kısmının TPMK tarafından resen, bir kısmının ise davacı tarafın itirazı üzerine "Eğitim ve Öğretim Hizmetlerinde" kısmen/tamamen reddine karar verildiği, ... ibareli 41. Sınıfta, 19 kez yapılan benzer marka tescil başvurusunun 16 adetinin reddine karar verildiği, tüm bunlara rağmen davalının dava konusu markalarını ısrarla tescil ettirmesinin dürüstlük kuralına aykırılık ve kötü niyetli başvuru olduğundan mahkemece dava konusu markaların tüm sınıflar yönünden hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerekir iken sadece 41. Sınıf yönünden hükümsüzlüğüne karar verilmesi yerinde görülmemiştir.
Davalı vekilince, her ne kadar davacı markalarının kullanmadığına dair defi ileri sürülmüş ise de, kötü niyetli marka tescil başvurularının hükümsüzlüğüne ilişkin davada, kullanmama defi ileri sürülemeyeceğinden bu savunmaya itibar edilmemiştir.
KARŞI DAVA YÖNÜNDEN
Davalı-karşı davacı vekili, Davacı- Karşı davalı adına tescilli,... ve ... numaralı markalarda yer alan ... ibaresinin eğitim ve öğretim hizmetlerinde alt sınıfında tanımlayıcı olduğu ayırt edici özelliği bulunmadığı, markalardan ... tescil nolu markanın ise sonradan tescil edildiği, kötü niyetle tescil olduğu ileri sürülerek 6769 Sayılı SMK 5/1-a,b,ç, d,f maddelerine dayalı olarak markaların hükümsüzlüğünü, mahkeme aksi kanaatte ise ..., ... ve ... numaralı markaların kullanılmama sebebi ile iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SMK 5/(2) bendinde; "Bir marka, başvuru tarihinden önce kullanılmış ve başvuruya konu mal veya hizmetler bakımından bu kullanım sonucu ayırt edici nitelik kazanmışsa bu markanın tescili birinci fıkranın (b), (c) ve (d) bentlerine göre reddedilemez." hükmü düzenlenmiştir.
Davacı-karşı davalı adına tescilli “...” esas unsurlu ..., ..., ... başvuru numaralı markaların, Nice 41. hizmet sınıfının “eğitim ve öğretim hizmetleri” alt sınıfında tescilli oldukları, “...” kelimesi özellikle 41. hizmet sınıfının “eğitim ve öğretim hizmetleri” alt sınıfında tanımlayıcı nitelikte ise de, davacı karşı davalı tarafça tescil ettirilerek uzun yıllar ... .../... LİSESİ şeklinde kullanılarak ayırt edici hale getirildiğinin dosya kapsamına sunulan belgeler, sosyal medya kullanımları ve gazete haberlerinden anlaşıldığı, 6769 Sayılı SMK 5/2 maddesi gereğince kullanılarak ayırt edici hale getirilen markaların SMK 5/1-b,c ve d bentlerine göre hükümsüzlüğünün istenilemeyeceği düzenlenmekle bu yöndeki karşı davacı taleplerinin reddine karar verilmesinin sonuç olarak yerinde olduğu anlaşılmıştır.
Davacı-karşı davalı markalarının SMK 4. Madde de düzenlenen marka olamayacak işaretlerden olmadığı gibi sunulan hizmetin kaynağı ve kalitesi gibi konularda yanıltıcı işaretlerden de olmadığı anlaşılmakla, karşı davacının bu talebi de yerinde görülmemiştir.
SMK madde 5- (1) (ç) Aynı veya aynı türdeki mal veya hizmetlerle ilgili olarak tescil edilmiş ya da daha önceki tarihte tescil başvurusu yapılmış marka ile aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzer işaretler." marka olarak tescil edilemez.
