Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2024/1323 E. 2026/1612 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2024/1323
- Karar No
- 2026/1612
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/1323 - 2026/1612 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2024/1323 KARAR NO : 2026/1612 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 15/02/2024 NUMARASI : 2021/333 E. - 2024/36 K.
DAVANIN KONUSU : Marka İle İlgili Kurum Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü
Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 15/02/2024 Tarih ve 2021/333 Esas - 2024/36 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkilinin 1999 yılından beri faaliyetlerini sürdürdüğünü, 2019 yılında müşterilerinin hayatını kolaylaştırmak için teknoloji yatırımları yapan ..., “...” dünyasını hayata geçirdiğini, müvekkilinin ''... - ...'' ibareli markaları ile itiraz olunan ''...'' markasının ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğunu, '... - ...'' ibareli markaların sektörde tanınmışlığı bir yana, marka olarak tescilli olduğu sürece markasal kullanıma yol açacak şekilde bir başkası adına tescil olunamayacağını, itiraza konu “...” markasının tescil alması durumunda müvekkilinin alt markası veya devamı olarak düşünülüp tüketicinin müvekkiline ait olan markaların güvenilirliğine inanarak itiraza konu markayı tercih etmesi mümkün olabileceğini, müvekkilinin çatı markalarından biri olan “...” ek ibareli 40'a yakın tescili gerçekleşmiş markasının bulunduğunu, müvekkilinin “... işyeri” olarak marka tescilinin de bulunduğunu, “...” ibaresinin, marka değeri taşımadığı ve markaya ayırt edicilik özelliği katmadığını, asıl marka değeri taşıyan ibarenin “...” olduğunu, itiraza konu markanın müvekkili markaları ile ilintili olduğunu, davalının kötüniyetli olduğunu ileri sürerek, 2021-M-5413 sayılı YİDK kararının iptaline, 2019/113357 başvuru numaralı “...” markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı şirket vekili, müvekkilinin ... internet sitesi üzerinden “...” markası ile Türkiye'nin bulut tabanlı yeni nesil muhasebe ve finans platformu üzerinden müşterilerine hizmet verdiğini, benzer marka tescillerinin olduğunu, dava konusu markanın hem kelime hem şekil markası olduğunu, hiçbir karışıklığa yol açmayacağını, sektörel farklılıktan ötürü hitap edilen tüketici kitlesinin de farklı olduğunu ve karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı ... vekili, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun bulunduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı başvuru sahibi tarafından marka işlem dosyasındaki karşı görüş formunda davacının iltibasa dayanak gösterdiği 2014/06351, 2014/ 06355, 2014/06364, 2014/16010, 2014/26536, 2014/26537, 2014/26538, 2014/26539, 2014/26542, 2014/30268, 2014/32114, 2014/ 66779, 2014/ 70957 tescil numaralı “... ", "... ", "... ", "...", "... ", " ... ", " ...", " ... ", "...", "... ", "...", "... ", ibareli markalar için tescilli oldukları sınıflar yönünden, dava konusu markanın başvuru tarihi olan 15.11.2019 tarihinden önceki beş yıllık süre içerisinde ciddi biçimde kullanıldığına dair kullanım ispatı talebinde bulunulduğu, davacının kullanım ispatına konu markalarından 2014/26537 numaralı ... , 2014/26538 numaralı ..., 2014/26539 numaralı ... , 2014/32114 numaralı ... markaları hükümsüz olduğu için iş bu markaların kullanım ispatında dikkate alınmadığı, YİDK İptali bakımından 2014/ 06351 ve 2014/ 06355 numaralı markaların tescil tarihinin 15.11.2014; 2014 16010 numaralı ... ibareli markanın tescil tarihinin 31.12.2015; 2014/ 26536 numaralı ... ibareli markanın tescil tarihinin 06.05.2016; 2014/ 26542 numaralı ... ibareli markanın tescil tarihi 24.11.2015; 2014/30268 numaralı ... ibareli markanın tescil tarihinin 14.01.2015; 2014 66779 numaralı ... ibareli markanın tescil tarihinin 17.06.2015; 2014/ 70957 numaralı ... ibareli markanın tescil tarihi ise 26.11.2015 olduğu, bu markaların dava konusu markanın başvuru tarihi olan 15.11.2019 tarihi itibariyle en az 5 yıldır tescilli olmadığı, bu nedenle kullanım ispatında incelemeye alınmadığı, 2014/ 06364 tescil numaralı ... Ticaret ibareli marka yönünden kullanım ispatı değerlendirilmesi yapıldığında ciddi kullanımın ispatlanamadığı, iş bu markanın benzerlik değerlendirmesinde dikkate alınmadığı, davalının başvurusunda yer alan 