Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/1329 E. 2026/1718 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/1329
Karar No
2026/1718
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2024/1329 KARAR NO : 2026/1718 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 28/03/2024 NUMARASI : 2021/426 E. - 2024/153 K. DAVANIN KONUSU : Endüstriyel Tasarıma Tecavüzün Tespiti, Önlenmesi

Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 28/03/2024 Tarih ve 2021/426 Esas - 2024/153 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, müvekkilinin 2020/03767 (Locarno sınıfı 30-06) ve 2020/07090 (Locarno Sınıfı 30-02) sayılı tescilli tasarımların sahibi olduğunu, bu tasarımlar doğrultusunda, evcil hayvan kulübesi, yatakları, yuvaları yaptığını, ürünlerinin ... Ltd. Şti. ile ... adına satışını yapmakta olduğunu, en büyük gelir kaynağının "..." üzerinden yaptığı satışlar olduğunu, davalının ..." online pazar yeri üzerinde sahibi olduğu tescilli tasarımların ayırt edilemeyecek derecede benzerlerinin satış yaptığının tespit edildiğini, davacıya ait 2020/03767 ve 2020/07090 sayılı tasarım tescil numaralı tasarımlara karşı davalı tarafından "..." "...” alan adlarında gerçekleştirilen tasarım hakkına tecavüzün tespitini, davalının tasarım hakkına tecavüz fiillerinin durdurulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davacının tasarımlarının harcıalem olan üçgen çadır şeklinden oluştuğunu, ayır ediciliğinin bulunmadığını, davacının tasarımlan ile davalının kullanıma konu tasarımlarının yeterli derecede farklı olduğunu, tasarıma konu ürün grubunu tanıyan ve piyasadaki diğer örneklerini bilen bilgilenmiş kullanıcının tasarımlar arasındaki farklılığı ilk görüşte ayırt edebileceğini ve tasarımları karıştırmayacağını, davacının harcı alem tasarımlar ve bu tasarımlar üzerinden davalıya karşı bir takım iddialarda bulunulmasının hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davacıya ait 2020/03767 1-2 ve 2020/07090 sayılı tasarımlar ile "..." sitesinde yer alan davalı ürününün karşılaştırılmasından davalı ürününün, genel itibari ile dikdörtgen prizma formda olduğu, karakteristik olarak üşt köşesinde bir pahtan sahip olduğu, pahtan itibaren çatıda düz bir bölgeye sahip olup kapalı bir yüzey oluşturulmuş olduğu, tasarım zeminde minder ile üstte kemik şeklinde isimlikle desteklenmekte olduğu, taraf tasarımları arasında benzer bir tasarıma denk gelinmediği ve belirgin farklar tespit edildiği, tasarımcının seçenek özgürlüğü ve bilgilenmiş kullanıcı göz önünde bulundurulduğunda, davalının tasarımına davacının tescilleri karşısında yenilik ve ayırt edici nitelik kazandığı, öte yandan davacıya ait 2020/03767nolu tasarımlar ile "..." adresinde yer alan davalı ürünü karşılaştırıldığında ise davalının tespit edilen tasarımı temelde tek yüzeyi açık küp formunda olduğu, yapısal elemanların arasının kumaş ile kapatıldığı, tasarımda herhangi bir kapı bulunmadığı, yapısal elemanların konumu ile üstte arkaya doğru kısmi bir eğim oluğu, önde çatı köşe elemanlarında kısmi bir uzama ve ortada kemik şeklinde bir tabela bulunduğu, davacı tescillerinin ise küp formunda bir tasarım bulunmadığı, üstten basık altıgen ve ayaklı altıgen tasarım ile katlanır cam kapaklı ayaklı/ayaksız klasik üçgen çatılı prizma ve nihayetinde üçgen ayaklı ayaksız tasarımlar mevcut olduğu, tasarımcının seçenek özgürlüğü ve bilgilenmiş kullanıcı göz önünde bulundurulduğunda, davalının tasarımına davacının tescilleri karşısında yenilik ve ayırt edici nitelik kazandığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, derdest davada mesnet tasarımlarının Amerika Birleşik Devletleri Patent ve Marka Ofisi nezdinde de tescilli olduğunu, tüm özellikleri aynı olan müvekkili ile davalı ürünlerinin, fark yaratmayan değişiklikler nedeniyle tasarıma ayırt edicilik kazandırmasının kabul edilemeyeceğini, tasarımlarının "..." olmadığı evcil hayvanların iç mekanlarda kullanması için tasarlanmış yataklar olduğunu, davalı ürünlerinin ayniyet derecesinde benzer olduğunu ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

