İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/433 E. 2026/669 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/433
- Karar No
- 2026/669
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/433 Esas KARAR NO : 2026/669
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 25/06/2025 KARAR TARİHİ : 30/09/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TALEP: Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket tarafından davalı tüzel kişiliğe ticari emtia satışı gerçekleştirildiğini, davalı borçlunun 2.243.775,06 TL tutarındaki sekiz adet faturaya bağlanan borcunu ödememesi üzerine .... İcra Dairesi'nin 2025/... Esas sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalının ödeme emrine haksız ve kötü niyetli olarak itiraz etmesi sebebiyle takibin durduğunu, zorunlu arabuluculuk sürecinde anlaşmaya varılamadığını belirterek öncelikle dava konusu 2.243.775,06 TL alacakla sınırlı olmak üzere davalı şirketin malları ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacaklarının İİK'nun 257. maddesi gereğince ihtiyaten haczine karar verilmesini, icra takip dosyasına vaki itirazın iptali ile takibin devamına ve İİK'nun 67/2. maddesi uyarınca alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatının davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle; Davacının elinde bulunan faturalara ve müvekkili şirketle aralarında olan katedilmemiş cari hesaba dayanarak .... İcra Müdürlüğü’nün 22025/... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlattığını, müvekkili şirketin bu takibe süresinde itiraz etmesi üzerine davacının itirazın iptali davası açtığını, taraflar arasında ticari bir ilişki bulunmasına rağmen cari hesabın henüz katedilmediğini, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 97. maddesi uyarınca cari hesaba geçirilen alacak ve borç kalemlerinin ayrılmaz bir bütün oluşturduğunu, cari hesabın kesilmesinden önce taraflardan hiçbirinin alacaklı veya borçlu sayılamayacağını, bu nedenle cari hesap katedilmeden cari hesap alacağı adı altında talep ileri sürülmesinin mümkün olmadığını, taraflar arasındaki ticari ilişkide faturaların ve ödemelerin zamana yayıldığını, cari hesapta tarafların hem alacaklı hem de borçlu konumunda bulunduğunu, Türk Ticaret Kanunu'nun 94. maddesi gereğince hesap devreleri sonunda farkın belirlenmesi gerektiğini, 98. madde uyarınca cari hesap sözleşmesinin sona ermesi için belirli sürenin bitmesi veya fesih ihbarı gibi hallerin gerçekleşmesi gerektiğini, taraflar arasında süreli bir sözleşme bulunmadığını, belirsiz süreli sözleşmelerde ise kanunda düzenlenen sona erme nedenlerinden birinin gerçekleşmesi gerektiğini, bu şartlar oluşmadan cari hesap bakiyesi talep edilemeyeceğini, dolayısıyla takip işleminin usulsüz olduğunu, itirazın iptali talebinin reddinin gerektiğini, davacının haksız ve mesnetsiz taleplerinin reddedilmesini, müvekkili lehine %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, tüm yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesini talep etmiştir. DELİLLER: .... İcra Müdürlüğünün 2025/... Esas sayılı icra dosyasının UYAP kayıtları, Şişli Vergi Dairesi Müdürlüğü'nden gelen davalı şirkete ait 2024 yılı BA/BS formunu içerir müzekkere cevabı, Boğaziçi Kurumlar Vergi Dairesi Müdürlüğü'nden gelen davacı şirkete ait 2024 yılı BA/BS formunu içerir müzekkere cevabı, faturalar, ekstre, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Mahkememizce yapılan yargılama, taraf beyanları, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; Dava, .... İcra Müdürlüğünün 2025/... Esas sayılı dosyasına yapılan itirazın haklı olup olmadığı, icra inkar tazminatı koşullarının oluşup oluşmadığından ibaret itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ile olan ticari ilişki kapsamında davalıya emtia satışı gerçekleştirdiğini, ancak fatura bedelinin ödenmediğini, ödenmeyen bedelin tahsili amacıyla başlatılan icra takibi sonucunda davalı tarafından takibe itiraz