Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/1365 E. 2026/1722 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/1365
Karar No
2026/1722
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/1365 - 2026/1722 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2024/1365 KARAR NO : 2026/1722 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 28/02/2024 NUMARASI : 2023/263 E. - 2024/105 K.

DAVANIN KONUSU : Marka Tecavüzü, Durdurulması, Men'i

Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 28/02/2024 Tarih ve 2023/263 Esas - 2024/105 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, müvekkilinin "...” markası adı altında gece kulübü ve eğlence hizmeti verdiğini, ... nezdinde 2012/95642 sayılı "...", 2015/17349 sayılı "...” 2012/85057 sayılı "... ...” ve 2019/79090 "... ..." ibareli tescilli markalarının sahibi olduğunu, davalının davacıya ait "...” markasını kullanarak ticari faaliyette bulunduğunu, davalının marka tecavüzüne son vermesi için ihtarname keşide edildiğini, buna rağmen davalının "..." markasını olarak kullanmaya devam ettiğini, Ankara 4. Fikri ve Haklar Hukuk Mahkemesinin 2023/9 D. İş sayılı dosyası kapsamında bilirkişi marifetiyle yapılan keşif sonrası davalının "..." marka ve logosuna yönelik tecavüz fiilinin gerçekleştiğinin tespit edildiğini, davalının eylemlerinin marka hakkına aykırı olduğunu ileri sürerek, davalı tarafından marka hakkına tecavüz teşkil eden fiillerin önlenmesini ve durdurulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, marka ihlal eylemlerinin haksız rekabet eylemleri olduğunu, her marka ihlalinin aynı zamanda, bir haksız rekabet eylemi oluşturduğunu, haksız rekabet hukukunda kişinin haksız rekabet eylemine belli bir süre karşı çıkmayarak karşı tarafta hakkın ileri sürülemeyeceği anlamında bir güven oluşturması halinin çelişkili davranış yasağının tipik bir görünümünü oluşturduğunu, sessiz kalma yoluyla hak kaybının, "marka hakkı sahibinin, haklı bir sebep olmadığı halde hakkını uzun süre ileri sürmeyerek karşı tarafta bundan böyle de kullanmayacağı yönünde bir kanaat uyandırması halinde hakkım ileri sürememesi” şeklinde ifade edildiğini, ”...' markasının kullanılmakta olduğu işletmenin 2016 yılından bu yana faal olduğunu, işletmenin gece kulübü/bar olarak hizmet verdiği dile getirilerek, bu tarihte açılışın ulusal basında da yankı uyandırdığını, youtube profilinin 08.10.2016 tarihinde kurulduğunu, kısa sürede eğlence olanakları ile sektörün öncü işletmelerinden biri haline geldiğini, işletmelerinin 2016 yılından itibaren 8(sekiz) yıldır tanınmışlık kazandığını, davacının markaları olan, 2012/95642, 2015/17349, 2012/85057 ve 2019/79090 sayılı markalar üzerinde herhangi bir mülkiyet iddiası olmadığını, davacı şirketin ise 2022 yılında tamamlamış olan yeni bir şirket olduğunu, huzurdaki davaya mesnet olarak ileri sürdüğü markaları ise kuruluşunu takiben devralarak marka sahibi konumuna geçtiğini, ve dava konusu talebin hakkaniyete aykırı olduğunu, ayrıca davacının basiretli tacir sıfatıyla tesis etmek zorunda olduğu, söz korusu markaları devralınırken "..." markasının kendileri tarafından kullanıldığının bilindiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, somut olayda davacı tescilli "...” ibareli marka hakkının davalı tarafça iş yerinde marka tecavüzü oluşturacak şekilde kullanıldığını ileri sürdüğü, davalının ise sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğranıldığını savunduğu, dosya kapsamındaki 2023/9 D. İş sayılı dosyada davacının 2012/95642 ve 2015 /7349 sayılı markaları ile davalıya ait işletmenin dış cephesinde ve iç dekorasyonunda kullanılan "..." markasının gerek ibareler gerekse markanın tertip tarzı itibariyle aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğu, anılan markalarının aynısının veya ayırt edilemeyecek kadar benzerinin davalıya ait ve iş yerinin dış cephesinde ve iç dekorasyonunda kullanıldığı, davalı kullanımlarının davacının markaları ile karıştırılma ihtimaline yol açtığı, davalının önceki marka sahibi ile aralarındaki anlaşmayı ispat edemediği, marka sicilinde kayıtlı olmayan bir hakkın iyi niyetli üçüncü kişilere kaşı ileri sürülemeyeceği, davacının 24.10.2022 tarihinde markayı devraldığı, davacının 25.01.2023 tarihinde Değişik İş talebinde bulunduğu ve derdest davayı 26.10.2023 tarihinde açtığı, bu itibarla davacının susmasından veya rızasından söz edilemeyeceği, dolayısıyla susma suretiyle hak kaybından bahsedilemeyeceği, davalının eyleminin 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 29. maddesindeki marka hakkına tecavüzü oluşturduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, davalı eyleminin davacıya ait "...” ibareli marka hakkına tecavüz oluşturduğundan bu eylemlerinin durdurulmasına ve men'ine karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, mahkeme hükmünün gerekçesiz olduğunu, davacının sessiz kalma suretiyle hak kaybına uğradığını, ”...' markasının kullanılmakta olduğu işletmenin 2016 yılından bu yana faal olduğunu, işletmenin gece kulübü/bar olarak hizmet verdiği dile getirilerek, bu tarihte açılışın ulusal basında da yankı uyandırdığını, işletmelerinin 2016 yılından itibaren 8(sekiz) yıldır tanınmışlık kazandığını,davacı şirketin sahip olduğu markaların önceki sahipleri ile müvekkil arasında zımni bir var olma anlaşmasının söz konusu olduğunu, davacının bu güven ilişkisini bilerek markaları devraldığını, ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