GEREKÇE : 1-Dava, endüstriyel tasarıma tecavüzün tespiti ile davalının tasarım hakkına tecavüz fiillerinin durdurulması istemlerine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, tasarımcının seçenek özgürlüğü ve bilgilenmiş kullanıcı göz önünde bulundurulduğunda, davalının tasarımına davacının tescilleri karşısında yenilik ve ayırt edici nitelik kazandığının teknik bilirkişi raporuyla belirlenmiş olduğu anlaşılmakla, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer istinaf itirazlarının esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. 2-Ancak mahkemece, "Dava açılırken alınan peşin maktu karar ilam harcı yeterli olduğundan ve yeniden değerleme oranı nedeniyle ortaya çıkan güncel peşin harca denk olduğundan, denk olan harcın güncel olan harca tamamlanması mülkiyet hakkı ihlali olacağından yeniden harç alınmasına yer olmadığına" karar verilmesi doğru olmamıştır. Zira "Harçlar, özel ve tüzel kişilerin, özel çıkarlarına ilişkin olarak kamu kuruluşlarının hizmetlerinden yararlanmaları karşılığında yaptıkları ödemelerdir" (07.12.1964 gün ve 3/5 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı, RG.12.12.1964, sayı:11880, Kuru, Baki, s:5305). Bir davada alınacak harçlar ve oranları (yargı harçları), 492 sayılı Harçlar Kanununda ve bu Kanuna bağlı 1 sayılı Tarifede gösterilmiştir. Her davanın başlangıcında taraflardan, başvurma harcı ve karar ve ilam harcı olmak üzere iki tür harç alınır. 492 sayılı Harçlar Kanununun "Maktu harçlarda ödeme zamanı" başlıklı 27. maddesi uyarınca "(1) sayılı tarifede yazılı maktu harçlar ilgili bulunduğu işlemin yapılmasından önce peşin olarak ödenir. Mahiyetleri icabı işin sonunda hesap edilip alınması gerekenler, harç alacağının doğması tarihinden itibaren 15 gün içinde ödenir. Harç peşin veya süresinde ödenmemiş ise, müteakip muamelelere ancak harç ödendikten sonra devam olunur". 492 sayılı Harçlar Kanununun Mükerrer Madde 138/2 hükmü uyarınca "Her takvim yılı başından geçerli olmak üzere önceki yılda uygulanan maktu harçlar (Maktu ve nispi harçların asgari ve azami miktarlarını belirleyen hadler dahil), o yıl için tespit ve ilan olunan yeniden değerleme oranında artırılır". Başvurma harcı, dava açılırken peşin olarak ödenmesi gereken maktu bir harçtır. Dava açarken başlangıçta ödenen bu harcın, 492 sayılı Harçlar Kanununun 27/1. maddesi uyarınca, başvuru işleminin yapılmasına ilişkin bulunması, diğer bir deyişle ilgili bulunduğu işlemin, dava açarken başvuru işleminin yapılması ile tamamlanmış olması nedeniyle sonradan yeniden değerleme oranına göre arttırılamayacağı tabiidir. Karar ve ilam harcı ise nispi ve maktu karar ve ilam harcı olmak üzere iki çeşittir. Konusu belli bir değerle ilgili bulunan davalarda esas hakkında karar verilmesi halinde, hüküm altına alınan anlaşmazlık konusu değer üzerinden nispi olarak karar ve ilam harcı alınır. Nispi harçlarda ödeme zamanını düzenleyen Harçlar Kanununun 28/a maddesi uyarınca, karar ve ilam harçlarının dörtte biri peşin, geri kalanı kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde ödenir. Peşin olarak ödenecek bu dörtte bir karar ve ilam harcı, dava dilekçesinde gösterilen değer üzerinden hesaplanır. Yargılama sırasında dava değerinin daha fazla olduğu tespit edilirse eksik karar ve ilam harcı tamamlattırılır (Harçlar Kanunu m.16/4, 30). İlk derece mahkemesince mülkiyet hakkının ihlali görülen harç ise davanın başlangıcında davacıdan alınan maktu karar ve ilam harcıdır. Nispi karar ve ilam harcına tabi davalar dışındaki hallerde veya davanın reddine karar verilmesi halinde, alınması gereken karar ve ilam harcı, maktudur. Maktu harca tabi davalarda karar ve ilam harcının tamamı, dava açarken peşin olarak ödenir. Ancak başvuru harcından farklı olarak maktu karar ve ilam harcında, 492 sayılı Harçlar Kanununun 27/1. maddesi