Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/778 E. 2026/1511 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/778
- Karar No
- 2026/1511
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2026/778
KARAR NO : 2026/1511
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 04/02/2026
NUMARASI : 2023/651 E. - 2026/57 K.
DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 01/10/2026
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA DİLEKÇESİ:
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; Davacılar 11/02/2018 tarihinde vefat eden müteveffa ...'ın mirasçılık belgesinden de anlaşılacağı üzere eşi (...) ve çocukları olduğu, murisin 11/02/2018 tarihinde vefatı ile davalının önce 28/02/2018 tarihinde murisin vefatını bildirdiği İstanbul 8. Sulh Hukuk Mah. 2018/206 E.sayılı dosyası ile bir misakçılık belgesi çıkarttırıldığı yine elinde mevcut 27/02/2018 vade tarihli 5.000,000 TL'si tutarlı bono için 28/02/2018 tarihinde İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/221 D.iş sayılı dosyasından ölen ...için ihtiyati haciz talebinde bulunduğu, davalının hem muris ...'ın vefatını bildiğinden Sulh Hukuk Mahkemesine müracaat ile mirasçılık belgesi çıkarttığı ancak ölen insan aleyhine ihtiyati haciz talebinde bulunulamayacağından, öldüğü bilinen ...'ın borçlu göstererek onun aleyhine de ihtiyati haciz talebinde bulunduğu, ölen insan aleyhine yapılan tüm dava ve takibin geçersiz olduğundan bu yolla yapılan tüm işlemlerde geçersiz olduğu, İstanbul 13. İcra Müd. ... Esas sayılı dosyasından borçlu bulunmadığının tespitine, tahsil olunan meblağların davalıdan istirdadına, kötü niyetli davalının %20'den az olmamak üzere tazminatına hükmedilmesine, takibin durdurulması yönünde tedbir kararı verilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP DİLEKÇESİ:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;
dava Mirasın reddi hükümleri gereği Türk Medeni Kanunu miras hükümlerine tabi olup, görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu, Her ne kadar alacak Bonoya dayansa da dacılar tacir olmadıklarından ve Bonoda da taraf olmadıklarından mirasçılık sıfatı ile borçtan sorumlu olduklarından sayın mahkeme görevli olmadığı, müvekkilinin Bankanın ... Şubesinden Dava dışı... .... Ltd Şti. 12/11/2015 tarihli Kredi Çerçeve Sözleşmesine istinaden 500.000,00-TL meblağlı kredi kullandırıldığı, davacılar miras bırakanı ...ise müteselsil kefil sıfatı ile sözleşmeyi imzaladığı, müvekkilinin kötüniyetli olmadığı, %20 kötüniyet tazminatı talebi yerinde olmadığı, usule uygun şekilde mirasçı sıfatı ile borçlu-davalılar hakkında takip yapılmış, usulüne uygun ödeme emri gönderilmek suretiyle takip kesinleştiği, kesinleşen takip üzerine icra işlemleri devam ettiği, reddi miras kararı dosyaya sunulduktan sonra işlem yapılmadığı, davanın reddine, %20 den az olmamak üzere davacıların tazminata mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:
İlk Derece Mahkemesince; "Dava dilekçesi incelendiğinde, davacıların; ... ..., ... ..., ... ..., ... ..., ... ... ve ... ... olduğu görülmüş olup, adı geçen kişilerin Bakırköy 30. Noterliğinin 21/03/2018 tarihli 5776 yevmiye numaralı mirasçılık belgesine göre müteveffa ...'ın mirasçıları oldukları ve Büyükçekmece 4. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2018/443 esas 2018/448 karar sayılı kararı ile 11/02/2018 tarihinde vefat eden ...'ın mirasını yasal mirasçıları olan ... tarafından 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 606/1. maddesinde öngörülen süresi içinde, kayıtsız ve şartsız olarak REDDEDİLDİĞİ hususunun TESPİTİNE karar verildiği, kararın tarafların istinaf etmemesi üzerine 04/07/2018 tarihinde kesinleştiği görülmüştür.