edildiğini, takip konusu alacağın ödenmediğini bu sebeple borçlu davalının haksız itirazının iptaline ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı ile ticari ilişkilerinin bulunduğunu, ancak u ticari ilişkide faturalar ve ödemelerin birebir olmadığını ve zamana yayılmış olarak kesilmiş faturaların cari hesapta takip edilerek mahsuben ödemelerin yapıldığını, cari hesapta tarafların hem alacaklı hem borçlu olduğunu, cari hesap ilişkisinin devam ettiğini, sözleşmenin sona ermediğini, bu sebeple devam eden cari hesaba göre alacak talep edilmesinin mümkün olmadığını, davanın reddine karar verilerek %20 kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. Dava zorunlu arabuluculuğa tabi davalardan olup davacı tarafça dosyaya sunulan 23/05/2025 tarihli arabuluculuk son anlaşmazlık tutanağı ile davacı tarafça zorunlu arabuluculuk dava şartının yerine getirildiği ve tarafların anlaşamadığı anlaşılmıştır. .... İcra Müdürlüğünün 2025/... E. Sayılı icra dosyasının incelemesinde; davacı/alacaklı tarafından davalı/borçlu aleyhine; 2.243.775,06- TL asıl alacak olmak üzere toplam borcun ödenmesi amacıyla 02/04/2025 tarihinde icra takibi başlatıldığı, borçluya çıkartılan ödeme emrinin 13/04/2025 tarihinde tebliğ edildiği, borçlunun 15/04/2025 tarihinde icra takibine itiraz ettiği, takibin durdurulmasına karar verildiği anlaşılmıştır. Mali Müşavir Bilirkişi ... tarafından 25/12/2025 tarihinde düzenlenen bilirkişi raporuna göre; "Dava konusu; taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında davacı tarafından davalı adına düzenlenen muhtelif tarihli ve muhtelif bedelli “Elektrik Tesisat Kabloları” açıklamalı faturalar ile bu faturalardan kaynaklanan toplam 2.243.775,06 TL tutarındaki alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine davalı tarafından yapılan itirazın iptali talebinden ibaret olduğu, Davacının, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 64/3 maddesi ve Vergi Usul Kanunu'nun 182. maddesi uyarınca tutulması zorunlu olan defterlerinin, 2023 yılı itibarıyla E-Defter uygulamasına geçmiş olduğu, bu uygulamada, yalnızca Envanter Defteri'nin noter onayına tabi olduğu ve davacının 2023, 2024 yılları envanter defteri açılış onayının yasal süreler içinde yapıldığı, ayrıca davacı 2023, 2024, 2025 yıllarında E-Defter kullanıcısı olarak tuttuğu elektronik defterlerin beratlarını yasal süreler içinde Gelir İdaresi Başkanlığı sistemine başarıyla yüklenmiş ve onaylandığı, 2023, 2024, 2025 yıllarına ait beratların zamanında ve eksiksiz olarak tamamlandığı görülmekle sahibi lehine delil olma vasfı Sayın Mahkemenin takdirlerine bırakıldığı, (Davacı tarafın muhasebecisi tarafından 2025 yılına ait envanter defterinin açılış onayına ilişkin belge, inceleme sırasında tarafıma ibraz edilmemiştir.) Davacının ticari defterleri incelendiğinde, davacı tarafından davalı adına düzenlenen 22.10.2024 tarihli, ... numaralı, “Elektrik Tesisat Kabloları” açıklamalı, 41.111,52 TL tutarlı; 30.11.2024 tarihli, ... numaralı, 69.396,14 TL tutarlı; 06.12.2024 tarihli, ... numaralı, 40.004,87 TL tutarlı; 12.12.2024 tarihli, ... numaralı, 1.434.343,31 TL tutarlı; 19.12.2024 tarihli, ... numaralı, 163.552,80 TL tutarlı; 24.12.2024 tarihli, ... numaralı, 254.849,10 TL tutarlı; 24.12.2024 tarihli, ... numaralı, 270.493.24 TL tutarlı ve 14.01.2025 tarihli, ... numaralı, 56.446,56 TL tutarlı faturaların davacı muhasebe kayıtlarında işlendiği ve tüm işlemlerin 120 hesap kodu altında kayda alındığı, bu işlemler neticesinde davacının faturalardan kaynaklı takip tarihi (08.04.2025) itibariyle davalıdan 2.243.775,06 TL tutarında cari hesap bakiye alacaklı olduğu, öte yandan davacının ticari defterlerinde 320 — satıcılar hesabı incelendiğinde, davalı şirket adına bu hesap altında izlenen herhangi bir borç veya alacak kaydına rastlanmadığı, 320 no.lu hesapta davalıya ilişkin olarak cari dönemde ya da dönem sonu itibarıyla devreden borç veya alacak bakiyesi bulunmadığı, başka