Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1889 E. 2026/1591 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/1889
Karar No
2026/1591
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

46. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2026/1889

KARAR NO : 2026/1591

KARAR TARİHİ: 08/10/2026

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

NUMARASI : 2026/1527 Esas (07/07/2026 tarihli ara karar)

DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit

Taraflar arasında ilk derece mahkemesinde görülen davanın yapılan yargılaması neticesinde verilen karara ilişkin davalı tarafça süresi içerisinde istinaf edilmesi üzerine, istinaf dilekçesinin esasa kaydı sonrası dosya içerisindeki bütün belge, bilgi ve kağıtlar okundu.

GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; .... Ltd. Şti. tarafından 31/05/2026 tarihli, 1.564.000,00-TL tutarında ... A.Ş. emrine, çek düzenlenmiş olduğunu, söz konusu çekin, ... Şirketi tarafından, aynı zamanda şirket yetkilisi olan müvekkiline ciro edildiğini, çekin arka yüzünün müvekkili tarafından imzalanmış olduğunu, söz konusu çekin, 02.03.2026 tarihinde müvekkilinin aracında bulunan ticari evraklar arasında yerinde bulunamadığını, bu nedenle çekin müvekkili zilyetliğinden rızası dışında çıkmış olabileceğinin değerlendirilerek, bu hususta Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2026/13731 Soruşturma sayılı dosyası nezdinde suç duyurusunda bulunulmuş olduğunu, ancak sonrasında müvekkilinin eşi ... tarafından müvekkiline yapılan açıklamalar neticesinde, dava konusu çekin davalı emlakçı ...’e, Arnavutköy'de bulunan taşınmazın alınacağı düşüncesiyle emlakçılık komisyon bedeli avansı olarak kendisi tarafından teslim edildiğinin anlaşılmış olduğunu, ancak çekin teslimine neden olan taşınmazın alımının gerçekleşmemesi sebebiyle çekin bedelsiz hale gelmiş olduğunu, bu kapsamda müvekkilinin yetkilisi olduğu şirket tarafından taşınmaz malikine 19.12.2025 tarihinde 1.000.000,00-TL ve 30.12.2025 tarihinde 1.000.000 TL olmak üzere toplam 2.000.000 TL kapora ödemesi yapıldığını, dava konusu çekin de, müvekkilinin eşi ... tarafından, söz konusu taşınmaz satışının gerçekleşeceği düşüncesiyle ve davalının hak kazanacağı varsayılan emlakçılık hizmet bedeline istinaden davalıya teslim edildiğini, ancak sonrasında taraflar arasında taşınmaz satışına ilişkin anlaşma sağlanamamış ve planlanan satış işlemi gerçekleşmediğini, bu itibarla, dava konusu çek yönünden davalıya karşı müvekkilinin herhangi bir borcu bulunmamakta olduğunu, çek tamamen bedelsiz hale geldiğini, müvekkilinin dava konusu çek nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitini, çekin iadesini,yargılama süresince müvekkilinin zarara uğramaması adına çek hakkında %15 teminat karşılığında çekin ödenmemesi için ödeme yasağı konulması şeklinde ihtiyati tedbir uygulanmasına karar verilmesini talep etmiştir.

İlk derece mahkemesince verilen 21/05/2026 tarihli ara karar ile; "1-Davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin KABULÜ İLE; 2-... Bankası, ... ... Antalya şubesinin, ... seri numaralı, 27 Ekim 2025 basım tarihli, keşide yeri Antalya olan, 31/05/2026 tarihli, 1.564.000,00-TL tutarındaki, ... A.Ş. emrine, .... Ltd. Şti. tarafından düzenlenen çek nedeniyle; yalnızca taraflar arasında hüküm ifade etmek kaydıyla ve dava konusu çek bedeli üzerinden %15 oranında (1.564.000,00-TL) nakti teminat veya banka kesin ve süresiz teminat mektubu ibraz edildiğinde; İcra takibi başlatılmamışsa; İİK'nin 72/2 maddesi gereği dava konusu çekin icra takibine konu yapılmasının tedbiren durdurulmasına, icra takibine konu yapılmaması yönünde ihtiyati tedbir konulmasına, " şeklinde karar verilmiştir.

Davalı vekilinin ihtiyati tedbire itirazı 07/07/2026 günü duruşmalı olarak değerlendirilmiştir.

