Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/101 E. 2026/2775 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/101
Karar No
2026/2775
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

3. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO:2026/101

KARAR NO:2026/2775

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

K A R A R

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ:(KAPATILAN)BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ:20/10/2025

NUMARASI:2024/515 E - 2025/934 K

DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali

KARAR TARİHİ:13/10/2026

Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak, ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi sebebiyle,dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin ... markası altında araç onarım hizmeti verdiğini, davalı şirket ile devam eden ticari ilişki kapsamında da müvekkili şirket tarafından davalı şirketin hasara uğrayan araçlarına 2016 yılından bu yana onarım hizmeti verildiğini, müvekkilinin sözleşme kapsamında üzerine düşen tüm sorumluluğu yerine getirdiğini, hizmet verdiğini, verilen hizmetlere ilişkin fatura tanzim ettiğini, davalı şirket tarafından ise çeşitli tarihlerde "hasar muadil araç bedeli" "hasar yansıtma bedeli" açıklamaları ile iade faturaları tanzim edildiğini, müvekkilinin ise dayanaksız ve neye istinaden tanzim edildiği anlaşılamayan faturalar iade edildiğini, müvekkili tarafından keşide edilen faturalardan kaynaklanan cari borç borç bakiyesinin tahsiline istinaden Bakırköy 10. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyası üzerinden takip başlatıldığını, borçluya ödeme emrinin tebliğ edildiğini, borçlu/davalı tarafından taraflar arasındaki ticari ilişkiye, borcun tamamına, husumete, imzaya, işlemiş ve işleyecek faize, yetkiye, faiz oranına ve borcun ferilerine itiraz edildiğini, haksız itiraz nedeniyle takibin durduğunu, davalının takibe itirazı sonrasında her ne kadar takip tarihinde cari borç tutarı 64.824,56-TL olsa da takip tarihinden sonra davalı şirket tarafından 3.652,50-TL cari hesaba mahsuben açıklaması ile bir kısım ödeme yapılmış olması sebebi ile ilgili tutar takibe konu tutardan düşülmüş olup, yapılan ödemeye ilişkin haricen tahsilat bildirimi yapıldığını, cari borç bakiyesi dava tarihi itibari ile 61.172,06-TL olduğunu beyanla, itirazın iptalini, yapılan itiraz kötü niyetli olduğundan %20’den az olmamak şartıyla icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde ;davacı tarafın taleplerini kesinlikle kabul anlamına gelmemek kaydı ile müvekkili şirketin dava dilekçesinde ve ödeme emrinde belirtildiği şekilde borcu bulunmadığını, takibe konu alacağın içeriğinden/dayanağından dolayı müvekkilinin takip talebinde alacaklı olarak gözüken davacı tarafa hiçbir borcu mevcut olmadığını, davanın usulden reddini, davanın zamanaşımı yönünden reddini, müvekkili şirketin herhangi bir borcunun bulunmaması sebebiyle davanın esastan reddini, davacı taraf aleyhine haksız icra takibi nedeniyle takip alacağının %20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir.

İstinaf Konusu Mahkeme Kararı;Mahkemece yapılan yargılama sonunda ; 1-DAVANIN KABULÜNE, Davalının Bakırköy 10. İcra Müdürlüğünün ... sayılı takip dosyasında yapmış olduğu itirazının 61.172,06 TL asıl alacak yönünden iptaline, takip tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte TAKİBİN DEVAMINA,Toplam alacağın % 20'si üzerinden hesap edilen 12.234,41 TL icra inkâr tazminatının davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, şeklinde hüküm kurulmuştur.

İstinaf Başvurusu;Davalı vekilince verilen istinaf dilekçesinde;" Bilirkişi raporunun hükme esas alınması hatalıdır.İlk derece mahkemesince atanan SMMM bilirkişi ... tarafından düzenlenen rapor, HMK m.266 ve 267'de belirtilen esaslar çerçevesinde yeterli incelemeyi içermemektedir:

a) Ticari Defterlerin Yeterince İncelenmemesi: HMK m.222/2 kapsamında tarafların ticari defterlerinin titizlikle incelenmesi gerekirken, bilirkişi bu incelemeyi gerektiği şekilde yapmamış, davacının sunduğu fatura ve belgeler ile davalının ticari defterlerindeki kayıtlar arasındaki tutarsızlıklar detaylı olarak karşılaştırılmamıştır.

b) İade Faturaları ve Dayanak Belgelerin Analiz Edilmemesi:Uyuşmazlığın temelini oluşturan iade faturalarının ve bunların dayanak belgelerinin sistematik bir şekilde analizi yapılmamış, faturaların gerçek ticari işlemleri yansıtıp yansıtmadığı araştırılmamıştır.