bir ifadeyle davalının davacıya karşı satıcı sıfatıyla borçlu ya da alacaklı konumda olmadığı, Sayın Mahkemenizin 12.09.2025 tarihli duruşma tutanağında; Davalı şirketin ticari defterleri üzerinde yerinde inceleme yetkisi verilmiştir. Verilen bu yetkiye istinaden tarafımdan davalı yan vekili Avukat Ulaş Yüksel'e mail atılarak davalı şirkete ait ticari defter, belgelerin hazırlanması gerektiği yönden bilgi verilmesi akabinde davalı taraf ilgili maile dönüş yapmamış ve rapor tarihine kadar davalı yan vekili tarafından ticari defter ve belgeleri hazırlandığına dair bilgi verilmediğinden ve talep edilen verilerin tarafıma gönderilmediğinden davalı şirkete ait ticari defter ve belgeler üzerinde inceleme yapılamadığı, dosya kapsamındaki inceleme neticesinde, davacı tarafından davalı adına düzenlenmiş olan faturaların tamamının, davacı şirketin yasal ticari defterlerine kaydedilmiş olduğu tespit edilmiş, söz konusu faturaların içerikleri incelendiğinde, tamamının " Elektrik Tesisat Kabloları” na ilişkin olduğu, görülmekle, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 21. maddesinin 2. fıkrası uyarınca, bir mal veya hizmetin teslimine ilişkin olarak düzenlenmiş faturalara, faturanın tebliğinden itibaren sekiz gün içinde yazılı olarak itiraz edilmemesi hâlinde, fatura içeriğinin kesin delil niteliği kazanacağı hükme bağlandığı, aynı şekilde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 222. Maddesi gereği, taraflar arasında usulüne uygun şekilde tutulmuş ticari defterlerin, davayı açan taraf lehine delil oluşturacağı hüküm altına alındığı, incelenen dosyada, davalı tarafa tebliğ edilen söz konusu faturaların hiçbirine, TTK m.21/2'de öngörülen yasal süre içerisinde yazılı bir itirazın yapılmadığı anlaşıldığı, bu durum, faturaların içeriği ve bedelinin davalı tarafından zımni olarak kabul edildiği şeklinde yorumlandığı, ayrıca, fatura e-fatura sistemi üzerinden davalıya gönderilmiş ve davalı tarafından fatura kabul edildiği görülmekle fatura içeriğiyle ilgili herhangi bir iade faturası, ihtarname veya ödeme yönünden bir çekince beyanı da dosyada mevcut olmadığı, sonuç olarak, davacı tarafından düzenlenen faturaların davalının bilgisi ve rızası dahilinde düzenlenmiş olduğu, bu faturalara yasal süresi içerisinde itiraz edilmemiş olması nedeniyle fatura içeriklerinin davalının bilgisi dahilinde olduğu, Neticeten; Rapor içeriğinde yapılan açıklamalar doğrultusunda, davacının incelenen ticari defter ve kayıtlarına göre, davacı tarafından davalı adına düzenlenen 22.10.2024 tarihli, ... numaralı, “Elektrik Tesisat Kabloları” açıklamalı, 41.111,52 TL tutarlı; 30.11.2024 tarihli, ... numaralı, 69.396,14 TL tutarlı; 06.12.2024 tarihli, ... numaralı, 40.004,87 TL tutarlı; 12.12.2024 tarihli, ... numaralı, 1.434.343,31 TL tutarlı; 19.12.2024 tarihli, ... numaralı, 163.552,80 TL tutarlı; 24.12.2024 tarihli, ... numaralı, 254.849,10 TL tutarlı; 24.12.2024 tarihli, ... numaralı, 270.493,24 TL tutarlı ve 14.01.2025 tarihli, ... numaralı, 56.446,56 TL tutarlı faturalardan kaynaklı davacının takip tarihi (08.04.2025) itibarıyla davalıdan 2.243.775,06 TL alacaklı olduğu," şeklinde rapor düzenlenmiştir. Davalı tarafın bilirkişi raporuna karşı itiraz dilekçesi sunması üzerine ek rapor düzenlenmek üzere mahkememizin 22/04/2026 tarihli celsesinin ara kararı ile dosyanın bilirkişiye tevdi edilmesi için ara karar kurulduğu ancak ek rapor kapsamında davalı tarafın ticari defter ve kayıtlarını bilirkişi incelemesine sunmadığı bu kapsamda ek rapor düzenlenmediği anlaşılmıştır. "...6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) hükümlerine göre: Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK 222/1). Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK 222/2). Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması ve defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur (HMK 222/4). Taraflar, kendilerinin veya karşı tarafın delil olarak dayandıkları ve ellerinde bulunan tüm belgeleri mahkemeye ibraz etmek zorundadırlar. Elektronik belgeler ise belgenin çıktısı alınarak ve talep edildiğinde incelemeye elverişli şekilde elektronik ortama kaydedilerek mahkemeye ibraz edilir (HMK 219/1). Ticari defterler gibi devamlı kullanılan belgelerin sadece ilgili kısımlarının onaylı örnekleri mahkemeye ibraz edilebilir (HMK 219/2). İbrazı istenen belgenin, ileri sürülen hususun ispatı için zorunlu ve bu isteğin kanuna uygun olduğuna mahkemece kanaat getirildiği ve karşı taraf da bu belgenin elinde olduğunu ikrar ettiği veya ileri sürülen talep üzerine sükut ettiği yahut belgenin var olduğu resmî bir kayıtla anlaşıldığı veya başka bir belgede ikrar olunduğu takdirde, mahkeme bu belgenin ibrazı için kesin bir süre verir (HMK 220/1). Belgeyi ibraz etmesine karar verilen taraf, kendisine verilen sürede belgeyi ibraz etmez ve aynı sürede, delilleriyle birlikte ibraz etmemesi hakkında kabul edilebilir bir mazeret göstermez ya da belgenin elinde bulunduğunu inkâr eder ve teklif edilen yemini kabul veya icra etmezse, mahkeme, duruma göre belgenin içeriği konusunda diğer tarafın beyanını kabul edebilir (HMK 220/3). Bu kurallar birlikte değerlendirildiğinde ticari davalarda yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasada delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delil olarak düzenlediği açıkça anlaşılmaktadır. Ticari defterler kesin delillerden ise de ancak HMK'nın 222. maddedeki koşullar çerçevesinde ispat aracı olabilir. Ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması gerekir. Bir taraf kendi defterlerine delil olarak dayanmış ise karşı tarafın ticari defterlerine dayanılmamış olsa da karşı taraf defterlerinin incelenmesi zorunludur. Çünkü tarafın ticari defterleri yasada belirtildiği üzere karşı tarafın ticari defterleri ile uyumlu olduğu takdirde lehine delil olabilecektir. Karşı taraf defterleri incelenmediği takdirde dayanan tarafın kendi defterindeki kayıtların lehe delil olması mümkün değildir. Davacının da bu durumu bilerek ticari defterlere delil olarak dayandığı ve karşı tarafın ticari defterlerinin de incelenmesini istediği kabul edilmelidir. Aksinin kabulü halinde davacının ticari defterleri tek başına delil niteliği taşımadığından dayanılan böyle bir delilin incelenmesine gerek de olmayacaktır. Karşı taraf ticari defterlerini sunar ise birlikte incelenip değerlendirildiğinden delil olup olmadığı sonucuna göre değerlendirilebilecektir. Karşı taraf ticari defterlerini sunmadığı takdirde ise bu davranışı ile kendi ticari defterlerinin davacı defterleri ile uyumlu olup olmadığının incelenmesine engel olduğundan, engel olduğu sonucun varlığını kabul etmiş sayılmalıdır. Tacir olup ticari defter tutmak zorunda olan taraf, ticari defterleri bulunmadığını ileri süremeyeceğinden verilen kesin süreye rağmen ibraz etmediği takdirde, belgenin elinde olmadığına dair yemin etmesine gerek olmaksızın HMK'nın 220/3. maddesi gereğince sunmaktan kaçındığı belgelerdeki (ticari defterlerindeki) kayıtların, karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğunu mahkeme kabul edebilir. Aksinin kabulü durumunda; karşı tarafın ticari defterlerini sunmaması halinde sunan tarafın muntazam tutulmuş ticari defterlerinin lehe delil olarak kabul edilemeyeceği şeklinde bir sonuç ortaya çıkar ki bu ticari defterleri ve karşı taraf elinde olduğu ileri sürülen belgeleri delil olarak kabul edip sunulmaması halinde sonuçlarını belirleyen HMK'daki açık düzenlemelere aykırı bir yorum olacaktır..." (Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin 2016/2310 Esas 2017/2537 Karar sayılı ilamı). Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Taraflar arasında cari hesaba ve faturaya dayalı olarak ticari ilişki bulunduğu, davacı tarafından davalıya taraflar arasındaki ticari ilişki neticesinde faturaların düzenlendiği, faturaların davalıya tebliğ edildiği, faturalara itiraz olmadığı, davalı adına düzenlenen faturaların ödenmemesi üzerine icra takibi başlatıldığı ve davalı tarafça süresi içerisinde icra takibine itirazda bulunduğu, davacının ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, faturaların ve alacağın davacının ticari defterlerinde kayıtlı bulunduğu, davalı yan ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu ve davaya konu faturaların davalı tarafın ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, her ne kadar bilirkişi raporunda bu husus incelenmemiş ise de mahkememizce resen yapılan tespitlerde her iki firma Ba/Bs beyannamelerinin birbiri ile uyumlu olduğu, davacı tarafından davalı adına düzenlenen takibe konu faturaların E-Fatura şeklinde usulüne uygun olarak düzenlendiği, faturaların "Elektrik Tesisat Kabloları" na ilişkin olduğu, yapılan incelemeler neticesinde, davacının ticari defterlerinde yer alan faturaların tamamının, taraflar arasında mevcut ticari ilişkiye dayanarak düzenlendiği ve bu faturaların satılan ürünler karşılığında oluşturulduğu, ayrıca, faturaların tamamının davalıya teslim edildiğinin görüldüğü, davalının takipten önce yasal süre içerisinde somut bir itirazı veya düzenlenen bir iade faturası görülmediği, tüm bu hususlar bir arada değerlendirildiğinde, davacı tarafından düzenlenen faturaların tamamının davalı tarafın bilgisi ve kabulü dahilinde olduğu, sonuç olarak davacının ve davalının incelenen ticari defter ve kayıtlarına göre davalı adına düzenlenen faturalardan kaynaklı davacının takip tarihi itibarıyla 2.243.775,06-TL cari hesap bakiye alacaklı olduğunun tespit edildiği anlaşılmakla bilirkişi raporu dosya kapsamına uygun hüküm kurmaya ve denetime elverişli olmakla mahkememizce hükme esas alınmıştır. Bu haliyle davacı taraf takip konusu faturalardan dolayı toplam 2.243.775,06-TL davalı şirketten alacaklı olduğunu ispat ettiği anlaşılmakla davanın kabulü davacı tarafın başlattığı .... İcra Müdürlüğü'nün 2025/... Esas sayılı icra dosyasında borçlu davalı tarafından yapılan itirazın iptaline, takibin aynı şartlarla devamına, asıl alacak likit olduğundan hükmolunan asıl alacağın %20'si (448.755,01-TL) oranında icra inkar tazminatının borçlu davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine karar verilmiştir. KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-)Davacı tarafça açılan DAVANIN KABULÜ ile; a) Davacı tarafın başlattığı .... İcra Müdürlüğü'nün 2025/... Esas sayılı icra dosyasında borçlu davalı tarafından 2.243.775,06 TL asıl alacağa yönelik yapılan İTİRAZIN İPTALİNE, takibin belirtilen bedeller üzerinden aynı şartlarla devamına, b) Hükmolunan asıl alacağın %20'si (448.755,01 TL) oranında icra inkar tazminatının borçlu davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine, 2-)Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesi gereğince dava değeri üzerinden alınması gereken toplam 153.272,27-TL harçtan daha önceden ödenen toplam 27.099,19-TL harç düşüldükten sonra eksik kalan 126.173,08-TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-)Tarafların zorunlu arabuluculuk sürecinde anlaşamamaları nedeniyle 6325 Sayılı Kanunun 18/A-13 maddesi uyarınca zorunlu arabuluculuk gideri olan 4.600,00-TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 4-)Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T göre hesaplanan 332.128,51-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-)Davacı tarafından yapılan; 615,40-TL Başvuru Harcı, 27.099,19-TL Peşin/nisbi Harcı, 6.000,00-TL Bilirkişi ücreti, 135,00-TL Tebligat, Posta ve diğer masraflar, olmak üzere toplam 33.849,59-TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-)Kullanılmayan gider avansının bulunması halinde kararın kesinleşmesinden sonra HMK’nın 333. maddesi uyarınca resen yatırana iadesine, Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize verilecek bir dilekçe ile İSTİNAF yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 30/09/2026
Katip ... ¸e-imzalıdır
Hakim ... ¸e-imzalıdır