Yargılama sırasında davacılardan ... (...)'nın 08/01/2021 tarihinde vefat ettiği anlaşıldığından MAhkememizin 28/02/2024 tarihli celse davacı vekilinin talebi üzerine 3 nolu ara karar ile müteveffa davacının mirasçılık belgesinin çıkarılarak dosyamıza sunulması için yetki verildiği, 12/06/2024 tarihli celse davacı vekilince başvuru yapılmadığının bildirilmesi üzerine Mahkememizce UYAP sistemi üzerinden müteveffa davacı ... (...) için veraset esas nüfus kaydı alınarak mirasçılarının eşi ..., kızı ..., kızı ... olduğu ve mirasçı olmaları nedeniyle taraf teşkili için kayıtları yapıldığı, davacılar vekili Av. ...'ın davacı ...'ya ilişkin vekaletname sunduğundan, Mahkememizce diğer mirasçıları olan ... ile ...'ya tebligat yapılarak davadan haberdar edilmişlerdir. Taraf teşkili hususunda eksikliklerin giderilmesi üzerine davanın esası yönünden yapılan incelemede, dava konusu takip dosyası incelendiğinde; İstanbul 13. İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyasında alacaklının ...AŞ, borçluların... ... Ltd Şti ile ...Mirasçıları; ... ..., ... ..., ... ..., ... ..., ... ..., ... ..., Yıldız Kaya olduğu, takibin 12/01/2015 tanzim tarihli 27/02/2018 vade tarihli 249.842,31-TL tutarlı bonodan kaynaklanan alacak olduğu belirlenmiş olup, yukarıda anıldığı üzere, takip dosyasında müteveffa ...mirasçıları arasında bulunan ve eldeki davanın davacıları olan ... ..., ... ..., ... ..., ... ..., ... ... ve ... ... tarafından açılan mirasın reddi davasına ilişkin Büyükçekmece 4. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2018/443 esas 2018/448 karar sayılı kararı ile 11/02/2018 tarihinde vefat eden ...'ın mirasını yasal mirasçıları olan ... tarafından 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 606/1. maddesinde öngörülen süresi içinde, kayıtsız ve şartsız olarak reddedildiği hususunun tespitine karar verilmiş ve tarafların istinaf etmemesi üzerine karar 04/07/2018 tarihinde kesinleşmiş olduğundan, davacıların müteveffa ...'ın dava ve takibe konu edilen bono nedeniyle sorumluluklarının bulunmadığı belirlendiğinden, davacıların menfi tespit isteminin haklı olduğu değerlendirilmekle birlikte, müteveffa ... mirasçılarından davaya dahil edilen ..., kızı ... yönünden 01/10/2025 tarihli celse takipsizlik nedeniyle dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilmiştir.
Dosyanın işlemden kaldırılmasının düzenlendiği 6100 Sayılı HMK'nın 150. Maddesinin ilk üç fıkrasında belirtilen nedenlerle dosya işlemden kaldırılmışsa, işlemden kaldırıldığı tarihten başlayarak üç ay içinde yenilenmeyen davalar, sürenin dolduğu gün itibariyle açılmamış sayılır ve mahkemece kendiliğinden karar vererek kayıt kapatılır.(HMK 150/5) ... ile ... yönünden 01/10/2025 tarihli oturumda taraflarca takip edilmediğinden dosya işlemden kaldırılmış ve hak düşürücü nitelikte olan üç aylık süre içinde dosyanın yenilenmesi için başvuru yapılmadığından HMK'nın 150/5. Maddesi gereğince davacılar ... ve ... yönünden davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmış, ayrıca yukarıda açıklandığı üzere diğer davacılar olan ... ..., ... ..., ... ..., ... ..., ... ... ve ... yönünden mirasın reddine dair kararın kesinleşmesi nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine karar vermek gerekmiştir.
Mahkememizce takip dosyasında yapılan tahsilat ve reddiyatlara dair icraya yazılan müzekkerenin 07/10/2025 tarihli cevabında; davacı ... ... için 3 farklı tarihte, 3 adet 401,00-TL yatırıldığı, toplam tutarın 1.203,00-TL olduğu belirlendiğinden, takip dosyası kapsamında tahsil edilen 1.203,00-TL'nin davalıdan istirdadı ile davacı ... ...'a verilmesine karar vermek gerekmiştir.