Dava konusu, davacı/karşı davalıya ait, ... ... ibareli marka ile... ... ibareli markanın benzer olduğu, 6579 sayılı SMK 5/1-ç maddesine göre, Aynı veya aynı türdeki mal veya hizmetlerle ilgili olarak tescil edilmiş ya da daha önceki tarihte tescil başvurusu yapılmış marka ile aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzer işaretler. "mutlak olarak tescil edilemeyeceğinden,davacı- karşı davalının, aynı sınıfta ve aynı ibare ile mükerrer marka tescil ettirmesinin dürüstlük kuralına uygun olmadığı, muhtemel kullanmama nedeniyle iptal suçlamasından kurtulmak için markanın tekrar tescil ettirildiği, markanın imajının yenilenmesi gibi bir amaç ve tescil koşulları bulunmadığı, davacı-karşı davada davalının ... ... ibareli markasının SMK 5/1-ç bendine dayalı hükümsüzlük talebine ilişkin karşı davanın kabulü gerektiği anlaşılmıştır.
Davacı-karşı davalı adına tescilli “...” esas unsurlu ..., ..., ... başvuru numaralı markaların hükümsüzlüğüne ilişkin dava yerinde olmadığından, terditli olarak ileri sürülen kullanmama nedeniyle iptal talebinin incelenmesine geçilmiştir.
Kullanmama nedeniyle iptal talebi yönünden ise; "markanın iptaline ilişkin hususlar 6769 Sayılı SMK' nın 9 ve 26. Maddelerinde düzenlenmiş olup, buna göre genel itibariyle tescil tarihinden itibaren 5 yıl içinde haklı bir sebep olmadan tescil edildiği mal ve hizmetler bakımından marka sahibi tarafından Türkiye' de ciddi biçimde kullanılmayan ya da kullanımına 5 yıl kesintisiz ara verilen markanın iptaline karar verilir " hükmünü düzenleyen SMK' nın 9/1.maddesi uyarınca, öncelikle davaya konu ... numaralı marka yönünden dava tarihi itibariyle 5 yıllık yasal süre dolmadığından, markanın iptalinin talep edilemeyeceği, davaya konu diğer markalar yönünden, bilirkişi raporunda karşı davalıya ait davaya konu ... numaralı markaların 5 yıllık yasal süre içerisinde Türkiye' de ciddi biçimde kullanılmadığının tespit edildiği,Davacı, “...” ... ... mülkiyetinde ferdi firma iken, ... ... A.Ş.'ne ayni sermaye olarak dahil edilerek “..."nun tüm hak ve sorumlulukları gibi isim/unvan/marka hakkı da dahil olmak üzere tüm hakları bu birleşme ile “... ... A.Ş." isimli ticaret şirketine ait olduğunu, bu delil ile şirketin ... markasının ticaret unvanı içerisinde 1983 yılında tescil ve ilan olunduğu tarihten itibaren ... ibareli ticaret unvanının eğitim ve öğretim hizmetlerinde aktif olarak kullanıldığının ispat edildiğini ileri sürmüş ise de bilirkişi raporu ile de tespit edildiği üzere davacı tarafından kendisi yada lisans yada sözleşme ile izin verdiği kişi yada şirket tarafından markaların ciddi bir şekilde kullanıldığı ispat edilemediğinden ileri sürdüğü hususların kullanım olarak değerlendirilemeyeceğinden bu istinaf sebebi yerinde görülmemiş, davacı-karşı davalı tarafından markaların kullanıldığı ispatlanamadığından, bu üç marka yönünden kullanmama nedeniyle iptale ilişkin karşı davanın kabulüne karar verilmiştir.
Davalı istinafında, Mahkemenin 05.04.2022 tarihli duruşmasında bilirkişi incelemesi için her iki tarafa ayrı ayrı bilirkişi ücreti yatırılmasına karar verildiğini, davacı tarafından bilirkişi ücreti yatırılmadığını kendilerinin bilirkişi ücretini yatırdığını, mahkeme ara kararı ile sadece karşı
dava yönünden rapor tanzim edilmesinin istenmesine rağmen bilirkişiler tarafından asıl dava yönünden de değerlendirme yapıldığını, raporda müvekkili aleyhine yapılan değerlendirmelerin hukuka aykırı olduğunu ileri sürmüş ise de, Hakim bilirkişi raporu ile bağlı olmadığından bu istinaf sebebi yerinde değildir.