GEREKÇE : Dava, marka hakkına tecavüzün önlenilmesi ve durdurulması istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.

Davacı taraf, "...” ibareli tescilli markalarının davalı tarafça iş yerinde marka tecavüzü oluşturacak şekilde kullanıldığını ileri sürmüş ve davalı tarafından marka hakkına tecavüz teşkil eden fiillerin önlenmesini ve durdurulmasına karar verilmesini istemiştir. Davalı taraf ise, davacının markayı devraldığı eski sahibinin, ticari kullanımlarından haberdar olmasına rağmen hukuki girişimde bulunmadığını, sessiz kalma yoluyla hak kaybının oluştuğunu ve hakkı devralan davacının da bu durumla bağlı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. Bilindiği üzere SMK 25/6 maddesinde susma suretiyle hak kaybını "Marka sahibi, sonraki tarihli bir markanın kullanıldığını bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde bu duruma birbirini izleyen beş yıl boyunca sessiz kalmışsa, sonraki tarihli marka tescili kötü niyetli olmadıkça, markasını hükümsüzlük gerekçesi olarak ileri süremez." biçiminde düzenlenmiştir. Her ne kadar SMK'nın 25/6 hükmünde sesiz kalma yoluyla hak kaybı açıkça 5 yıl süreyle düzenlenmiş olsa da bu müessese temelini, 4721 sayılı Türk medeni Kanun'un (TMK) 2. Maddesinde yer alan dürüstlük kuralı ve çelişkili davranış yasağından almaktadır. Bir marka sahibinin, sonraki tarihli bir markanın kullanımını veya hakkın ihlalini bildiği ya da basiretli bir tacir olarak bilmesi gerektiği halde, uzun süre ses çıkaramaması davalı tarafa haklı bir güven oluşturur. Davalının, bu süreçte markaya yatırım yaparak ticari değer yaratmasına göz yumulduktan sonra tecavüz davası açılması hakkın açıkça kötüye kullanılması niteliğindedir. Somut olayda, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporundan davalının iş yeri açma ve çalışma ruhsatına göre işletmesinin 28.06.2017 tarihinde kurulduğu, öte yandan davalının ilk olarak "... ..." isimli ... videosunun internet ortamında yer aldığı, ... profilinin 08.10.2016 tarihinde oluşturulduğu ve aktif olarak kullanıldığının tespit edildiği, davaya konu markaları davacının 24.10.2022 tarihinde devraldığı, 25.01.2023 tarihinde Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'ne 2023/9 Değişik İş talebinde bulunduğu, işbu davayı 26.05.2023 tarihinde açtığı, buna göre davalı kullanımın 5 yıldan uzun süredir kesintisiz ve aleni olarak kullandığı, davaya konu markaların önceki sahiplerinin bu duruma bilerek ve isteyerek katlandığı sabittir. Keza davacı tarafından, markanın önceki sahiplerince davalı kullanımlarına ihtar, dava vs. yollarla sessiz kalınmadığı ileri sürülmediğinden, sessiz kalma sebebiyle hak kaybı, cüzi halefiyet ilişkisi gereği yeni malik olan davacıyı bağladığından, yeni malik olan davacının tecavüz davasını açması hakkın kötüye kullanılması mahiyetinde olduğundan davanın reddine karar verilmesi gerekirken, marka sicilinde kayıtlı olmayan bir hakkın iyi niyetli üçüncü kişilere kaşı ileri sürülemeyeceği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir. HMK'nın 353/1-b-2. maddesinde, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, Dairemizce davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK.'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.

HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi 28/02/2024 gün ve 2023/263 Esas - 2024/105 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 2-Davanın REDDİNE, 3-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00-TL maktu karar ve ilam harcından, peşin olarak alınan 179,90-TL harcın mahsubu ile bakiye 552,10-TL karar ve ilam harcının davacılardan alınarak Hazineye gelir kaydına, 4-Davalı kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. hükümlerine göre tayin ve tespit olunan 55.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 5-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına, 6-Davalı tarafından ilk derece yargılamasında ve istinaf aşamasında yapılan herhangi bir gider bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 7-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen taraflara iadesine (HMK m.333), 8-Davalıdan peşin olarak alınan 427,60-TL istinaf karar ve ilam harcının, kararın kesinleşmesinden sonra ve talebi halinde davalıya iadesine, 9-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile 09/10/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.

GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 09/10/2026

Başkan

Üye

Üye

Katip

Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2024/1365, K. 2026/1722, T. 09.10.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-1365-e-2026-1722-k-244e99e439eb