Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/1360 E. 2026/1720 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/1360
Karar No
2026/1720
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/1360 - 2026/1720 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2024/1360 KARAR NO : 2026/1720 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 25/03/2024 NUMARASI : 2023/160 E. - 2024/144 K

DAVANIN KONUSU : Marka Tecavüzü,Haksız Rekabet,Tespit,Durdurma,Ortadan Kaldırma,El koyma,İmha, Marka Hükümsüzlüğü

Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 25/03/2024 tarih ve 2023/160 E. - 2024/144 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, müvekkilinin "..." markasını ilk olarak 1985 tarihinde tescil ettirmiş olduğunu, markanın esas unsurunun "..." olduğunu, müvekkiline ait "..." ibareli 26 adet markası bulunduğunu, bununla birlikte "T/2814" başvuru numaralı tanınmış "..." marka tescilinin de olduğunu, davalının 2022/012255 numaralı ve "..." ibareli markasının bulunduğunu, taraf markalarının iltibasa neden olacak düzeyde benzer olduğunu, bu hususun davacının marka haklarına tecavüz niteliğinde olduğunu, "..." ve "..." aynı mağaza zincirleri ve marketlerde, aynı sanal platformlarda yan yana sergilenecek şekilde tüketicinin arzına sunulduğunu, dava konusu markalar arasında emtia benzerliğinin bulunduğunu, her iki markada da yer alan "..." ibaresinin italik olarak ve benzer bir yazı tipi ile yazıldığını, bu bakımdan davacı tarafından tescil ettirilen seri marka ailesine ait diğer marka unsurları olan "...", "...-...", "...-..." gibi marka ibareleri arasına girebileceği ve haksız yararlanma sağlayabileceğini, markasının erozyona uğrayacağı ve markasının sulandırılacağını, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 6/9 maddesi anlamında kötü niyetli olduğunu ileri sürerek, kötü niyetli bir şekilde kullanılmasının ve/veya kullandırılmasının önlenmesi amacıyla "..." markasının davacının marka hakkına tecavüz oluşturduğunun tespiti ile 2022/012255 numaralı "..." ibareli markasının hükümsüz sayılmasına ve markalar sicilinden terkinine karar verilmesini, talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, taraf markalarının yalnızca "-..." son ekinin benzerlik göstermekte olduğunu, bu ekin ürünün temizlik vb. işlerde kullanılması sebebiyle silmek eylemini çağrıştırır mahiyette olduğunu, temizlik malzemesi olarak kullanılan pek çok ürünün "-..." ekini markasının başında veya sonunda sıklıkla kullanıldığını, Türkiye'de 03 kodu ile "-..." ekini kullanan ilk firmanın davacı olmadığını, ... nezdinde "-..." kelimesinin geçtiği 03 kodunu içeren marka sayısı araştırıldığında tam 1469 adet sonuç çıktığını, pek çok markanın "...” kelimesini kullanmakta olduğunu, bu kelimenin davacının tekeline verilemeyeceğini, taraf markalarındaki yazı karakterlerinin, renklerinin, ürünlerin kullanım alanlarının tamamen farklı olduğunu, "..." ön ekinde vurgulanan kısmın ürünün ambalajının rengi olduğunu "..." ön ekinin "-..." son ekinden daha baskın olduğunu, davacının markasında da "..." ön ekinin "-..." son ekinden daha baskın olduğunu, davacının iddia ettiği gibi iltibas amacı içermediğini ve iltibas çağrışımı da yapmadığını haksız çıkar sağlamak amacıyla, kötü niyetli şekilde kullanılmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davalının 31.01.2022 başvuru tarihli 2022/012255 sayılı '... + ..." ibareli dava konusu markanın 03, sınıfta tescilli olduğu, davacıya ait 2022/018968. 