Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2024/1330 E. 2026/1719 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2024/1330
- Karar No
- 2026/1719
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/1330 - 2026/1719 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2024/1330 KARAR NO : 2026/1719 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 29/02/2024 NUMARASI : 2022/464 E. - 2024/60 K.
DAVANIN KONUSU : Marka İle İlgili Kurum Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü
Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 29/02/2024 Tarih ve 2022/464 Esas - 2024/60 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalılar vekilleri tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, davacının tekstil sektöründe ülkemizin lider kuruluşlarından olduğunu, "...” ibareli markasını ilk kez 2001 yılında tescil ettirdiğini, dava konusu "... ...” ibareli marka başvurusuna davacı tarafından itiraz edildiğini, itirazın kısmen reddedildiğini, bu karara itirazının ise ret edildiğini, davacıya ait markaların 18, 25 ve 35. sınıflarda tescilli olduğunu, dava konusu markada yer alan "...” ibaresinin tek başına herhangi bir ayırt ediciliği olmadığını, dava konusu markanın esas unsurunun "...” ibaresi olduğunu, dava konusu markada yer alan "...” ibaresinin davacı markası ile birebir aynı şekilde düzenlendiğini, markasının sektörün lider markalarından biri olduğunu, dava konusu markanın davacının tanınmışlığından haksız faydalanacağını, taraf markaları arasında ilişkilendirilme/karıştırılma riskinin çok yüksek olduğunu, taraf markalarının kapsadıkları mal ve hizmet sınıflarının birebir aynı veya ikame alanlardan olduğunu, markaların hitap ettiği tüketici kitlesinin birebir aynı olduğunu ileri sürerek, YİDK'nın 2022-M-14662 sayılı kararının iptaline, 2021/04571 sayılı markanın tescili halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, Kurum kararının yerinde olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Diğer davalı vekili, davacının kötü niyet iddialarının kabul edilemez nitelikte olduğunu, davacının "... ...” şeklinde bir başvurusu olmadığını, davalı markasında kullanılan logoda "...” ibaresinin birleşik olarak ve yana yatırılmış "...” şekilde yazıldığını, markasının davacı markasından farklı olduğunu, markaların farklı sektörlerde yer aldığını, davalının çevresinde "...” olarak bilindiğini, kendi sektöründe lider olduğunu, markaların iltibasa yol açmayacağını savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davaya konu başvuru markasının 03 ve 35. sınıf mal ve hizmetler bakımından başvuruya konu edildiği, davacı şirketin itirazı kapsamında 03. sınıf malların tamamı ile 35. sınıfta yer alan hizmetlerin bir kısmının marka kapsamından çıkarıldığı, davanın konusunu 35. sınıf oluşturduğu, dava konusu marka kapsamında yer alan 35. sınıf tüm hizmetlerin davacıya ait 201/46851, 2014/46882 tescilli markalarında aynı tür emtialar olarak yer aldığı, davacıya ait 2011/103563, 2015/66946, 2020/154806, 2001/28183, 2007/57522 markalar ise dava konusu marka kapsamında yer alan mal ve hizmetler ile aynı/aynı tür benzer mal ve hizmetleri içermediği, davacı adına tescilli "..." esas ibareli markalar ile davalının "... ..." ibareli markası arasında biçim, renk, grafik unsurlar, düzenleme ve tertip tarzı olarak görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu, ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin davacının tescilli markaların bir uzantısı, yeni bir versiyonu, yeni bir serisi olarak algılanmasının ihtimal dahilinde olduğu, dosya kapsamında ki belgelerde "..." markasının giyim sektörü markası olduğu, markanın ne kadar süredir kullanıldığının, markaya ne kadar yatırım yapıldığının veya tüketiciler tarafından markanın ne kadar bilindiğinin sunulan belgeler ile tespitinin mümkün olmadığı, tanınmışlığın değerlendirilebileceği, yeterli belgenin dosya kapsamında bulunmadığı bu nedenle iddia edilen tanınmışlığın ispatlanamadığı, davacıya ait markanın tanınmış olduğu kabul edilse dahi davacı markasının kullanıldığı giyim sektörü ile dava konusu marka kapsamında yer alan hizmetlerin ilişkilendirilebilir sektörler olmadığı, dava konusu markanın davacının tanınmış markasının ayırt edicilik karakterine ve itibarına zarar vermesi ve tanınmışlığından haksız yarar sağlanması ihtimallerinin bulunmadığı, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 