...'ce verilen 07/07/2026 tarihli ara karar ile; "açılan dava icra takibinden önce açılan menfi tespit davası olup İİK 72/2 maddesi hükmü gereğince mahkemece ihtiyati tedbir talebi değerlendirilmiş olup sadece tarafları bağlayıcı nitelikte ve davaya konu çekin icra takibine konu edilmemesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmiş olduğundan İİK 72/2 maddesi uyarınca yapılmış olan itirazın reddine" şeklinde hüküm tesis edilmiştir.

... tarafından verilen karara karşı, davalı tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.

Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İhtiyati tedbir kararı verilebilmesi için davacının hakkının varlığını yaklaşık olarak ispat etmiş olmasının zorunlu olduğunu, oysa somut olayda davacı tarafın ileri sürdüğü vakıaların kendi içerisinde dahi tutarlı olmadığını, davacının, önce dava konusu çekin kaybolduğunu ve rızası dışında zilyetliğinden çıktığını ileri sürerek Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2026/204 Esas sayılı dosyasında çek iptal (zayi) davası açtığını, buna karşılık işbu davada ise; aynı çekin davacının eşi tarafından müvekkiline teslim edildiğini iddia ettiğini, bir çekin ya kaybolduğunu ve rıza dışında elden çıktığını ya da davacının eşi tarafından bilerek ve isteyerek üçüncü kişiye teslim edildiğini, bu iki olgunun aynı anda doğru olmasının hukuken ve fiilen mümkün olmadığını, yaklaşık ispatın bulunmadığı durumda ihtiyati tedbir kararı verilmesinin mümkün olmadığını, yerel mahkemenin, bu açık çelişkiyi değerlendirmeksizin yalnızca davacının soyut iddialarına dayanarak ödeme yasağı kararı vermek suretiyle HMK'nın 389 ve devamı maddelerini hatalı uyguladığını, çekin illetten mücerret bir kambiyo senedi olduğunu, yerel mahkemenin, kambiyo senedinin soyut borç ikrarı niteliğini tamamen göz ardı ederek yalnızca temel ilişkiye ilişkin iddiaları esas almak suretiyle tedbir kararı verdiğini, bu yaklaşımın, kambiyo hukukunun yerleşik ilkeleriyle bağdaşmadığını, menfi tespit davalarında ispat yükünün davacı borçluya ait olduğunu, mahkeme, davacının birbirini tamamen çürüten vakıalarına rağmen yaklaşık ispat şartının gerçekleştiği sonucuna ulaştığını; çek hukukunun temel ilkeleri ile ispat yüküne ilişkin kurallarını değerlendirmediğini, bu nedenle verilen ara kararın hukuka uygun olmadığını, tüm bu nedenlerle; ilk derece mahkemesince verilen 07.07.2026 tarihli ihtiyati tedbirin kaldırılmasına dair talebinin reddine dair ara kararın kaldırılmasına, çek üzerindeki tedbiren ödeme yasağının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;

Dava; menfi tespit davası olup, inceleme konusu ise ihtiyati tedbir kararına yapılan itirazın reddine ilişkin ara karardır.

İhtiyati tedbir; 6100 Sayılı HMK'nın 389 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Davanın açılmasıyla hüküm arasında geçen zaman içinde müddeabihin çeşitli şekillerde istenmeyen değişikliklere maruz kalması veya maruz bırakılması mümkündür. Bu değişiklikler sonucu davanın sonunda elde edilecek hükmün icrası, mümkün olmayabilir veya çok güçleşebilir. İşte ortaya çıkan bu tehlikeyi bertaraf etmek amacıyla ihtiyati tedbir müessesesi kabul edilmiştir.

HMK'nın 389. maddesinde, ihtiyati tedbirin şartları düzenlenmiş olup, söz konusu madde de; meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı ya da tamamen imkansız hale gelebileceği veya gecikmesinde sakınca bulunması yahut ciddi bir zararın ortaya çıkacağı endişesi bulunan haller, genel bir ihtiyati tedbir sebebi veya şartı olarak kabul edilmiştir. Bu şartlardan birisinin mevcudiyeti halinde, mahkemece, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilecektir.

İİK'nun 72. Maddesinde "Borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tesbit davası açabilir.

İcra takibinden önce açılan menfi tesbit davasına bakan mahkeme, talep üzerine alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere gösterilecek teminat mukabilinde, icra takibinin durdurulması hakkında ihtiyati tedbir kararı verebilir

İcra takibinden sonra açılan menfi tesbit davasında ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemez. Ancak, borçlu gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında, mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyle icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini isteyebilir.