38. Sınıftaki “Radyo ve televizyon yayın hizmetleri. Haberleşme hizmetleri (internet servisi sağlama hizmetleri dahil). Haber ajansı hizmetleri” ve 42. Sınıftaki “Bilimsel ve sınai inceleme, araştırma hizmetleri; mühendislik hizmetleri, mühendislik ve mimari tasarım hizmetleri, kalite ve standart belgelendirme amaçlı mal/hizmetlerin test edilmesi. Bilgisayar hizmetleri: bilgisayar programlama, bilgisayarı virüse karşı koruma, bilgisayar sistem tasarımı, başkaları adına web sitelerinin tasarlanması, bakımı ve güncelleştirilmesi, yazılım tasarımı, kiralanması ve güncelleştirilmesi, internet arama motoru sağlama, hosting, bilgisayar donanımları alanında danışmanlık, bilgisayar donanımlarının kiralanması hizmetleri. Bu sınıfa dahil olup mühendislik, mimarlık, bilgisayar hizmetleri kapsamına girmeyen her türlü tasarım hizmetleri; grafik sanat tasarım hizmetleri (reklam amaçlı tasarım ve peyzaj tasarımı hariç). Sanat eserleri orijinallik onay hizmetleri” ile davacının 2017/ 95538, 2017 /95542, 2017/ 95554, 2017/ 95557, 2017/ 95579, 2017/ 95582, 2017/ 95582, 2017/ 95607, 2017/ 95622, 2017/ 95624, 2017/ 95632, 2017/ 95635 numaralı tescil markaları ile davacının 42. Sınıfta bulunan 2018/ 33095 tescil numaralı markasındaki hizmetlerin aynı, aynı tür olduğu, davalının 41. Sınıftaki “Eğitim ve öğretim hizmetleri. Sempozyum, konferans, kongre ve seminer düzenleme, idare hizmetleri. Spor, kültür ve eğlence hizmetleri (sinema, spor karşılaşmaları, tiyatro, müze, konser gibi kültür ve eğlence etkinlikleri için bilet sağlama hizmetleri dahil). Dergi, kitap, gazete v.b.gibi yayınların basıma hazır hale getirilmesi, okuyucuya ulaştırılmasına ilişkin hizmetler (global iletişim ağları vasıtasıyla anılan hizmetlerin sağlanması da dahil). Film, televizyon ve radyo programları yapım hizmetleri. Haber muhabirliği hizmetleri, foto-muhabirliği hizmetleri. Fotoğrafçılık hizmetleri. Tercüme hizmetleri” ile davacının 2018/ 64993, 2018/ 96792 tescil numaralı markaları kapsamındaki 41. Sınıf hizmetlerinin aynı, aynı tür olduğu anlaşılmakla birlikte; davacının şemada gösterilen diğer redde mesnet markaları ve hükümsüzlük talebi yönünden değerlendirilen 2014/06364 tescil numaralı “... ticaret” markası yönünden mevzuatta aranan mal ve hizmet benzerliği şartı sağlanamadığı tespit edildiğinden iş bu markalar yönünden başvuru markası ile aralarında karıştırılma ve benzerlik ihtimali olmadığı, ortalama dikkat düzeyine sahip tüketicilere nazaran dikkat düzeyi yüksek olan tüketici kitlesinin dikkate alınması gerektiği, davalı markasındaki yer alan figüratif unsur ve ek ibareler ile birlikte taraf markalarının görsel olarak benzemediği, çekişme konusu “...” sözcüğünün bir markada yer alması durumunda, anılan marka ile sunulacak mal ve hizmetlerin ortalama alıcıları nazarında işaretin, ürün ve hizmetin kolayca sunumu, tüketicinin bu hizmetlere ... erişimi, bu mal ve hizmetlerden ... şekilde istifade etme vazifesi gördüğü, bu haliyle de ayırt edici karakterinin son derece zayıf olduğu, taraf markaları arasında iltibas bulunmadığı, hükümsüzlük talebi yönünden davacı tarafından dava dosyasına sunulan tanınmışlığı ispata elverişli redde mesnet markaların ilgili tüketici tarafından hemen akla gelecek veya hemen akla gelecek markalar arasında olduğunu gösterecek yeterli düzeyde destekleyici verilere dayanılmadığı, dolayısıyla davacı yanın ne “..." ibareli markası ne de “...” esas unsurlu markalarının tescilli olduğu sınıflarda tanınmış olmadığı, kullanım sonucunda yüksek bilinirlik elde etmediği, bu sebeple SMK’nın 6/5. maddesindeki davacı markasını sulandırmaya yönelik herhangi bir şartın somut uyuşmazlık bakımından gerçekleşmediği, haksız rekabet iddiasına ilişkin olarak; dosya içerisindeki deliller incelendiğinde bu hususu ispata yarayan bir delil sunulmadığı anlaşılmış olup haksız rekabet şartlarının somut olayda gerçekleşmediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, müvekkili bankanın birçok faaliyet alanında etkin olduğunu, davacının ise oldukça sınırlı bir alanda faaliyet gösteren bir şirket olduğu hususunun dikkate alınmadığını, müvekkillerinin tescillerinin ticari dürüstlüğe uygun olduğunun ortada olduğunu, davalı başvurusundaki ayırt edici esas unsurun müvekkili bankanın çatı markalarından olan ... ifadesi olduğunu, davacının müvekkili bankaya ait markaların tanınmışlığından yararlanma