Davacıların aynı zamanda kötüniyet tazminatı talepleri bulunmakta olup, bu yönden yapılan incelemede, İstanbul 13. İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyasında alacaklı olan davalı banka tarafından 02/03/2018 tarihinde takip başlatıldığı, takip dayanağı bononun borçlusunun takip borçlularından... ... Ltd Şti olduğu, davacıların murisi ...tarafından müşterek borçlu olarak imzalandığı, ...'ın 11/02/2018 tarihinde vefat ettiği, takip borçlusu olan davacılar tarafından ise mirasın gerçek reddi davasının 26/03/2018 tarihinde açıldığı ve açılan bu davada Büyükçekmece 4. Sulh Hukuk Mahkemesince 20/04/2018 tarihinde karar verildiği, kararın ise 04/07/2018 tarihinde kesinleştiği belirlendiğinden, takip tarihi olan 02/03/2018 tarihinde mirasın reddi hususunda henüz başvuru dahi yapılmadığı göz önünde bulundurulduğunda, takip alacaklısı olan davalının, senet metninde borçlu olarak sorumluluk alan ...'ın vefatı nedeniyle mirasçıları dahil edilerek takip başlatmasında kötüniyetli olmadığı değerlendirildiğinden davacıların kötüniyet tazminatı taleplerinin koşulları oluşmadığından reddine karar vermek gerekmiş, ayrıca davacılar ... ve ... yönünden davanın açılmamış sayılmasına karar verilmişse de adı geçen davacıların davacı ...'nın vefatı nedeniyle mirasçı olmaları nedeniyle davaya dahil edildikleri, dosyada mevcut deliller kapsamında muris ...'nın dava açmakta haklı olduğu ve vefatı nedeniyle adı geçen mirasçıların takip etmediği, ancak yine de dava açılmasına sebebiyet vermedikleri değerlendirildiği," gerekçesi ile,
1-Davanın kısmen kabulüne,
İstanbul 13. İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyasında davacılar ... ... ve ...'nın davalıya borçlu olmadığının tespitine, davacılardan ... ... tarafından takip dosyası kapsamında tahsil edilen 1.203,00-TL'nin davalıdan alınarak davacı ... ...'a verilmesine,
Davacılar ... ve ... yönünden süresinde yenileme talebi bulunmadığından HMK 150/5 madde gereğince davanın açılmamış sayılmasına,
2-Koşulları oluşmadığından kötüniyet tazminatı talebinin reddine, karar verilmiştir.
İSTİNAF:
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkeme kararının, usul ve maddi hukuk bakımından ağır aykırılıklar içerdiğini, mahkemenin eksik inceleme ve hatalı hukuki nitelendirme yaptığını, uyuşmazlığın kambiyo hukukundan değil miras hukukundan doğduğunu, davacıların tacir sıfatı bulunmadığını, görev itirazlarının yüzeysel bir gerekçeyle reddedildiğini, İstanbul 13. İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı dosyasında kesinleşmiş icra takibinin sonuçlarının yok sayıldığını, davacıların süresi içinde itiraza başvurmayarak takibin kesinleşmesine sebebiyet verdiklerini, genel mahkemede menfi tespit davası açılmasının hukuken himaye edilemeyeceğini, icra müdürlüğü işlemlerine karşı şikayet yolu yerine genel mahkemede dava açılmasının usul ekonomisine aykırı olduğunu, mahkemenin ön inceleme aşamasında davayı usulden reddetmesi gerektiğini, reddi miras kararının kesinleşmiş icra takibine etkisinin yanlış yorumlandığını, davacıların reddi miras kararını icra hukuk mahkemesinde ileri sürmeleri gerektiğini, mahkemenin müvekkili bankanın kötü niyetli olmadığını kabul etmesine rağmen aleyhe hüküm kurmasının çelişkili olduğunu, 02/03/2018 tarihinde takip başlatıldığında reddi miras başvurusunun dahi bulunmadığını, istirdat talebinin kabulünün İcra ve İflas Kanunu'na aykırı olduğunu, banka hesabına yatan teminat bedelinin fiili tahsilat sayılmayacağını, mahkemenin Türk Medeni Kanunu'nun 610. maddesi uyarınca mirasçıların terekeye müdahale edip etmediklerini araştırmadığını, bu eksik incelemenin bozma sebebi olduğunu belirterek verilen kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
GEREKÇE: İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Mahkemece, 30/10/2019 gün, 2018/519 Esas 2019/841 Karar sayılı ile kararı ile görevsizlik kararı verildiği, İstanbul 19.Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 04/02/2020 tarih 2020/54 Esas 2020/28 Karar sayılı karşı görevsizlik kararı verildiği, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37.Hukuk Dairesi'nin 21/09/2023 tarih 2023/58 Esas 2023/2290 Karar sayılı ilam ile Asliye Ticaret Mahkemesi 'nin yargı yeri olarak belirlendiği ve dosyanın mahkemenin 2023/651 esasına kaydedildiği anlaşılmıştır.