uyarınca, "ilgili bulunduğu işlem", diğer bir deyişle dış dünyada değişiklik yaratan, taraflarca infaza konulabilecek şey, mahkemece verilen "karardır". Dolayısıyla maktu karar ve ilam harcının alınma zamanı da esasen mahkemece verilen karar tarihidir. Zira maktu harcın hangi taraftan alınacağı ya da başlangıçta nispi harca tabi bir davada, sonradan davanın reddine karar verilip verilmeyeceği de ancak karar tarihi itibariyle belli olmaktadır. O halde maktu karar ve ilam harcı, 492 sayılı Harçlar Kanununun 27/1. maddesinde belirtilen "mahiyetleri icabı işin sonunda hesap edilip alınması gerekenler" türünden bir harçtır. Nitekim 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı 1 sayılı Tarifenin, maktu karar ve ilam harcını düzenleyen A/III-2. maddesinde, her bir karar türüne göre alınması gereken harç miktarı ayrı ayrı belirtilirken, her bir karar türü için maddede yer alan "kararlar" ibarelerinden, yukarıda açıklandığı üzere bir davada verilecek kararın ne olacağının, ancak karar tarihi itibariyle ortaya çıkabileceği, yine tarafların ellerinde ancak mahkemece bir karar verilmesi halinde yararlanabilecekleri, infazı mümkün bir belge bulunabileceği maddi gerçeğinden hareketle, maktu karar ve ilam harçlarının da karar tarihi itibariyle hesap edilip alınması gerektiği anlaşılmaktadır. O halde mahkemece, dava açarken başlangıçta ödenen maktu karar ve ilam harcının, sonradan yürürlüğe giren tarife ile artırılması halinde, 492 sayılı Harçlar Kanununun 27/1. maddesi ve Mükerrer Madde 138/2 hükümleri uyarınca eksik tutarın ilgilisine tamamlattırılması gerekirken, yazılı gerekçeyle hüküm kurulması doğru değildir. Kaldı ki kamu düzenine ilişkin olan karar ve ilam harcının, karar tarihine göre belirlenmesi gerektiği, aynı mahkeme tarafından aynı yönde verilen bir kararın, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 21/11/2024 tarih ve 2024/3186 Esas, 2024/8189 Karar sayılı kararı ile "yargılama harçlarının kamu alacağı niteliğinde ve re'sen dikkate alınacak hususlardan olduğu" gerekçesiyle doğru görülmeyip, düzeltilerek onanması suretiyle de tespit edilmiş olup, Dairemizin uygulaması da bu yöndedir. HMK'nın 353/1-b-2. maddesine göre, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, Dairemizce davacı vekilinin istinaf başvurularının kabulü ile HMK'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.

HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi 28/03/2024 gün ve 2021/426 Esas - 2024/153 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 2-Davanın REDDİNE, 3-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00-TL maktu karar ve ilam harcından, peşin harç olarak alınan 59,30-TL harçtan mahsubu ile bakiye 672,70-TL karar ve ilam harcının davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 4-Davalılar kendilerini vekille temsil ettirmiş olduğundan, ilk derece mahkemesi karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre hesaplanan 25.500,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, 5-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına, 6-Davalılar tarafından ilk derece mahkemesinde ve istinaf aşamasından herhangi bir yargılama gideri yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 7-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen taraflara iadesine (HMK m.333), 8-Davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 427,60-TL istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 9-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile 09/10/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.

GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 09/10/2026

Başkan ...

Üye ...

Üye ...

Katip ...

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2024/1329, K. 2026/1718, T. 09.10.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-1329-e-2026-1718-k-6dd5a61afe0b