tehlikesinin bulunduğunu, ortalama bir tüketicinin uyuşmazlık konusu markayı müvekkilinin uygulamalarından biri olarak algılamasının kuvvetle muhtemel bulunduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE : Dava, YİDK kararının iptali, marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, " ..." ibareli marka başvurusu ile itiraza mesnet "..." ibaresini içeren markalar arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede SMK'nın 6/1. maddesi anlamında bir benzerlik bulunmadığı, zira davalı markasında yer alan figüratif unsur ve ek ibareler ile birlikte taraf markalarının bütünsel olarak farklı bulunduğu, diğer yandan "..." ibaresinin çekişme konusu hizmetlere ... erişimi, bu mal ve hizmetlerden ... şekilde istifade etmeyi ifade ettiği, ayırt ediciliğinin düşük olduğu, alıcı kitlesinin, yargılama konusu ürünler için ayırdığı satın alım ve yararlanım süresi içinde, davalının "... ...+..." markasını gördüğünde bunun davacının mesnet markalarından farklı bir marka olduğunu algılayabileceği, tescilli markaların bir uzantısı, yeni bir versiyonu, yeni bir serisi olarak algılanmasının ihtimal dahilinde olmadığı, taraf markaları arasında iltibas bulunmadığı, ayrıca somut olayda SMK'nın 6/5. maddesinin koşullarının olmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer istinaf itirazlarının esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. 2-Ancak mahkemece, "Dava açılırken alınan peşin maktu karar ilam harcı yeterli olduğundan ve yeniden değerleme oranı nedeniyle ortaya çıkan güncel peşin harca denk olduğundan, denk olan harcın güncel olan harca tamamlanması mülkiyet hakkı ihlali olacağından yeniden harç alınmasına yer olmadığına" karar verilmesi doğru olmamıştır. Zira, harçlar, özel ve tüzel kişilerin, özel çıkarlarına ilişkin olarak kamu kuruluşlarının hizmetlerinden yararlanmaları karşılığında yaptıkları ödemelerdir (07.12.1964 gün ve 3/5 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı, RG.12.12.1964, sayı:11880, Kuru, Baki, s:5305). Bir davada alınacak harçlar ve oranları (yargı harçları), 492 sayılı Harçlar Kanunu'nda ve bu Kanun'a bağlı 1 sayılı Tarife'de gösterilmiştir. Her davanın başlangıcında taraflardan, başvurma harcı ve karar ve ilam harcı olmak üzere iki tür harç alınır. 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun "Maktu harçlarda ödeme zamanı" başlıklı 27. maddesinde; "(1) sayılı tarifede yazılı maktu harçlar ilgili bulunduğu işlemin yapılmasından önce peşin olarak ödenir. Mahiyetleri icabı işin sonunda hesap edilip alınması gerekenler, harç alacağının doğması tarihinden itibaren 15 gün içinde ödenir. Harç peşin veya süresinde ödenmemiş ise, mütaakıp muamelelere ancak harç ödendikten sonra devam olunur". hükmü, 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun Mükerrer Madde 138/2. maddesinde de; "Her takvim yılı başından geçerli olmak üzere önceki yılda uygulanan maktu harçlar (Maktu ve nispi harçların asgari ve azami miktarlarını belirleyen hadler dahil), o yıl için tespit ve ilan olunan yeniden değerleme oranında artırılır". hükmü bulunmaktadır. Başvurma harcı, dava açılırken peşin olarak ödenmesi gereken maktu bir harç olup, dava açılırken başlangıçta ödenen bu harcın, 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 27/1. maddesi uyarınca, başvuru işleminin yapılmasına ilişkin bulunması, diğer bir deyişle ilgili bulunduğu işlemin, dava açarken başvuru işleminin yapılması ile tamamlanmış olması nedeniyle sonradan yeniden değerleme oranına göre arttırılamayacağı tabiidir. Karar ve ilam harcı, nispi ve maktu karar ve ilam harcı olmak üzere iki çeşit olup, konusu belli bir değerle ilgili bulunan davalarda esas hakkında karar verilmesi halinde, hüküm altına alınan anlaşmazlık konusu değer üzerinden nispi olarak karar ve ilam harcı alınır. Nispi harçlarda ödeme zamanını düzenleyen Harçlar Kanunu'nun 28/a maddesi uyarınca, karar ve ilam harçlarının dörtte biri peşin, geri kalanı kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde ödenir. Peşin olarak ödenecek bu dörtte bir karar ve ilam harcı, dava dilekçesinde gösterilen değer üzerinden hesaplanır. Yargılama sırasında dava değerinin daha fazla olduğu tespit edilirse eksik karar ve ilam harcı tamamlattırılır (Harçlar Kanunu m.16/4, 30). İlk derece mahkemesince mülkiyet hakkının ihlali görülen harç ise, davanın başlangıcında davacıdan alınan maktu karar