Tüm bu nedenlerle tarafların istinaf başvurusunun kısmen kabulüne 6100 sayılı HMK 353/1-b/2 maddesi gereğince kabulüne, mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacı-karşı davalı vekilinin Asıl Davaya yönelik istinaf isteminin KABULÜNE, KARŞI DAVAYA YÖNELİK İSTİNAF İSTEMİNİN REDDİNE,
2-Davalı-karşı Davacı vekilinin Asıl Davaya yönelik istinaf isteminin reddine, Karşı Davaya yönelik istinaf isteminin KISMEN KABULÜ ile,
3-İstanbul Anadolu 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 21/09/2023 tarih, 2021/47 E., 2023/191 K. Sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, Karşı dava yönünden düzeltilmiş gerekçe ile hüküm kurulmasına,
4- A) Asıl Davanın KABULÜNE ,
-Davalı adına tescilli ... numaralı ... ..., ...numaralı ... ... ve ... numaralı ... ... markalarının, tüm sınıflar bakımından HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE, ve sicilden terkinine,
B) Karşı Davanın KABULÜNE,
-Karşı dava yönünden davanın kısmen kabul kısmen reddi ile; davacı karşı davalı adına tescilli ... sayılı "..." markasının HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE,
- Davacı-karşı davalı adına tescilli ... numaralı markalar için açılan hükümsüzlük davası haklı görülmediğinden, bu markalar yönünden terditli olarak ileri sürülen kullanmama nedeniyle iptal davasının kabulü ile;
Davacı-karşı davada davalı adına tescilli ... "... ... LİSESİ ..." markası, ... "...- şekil" markası ve... numaralı "..." markaların kullanılmama nedeniyle iptaline,
ASIL DAVA YÖNÜNDEN:
5- İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;
5/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00-TL karar harcından peşin alınan 59,30-TL'nin mahsubu ile 672,70-TL harcın Davalı/karşı davacı ...'ten tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,
5/b-Davacı/karşı davalı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan: 59,30-TL başvurma harcı, 59,30-TL peşin harç, 8,50-TL vekalet harcı, 252,00-TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 379,10-TL'nin Davalı/karşı davacı ...'ten tahsiliyle davacı/karşı davalıya verilmesine,
5/c-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre 55.000,00-TL vekalet ücretinin davalı/ karşı davacı ...'ten tahsiliyle davacı/karşı davalıya verilmesine,
KARŞI DAVA YÖNÜNDEN:
6- İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;
6/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00-TL karar harcından peşin alınan 59,30-TL'nin mahsubu ile 672,70-TL harcın Davalı/karşı davacı ...'ten tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,
6/b-... tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan toplam 4.063,95 TL yargılama giderinin, davacı - karşı davalı ... A.Ş. 'den alınarak ...'e ödenmesine,
6/c-... Anonim Şirketi tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
6/ç- Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca takdir olunan 55.000,00 TL ücreti vekaletin davacı- karşı davalı ... A.Ş.' den alınarak, davalı - karşı davacı ...'e ödenmesine,
7-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;
7/a-İstinaf talebi Asıl ve Birleşen Dava Yönünden kabul edildiğinden Davacı/karşı davalı tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,
7/b-İstinaf talebi Asıl ve Birleşen Dava Yönünden kabul edildiğinden Davalı/Karşı Davacı tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,
7/c-İstinaf yargılaması için Asıl ve Birleşen Dava Yönünden, Davacı/karşı davalı tarafından yapılan 2.338,80-TL istinaf yoluna başvurma harcının davacı/karşı davalıdan tahsiliyle Davacı/karşı davalıya verilmesine,
7/ç-İstinaf yargılaması için Asıl ve Birleşen Dava Yönünden, Davalı/Karşı Davacı tarafından yapılan 2.338,80-TL istinaf yoluna başvurma harcı, 370,00-TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 2.708,80-TL'nin Davacı/Karşı Davalıdan tahsiliyle Davalı/Karşı Davacıya verilmesine,
7/d-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,
8- 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 01/10/2026