6/5 hükmü şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, YİDK'nın 2022-M-14662 sayılı kararın iptaline, 2021/04571 sayılı markanın tüm mal ve hizmetler bakımından hükümsüzlüğüne karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde, Kurum kararının usule ve yasalara uygun olduğunu ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Diğer davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, davalı markasında kullanılan logoda "..." ibaresinin birleşik olarak ve yana yatırılmış "..." şekilde yazıldığını, taraf markalarının bütünsel olarak benzer olmadığını, tarafların faaliyet alanlarının farklı olduğunu, dosya kapsamında alınana raporlar arasında çelişki olduğunu, yeni bir rapor alınması taleplerinin karşılanmadığını, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin aleyhlerine yükletilmemesi gerektiğini ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE : 1-Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davacı adına tescilli "...” esas ibareli markalar ile davalının '... ...” ibareli markası arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında biçim, renk, grafik unsurlar, düzenleme ve tertip tarzı olarak görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu, SMK 6/4 ve 6/5 koşullarının da somut olayda uygulama koşullarının oluşmadığı anlaşılmakla, davalı şahıs ve davalı Kurum vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer istinaf itirazlarının esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. 2-Ancak mahkemece, "Dava açılırken alınan peşin maktu karar ilam harcı yeterli olduğundan ve yeniden değerleme oranı nedeniyle ortaya çıkan güncel peşin harca denk olduğundan, denk olan harcın güncel olan harca tamamlanması mülkiyet hakkı ihlali olacağından yeniden harç alınmasına yer olmadığına" karar verilmesi doğru olmamıştır. Zira "Harçlar, özel ve tüzel kişilerin, özel çıkarlarına ilişkin olarak kamu kuruluşlarının hizmetlerinden yararlanmaları karşılığında yaptıkları ödemelerdir" (07.12.1964 gün ve 3/5 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı, RG.12.12.1964, sayı:11880, Kuru, Baki, s:5305). Bir davada alınacak harçlar ve oranları (yargı harçları), 492 sayılı Harçlar Kanununda ve bu Kanuna bağlı 1 sayılı Tarifede gösterilmiştir. Her davanın başlangıcında taraflardan, başvurma harcı ve karar ve ilam harcı olmak üzere iki tür harç alınır. 492 sayılı Harçlar Kanununun "Maktu harçlarda ödeme zamanı" başlıklı 27. maddesi uyarınca "(1) sayılı tarifede yazılı maktu harçlar ilgili bulunduğu işlemin yapılmasından önce peşin olarak ödenir. Mahiyetleri icabı işin sonunda hesap edilip alınması gerekenler, harç alacağının doğması tarihinden itibaren 15 gün içinde ödenir. Harç peşin veya süresinde ödenmemiş ise, müteakip muamelelere ancak harç ödendikten sonra devam olunur". 492 sayılı Harçlar Kanununun Mükerrer Madde 138/2 hükmü uyarınca "Her takvim yılı başından geçerli olmak üzere önceki yılda uygulanan maktu harçlar (Maktu ve nispi harçların asgari ve azami miktarlarını belirleyen hadler dahil), o yıl için tespit ve ilan olunan yeniden değerleme oranında artırılır". Başvurma harcı, dava açılırken peşin olarak ödenmesi gereken maktu bir harçtır. Dava açarken başlangıçta ödenen bu harcın, 492 sayılı Harçlar Kanununun 27/1. maddesi uyarınca, başvuru işleminin yapılmasına ilişkin bulunması, diğer bir deyişle ilgili bulunduğu işlemin, dava açarken başvuru işleminin yapılması ile tamamlanmış olması nedeniyle sonradan yeniden değerleme oranına göre arttırılamayacağı tabiidir. Karar ve ilam harcı ise nispi ve maktu karar ve ilam harcı olmak üzere iki çeşittir. Konusu belli bir değerle ilgili bulunan davalarda esas hakkında karar verilmesi halinde, hüküm altına alınan anlaşmazlık konusu değer üzerinden nispi olarak karar ve ilam harcı alınır. Nispi harçlarda ödeme zamanını düzenleyen Harçlar Kanununun 28/a maddesi uyarınca, karar ve ilam harçlarının dörtte biri peşin, geri kalanı kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde ödenir. Peşin olarak ödenecek bu dörtte bir karar ve ilam harcı, dava dilekçesinde gösterilen değer üzerinden hesaplanır. Yargılama sırasında dava değerinin daha fazla olduğu tespit edilirse eksik karar ve ilam harcı tamamlattırılır (Harçlar Kanunu m.16/4, 30). İlk derece mahkemesince mülkiyet hakkının ihlali görülen harç ise davanın başlangıcında davacıdan alınan