ve ilam harcıdır. Nispi karar ve ilam harcına tabi davalar dışındaki hallerde veya davanın reddine karar verilmesi halinde, alınması gereken karar ve ilam harcı, maktudur. Maktu harca tabi davalarda karar ve ilam harcının tamamı, dava açarken peşin olarak ödenir. Ancak başvuru harcından farklı olarak maktu karar ve ilam harcında, 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 27/1. maddesi uyarınca, ilgili bulunduğu işlem, diğer bir deyişle dış dünyada değişiklik yaratan, taraflarca infaza konulabilecek şey, mahkemece verilen "karardır". Dolayısıyla maktu karar ve ilam harcının alınma zamanı da esasen mahkemece verilen karar tarihidir. Zira maktu harcın hangi taraftan alınacağı ya da başlangıçta nispi harca tabi bir davada, sonradan davanın reddine karar verilip verilmeyeceği de ancak karar tarihi itibariyle belli olmaktadır. O halde maktu karar ve ilam harcı, 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 27/1. maddesinde belirtilen "mahiyetleri icabı işin sonunda hesap edilip alınması gerekenler" türünden bir harçtır. Nitekim 492 sayılı Harçlar Kanunu'na bağlı 1 sayılı Tarife'nin, maktu karar ve ilam harcını düzenleyen A/III-2. maddesinde, her bir karar türüne göre alınması gereken harç miktarı ayrı ayrı belirtilirken, her bir karar türü için maddede yer alan "kararlar" ibarelerinden, yukarıda açıklandığı üzere, bir davada verilecek kararın ne olacağının, ancak karar tarihi itibariyle ortaya çıkabileceği, yine tarafların ellerinde ancak mahkemece bir karar verilmesi halinde yararlanabilecekleri, infazı mümkün bir belge bulunabileceği maddi gerçeğinden hareketle, maktu karar ve ilam harçlarının da karar tarihi itibariyle hesap edilip alınması gerektiği anlaşılmaktadır. O halde mahkemece, dava açarken başlangıçta ödenen maktu karar ve ilam harcının, sonradan yürürlüğe giren tarife ile artırılması halinde, 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 27/1. maddesi ve Mükerrer Madde 138/2 hükümleri uyarınca, eksik tutarın ilgilisine tamamlattırılması gerekirken, yazılı gerekçeyle hüküm kurulması doğru değildir. Kaldı ki kamu düzenine ilişkin olan karar ve ilam harcının, karar tarihine göre belirlenmesi gerektiği, aynı mahkeme tarafından aynı yönde verilen bir kararın, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 21/11/2024 tarih ve 2024/3186 Esas, 2024/8189 Karar sayılı kararı ile "yargılama harçlarının kamu alacağı niteliğinde ve re'sen dikkate alınacak hususlardan olduğu" gerekçesiyle doğru görülmeyip, düzeltilerek onanması suretiyle de tespit edilmiş olup, Dairemizin uygulaması da bu yöndedir. HMK'nın 353/1-b-2. maddesine göre, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, Dairemizce HMK'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. Ayrıca, Yargılama harçları kamu düzenine ilişkin bulunduğundan, harçlar konusunda kazanılmış haktan söz edilemeyeceği ise tabiidir (Yargıtay 5. HD.'nin 22/01/1982 tarih ve 12534/240).
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin diğer istinaf itirazlarının HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Yukarıda (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince kabulü ile Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 15/02/2024 gün ve 2021/333 Esas - 2024/36 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Davanın REDDİNE, 4-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00-TL maktu karar ve ilam harcından, peşin olarak alınan 59,30-TL harçtan mahsubu ile bakiye 672,70-TL'nin davacıdan alınarak Hazineye irat kaydına, 5-Davalılar kendisini vekille temsil ettirdiğinden ve istinaf kanun yoluna başvuran davacı aleyhine karar verilemeyeceğinden, ilk derece karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan takdiren 25.500.00-TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, 6-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 7-Davalılar tarafından herhangi bir yargılama gideri yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 8-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen davacıya iadesine (HMK m.333), 9-Davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 427,60-TL maktu istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine, 10-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 24/09/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 23/10/2026
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.