c) 15.779,22 TL Farkın Açıklanmaması:Bilirkişi raporunda davacının iddia ettiği 64.824,56 TL alacak ile davalının ticari defterlerindeki kayıtlar arasında 15.779,22 TL fark tespit edilmiş ancak bu farkın nedeni yeterince açıklanmamıştır.

d) Müvekkil Şirketin Beyanları tarafından sunulan dayanak belgelerin değerlendirilmemesi:Müvekkil şirketin savunmasının esasını oluşturan, araç kiralama sektöründeki yaygın uygulama olan 3 günlük onarım süresi ve bu sürenin aşılması halinde muadil araç bedeli tahsilatı uygulamasına ilişkin deliller ve sektör teamülleri raporda hiç değerlendirilmemiştir.Müvekkil şirket vekilinin 26.09.2024 tarihli bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde belirtilen tüm bu hususlar, ilk derece mahkemesince dikkate alınmamış, ek rapor talep edilmemiş veya bilirkişiden açıklama istenmemiştir.Taraflar arasındaki ticari teamülün dikkate alınmamıştır;

a) Müvekkil şirket, araç kiralama sektörünün yaygın uygulaması olarak, servis hizmeti aldığı tüm firmalardan 3 günlük onarım süresi taahhüdü almaktadır. Bu sürenin aşılması halinde, müvekkil şirketin müşterilerine ikame araç tahsis etme zorunluluğu doğmakta ve bu da kazanç kaybına yol açmaktadır.

b) İlk derece mahkemesi, bu ticari teamülü ve sektör uygulamasını dikkate almamış, davacı şirketin taahhüt ettiği sürelerde hizmeti yerine getirip getirmediğini araştırmamıştır.