(Değişik: 9/11/1988-3494/6 md.) Dava alacaklı lehine neticelenirse ihtiyati tedbir kararı kalkar. Buna dair hükmün kesinleşmesi halinde alacaklı ihtiyati tedbir dolayısıyla alacağını geç almış bulunmaktan doğan zararlarını gösterilen teminattan alır. Alacaklının uğradığı zarar aynı davada takdir olunarak karara bağlanır. Bu zarar herhalde yüzde yirmiden aşağı tayin edilemez.

(Değişik: 9/11/1988-3494/6 md.) Dava borçlu lehine hükme bağlanırsa derhal takip durur. İlamın kesinleşmesi üzerine münderecatına göre ve ayrıca hükme hacet kalmadan icra kısmen veya tamamen eski hale iade edilir. Borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırşa, talebi üzerine, borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir. Takdir edilecek zarar, haksızlığı anlaşılan takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olamaz.

Borçlu, menfi tesbit davası zımmında tedbir kararı almamış ve borç da ödenmiş olursa, davaya istirdat davası olarak devam edilir.

Takibe itiraz etmemiş veya itirazının kaldırılmış olması yüzünden borçlu olmadığı bir parayı tamamen ödemek mecburiyetinde kalan şahıs, ödediği tarihten itibaren bir sene içinde, umumi hükümler dairesinde mahkemeye başvurarak paranın geriye alınmasını isteyebilir.

Menfi tesbit ve istirdat davaları, takibi yapan icra dairesinin bulunduğu yer mahkemesinde açılabileceği gibi, davalının yerleşim yeri mahkemesinde de açılabilir. Davacı istirdat davasında yalnız paranın verilmesi lazımgelmediğini ispata mecburdur." hükümleri düzenlenmiştir.

İlk Derece Mahkemesince davanın, dava dilekçesindeki talep gibi menfi tespit davası olarak nitelendirildiği, İİK 72/2 maddesinde düzenlenen icra takibinden önce açılan menfi tespit davalarına özgü ihtiyati tedbirin talebi yönünden karar verildiği, ödeme yasağının çekin iptali davalarına özgü olduğu ancak davanın menfi tespit davası olduğundan tereddüt bulunmadığı, henüz işbu çek ile ilgili olarak icra takibi başlatılmadığı ancak davalı tarafça dava konusu çeke dayalı olarak icra takibine girişilmesinin önünde yasal bir engel bulunmadığı, bu durum karşısında davacının İİK 72/2 maddesi uyarınca ihtiyati tedbir talebinde bulunmasında hukuki yararının olduğu, ihtiyati tedbir kararı verilmemesi, çek bedelinin davacıdan tahsil edilmesi ve yapılacak yargılama sonucunda da davacının davasında haklı çıkması halinde çek bedeli de dikkate alındığında, davacının ekonomik olarak zarara uğramasının muhtemel olduğu, bu manada yaklaşık ispat şartlarının somut olayda oluştuğu, dava tarihinden sonra takip başlatılması ihtimaline karşı İİK 72/2 maddesi uyarınca icra takibinin durdurulmasına yönelik ihtiyati tedbir kararı verilebileceği gözetilerek, ihtiyati tedbir talebinin kabulü ile itirazın reddine karar verilmiş olmasında usul ve yasaya aykırılık görülmemiştir.

Bu itibarla; karşı taraf vekilinin istinaf talebinin dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve 6100 sayılı HMK 355. maddedeki, kamu düzenine aykırılık halleri resen gözetilmek üzere istinaf incelemesinin, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılacağı kuralına uygun biçimde yapılan incelemesi neticesinde; özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre; HMK/353.1.b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerektiği görüş ve kanaatine oy birliğiyle varılarak, aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1.HMK m.353/1.b.1 gereğince davalının istinaf başvurusunun esastan REDDİNE,

2.İstinaf incelemesinin duruşmasız olarak yapılması nedeniyle AAÜT 2/2 hükmü uyarınca ücreti vekalet taktirine yer olmadığına,

3.Alınması gereken harç peşin olarak alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,

4.İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin HMK'nın 360 ıncı maddesi yollamasıyla, madde 323 uyarınca istinafı talep eden üzerinde bırakılmasına,

5.Dosyanın ilk derece mahkemesine iadesine,

Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, 08/10/2026 tarihinde, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/1889, K. 2026/1591, T. 08.10.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-1889-e-2026-1591-k-a1d8f1ec7961