2022/041905, 2022/041902, 2022/117138, 2022/1 17141, 2022/117139, 2022/195736 başvuru numaralı markaların başvuru tarihlerinin, hükümsüzlüğü talep edilen davalıya ait 2022/0l2255 tescil sayılı markanın başvuru tarihi olan 31.01.2022 tarihinden sonra olduğu, bu sebeple bu markaların davalının 2022/012255 tescil sayılı markası yönünden marka benzerliğinden kaynaklı hükümsüzlük ve marka tecavüzü incelemesine mesnet alınamayacakları, davalının 2022/012255 tescil sayılı markası kapsamında yer alan emtianın, davacıya ait 91/010582, 92/00268, 92/000269, 92/009848, 92/010671, 95/006465, 2007/31101, 2007/71273, 2010/53268, 2015/67432, 2015/67437, 2015/67446, 2019/104264, 2022002444 başvuru numaralı markaların kapsamında yer alan mallarla aynı tür mallar olduğu, davalının "... + ..." ibareli markası ile davacıya ait "... ibareli tescilli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle özellikle markanın bütünselliği ilkesi gözetilerek görsel sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, davalı markasında baskın unsurun şekil ve ... şeklinde olduğu, ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından davacının "... ibareli tescilli markalı mallarından satın almak/yararlanmak isterken davalının "... + ..." ibareli markalı malları satın almak yararlanmak şeklinde bir yanılgı yaşamayacağı, ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından davalı markası ile davacının tescilli markaları arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı mallar algısı da oluşmayacağı, taraf marka işaretleri benzemediğinden SMK'nın 6/1 maddesindeki iltibasın bulunmadığı, taraf marka işaretleri benzemediğinden SMK 6/5 maddesindeki tanınmışlık koşulu da oluşmadığı, davacıya ait tanınmış olduğu iddia edilen markadan haksız bir yararı sağlanabileceğinin kanıtlanamadığı, dava konusu marka açışından SMK 6/9 maddesi anlamında kötü niyetli başvuru yapıldığı veya 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 54 ve devamı madde anlamında haksız rekabet iddiasının da kanıtlanmadığı gerekçesiyle hükümsüzlük davasının reddine, SMK 25/1 maddesindeki hükümsüzlük koşulu da oluşmadığı gibi SMK 29. maddesindeki marka tecavüzü eylemi de gerçekleşmediği gerekçeleriyle marka tecavüzü davasınında reddine karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, mahkemece benimsenen bilirkişi raporuna itirazlarının giderilmediğini ve delillerin toplanmadığını, SMK 6/1 hükmü uyarınca benzerlik koşulunun oluştuğunu, bu hususta özellikle "..." markaları arasında görülen ve davacının "..." ibareli markalarının 03. sınıf ürünler sektöründe tanınmışlığı konusunda bir şüphe bulunmadığına dair Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 25.01.2023 T. 2021/5742 E. - 2023/543 K. sayılı onama ilamını gözetilmediğini, SMK 6/5 kapsamında tanınmış marka olduğunu, keza tanınmışlığın eksik incelendiğini, davalının kötü niyetli olduğunu, davalının TTK'nın 54 ve devamı maddeleri anlamında haksız rekabet koşullarının oluştuğunu ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

GEREKÇE :Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, taraf marka işaretleri benzemediğinden SMK'nın 6/1 maddesindeki iltibasın bulunmadığı, taraf marka işaretleri benzemediğinden SMK 6/5 maddesindeki tanınmışlık koşulu da oluşmadığı, davalının tanınmış olduğu iddia edilen markadan haksız bir yararı sağlanabileceğinin kanıtlanamadığı, dava konusu marka açısından SMK 6/9 maddesi anlamında kötü niyetli başvuru yapıldığı veya 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 54 ve devamı madde anlamında haksız rekabet iddiasının da kanıtlanmadığından hükümsüzlük davasının reddine, SMK25/1 maddesindeki hükümsüzlük koşulu da oluşmadığı gibi SMK 29. maddesindeki marka tecavüzü eylemi de gerçekleşmediği anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurularının esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.

HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 427,60-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 304,40-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile 09/10/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.

GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 09/10/2026

Başkan

Üye

Üye

Katip

Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2024/1360, K. 2026/1720, T. 09.10.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-1360-e-2026-1720-k-82d368672931