maktu karar ve ilam harcıdır. Nispi karar ve ilam harcına tabi davalar dışındaki hallerde veya davanın reddine karar verilmesi halinde, alınması gereken karar ve ilam harcı, maktudur. Maktu harca tabi davalarda karar ve ilam harcının tamamı, dava açarken peşin olarak ödenir. Ancak başvuru harcından farklı olarak maktu karar ve ilam harcında, 492 sayılı Harçlar Kanununun 27/1. maddesi uyarınca, "ilgili bulunduğu işlem", diğer bir deyişle dış dünyada değişiklik yaratan, taraflarca infaza konulabilecek şey, mahkemece verilen "karardır". Dolayısıyla maktu karar ve ilam harcının alınma zamanı da esasen mahkemece verilen karar tarihidir. Zira maktu harcın hangi taraftan alınacağı ya da başlangıçta nispi harca tabi bir davada, sonradan davanın reddine karar verilip verilmeyeceği de ancak karar tarihi itibariyle belli olmaktadır. O halde maktu karar ve ilam harcı, 492 sayılı Harçlar Kanununun 27/1. maddesinde belirtilen "mahiyetleri icabı işin sonunda hesap edilip alınması gerekenler" türünden bir harçtır. Nitekim 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı 1 sayılı Tarifenin, maktu karar ve ilam harcını düzenleyen A/III-2. maddesinde, her bir karar türüne göre alınması gereken harç miktarı ayrı ayrı belirtilirken, her bir karar türü için maddede yer alan "kararlar" ibarelerinden, yukarıda açıklandığı üzere bir davada verilecek kararın ne olacağının, ancak karar tarihi itibariyle ortaya çıkabileceği, yine tarafların ellerinde ancak mahkemece bir karar verilmesi halinde yararlanabilecekleri, infazı mümkün bir belge bulunabileceği maddi gerçeğinden hareketle, maktu karar ve ilam harçlarının da karar tarihi itibariyle hesap edilip alınması gerektiği anlaşılmaktadır. O halde mahkemece, dava açarken başlangıçta ödenen maktu karar ve ilam harcının, sonradan yürürlüğe giren tarife ile artırılması halinde, 492 sayılı Harçlar Kanununun 27/1. maddesi ve Mükerrer Madde 138/2 hükümleri uyarınca eksik tutarın ilgilisine tamamlattırılması gerekirken, yazılı gerekçeyle hüküm kurulması doğru değildir. Kaldı ki kamu düzenine ilişkin olan karar ve ilam harcının, karar tarihine göre belirlenmesi gerektiği, aynı mahkeme tarafından aynı yönde verilen bir kararın, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 21/11/2024 tarih ve 2024/3186 Esas, 2024/8189 Karar sayılı kararı ile "yargılama harçlarının kamu alacağı niteliğinde ve re'sen dikkate alınacak hususlardan olduğu" gerekçesiyle doğru görülmeyip, düzeltilerek onanması suretiyle de tespit edilmiş olup, Dairemizin uygulaması da bu yöndedir. HMK'nın 353/1-b-2. maddesine göre, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, Dairemizce davalılar vekillerinin istinaf başvurularının kabulü ile HMK'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davalılar vekillerinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi 29/02/2024 gün ve 2022/464 Esas - 2024/60 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 2-Davanın KABULÜ ile; YİDK'nın 2022-M-14662 sayılı kararın İPTALİNE 3-2021/04571 sayılı markanın tüm mal ve hizmetler bakımından HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE, 4-Harçlar Kanunu'na göre alınması gereken 732,00-TL maktu karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 80,70-TL harcın mahsubu ile bakiye 651,30-TL'nin davalılardan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 5-Davacı kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre belirlenen 25.500,00-TL maktu vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan 6.000,00-TL bilirkişi ücreti, 193,50-TL tebligat ve posta masrafı ile istinaf aşamasında yapılan 50,00-TL tebligat masrafından oluşan toplam 6.243,50-TL yargılama giderine, 80,70-TL başvurma harcı, 80,70-TL peşin harç tutarı eklenerek oluşan toplam 6.404,90-TL'nin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 7-Davalılar tarafından ilk derece ve istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin uhdelerinde bırakılmasına, 8-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen davacıya iadesine (HMK m.333), 9-Davalılar tarafından peşin olarak ayrı ayrı yatırılan 427,60-TL maktu istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davalılara ayrı ayrı iadesine, 10-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile 09/10/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 09/10/2026
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.