Davanın konusu, davacıların, murisleri ...'ın mirasını reddettiklerinden bahisle, İstanbul 13. İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasında, davalıya borçlu olmadıklarının tespiti ve davacılardan ... ...'ın maaşından yapılan tahsilatların davalıdan istirdadı davasıdır.
Davacılar vekili, davacıların murisi ...'nın 11/02/2018 tarihinde vefat ettiğini, davalının murisin vefatını bilmesine rağmen İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 01/03/2018 gün, 2018/221 D.iş sayılı dosyasından ölen ...için ihtiyati haciz kararı alındığını, mirasın reddi sebebi ile icra dosyasından borçlu olmadıklarının tespitine ve ödenen meblağın istirdadına karar verilmesini talep etmiştir.
İstanbul 13. İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasında alacaklı banka tarafından borçlular ... Ltd., ...mirasçıları ... aleyhine bonoya istinaden 09/03/2018 tarihinde kambiyo senedine dayalı icra takibi başlatılmıştır.
Büyükçekmece 4. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 20/04/2018 gün, 2018/443 esas 2018/448 karar sayılı kararı ile 11/02/2018 tarihinde vefat eden ...'ın mirasını yasal mirasçıları olan ... tarafından 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 606/1. maddesinde öngörülen süresi içinde, kayıtsız ve şartsız olarak REDDEDİLDİĞİ hususunun TESPİTİNE, davacı Yıldız Kaya yönünden davanın aktif husumetten reddine karar verildiği, kararın tarafların istinaf etmemesi üzerine 04/07/2018 tarihinde kesinleştiği görülmüştür.
Yargılama sırasında davacılardan ... (...)'nın 08/01/2021 tarihinde vefat ettiği, mirasçılarının eşi ..., kızı ..., kızı ... olduğu ve mirasçı olmaları nedeniyle taraf teşkili için kayıtları yapıldığı, davacılar vekili Av. ...'ın davacı ...'ya ilişkin vekaletname sunduğundan, mahkemece diğer mirasçıları olan ... ile ...'ya tebligat yapılarak taraf teşekkülünün sağlandığı anlaşılmıştır.
Somut olayda toplanan tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde, davalı alacaklı tarafından borçlular aleyhine kambiyo senedine dayalı icra takibi başlatıldığı, icra takibinde, borçluların ... Ltd, şirketi ve ...mirasçıları olarak davacıların gösterildiği, B. çekmece 4. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 20/04/2018 gün 2018/443 esas 2018/448 karar sayılı dosyasında, davacıların murisleri ...'ın mirasını kayıtsız şartsız red ettiklerinin tespitine karar verildiği ve kararın istinaf edilmeksizin kesinleştiği, mirasın reddi kararı nedeni ile davacıların murisin borçlarından sorumlu tutulamayacağı anlaşılmıştır.
Görevli mahkemenin takibin dayanağı bono olması sebebi ile Asliye Ticaret Mahkemesi görevli olduğundan mahkemece verilen kararın dosya kapsamına göre yerinde olduğu, icra mahkemesinde dava açılmaması genel mahkemede dava açılmasına engel teşkil etmeyeceği, murisin 11/02/2018 tarihinde vefat ettiği 09/03/2018 tarihinde icra takibinin başlatıldığı, 3 aylık mirasın reddi süresinin dolmadığı ve davacılar tarafından, mirasın reddi davasının 26/03/2018 tarihinde açıldığı, davalının takip iradesini gösterdiği bu nedenle mirasın reddi davasının takip tarihi itibarı ile bulunmadığına yönelik istinafın yerinde olmadığı, anlaşılmakla mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen kararın yerinde oluğu anlaşılmıştır.
Saptanan ve hukuksal durum bu olunca; tarafların dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla yapılan inceleme neticesinde davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1- Usûl ve yasaya uygun İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 04/02/2026 tarih ve 2023/651 E., 2026/57 K. sayılı kararına karşı davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 7.043,35 TL nispi istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 1.760,83 TL harcın mahsubu ile bakiye 5.282,52TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,
3-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,
5- Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 01/10/2026