c) TTK m.18/2 gereğince ticari örf ve adet, ticari işlerde yorumda ve tamamlamada göz önünde tutulmalıdır. Mahkemenin bu hususu değerlendirmemesi hukuka aykırıdır. Likit alacak koşulunun bulunmaması - icra inkar tazminatı şartlarının oluşmamıştır. İİK m.67/2 gereğince icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için alacağın likit ve muayyen olması şarttır. Bir alacağın likit sayılabilmesi için borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Somut olayda, müvekkil şirketin ne kadar borçlu olduğu kesin değildir:Davacı ve davalı kayıtları arasında 15.779,22 TL fark bulunmaktadır İade faturaları kabul edilmemiştir Taraflar arasındaki ticari ilişkinin şartları tartışmalıdır Hizmetin zamanında ve gereği gibi ifa edilip edilmediği yargılamayı gerektirmektedir.Somut olayda, alacak likit değildir.Müvekkil şirket, davacının faturalarını ticari teamül gereği iade etmiş ve borcun olmadığını bildirmiştir.Bu durumda, itiraz haksız değildir ve icra inkar tazminatı şartları oluşmamıştır."şeklindeki istinaf sebepleri ile kararın usul ve hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek,kaldırılması istenmiştir.HMK.nun 355. maddesi uyarınca, kamu düzeni yönünden ve ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda;Dava,itirazın iptali talebine ilişkindir.Davanın dayanağı olan sayılı takip dosyasında, alacağın tahsili için ilamsız takip yapılmış, davalı-borçlunun itirazı üzerine ilamsız takip durmuştur.Dava ve cevap dilekçesinde ,deliller olarak, her iki taraf da taraflar arasındaki cari hesap dökümü, fatura ve dekontlara, davacı tarafça müvekkili şirket defter ve kayıtlarına, davalı tarafça tarafların ticari defter ve kayıtlarına delil olarak dayandıkları görülmektedir.Mahkemece yargılamada, tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde inceleme yaptırmak suretiyle ,alınan SMMM bilirkişi raporunda özetle; ''Dosya, davacı ve davalının sunulan kayıtları, icra dosyası ve dosya mevcudu incelemeleri neticesinde; davacı sunulan kayıtları uyarınca 64.824,56 TL davalıdan alacaklı olduğu, davalının sunulan kayıtları uyarınca 49.045,34 TL davacının alacaklı kaldığı, davacının vermiş olduğu hizmetler sebebiyle 64.824,56 TL davalıdan alacaklı kaldığı belirlenmiş olup, mahkemece davalının kayıtlarında mevcut alacak hususunda kanaat oluşması halinde 49.045,34 TL tutarda davacının alacaklı olduğu sonucuna varılacağı, 26.01.2024 tarihinde 3.652,50 TL davalı tarafından davacıya yapılan havale ödemesinin taraf kayıtlarında mevcut olduğu, dava tarihi itibariyle borcun 61.172,06 TL kaldığı, davacının da 61.172,06 TL tutarı iş bu itirazın iptali talebine konu yaptığı'' hususu belirtilmiştir.HMK'nın 220. maddesine göre ispatla yükümlü olan taraf hem tarafların ticari defterlerine hem de diğer delillere dayanabilir. Ticari defterlerin delil olması:Tacirler ticari bir uyuşmazlıkta gerek kendi defterlerine gerekse karşı tarafın ticari defterlerine delil olarak dayanabilirler. Ticari defterlerin ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için kanuna uygun olarak tutulmuş açılış ve kapanış tasdiklerinin yapılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır.Ticari defterlerin sahibi lehine delil olması:Ticari defterlerin ticari davalara delil olabilmesi için defter sahibinin defterlerin açılış ve kapanış tasdiklerinin zamanında yaptırmış olması ve defterleri usulüne uygun tutulmuş olması defter kayıtlarının birbirini doğrulaması, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutmuş bir başka deyişle usulüne uygun olarak tutulmuş defter kayıtlarına aykırı olmaması veya hiçbir kayıt içermemesi gerekir. Karşı taraf defterlerini usulüne uygun tutmuş olmasına rağmen ve her iki tarafın ticari defterleri birbirine aykırı kayıtlar içerdiği taktirde ispatla yükümlü olan taraf iddiasını başka delillerle ispat etmek zorunda kalacaktır. Ticari defterlerin sahibi aleyhine delil olması:TTK'nın 222/4. maddesi gereğince açılış ve kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları sahibi aleyhine delil olur. Ticari defterleri aleyhine delil olarak kullanan taraf defterlerindeki kayıtların aksini iddia ve ispat edebilir. Ancak karşı tarafın kendi aleyhine delil olan ticari defterlerindeki kayıtların aksini sadece kesin delillerle ispatı gerekmektedir. Yine bir tarafın ticari defterlerinin tamamı kanuna ve usulüne uygun tutulmakla birlikte içerdikleri kayıtlar yönünden karşı tarafın iddialarını doğrulaması halinde bu kayıtlarda sahibi aleyhine delil teşkil eder. Örneğin, satım sözleşmesinde satıma konu faturanın alıcı defterlerinde kayıtlı olması faturaya konu emtianın ve faturanın alıcıya teslim edildiği iddiası bakımından defter sahibi aleyhine teşkil eder. Bunun aksini defter sahibinin başkaca kesin delillerle ispatı gerekir.Bilirkişi tarafından tarafların ticari defterlerinin usulüne uygun olarak tasdiklerinin yaptırıldığı,sahipleri lehine delil olma niteliklerini taşıdıkları,davacı tarafından davalya ilişkin ... hesabının sunmuş olup, 2022 yılı öncesinde de ticari ilişkin mevcut olduğu,2022 öncesi döneme ait ticari ilişkiden devreden borç alacak bakiyesi olmadığı,2022 ve 2023 yıllarındaki ticari ilişkiden kaynaklı davacının işe ilişkin tanzim ettiği faturalarının ve iade faturaları toplamı 425.800,68 TL ‘nin davalı hesabına davalı borcu olarak kayıtlanması ile davalının faturaları ve ödemeleri toplamı 360.976,12 TL ‘nin davalı hesabına davalı alacağı olarak kayıtlanması neticesinde 15.11.2023 takip tarilinde 64.824,56 TL davali borcu mevcut olduğu, takipten sonra davalının 3.652,50 TL havale ödemesinin davalı hesabına davalı alacağı olarak kayıtlanması neticesinde 61.172,06 TL davalı borcu kaldığı tesbit edilmiş olup,bilirkişi tarafından taarfların ticari defterlerin arasındaki farkın raporda açıklandığı,böylece davacının yapılan iş ve miktarını isbatladığı,bilirkişi tarafından yöntemince inceleme ve tesbit yapıldığı ,raporun hükme esas alınmasında isabetsizlik bulunmadığı ,alacağın faturalara dayalı ve davalı taarfça hesaplanabilir olması sebebiyle likit bulunduğu,mahkemece itirazın iptali ve icra inkar tazminatına hükmedilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı,davalı istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır.Böylece ,mahkemece verilen kararda maddi vakıa ve hukuki denetim yönlerinden usul ve hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla,davalı tarafın istinaf talebinin HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine karar verilmesi gerekmiştir.

K A R A R:Yukarıda açıklanan nedenlerle;Davalının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine,Alınması gereken 4.178,66 TL karar ve ilam harcından, peşin alınan 1.044,67 TL harcın mahsubu ile bakiye 3.133,99 TL'nin davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, (Harç tahsil müzekkeresinin temyiz edilen dosyalarda Dairemizce, temyiz edilmeden kesinleşen dosyalarda İlk Derece Mahkemesince ilgili Vergi Dairesine yazılmasına,)İstinaf masrafının istinaf eden üzerinde bırakılmasına,İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa karar kesin olmakla istinaf edene ilk derece mahkemesince iadesine,Dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 13/10/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/101, K. 2026/2775, T. 13.10.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-101-e-2026-2775-k-68e3e32e6a6c